Issuu on Google+

www.womendergisi.com

Nefes almak iyidir. ISSN 2147-530X

MAYIS

2013

SAYI : 6

DERGiSi ● Röportaj: Banu Gökçül ● Kalça ve Basenlere Veda Edelim ● Ajanda ● Origami Nedir?

● Festival Zamanı

TV'de Neler Oluyor?

● Bu Erkekler Kadınları Soğutuyor ● Gökçen Eke Çizgisinde Röportaj ● Erkekler İçin Bakımlı Olmanın 10 Yolu ● Limon Önemli, Çünkü...

İMTİYAZ SAHİBİ-GENEL YAYIN YÖNETMENİ Yeşim Özbirinci yesimozbirinci@womendergisi.com SORUMLU YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ Ceren Akkol cerenakkol@womendergisi.com EDİTÖR Aslı Bal Yavrular aslibalyavrular@womendergisi.com SOSYAL MEDYA SORUMLUSU Gözde Yılmaz gozde@womendergisi.com Gonca Kaya goncakaya@womendergisi.com MARKA VE İLETİŞİM DANIŞMANI Buket Şengül buketsengul@womendergisi.com GRAFİK-TASARIM Hami Tüfekçi Ceren Akkol Yeşim Özbirinci Ozan Kayra YÖNETİM KURULU Yeşim Özbirinci Ceren Akkol Aslı Bal Yavrular Gizem Uysal Buket Şengül Yami Yağmur Malkoç Gülcan Çengel Ozan Kayra Hami Tüfekçi MODA EDİTÖRLERİ Gizem Uysal Yami Yağmur Malkoç FOTOĞRAF EDİTÖRÜ Özlem Subaşı ozlemsubasi@womendergisi.com Nazlı Erden İÇERİK EDİTÖRÜ Rahime Taydaş rahimetaydas@womendergisi.com İlhan Urgancı ilhanurganci@womendergisi.com YAŞAM KOÇU Gülcan Çengel

2

ÇEVİRMEN Buket Ketbağa MAKYÖZ Nüvit Tiryaki YAZARLAR Alp Bolat Başak Beyazkaya Berna Tuğçe Çil Buket Ketbağa Burcu Mercan Ceylan Eren Doruk Akkaya Eda Nakıboğlu Engin Ergin Gamze Karataş Gonca Çakıcı Gonca Kaya Güven Turan Hayat Cafe İ. Sertaç Yılmaz Melike Serdar Merve Aydın Ömer A. Dalak Pati Butik Pınar Aytuna Seda Adabük Serkan Selçuk Tuğba Tunçkaya Yunus Köse Zeymuran Cafe KONUK YAZARLAR Gökçen Gökyer Serdar Egemen Nadasbaş DESTEK VERENLER Riccon İlhan Doğan Dr. Cem Keçe WoMEN DERGİSİ İLETİŞİM iletisim@womendergisi.com www.womendergisi.com REKLAM İÇİN reklam@womendergisi.com WoMEN DERGİSİ'nde yayınlanan tüm yazıların hakları WoMEN DERGİSİ'ne aittir. Yayınlanan ilanların sorumluluğu ise ilan sahiplerine aittir. WoMEN Dergisi yayınlanan ürünlerde yapılan fiyat değişikliklerinden sorumlu değildir. YAYIN TÜRÜ : Süreli / Aylık Yayın Tarihi : 2 Mayıs 2013 ISSN : 2147-530X

EDITÖRÜN SEÇIMI

EDİTÖRDEN

MAYIS

2013

Merhaba,

► Yeni doğmuş bir hayvanı sahiplenin. Tabii bakabileceğinize eminseniz. Birçok şeye bakışınızın değişeceğine garanti verebilirim. ► Bu yaz konserleri iyi takip etmek lazım: Depeche Mode, Prodigy! ► Kendime not: Bilmem kaç bardağı geçtim! Su iç!

Etraf ne kadar cıvıl cıvıl değil mi? Sokakta yürürken insanın içi açılıyor; her ne kadar onca suratsız görsek de! İnsanlar dışarıda daha güleryüzlü olsalar günleri bir nebze olsun daha huzurlu geçecektir. Negatif enerji bombası gibi kişileri gördüm mü daha çok geriliyorum. Herkes için de öyledir. Artık dünya öyle bir noktaya gelmiş ki, yabancı olan herkesi birer düşman ve kötü niyetli biri olarak düşünüyoruz. Güvenmemek kimi zaman doğru bir hareket olabilir, ama bu şekilde değil. Herkes bir şansı hak eder. Sadece uyanık ve akıllı olmak gerekir. Bence yarın yolda çalışan işçilere “Kolay Gelsin!” deyin. Yaşlılara ve çocuklara gülümseyin. Hatta gözünüze kestirdiğiniz hoş kadınlar ve erkeklere bakış atmaktan da utanmayın. Sosyal medyada değil gerçek dünyada birileriyle tanışın. En önemlisi güler yüzlü olmaktan korkmayın. Hatta bununla ilgili “Günaydın İstanbul Kardeş” diye bir film izlemiştim birkaç sene önce ve kesinlikle tavsiye ederim. Havaların ve insanların tadını çıkarmayı unutmayın. Bol bol eğlenin! Gezin, tozun... Dünyaya bir kere geliyoruz. Yaşadığımız çevreyi gene bizler daha güzel yapabiliriz. Bir gülücük çok şey değiştirebilir!

İLETİŞİM

iletisim@womendergisi.com www.womendergisi.com

Unutmadan! “Eğlence” temalı bu sayımızın tadını çıkartın. Yine çok güzel bir sayıyla karşınızdayız. Ekibimize yeni arkadaşlar katıldı ve önümüzdeki sayıdan itibaren otomobil kategorisini de meraklıları için ekliyoruz. Ayrıca Dr. Cem Keçe de yazılarını bizlerle paylaşacak. Dostlukla... Yeşim Özbirinci yesimozbirinci@womendergisi.com

3

116

86

88 98 içindekiler Kapak Fotoğrafı: BENETTON 6 7 8

WoMEN Network WoMEN Ekibine Sorduk "Issız bir adaya düşseniz yanınıza alacağınız 3 şey ne olurdu?" Alışveriş Listesi "Anneler Günü"

MODA 10 16 17 34 38

Gece Yarısı Stilleri Modayı Bana Sor Bloggerlar ile Sokak Modası Geçmişten Günümüze Moda Üstadları "Yıldırım Mayruk" Festival Zamanı

AŞK&İLİŞKİ

40 Kırmızı Ruj mu, Stiletto mu? 44 Dr. Cem Keçe "Bu Erkekler Kadınları Soğutuyor!"

GÜZELLİK&BAKIM 24 28 31

Konser ve Festivaller İçin Saç Önerileri İlkbahar Makyaj Trendleri Ayın Ürünü Missha Signature Real Complete B.B Cream

TEKNOLOJİ 52

Çılgın Cihazlar

4

BLOG DÜNYASINDAN 58 60

Sunipeyk Shimmer of Pink

KONUK YAZAR 48 50

Gökçen Gökyer - Fischmarkt/Hamburg Serdar E. Nadasbaş - Ayağınıza Sağlık

SAĞLIK 78 79 80

Küçük Ama Etkili Bir Sebze: Domates Limon Önemli, Çünkü... Besinlerdeki Gizli Sağlık : Lif

MUTFAK 72 75 76

Üç Peynirli Poğaça Püf Noktası: "Kek Yapımı" Zencefilli Çikolatalı Kurabiye

HOBİ 66

KendinYap: Bileklerimizde Bahar Neşesi

WoMEN YAZAR 64

Köşe Yazarı "Ucube Düşünceler Dükkanı"

WoMEN ERKEK 18 20 32

Desenleri Kullanmaktan Korkmayın Erkekler İçin Bakımlı Olmanın 10 Yolu Metalin Büyüsü

120

78 76

28 SPOR 82

Kalça ve Basenlere Veda Edelim

MÜZİK

116 Fransız Robotlardan Yeni Albüm 118 Mayıs Şarkıları

TELEVİZYON-SİNEMA

102 Bağımlıyız Dede 106 TV'de Bahar : Neler Oldu, Neler Olacak?

WoMEN AJANDA 110 Vizyondaki Filmler 112 Kitap 114 Sergiler

10

ASTROLOJİ

119 Boğa Burcu 120 WoMEN Burç Yorumları

RÖPORTAJ 54 68 86 98

Tuğçe Ciner - Barış Ciner (sahiplen.com) Rüya Aydınoğlu ile Origami Gökçen Eke Banu Gökçül

92 96

Gülcan Çengel ile Kahve Molası Duygu ve Düşünce İletimi İlhan Doğan ile Riccon Tekniği Sözlükte İletişim Ne Demektir?

44

20

Network Facebok: facebook.com/WoMenDergisi Twitter: twitter.com/WoMenDergisi Instagram: instagram.com/womendergisi

www.womendergisi.com

INSTAGRAM

womendergisi.com teknoloji Teknolojinin en son örneklerinden haberdar olmak ister misiniz? womendergisi.com

güzellik

@womendergisi #womendergisi

Twitter

Onur duyduk...

@WoMenDergisi Trakya Oda Orkestrası Şefi Alper Çam ile röportaj @_alpercam @_alpercam @WoMenDergisi Trakya Oda Orkestrası ve klasik müziğe gösterdiğiniz ilgi için yeniden teşekkür ederim..

6

Güzelliğiniz ve bakımınız için gerekli olan bilgiler womendergisi.com adresinde.

mutfak Misafir mi bekliyorsunuz? Denenmiş ve lezzetli tariflere mi ihtiyacınız var? womendergisi.com adresinde bekliyoruz sizi.

WoMEN Ekibine Sorduk:

Issız bir adaya

düşseniz yanınıza alacağınız üç şey ne olurdu?

Gülcan Çengel: Sanırım kitap, mp3+pil, ajanda kalem alırım. Gözde Yılmaz: Gemi, akıllı telefon, sevgili. Yami Yağmur Malkoç: Olta, uyku tulumu ve çakmak (kesici bi alette bonus olsun yahuuu...) Yunus Köse: İki tükenmez kalem, bir tane defter ama afilli bi defter olsun belki şiiiiiir yazarım. Ceylan Eren: Mızıka, bıçak, zar. Gonca Kaya: Bakım ve ecza çantası, binlerce şarkının olduğu bir müzik çalar, Gözde ile aynı fikirde olarak "sevgili" diyorum. Aslı Yavrular: Helikopter, yakışıklı bi pilot ve harita Ceren Akkol: Güneş gözlüğüm kesinlikle olmalı, çakmak taşı ve bir de kaliteli bir çakı isterim. Ömer Alper Dalak: Pala, çakmak, olta. Gonca Çakıcı: Erkek arkadaş, ateş, olta . Engin Ergin: Kalem, kağıt, müzikçalar. Gizem Uysal: Ben yanıma hicbirşey almam. Issız adaya düşmüşüm keyfini çıkarırım. Pınar Aytuna: Kalem, kağıt, en sevdiğim kitap.

7

Tefal, Freemove Kablosuz Ütü 327,92 TL

ALIŞVERİŞ LİSTESİ

Anneciğime...

M

ayıs ayının ikinci Pazar günü Anneler Günü. Her türlü kahrımızı çeken analarımızın değerini bir güne sıkıştırmamamız gerekse de annemizi sevindirmeyi o gün unutmayalım. Bu özel günde annenizi sevindirmek için aslında birçok yöntem var. En basiti bir “Seni seviyorum anneciğim!” cümlesi bile ona dünyaları vermenize yetecektir. Sabah annenizden erken kalkıp güzel bir kahvaltı da hazırlayabilirsiniz. İkinizin birlikte çekilmiş bir fotoğrafını çerçeveletip hediye de edebilirsiniz. Maneviyatı yüksek olan bu tarz şeyler her zaman çok daha anlamlıdır. Yine de güzel bir hediye almak istiyorum diyorsanız; ihtiyacı olan ya da hoşuna gidebileceği bir şeyler bakabilirsiniz. O zaman güzel anneler için birkaç hediye önerimize bakmadan geçmeyin.

Gucci Parfüm Guilty Intense EDP 50 ml Bayan Parfüm 176,00 TL

LCW Çanta 19,90 TL

8

Arzum Meyvix, Paslanmaz Çelikten Katı Meyve Sıkacağı 205,00 TL

Zoopa Sandalet 129,99 TL

Nescafe, Mycafe Kahve Makinesi 249,00 TL

Love Without a Cause by Ahu Ateşel Blue Dream Kolye 115,00 TL

Mutlu Mutfak Önlükleri Tasarım, Mutfak Önlüğü 79,90 TL

Çiçek, Çiçek Vitrini 49,00 TL

Takkunya, Muğla Girls Kahve Fincanı Seti 44,90 TL

9

MODA & STİL GİZEM UYSAL ELBİSE: Diane von Furstenberg

B

ahar geldi çattı. Biz kışlıklarımızı kenara kaldırmışken, hala tam bahara alışamamış havadan daha çok hazırız. Havalar ısındığında akla ilk gelen şeylerden biri de eğlence! Eğlence hayatının fazlasıyla hareketli geçtiği ilkbahar ve yaz mevsimlerinin kapı aralığındayız. Geldi gelecek. Düğünler, nişanlar, defileler, mezuniyet törenleri derken ne giyeceğimize karar verdik mi? Hazır mıyız bu hareketli gece hayatlarına? Gelin sizi biz hazırlayalım.

GECE YARISI

STİLLERİ 10

CEKET: BOSS Black

Gece hayatı, kadın için az zaman ve çok uğraştan ibarettir. Ancak hazırladığımız stil önerileri ve kombinler sayesinde, bu zamanı kısaltarak, çok uğraşmadan hazırlanabilirsiniz.

Elbise: Brown Fashion Ayakkabı: Jimmy Choo Çanta: New Look Küpeler: Brown Fashion

Elbise: Elise Ryan Ayakkabı: KG Kurt Geiger Çanta: New Look Kolye: Guess

Elbise: Stella McCartney Ayakkabı: Heels Çanta: AILA Küpeler: Wink NYC

S

ezonun trendi çiçek desenleri, sorbe pembesi ve mavinin tonları, mezuniyet geceleri ve davetler için kullanılabilecek detaylar. Baharı müjdeleyen çiçek desenini elbiselerinizde tercih edebilir, aynı tonlardaki stiletto ve clutch ile kombinleyebilirsiniz. Tek renk tercih edenler, sorbe pembesinin her tonunu bulabilecekleri şık bir elbise seçebilir ve şeffaf detayları, en masum görünümü ile clutch’larınızda kullanıp kombininizi tamamlayabilirsiniz. Son olarak mavi rengin hit olduğu yeni sezonda, sade ama iddialı bir renk ile aynı tonlardaki tamamlayıcılarınız sizi sezonun ilk gecesine hazır hale getirecek.

11

“ Ben parti kızıyım “ diyorsanız, hem minimal hem de cesur bir tarz için, şeffaf detayların masumiyeti tam size göre. Yeni sezonda en önde olan şeffaf detaylar kıyafetlerimizden çok ayakkabı ve çantalarda da boy gösteriyor. Rengi ne olursa olsun şeffaf veya yarı saydam parçalarla katıldığınız parti ve organizasyonlarda dikkat çekeceksiniz. Haydi! Biraz cesaret!

Bluz: Cristiano Burani Pantolon: Ksubi Ayakkabı: Farfetch Küpeler: Claire’s Çanta: Rare London

12

Elbise: Matthew Williamson Clutch: Bellebas Küpeler: Aldo Ayakkabı: BCBGMAXAZRIA

Elbise: Lipsy Çanta: Miss Selfridge Ayakkabı: Nicholas Kirkwood Küpeler: Style Tryst

Elbise: Sass & Bide Ayakkabı: KG Kurt Geiger Küpeler: Amrita Singh

Bluz: Marni Etek: Marni Ayakkabı: L.A.M.B Bilezikler: Super Jeweler

Elbise: Kate Spade Ayakkabı: Miss Selfridge Küpeler: Question-Air

Elbise: Marc by Marc Jacobs, Ayakkabı: Zara Bilezikler: Charm and Chain

Bluz: Lashes of London Etek: Burberry Ayakkabı: Christian Louboutin Bilezik: Alexis Bittar

F

arklılık arıyorsanız optik ve monokrom detayları kullanın. Bu farklılık arayışını optik detaylarda renkli parçalardan yana kullanmanızı öneririz. Eğer 60’lı yılları günümüze taşımaksa tercihiniz kesinlikle siyah-beyaz bütünlüğü size göre. Çok daha renkli, daha hareketli bir stiliniz var ise, desenleri kontrast renkler ile kullanmayı deneyin. Kontrast renkler herzaman hareketlilik sağlar. Tabii bu renklere optik detaylar eklendiğinde bir tür iluzyon yaratmış olacaksınız. Son olarak eğlence ve parti organizasyonlarının vazgeçilmez stili haline gelen metalik detayları kullanın. Evet biliyoruz, cesaret gerektiren bir stil. Ancak ışığı bütünüyle yansıtan parlak yüzeyler ile göz kamaştıracaksınız.

13

A

rtık kadınlar kadar beyler de ‘gece hayatı’ denildiğinde stiline önem veriyor. Yeni sezona henüz girmişken, trendler, kullanılan renk ve stiller, erkek modası için de kadın modası için de hemen hemen aynı. Erkekler biraz daha minimal iken, kadınlar daha fazla feminen. Beylere, ufak tüyolarla gece hayatı stili yaratıp, kendilerini yeni sezona hazırlamalarını sağlayacağız.

Ceket: ETRO Pantolon: ETRO Gömlek: ETRO Ayakkabı: ETRO

Ceket: ETRO Pantolon: ETRO Gömlek: ETRO Ayakkabı: ETRO

Eğlence ve gece hayatı hareketliliği ve canlılığı getirir. Buna uygun olarak renkli ve canlı bir stil oluşturabilirsiniz. Erkekler için renkler ile oynamak, bu renkleri kıyafetlerine yansıtmak zordur. Ancak biraz cesaret ile sezonun hit parçalarını kendinize uyarlayabilirsiniz. Canlı renkler, ekose desenler ve çizgiler. Sıradışı bir tarz.

14

Ceket: ETRO Pantolon: ETRO Gömlek: ETRO Ayakkabı: ETRO Fular: ETRO

Ceket: ETRO Pantolon: ETRO Gömlek: ETRO Ayakkabı: ETRO Fular: ETRO

‘ Renkler bana göre değil ’ dediğinizi duyar gibiyiz. O zaman size yine sezona ve eğlenceli parti ve organizasyonlara ayak uydurabileceğiniz bir stil uygun. Desenli ceketler, çizgili ve yaka detaylı takım ve gömlekler. Sade bir stile uyarlanabilecek en mükemmel parçalar. Siz de gardırobunuzda bu parçalara yer verip, stilinizi daha hareketli hale getirirseniz, ne mutlu size!

Baharın kokusu burnunuzda, hareketi ve renkleri ruhunuzda olsun.

15

MODA & STİL

Modayı Bana Sor

http://womendergisi.com/modayibanasor/

SORU : Merhaba WoMEN Dergisi, Sevgili Gizem sorum sana. Mezuniyetimde kırmızı bir elbise giyeceğim. Benim için hesaplı bir aksesuar kombini hazırlayabilir misin? ( ESRA ) Cevap : İlginiz için teşekkür ederim Esra Hanım. Öncelikle belirtmek isterim ki; kırmızı bir parça ile zaten yeterince cesur bir seçim yapmışsınız. Takı ile kombinlerken de bu cesurluğu fazla abartmamak gerekiyor. Kırmızı renk ile en uyumlu olabilecek renkler; altın ve rose olacağından, küpe veya set halinde sade takılarla elbisenizi tamamlayabilirsiniz. Seçtiğiniz küpe ile elbisenin abartısına ufak bir dokunuş yapabilir, kırmızıya yakın tonlardaki takılar ile de kombininizi renk uyumu ile tamamlayabilirsiniz.

Lidyana Bendis İncili Damla Küpe 60.00 TL

Mizu Else Silver Kırmızı Swarovski Taşlı Gümüş Set 39.90 TL

Lidyana Lin Jewelry Altı Dallı Sallantılı Küpe 75.00 TL

16

Lidyana Lin Jewelry Zincirli Sallantılı Küpe 80.00 TL

Tommy Hilfig e

ecemakar.com

r - 269

Bloggerlar ile Sokak Modas覺

tobesh

Mango - 79,99

sstylew o

rld.blo g

spot.c o

m 17

WoMEN ERKEK PAUL SMITH

MICHAEL KORS

GRENSON

ETRO

18

MODA ZARA

DAMAT

ZARA

D

esenleri kullanmaktan korkmayın! Bu sezon desen ve çizgilerle giriş yapıyor, bu çizgileri ve desenleri her kıyafetimizin her detayında kullanıyoruz. Cesur ve minimal erkek yeni sezona hızlı bir giriş yapıyor.

MARNI

19

WoMEN ERKEK Ceren Akkol

Bakım

Erkekler İçin Bakımlı Olmanın 20 10 Yolu

K

işisel bakım kadınlar için olduğu kadar erkekler için de önemlidir. Günümüzde birçok erkek, açıkça ifade etmese de ekranlardaki o bakımlı erkeklerin sırrını merak ediyor ve gizliden gizliye ufak araştırmalar da yapıyorlar. Hızla büyüyen işletmeler, erkekler için her zamankinden daha fazla ürün üretiyor. Peki sadece bu ürünleri kullanarak bakımlı olunabilir mi? Erkek kişisel bakımı hakkında siz de çok söylentiler duymuş olabilirsiniz? Duyduğunuz bu söylentilerin hepsi doğru mu acaba? Sizin için en çok konuşulan 10 söylentiyi ve doğru olup olmadıklarını araştırdık.

1.

Tıraşınızın daha iyi olması için daha fazla tıraş köpüğü kullanmalısınız. YANLIŞ. Bunu yapmak sadece daha fazla efor sarf etmenize neden olacaktır. Daha az tıraş köpüğü demek, daha hızlı tıraş demektir. Bu asılsız mit muhtemelen tıraş köpüğü üreten firmaların ürettiği bir şeydir. Bu tuzağa düşmeyin!

2.

Kadın ve erkek kozmetik ürünleri aynıdır. YANLIŞ. Birçoğumuzun bilmediği bir şey var ki o da erkeklerin cildinin kadınların cildinden %20 daha kalın olduğudur. Üstelik daha yağlıdır ve cilt yaşları da farklılık gösterir. Bu yüzden kadın ve erkek ciltlerinin farklı vitamin ve minerallere ihtiyaçları vardır. Yani ambalajda yazan “erkekler için” etiketi bir pazarlama hilesi değildir.

3.

Nefesinizin kötü kokması dilinizden kaynaklanıyor. DOĞRU. Ağız kokusu, %90 dilin üstünde yaşayan milyarlarca bakteriden kaynaklanmaktadır. Dişlerinizi fırçalarken dilinizi de fırçalamayı sakın ihmal etmeyin. Listerine gibi güçlü ağız gargaraları bakterilerle mücadele iyidir. Nane aromalı şeker ve sakızlar ise sadece geçici bir çözümdür.

4.

Sıradan bir el sabunu ile yüz yıkamanın sakıncası yok. YANLIŞ. Yapmayın lütfen. Adı üstünde el sabunu. El sabunu ile yüzünüzü yıkamak cildinizde kurumaya ve sonrasında pul pul dökülmelere yol açacaktır. Siz en iyisi cilt yapınıza göre hazırlanmış yüz yıkama jellerini deneyin.

21

5.

Yemeklerden hemen sonra dişlerini fırçalamalısın. YANLIŞ. Diş hijyeni, diş hekimlerini ziyaret etmek ağız bakım ve sağlığı için zorunluluktur. Ancak yemeklerden hemen sonra dişlerinizi fırçalamanız doğru değildir. Çünkü yemek yerken dişlere yapışan yemek artıkları kısa süre içerisinde aside dönüşür. Yemekten hemen sonra dişlerinizi fırçalamanız ise o asidin ağız içerisinde yayılmasına neden olur. Bu asitler ise diş minesinin kalitesini düşürür, dayanıklılığını azaltır. Bu nedenle yemeklerden en az yarım saat sonra dişleri fırçalamak en doğrusudur.

6.

Sallama çaylar yorgun gözlere birebirdir. DOĞRU. Evet biraz garip bir uygulama gibi gelebilir size. Ancak çayın içinde bulunan kafein ve antioksidanlar gözaltındaki şişlik ve gözlerdeki yorgunluk sorununu çözebilir. Elbette sizin için uygun olan bir kozmetik ürünü de kullanabilirsiniz. Fakat doğanın bize sunduğu bu küçük hileleri de kullanmak gerekebilir.

7.

Saçın kesilmesi onun daha çabuk ve gür uzamasını sağlar. YANLIŞ. Saç ayda yaklaşık bir buçuk santimlik ortalama bir hızla uzar. Saç telinin dibi ucuna göre biraz daha kalın olduğundan, saç oldukça kısa kesildiğinde, yaklaşık bir hafta boyunca sanki daha gürmüş gibi görünür. Ve ayrıca şunu söylemekte fayda var erkek tipi kellik geni, annenin de babanın da gen havuzundan gelebilir. Bu yüzden kellik ailenin her iki tarafından da miras alınabilir.

22

8.

Çikolata yemek sivilceye yol açar. YANLIŞ. Besinler ve akne üzerine yıllarca süren çalışmalar sonunda herhangi bir besinin akneye sebep olduğu gösterilememiştir. Ne çikolata akne yapar, ne yağlı yemekler ne de süt. Yani o çok sevdiğiniz Toblerone’ları keyif içinde yemeye devam edebilirsiniz. Tabii yaz geliyor, yağ birikimine dikkat.

9.

Stres saçların beyazlamasına sebep olur. YANLIŞ. Saçların beyazlamasında kalıtım daha çok rol oynar. Stres ise daha çok saç kaybına yol açar. Yani stres halinde saçlarınızın rengi değişmez ama onları kaybedebilirsiniz.

10.

Duş sonrasında tıraş olmak daha iyi sonuç verir. DOĞRU. Duşta oluşan buhar ciltteki gözenekleri açar. Böylece kullandığınız jiletin cildinizde daha kaygan bir şekilde yol aldığını hissedebilirsiniz. ■

GÜZELLİK & BAKIM Gonca Kaya

KONSER VE FESTİVALLER İÇİN SAÇ ÖNERİLERİ 24

Y

ılın bu ayları bütün bir yıl özlemini duyduğumuz açık hava, müzik ve eğlenceye doyduğumuz festivaller, şenlikler ve konserlerin bolca olduğu zamanlardır. Ne kadar stres atıp eğlensek de konser ve festivallerin de kendine has trendleri var. En az kıyafet seçmek kadar kararsız olduğumuz “Saçımı nasıl yapsam?” düşüncesinden kurtulmanız için birkaç önerimiz var. İşte sizin için konser ve festivallerde kullanılan en popüler saç modelleri.

Çiçekli Taç Baharın gelişinin müjdecisi çiçekleri saçlarınızda kullanmaya ne dersiniz? Eskiden bahar geldiğinde papatyalardan taç yapardık, artık çiçekleri koparmaya gerek kalmadı. Neredeyse her yerde bulabileceğimiz bu çiçekli taçlar konserler ve festivaller için saçların vazgeçilmezlerinden.

Dağınık Örgü Son zamanlarda podyumlardan sokaklara en çok kullanılan saç modellerinden biri olan örgünün yükselişi devam ediyor. Festival ya da konserler için hem rahat hem de salaş duruşuyla dağınık örgüleri tavsiye ediyoruz. Saçınız açık ya da balıksırtı, örgülerin kullanım çeşitleri oldukça fazla. ►

Bandana Bu yaz saç aksesuarlarının en gözdesi bandanalar. Konserler ya da festivallere katılırken kullanmak için ise birebir. Saçınıza yapacağınız dağınık bir topuzla harika görüneceksiniz. Kullanımı kolay ve her tarz saç modeline uyarlanabilen bandana bizim favorimiz.

Doğal Dalgalar Doğal, su dalgası görünümlü saçlar bu sezonun en trend saç stillerinden biri. Salaş ve doğal görünümlü bu trendi konsere giderken uygulamak için ise oldukça kolay ve uygun. Deniz tuzu içeren saç spreyleri ile saçınızda doğal dalgalar yaratabilirsiniz. ►

Ombre Saçlar Uç balyaj olarak da tabir edilen ombre saçlar, birkaç sezondur oldukça popüler. Saçların uçlarına doğru gölge şeklinde renk değiştiren bir görünüm oluşturuyor. Ombre saçların renkli olanları ise konserlerde sıkça karşılaştığımız ve en eğlenceli olanları. Pembe ya da yeşil, renk kullanmaktan çekinmeyin. Eğer saçınızı bu renklere boyamakta tereddüt ediyorsanız, yıkayınca çıkan saç tebeşirlerini kullanabilirsiniz. ■

27

GÜZELLİK & BAKIM Gonca Kaya

İLKBAHAR MAKYAJ TRENDLERİ

K

ısa bir süre önce modanın kalbinin attığı şehirlerde o çok beklenen moda haftaları gerçekleşti. Tasarımcıların İlkbahar/Yaz koleksiyonları kadar mankenlerin makyajı da çok konuşuldu. Renk paletlerinin oldukça geniş ve cesur olduğu bu trendler arasından uygulaması kolay ve göz alıcı birkaç önerimiz var.

28

Neon Gözler Bu sezon kıyafetlerde olduğu gibi makyaj yaparken de cesur renkler kullanacağız. Her alanda kullandığımız neon renkleri artık gözlerde de kullanıyoruz. Ünlü tasarımcıların defilelerinde sıkça kullandığı neon eyelinerlar bu trendin sezonun hitlerinden olacağının sinyalini vermişti. Gözlerinizde dipliner ya da eyeliner olarak kullanacağınız neon renkler bütün dikkatleri gözlerinize çekecektir. Neon renkleri kullanırken makyajınızı olabildiğince sade tutmanızı öneriyoruz.

Kırmızı Dudaklar Kırmızı dudakların modası hiçbir zaman geçmiyor. Kış aylarında da sıkça kullandığımız kırmızı ve bordo rujlar bahar aylarında daha açık kırmızı tonlarında kullanmaya devam edeceğiz. Parlak, açık tonlu kırmızılar kullanmaktan çekinmeyin ama rujlarınızın mat olmasıdikkat edin.

na

Mavi Farlar Mavi ve tonlarını gözlerde kullanmak bu sezon çok popüler. İlk olarak Moschino Cheap and Chic defilesinde kullanılmış ve daha sonra diğer markalar tarafından da defilelerde kullanılmaya yer verildi. Günlük kullanım için de oldukça uygun olan bu trend göz renginizi ortaya çıkaracaktır. Farınızı ince bir şekilde gözlerinizin üstüne uygulayın. ►

29

Hacimli Kirpikler Dolgun ve hacimli kirpiklere sahip olmak makyajın vazgeçilmez parçalarından biridir. Bu trendi alt kirpiklerinize de bolca uygulayın. 60lı yıllarda Twiggy’nin kullandığı gibi hem alt hem de üst kirpiklere olabildiğince hacim katın, gözleriniz ve bakışlarınızı olabildiğince belirginleştirin. ►

Kalın Kaşlar Uzun bir süredir podyumlarda sıkça kullanılan bu trend bu sezon da oldukça popüler. Yüz, göz ve dudak makyajında natürelliğin gittikçe popülerleşmesi elbette kaşları da etkiledi. Doğal duran kalın ve belirgin kaşlar bakışlarınızı keskinleştirecek ve gözlerinizi öne çıkaracaktır. Kaş tarağı yardımı ile doğal kaşlarınızı düzeltip şekle sokabilirsiniz. Seyrek kaşlı iseniz ve ya kaşlarınızı daha da belirginleştirmek istiyorsanız kaş kalemlerinden yardım alabilirsiniz.

Renkli Kirpikler Uzun yıllar önce oldukça moda olan uzun renkli kirpik akımı şimdi yeniden karşımıza çıkıyor. Sıcak havalarda fazla makyaj yapma taraftarı değiliz. Oldukça eğlenceli bu renkli rimeller fazla makyaj yapmanıza gerek kalmadan bakışlarınıza renk katacak. ■

AYIN ÜRÜNÜ MISSHA SIGNATURE REAL COMPLETE B.B KREM

M

issha Signature Real Complete B.B Cream, cildi yatıştırır ve cildin yenilenmesine yardımcı olur. Akne, kırışıklıklar, güneş lekeleri, koyu halkaları ve yüzünüzdeki renk değişikliğini onarır cildin daha taze ve parlak olmasını sağlar. İçeriğindeki bitkisel maddeler ve besin maddeleri cildi nemli tutar ve cildinizi onarır. SPF 25 PA +++ yüksek güneş koruma faktörü ile güneşli günlerde kullanmak için birebir. Ayrıca ciltteki terlemede ve sıcakta akmama özelliğine de sahip. İçeriğindeki inci tozunun daha fazla olmasından dolayı daha parlaktır.

31

WoMEN ERKEK

BURBERRY

32

MODA

BILLY REID

GRENSON

HENDERSON

33

MODA & STİL Yağmur Malkoç

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE MODA ÜSTADLARI:

T

Yıldırım MAYRUK

ürkiye ‘de moda ve tasarım denilince akla gelen ilk isimlerden biri Yıldırım Mayruk. Bursa doğumlu Mayruk ‘un, terzi olan ablasının yoğun bir gününde, O’na yardım ederek başlayan serüveni, 1950’li yılların sonunda İstanbul ‘un en güzel semtlerinden biri olan Beyoğlu’nda açtığı atölye ile devam etti. 1960 ‘lı yıllarda başarılı tasarımları, kaliteli dikişleri ve kısa sürede genişleyen çevresi sayesinde, adını duyuran birkaç isimden biri olmuştu. Daha sonra dönemin terzilik yarışmasına, şantuk ve organze kumaşlardan oluşan 10 parçalık bir koleksiyon hazırlayarak katıldı. O dönemin piri sayılan Mualla Özbek ‘in defileden sonra, “Benden sonra bayrağı sen taşıyacaksın.” demesiyle, Mayruk ‘un atölyesi müşteri akınına uğramış. Gelin şimdi bu büyük üstadın hikayesine detaylı bir şekilde göz atalım.

Y

ıldırım Mayruk, gözünü terzilik mesleğine açtığını söyler. Ablası terzidir ve evde sürekli dikiş dikilir. Ablasının işlerinin çok olduğu bir gün, Yıldırım Bey’den yardım istemiş o da kendisine verilen görevi fazlasıyla ve başarılı bir şekilde tamamlamıştır. Bu olaydan sonra, ablasına dikişte yardım etmiş, ablası da dikişi karşılığında Mayruk’a harçlık vermiştir.

Mayruk, ilk elbisesini 15 yaşında iken dikmiştir. Ekose ve çizgili kumaşı dikmek zordur ve ustalık istemektedir. Annesine diktiği ekoseli ve çizgili takımlar sayesinde, ablasının atölyesine kabul edilmiş ve değişmez elemanı olmuştur. Moda dergilerini incelemiş ve dönemin ünlülerine elbise modelleri çizmiştir, model çizip gönderdiği ünlülerse Yıldırım Mayruk’a imzalı fotoğraflarını yollamışlardır. Mayruk’a defile teklifi gelmiş, o da astarcı arkadaşı ile defile için hazırlıklara başlamıştır. Hilton’da yapılacak defile için, on adet elbise hazırlamıştır. Defile bitince Mualla Özbek ‘Benden sonra bayrağı sen taşıyacaksın.’ demiştir. Defile sonrası, Yıldırım Mayruk adı duyulmuş ve yeni müşteriler kapısını aşındırmaya başlamıştır. O yıllarda, Beyoğlu’ndaki hemen her apartman terzi doludur. Mualla Özbek, Enver Baki, Übeyde Bozyiğit ünlülerle çalışan isimler arasında yer almışlardır. O yıl, Yeni Melek ve Emek sineması arkasından da Atatürk Kültür Merkezi açılmıştır. Bu mekânlardaki galalar önem taşırken mekanların açılışları öncesi müşteriler, bolca elbise siparişi vermişlerdir. Sonbaharda ise hanımlar, yeni elbiselerin ve tayyörlerin dikimi için terzilerine siparişlerini bildirmişlerdir. Mayruk, çalışma hayatına başladıktan 8–9 yıl sonra hep var olan modelleri çalışmış, kendine ait modelleri dikmemiştir. Bir gün, müşterisinin isteği üzerine kendi tasarımını dikmiş ve bundan sonra sadece kendi tasarımlarını hayata geçirmiştir. Mayruk, kendine has modeller üzerinde çalışmaya başladıkça, hanımlar bu yeni tasarlanmış elbiselerden kendilerinde de olmasını istemişlerdir. Kalabalıkta özel tasarım elbiseleri ile fark edilmek isteyen kişiler arasında Filiz Akın da vardır. Filiz Akın, Yıldırım Bey’e: “Bana öyle bir elbise yap ki herkes görüp istesin.” demiştir. Yıldırım Mayruk: “İyi bir elbise, oranları, dikişi özenli ise kendini belli eder.” demektedir. Türkiye'de her defile öncesi bazı sıkıntılar yaşandığını belirten Mayruk, Avrupa ile aramızda hala farklarımızın olduğunu söylüyor. "Avrupa'da ön hazırlık süresinde vasıflı işçilerin birkaç ay gibi kısa süreliğine sizin defilenize kadar sizin bünyenizde çalışır." diyerek aramızdaki farkı ortaya koyuyor. Yıldırım Mayruk birçok ilke adını yazdırdığını belirtiyor. Bunlardan biri transparan kıyafet, diğeri platform kullanmak ve defilelere adap ve konsept getirmek. Yıldırım Bey “Türkiye’de bir modacı kavramı var ve bu bize ait, türetilmiş bir kavram; aslında böyle bir kavram dünya üzerinde yok.” diyerek bu konudaki açıklamasını yapmaktadır. ►

35

Mayruk, 1950’lerde Paris’te, 45.000 Haute Couture müşterisinin var olduğunu, günümüzde bu sayının 2.500’e indiğini belirtirken, Avrupalı moda evlerinin “Bu sezon iyi para kazandık.” dedikleri rakamların, Türkiye'de bir-iki ayda kazanıldığını ifade etmektedir. Yurtdışındaki defilelerin sadece şova yönelik olduğunu ve elbiselerin hiçbirinin giyilemeyeceğini söylemektedir. Yıldırım Mayruk’un diğer ismi ise ‘Drapelerin Babası’dır. Çok uzun süreden beri drapeleri her koleksiyonunda kullanmıştır. Yıldırım Bey Haute Couture’ün yanı sıra hazır giyim olarak bazı aksesuarların da tasarlanmasına ön ayak olmuştur. Koleksiyon, kravatta ‘Bağlayın düşüncelerinizi’, eşarpta ‘Çözün vicdanınızı’ sloganlarıyla tanıtılıyor. “İnsanların düşüncelerini söylemeden önce bir kez daha düşünmeleri ve inançlarını da saklamamaları gerektiğini düşünerek bu sloganlarla yola çıktık.” diyen Mayruk, yeni koleksiyonun kalitesi ve tasarımını da şöyle anlatıyor: "Türkiye’de ilk defa Twill ipek ve yüzde yüz ipek Rassetto kullandık. Yurt dışında üretim yaptık ama desenlemeler tamamen bizim. İstanbul’dan sonra mağazalarını Konya, Kayseri, Antep ve Ankara’da açacaklarını da belirtmektedirler...” Bugün hala Gümüşsuyu’nda 800 m2 büyüklüğündeki atölye ve showroom’da Barbaros Şansal'la birlikte tasarımlarına devam etmektedir. ■

MODA & STİL Başak Beyazkaya

F e sti v a l Z a m

a

H

avaların birden ısınmasıyla birçoğumuz kışlıkları yerlerine kaldırdık ama sonra ansızın gelen soğuk hava dalgasıyla neye uğradığımızı şaşırdık. Aslında çok ağır bir kış yaşamamış olsak da hepimiz belli nedenlerden dolayı yazın gelmesini bekliyor ve istiyor. Herkesin kendine göre bir nedeni var tabi, özellikle de yaz aylarının tatille eş anlama gelmesi. Ama benim için durum biraz daha fark arz ediyor. Benim için havaların ısınması demek artık açık alanlarda konserlerin başlaması demek, bütün paramı biletlere yatırıp akşam eve hep geç saatte gelip ertesi gün uykusuz işe gitmek demek. Özellikle bu sene ülkemize gelecek olan sesleri ve daha açıklanmamış sürpriz isimleri, sürpriz festivalleri düşününce daha da heyecanlanıyorum. Genel olarak bakacak olursak hafta içine denk gelen konserler olsa da çoğunlukla konserler hafta sonuna yoğunlaşmış durumda ki bu da erken saatlerde konser alanına gidip eğer alan müsait ise arkadaşlarla çimlerde yayılıp sohbet etmek ve uzun bekleme saatleri demek. İşte bu nokta da bu yazımızın nedenine geliyoruz, rahat ama trendy giyinmek. Aslında bundan birkaç sene önce festivaller/konserler ülkemizde yurtdışında gördüğü kadar rağbet görmüyordu giyim konusunda. Ancak son zamanlarda modaya olan ilgimizin ivmesel şekilde artmasıyla beraber konser alanlarında birbirinden farklı ve güzel tarzlar görmeye başladık. ►

38

En önemli olan şey rahat olmanız, uzun bekleme sürelerinin yanı sıra kalabalık bir ortamda atlayıp zıplayıp hatta itilip kakılacağınızı düşünürseniz topuklu ayakkabıyla gelmenin mantıksız olacağını zaten tespit etmiş olursunuz. Yaz olmasına rağmen yurtdışı festivallerde genel olarak benimsenen tarz ayakkabı için biker botlar ya da yağmur çizmeleri, tabi ki sandaletler de oldukça kullanışlı ama ayağınıza olası basılma durumunda sizi ne yazık ki koruyamayacak. Yaz aylarından bahsettiğimiz için tercihimiz mutlaka kısa kollu tişörtlerden yana olacaktır, yine bu senenin modasıyla doğru orantılı olarak bol olanları tercih etmekte yarar olduğunu düşünüyorum. Erkek reyonlarından alışveriş yapabilirsiniz. Çok işinize yarayacak parçalar bulacaksınız. Hatta iki tişört üst üste giyerek hem günün ilerleyen saatlerinde farklı bir kombin yapmış olur hem de konser alanında eziyet verme ihtimali yüksek olabilecek şapkanın yerine kullanabileceğiniz tarz bir ekipmanınız olmuş olur, bir taşla iki kuş…

Şort tercih edenlerdenseniz, bu sene inanılmaz inanılmaz güzel ve renkli şortlar moda. Hatta kendiniz de eski bir jeaninizden yapabilirsiniz. Tabii ki de etek ya da elbise tercih edebilirsiniz, ama rahatlığı baz alıyorsanız tercihiniz şorttan ya da şort etekten yana olmalı. Jean pantolon da giyebilirsiniz. Bu sene revaçta olan boyfriend jeanlarinden kullanabilirsiniz ama sıcakta sizi yakma ve size sıkıntı verme ihtimali oldukça yüksek.

Tabi hiç söylememe gerek dahi olmayan güneş gözlüklerimiz ve fazla abartıya kaçmadan havamıza uyum sağlayacak olan takılarımızda ayarladık mı hem eğlencenin hem rahatlığın hem de trendy olmanın keyfine doyasıya varmaya hazırız demektir. Bu sene istediğiniz her grup/sanatçının ülkemize gelmesi ve hepsine gitme fırsatı bulmanız dileğiyle… ■

39

AŞK & İLİŞKİ

Kırmızı Ruj mu Stiletto mu? Neyin Seksi Olup Olmadığını Bize Erkekler Söylüyor Erkeklere ve ilişki uzmanlarına seksi olmakla ilgili klişeleri sorduk ve onlar da dürüstçe yanıtladılar. Bakalım abartılanlar ve gerçekten çekici olanlar nelermiş. Seksi: Kırmızı Ruj Kırmızı dudakları öpen erkekler kırmızı rujun çok seksi olduğunu söylüyor. Neden? Astroglide elçisi Yvonne Fulbright “Dudakları, vajinanın uyarıldığı anda olduğu gibi parlak ve kanlı canlı görünür.” diyor. Araştırmaya göre erkekler ilkel atalarının ayak izlerini aynen takip ediyor. Dişi babun ve şempanselerin yüzleri, genital bölgeleri ve arka kısımları ovülasyon döneminde açık şekilde erkeğe çiftleşmek için bir davet ibaresi şeklinde kırmızıya döner. Tabii kırmızı dudaklar yalnızca ilkel içgüdülerimizi tetiklemiyor. Bir arkadaşımızın dediğine göre “Onun kendine güvendiğini gösteriyor.”

ayaklarınızı mengeneye sıkışmış gibi gösteriyorlarsa dolaptan hiç çıkarmayın. Sevgiliniz bütün gece ayak ağrılarınızla ilgili şikayetlerinizi dinlemek istemez. Konuştuğumuz erkeklere göre bu hiç seksi ve çekici değil. Ayrıca sevgiliniz hem kendi hem de sizin boyunuzla ilgili rahatsızlık yaşayabilir. 11points. com’un yaratıcısı ve 11 Points Guide to Hooking Up kitabının yazarı Sam Greenspan “Stilettonun verdiği seksilik, benden daha yüksek kadının iticiliğiyle yarışamaz” diyor. Tabii erkeğin kendinden uzun kadınlardan hoşlandığını bilmiyorsak. Aşırı yüksek topuklular yerine normal topuklular giymek daha güvenilir olabilir.

Seksi Değil: Stiletto Seksi: Uzun Saç Gökdelen kadar yüksek stilettolarınız bacaklarınızı Saç bakım üreticisi Pantene’in son araştırmasına çok uzun, kıçınızı da biraz çıkık gösterebilir ama göre erkeklerin %82’si sağlıklı saçın kadını ►

40

daha çekici kıldığına inanıyor. Buna ek olarak büyük göğüslerin ve dekoltenin de. Ve bunların neredeyse yarısı da uzun saç hayranı. Fulbright, doğurganlığı, annelik potansiyelini temsil eden uzun saçın dişiliği ve gençliği vurguladığını söylüyor. Yine de bir erkeğin gönlünü çalmak için Rapunzel olmanıza gerek yok. Konuştuğumuz erkeklerden biri “Yalnızca tutunacak kadarına ihtiyaçları var.” diyor. Sarışın seven erkekler içinse bu modası geçmiş bir vecize. Kumral ve kızıl kadınlar, erkeklerimiz tarafından en az sarışın kadınlar kadar beğeniliyor. Seksi Değil: Brezilya Tarzı Bikini Bölgesi Ağdası Sevgilinizin Karate Kid seviyor olması bile sürekli ağda yapmanızı gerektirmez. Bazı erkekler tamamen tüysüz kadınları sevse de çoğu bu durumu önemsemiyor. Temiz olmanız yeterli. Fulbright, Brezilya tarzı ağdayı porno endüstrisi hayata geçirdi ve bu da gittikçe popüler oldu diyor.

Yine de içinizdeki porno yıldızını ortaya çıkarmak için ağda yaparak saatler geçirmenize gerek yok. Tarihsel açıdan bakıldığında kadının genital bölgesinin tüylü olması normaldi ve bu onun çocuk doğurabilecek yaşta olduğunu gösteriyordu. Doğa Ana yine kazanıyor!

Bu büyük klişe hala en çekici gelen unsurlar arasında. Greenspan Göğüs dekoltesi sevmeyen bir erkekle henüz tanışmadım.” diyor. Başka biri de “Fazla olmasından asla yakınmayız.” diyor. Göğüs dekoltesi erkekler için adeta bir kriptonit. Fulbright, “Birçok erkek size kadınlarda göğüs dekoltesi gibi kendilerinin sahip olmadığı şeyleri beğendiğini söyleyecektir.” diyor. Kadınlara not: Destekli ve güzel bir sutyen kullanın! Seksi Değil: İç Çamaşırı Erkeklerin çoğu bunu geçin diyor. Hem nasılsa işler plana uygun gittiğinde çamaşıra gerek de kalmıyor. Bu nedenle pahalı çamaşırlarınızı özel bir gün veya beklenmedik bir sürpriz için saklayın ve de çok abartmayın. Greenspan “Bütün kopçaları açmak striptizden çok hudiniye yakınsa yanlış giden bir şeyler var demektir.” şakasını da yapıyor. Başka bir kolay memnun olan erkek ise “Bir hafta boyunca aynı t-shirt’ü giydiğinde bile bana çekici gelebilecek kadınlar var.” diyor. Klasik çamaşırlarla beraber tanga da eksi not alıyor. Erkeklerin çoğu erkek çocuk şortlarını çamaşıra tercih ettiğini söyledi. Seksi: Kahkaha Talibinizin pek de komik olmayan esprileri karşısında kahkahalar atmanız akıllıca bir flört taktiği gibi görünebilir fakat kadınların çoğu bunu içgüdüsel olarak karşısından erkekten hoşlandığı zaman yapıyor. Fulbright, “Canlı ve heyecanlı olmak kahkahayı da barındırdığında çok eski flört ritüellerimizden biridir.” diyor. Erkekler bunu bilir ve beklerler: “Bu şekilde olması gerekiyor, alternatifi ne olabilir ki hem? Soğuk bakışlar mı? Didişmek mi? Suratına domates atmak mı?” Gerçekten hoşlanıyorsanız yanında kıkırdamaya devam edin. ►

Seksi: Göğüs Dekoltesi

41

Seksi Değil: Sahte Spor Hayranlığı Kasabanızdaki herhangi bir takımı destekliyorsanız bunda hiçbir sorun yok; ama bu konuda sakın yalan söylemeyin. Greenspan “Bu tamamen yanlış bir reklam.” diyor. “Bir erkekle görüşmeye başladığınızda sizin futbol izlemeyi sevdiğinizi düşünüyor ama siz aslında hiç de sevmiyorsanız her zaman pişmanlık duyulacaktır. Tabii başka yalanlarınız olup olmadığına dair biraz şüphe de. Araştırmalar benzer zevklere sahip çiftlerin daha uzun süre bir arada kaldığını gösterse de farklı ilgi alanlarına sahip olmanın da avantajları bulunuyor. Mesela bir erkek “Sporla ilgilenmemesi benim için daha iyi. Böylelikle biraz yalnız vakit geçirebilirim.” diye düşünüyor.

zihinsel tatmin de tamamen engelleniyor.” diyor.

Dikkat Edilmeli: Parfüm En sevdiğiniz kokuyu kullanırken biraz dikkatli olun. Fulbright “Çiftler doğal ten kokuları yerine parfümü tercih ederken bir kez daha düşünmeli çünkü kendi feromonları daha iyi bir afrodizyak görevi görebilir.” diyor. Greenspan Chanel No.5 yerine büyükanneniz gibi kokmanızı engelleyecek daha hafif kokulu losyonları öneriyor. Jennifer Love Hewitt’ten de ilham alarak boynunuza vanilya parçaları uygulayabilirsiniz. Vanilya kokusu penisteki kan akışının artmasını sağlar ve Chicago’daki Koku ve Tat Uygulama ve Araştırma Merkezi’ne göre erkekler için en tahrik edici kokudur.

Dikkatli Olun: Fantezi Bir Fransız hizmetçi gibi giyinmek partnerinizi tahrik eder mi? Belki. Greenspan “Kostüm giymek eskisi kadar tutulmasa da hala geçerli. Nasılsa erkekler görsel bir çekicilik arıyor.” Önemli olan sizin seks esnasında nasıl hissettiğiniz, yoksa bir kostüm hiçbir şeyi değiştiremez. “Erkek için en ideal seks senaryosu kadının seksi erkekten çok istediği senaryodur.” ■

Seksi: Üçlü Seks Askmen.com’un 2011 Büyük Erkek Araştırması’na göre üçlü seks, anal ve insanlar arasındaki seksi de geçerek erkekler arasında en çok arzulanan fantezi. Tabii çoğu erkek bu üçlü seks olayının sadece bir fantezi olacağının da farkındadır. Bir erkek “Bunun olacağına dair umudumu yitirdim.” itirafında bulunuyor. “Ama kadınların okul zamanında yaptıkları bu tür kaçamakları anlatmalarından da hoşlanmıyorum.” Bu nedenle siz siz olun, yatak odasından kalabalık sesi geldiğinde sevgilinizle dalga geçmeye başlamayın. Seksi Değil: Oral Seks (Kötü olanı) Oral seksi çok ciddiye alırsanız partnerinize işkence etmiş olursunuz. Greenspan “Erkekler, kadınların seksten onlar kadar zevk almadığını hissettiklerinde çok bozulur.” diyor. “Bu nedenle kadının bu işi karşılıklı zevk almak için değil de bir görev gibi algılayarak yapması deneyimi hoşnutsuz kılacaktır.” Bu şekilde erkek kendini bomboş hissedebilir. “Fiziksel etkiler hala işliyor”, Greenspan “Ama

42

Seksi: Ulaşılmazı Oynamak “Ulaşılmazı oynamak tahrik etme yollarından biri değil, tahrik etmenin ta kendisidir.” diyor Greenspan. Tabii çoğu erkek bunu kabul etmez. Bir erkek diyor ki:” Bu onun için zaman kaybı çünkü görünüşe göre erkekten çok kadın var. Öyleyse neden uğraşayım ki?” Greenspan “Önemli olan imkansızı oynamamak.” diyor. Fulbright da “Erkekler seçim anlamında ulaşılması zor olan kadınları yani bir barda önüne gelen birçok erkeği reddebilecek ama kendisini çekici bulabilecek kadınları beğeniyor.” diyor.

Dr. Cem Keçe www.cemkece.com

Bu Erkekler Kadını Soğutuyor! Erkekler dikkat! Bazı hataları yapıyorsanız, eşiniz sizden soğuyabilir ve bu hatalar kişileri tedavi gerektirebilen cinsel isteksizliğe ve mutsuz bir cinsel hayata kadar götürebilir. Cinsellik sadece arada bir yapılması zorunlu bir alışkanlık veya görev haline geldiyse ve zamanla birbirinizden soğumaya başladıysanız, çift olarak cinsel isteksizlik sorunuyla karşı karşıyasınız demektir. Uzun süreli ilişkilerin en büyük sorunlarından biri olan cinsel isteksizliğin birçok nedeni olabilir. Birlikteliklerde erkeklerin kadın algılayışına yönelik hatalı tutumları, sonunda kadınlarda cinsel soğukluk adı verilen bir süreci başlatabilir. Kadınların kutsal anneyi oynamak, orgazm taklidi yapmak, ilişkideki gizemi kaybetmek, eşin erotik film veya porno izleme isteğini aşağılamak, ilişki sırasında sessiz kalmak, seksi amaçlar için kullanmak gibi tipik hatalar yaptığını ortaya koyan cinsel terapistler, erkeklerin de tıpkı kadınlar gibi kendilerine özgü birtakım yanlışları tekrarladıklarının altını çiziyorlar. Peki, bunun sonu nereye varıyor? KADIN SOĞUYOR… Yaşanılan sürecin sonunda kadının bir direnç göstermeye başlıyor ve zamanla cinsel soğukluk meydana geliyor. Cinsel soğukluk veya cinsel isteksizlik, cinsel eylem yetisinin sağlam olmasına karşın cinsel etkinlik ile ilgili isteğin olmamasıdır. Sürekli olarak ya da yineleyici bir biçimde, cinsel fantezilerin ve

44

cinsel etkinlikte bulunma isteğinin az olması ya da hiç olmamasıdır. Tanının konabilmesi için cinsel terapistin, hastanın yaşı ve yaşam koşulları gibi cinsel işlevlerini etkileyen etkenleri göz önünde bulundurarak cinsel isteğin azaldığı ya da hiç olmadığı yargısına varması gerekir. Gerçekten de azalmış cinsel isteği değerlendirmek, kültürel, sosyal, dini, psikolojik ve bedensel bir dizi etkenle son derece karmaşık bir etkileşim içerisinde olması nedeniyle ciddi güçlükler içerir. Bunu tanımlamanın bir koşulu da bu alanda deneyimli olmayı gerektirir. Kadınlarda cinsel duyguların azalması ya da tamamen yok olması, partnere karşı duyulan cinsel çekiciliğin kaybedilmesi şeklinde tarif edilir. Cinsel soğukluk, sonunda orgazma ulaşamamaya ve cinsel birleşmeden tamamen kaçmaya kadar varabilir. Peki erkekler ne yapıyor da kadınları soğutuyorlar? ►

İşte erkeklerin kadınları cinsel olarak soğutan 10 hatası: 1-Bakımsızlık Erkek çok içki veya sigara içerse, kötü, hatta dayanılmaz bir koku yayarsa, hijyenik temizliğine eskisi kadar önem vermezse kadın bundan rahatsızlık duyabilir, zamanla ona dokunmak ve seks yapmak istemeyebilir. 2-Aşırı kıskançlık Kadına karşı aşırı sahiplenici ve kıskanç tavırlar göstermek belki ilk başlarda iyi bir etki bırakabilir. Ancak erkeğin aşırı müdahaleci tavırları eğer duygusal şiddete dönüşmüşse, kadında olumsuz bir algıya neden olabilir. 3-Baskı kurmak Kadının da erkeğin de ayrı bir dünyası vardır. Eğer erkek kendi dünya algısını baskı kurarak kadına kabul ettirmeye çabalarsa sonunda iki dünya çarpışır. Erkeğin kadının doğasını anlayışla karşılamasının yanında, herkesin kendi hikayesi olduğunu ve dünyayı farklı farklı algıladığını kabul etmesi gerekir. Baskı sürerse, kadın kesinlikle psikolojik tepkisini ortaya koyar ve zamanla soğuyabilir. 4-Özensiz tavırlar sergilemek Flört dönemlerinde erkeğin kadına karşı gösterdiği nazik, ılıman ve sevecen tavırların değişmesi, kadına karşı eskisi gibi ilgiyi ve özeni göstermemesi, kadını kaybetmenin kestirme yolu gibidir. Her şeyde olduğu gibi ilişkilerde de istikrar önemlidir. Bu nedenle ilişkinin süresi ve şartları ne olursa olsun, erkek de kadın da karşılıklı ilgiyi ve saygıyı canlı tutmak zorundadır. 5-Bencillik Bencillik bir insani ihtiyaçtır. Ancak aşırı bencillik, her olgunun merkezine kendini yerleştirme davranışı sıkıntı veren bir tutumdur. Hele ki kadın gibi doğuştan ilgi odağı olma isteğine sahip olan, duygusallığın hakim olduğu bir karakter varken, erkeğin kendini zorla merkeze yerleştirme isteği sonunda olumsuzlukları beraberinde getirebilir. 6-Aceleci olmak Kadınlar, cinsellik başta olmak üzere birçok konuda erkeğin aceleci tavırlarından rahatsız olurlar. Oysa unutmamak gerek ki ilişki, iki bireyin arasında yaşanan gerekli sabrı ve saygıyı gerektiren bir süreçtir. Aceleyle karar veren, kendine odaklı ve acele ile cinsellik yaşayan bir erkek, bir süre sonra kadında dengesiz bir ruh haline neden olabilir. Özellikle söz konusu olan kadın olunca, karışık bir akıl ve dengesiz bir eş kadın için hiç de iyi bir izlenim değildir. ►

45

7-İlişkiyi monotonlaştırmak ve uzun süre seks yapmamak Uzun süre cinsellikten ve cinsel uyaranlardan uzak kalmak cinsel isteği azaltabilir. Cinsel ilişki hep aynı, durağan ve fanteziden yoksun ise çift zamanla birbirinden uzaklaşabilir. Bu nedenle erkekler istemeseler bile eşlerine dokunmalı ve erotik masaj yapmalıdırlar. Bu ille de seks yapacakları anlamına gelmez ama kadının soğumasını önler. 8-Kadının istemediği davranışlarda ısrar etmek Evlilikte ya da ilişkide anlaşmazlık varsa cinsel sorunu da beraberinde getirebilir. Özellikle kadının istemediği davranışlarda ısrar etmek, kadını öfkelendirir ve öfkeli kadın zamanla eşinden soğuyabilir. 9-Cinsel performans ısrarı ve penis-vajina birlikteliğine odaklanma Cinsellik, ruh, beden ve zihin üçgeninde yaşanılan bir süreçtir. Yani cinsellik çok boyutlu bir kavramdır. Bu boyutların eksik bırakılması ile yaşanılan cinsellik, kadın ve erkekte cinsel sağlık sorunlarının ortaya çıkmasına neden olabilir. Seksi sadece penisin vajinaya girmesi ile sınırlamak, cinselliğin yalnızca neslin devamına yönelik olması gerektiğine ilişkin bazı tutucu görüşlerle de paralellik gösterir. Cinselliğin sevgi saygı ve güvenle birlikte yaşanması gerekir. Bunun aksi olursa kadın ve erkekte yaş ilerlediğinde ya da bir hastalık durumunda, yaşamaları gereken yakın ilişkilerden ya da sevgi paylaşımlarından yoksun kalmaya neden olabilir, çiftler birbirlerinden uzaklaşarak cinsel yaşamlarını sonlandırabilirler. Oysaki sadece penis-vajina odaklı olmaması gereken cinsel yaşamlarında dokunuş, sevgi ve güven duygularının paylaşımı çiftleri daha çok birbirine yaklaştırabilir. 10-Kadının vücudunu beğenmemek Kadınlar vücutlarının nasıl göründüğüne çok önem verirler. Vücutlarını beğenmeyen kadınlar partnerlerinin bakış açısını kendi gözleriymiş gibi algılarlar. Bu nedenle erkek iltifat etmediğinde, beğendiğini ve arzuladığını partnerine hissettiremediğinde, kadın zamanla özgüvenini yitirir ve cinsel açıdan soğuk bir hale gelebilir.

www.cemkece.com

ÇÖZÜM İÇİN NE YAPMALI? Cinsel isteksizliği çözmek için yapılacak ilk şey cinsel sorunu olduğu gibi kabullenmektir. Partnerler yargılayıcı, suçlayıcı olmadan bu sorunu konuşabilmeli, cinsel isteksizliği çiftin ortak bir sorunu olarak ele almalı ve birlikte çözüm yolları aramalıdırlar. Bireysel çabalar sonuç vermiyorsa ve mesele tıbbi bir duruma bağlıysa konunun uzmanına, psikolojik sorunlara bağlıysa bir cinsel terapiste başvurulmalıdır. Tabi bu süreçte önemli olan konulardan biri de çiftin tedaviye birlikte katılmasıdır. Cinsellik, insanın yaşamdan zevk almasını sağlayan en büyük gereksinimdir. Ayrıca bireylerin aldığı haz ve zevkin yanı sıra nesillerinin devamlılığı açısından da oldukça önemlidir. Cinselliği normal bir süreç olarak değerlendirmek her ne kadar zor ve karmaşık olsa da, araştırmalar sonucu belli başlı püf noktalara varılabilir. Dr. Cem Keçe

KADİM AŞK ÖĞRETİLERİ Aşk, evlilik ve yakın ilişkiler kadim bir kervan yolculuğudur. Bu anlamlı yolculukta tahmin edilemeyecek kadar güzel anların yanında hesaba katılamayan sorunlar da yaşanabilir. Önemli olan kervanı yolda düzmektir, bu süreçte fazlalıklar atılabilir, eksikler tamamlanabilir. Duygularla mantığı, aşkla arkadaşlığı dengede tutabilen çiftler bu yolculukta mutlu olabilir. Sabır, sadakat, koşulsuz sevmek, samimiyet, vefa, şefkat, tutku ve karşılıklı saygı olursa mutlu bir birliktelik ve sağlıklı bir seks hayatı olabilir. Uzun süreli ilişkilerde tutkuyu sürdürmenin şifresi, duygusal açıdan karşıdaki insanla bütünleşirken kendin olarak kalabilme yeteneğidir. Bu türkendini geliştirmenin 5 ana bileşeni: —açık iletişim kurma, —güç ve iktidar savaşlarından vazgeçme, —partnere dokunma, —suçlamak yerine sorumluluk alma ve —endişelerin üzerine gitme şeklinde sıralanır.

içinde tutması gerekir.

İnsanlar karşı cinste gizem arar ve onları bir arada tutan ilk sihirli kelimeler merak, endişe, gizem, arzu ve tutkudur. Çift yanlış anlaşılma, hayal kırıklığı, kabullenmeme, çatışma, reddedilme ya da kaybetme gibi yoğun duygulara eşlik eden risklerle baş edecek kadar güçlü olmalıdır. Çünkü yakın ilişkilerde sevgi yetmez, çiftin birbirini bir parça endişe

Türkiye’nin en ünlü psikoterapistlerinden Dr. Cem Keçe tarafından yazılan, sağlıklı ve mutlu birlikteliklere, uzun ve keyifli yolculuklara rehberlik edecek nitelikteki Kadim Aşk Öğretileri; kadınların ve erkeklerin farklı psikolojik ihtiyaçları ve iletişimlerinin püf noktaları, kıskançlık ve aldatma gibi zor konularda çok özel tavsiyeler ve pratik bilgiler içeriyor ve “Mutlu birlikteliklerin sırrı nedir?” sorusuna cevap veriyor. Yazar: A.Cem Keçe Sayfa Sayısı: 387 Dili: Türkçe Yayınevi: Pusula Yayınevi Kategori: Kadın Erkek İlişkisi

47

KONUK YAZAR Gökçen Gökyer

O

FİSCHMARKT, HAMBURG

DTÜ’de Yüksek Lisans’ımı yapmakta olduğum 2011 yılında Erasmus Programı ile gittiğim Hamburg’dan -hazır konumuz ‘eğlence’ iken- bahsetmek istiyorum. Hamburg’un en gözdesi ve aynı zamanda sıra dışı bir eğlence anlayışına sahip olan 'Fischmarkt'ından bahsedeceğim daha ziyade… Almanları hep takdir etmiştim orada yaşadığım sürece; iş zamanı çalışmayı, tatil zamanı eğlenmeyi çok iyi biliyorlar ve ikisinin de hakkını veriyorlar diye... Fischmarkt da bunun küçük bir kanıtı bana göre... Landungsbrücken'ı takip ederek liman boyu ilerlediğinizde, vapurların duraklarından biri olan Altona'da bulacaksınız Fischmarkt'ı.

gece eğlenmiş gençlerin gözüyle çalıştım burayı, hem de güne erken ve zinde başlayıp pazar alışverişini yapan kişiler gözünden deneyimlemiştim. Her ikisinde de keyif almak kaçınılmaz oldu. Eğlenmesini bilmek lazım diye düşündürmüştü bana burası her seferinde bir de... Ne kadar sınırları zorlasanız da, hep o çizgiyi koruyan, haftanın stresini attıktan sonra mesai zamanı geldiğinde aynı zindelikle haftaya başlayan insanlar Hamburglu’lar... Belki de asıl ihtiyacı olan bu insanların verimini arttıran... Hepimize eğlenceyi keyif ve ihtiyaç olarak benimseyeceği, çalışmayı da eğlenceyi hak etmek için bir araç olarak kabul edeceği, o yüzden hepsini yerinde seveceği günler dilerim! ■

Büyük bir han burası. Hafta içi organizasyonlara da gokcengokyer.blogspot.com ev sahipliği yapan bu koca han, cumartesi günleri tek bir amaç için hizmet vermekte; o da eğlence! Cumartesiyi pazara bağlayan geceler, sabah 5'te başlayan konser, pazar öğlen saatlerine dek sürer, hanın dışarısında da yiyecek-giyecek pazarı kurulur, aynı zamanda oranın meşhur olan balık ekmekleri (fisch brötchen) kapış kapış giderdi. Öyle de ilginç bir konsepte sahip ki burası, aynı zamanda hem gece eğlencesi sonrası (bizim buranın çorbacı mantığıyla) karnını doyurmaya gelen gençleri karşılardı, hem de gündüz çok uygun fiyatlarla satışı yapılan taze sebze-meyve almaya gelen yaşını almışları, aileleri ve öğrencileri ağırlardı. Güne yeni başlayan pazar alışverişini yapan insanlar da hatta bazen içerideki eğlenceye katılır, bir gün öncesini hala tamamlamamış, alkolün etkisinde eğlenen insanlara dahil olurdu. Öğle sularına varmadan da herkes dağılır, geriye pazar ve yiyecek artıkları kalırdı. O kadar ilginç bir konsept olarak gelmişti ki bana burası, Stadtfotografie (şehir fotoğrafçılığı) dersinde proje konusu olarak seçmemi sağlamıştı. Hem tüm

48

KONUK YAZAR serdar egemen nadasbaş

AYAĞINIZA

SAĞLIK

H

adi gelin hep birlikte bir beyin fırtınası yapalım. Resimde gördüğünüz bu ahşap mekanizma sizce ne işe yarıyor? Üst kısmında çeşitli kumanda kolları, bir gösterge bölümü ve baca gibi üç tane çıkıntı var. Alt tarafında ise küçük bir bölme. Dünya üzerindeki ilk mikroskop mu? Bir çeşit fırın mı? Bu aleti daha önce hiç görmemiş olanların aklından neler geçtiğini merak ediyorum. Ben ilk gördüğüm zaman bir anlam verememiş, sadece mekanizmadan çıkan üç adet borudaki oyuntulardan oralara burun gelebileceğine dair varsayımlarda bulunmuştum. Eğer o oyuntulara burun geliyorsa boşluklara da gözler geleceği mantıklıydı. Oradan bakarak inceleme yapıldığını da kendi kafamda çözdüm. Fakat incelenen şey neydi? O alt tarafta bulunan oyuntunun içine konulan, uzatılan, yerleştirilen cisim neydi? Sonunda bu görselde neyin incelendiğini anladım. O boşluğa ayak geliyordu ama neden? Daha fazla dayanamayıp hemen araştırmaya başladım. Bu ayakkabıcıların kullandığı bir floroskoptu. Shoe-Fitting Fluoroscope olarak geçen ve X-Ray ışınları ile ayakkabı ile kullanıcı arasındaki uyumun incelendiği bir alet. Gördüğünüz boru şeklindeki çıkıntılar da ışınlar sayesinde ortaya çıkan görüntünün takip edildiği bölümler. Sağ tarafta bulunan çıkıntı ayakkabıcılara, sol taraftaki 3. kişilere ve arka taraftaki kısa olan ayakkabı alıcısına ait. 3. kişiler için ekstra bir inceleme bölümünün yapılmasına ne gerek var dediğinizi duyar gibiyim. Bu bölüm aslında genellikle çocuklarına ayakkabı almak için gelen ailelerin kullandığı bir bölüm. 19. Yüzyılın sonlarına doğru keşfedilen X-Ray ışınlar tıptan, giyime kadar birçok branşı ilgilendiren cihazlarda kullanılmış, özellikle 1. Dünya Savaşı sırasında oldukça yaygınlaşmıştır. Savaşa katılan askerlerin ayakkabıları ile rahat etmelerini sağlamak amacıyla ilk kez kullanılan floroskop daha sonra ayakkabıcıların vazgeçilmezi haline gelmiştir. ►

50

1950’li yıllara kadar Amerika’da 10000 İngiltere’de 3000 ve Kanada’da 1000 kayıtlı ayakkabı floroskopu bulunmaktaydı. İnsanlar ayaklarına en uygun ayakkabıyı alabilmek veya yaptırabilmek adına ilk çıktığı günden itibaren floroskopa büyük ilgi göstermiş, ayakkabıcılar da bu duruma seyirci kalamayarak bu cihazdan edinmişlerdir. Erkekler, kadınlar ve çocuklar teknolojinin bu nimetinden yıllar boyunca yararlanmışlardır. Bu büyülü rüya maalesef 2. Dünya Savaşı’ndan sonra çok uzun sürmemiştir. Amerika’nın Japonya’ya 1945 yılında attığı atom bombası ile birlikte radyasyonun insanlar, hayvanlar ve doğa üzerindeki zararları tartışılmaya başlanmıştır. 1949 yılında yayınlanan bir makale Shoe-Fitting Fluoroscope cihazının cildi kalınlaştırdığını, kemiklere zarar verdiğini ve çocukların gelişimini engellediğini ortaya sürmüş ve cihaz parlak günlerini geride bırakmaya başlamıştır. 1953 yılında yeni yazılan bir makale durumun ciddiyetini iyice ortaya çıkarmıştır. 1957 yılında Pensilvanya Eyaleti floroskopun kullanılmasının yasaklandığı ilk bölge olmuş ilerleyen yıllarda bu listeye bir çok şehir ve eyalet katılmıştır. 1981 yılına gelindiğinde sadece Virjinya Eyaleti’nin kenar mahallerindeki birkaç mağaza tarafından kullanıldığı görülmüştür. İşte tarihin tozlu sayfalarına karışmış ve günümüzde sadece müzeler ve antikacılarda görebileceğimiz bir alet. Şimdi size sormak istediğim şöyle bir soru var. Vücudumuzda bulunan bütün organların ayak tabanında bulunan sinirler ile bağlantılı olduğunu ve birçok hastalığın ayak tabanına yapılan işlemlerle tedavi edildiğini düşünürsek sizce aşağıda yer alan Louis Vuitton 2012 İlkbahar-Yaz defilesindeki bu görüntüler mi daha sağlıksız yoksa ayakkabı floroskopu mu? Karar size kalmış. ■

51

TEKNOLOJİ Gözde Yılmaz

ÇILGIN CİHAZLAR Leap Motion, dokunmatik ekrandan mahrum bırakılan Windows 8 kullanıcıları için –aslında dokunmatik ekranı olmayan Windows 7 ve MacOS kullanıcıları için de- geliyor! USB’ye takılarak kullanılan bu küçük alet sayesinde, bilgisayarınızı artık eliniz ve parmak uçlarınızla hiçbir şeye dokunmadan kullanabiliyorsunuz. Devrim yaratan bu cihazın ön satışları başladı. https://www.leapmotion.com/

Asus, ses cihazları meraklılarının seveceği bir cihaz çıkarmış bulunmakta. Asus Xonar Essence One, Asus’un çıkardığı ilk dijital-analog dönüştürücüsü. Bir tarafını bilgisayarınıza, bir tarafını hoparlörünüze bağlayın ve gerçekliğin keyfini çıkarın! http://www.asus.com/Sound_Cards_and_DigitaltoAnalog_Converters/Xonar_Essence_One/ ►

52

Normal USB çoklayıcıların 4 girişi olur değil mi? Bu Manhattan MondoHub 28 Port USB 2.0/3.0 Hub normal değil! Yirmi dördü 2.0 , dördü 3.0 olan tam 28 girişe sahip! En güzel yanı ise, her girişin açma-kapama tuşunun bulunması. http://www.amazon.com/Manhattan-161718-Hub/dp/B0074024XU

Focusrite iTrack Solo iki girişe sahip bir ses arayüzü. Bu cihaz sayesinde, bilgisayarınıza bağladığınız özel kablosuyla, profesyonel ekipmanlarınızı kullanarak doğrudan Mac, Windows PC, iPad/iPhone (GarageBand ile)’unuza kendi başınıza kayıt yapabiliyorsunuz. http://us.focusrite.com/ipad-audio-interfaces-usb-audio-interfaces/itrack-solo

Klavye severler için çılgın bir tasarım daha! Razer DeathStalker Ultimate. Bu klavyenin tuş takımı renklerini değiştirebiliyorsunuz. Bir de küçük bir dokunmatik ekranı var ki, dilerseniz arka planını değiştirir, dilerseniz Youtube, Facebook, Gmail, Twitter gibi uygulamalara bakabilirsiniz. Oyun oynarken de çok işinize yarayacağını söylemeden geçmeyelim. http://www.razerzone.com/ga ming-keyboards-keypads/razer-deathstalker-ultimate ■

53

RÖPORTAJ yeşim Özbirinci

Tuğçe 27 yaşında, işletme mezunu, evli, mezun olduğundan beri abisi ile birlikte çalışan genç bir girişimci. Bilişim sektöründe faaliyet gösteren bir firmada dört yıldır operasyon bölümünde çalışıyor. Barış ise 32 yaşında; Marmara Üniversitesi İşletme mezunu. Sahiplen.com’un kurucusu. İki genç girişimci kardeşle sahiplen.com ve eserlerin kopyalanıp kullanıldığı şu günlerde sahiplenmenin öneminden konuştuk. WoMEN: Barış Bey, neden bu sektörde olmak istediniz? Barış Ciner: Eski bir müzisyenim. Üniversite yıllarında grubumuz vardı. Yarışmalara katılıyorduk, bahar şenliklerinde konserler veriyorduk. O dönemde bir yarışmaya katılmadan önce, bu yarışmayı düzenleyen kişiler “Gidin eserinizi sahiplenin, tescil edin.” şeklinde bir yönlendirmede bulundu. Biz de o dönemde araştırdık. Sene 20002001’di. Tek yöntem eseri bir mektup zarfının içine koyup kendi adresinize postalayıp zarfı açmamaktı. PTT’nin vurduğu tarih bilgisi de kanuni alt yapısı olmamasına rağmen mahkemede bir delil olarak hakim tarafından değerlendiriliyor. Ya da notere gidip yapabilirsiniz. O dönemlerde “Bunun başka bir yöntemi, alternatifi olmalı.” diye diyorduk. Ne zaman ki Turktrustla tanıştım ve zaman damgasının bu yönünü keşfetmemle beraber kafamdaki bu düşünceyi gerçeğe dönüştürmüş oldum. 2009 Ağustos ayında online oldu site. Fikir de 2009 Mart ayında kafamda doğdu. İlk iki ay sadece ismi oturtamadık. En sonunda yine babamız fikir verdi. Gecenin bir yarısı kredi kartı ile o domaini aldığımı hatırlıyorum. Sonra logomuzu ve kurumsal yapımızı

54

oluşturduk. Daha sonra da uzun süre PR desteği aldık. Çeşit mecralarda çıktık. Basın toplantımızı yaptık. Şu an referans olarak gösterebileceğim hepimizin tanıdığı bir Garo Mafyan, Burak Kut, Özgün, Tan, Bendeniz gibi isimler var. Bu isimler sitemizin kullanıcları. Şiirkolik.com, Musiki Eserli Sahipleri Grubu ile de işbirliğimiz var. WoMEN: Ya siz Tuğçe Hanım, Neden bu sektörü seçtiniz. Abiniz bir faktör olabilir mi? Tuğçe Ciner: Biraz öyle oldu. Aile şirketi ile başladık. Abim olmadan önce de babamla da yine bu sektörde faaliyet gösteriyordum. Onunla birlikte çalışıyordum. Başka bir şeye yönelmeme fırsat kalmadı. Aslında iyi de oldu. Hem tanıdık biriyle çalışmak hem de bu yaşta kendi işini kurabilmek büyük bir şans. Bundan dolayı başka fırsatlar da aramadım açıkçası. WoMEN: Sahiplen.com 'u bize tanıtır mısınız? Tuğçe Ciner: Bir eserinizi notere gitmek yerine, internet ortamında hem maliyet olarak hem de zamandan tasarruf ederek sahiplenmenizi sağlayan bir websitesi. Zaman damgası kontörü aracılığıyla eserinizi sahiplenebiliyorsunuz. ►

WoMEN: Noterden bir farkı var mı? Barış Ciner: Noter ile aynı işlemi yapıyor. Farkı şöyle var denebilir. Noterde bir kağıda ya da bir cdye döküp onu onaylatıyorsunuz; burada bilgisayar ortamında saklayabiliyorsunuz.

olarak? Barış Ciner: Zaman damgası kanunda geçen bir tanım.

WoMEN: Günümüzde blog tutan birçok kişi var artık. Blogculardan bir talep var mı? WoMEN: Sadece bilgisayar üzerindeki bir eseri Barış Ciner: 2010 Blog ödüllerine sponsor olduk. mi damgalayabiliriz, elimizdeki bir belge için de Orada 1. 2. ve 3. dereceye giren kişilere zaman böyle şans sunuyor mu? damgası kontörü hediyelerini verdik. Blog içerikleri Barış Ciner: Normal bir evrağı da tarayıcıdan özgün yazılan içerikler ve bu yüzden çok değerli. geçirip bir resim ya da pdf formatında elektronik bir Eser olarak kabul ediyoruz. Telif hakkı kapsamına veri haline getirdikten sonra zaman damgasını bu giriyor. Bugün bir kişinin eseri çalmakla cüzdanındosyaya da uygulayabiliyoruz. Bizim için formatının dan eşyasını çalmak aynı kanunda adı hırsızlık ve önemi yok. Bizim hiç bilmediğimiz bir format da çeşitli yaptırımları var. O noktada biz de sahiplenme olabilir. Sistem her türlü formatı kabul ediyor. Boyutu bilinciyle bütün eserlerin sahiplenileceği tek adres da 100 mb kadar destekliyor. Önemli olan elektronik olmak adına bu yolda devam ediyoruz. bir veri halinde olması. WoMEN: Sahiplen.com 'a girip başvuru yapmak WoMEN: Peki, bunu hangi alanlarda kimler kul- istiyorum. Ne yapmam gerek? lanabilir? Tuğçe Ciner: Siteye girip üye oluyorsun. Kullanıcı Tuğçe Ciner: Müzisyenler, şairler, yazarlar, tasa- adı ve şifre oluşturuyorsun. ► rımcılar, tercüme büroları, içerik sağlayıcılar, yer sağlayıcılar, programcılar, mimarlar, doktorlar, sağlıkçılar, hukuk büroları, yayınevleri, biliminsanları ile fikir ve icat sahipleri ve web sitesi sahipleri... Barış Ciner: Daha çok kitap, beste, şiir yazarları tercih ediyor. Talep daha çok bu yünde. Yazılımcılar yazmış olduklar sahipleniyorlar. 5070 sayılı elektronik imza kanuna göre yasal gerçekliliği olan zaman damgasıyla internet üzerinden 7/24 yapabiliyorsunuz. WoMEN: 5070 sayılı kanun ne zamandan beri yürülükte? Barış Ciner: Bu kanun 2005 yılından beri var. Elektronik imzanın gelişmesiyle birlikte daha çok duyulmaya başlandı. Zaman damgası elektronik imzayla ayrılmaz bir bütündür. Biz zaman damgasıyla elektronik veriler üzerine vurduğumuz zaman bilgisi tamamen bir delil niteliği taşıyan veri haline dönüşüyor. Türkiye'de yetkilendirilmiş elektronik sertifika hizmeti sağlayan Turktrust'ın teknik alt yapısı kullanıyoruz. Web tabanlı bir uygulama. Bu yönüyle Avrupa'da ilk ve tek uygulama. Bir program indirmeden kullanabiliyorsunuz. Bu uygulamanın benzerine biz rastlamadık. Aynı zamanda sitemiz java tabanlı çalışıyor. Php ile yazılmış bölümler de var, fakat bizim için vazgeçilmez bir unsur olan java ile zaman damgası oluşturma ve doğrulama işlemlerini yapıyoruz. WoMEN: Zaman damgası tanımı ne oluyor tam

55

Barış ciner: Bir içeriğiniz var. Bu içeriği word dosyası olarak kaydedebilirsiniz. Sitenizin görselini print screen ile alıp JPEG dosyası halinde kaydedebilirsiniz. Sitenizin kodlarını ya da veritabanını tek seferde alarak bütün sitedeki içeriği de kaydetmeniz mümkün. Üyelerimizin ilk yaptığı satın almalarda hediye kontörlerimiz yükleniyor. Kullanıcın bir kaybı olmuyor. Hatta daha da kazancı oluyor. WoMEN: Kontör olayını biraz da açsak... Tuğçe Ciner: Her eser başına bir zaman damgası kontörü kullanarak eseri damgalabiliyorsunuz. Mesela, bir şarkını, besteni damlayacaksın; bunun için bir kontör harcıyorsun. 1 kontör 4 TL ediyor. Hesabına yüklüyorsun. Diyelim ki 10 kontör alıyorsun, kontör sayısı arttıkça fiyatlar düşüyor. Barış Ciner: Kredi kartıyla ya da mobil ödeme yöntemleriyle kontör satın alınabiliyor. Özellikle mobil ödemeyi ilk kullanan firmadan biriyiz. WoMEN: Peki, her JPEG dosyası için ayrı bir kontör mü almak lazım? Barış Ciner: Tek tek almayı öneriyoruz ama şu da olabilir. Bir zip dosyası haline getirip bu şekilde de sahiplenme olabilir. Sitenin içeriğine göre değişiyor tabi. Örneğin, site içinde videolar varsa ayrı bir şekilde alıp avi yada mpeg formatında sahiplenmekte fayda var. Bu aldığımız kontörlerin süresi var mı? Barış Ciner: İsterseniz aldığınız kontörleri 3 yıl sonra kullanın. Sahiplendikten sonra o anlamda da bir süre yok. Sonsuza kadar sizin artık. WoMEN: Bu sistem geliştirilebilir bir şey mi yoksa bu son noktası mı? Barış Ciner: Sahiplen.com adına teknik olarak bizim için temel nokta bu. Gelişecek. Ne olacak? Aklınıza bir melodi gelecek, hemen onu telefonunuzla kaydedip hemen mobilden sahiplenebileceksiniz. Kafamızda planladığımız şeyler bunlar. Bir de sahiplenilen eserlerin yayınlandığı bir platform oluşturmayı da düşünüyoruz. Hatta ismimizi falan (esersepeti.com) oluşturduk, devreye almadık daha. Siz eserinizi sahiplendiniz. Bir de eserinizi satmak, göstermek istiyorsunuz ya da orada haftanın en çok görüntülenen eseri olayım diye kendinizi tatmin etmek istiyorsunuz. Bu noktada böyle bir platform biz kurduk. Onu da yakında devreye alacağız. ■

56

57

BLOG DĂœNYASI

Sunipeyk "harika siteler sitesi" 58

Sunipeyk kimdir aslen? Biraz bahseder misin kendinden? Sunipeyk, sunipeyk.com blogum ile birlikte kullandığım mahlas (nickname). Kısaca “1 blogger” sadece. Sunipeyk sitesini nasıl açmaya karar verdin? 2000’li yıllardan beri internet üzerinde çeşitli siteler açtım. Sunipeyk.com’u 2003 senesinde açtım. O yıldan beri devam ediyor. 2003 ile 2006 arasında ki bir kısım içeriğim maalesef uçtu. Neler paylaşıyorsun blogunda? Genel olarak, ilk başlarda “Türkçe” içerikli siteler, blogları yazıyordum. Daha sonra çeşitli dijital işleri, tekenoloji konularını, sosyal medya ile ilgili kendi yazılarımı, kendi grafiklerimi, infografiklerimi ve istediğim şeyleri yazıyorum, çiziyorum, paylaşıyorum. Kendime göre yorumluyorum. “Egosantrik” bir durum sergiliyor aslında. Hem blog, hem de ben. 2006'dan beri internet aleminde varsın. Bu istikrarı ve başarıyı neye bağlıyorsun? 2003’den beri istikrarlı olarak sunipeyk.com blogum var olmayı sürdürüyor. Başarı mı bilemem ama istikrar, evet. Hiç bırakmadım blog yazmayı. İnternet senin için ne ifade ediyor? Kaç saatini internet başında geçiriyorsun? Uyumadığım her zaman internette bir şekilde bağlıyım. “Yeni” (Artık yeni demek doğru değil ama...) tablet ve akıllı telefonlar sağolsun. Ez cümle 10-14 saatim mutlaka internette. İnternet bence en çok “özgürlük” demek. Elbette, öğrenilecek şeyler hiç bitmiyor. Yetişmek mümkün değil. Büyüyen çocuklar gibi, sürekli öğrenme ihtiyacınızı tetikliyor. İştahınızı kabartıyor. Bitiremiyorsunuz. Bitmiyor. Peki, internet dışında neler yapıyorsun? Aileme vakit ayırıyorum. Oğlumun takvimi benimkinden çok daha yoğun. Epey vaktimi alıyor. Ayrıca onunla birlikte bilgisayar oyunları da oynuyoruz, seviyoruz. Spor yapmaya çalışıyorum. Etkinliklere elimden geldiğince katılmaya çalışıyorum. Arkadaşlarımıza vakit ayırmak gerekiyor. Eğitiminle şu an içinde bulunduğun sektör tamamen farklı. Bunun sebebini neye bağlıyorsun tam olarak? Eğitim sistemindeki bozukluklar mı yoksa sektöre olan ilgin mi? Eğitimimle 20 yıl yaptığım iş de farklı idi. Uzun yıllar finans sektöründe çalıştım. Son 6 yılında ise, internet, reklam, pr, müşteri ilişkileri, call center

yöneticiliği ile devam etti. Ancak Borsa ve finans yeterli geldi. Dijital, internet ile ilgili sektörün bazı bölümleri, işlerini daha gelişebilir gördüm. Herkes her işi yapabilir mi bilmiyorum. Ama ben ilgi duyduğum işleri yapabiliyorum. Ya da bana öyle geliyor. Eğitim sisteminde ki bozukluk tüm dünyanın sorunu aslında. Biz de ise yeniden yaşıyorum, oğlumla beraber. Bakalım onun için neler yapabileceğim. Yanlış hatırlamıyorsam, Sunipeyk yapay uydu anlamında. Neden böyle bir isim seçtin bloguna? Evet, öyle demek. Güzel bir isim bence. Hem güzel hem de başka kimsenin istemeyeceği bir isim. Bu sebeple seçtim. WoMEN okurları ve yeni blog yazarları için neler söylemek istersin? Hayatta sadece istediklerinizi yapamayabilirsiniz. Ama yapmak istediklerinizin çoğunu yapmaya çabalamak bile güzel olacaktır. Paylaşmak, yazmak istedikleriniz var ise bloga devam edin. Sosyal medyanın popüler (günümüz için) twitter, facebook gibi platformlarında yazdıklarınız pek kalıcı olmuyor. Emin olun, blogunuz çok daha değerlidir. Ama blog ne tamamen bir amaçtır, ne de tamamen bir araç. İkisinden de biraz. ■ Blogu : http://www.sunipeyk.com/

59

BLOG DÜNYASI

Shimmer of Pink

Laura kendinden bahseder misin? Güzellik ve moda tutkusuyla dolu, 2 Mayıs'ta 18 yaşına girecek bir kızım. İngiltereliyim. Küçük kekleri, pembeyi ve parıldayan, cıvıldayan şeyleri seviyorum. Öğrenci misin? Evet, öğrenciyim. Fakat aynı zamanda bir fırında tezgahtar olarak çalışıyorum. Eylül'de üniversiteye başlayacağım. Psikoloji okuyacağım. Blog yazmaya nasıl başladın? Diğer blogları okumayı çok seviyordum ve ben de yapmalıyım diye düşündüm. Çok memnunum; “İyi ki yapmışım!” diyorum. Blogunda neler paylaşıyorsun? Genellike güzellik ve yaşam hakkında şeyler paylaşıyorum fakat bazen moda ile ilgili de yazdığım oluyor.

Gelecekte blogunu ne noktada görmek istiyorsun? Halen daha blog yazmaya devam etmek isterim. Bunun sayesinde arkadaş edinmeyi ve eğlenmeyi seviyorum. Sence iyi bir blogger olmanın önemi ne? Tek olmak önemli. Diğer bloglardan kopya yapılmamalı. Kimseniz blogunuzda da o olmalısınız. Blog yazma dışında ne yapıyorsun? Yeni insanlarla tanışmaya çalışıyorum. Hedeflerin neler? Farklı yerlerde yaşayan insanlara onların başarıları, hedefleri için yardımcı olmak istiyorum. Daima üzerinde görebileceğimiz parçalar neler? Topshop şalımı, Forever altın kolyemi ve dar kotumu sık sık giyerken görebilirsiniz. Günlük makyajın nasıl yapıyorsun? Doğal olmayı tercih ediyorum. Kahverengi ve altın tonlarını kullanarak doğal göz makyajı ya pıyorum genelde. Tarzını nasıl tanımlarsın? Tarzım tam kız işi. Hoş ve renkli. W o M E N okur larına neler söylemek istersin? Umuyorum blogumu beğenirler. Ziyaret edip, “Merhaba!” diyebilirsiniz.

shimmerofpink.blogspot.com

60

61

Ünlü Anneler v

EN ÇOCUK SEVER ANNE Angelina Jolie

ANNE R E V E NTA S EN ÇA eckham B a i r o t Vic

EN BOHEM ANNE Helena Bonham Carter

62

ve Çocukları

EN UYU MLU AN NE Katie Ho lmes NE EN GÜZEL AN Demi Moore

EN RAH AT ANN E Christin a Aguile ra

63

KÖŞE YAZARI

Ucube Düşünceler Dükkânı

M

ayıs'ta bir bayramımız vardı bizim, neydi adı, hatırlıyor musunuz? Eğer hâlâ hatırlayabiliyorsanız hafızanız iyidir ya da baskılara direniyorsunuzdur elinizden geldiğince. Mayısta bir bayramımız vardı bizim: 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı. Bu ay Atatürk’le ilgili yazmak istedim; ama bu çok yönlü adamın hangi yönünü yazmalıyım, karar veremedim… Düşüncem beni geçmiş zamana, yedinci sınıfta katıldığım tiyatro oyununda söylediğim bir repliğe götürüyor: “Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.” Atatürk’ün çok sevdiğim sözlerinden biri… Atatürk, gençlik ve de sanat… Öylesine önemli bir konu ki bunun üzerine düşünmeliyiz, düşündürtmeliyiz… Nereden başlasak? “Dindar bir nesil yetiştireceğiz.” diye bir cümle kurmuştu değerli bir büyüğüm ve sonra laf lafı açıp dindar olmayanların “tinerci” mi olduğu üzerine tartışmalar yapılmıştı. Konuyu hatırladığınıza göre, şimdi benim istediğim yere bağlayabiliriz cümleyi ve “Nasıl bir nesil?” sorusuna “Sanatçı, sanatsever bir nesil!” cevabını coşkuyla verebiliriz. Benim önerim sanatçı, sanatsever bir nesil yetiştirilmeli. Bu hepsinden daha zor, daha yorucu, daha özel ve daha anlamlı. Sanata dokunmuş ruhlar bambaşkadır, bu ruhlardan oluşan bir millet çok daha başkadır.

Engin Ergin

Sanat öylesine geniş bir yelpaze ki herkes bu yelpazede kendi rüzgârını yaratabilir. Kiminin rüzgârı güçlü olur, kiminin güçsüz; ama mutlaka herkesin sanat rüzgârı olabilir. Önemli olan keşfetmek. İnsan, kendini ne kadar erken keşfederse hayata karşı o kadar çok şey kazanır. Bu müthiş keşif yolculuğunda devlete çok iş düşüyor. İşte tam da bu noktada Mehmet Aksoy’un Kars’ta yıkılan “İnsanlık Anıtı” aklıma geliyor. O heykel gecekondu gibi izinsiz mi kondu bir anda oraya, bu mümkün mü? Neden dikilirken ses çıkarılmayan bir heykele değerli bir büyüğüm “ucube” diye diklendikten sonra “Aaa efendim olmaz böyle şey!” dendi ve heykel yıkıldı? Yine tam bu noktada Atatürk’ün bir sözü geliyor aklıma: “Dünyada medeni, ileri ve gelişmiş olmak isteyen herhangi bir millet mutlaka heykel yapacak ve heykeltıraş yetiştirecektir.” Bırakın Kars’taki heykeli, ben size en az onun kadar rahatsız bir düşünceden bahsedeyim. Ben Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencisiyim, Hacettepe gibi bir üniversiteyi

64

kazanmış bir öğrenci, GSF bünyesinde bulunan Heykel bölümünde yapılan heykellerle ilgili şöyle bir yorum yapabiliyor: “Çıplak heykellerin yapılmasını sanat olarak görmüyorum. Bu bana korkunç geliyor.” Böyleleri için hiçbir şekilde vücut hatlarını göstermeyen kara çarşaflı siyah ve karanlık heykeller yapmak lazım. Bu yazıda sanattan konuşurken, adına uluslararası festivaller düzenlenen bir sanatçımıza selam vermeden geçmek olmaz. O, Fazıl Say! 4 yaşında piyanoya başlayan, Ankara Devlet Konservatuarı’nda “Üstün Yetenekli Çocuklar için Özel Statü”de öğrenim gören Fazıl Say, daha sonra çalışmalarını Alman bursuyla Duesseldorf Müzik Yüksek Okulu’nda sürdürmüş ve 1994’te Genç Konser Solistleri Avrupa Yarışması’nda birinci olmuştur. Fazıl Say, bugüne kadar 20 uluslararası ödülle onurlandırılmıştır. 2008’de Avrupa Birliği tarafından “Kültür Elçisi” unvanıyla görevlendirilen Fazıl Say, doğu ve batı kültürleri arasında yeni köprü kurmayı amaçlamıştır. Türkiye’nin adını dünyada saygıyla duyuran bu dünya sanatçısının bir hiç uğruna hapsi istendi bu ülkede. Nedeni gülünç, durum vahim… Atatürk 1925’te İzmir Kız Lisesinde “Musiki lazım mıdır?” şeklindeki bir soruya şöyle cevap veriyor: “Hayır, hayatta musiki lazım değildir. Zaten hayatın kendisi musikidir. Musiki ile alakası olmayan yaratıklar insan değildirler. Musiki hayatın neşesi, ruhu, sevinci ve her şeyidir.” Sanatla, sanata karşı tutumla ve Atatürk’ün sanata ilgisi hakkında yazılabilecek çok şey var; ancak bir kısmını burada yazabiliyorum. Siz bu yazıyı okuyanlar, bakın bu ay mayıs, bizim bu ayda Atatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramımız var. Hadi Atatürk’ü ezberlerden silip onu geçekten tanıyalım ve anlamaya çalışalım. Bunun yolu onun anılarını okumaktan ve söylediği sözleri öğrenmekten geçiyor. Boş verin “Pembe boyalı evde doğdu.” diye başlayan hikâyeleri ve onun fikirlerini anlamaya çalışın. Zaten o demiyor muydu, “Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu yeterlidir.” diye. Ucube düşünceler savurdum bu sayfada bu sayıda. Ama unutmayalım: “Sanatsız kalan bir milletin hayat damalarından biri kopmuş demektir.” Hadi arkadaşlar, sanatımıza ve sanatçımıza sahip çıkalım. Onlar bizim, onlar biziz! 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı kutlu olsun! ■

HOBİ KÖŞESİ Gonca Çakıcı

Bileklerimizde Bahar Neşesi

B

ahar geldiğine göre cıvıl cıvıl bilekliklerimizi kolyelerimizi gün yüzüne çıkarma vakti de gelmiş demektir. Biz kızlar sanırım ne kadar takımız olsa da hep daha fazlasını istediğimize göre, malzemeleri değiştikçe farklı bir havaya bürünen bileklik yapımını sizlerle paylaşmaktan gurur duyarız.

66

İhtiyacımız olan malzemeler şu şekildedir.

Yapımı ise şöyle: ● İlk önce bileğimizi saracak boyutta iki adet deri kordon kesiyoruz. Bağlama kısmı kadar boşluk bırakıp düğüm atıyoruz. ● Sonra boncuklar ortada, iki deri kordon sağda ve solda kalacak şekilde dikiş ipliği geçirilmiş iğne ile boncukların arasından geçerek sabitliyoruz. ● Bilekliğimiz istediğimiz boyuta ulaştığında tekrar düğüm atarak bitiriyoruz. İlham periniz yanınızdan hiç eksik olmasın. Mutlu baharlar.

67

HOBİ KÖŞESİ

ORİGAMİ Rüya Aydınoğlu "Origami hayatımızda belki de ilk tanıştığımız japon kültürü öğesidir (sanırım sony'den sonra). Hem az malzeme ve yetenekle gerçekleştirilebilmesi, hem de japon işi olmasına karşın tehlikesiz bir sanat olması yüzünden, hepimizin ilkokul yıllarımızda, en azından kağıttan tuzluk imal etmişliğimiz ya da kurbaga zıplatmışlığımız vardır."

68

Rüya Hanım öncelikle bize kendinizden bahsetmenizi isteyebilir miyiz?Nasıl başladınız origamiye? Çocukken TRT’ de gördüğüm kâğıtçı teyzenin yaptıklarını kardeşlerimle videoya kaydedip tekrar tekrar izleyip yapardık. Sonra büyüdük o program da bitti herhalde. Bir kutu yapımını hiç unutmadım. Çocukluğumdan aklımda kalan o kutu vardı. Üniversite hayatında değişik arkadaşlarla tanıştım. Yurtdışına giden birinden bir kitap istedim. Gelen kitabı görünce tekrar origamiye âşık oldum. Bir şekilde kitap sayısı arttı, benim becerim arttı. Evde model yapmaktan zamanın nasıl geçtiğini anlamıyordum. Ancak türkçe kitap bulamadığımı fark edince kitap hazırlama fikri doğdu içimde. Çok uzun süren basım yolculuğunu anlatmak istemiyorum. Origami için “kes, yapıştır” diyen yayınevi dahi duydum. Neyse, origami kitabım gerçekten fikrime çok değer veren Nesil Yayınevinden 2013 de çıktı. Onlara tekrar teşekkür ediyorum. Yakında yeni kitabıma da başlamayı planlıyorum. Şimdilerde ise origamiden takı ve aksesuar yapıyorum. Renk renk, model model değişik boncuklarla birleştirip özgün modeller elde ediyorum. Daha çok küpe olarak tasarladım. Günlük hayatımda fırsat bulursam kullanıyorum. Hepsi de minik minik kağıtlardan yapıldı. Kısacası katlayıp kullanıyorum. Origami nedir, çıkış öyküsünü anlatabilir misiniz? Origami Oru (katlamak) ve Kami (kağıt) sözcüklerinin birleşiminden meydana gelmektedir. İlginçtir ki, birçok japon işi gibi bu da Çin kökenlidir. I.veya II. yy zamanında Çin'de çıkmış origaminin, Japonya'daki ilk örnekleri, japonların kültürel ve artistik olarak, kelimenin tam anlamıyla coştuğu Heian dönemine (794-1185) rastlamaktadır. Beyaz kağıt, gizli ve kutsal öğeleri saklamak amacıyla kullanılırmış o dönemde. Sonra dinsel bir öğe olmaktan çıkmış ve yaratılan yeni modellerle çeşitlilik kazanarak biraz daha halk eglencesi haline gelmiş. Zamanla da Kabuki (geleneksel japon tiyatrosu) ve ukiyoe (gel. jap. resmi) gibi geleneksel sanatların yanında yerini almış. Şimdi ise hala tapınaklarda rastlanmakla beraber, evlilik törenlerinde kağıt kelebekler damat ve gelini temsil eder ve 1000 tane turna kuşu yapanın da dileğinin gerçekleşecegine, uzun ve iyi bir yaşam sürecegine inanılır. 19.yy.'ın ortalarına doğru 70'e yakın farklı origami tasarımı yaratılmış durumdayken Japonya'nın modernleşmesi ile beraber, tören ve festivaller için yapılması hariç, origamiye olan ilgi azalmıştır. Ancak origami tarihinde dönüm noktası olan hüzünlü bir olay var ki, hemen kısaca ona değinmek gerek. Hiroşima'da, atom bombasının patlaması sonucunda radyasyon etkileriyle Lösemi hastası olan 11 yaşındaki Sasaki Sadako isimli bir çocuk varmış. İyileşmek için inanışa uygun olarak 1000 tane turna kuşu yapmaya karar vermiş. Fakat küçük vucudunu yiyip bitiren hastlalık ancak 644 tanesini bitirebilmesine izin vermiş. Arkadaşları da onun yerine sayıyı tamamlamış ve cenaze töreninde mezarını turna kuşlarıyla kaplamışlar. Bu olay o günün Hiroshima'da Dünya Çocuk Barış Günü olarak kutlanmasına ve onuruna Sadako 'nun Seatle'da bir heykelinin yapılmasına vesile olmuş. Bu sebeptendir ki, her sene Ağustos ayının 6'sında kutlanan barış gününde, dünya çapında birçok çocuk tarafından yapılan turna kuşları Hiroshima'ya gönderilir. ►

69

Origaminin faydalarından bahsedebilir misiniz? Çocuk gelişimine katkıları nelerdir? En önemlisi el becerisi bence. El becerisi de nedir dememek lazım. Çok iyi bir operatör olmak, diş hekimi olmak, terzilik aklıma gelenler. Kariyerli insanları diğerlerinden ayıran en büyük özellik el becerisidir. Gelelim gerçeklere. 1 kâğıt parçasından dünyalar yapabilirsiniz. Bir modeli yaparken size katkıları ise sabır, konsantrasyon, 3.boyut kavramı, hayal gücü. Hafızayı da geliştiriyor. Ebeveyn ile çocuk arasındaki ilişkiyi artırıyor. Bir kâğıt ile çocuğunuza farklı ufuklar açabilirsiniz. Biraz TV den onları uzaklaştıralım. Şimdiki hastalık playstationlar, ipadler, bilgisayar oyunları. Zaman ve beyin kaybından başka bir şey değil. 7 den 77 ye herkesin yapacağı bir uğraş. Yaş sınırı yok. Türkiye'de origami ile ilgili eğitim faaliyetleri var mı? Bazı okullarda seçmeli ders olarak verildigini duydum. Direk origami dersi olmadan resim iş derslerinde gösterilen modeller olabiliyor. Araştırmalarımda gelişmiş ülkelerde origaminin ders olarak verildiğini okudum. Çocuklara bundan daha güzel bir şekilde matematik-geometri gösterilebilir mi? Bu konuda çocuklarımıza birşeyler vermek için, origami için yapmamız gereken çok şey olduğunu düşünüyorum. Elimden geldiğince bu konuda çalışmak ve ilerlermek hedeflerim arasında.

70

Y

umuşacık, ağızda dağılan, yapımı kolay ve çayların yanına yakışacak, sıcacık, mis kokulu poğaçalar.

ÜÇ PEYNİRLİ POĞAÇA

MUTFAK Zeymuran Cafe

ÜÇ PEYNİRLİ POĞAÇA MALZEMELER: ● ● ● ● ● ● ● ● ● ● ● ●

2 su bardağı un 1 çimdik tuz Yarım çay kaşığı karabiber 1 yumurta 1 paket kabartma tozu Yarım çay kaşığı kekik 1 yumurta 125 gram labne peyniri 100 milim sıvı yağ Yarım su bardağı süt 80 gram kadar kaşar 120 gram beyaz peynir

YAPILIŞI: Un, kabartma tozu, karabiber, kekik bir kabın içerisinde karıştırılır. Labne peyniri, yumurta, sıvı yağ ve süt ayrı bir kabın içerisinde karıştırılır. Kaşar rendesi eklenir. Bu karışım unlu karışıma eklenir, beyaz peynir rendesi de ilave edilip hamur yoğurulur. Yumuşacık bir hamur elde edilir. Streç folyo ile kapatılıp buzdolabında yarım saat dinlendirilir. Sonra elimizle yuvarlayarak şekil verilir. Yağlı kağıt serili tepsiye, aralıklı olarak dizilir. Üzerine susam ve çörek otu serpilir. Önceden ısıtılmış 180-190 derece fırında 20 dakika kadar pişirilir. ■

PÜF NOKTASI

Kek Yapımı-1

► Mikrodalga fırında kek yapılacaksa bu kekin kakaolu veya renkli olması tercih edilmelidir. Zira mikrodalga fırında kızartma işlemi uygulanmaz. ►

Karbonat, asitli hamurlarda tercih edilen bir kimyasaldır. (yoğurt ,sirke gibi)

► Kek hamuru fırına verildikten sonra ilk 20 dakika fırın kapağı açılmamalıdır yoksa hamur söner. ► Karbonatlı hamurlar mutlaka sıcak fırına konulmalıdır çünkü kimyasal hamura eklendikten sonra hemen reaksiyona geçmektedir. ► Kekin pişip pişmediğini anlamak için kürdan testi yapılması en uygun yöntemdir yada bıçak tercih edilir. Kürdan veya bıçak kuru çıkıyor ise kek pişmiştir. ► Kek ılıyıncaya ya da soğuyuncaya kadar ters çevrilmemelidir, aksi halde parçalanır. ► Nasıl ki sıcakken çıkartmak tehlikeli ise tamamen soğuyunca da ters çevirmeye çalışmak da tehlikelidir. ► Soğuma sırasında nemlenen kek kalıbı yapışmayı arttırır. ► Kek gibi sıvı malzemeleri pişirirken teflon bir tencere ya da fırın tepsileri tercih edilmelidir. İyi pişmesi ve yapışmaması açısından bu önemlidir.

75

MUTFAK Hayat Cafe tarifleri

ZENCEFİLLİ ÇİKOLATALI KURABİYE

Z

encefil ve çikolatanın müthiş uyumu… Hem göze hem mideye şenlik bu minik kalp kurabiyeler… Dumanı üzerinde bir fincan kahvenin yanında yedikçe yenesi bir lezzet…

76

Kurabiyenin Malzemeleri: ● 180 gr tereyağ (oda sıcaklığında) ● 1 buçuk su bardağı pudra şekeri (200 ml bardak ölçüsü) ● 1 yumurta ● 1 buçuk çay bardağı buğday nişastası ● 1 tepeleme çay kaşığı tarçın ● 1 pk vanilya ● 1 çay kaşığı rendelenmiş zencefil (taze) ● 1 silme çay kaşığı karbonat ● Aldığı kadar un Kurabiyenin Üzeri İçin : ● ●

160 gr bitter çikolata 20 gr tereyağ

Kurabiyenin Hazırlanışı : 1. Un hariç tüm malzeme bir kapta pürüzsüz bir kıvam alıncaya kadar karıştırılır. 2. Azar azar un ilavesi yapılarak kulak memesi yumuşaklığında bir hamur yoğrulur. 3. Hamur dolapta 20 dakika dinlendirilir.( Daha rahat açabilmek için ) 4. Altına ve üzerine yağlı kağıt serilmiş ( yapışmaması için ) hamur merdaneyle 1 cm kalınlığında açılır. 5. Kalıpla hamura bastırarak şekil verilir ve yağlı kağıt serilmiş tepsiye aralıklı olarak yerleştirilir.( kabarıp, birbirine yapışmaması için ). 6. Önceden ısıtılmış 180 derece fırında üzeri kızarmadan pişirilir. 7. Tereyağ ve çikolata kaynayan suyun üzerine yerleştirdiğimiz bir kabın içinde ( kap suya değmeyecek ) benmari usulü eritilir. 8. Soğuyan kurabiyelerin yarısı dikkatlice ve mümkün olduğunca çabuk bu çikolataya batırılır, yağlı kağıt üzerinde donana kadar bekletilir. ■

SAĞLIK merve aydın

Küçük ama etkili bir sebze: DOMATES Vitamin A ve C için muhteşem bir kaynaktır. Ve her orta boyu 26 kalori! Ayrıca 1 orta boyunda 2 gram lif, 1 gram protein, 5 gram karbonhidrat bulunur. Antioksidant faydalarıyla bilinen ‘likopen’ içerir. Likopen prostat kanseri, meme kanseri, mide kanserinden koruduğu gibi UV ışınlarının zararlı etkilerinden de cildi korur. Bazı çalışmalar kötü kolesterolü düşürmede de etkin olduğunu belirtir. Biraz yağ ile tüketildiğinde (tercihen zeytinyağı) ve ısıl işlem gördüğünde de likopen etkisi artar. Organik domatesler diğer domateslere oranla 3 kat daha fazla likopen içerir. A ve C vitamini gibi antioksidantları içerir. Bu antioksidantlar hücreleri DNA hasarından korurlar. Bu sayede ateroskleroz ve diyabet gibi hastalıkları önler. İçerdiği niasin, folat, B6 gibi vitaminlerle yardımcıdır. Niasin yüksek kolesterol kullanılmaktadır. B6 vitamini ve homosisteini dönüştürmek için düzeyleri kalp krizi ve felç Taze domates potasyum gramı 237 mg potasyum ve günlük potasyum karşılar. Potasyum sinir bir rol oynar. Ayrıca

78

kalp

hastalığı riskinin azalmasında düzeylerini düşürmek için yıllardır folat ise tehlikeli bir kimyasal olan gereklidir. Yüksek homosistein riski ile doğru orantılıdır. açısından da zengindir. 100 ve 5 mg sodyum içerir ihtiyacının yaklaşık %11’ini sağlığını korumada önemli yüksek kan basıncını düşürür.

Limon önemli, çünkü... Hayatımızda geri planda kalan limonu bir sürahi dolusu su içine bir limonu dilimleyerek, hayatınıza dahil edebilirsiniz. Peki limonu bu kadar önemli kılan özellikleri neler? •Limonun en dikkat çeken özelliği PH dengesine olan katkısıdır.Tadı asidik olmasına rağmen en alkali gıdalardan biridir. Vücudumuzun gerekli alkali PH durumunu yakalamak için yardımcıdır. PH alkali dengesini sağlayarak hastalıklardan korur. •Limon toksinleri vucüttan uzaklaştırarak kanımızı temizler. Bununla beraber böbrek ve sindirim sistemini temizlemede etkisi büyüktür. Bir nevi detoks etkisi vardır. •Limon suyunda bulunan potasyum beyin ve sinir hücrelerini geliştirir, beyin ve zihni yatıştırır. Ayrıca kan şekeri üzerinde fazlasıyla olumlu etkileri vardır. Kan şekerini yükseltebilecek yiyeceklerde şeker etkisini baskılar. •Limonun obezitede de etkisi büyüktür. Limon kabuğundaki ‘pektin’ maddesinin kilo kontrolünde etkin olduğu bilinmektedir. Bu sayede limon hem pektin hem de lif içeriğiyle kilo verirken büyük bir yardımcıdır. •Burada dikkat etmemiz gereken nokta limonun organik olmasıdır. Kabuğuyla beraber suya koyacağımız için kabukta kimyasal olmadığına emin olun!

79

Besinlerdeki gizli sağlık: LİF

B

itkisel kaynaklı gıdaların insanların sindirim enzimlerinin parçalayamadığı kısımlarıdır. Lif barsaklarda sindirilmeden dışarı atılır ve en önemlisi atılırken bazı zararlı maddeleri barsaktan uzaklaştırır.

•Kepekli tahıllarda, kurubaklagillerde, meyve ve sebzelerde bulunur. Sağlıklı bir insanda önerilen miktarlar kadınlarda 25 gram, erkeklerde ise 38 gramdır.

Lif bir çok rahatsızlığı önler; •Kolesterolü düşürerek kalp hastalığını önler, •Diyabetli kişilerde kan şekerini düzenler, •Sindirimi destekler ve kabızlık gibi sindirim sorunlarını önlemeye yardımcı olur, •Doygunluk hissi sağlayarak aşırı yemeyi ve obeziteyi engeller.

Beslenmemizde lif alımımızı nasıl arttırırız? •Beyaz ekmek yerine tam tahıl ekmeklerini, •Pirinç yerine bulguru, •Meyve suyu yerine meyveyi tercih edin. •Öğünlerden sebze ve salatayı eksik etmeyin. •Kurubaklagilleri daha fazla tüketin.

BESİN

MİKTAR

Armut 1 Orta boy (Kabuğuyla) Elma 1 Orta boy (Kabuğuyla) Muz 1 Orta boy Eninar 1 Adet (Pişmiş) Nohut Yarım kase (Pişmiş) Brüksel Lahanası 100 Gram Taze fasülye Yarım kase (Pişmiş) Bulgur Yarım kase (Pişmiş)

80

POSA İÇERİĞİ (Gram) 6,2 3.5 2,4 6,5 6,2 4,6 4,4, 4,1

İPUCU: Etiketlerde en az 3 gram lif arayın.

81

SPOR Berna Tuğçe Çil

KALÇA VE BASENLERE VEDA EDELİM 82

B

u sayımızda, biz kadınların genelde başına bela olan basen ve kalça bölgesini ele alacağız. Kalçalarımız, vücudumuzun en büyük kas içeren ve çok çabuk kilo alıp vermeye müsait bölgelerinden birisidir. Bunun sebebi, kalçalarımızda yağ dokusu daha fazla olduğundan, kan dolaşımımızın daha yavaş, yumuşak doku oluşu ve gevşemeye müsaittir.

S

adece ama sadece haftada 3 gün veya 4 gün 5-6 dakikamızı kalça hareketlerimize ayırarak, çok kısa bir sürede basen ve kalçalarımızın düzene girdiğini görebiliriz. Fakat bahsettiğimiz gibi, eğer bu hareketleri düzenli olarak uygularsanız kalçanıza yoğunlaşırsanız haftada 3 gün, 5-6 dakika 6-7 ay gibi bir sürede güzel kalçalarınızın olduğunu ve basenlerinizin kalmadığını fark edeceksiniz.

1. Bu hareket ile üst bacağınızı alt bacağınızdan bir adım geriye alın. Altta kalan bacağınızı 90 derece bükün, üstte kalan bacağınızı yere doğru indirip kaldırın ve her set sonunda bacakları değiştirin. Yararları, kalça kısmnızın iç ve dış yüzeyini kuvvetlendirir, sarkık bir bacağınız olmasını önlemiş olur. Bacağınızda sıkılık olduğunu hissedersiniz. Atletik bir bacağa sahip olursunuz. 1 hafta süresince 3 setten 10’ar tane, 2 hafta süresince 4 setten 15, 3 hafta süresince 5 setten 20 tane yapın. Bu egzersizi yaparken, kalça kaslarınızı kuvvetle sıkı tutmaya çalışın. Bacağımızı zemine indirirken, parmak uçlarımız ve ayağımızın yere değmemesine özen gösterin. Her hamlede bacağınızı yukarı aşağı yaptığınızda, düzenli nefes alın.

2. Bu harekette; emekleme pozisyonunda durmanız gerekiyor daha sonra bir bacağımızı sabit olarak zemine dizimizi koyuyoruz. Öteki bacağımızı yukarı aşağı kaldırıyoruz. 1 hafta sürecinde 3 setten 10'ar tane, 2 hafta sürecinde 4 setten 15'er tane, 3 hafta sürecinde 5 setten 20'şer tane yapmalısınız. Bu egzersizi yaparken, ayak topuklarınız yukarıya doğru bakmalıdır. Belinizi ve sırtınızı tamamen düz tutmaya özen göstermelisiniz. Kalçalarınızı mümkün olduğu kadar sıkı tutmalı, bacağınızı da zorlamayacak şekilde kaldırıp, kol dirseklerinizle destek almalısınız. Her hamlede bacağımızı yukarı aşağı yaptığınızda düzenli nefes alın.

84

3. İki bacağınız arasında 1 metre aralık bırakarak, bir adım ileriye yürüyecek şekilde durun. Arkada duran bacağınızı bükerek dizinizi yere doğru götürürken ,kalça ve önde duran bacağınız arasında dik bir açı oluşturmaya çalışın. Bu harekette, karın kaslarınızı sıkmalı, arkada kalan bacağınız üzerinde yaylanmalısınız. Arkada kalan ayağınızın topuğunun kalkık olmasına özen gösterelim. Dizinizi zemine değdirmeyerek, 4-5 cm kala tekrar yukarı aşağıya şeklinde devam edin. Yararları, kalçalarınızı ve bacaklarınızı sıkılaştırır, güçlendirir ve daha fazla kalori tüketmenizi sağlar. Vücudunuz daha fazla kalori yakar. 1 hafta sürecince 3 setten 10’ar tane, 2 hafta sürecince 4 setten 15’er tane, 3 hafta sürecince 5 setten 20’şer tane yapmalısınız. 4. Bulunduğunuz yere sırt üstü uzanın, bacaklarınızı yukarıya doğru, diz şeklinde bükün. Bu harekette ayak tabanı yerde olmalıdır. Kalçanıza da yakın tutmalısınız. Vücudunuzu, topuklarınızla iterek kalçanızı ve sırtınızı kaldırıp indirmelisiniz. Yararları, bu hareket yoğun olarak kalçanızı çalıştırır ve olabildiğince sıkılaştırır. 1 hafta sürecince 3 setten 10’ar tane , 2 hafta sürecince 4 setten 15’er tane, 3 hafta sürecince 5 setten 20’şer tane yapılmalı. Bu egzersizi uygularken, sırtınızın üst kısmı ve omuzlarınızı yerde tutmalısınız. Yukarı aşağı egzersiz yaparken de, kalça kaslarınızı ve karın kaslarınızı sıkmalısınız. Yukarı çıkmaya çalışırken dizleriniz birleşik olmalı ve aralarını açmamalısınız. 1 seansı tamamladıktan sonra dinlenin. Düzenli nefes alın. 5. Bu harekette, emekleme pozisyonu alın . Bir bacağınızı gergin olarak arkaya uzatın ve yukarı doğru kaldırın. Her seri sonunda bacak değiştirin . Yararları, kalçanızı sıkılaştırır ve kuvvetlendirir. 1 hafta sürecince 3 setten 10’ar tane, 2 hafta sürecince 4 setten 15’er tane, 3 hafta sürecince 5 setten 20’şer tane yapılmalı. Sırtınızı olabildiğince yerde tutmalı ve bacağınızı yukarı kaldırırken, kalçanızı elinizden geldiği kadar sıkmalısınız. Bacağınızı çok yükseğe çıkarmaya gayret etmeyin. Ellerinizle değil de, dirseklerinizle destek almalısınız. Güç harcarken, nefes alın verin. ■

85

RÖPORTAJ Yunus Köse

Gökçen Eke

Çizgisinde Röportaj "Türkiye’de özgün bir ürün tasarlamak çok zor dışa bağımlıyız tasarım konusunda. Belki yeni yeni hareketlenmeler var ama genelde Avrupa ve Çin yönlendiriyor. Bizden çok güzel fikirler çıkar ama kimse risk almaz. Maalesef hep takip eden oluyoruz, takip edilen değil."

Gökçen Eke

G

ökçen Eke ile tanışmam bir önceki sayımızda kullanmak istediğim Spor Servisi karikatürü için izin istememle başlıyor ve iyi ki başlıyor. Bir futbol sevdalısı ile tanışmak büyük keyifti. Geçen ay karikatürünü kullanmak istediğimde isteğimi geri çevirmeyip çok sevindirmişti beni. Ben de böyle gönlü açık futbol sevdalısı bir kişiyi sizlere tanıtmak için can atmaya başladım. Bu fikri kafamda hallettiğimde röportaj teklifimi ettim, Gökçen Eke bu teklifi kabul etti ve 19 Nisan Perşembe günü Kandilli’deki Blog Medya ofisine davet etti. Bir önceki akşam İnter, Roma’ya İtalya Kupası yarı final maçında 3-2 yenilip elenmişti. Gökçen ağabey ile "Hoş geldin, hoş bulduk." sohbetinden hemen sonra çayımızı yudumlarken söylenecek ilk söz “Geçmiş olsun abi, İnter kupadan elendi.” demekti, ki dedim. Neden böyle dediğimi merak edenler, röportajda anlayacaklar.

86

WoMEN DERGİSİ: Yaptığım araştırmalarda 1982 doğumlu olduğunuz ve 1989’da ilk serginizi açtığınız bilgisine ulaştım. Yanlış bir bilgiye mi ulaştım yoksa bunlar doğru mu? Elinize kağıt kalem aldığınızdan itibaren çiziyorsunuz sanırım. Gökçen Eke: Kalemle anne ve babamın sayesinde 2-3 yaşında tanışıyorum ve o zamandan itibaren çiziyorum. Sonrasında sürekli bir şeyler çizdiğim için okulda hocalarım tarafından fark ediliyor bu durum. Onlar da “Bir sergi açalım.” diyorlar. Konya Akşehir’de büyük bir karargah var orada açıldı ilk sergim. Sergi öncesinde pek bir şeyin farkında olmasam da, sergiden sonra insan ne kadar küçük yaşta da olsa, yaptıklarıma ilgi duyulması, bende bir farkındalık yarattı. WoMEN DERGİSİ: Karikatür ile nasıl tanıştınız ve karikatüre nasıl başladınız? Gökçen Eke: Karikatürle de tanışmam gazete sayesinde oldu. Gazete okurken bir şey gördüm resim desen resim değil ne olduğunu bilmiyorum esprili yazılı mazılı ilgimi çekmişti. Cumhuriyet gazetesi veya Milliyet gazetesi olması lazım. Anneme babama sorduğumda karikatür olduğunu ve denemek isteyip istemediği mi sordular. Benim o dönemde bütün ilgim resim yönünde, farklı bir şey yapmak istemedim. Nasıl tarif edeyim. Diyelim evlisin biriyle, seni cezbeden başka bir şey var ama gidemiyorsun o tarafa kaymak istemiyorsun aldatacakmışsın gibi geliyor. Evliliğin de iyi gidiyor. Yani "Resim yapmak istiyorum." diyorum ama diğer tarafta da hoşuma giden başka bir şey var. Sonuçta alt yapıları aynı olsa da farklı dallar. Artık karikatür yapmalıyım dedirten olay ise yarışma ile başlıyor. İç Anadolu Bölgesini kapsayan öğretmenler günü temalı bir yarışmaya katıldım ve birinci oldum. Ödül olarak bir saat ve kitap verdiler. O kitapta, dünya çapında düzenlenen Nasrettin Hoca karikatür yarışmasına katılan, ünlü karikatüristlerin karikatürleri vardı. Belki 3-4 yıl belki 5 yıl boyunca bir taraftan kitabı inceledim, bir taraftan çizmeye çalıştım ve bu yönde ilerlemem gerektiğinin, bu işi yaparken keyif aldığımın farkına vardım. Okulda hocaların karikatürlerini çiziyordum elden ele dolaşıyordu. WoMEN DERGİSİ: (Gülerek) Hocanın eline gitmişliği var mı o karikatürün? Gökçen Eke: (Gülerek) Gitmeden imha edilmişliği var. Arkadaşlarımı çiziyordum eğlenceli oluyordu. İnsanlar çizimlerime ilgi duyuyordu. WoMEN DERGİSİ: Akşehir Hatırası, Gökçen Eke Karikatürler Çizgisinde Aşk, 5 Resim 14 Karikatür sergisi, Afiş, illüstrasyon, kitap resimlemeleri, karakter çizimleri, oyuncak, cam, ambalaj, ürün ve mücevher tasarımları var. Küçükken koyduğunuz hayalleriniz arasında bu ödüller ve size karşı duyulan bu saygı var mıydı? Gökçen Eke: Benim hayalim tasarım okumaktı, tasarımcı olmak, tasarım şirketinde çalışmaktı. Üniversite için Mimar Sinan’ın sınavlarına girdim, kazandım. Burada çok kaliteli hocalardan eğitim aldım. Bir yandan karikatüre de devam ettim. WoMEN DERGİSİ: Karikatürlerinizi bir dergiye yolluyor muydunuz bu dönemde? Gökçen Eke: Yollamıyordum ama birkaç dergi ile görüşmelerim olmuştu. Erdil Yaşaroğlu’nun bana söylediği bir söz var: “Biz pop çalan bir radyo gibiyiz, seni koyarsak dergiye pop radyosunda çalan ağır rock çalmak gibi bir şey olur. Sen yazısız çiziyorsun herkes bu derinliği yakalayamayabilir.” ►

88

WoMEN DERGİSİ: Pek anlamam, resim çizim anlatım şekilleri ve modellerinden. Sizinkine baktığımda sadelik var fazla kurcalamadan net anlatıyorsunuz. Gökçen Eke: O durum, bana hediye verilen o kitabı devamlı incelememden, Semih Balcıoğlu, Semih Boroy, Tan Oral gibi karikatüristleri takip etmemden dolayı olduğunu düşünüyorum. Bu isimler daha çok bu işin içinde olan karikatüristler, hatta kitaplarıma önsöz yazdılar. Karikatür aslında yazısız çizgi sanatıdır. Tabi ben de kullandım, o insanlar da kullanmıştır ama olması gereken yazısızdır. Bazen yazıdan yardım alıp, küçük diyaloglar kullanmak gerekiyor. Herkesin eğitimi ve algı seviyesi çok farklı, kimseyi küçümsemiyorum yanlış anlaşılmasın ama herkes farklı çevrede yetiştiği için anlayamayabiliyor yaptığım çizimi. Bir de futbol o kadar geniş bir kitleye hitap ediyor ki her sınıftan, her düzeyde insan var. Bir durumu çizerken aklıma en az on tane fikir geliyor, “Öyle mi çizeyim, böyle mi çizeyim.” derken ortaya bir karikatür çıkıyor. Örneğin; Real Madrid’in rahat bir sonuçla, Türkiye’ye gelip, Galatasaray’la maç yapması. WoMEN DERGİSİ: Fanatik olanlarla aranız nasıl? Gökçen Eke: Türkiye’de fanatizm çok fazla. Mesela takımlarımızın Avrupa'da yapacağı bir maç öncesi taraftarları heyecanlandıracak, belki onlara destek olacak, herkes tarafından paylaşılıp birlik havası yaratacak bir amaçla çiziyorum. Ama bir takım ile ilgili bir şey çizdiğim zaman diğer taraftan takımlar “Çok kötü olmuş.” diyor. Aynısını diğerleri için çiziyorum o zaman da “Mükemmel olmuş.”Bunu her takım taraftarı yapıyor. Mizahın o fanatikliğin üstüne çıkması gerekiyor. Yani karikatür gibi bakmayı daha bilmiyoruz. Fakat her takım için karikatür çizdiğimden dolayı bana saygı duyuyorlar sanırım. WoMEN DERGİSİ: Aslında futbol konuşmaktan önce endüstriyel tasarımla ilgili sorum ve sorunum var. Endüstriyel ürün tasarlanan şirketlerde çalıştınız. Bu çalıştığınız şirketler, size ne kadar yön veriyor ne kadar bağımsızsınız, kabullendirmek kolay oluyor mu tasarımları? Yoksa işverenler belirliyorlar, onun çerçevesinde mi oluyor çalışmalarınız? Gökçen Eke: Evet çeşitli şirketlerde çalıştım. Bir şirketin bünyesinde çalışırken onun belirli kriterleri ve bunların içerisinde kalarak bir ürün tasarlayabiliyorsun. Çok uçuk kaçık ürünler tasarlayabilirsin ama Türkiye’de şirketler risk almak istemiyor. İlk biz tasarlayalım diye bir durum yok. Gidiyorlar fuarlara yapılanlara bakıyorlar. Aynısını burada yaptırıyorlar. Ama biz fuarlara gittiğimiz zaman ürüne bakıyoruz bir sene önce biz onu çizmişiz, uygulamışız ama üretmemişiz. ►

89

WoMEN DERGİSİ: Yani Türkiye’de “Bak bu tuttu bunu örnek alarak yapın.” modeli var. Gökçen Eke: Evet aynen öyle. Çok para kazanıyorlar böylece ama özgün bir ürün tasarlamıyorsun. Sadece o günü kurtarıyorsun. WoMEN DERGİSİ: Markalarımızın globalleşememesi buna bağlı oluyor o zaman. Gökçen Eke: Evet, Türkiye’de özgün bir ürün tasarlamak çok zor dışa bağımlıyız tasarım konusunda. Belki yeni yeni hareketlenmeler var ama genelde Avrupa ve Çin yönlendiriyor. Bizden çok güzel fikirler çıkar ama kimse risk almaz. Maalesef hep takip eden oluyoruz, takip edilen değil. ■

Gökçen Eke ile gerçekleştirdiğimiz röportaj iki bölümden oluşuyor. Buraya kadarı tabii ki ilk bölümdü. Diğeri nerede diye sorana "Haziran sayısını bekleyelim." diyoruz. Röportajın bundan sonrasında mavi siyah bir futbol tutkusu var. Futbol sevdasının sınırları aşması var. Gökçen Eke karikatürlerine ulaşmamızı sağlayan bir zincirin hikayesi var.

90

iniz. s l e z ö çin Bizim i YİN

E S M Ü GÜL

Gülcan Çengel ile Kahve Molası

DUYGU VE DÜŞÜNCE İLETİMİ Merhaba, Her sayımızda neredeyse iletişimin hayatımızdaki öneminden farklı farklı şekillerde bahsettim durdum. Bu sayıda da yine olumlu iletişime değineceğim. Anlatma-Anlaşma üzerine bir süreç olan iletişimin bilindiği üzere temel kuralları vardır. Gerçekçi ve doğal, abartıdan uzak, olduğu gibi davranmak bunlardan bir tanesiyken belki de en önemli kuralı empati kurmak ve karşımızdaki kişiyi anlamaya çalışmaktır. İletişim konusu ile ilgili bu sayımızda sözü yine bir yaşam koçu olan Elmas Onur’a bırakmak istiyorum. Kendisine dergimizde yer aldığı için teşekkür ediyorum. Hiç şüphesiz birlikte yaşadığımız insanlarla anlaşmak ve paylaşmak zorundayız. Anlaşabileceğiniz ve anlatabileceğiniz mutlu bir ay diliyorum herkese.

Gülcan Çengel İLETİŞİM NEDİR? SADECE KONUŞMAK VE KENDİNİZİ ANLATMAK MI? İletişim; dinleme, konuşma, tepki verme, temas, duruş, coşku, empati ve karşılıklı olarak düşünceleri anlamaktan ve paylaşmaktan oluşan bir sanattır. Düşünce veya bilgilerin birçok yolla başkalarına aktarılmasıdır. İletişimin Türleri: 1-Dille gerçekleştirilen iletişim (sözlü iletişim) 2-Jest ve mimiklerle gerçekleştirilen iletişim (sözsüz iletişim) 3-Resim, şekil, çizgi gibi sembollerle ve simgelerle gerçekleştirilen iletişim (yazılı iletişim) İletişim bir bütündür ve bu bütünün %10'unu kelime, %30'unu ses tonu, %60’ını beden dili oluşturur. ►

92

Çevremizdeki insanlarla iletişimimizde olumlu ve farklı bir bakış açısına sahip olmak için neleri bilmeliyiz? Etkili iletişimin ön koşulu, insanın kendini iyi tanımasıdır. Ve etkili iletişimi sağlamanın birinci kuralı ise etkili dinleme becerimizi güçlendirmemizdir. Dinlemek ve duymak, bakmak ve görmek gibidir. Önce anlamaya, sonra anlaşılmaya çalışmalıyız. İletişimde esas olan konuşarak düşünme değil, düşünerek konuşmadır. İletişim sadece konuşmak değildir. Kime, neyi, ne zaman söyleyeceğini bilmekten geçer. Diğer insanlarla kurmuş olduğumuz başarılı iletişim yaşamımızı daha anlamlı kıldığı gibi yaşamdan elde ettiğimiz doyumu da arttır. Hadi gelin hayatımızı daha anlamlı kılabilmek için şu 8 maddeye bir göz atalım: 1-Proaktif olmak ( Kişisel Vizyon Alışkanlığı) 2-Sonunu düşünerek bir işe başlamak (Kişisel Liderlik Alışkanlığı) 3-Önemli işlere öncelik vermek (Kişisel Yönetim Alışkanlığı) 4-Kazan/kazan'ı hedeflemek (Kişilerarası Liderlik) 5-Önce anlamaya sonra anlaşılmaya çalışmak (Empatik İletişim Alışkanlığı) 6-Sinerji yaratmak (Yaratıcı İşbirliği Alışkanlığı) 7-Baltayı bile (Yenilenme Alışkanlığı) 8-İç sesini bulmak ve insanlara kendi seslerini bulmaları için ilham vermek. İletişimde geribildirimin (feedback) önemi nedir? Geribildirim, alıcı ve gönderici arasındaki geriye bilgi akışıdır. Bu sayede gönderici mesajın anlaşılıp anlaşılmadığını öğrenir. Geribildirim bir tür kontrol mekanizmasıdır. Ve iletişim sürecinde vericinin en çok ilgilendiği durum geribildirimdir. Etkin iletişim pozitif bir geribildirim sayesinde kurulabilir. İletişim sürecinin son unsurudur.

geribildirim sayesinde kurulabilir. İletişim sürecinin son unsurudur.

Geribildirim, alıcı ve gönderici arasındaki geriye bilgi akışıdır. Bu sayede gönderici mesajın anlaşılıp anlaşılmadığını öğrenir. Geribildirim bir tür kontrol mekanizmasıdır. Ve iletişim sürecinde vericinin en çok ilgilendiği durum geribildirimdir. Etkin iletişim pozitif bir

Son olarak iletişimle ilgili güzel bir hikâyeyi paylaşmak istiyorum: İLETİŞİM, KÖPRÜ KURMAKTIR! Bir zamanlar yanyana çiftliklerde yaşayan iki kardeş anlaşmazlığa düşerler. Kırk yıl yanyana yaşayan, makineleri paylaşan ve iş bölümü yapan kardeşler için bu ciddi bir durumdur.

93

İşler gittikçe sarpa sarar ve sonunda karşılıklı kötü sözler sarf edilir ve nihayetinde görüşmemeye başlarlar. Bir sabah John'un kapısı çalınır ve kapıyı açtığında karşında alet kutusuyla bir marangoz görür. Marangoz birkaç günlük iş aradığını söyler ve “Belki buralarda bir kaç küçük işiniz vardır, size yardım edebilir miyim?” der. “Evet” der büyük kardeş ve devam eder: “Senin için bir işim var. Çiftlikteki çayın arkasına bak orada komşum var ama aslında o küçük kardeşim. Geçen hafta aramızda bir küçük çayır vardı ama o nehrin yönünü değiştiren buldozerin kapaklarını açtı ve sular bastı. Çayır artık su doldu. Şimdi aramızda bir su birikintisi bir nehir var. Bunu bana rağmen yapmış olabilir ama ben daha iyisini yapacağım. Şurada gördüğün kereste yığını var ya, senden bunlarla 2,5 metrelik bir çit inşa etmeni istiyorum. Böylece kardeşimin yerini görmek istemiyorum”. Marangoz: “Sanırım durumu anladım. Sizi memnun edecek bir iş çıkartacağımı sanıyorum” der. Marangoz bütün ölçümleri yapar ve işini bitirir. John, manzarayı görünce şaşkınlıktan ağzı açık kalır. Orada çit falan yoktur. Marangozun yaptığı, nefis bir işçilikle yapılmış bir köprüdür. O da ne? John, komşu küçük kardeşinin kollarını açarak köprüden geldiğini görür.“Sen ne iyi bir dostsun ki tüm yaptıklarıma rağmen bu köprüyü inşa ettin.” İki kardeş köprünün ortasında buluşur ve birbirlerinin elini tutarlar. Arkalarına baktıklarında marangozun alet çantasını alıp gitmeye hazırlandığını görürler. "Hayır, bekle! Birkaç gün daha kal. Senin için pek çok projem var.” der büyük kardeş. "Kalmak isterdim." der marangoz. “Ama inşa edecek daha çok köprüler var.” Bir tebessümün, bir merhaba ve sıcak bir kucaklaşmanın daima sevgi, güven ve ümit verdiğini unutmamak dileğiyle.

İlişki ve Yaşam Koçu Elmas Onur

94

95

İlhan Doğan ile Riccon Teknikleri Riccon İlhan Doğan

www.ricconakademi.com

Sözlükte "İletişim" Ne Demek? 1. Duygu, düşünce ya da bilgilerin usa gelebilecek her türlü yolla başkalarına aktarılması, bildirişim, haberleşme, komünikasyon. 2. Telefon, telgraf, televizyon, radyo gibi aygıtlarla yürütülen bilgi alışverişi, bildirişim, haberleşme, komünikasyon. 3. İki ya da daha çok kişi arasında bir anlaşma, uzlaşma doğmasını sağlayan karşılıklı konuşma, diyalog İletişimde kişinin konuşma biçimi, seçtiği sözcükler, ses tonu, beden duruşu, jest ve mimikler önemlidir. Empati Kurma, dış dünyayı karşımızdaki insanın penceresinden, yani onun penceresinden görmeye çalışmak demektir. Bir başka deyişle kendimizi onun yerine koymak demektir. İletişimde en önemli faktörlerden birisi de dinlemektir. Başlıca İletişim Yolları: 1- Sözlü İletişim: Karşılıklı konuşmaya dayalı iletişimdir. 2- Yazılı İletişim: Yazı yoluyla sağlanan iletişimdir. 3- Hareketlerle İletişim: Jest, mimik ve çeşitli hareketlerle sağlanan iletişimdir. Etkili İletişim Becerileri: ● Kendini tanımak ● Kendini açmak ve kendini doğru ifade etmek ● Karşımızdakini etkin ve ilgili dinlemek ● Empati kurabilmek (kendimizi karşımızdaki kişinin yerine koyabilmek) ● Hoşgörülü ve önyargısız olmak ● Eleştirilere karşı açık olmak ● Beden dili, göz kontağı, hitap, ses düzeyi vb. kurabilmek. İyi Bir Dinleyicinin Özellikleri: ■ Dikkatini karşısındaki kişiye verir. ■ Konuşmacıyı sözünü kesmeden dinler. ■ Göz teması kurar. ■ Son sözü söylemek için çabalamaz. ■ Dinlerken vereceği cevabı düşünmez.

96

■ Yargılamadan, suçlamadan dinler (önyargılı değildir). ■ Duygu ve düşüncelerini anlamaya çalışır. ■ Dinlerken başka bir işle meşgul olmaz. ■ Konuşmacının sözlerine olduğu kadar sözsüz mesajlarına da dikkat eder. ■ Konuşmacının duygu ve düşüncelerine anladığını gösteren sözlü ifadelerde bulunur. İletişimde Yapılan Hatalar ► Emir vermek - tehdit etmek ► Uyarmak - konuyu saptırmak ► İsim takmak - sınamak ► Öğüt vermek - eleştirmek ► Yargılamak - nutuk çekmek ► Suçlamak - alay etmek Kitle iltişimi: İletişimin bazı teknikler kullanarak çok sayıda kişiyi etkileyecek biçime getirilmesine “kitle iletişimi”, bunun için kullanılan araçlara da “kitle iletişim araçları” denir. Kitle iletişim araçlarının amacı, düşünce, fikir ve haberleri çok kısa zamanda geniş kitlelere ulaşmaktadır. Başlıca kitle iletişim araçları; gazete, dergi, radyo, televizyon, internet, mektup, telgraf, telsiz v.b.dir. İlkçağlarda duman, posta güvercini, davul vs. dir. Kamuoyu: Herhangi bir konuda halkın genel karar ve düşüncelerine kamuoyu denir. Kamuoyu oluşmasında kitle iletişim araçları önemli bir yere sahiptir. Çünkü geniş kitlelere çok hızlı ulaşabilmektedir. Kitle İletişim Araçlarının Faydaları ● Eşitlik ve özgürlük fikirlerinin yaygınlaşmasına ● İnsan haklarına saygılı olunmasına ● Yurt ve Dünya barışının korunmasına ● Demokrasinin gelişmesine ● İnsanların eğlenmelerine ● İnsanların eğitilmelerine katkısı olmuştur. Bilinçaltı Mesaj

B

aşka bir objenin içine gömülü olan bir işaret ya da mesajdır ve normal insan algısılimitlerinin altında kalmak, o anda fark edilmemek üzere tasarlanmıştır. Subliminal mesajlar insanın bilinçli dikkati tarafından fark edilemezler, ancak bu mesajların insanın bilinçaltını etkiledikleri ileri sürülmektedir.

rekabet gibi konularda ahlaka uygunluğu konuları tartışmalıdır. Marka ve ürünlerin pazarlamasından toplumun ilgi , ihtiyaç ve algısını değiştirmeye kadar bir çok konuda kullanılmaktadır. Bir kişiyi kurumu ya da ürünü kötü göstermek için o şey ile kötü olan bir nesnenin aynı temada işlenmesi subliminal mesajın en yaygın kullanılma şeklidir.

Subliminal teknikler reklamcılık ve propagandaalanlarında sıklıkla kullanılmaktadır. Dizilerde veya film- Şu ana kadar yapılan çalışmalar neticesinde en bilerde karakterlerin içtiği içecek markaları, kıyafetleri linçli ve defansif kişiler bile bu mesajları ilk bakışta subliminal mesaj örneklerindendir. %100 olarak çözememektedir. Bu da toplumlarımızı yönlendirmeli reklamlara karşı savunmasız bırakBu tekniklerin amaçları, etkisi, kullanım sıklığı ve maktadır. ■

97

RÖPORTAJ Buket Şengül

Türkiye’nin En Eğlenceli Danışmanı

H

ava yağmurlu ve gri, güneş açsa da bol ışıklı bir sohbet yapsak diye düşünürken birden vazgeçiyorum. Banu Gökçül'le yapılacak bir sohbet zaten ışıl ışıl olacaktır havanın pek önemi yok. Arnavutköy'ün harika manzarasında smoked tea (tütsülenmiş çay) ve cevizli kurabiyeler eşliğinde ilham perisi kartlarımızdan çekiyoruz.

-Hımm yakında hayatım değişecekmiş… Bilen bilir, Banu Gökçül Türkiye’deki en önemli Davranış Bilimleri Uzmanı ve Motivasyon konuşmacısı, NLP’nin ilk uygulayıcılarından, Bilgi Üniversitesi'nde Öğretim Üyesi, kişisel gelişim yazarı,dünyanın pek çok köşesine seyahatler yapmış, ulaştığı yerlerde psikoterapi, yoga vb. eğitimler almış gezgin, çılgın bir kova kadını… Ama en önemlisi o çok eğlenceli…

98

l ü ç k ö G u n Ba

Kendini nasıl tanımlarsın Sevgili Banu Gökçül? Cumhurbaşkanlığına bir konuşma için gitmiştim. Etrafıma bakarken spiker de birilerini sahneye davet ediyor, ben tabii sıramı bilmiyorum. Birisini anlattı anlattı, ben de kim çıkacak diye bekliyorum meğerse benden bahsediyormuş. (Gülüşmeler). Diyeceğim, bir ben varım bir de Banu Gökçül var. Bu ikisi ayrı kişiler. Banu Gökçül arkadaş , komşu, annesinin kızı. Asıl ben sadece nefes alıp verenim. Bizler bedeniz, zihiniz, kalbiz, ruhuz. Gün geçtikçe anladığım tek şey şu oluyor. Bu bir makine. Makine kim? Ben de bilmiyorum makinanın kim olduğunu. İnsanın kendini sürekli bilinçli zihni ile izlemesi gerekiyor kim olduğunu anlaması için. Bende çok fazla ben var. Elbiseler gibi. Hepsiyle eğlenen biriyim. Bu ayki konseptimiz "eğlence". Eğlence ne demek senin için? ‘Enjoy it’ doktorda sıra bekliyorsun diyelim, enjoy it derler yurtdışında. Doktor bekleme odasında eğlenilecek ne olabilir ki? Neyi enjoy edeceğim durumu var? Ama aslında oradaki mantık eğlen, anda kal, keyfine bak demek. Eğlence her an An’da olmaktır. Zevk, ruhun aldığı doyum; haz ise bedenin aldığı doyumdur. Dikkatin 5 duyundaysa eğer her yerde çok zevk alıp eğlenebilirsin. Şimdi’deysen, An’daysan renkleri görürsün, değilsen geçmiş ya da geleceği görürsün. Zihin rüyada. Geçmiş ya da gelecek gri ya da siyahtır. ANDAYSAN RENKLİ OLANI GÖREBİLİRSİN.GEVŞEK BİR BEDEN YENİ BİR ŞEY ÖĞRENİR, YARATABİLİR.. Mesela Cem Yılmaz 'anda 'spontan, özgür zihne sahip... O yüzden başarılı bir komedyen. Hep an’da espri yapıyor. An'a o kadar güveniyor ki, An onu hiçbir zaman üzmemiş, yanılmamış, para kazanmış, hem eğleniyor hem de işini yapıyor. Mizah espritüel olmak, sprituel’den gelir. Spritüel ruhsal demek. Yani ruhu var adamın. An’daysan komik olanı görebilirsin zaten. Eğlencede kasların gevşektir. Gevşek bir beden yeni bir şey öğrenebilir ve öğretebilir. Açık olabilir, alabilir, yaratabilir. Ciddi diye bir şey yok şu hayatta... Ciddiyi kim uydurmuş bilmiyorum aslında. Öteki doğal. Bir çocuk doğarken ciddi olamaz. Korku varsa ciddiyet vardır. Kontrol varsa korku vardır. Eğlenceli kişiler kontrolü kaybetmekten korkmayan insanlar da olabilir. Teslimiyetle ilgili bir şey. Gerçekten eğlenen tamamen teslim olmuştur. İnsanların en büyük sorunu ne bu hayatta? İnsanlar şişmanlık, sigara, sevgilim yok, param yok, özgüvenim yok o kadar çok çeşitli sorunla geliyor ki ama dibini kazıdığında herkesin sorunu anne ve babası, annesinden yeteri kadar sevgi almaması, çok sarılmamış olması, manipülatif bir ailesi olması, çocuk denen yaratık anne babası kim olursa olsun mutlaka eleştiriyor. Özgür bırakılsa 'Anne baba bana sınır koymadı.' diyor, sınır koysa 'Bana sınır koydu.' diyor. Mutlaka anne baba ile sorun oluyor. Annesi ile sorununu halletmemiş bir erkek hayatındaki kadına annesi gibi davranmadan bir ilişki kuramıyor. ►

99

Eğer annesi ile bağını suçluluk duygusu hissetmeden ayırmadı ise. Hepimizin anne ve babasıyla bağımlılığımızı suçluluk duygusu hissetmeden kesmemiş gerekiyor. Ölmüş bile olsalar. Anne ve babamızı olduğu gibi kabul etmediğimiz sürece onlarla ilişkimiz sürüyor. Anne babasının yanında çocuk olamamış birisi normal yaşamda yetişkin olamaz. Bunu farkettiğin an ruhunun derinliklerinde değişim başlıyor aslında. Biz küçülmeliyiz onların yanında. Babasına çocuk acıyamaz mesela. Bu çocuğa düşmez, bu çocuğun haddini aşar. Çünkü anne babası onu dünyaya getirdi. Babasının karşısında küçülebilen çocuk kendi yaşamında gerçek manada büyür. Anne ve babasının büyüklüğünü görmeyen insan gerçek yaşamında yetişkin olamaz. O beğenmediğin anne baban seni dünyaya getirme enerjisine sahipti. Bu bile onlara şükretmen için yeterli. Çocuk yaşamı boyunca ciddi ciddi şeyler yapıyor. Halbuki eğlense gerçekten çocuk kalabilecek. Bir insan mutlu olabilmek için neyi öğrenmeli? Mutluluk bir kimya. Seratonin ve endorfin salgılamazsa vücut, mutlu olamazsınız. Mutlu olduğumuz anlardaki renkler, kokular, tatlar, kişiler, aktiviteler, doğa sevmek, günde en az 20.dk hareket bunlar kesin mutluluk sağlıyor. Bir liste yapabilir insan kimlerin yanında ve nasıl rahat hissediyor diye. O zaman mutluluk anlarını bulmuş olur sadece bu an’ları düşünüyor olmak bile mutluluk hormonu endorfininin salgılanması yani mutlu olmak için yeterlidir. Tüm bunları yapmadan mutlu olabilir mi insan? Olamaz. Sevdiğiniz işleri yapmıyorsanız, sevdiğiniz yerde ve insanlarla değilseniz endorfin salgılamanız zor, o zaman kortizol ve adrenalin salgılarsınız. Ona da cehennem hali denebilir. Vücut sıkışınca kaçsın ya da savaşsın ister. Endorfin rahat, güven ve huzurlu olduğunda oluşuyor. Seminerlerinde ya da seanslarda seni çok zorlayan bir olay oldu mu? Beni genellikle seminerlerimde de, bireysel çalışmalarda da en çok analizciler zorluyor. Ben teşvik edici, hareketli, resmi olmayan, eğlenceli ortamda kendimi rahat hisseden bir stile sahip olduğum için ki, bu tip insanlar % 15 toplumda, analizcilerle gerginleşiyorum. Onlar çok ciddiler ve mesafeliler. Kendilerini bu şekilde daha güvenli hissediyorlar. Hayat

100

kendileri ve çevresindekiler içinde çok rahat akmıyor diyebilirim. HER GÜNÜMÜ YENİDEN TASARLIYORUM… Bir günü nasıl geçiyor Banu Gökçül’ün? Her günün birbirinden farklı olduğunu fark ederek uyanıyorum, çünkü her günü yeniden tasarlamam gerekiyor. Genellikle ayık ve uyanık olarak sabahtan zihnimi yönetmeye çalışıyorum. Eğitimlerde ve seanslarda hep yeni kişilerle oluyorum bu da beni yeniliyor, geliştiriyor. Baharla beraber daha fazla hareket ve sporu hayatıma kattım. Kıyafetimi bile sabah seçerken günümü etkileyeceği için renkleri düşünür ona göre seçerim. Alt komşuma bile ineceksem kıyafetime özen gösteriyorum. Kafayı değiştirmek gibi bir şey elbiseyi değiştirmek. Kendimce her gün eğlenceli kutlamalar yapıyorum. Yaşam koçluğu herkesin yaptığı bir iş haline geldi nasıl ayrışıyor bu iş? Bana da koç diyorlar. 2000 yılında ben bireysel gelişim danışmanlığı demiştim bu işin adına. Ama baktım dünyada da buna koçluk deniyor. Herkesin koçluk alanı farklı. Ben davranış bilimleri uzmanıyım ve davranışsal konularla ilgili koçluk veriyorum. Davranışsal, ruhsal, zihinsel koçluk benim alanım. Bu 3 durumda yaşanan sorunlarda sıçrama ve üstüne çıkmasını sağlıyorum kişilelerin. Başarıya ve mutluluğa ulaşmak için içsel, zihinsel araçları kazandırmak amaç. alfafrekans.com diye bir markan var. Burada beyin frekans teknolojisi cd’leri satılıyor ve oldukça talep var. Ne işe yarıyor bu cd’ler? Bizler bilinçaltı yada bilinç üstümüze o kadar kolay gidemiyoruz. Bilinçaltı yada üstü 14 yaşına kadar farklı frekanslarda kayıtlı bizde. Sesler, kokular, görüntüler sayesinde oluşmuş bir yer. 14 yaşına kadar yaşadıklarımız oraya kaydediliyor. O duygulardan başka hiçbir an'ı hatırlamıyor zihin. Hafıza dediğimiz şey sadece üzüntü, korku, öfke, sevinç anlarını kaydediyor. Bunun tek yolu zihnin bu tarafında frekansı alfaya düşürerek değiştirmek. Bu cd'ler otomatik olarak beyni o frekansa düşürüyor ve yeni hayatınızı orada şekillendirmeyi sağlıyor. ►

Bu yazıyı okuyan zor durumda birisine tek bir kelime söylesen… Hafifle! İnsanların kendilerinden geçtiği bir gün yok bizde. Eğlence kendini kaybetmek demek ya, korkuyoruz bundan. Ben bir yılbaşı akşamı, 2-3 yıl kadar önce Taksimdeydim. Gece 12'yi bekledik ki coşalım, hiçbir şey yok sessiz bir Taksim. Bütün turistler birbirine baktı, kutlama yok bir şey yok, herkes üzüldü ve o deli kalabalık 12'de ağlayarak ayrıldı. Çünkü kutlanmadı yani hiç unutmuyorum onu çok acı bir şeydi. Coşkulu şeyler bizde ayıp, hafiflik ayıp. O yüzden hafifleyin! Teşekkürler

101

TELEVİZYON Melike Serdar

Bağımlıyız Dede

B

u ay inceleyeceğimiz filmler alışkanlıklar ve bağımlılıklar üzerine çekilmiş iki kült film: Requiem For a Dream ve Trainspotting. İlk filmimiz oldukça sert ve boğucu bir atmosfer gözler önüne sererken, Trainspotting hem görsel olarak hem hikâye olarak daha eğlenceli ve yaratıcı görünüyor. Bağımlılıklar günümüzün oldukça popüler konularından. Bir yandan oldukça küçümsenir, kötülenirken diğer yandan kendi kültürünü oluşturduğunu düşünmemek elde değil. Birçok şarkıcı, bir çok film, bir çok kitap serseri karanlık bohem hayatları, insanların sıkıcı rutin hayatının karşısında eğlenceli olarak sunmuştur. Bağımlılığın iki yüzünü incelemek istersek karanlık yüzü yada dışarıdan gözlemlenen yüzü Requiem For A Dream’dir. Belki nispeten daha renkli yüzü ise Trainspotting’tir.

Requiem For A Dream Vizyon Tarihi: 2000 Yapımı: 2000 - ABD Tür:Dram Süre:102 Dakika Yönetmen: Darren Aronofsky Sara Goldfarb, televizyon bağımlısı dul bir kadın ve oğlu Harry ve onun kız arkadaşı Marion uyuşturucu bağımlısıdır. Sara anılarına takılı kalmış ve oldukça takıntılı rahatsız edici bir karakter olarak filmde karşımıza çıkıyor. Sürekli eski kocası ile ilgili hayaller kurarak ve hayatını televizyon programlarına endeksleyerek yaşamaktadır. Harry ise annesinin bu tahammül edilemez durumu, babasının yokluğu ve hayata tutunamayışı onu uyuşturucu bağımlılığına itmiş bir gençtir ve film ilerledikçe bağımlılığının kölesi haline gelecektir. Film açık renkler ve hayallerle başlar. Sara’nın kırmızı elbisesine tekrar girme hayali, Harry ve sevgilisi Marion’un gençlik hayalleri ve arkadaşları uyuşturucu dağıtıcısı Tyrone yırtma hayalleri çok parlak görünmese de umut verici ve sahnelerde kullanılan renkler açısından da daha iç açıcı sahnelerle anlatılmıştır. Film genel olarak bağımlılıkları ve alışkanlıkları sorgulatan kendinizi iyice kaptırırsanız bir süre kendinize gelemeyeceğiniz kadar vurucudur. Bağımlılıkların ruhsal ve bedensel insanı nasıl maviliklerden karanlıklara sürüklediğini oldukça karamsar ve iç karartıcı bir tarzda seyirciye sunmaktadır. Filmin ilk karesi mavi son karesi karanlıklar içinde bitmektedir. Karakterlerin bağımlı olma durumları ve tabiri caizse pisliğe batma durumları artan bir seyirde gösterilmiştir. Ufak bir eleştiri de yapmak istersek eğer her ne kadar bağımlılıkları alışkanlıkları sorgulasa da oldukça uçlarda örnekleri gözler önüne serdiğinden seyirciye kendini sorgulama fırsatı pek vermeyen filmdir. Uyuşturucu kullanılan sahneler oldukça çarpıcı bir dille anlatılmıştır. Bu anlatım şekline yönetmenin başka bir filmi olan Pİ’de de rastlamak mümkündür. İnsanı hayattan soğutan ikinci kez izlemenin yürek istediği bir film diyerek çok fazla filme dair ayrıntıları anlatmadan burada bitirmek istiyorum. Kısa bir not: Filmin ana müziği olan “lux aeterna” parçasını ülkemizde haber açılışından magazin programlarına kadar kullanmayan tv kanalı kalmamıştır. ►

103

Trainspotting Vizyon Tarihi: 1996 Yapımı:1996 - İngiltere Tür: Dram , Suç Süre:94 Dakika Yönetmen:Danny Boyle Mark Renton eroin bağımlısı bir gençtir. Edinburgh'ta arkadaşlarıyla beraber oldukça umarsız bir hayat sürmektedirler. Hepsi de toplumun dışına itilmiş, ezilmiş, hırsızlık yapan madde bağımlısı insanlardır. Bağımlılıkları devam ettikçe yaşadıkları olumsuzluklar, aralarındaki ilişkileri zaman içinde zedelemiş ve sorgulanmasına neden olmuştur. Filmin kahramanı Renton ise içinde bulunduğu bu durumdan bir şekilde kaçabileceğini hissetmekte ve yaşadıklarını sorgulamaktadır fakat sürekli bir kararsızdır: hayata devam mı etmelidir yoksa hayatın dibine mi vurmalıdır? Bu filmde eroin ve hayat bir terazinin iki kefesine konmuş bir şekilde Mark Renton’un zihninde bir yer bulur. Hanginsin daha iyi olduğu film boyunca Renton’un gözünden sorgulanır. Özendirici bir film olduğu söylense de tam olarak bu kelime doğru değil. Sadece film eroin bağımlısı insanların gözünden anlatılmıştır. Film boyunca röntgenci değil röntgenlenen gibi hissedebilirsiniz. Bu arkadaş grubunda uyuşturucu bağımlısı olmayan karakterler de vardır. Bunlardan biri şiddet bağımlısı Francis Begbie’dir. Diğeri ise tüm bu pis adamların yanında düzgün bir hayatı ilişkisi olan sportmen Tommy’dir. Bu iki karakterden birinin de hayatı eroin yüzünden kararacaktır ama daha fazla ipucu vermek istemiyorum. Filmi görsel olarak incelersek oldukça çarpıcı renkler ve sahneler kullanılmıştır. Kahramanımızın gördüğü halüsinasyonlar klozete dalma sahnesi, tavanda dolaşan bebek sahnesi, kırmızı rengin bolca kullanılması göze çarpan ayrıntılardır. “Perfect Day” şarkısının fon olduğu sahnede oldukça hoştur. Bu film “Requim For a Dream” kadar karamsar ve bağımlılığı kabus olarak göstermese de bağımlıların yaşadıklarını çok fazla dramatize etmeden seyirciye sunmuştur. Bu sebeple bağımlılığı öven bir film olarak adlandırılması çok da doğru değil.►

104

Filmden çarpıcı birkaç söz paylaşacak olursak eğer: “Hayatı seç. Bir meslek seç. Bir kariyer seç. Kocaman boktan bir televizyon seç. Otomatik çamaşır makinelerini, arabaları CD çalarları ve elektrikli konserve açacaklarını seç. Sağlıklı olmayı, düşük kolesterolü ve diş sigortanı seç. Geri ödemesi en az olan banka faizini seç. Ufacık bir ev seç. Arkadaşlarını seç. İyi bir tatili ve bavulu akıllıca doldurmayı seç. Üç odalı evini en güzel kumaşlarla donatmayı seç. Kendi işini kendin görmeyi ve Pazar sabahı ne b.k olduğunu düşünmeyi seç. Beyni uyuşturan, ruhunu ezen şov programlarını seyrederken, boktan yiyeceklerle tıkınacağın televizyon karşısındaki koltuğunu seç. Sonunda da, sefil bir evde yalnız başına geberip giderken, yerini, senin yerine geçmek için, seni kandıran bencil i.nelere bırakmayı seç. Çürüyüp gitmeyi ve yetiştirdiğin gerzek veletlere rezil olacak biçimde kendi altına etmeyi seç. Geleceği seç. Hayatı seç... '' "En harika orgazmınızı alın bunu binle çarpın elde ettiğiniz sonuç bu zevkin yanına bile yaklaşamaz" “Morfin,diamorfin, siklozin, kodein, temazepam, nitrozepam, fenorborbiton, sodyum amital, destropropoksin, metadon, nalbufin, pethidin, pentozosin, buprenorfin, dekstromoramid, klormetinol aldık. Sokaklar duyduğumuz acı ve mutsuzluğu yok edecek uyuşturucularla doluydu, hepsini aldık. Lanet olsun c vitamini illegal olsaydı onu da kullanacaktık Tüm o acıları bir kaşığa doldur ve kendine enjekte et.” Kısa bir not: Bir devam filmi projesi gündemde. 2016’da vizyona girmesi planlanan film, Irvine Welsh’in ‘Trainspotting’in devamında yazdığı 'Porno' adlı kitabından uyarlanacak. Danny Boyle, ilk filmde yer alan oyuncu kadrosunun da yeni filmde rol alacağına inandığını söylemiştir. ■

TELEVİZYON Burcu Mercan

TV'de Bahar

? u d l O r e l e N ? k a c a l O r e l Ne

M

ayıs ayı d i z i dünyasında daha çok ‘final’lerin yayınlandığı ve yaz dizilerine hazırlık yapıldığı bir dönem olur. Biz tek tek her dizinin final tarihini yazmayacak olsak da; dizi dünyasında neler oldu, yakın zamanda ise neler olacak sizin için derlemek istedik.

106

Spartacus 12 Nisan’da “Victory” isimli görkemli bir bölümle duygusal bir veda yaptı. Dizinin final jeneriğinde tüm sezonlar boyunca yer alan karakterlere tek tek yer verildi ve 2011 yılında kanser hastalığına yenik düşen Andy Whitfield’ın efsaneleşen repliği “I Am Spartacus”le sona erdi dizi.

Starz kanalında final yapan Spartacus’un ardından yeni bir tarihi dizi başladı hemen “Da Vinci’s Demons”. Ünlü sanatçı ve mucit, Leonarda da Vinci’nin gençlik döneminde yaşadıklarını konu edinecek dizinin ilk bölümü o kadar başarılı oldu ki kanal diziye hemen 2.sezon onayını verdi.

Az çok tahmin ediyorduk elbette ama Showtime kesinleştirdi. 8.Sezon Dexter’in final sezonu olacak. 30 Haziran’da başlayacak dizide geçen sezon Hannah karakteriyle seriye dahil olan Yvonne Strahovski’i birkaç bölümde izleyeceğiz. Ayrıca Bethany Joy Lenz (One Tree Hill), Sean Patrick Flanery (Boondock Saints) ve emektar oyuncu Charlotte Rampling kadroya dahil olan yeni isimler oldular. (Bir de dedikodu ekleyelim; diziye bir spin-off gelme ihtimali bulunuyor)

Boston’da yaşanan terör olayları sebebiyle Revolution, Castle ve Hannibal’in yeni bölümleri yayından çekilerek sonraki haftaya alındılar.

SyFy’ın yeni bilim kurgu dizisi Defiance’ın pilot bölümü toplamda 2.7 milyon izleyici ile kanalın 2006 yılından bu yana en yüksek reyting alan işi oldu. Hikaye klasik olsa da yarattığı evren, ırklar ve diller ile oldukça detaylı bir çalışma ortaya koyan dizi ayrıca kendisiyle eş zamanlı olarak piyasaya çıkacak bir MMO oyununa sahip.

İptal edildikten tam 7 yıl sonra yeni sezon onayı alarak geri dönen komedi dizisi Arrested Development’ın 4.sezonunun tüm bölümleri 26 Mayıs’ta Netflix’te yayınlanacak. 4.Sezon için önce 13 bölüm sipariş verildiyse de ani bir kararla bölüm sayısı 15’e çıkarılmıştı. ►

Doctor Who 7.Sezon final bölümünün ismi “The Name of the Doctor” yani “Doktor’un İsmi” olarak açıklandı. Doktor’un en önemli sırrı ortaya çıkıyor şeklinde tanıtımı yapılan bölüm 18 Mayıs’ta yayınlanacak ve River Song karakteriyle Alex Kingston bu bölüme konuk olacak. Ayrıca David Tennant ve Billie Piper’ın 50.Yıl Özel Bölümü’nde Matt Smith ve Jenna-Louise Coleman’a eşlik edecekleri kesinleşti. Breaking Bad 5.Sezonun 2.kısmı, yani 5,5 final sezonu 11 Ağustos’ta yayınlanmaya başlayacak. Yayınlanacak son 8 bölümün ardından başarılı dizi ekranlara veda edecek. (Ve bir dedikodu daha AMC’nin Bob Odenkirk tarafından canlandırılan “şüpheli” ceza avukatı Saul Goodman hakkında bir dizi yaratma düşüncesi bulunuyor. Ve hatta böyle bir dizi olursa komedi türünde olacak.) AMC ,The Killing 3.Sezon’un 2 saatlik bir özel bölümle 2 Haziran’da; hell on Wheels 3.Sezon’un ise 3 Ağustos’ta başlayacağını açıkladı. HBO çok sevilen müzikal-gençlik dizisi Glee’ye bir seferde bir değil iki sezon onayı birden verdi. Mayıs ayında 4.Sezon finalini yapacak dizi her ne kadar reytingleri düşmeye devam ediyor olsa da 5 ve 6. Sezon’larıyla izleyici karşısına çıkacak. SyFy, 2 klasik bilim kurgu kitabını mini dizi haline getirecek. Kanal yaptığı açıklamayla Larry Niven’ın “Ringworld” (Halka Dünya) kitabı ile Arthur C. Clarke’ın “Childhood’s End” (Son Nesil ) kitabından 4′er bölümlük mini diziler çekileceğini müjdeledi. Ayrıca Oscar ödüllü aktör Jamie Foxx’da SyFy kanalı için 5 bölümlük bir mini dizi hazırlayacak. Oyuncunun hem yazacağı, hem yöneteceği hem de yapımcılığını üstleneceği bu korku serisinin henüz bir ismi yok ancak dizinin 2013 Ekim’inde (Cadılar Bayramı özel gösterimleri dahilinde) yayınlanması bekleniyor. Foxx’un belki kendisinin de rol alacağı dizi “The Twilight Zone” tadında olacakmış. ■

■ Mayıs Ayında Vizyona Girecek Yepyeni Filmler ■Kitap

■ Mayıs Ayı Sergileri ile Etkinlikler Rehberi

Tavsiyeleri

jr. robert downey

AJANDA

WoMEN Ajanda Sinema

Olympus Has Fallen (Kod Adı: Olympus ) Iron Man 3 (Demir Adam 3)

Gösterim Tarihi: 10 Mayıs

Gösterim Tarihi: 3 Mayıs

Yönetmen: Antoine Fuqua Oyuncular: Gerard Butler, Aaron Eckhart, Morgan Freeman, Dylan McDermott ve Rick Yune

Yönetmen: Shane Black Oyuncular: Robert Downey Jr., Guy Pearce, Ben Kingsley, Gwyneth Paltrow ve Rebecca Hall Konu: Gişe canavarı “Iron man” serisinin üçüncü filmi tüm Dünya ile aynı anda ülkemizde de gösterime giriyor. Küstah, zeki ve zengin iş adamı Tony Stark/Iron Man rolünde yine Robert Downey Jr’ı izleyeceğimiz bu filmde asıl düşman “The Mandarin”i ise Oscar ödüllü oyuncu Ben Kingsley canlandıracak. Bu filmde Iron Man kendinden çok daha güçlü ve özel hayatına kast eden bir düşmanla karşılaşıyor; böyle bir durumda da bir orduya ihtiyaç duyuyor elbette. Hem çizgi roman takipçilerinin hem de bu süper kahramanı filmlerle tanımış izleyicilerin beğenisini kazanan serisinin bu başarısında Robet Downey Jr.’ın Iron man karakterindeki başarısı en büyük etken olsa gerek. Film herşey bir yana sinema salonunda büyük bir eğlence vaat ediyor seyirciye.

110

Konu: Başkanın eski korumalarından Mike Banning başkanın dahi bir terörüst tarafından kaçırılmasının ardından kendini Beyaz Saray’da kapana kısılmış, çatışmaların ortasında bulur. Dahası Ulusal Güvenlik’in daha büyük bir felaketi önleyip Başkan’ı kurtarmak için Banning’in eski bilgilerine ihtiyaçları vardır. Son yıllarda Hollywood’un popüler oyuncularından biri haline gelen Gerard Butler’ı başrollerde izleyeceğimiz film tüm Dünya ile aynı anda ülkemizde de gösterime girecek. Amerikan halkının paronaya ve korkularından besleniyor gibi görünün film, bol bol aksiyon ve “vatanseverlik” sahnesi içeriyor gibi görünüyor. Ve tabii artık Hollywood’da onsuz film çekil-e-meyen Morgan Freeman da film de eski bir politikacı olarak yer alacak.

The Great Gatsby (Muhteşem Gatsby) Gösterim Tarihi: 17 Mayıs Yönetmen: Baz Luhrmann Oyuncular: Leonardo DiCaprio, Isla Fisher, Carey Mulligan, Tobey Maguire ve Jason Clarke Konu: 1920’li yılların Amerika’sında caz müziği, içki yasakları ve gevşeyen ahlak kuralları arasında kendi Amerikan rüyasının peşinden giden Nick çılgın partiler vermesiyle ünlü milyoner Jay Gatsby ve onun çevresindeki hayatı anlatan trajik bir hikaye yazmaya başlar. 70’li yılların aynı isimli ünlü filminin yeniden çevrimi olan The Great Gatsby, daha önce Romeo + Juliet’te birlikte çalışmış yönetmen Baz Luhrman ve oyuncu Leonardo Di Caprio’yu tekrar bir araya getiriyor. Film tüm dünya ile aynı anda ülkemizde de gösterime girecek. Hem gişede hem de eleştirmenlerin gözünde başarısız olmuş filmi Australia’nın ardından yalnızca kısa metraj filmler çeken yönetmen bakalım bu yeniden çevrim ile istediği çıkışı yakalayabilecek mi.

The Hangover Part III (Felekten Bir Gece 3) Gösterim Tarihi: 31 Mayıs Yönetmen: Todd Phillips Oyuncular: Bradley Cooper, Zach Galifianakis, Justin Bartha, Jamie Chung ve John Goodman Konu: “Bu sefer bir düğün yok. Bekarlığa veda partisi de yok. Ne yanlış gidebilir ki?” diye düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Bu ekip yola çıktığında herşey olabilir. Todd Phillips’in yönettiği The Hangover serisinin bu üçüncü filminde yine aynı kadroyu izleyeceğiz, bu sefer filmde bir de komedi filmlerinin emektar ismi John Goodman’da bulunuyor. Gülmek garanti...

111

WoMEN Ajanda kitap Beni Hep Sev Gerçek hikâyeler kurgudan çok daha Aynı kişiyi ikinci defa sevmek mi, aynı anda iki kişiyi sevmek mi daha zor? Eski sevgiliyle yeniden birlikte olmak yapılabilecek en büyük salaklık mı yoksa gerçek aşk mı? Yeni sevgilisini, kendisini başkasıyla aldatan eski sevgilisiyle aldatan bir kadına ne denir? Peki ya o hep aranan, istenen, arzulanan "doğru ve düzgün" adamı bulduğumuzda ne olur? O kafede neler oldu? Kendisini aldatan, yalan söyleyen, mutsuz eden hayatının aşkıyla, tüm kadınların hayallerini süsleyen ideal adam arasında kalan ve "Başkalarının doğrularıyla yaşamaktansa, kendi yanlışlarım ile yaşamayı tercih ederim." diyen Pelin'in hikayesi... Kitap Hakkında Yazar: Pink Freud Sayfa Sayısı: 233 Baskı Yılı: 2013 Dili: Türkçe Yayınevi: Okuyan Us Yayınları

112

Doğru Erkeği Bulma Kılavuzu Doğru erkek kimdir? Yanlış erkekleri nasıl ayırt edeceksiniz? Beraber olduğunuz erkek 'doğru' mu, 'yanlış' mı? Ya siz 'yanlış kadın'sanız! Herkesi kendinize çekmek ister misiniz? Peki, hangi erkek 'doğru' olsun diye üzerinde çalışmaya değer? Diyelim ki 'doğru erkek' karşınızda, onu nasıl elinizde tutacaksınız? Neden koca isteriz, biliyor musunuz? Evliliğe hazır mısınız? testine göz atmadan olmaz! Ya taktikler! Aman ha, yanlış taktik kurbanı olmayın!

Heba “İnceldiğinde, çeşitli sebeplerle delindiği de olur uykunun. Ne bileyim, bazen zihnimizdeki sivri uçlu bir hatıra deler onu; bazen henüz hazmedemediğimiz bir sözün acısı, bazen kolu bacağı aklımızın dışında kalan bir düşünce yahut bir duygu, bazen de etrafımızda olup biten, bizim fark edemediğimiz meçhul bir şey deler. İşte o vakit delinen yerden içerisi görünmez ama dışarısı görünür. Hakikat oradan gerçekte olduğu gibi görünmez tabii; uykunun sisi yüzünden, kendisinin biraz berisinde yahut gerisinde görünür.”

Sakın kaçırmayın!

Heba, göz gözü görmez insafsızlığın, doğruya benzemeye muvaffak olan yalanın, utanmazlığın, linçin, kıstırılmışlığın romanı. Edebiyatın kirişlerini çatlatan büyük bir yazardan yalnızlığın, pişmanlığın, askerliğin, heder olmuş bir ömrün romanı. İpek kadar yumuşak ve ipek kadar sağlam. Sadık okurları için yeni keşifler sunacak, yeni tanışanları sadık okurlara dönüştürecek bir Hasan Ali Toptaş romanı...

"Doğru erkeği" yani!

Kitap Hakkında

Kitap Hakkında

Yazar: Hasan Ali Toptaş Sayfa Sayısı: 308 Baskı Yılı: 2013 Dili: Türkçe Yayınevi: İletişim Yayıncılık

İşte -Hızlandırılmış"Doğru Erkeği Bulma Kursu" Başlıyor!

Yazar: İlhan Uçkan Sayfa Sayısı: 242 Baskı Yılı: 2007 Dili: Türkçe Yayınevi: Artemis Yayınları

113

WoMEN Ajanda sergiler TAIPING TIANGUO Tarih: 08 MAYIS – 11 AĞUSTOS 2013 Yer: Salt Beyoğlu Taiping Tianguo, Olası Karşılaşmalar Tarihi 1980’ler ve 1990’ların başlarında New York’ta yaşamış dört sanatçı arasındaki gerçek, somut ve aynı zamanda belirsiz, belki de var olmayan bağlantıları inceliyor. Sergi, Hong Kong’daki Para/Site Art Space’in ardından ilk kez SALT Beyoğlu’nda yer alıyor. 20. yüzyıl boyunca sanatçılar, heyecan verici sanat çevrelerinde olmak ve çoğu zaman da daha serbest bir yaşam sürmek için Batı Avrupa ve ABD’ye gittiler. Son yıllarda Doğu ve Güney’de yeni sanat merkezlerinin oluşmasıyla o dönemin sanatsal çalışmalara etkilerini yeniden değerlendirmek olanaklı hâle geldi. Taiping Tianguo, sanat pratiklerini New York’ta biçimlendirmiş dört Çinli sanatçıya odaklanırken, onların ilişkileri benzer olası karşılaşmalardan yalnızca birini teşkil ediyor. SUBREAL Tarih: 08 MAYIS – 11 AĞUSTOS 2013 Yer: Salt Beyoğlu subREAL, aynı adlı sanatçı kolektifinin 2012’de Bükreş’teki National Museum of Contemporary Art’ta (MNAC) düzenlenen retrospektif sergisinin bir seçkisinden oluşuyor. Kolektifin sanat pratiği siyasal, sosyal ve kültürel eleştiriyi keskin bir mizah anlayışı ve güçlü görsel bir dille birleştiriyor. subREAL kolektifi, Çavuşesku diktatörlüğünün 1989’da sonlanmasından bir yıl sonra, sanat tarihçisi Călin Dan ve sanatçı Dan Mihălţianu tarafından Romanya’da kuruldu. Kısa bir süre sonra mimar ve fotoğrafçı Iosif Király de subREAL’e katıldı. Kolektif kendini, “yıllarca sürmüş olan komünist baskının kalıntıları” ile uğraşan bir “performatif eylem grubu” olarak tanımladı.

114

Manolo Valdes Resimler ve Heykeller Tarih: 08 MAYIS - 21 TEMMUZ 2013 Yer: Pera Müzesi İspanyol Pop Sanatı’nın öncülerinden Manolo Valdés 1980’lerden günümüze uzanan çalışmalarıyla 8 Mayıs - 21 Temmuz 2013 tarihleri arasında Pera Müzesi’nde. Marlborough Gallery New York, işbirliğiyle hazırlanan seçki, sanatçının resim ve heykellerinden oluşuyor. Özellikle kullandığı malzemelerin çeşitliliği, büyük boyutlu yapıtları ve forma dair arayışları ile tanınan Valdés, günümüz İspanyol sanatının büyük ustalarından biri olarak biliniyor. Pop akımın İspanya’daki öncüsü ve kurucuları arasında yer aldığı Equipo Crónica’nın dağılmasının ardından Valdés, 1982 yılından itibaren kariyerine yalnız devam etti. Geçmişin başyapıtlarından yola çıkan, tarihsel izler, renk tonları ve dokulardan oluşan sonsuz bir görsel zenginlik sunan ve sanat tarihden referanslarla hareket eden sanatçının yapıtları, Velázquez’den Zurbarán’a, Matisse’ten Picasso ve Lichtenstein’a izler taşır. Resmi, özgün bağlamından arındırırak pop bir anlayışla yeniden yorumlayan sanatçının konularını özellikle figür, nesne ve seriler oluşturuyor. Tarihi Hayallemek: Sagalassos, Kazı Fotoğrafçılığının Arkeolojisi Tarih: 09 MART - 10 HAZİRAN 2013 Yer: Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi Anadolu medeniyetlerinin diğer uygarlıklara katkıları ve karşılıklı etkileşimleriyle ilgili farkındalığı artırmak; tarihi ve arkeolojik verilerin incelenmesi yoluyla kültürel gelişime katkıda bulunmayı amaçlayan Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi (AnaMed), kazı fotoğrafçılığının en güzel örneklerini arkeoloji ve sanat meraklılarıyla buluşturuyor. Burdur’un Ağlasun ilçesinin 7 km güneyinde yer alan, ilk yerleşim izleri M.Ö. 4200’lere uzanan “İmparatorlar Kenti” Sagalassos’un binlerce yıllık tarih uykusundan uyanışı, Belçikalı fotoğraf sanatçıları Bruno Vandermeulen ve Danny Veys tarafından görüntülendi. Kazı fotoğrafçılığının dünyaca ünlü isimlerinin gerçekleştirdiği sergi, “Tarihi Hayallemek: Sagalassos, Kazı Fotoğrafçılığının Arkeolojisi” adıyla 9 Mart’ta AnaMed’de ziyarete açıldı.

MÜZİK Pınar Aytuna

F

ransız Robotlar'dan

Yeni Albüm 116

F

ransa dendiğinde aklınıza ilk ne geliyor? Peki kask gördüğünüzde? İkisi için de cevabım aynı: Daft Punk! Bu çılgın ikili 21 Mayıs’ta Random Access Memories adını verdikleri dördüncü stüdyo albümleriye bizimle buluşuyorlar. En büyük hayranlarından biri olarak 2007 yılında ülke sınırları içerisine teşrif etmelerini kaçırmış bir olarak albümden yayınlanan ilk single olan Get Lucky’yi dinlerken kendimi sürekli bu yıl içinde onları en önden dinlerken hayal ediyorum. Evrene mesaj gönderirsek neden olmasın sevgili WoMEN Dergisi okuru? Peki gelelim Daft Punk’ın müzik başarısı dışında bir de pazarlamaya verdiklere öneme. Grup Şubat ayında albümlerinin kapak görselini resmi websitelerine yerleştirerek hayranlarına güzel bir mesaj vermiş oldular. Saturday Live programının reklam arasında yayınladıkları teaser ile biraz daha ortamı alevlendirdiler. Dinlemek için sizi böyle alalım. Creators Project aracılığıyla albümün perde arkasına bizleri konuk eden videolar yayınlanmaya başladı. Intel ve Vice tarafından kurulmuş, teknoloji ile sanatı birleştiren projeleri destekleyen bir oluşum olan Creators Project’in sponsorluğunda, ilk video 3 Nisan, ikinci video 8 Nisan, üçüncüsü 13 Nisan, ve son olarak 16 Nisan’da yayınlanan videoları mutlaka izlemenizi tavsiye ediyorum. Birinci videoda Giorgio Moroder, ikincide Todd Edwards, üçüncüde de Nile Rodgers son video da ise Pharrell Williams Fransız ikili hakkında görüşlerini bizimle paylaşıyor. 19 Nisan itibariyle ilk single Get Lucky itunes üzerinden paylaşıldı. Groove tınıları ile bizi saran şarkı şimdiden loop’a alındı ve eskimeye başladı bile. Daft Punk cephesinden gelecek haberleri merakla bekliyoruz. Şarkının sözlerinden bir bölüm ile yazımı bitiriyorum: We’re up all night to get funky We’re up all night to get lucky We’re up all night to get lucky Şarkıyı dinlemek isterseniz sizi buraya alalım. ■

May ıs Ş ark ılar ı WoMEN Ekibi ● B.J. Thomas - Raindrops Keep Falling on My Head ● Louis Prima - Oh Marie ● Despina Vandi - Opa Opa ● Cyndi Lauper - Girls just wanna have fun ● The Who - My Generation ● Inna – Inndia ● Tarkan – Oynama Şıkıdım ● Gülşen – Yatcaz Kalkcaz ● Grup Vitamin - Turkish Cowboy ● Gogol Bordello - Start Wearing Purple ● Shantel - Disko Partizani ● The Revolters - Shining On ● Rebel Moves - Bandare ● Akon ft David Guetta - Party Animal ● Carlprit - Fiesta ● Ola - I'm in Love ● Majeste - Hadi Sil Baştan ● Grease - You’re The One That I want ● Feist - Mushaboom Playlist’in tamamını Youtube’dan dinleyebilirsiniz.

118

Astro WoMEN

BOĞA 21 Nisan - 21 Mayıs

Ayhan Işık 5 Mayıs 1929

Olumlu Yönleri: Pratik, güvenilir. Uyumlu, tahammüllü, güçlü değer yargıları var. Kararlı. Sanata ve güzelliğe düşkün. Güçlü istekleri var. Sıcak kanlı. Para sahibi olur. Duygulara önem verir. Olumsuz Yönleri: Tembel. Kendine düşkün. Statik. Sıkıcı. Yeterince esnek değil. Orijinalite eksikliği, înatçı. Alıngan.

KAYNAK : www.astroloji.org

Demet Akalın 23 Nisan 1972

Yönetici Gezegeni: Venüs Element: Toprak Nitelik: Sabit Uğurlu Sayıları: 6,4 Gün: Cuma Uğurlu Taşı: Zümrüt Renk: Pastel mavi, lila Tarot kartı: İmparatoriçe Hayvan: Boğa Bitki: Elma, selvi, menekşe Kıymetli Taş: Topaz Kıymetli Maden: Bakır

119

KOÇ ( 21 Mart - 20 Nisan )

Günlük yaşamınızdaki aktivitelerinizi kısıtlayarak,mevcut durumunuzu korumaya çalışmalısınız. Çevrenizde karşılaşacağınız olumsuz davranışlardan,psikolojik olarak etkilenseniz bile gerçek anlamda gücünüzü kaybetmeyeceksiniz. Ortaklarla çıkabilecek problemler, sürtüşmelere neden olabilir. Önlem alırsanız sorun ksa sürede çözülecek. Ayın ilk haftası stresli ortamlardan uzak kalmaya ve dinlenmek için gideceğiniz ortamlarda güçlü hava akımlarından korunmaya özen gösterin. Bu günlerde yapacağınız gerilimden uzak başlangıçlar, ruhsal yönden sizi rahatlatarak, gündelik yaşamınızın tüm kesitlerini olumlu etkileyecek. İKİZLER ( 22 Mayıs - 21 Haziran )

Sosyal ilişkilerinizde toplumsal egolarınızı sergilemek İsteyeceksiniz. Ay boyunca ruhsal gezegeniniz Mars, aile içinde kargaşa yaratmanızı önlemek İçin enerjinizi dengelemenizi istiyor. Düşüncelerinizi gizleyecek ve çevrenize güvenmeyeceksiniz. Kazançlarınızla ilgili planlarınızı, aileniz de dahil olmak üzere çok az kişi ile paylaşabilirsiniz.Küçük sürprizler karşısında inanılmaz şaşıracaksınız. Aşk her an her yerde. Eski ve yeni aşklar arasında bocalamanız yüzünden kendinize bile ters gelebilirsiniz. Seviyorsanız, sevginize sahip çıkmalı ve onun hatalarını gözünüzde büyütmemelisiniz. Çünkü yaşamda kusursuz bir insan olmayacağını artık öğreniyorsunuz.! ASLAN ( 23 Temmuz - 23 Ağustos )

Değişim içinde olduğunuzun farkındasınız ve olaylara kendinizi teslim etme konusunda çekimser davranabilirsiniz. Süregelen bir ilişkiniz varsa, aşkınız testten geçecek. Yaşadığınız dengesizliklerden olumsuz etkilenmek istemiyorsanız, aşırıya kaçmayan temkinli davranışları tercih etmelisiniz. 15 Mayıs'ta Venüs geri hareketine başlıyor. İlişkilerinizde sezgilerinizin sİzİ yanıltabileceğini düşünerek olayları doğru algılamaya çalışmalısınız.Ayın ikinci yarısında paraya olan ilginiz artıyor. Organizasyon çalışmalarından küçük ölçülerde para kazanabilirsiniz. Fakat Venüs'ün geri hareketi size problemler yaratabilir. Ruhsal konular çerçevesinde, sizi rahatlatacak şekilde olaylara geniş perspektiften bakın. Yine bu ay akciğerlerinizin sorun yaratabileceğini düşünerek, kapalı ortamlardan ve havasız yerlerden uzaklaşmalısınız.

120

BOĞA ( 21 Nisan - 21 Mayıs )

Bu dönemde sizi dizginlemek oldukça zor olacak. Kararlı bir şekilde savunduğunuz fikirlerinizden taviz vermeyeceksiniz. Ortak çalışmalarına ve dostluklarınızda hakim bir tavır sergileyerek kendi düşüncelerinizi karşı tarafa dikte edeceksiniz. Aktif bir imaj sergilemeniz nedeniyle, çevrenizdekiler sizin gücünüzden yararlanmak isteyebilirler. Eşit iş paylaşımları içinde görünseniz de, onlar üstü örtülü bir şekilde sizin himayenizdeler. Bu nedenle onlara karşı yapıcı tavırlar içinde olun. Yoğun etkileme gücünüz ile birlikte, iş performansınızda artışlar görülecek. 14 Mayıs'tan sonra fınans gezegeniniz Merkür geri hareketini yaparken, finans konularında durgun bir döneme gireceksiniz. YENGEÇ ( 22 Haziran - 22 Temmuz )

Iş Kariyerinizi genişletmek amacı içindesiniz. Maaş artışları ve terfiler sizi bekliyor. Bu sürprizlere hazırlıklı olun. Riskler size yakışıyor ve bu atılımlardan alnınızın akıyla sıyrılıyorsunuz. Kariyer evinizdeki kare açı sizi hırslandıracak. Hedefleriniz ile ilgili isteklerinizde değişimler yapabilirsiniz. Yaşantınızla ilgiü sağlam kararlar alacaksınız. Çalışkanlığınızla ve disiplinli yapınızla göz dolduracaksınız.Sezgileriniz size başarılarınız konusunda yardımcı olacak. 10 Mayıs'tan sonra İsteklerinizde müthiş bir artış olurken, enerjiniz sınırlarınızın ötesinde genişleyecek ve amaçlarınıza ulaşmak için çok daha fazla çalışacaksınız. Toplumsal egolarınız gittikçe artarken, sorunların üstüne gideceksiniz. Deli cesareti isteyen işlerle uğraşacaksınız. BAŞAK ( 24 Ağustos - 23 Eylül )

Ay boyunca Mars, kişisel evinizde ilerlediği için duygusallığınızı ve karşı cinsle ilişkilerinizi yoğun yaşayacağınız bir döneme gireceksiniz. Aşkın her türlü objesinden yararlanacak ve duygularınızı besleyen tüm detaylara açık olacaksınız. Aşkın bir sanat olduğunu hissediyor ve kıskançlık duygularının belirgin bir şekilde ortaya çıkmasıyla tepkili bir aşk performansı içine giriyorsunuz. Venüs 15 Mayıs'tan sonra geri hareketini yapacağı için dikkatli olmalısınız. Kariyerinizde muhteşem bir değişim sizi bekliyor. Geçen ay başlayan uzak yollarla ilgili planlarınızı gerçekleştirmeniz mümkün olacak. Ruhsal anlamda kendinizi güçlü hissedeceğiniz bu ay, eğlenceli ve sizi oyalayan yolculukları da gündeme getirecek. 20 Mayıs'ta beklenmeyen hastalıklara neden olabilir. Venüs'ün geri hareket yapacağını düşünerek, dikkatli olmalısınız.

Astrolog Susan Miller

TERAZİ ( 24 Eylül - 23 Ekim )

Bu ay genel olarak duygusal ilişkilerinize rest çekseniz bile aşktan kopmanız kolay olmayacak. Bu dönem çok fazla efor sarf etmeden, cesaretinizi ve yeteneklerinizi zekanızla birleştirerek hedefe ulaşacaksınız. Çevresel faktörlerin önem kazanması sonucunda kişisel enerjinizin daha da yükseldiğini göreceksiniz. Çevrenizden yardım alarak, hedeflerinizi gerçekleştirecek ve gerekli şartların uygun olduğunu göreceksiniz. Ay boyunca güçlü gezegenlerin 7. ve 8. Evdeki konumlan; aşk ve iş hayatınıza önemli bir yoğunluk katacak. Sağlık konusunda güçlü olmanıza rağmen, enerji yoğunluğunuzdan dolayı gergin olabilirsiniz. YAY ( 23 Kasım - 22 Aralık )

İkili ilişkilerinizi gözden geçireceksiniz. Daha sosyal olmak için birçok neden var. Geçmişteki yakın ilişkilerinize ait geriye dönük hatırlatmalar yaşamanız mümkün. Süpriz aşklar sizi şaşırtabilir ama mantığı elden bırakmayın. Bazılarınız geçmişte yakalayamadığınız beraberlikleri bu dönemde kurabilir. Karşılıklı komşuluk ilişkilerinizde empati yeteneğiniz gelişecek ve davranışları kavrama önseziniz artacak. Arkadaşlıkların ve dostlukların önem kazanması ve asil duygular içinde olmanız sizi olumlu pozisyonlara taşıyacak.Yakın İlişkilerinizde düşünce birliği içinde olduğunuz kişilerle olumlu paylaşımlar yaşayacaksınız. Duygusal motivasyonunuz sağlığınızı olumlu ve olumsuz yönde etkileyebilir. KOVA ( 21 Ocak - 18 Şubat )

Katılacağınız toplantılarda kendinize özgü davranışlarla dikkat çekeceksiniz. Cinsel enerjinizin yüksek oluşu ve sık davetlere katılmanızdan dolayı, ani gelişen ilişkiler konusunda temkinli olmalısınız. Katıldığınız davetlerde önleyemediğiniz çekimler oluşacak ve kısa süren maceralar yaşama riski kapınızı çalacak. Bu ay risklere karşı dayanılmaz bir şekilde arzu duyacaksınız. Kardeşler arası ziyarerlerin artmasından ve yorucu orrak aktivitelerden zevk alacaksınız. Hayallerinizle ve değerlendirilmeyen yeteneklerinizle ilgili uzun süredir beklediğiniz konularda sürprizlere hazırlıklı olun. Rejime başlayabilirsiniz. Sağlığınız açısından zararlı olan herşeyin farkındasınız. Kemikleriniz konusunda yapılması gereken bakım ve egzersizleri ihmal etmeyin. Gerilimler söz konusu olabilir.

AKREP ( 24 Ekim - 22 Kasım )

Satürn sayesinde dost zannettiğiniz kişilerin gerçek yüzünü göreceksiniz. Aynı düşünceye sahip olmadığınız grupların size cephe aldığını da. Aşk yaşantınızdak olan aksilikleri gözünüzde büyütebilir, yeni başlayan bir ilişkinin yürümeyeceğini görerek bitirmek isteyebilirsiniz. Aşk hayatınızla ilgili ilginç gelişmeler söz konusu. Karşılaşacağınız kariyer sahibi bir kişi ile ortak alanlarda İş yaparken, aşk ilişkisi içine girebilirsiniz. Bazılarının size olumlu katkları olabilir. Çevrenizi istediğiniz koşullara doğru yönlendirebileceksiniz. Cinsel ve fiziksel enerjinizin güçlü olduğu bir ay.

OĞLAK ( 23 Aralık - 20 Ocak )

Bu ay hassasiyetiniz çok yüksek. 15 Mayıs'ta Venüs geri giderken alınganlığınız ve kırılganlığınız zirve yapabilir. Yaşadığınız bir aşk varsa, birçok zorlukla karşılaşacaksınız. Deneyimler ve tesderden geçiyorsunuz. Aşkınızın sadakat derecesini ölçmek için önünüze çıkacak olan birkaç olay karşısında kişiliğinizden ödün vermezseniz sonuçta kazanan siz olursunuz. Bu ay, çok istediğiniz bir mal veya gayrimenkule kavuşabilirsiniz. Partnerinizin de desteğiyle emlak ve yatırım konusunda başarılı bir tablo çizecek ve size fayda sağlayacak yatırımlara yöneleceksiniz. Sağlık gezegeniniz Venüs, dişlerinize ve iskelet sisteminize özen göstermenizi gündeme getiriyor. Meditasyon egzersizleri sizi rahatlatacak. BALIK ( 19 Şubat - 20 Mart )

Geçmişte yaşadığınız bir olayı yeniden irdeleyerek, o zaman görmediğiniz detayları bu dönemde görebilir, hayallerinizle baş başa kalma arzusu içinde olabilirsiniz. Düşündüğünüz şeyleri yaşama geçirme planları İçinde hareket ederken, ne düşündüğünüzü hiç kimse anlamayacak. Cinsel cazibenizin yüksek olmasından dolayı çevrenizi büyülüyorsunuz. Yine bu dönemde her zamankinden daha cesur olacaksınız. Risklere karşı tedbirli olun. Pratik davranışlarınızla birçok kişinin Önüne geçebilirsiniz. Duygusal takıntılardan uzak kalmanız gereken bir aydasınız. Geçmişe özleminiz artıyor. El becerilerinizle uğraşmak sizi stresli iş ortamından uzaklaştıracak.Bu ayın 8'ine kadar sağlığınıza özen gösterin.

WoMEN Dergisi olarak sosyal sorumluluk projenizi ve reklamlarınızı yayınlamak istiyoruz. Bu konu hakkında bilgi almak için lütfen bizimle iletişime geçiniz. reklam@womendergisi.com

www.womendergisi.com 122


WoMEN Dergisi Mayıs Sayısı