Issuu on Google+

marketing Tarih: Şubat 2013 Sayı: 16

europe & anatolia

transformatör KAOS:

kelebeğin fırtınası

Bu ne yaman çelişki anne...

retorik

Mozaik

V u R ve urul RD l K ne e G

İçindekiler

marketing europe & anatolia Sayı: 16 Tarih: Şubat 2013

Kısa Kısa

04 - 10

İmtiyaz Sahibi Eksantrik Film Prodüksiyon Reklam ve Yayıncılık Hizmetleri San. ve Tic. Ltd. Şti. e-mail: eksantrik@eksantrik.com P.K.: 112 34725 Kızıltoprak - İstanbul - Tr. Genel Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşler Müdürü Elvin Ekşioğlu e-mail: elvin@eksantrik.com P.K.: 112 34725 Kızıltoprak - İstanbul - Tr.

Medya Dünyası

transformatör

15

Haber ve Fotoğraflar Agency Europe & Anatolia Katkıda Bulunanlar Argun Albayrak Nurgül Eryıldır Günay Ali Erdem Ekşioğlu Seval Duban Ekim Sölemez

13

Röportaj

kelebeğin fırtanası

16 -19

21

Danışman Abdullah Ekşioğlu

Reklam Dünyası

İlan Rezervasyon Melis Deniz Yayın Türü Süreli Yayın

retorik

27

Yönetim Yeri Agency Europe & Anatolia Feneryolu Mh. Gedikli Sk. Adilbey Ap. No: 15/13 Kadıköy - İstanbul - Tr. Tel: +90 555 233 24 41 e-mail: meadergi@gmail.com marketing europe & anatolia Agency Europe & Anatolia tarafından Süreli yayınlanan bir e-dergidir. Bu yayının tüm hakları Eksantrik Film Prodüksiyon Reklam ve Yayıncılık Hizmetleri San. ve Tic. Ltd. Şti. aittir. Tamamı ya da bir bölümü yayıncısının izni olmaksızın çoğaltılamaz ve yayınlanamaz. Tüm ilanların sorumluluğu firmalara, makalelerdeki görüşler ve hukuki sorumluluk yazarlara aittir.

Kampanyalar

Gezi

29 - 35

36 - 43

reklam arası sinema

Kültür Sanat

22 - 25

44

46 - 47

Bu derginin yayınlanma sürecinde hiçbir ağaç zarar görmemiştir. mobil: http://m-mea.eksantrik.com http://www.facebook.com/meadergi Bir Ekşioğlu Medya Grup kuruluşudur. marketing europe & anatolia / 1

Köşe Elvin Ekşioğlu / elvin@eksantrik.com

( editörden)

Dergimize iki yeni yazar katıldı... Daha önce de söylemiştim; bu bir bayrak yarışı ve destek veren herkes bayrağı biraz daha ileri taşıyor. Bu sayıda iki yeni yazarımız bayrağı devraldı ve daha ileri taşımak için sayfalarımızı zenginleştirdi. Sita İletişim başkanı Nurgül Eryıldır Günay bundan böyle kelebeğin fırtınası adlı köşesinde reklamcılığa bir kelebek nezaketiyle dokunacak, kah hoş bir esinti kah fırtına kopararak sektörde bir kelebek etkisi yaratacak. Bugüne kadar dergimize danışman olarak hizmet veren eşim Yönetmen Abdullah Ekşioğlu da retorik ismini verdiği köşesinde çeşitli konuları irdeleyip sorgulayacak. Dergimizin sayfalarına yeni bir bakış açısı katacak.

musluklardan sıcak suyu açtı, kapattı. Sonra bana "siz muslukları açıp, kapamayı bilimiyorsunuz; önce sıcak suyu açın" dedi. Ben de saf saf "kombide bir problem var daha önce böyle bir sorun yoktu" dedim. Teknik eleman "yok hanımefendi kombiniz normal, siz muslukları yanlış açıyorsunuz" dedi. Kombiye göz ucuyla bile bakmadan, kombinin normal olduğunu anladın pek iyi ama bence şu kombiye bir bak sen desem de sözümü dinletemedim. Ennihayet teknik eleman kombinin dış kapağını açıp, "Bakın kombide hiç arıza yok" dedi ve kapağı kapattı. Sonra tekrarladı, "önce sıcak suyu" açın... Sonra bir makbuz çıkardı, 30.-TL servis parası var dedi makbuzu kesti. Ben hala bakın daha önce böyle bir sorun marketing europe & anatolia, bağımsız, tarafsız, korkusuz yoktu filan demeye çalışırken makbuzu bana uzattı. Ben duruşunu bozmadan ve yayın süresince hiçbir ağaca de servis ücretini verdim. zarar vermeden sizlerle buluşmaya devam edecek. Kimilerinin hoşuna gitse de gitmese de. Sonra evdekilere durumu anlattım, dakikası 30 TL'den ileri musluk açma teknikleri öğrendiğim için kendimi Bu satırlarda zaman zaman bir tüketici olarak başımdan musluk açma kapana piri ilan ettim ama problem hala geçen olayları da sizinle paylaşıyorum. İşte böyle bir olayı çözülmemişti. Tekrar servisi aradım. Teknik servisten bu henüz çok taze yaşadım ve yine paylaşmak istedim. kez iki kişi geldi. Meğer problemin benim musluk açışımla Geçen ayın en soğuk gününde birden kombiden sıcak suyun bir soğuk bir sıcak akmasını duş alırken kemiklerime kadar hissettim. Hemen Baymak teknik servisini aradım. Durumu anlattım, bir teknik eleman göndereceklerini söylediler. Gerçekten kar - kış demeden bir saat içinde teknik eleman geldi. Ben tekrar durumu anlattım. 20'li yaşlarındaki teknik eleman beni dinledi. Kombiye hiç bakmadan, evdeki tüm

bir alakası yokmuş, kombi artık çalışamayacak kadar kireçlenmiş ve genel bir bakım yaptırmak gerekiyormuş. Baymak'a yanlışta ısrar etmediği için teşekkür ediyorum ama soruyorum kendimi musluk açma kapama piri hissederken karizma yerle bir oldu. İleri karizma kurtarma kursları da var mı acaba? Hayatımızın her anında yer alan markalarla serüvenimiz yaşadığımız sürece devam edecek.

marketing europe & anatolia / 3

Kısa Kısa

Burgan Bank Grub, Eurobank Tekfen’in satın aldı...

Aralık ayında Eurobank Tekfen hisselerini satın alarak bankanın yüzde 99.26’sına sahip olan Burgan Bank Grubu, bölgesel markasının sınırlarını Türkiye ile genişletiyor. Türkiye’de markasını Burgan Bank olarak açıklayan Burgan Bank Grubu, Türkiye yatırımı ile bölgesel genişleme hedefini sürdürüyor. Eurobank Tekfen’in Burgan Bank markası ile faaliyetini sürdüreceğine ilişkin yapılan açıklamada Eurobank Tekfen’in iştirakleri olan EFG İstanbul Equities ve EFG Leasing şirketlerinin ünvanlarının ise Burgan Yatırım ve

Burgan Leasing olarak değiştiği belirtildi. Türkiye’yi büyüyen bölgesel finansal güç merkezi olarak konumlayan Burgan Bank Grubu, güçlü sermayesini, yüksek likiditesini, uluslararası bilinirliğini ve bankacılık deneyimini Türkiye’nin gücü ile birleştirerek sinerji yaratmayı öngörüyor. Bu hedefleri doğrultusunda Burgan Bank, Türkiye’deki toplam 60 şubesiyle kurumsal, ticari, perakende ve özel bankacılık ürün ve hizmetleri sunuyor. Burgan Bank Grubu’nun Türkiye’deki yeni markasını açıkladığı basın toplantısında Burgan Bank Grubu CEO’su Sayın Eduardo Eguren: “Markamızı Türkiye piyasasına taşımak, Burgan Bank’ın bölgesel bir bankacılık grubu oluşturma stratejisi açısından önemli bir kilometre taşına işaret etmektedir. Hedefimiz, Kuzey Afrika ve Orta Doğu’daki iştirak ağımız ile müşterilerimize güçlü finansal çözümler sunmaktır. Bugüne dek birçok ödüle layık görülen Burgan Bank markasının coğrafi olarak yayılışı; genişlemeyi, yetkinliklerimizi artırmayı ve varlığımızı güçlendirmeyi hedefleyen stratejimizin doğal bir parçasıdır.” diye konuştu.

Annemin İşi Benim Geleceğim...

Borusan, Türkiye’nin sosyal ve ekonomik alandaki öncelikli konularından biri olan ‘kadın istihdamını artırma’ amacıyla yeni bir sosyal sorumluluk projesini hayata geçiriyor. Borusan, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı işbirliği ile çocuk bakımı nedeniyle çalışma imkanı bulamayan kadınlara yönelik ‘Annemin İşi Benim Geleceğim’ adlı projeyi başlatıyor. Bu 4 / marketing europe & anatolia

kapsamda, Türkiye genelinde 10 ildeki 10 organize sanayi bölgesinde (OSB), 0-6 yaş grubu çocukların bakım ve okul öncesi eğitim hizmeti alacağı kreş ve gündüz bakım evleri inşa edilecek. ‘Annemin İşi Benim Geleceğim’, iki Bakanlık arasında geçtiğimiz yıl imzalanan protokol kapsamındaki işbirliği alanlarından biri olan ‘OSB’lerdeki kreş sayısını artırma’ hedefine, önümüzdeki 4 yılda 75 – 150 çocuk kapasiteli 10 kreş inşa ederek katkıda bulunacak. Borusan bu projeyle, kadınlara destek olarak, sanayi alanında daha fazla kadın çalışanın istihdam edilmesini hedefliyor. Kadınlar gönül rahatlığıyla çalışırken, çocuklarına Borusan Neşe Fabrikası adlı kreşlerde neşeli, güvenli ve sağlıklı bir eğitim ortamı sağlanacak. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün ve Borusan Holding CEO’su Agah Uğur tarafından imzalanan protokol ile hayata geçen ‘Annemin İşi Benim Geleceğim’ projesi kapsamında ilk Borusan Neşe Fabrikası, Adıyaman Organize Sanayi Bölgesi’nde açılacak.

Kısa Kısa

Koç, Bank of America Komitesi’ne Girdi...

Bank of America iş dünyası, akademik ve kamu politikası alanlarında dünya çapında tanınmış 13 lider ismin görev alacağı Bank of America Küresel Danışmanlık Komitesi’nin kurulduğunu duyurdu. Başkanlığını Genel Müdür Brian Moynihan’ın yaptığı Mütevelli niteliği taşımayan Bank of America Küresel Danışmanlık Komitesi’de Türkiye’den Koç Holding A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi ve Ford Otosan Yönetim Kurulu Başkanı, Koç Holding A.Ş. eski Kurumsal İletişim ve Bilgi Grubu Başkanı Ali Y. Koç yer aldı. Moynihan“Hizmet verdiğimiz müşterilerimiz için daha iyi bir ortak olmamızı sağlayacak görüş, tecrübe ve kararlarını bizimle paylaştıkları için Küresel Danışmanlık Komitesi liderlerimize teşekkürlerimizi sunuyoruz.” Bank of America Küresel Danışmanlık Komitesi’nin ilk Yıllık Toplantısı Mart ayı başında, Hong Kong’da düzenlenecek.

İş yatırım’da atama... İş Yatırım Menkul Değerler A.Ş.’ nin Genel Müdürlüğü’ne Türkiye İş Bankası A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı Erdal Aral atandı. 2002 yılından bu yana İş Yatırım’ın Genel Müdürlüğü’nü üstlenen İlhami Koç’un Türkiye İş Bankası A.Ş.’ne Genel Müdür Yardımcısı olarak atanması ile Türkiye İş Bankası A.Ş.’de Genel Müdür Yardımcılığı görevini yürüten A. Erdal Aral, İş Yatırım Genel Müdürlüğü görevini devralıyor. Türkiye İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı ve İş Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı Özcan Türkakın’ın Türkiye Sınai Kalkınma Bankası A.Ş.’ne Genel Müdür olarak atanması nedeni ile İş Yatırım’ın Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini de üstlenecek olan İlhami Koç, İş Yatırım’ın Türkiye’nin ve bölgenin en çok tercih edilen, lider ve güvenilir yatırım kuruluşu olma vizyonuyla sermaye piyasalarına yön vermeye devam edeceğini ifade etti.

AXE; 22 kişiyi uzaya gönderiyor... AXE, ayda yürüyen ilk insanlardan biri olan Buzz Aldrin’le, 60 ülkeden 22 tüketicisine uzay deneyimi yaşatacağı AXE Apollo Uzay Akademisini hayata geçiriyor! AXE’ın uzaya çıkaracağı 22 kişiden biri Türkiye’den seçilecek. AXE şimdiye kadar yalnızca şanslı ve seçkin bir azınlığın gidebildiği yere gidiyor ve insanlara bu dünyada yaşayamayacakları en uç deneyimi sunuyor: Uzaya yolculuk! AXE, insanları hayatlarında bir kez olacak bu destansı yolculuğa çıkarmak için uzay bilimcisi, efsanevi Apollo 11 pilotu ve ayda yürüyen ilk kahramanlardan biri olan Buzz Aldrin ile birlikte Axe Apollo Uzay Akademisi’ni (A.A.S.A) kuruyor. Axe Apollo Uzay Akademisi, Uluslararası Uzay Dairesi Space Expedition Corporation (SXC) işbirliği ile tüm dünyada tam 22 şanslı gence uzay yolculuğu fırsatı sunuyor. Türkiye’den 3 şanslı gencin Axe Apollo Uzay Akademisi’ne katılma, 1 şanslı Türk gencinin ise uzay yolculuğuna katılma şansı yakalayacağı kampanya Türkiye’de Mart ayında başlayacak. Bir astronottan daha büyük bir kahraman olamaz. Bu

nedenle AXE tüketicilerine başka hiçbir şeyle karşılaştırılamayacak bir deneyim yaşama fırsatı sunuyor. ¬ 30’uncu yılındaki bu en büyük ürün lansmanında AXE, dünyanın dört bir tarafındaki 60 ülkeden tüketicileri A.A.S.A’ya üye olmaya çağırıyor. Bu yolculuğa katılmak isteyenlerin yapmaları gereken ilk şey ise Mart ayı itibarıyla, www.axeetkisi.com ve www.facebook.com/axeetkisi sayfalarından AXE’ı takip etmek.

marketing europe & anatolia / 5

Kısa Kısa

Alldesign 2013... Amerika’nın gelmiş geçmiş en başarılı reklamcılarından biri olan ve Mad Men dizisine ilham olduğu söylenen George Lois alldesign 2013 için İstanbul’a geliyor! İstanbul, tasarım dünyasının dâhilerini ağırlayacağı 2 günlük bir tasarım buluşmasına hazırlanıyor! Aralık ayı boyunca avantajlı biletleri satışta olan ve 2223 Şubat 2013 tarihlerinde Hilton Convention Center’da düzenlenecek olan alldesign 2013, hayatımızın her alanına yön veren yaratıcı endüstrilerin ele alınacağı bir eşi benzeri olmayan bir tasarım buluşması !alldesign 2013’te kendi dalının dünya çapındaki uzmanları tasarıma bakış açılarını ve dünyaca ödüllü işlerini izleyicilerle paylaşacak. Darren Aronofsky, Tina Earnshaw, Stefan Sagmeister, Claude Challe, Es Devlin ve Ron Arad gibi tasarım dünyasının dâhilerini ağırlayacak olan alldesign 2013’ün bir sürpriz ismi de George Lois.

Alicia Keys, BlackBerry’de...

BlackBerry, CEO’su ThorstenHeins BlackBerry 10 lansmanında, 14 kez Grammy® Ödülüne layık görülmüş ünlü şarkıcı, söz yazarı ve girişimci Alicia Keys’in BlackBerry’nin Global Kreatif Direktörü olduğunu açıkladı. BlackBerry CEO ve Başkanı ThorstenHeins, “Alicia Keys müthiş yeteneklerinin yanı sıra sosyal medya ile eğlence ve iş dünyasındaki bağlantıları ile markamızı şekillendirmemize ve işimizi geliştirmemize yardımcı olacak.” dedi. “Sürekli olarak bağlı olmak benim yaratıcı sürecimin en önemli gerekliliklerinden biri haline geldi.” şeklinde konuşan Alicia Keys, BlackBerry’nin Global Kreatif Direktörü olarak amacım, bu platform aracılığı ile her alanda yaratıcılığa ilham kaynağı olmak. Bir an önce harekete geçmek için sabırsızlanıyorum.”

L’Oréal Türkiye’den Genç Bilim Kadınları’na Burs...

Doğtaş ve Kelebek Mobilya’ya yeni CEO......

L’Oréal Türkiye “Genç Bilim Kadınlarını Destekleme Bursları” programının 2013 yılı başvuruları başladı. “Genç Bilim Kadınlarını Destekleme Bursları” programı bu yıl Türkiye’de 11. Yılını kutluyor. Ülkemizde bilimin yaygınlaşması ve kadınların bilimsel alandaki çalışmalarını teşvik etmeyi amaçlayan programa, 40 yaşından gün almamış genç bilim kadınları katılabilecek. Bilimsel araştırmaları seçilen 6 genç bilim kadınının her biri, L’Oréal Türkiye’den 15,000 dolar değerinde burs kazanacaklar. Program, Yaşam Bilimleri ve Malzeme Bilimleri dalındaki araştırmaları ödüllendiriyor. Burs programına katılmak isteyen genç bilim kadınları, araştırmaları ile birlikte, başvurularını doğrudan UNESCO Türkiye Milli Komisyonu adresine 20 Şubat 2013 tarihine kadar gönderebilecekler. Başvurular için gerekli belgeler, başvuru formu ve program hakkında geniş bilgilere ise www.loreal.com.tr internet sitesinden ulaşabilecekler.

2005 yılından bu yana Adidas’ın Zone Middle (Türkiye, Romanya, Bulgaristan, İsrail) Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü olan Haluk Özmutlu, 1 Nisan tarihi itibariyle Doğtaş ve Kelebek Mobilya’nın CEO’su olarak yeni görevine başlayacak. Görev süresi boyunca Adidas Türkiye’yi Avrupa’nın önemli operasyonlarından biri haline getiren Haluk Özmutlu, yeni dönemde hem Doğtaş hem de Kelebek markalarını birlikte yönetecek. Haluk Özmutlu, 1966 yılında Ankara’da doğdu. İstanbul Saint Joseph Lisesi’nin ardından Boğaziçi Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünden 1990 yılında mezun oldu. 1993 – 1998 yılları arasında Ford Otosan’da Bölge Satış Müdürlüğü yaptı. 1998 yılında Türkiye Satış Müdürü olarak adidas’a transfer olan Özmutlu, 2003’te Adidas Zone Middle (Türkiye, İsrail, Romanya ve Bulgaristan) Satış ve Pazarlama Direktörlüğüne atandı.

6 / marketing europe & anatolia

Kısa Kısa

Reklamcılar Derneği ve Reklamcılık Vakfı 2013 - 2014 Dönemi Yönetim Kurulları seçildi...

Reklamcılar Derneği’nin 29., Reklamcılık Vakfı’nın ise 23. Olağan Genel Kurulu yapıldı. Alper Üner Reklamcılar Derneği’nin 13. Yönetim Kurulu Başkanı, Haluk Sicimoğlu Reklamcılar Vakfı başkanı oldu. Reklamcılar Derneği 2013-14 dönemi Yönetim Kurulu şu isimlerden oluşuyor ; Yönetim Kurulu Asıl: Alper Üner, Kayhan Şardan, Demet İkiler, Oğuz Yavuz, Nil Bağcıoğlu, Karpat Polat, Volkan İkiler

Yedek: Burcu Özdemir Kayimtu, Banun Erkıran, Halil Korkmaz, Yaşar Akbaş, Muharrem Ayın, Alemşah Öztürk, Burçin Ergünt Yüksek Danışma Kurulu: Alper Üner, Jeffi Medina, Cem Topçuoğlu, Yiğit Şardan, Aytül Özkan, Faruk Kaptan, Nil Bağcıoğlu, Reklamcılık Vakfı 2013-14 dönemi Yönetim Kurulu şu isimlerden oluşuyor; Asıl: Haluk Sicimoğlu, Melda Barkın, Tahir Sümer, Meggy Halfon, Lize Karaboğa, Ender Merter, Faruk Yalun, Murat Egemen, Reklamcılar Derneği’ni temsilen Başkan Alper Üner Yedek: Burak Günsev, Ela Gökkan Savcı, Fatih Cebeci, Murat Türkay

Ahmet Akın, Leo Burnett’teki CEO’luk Görevinden İstifa Etti... Leo Burnett Orta Avrupa Başkanı Andrew Edwards, Markom Leo Burnett’in CEO’su Ahmet Akın’ın 1 Mart 2013 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere istifa ettiğini açıkladı. Konu hakkında açıklamada bulunan Andrew Edwards “Ahmet Akın’ın liderliğinde Leo Burnett’te güçlü bir yönetim takımı oluştu. Bu sürede ciddi bir büyüme yaratıldı ve yeni işlerin kazanılmasında çok başarılı adımlar atıldı. Bu adımların ardından ilerleyen günlerde de ajans ve müşterilerimizin işlerinin daha da büyüyeceği konusunda hiçbir şüphemiz yok. Leo Burnett İstanbul’un gittiği yön bizi heyecanlandırıyor. Ahmet’e görevine bağlılığı ve liderliği için teşekkür ediyorum” dedi. Leo Burnett’teki CEO’luk görevinden ayrılan Ahmet Akın ise “Sözlerini beğeniyle ve ders alarak hatırladığım, kurucusunun ismini taşıyan Leo Burnett’te 4 yıl boyunca CEO olarak görev yapmış olmak benim için bir onurdur. Ajansın sektördeki öncü duruşunu koruyarak, gelecek yıllarda da büyümeye devam edeceğine inanıyorum”

şeklinde konuştu. Edwards, “Ahmet, gelecekle ilgili planlarını bizimle bir süre önce paylaşmıştı. Geçiş sürecinin başarılı bir şekilde gerçekleşmesi amacıyla yeni CEO göreve başlayana kadar bize destek vermeyi sürdürecek. Yeni CEO ise önümüzdeki haftalarda açıklanacak” dedi ve sözlerine şöyle devam etti: “Leo Burnett Worldwide, Türkiye’ye odaklanmaya devam edecek. Türkiye, bölgemizde büyüme fırsatları sunan ve yaratıcılığımızın gücünü göstereceğimiz ülke olarak öne çıkıyor. Bu nedenle yatırımlarımıza güçlü bir şekilde devam edeceğiz.”

marketing europe & anatolia / 7

Kısa Kısa

Kayra, digital’de Tribal DDB’yi seçti... Kayra, dijital platformlardaki kurumsal iletişimini fark yaratan çalışmalarıyla dijital dünyada adından söz ettiren Tribal DDB İstanbul ile yürütecek. Kayra’nın yeni dönem dijital stratejilerinin oluşturulması ve sunulmasında aktif rol alacak olan Tribal DDB İstanbul, Kayra markasının kurumsal web sitesinin yenilenmesi çalışmasını ve sosyal medya iletişimini üstlenecek. Yakın gelecekte Kayra, şarap kültürünü geliştirmek, yaygınlaştırmak ve şarapla ilgili her konuda ortak bir bilgilendirme ve iletişim platformu yaratmak için yaptığı çalışmaları Tribal DDB İstanbul ile dijital ortamlara da taşıyacak.

Uluslararası Spor Zirvesi, Ajanda PR’da... Ajanda PR, 01 Mart 2013 tarihinde İstanbul Point Otel’de, Gençlik ve Spor Bakanı Sayın Suat Kılıç’ın başkanlığında gerçekleşecek olan “Uluslararası Spor Zirvesi”nin tüm iletişim çalışmalarını yürütecek. İstanbul 2020 Olimpiyatları yolundaki ilk adım olan, spor ve özellikle Türk futbol’unun masaya yatırılacağı zirvede spor dünyasının önde gelen liderleri bir araya gelecek. Ajanda PR, Trump Towers Istanbul, Fratelli La Bufala Trump Towers, Fratelli La Bufala Akbatı, İnci Deri, Extreme Audio, MFM Cosmeceuticals, Miramay Kozmetik, FYP Proje Geliştirme, Golden Tulip Hotel Lefkoşa gibi sektöründe öncü markalara iletişim danışmanlığı hizmeti veriyor.

10 / marketing europe & anatolia

Boydak, Lobby’i seçti... Lobby İletişim ve Etkinlik Danışmanlığı; mobilya, kablotel, tekstil, kimya, pazarlama, lojistik, demir-çelik, teknik servis, finans ve enerji sektörlerinde faaliyet gösteren İstikbal, Bellona, Mondi, İstikbal Regina Mutfak & Banyo, Hes Kablo, Boyteks, Form Sünger gibi markaları bünyesinde bulunduran Boydak Holding’in iletişim danışmanlığı hizmetini vermeye başladı. Boydak Holding, Lobby’den kurumsal iletişim, medya ilişkileri, pazarlama iletişimi ve etkinlik yönetimi alanlarında hizmet alacak. Lobby İletişim ve Etkinlik Danışmanlığı şirketinde Boydak Holding’in basınla ilişkiler sorumluluğunu Tülay Dur üstlenecek. İletişim danışmanlığı sektöründe 1992 yılından bu yana faaliyet gösteren Lobby İletişim ve Etkinlik Danışmanlığı; Limak Holding Şirketler Grubu, Anadolu Sigorta, Anadolu Hayat Emeklilik, Arçelik, Audi, Avon, Aygaz, CMS, Coface Türkiye, Doğuş Holding, Doğuş Gayrimenkul, Doğuş Otomotiv, Eczacıbaşı, Kanyon ve Türkiye İş Bankası’na danışmanlık veriyor.

Futurallia İstanbul2013... Dünyanın KOBİ’lere yönelik en büyük iş geliştirme platformlarından Futurallia’nın on sekizincisi, 5-6-7 Haziran’daİ stanbul Dünya Ticaret Merkezi (İDTM) ev sahipliğindeİstanbul’da düzenlenecek. Türk KOBİ’leri ile iş yapmak isteyen 30 ülke ve 20’yi aşkın sektörden yaklaşık 600 uluslararası katılımcının bir araya geleceği “Futurallia İstanbul 2013” için kayıtlar başladı. 1990 yılından itibaren her sene düzenli olarak gerçekleşen ve uluslararası network (ağ) oluşturma, iş ağı büyütme, diğer profesyonellerle bire bir görüşme fırsatı sağlayan Futurallia’nın on sekizincisi bu yıl İstanbul’da düzenlenecek. Dünyanın en büyük iş geliştirme forumlarından biri kabul edilen Futurallia İstanbul 2013, dünyaya açılmak isteyen ve küresel büyümeyi hedefleyen KOBİ’lerimizle, onlarla iş yapma potansiyeli olan yabancı şirketleri Türkiye’de buluşturacak.

Medya Dünyası

Görev değişiklikleri... Basında Görev Değişiklikleri • Aygül Erözü, Milliyet ve Vatan Gruplarının medya reklam grup başkan yardımcılığı görevine getirildi. • Aslı Perker, Milliyet gazetesi ile anlaştı ve gazetede köşe yazmaya başladı. • Milliyet gazetesinin eklerinde köşe yazarlığı yapan Pelin Çini ve emeklilik kararı veren deneyimli muhabir Önay Yılmaz gazete ile yollarını ayırdı. • Köşe yazarları Orhan Birgit ve Haydar Ergülen Cumhuriyet gazetesinden ayrıldı. • Taraf gazetesinde Ahmet Altan’ın genel yayın yönetmenliğinden ayrılmasından sonra boşalan koltuğu Oral Çalışlar getirildi. • Akşam gazetesinde Ozan Sürücü, yazıişlerinde editör olarak göreve başladı. • Muhabir İpek Yezdani, Hürriyet Daily News Gazetesi Haber Merkezi’ndeki görevinden ayrılarak Hürriyet Gazetesi’nin Hafta sonu eklerine geçti. Görsel Medyada Görev Değişiklikleri • Infomag Dergisi Kültür Sanat-Yaşam Editörü Müge Emirgil, TGRT Haber’e Kurumsal İletişim Müdürü olarak atandı. • CNBC-e’nin ekran yüzü Artunç Kocabalkan görevinden ayrıldı. Kocabalkan, CNBC-e’de aynı zamanda piyasalar ve araştırma direktörü olarak calışıyordu. • Habertürk’te kültür sanat içerikli programlarıyla tanınan Bedia Ceylan Güzelce kanal ile yollarını ayırdı. • Sunucu Serap Paköz, Fox TV ile anlaştı. • İş’te Gündem, Headquarters gibi iş dünyası programları yapan Merva Ulusoy, geçtiğimiz eylül ayında CNNTürk ile yollarını ayırmıştı. Ulusoy, Bloomberg HT ile anlaştı. • Habertürk TV Ankara haber müdürü Yasemin Bektaş ve dış haberler müdür yardımcısı Beril Köseoğlu Borovalı kanalla yollarını ayırdılar. • TGRT Haber; haber koordinatörü Suat Yılmaz, program müdürü Şebnem Kolçak Demirtaş, istihbarat şefi Ozan Deprem ve yurt haberler şefi Hasan Köseoğlu ile yollarını ayırdı. • Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti merkezli FOG TV, haberci Barış Çimen’i kadrosuna kattı. • Habertürk TV’de dış haberler servisinde görev yapan Nalan Koçak ve Sebla Küçük kanalla yollarını ayırdılar. • NTV Spor’da spikerlik görevinde bulunan Dilara Gönder, görevinden ayrıldı. • TGRT Haber’de genel müdürlüğe getirilen Mehmet Soysal, görevden alındı. Soysal’ın boşalttığı genel müdürlük görevini ise Mücahit Ören yürütecek. • Belgeselci, yapımcı ve yönetmen Cengiz Özkarabekir, Bugün TV’ye program müdürü olarak atandı. • Beyaz TV’de yayınlanan Beyaz Futbol programının daimi yorumcularından Rasim Ozan Kütahyalı, programın kadrosundan çıkarıldı. İşitsel Medyada Görev Değişiklikleri • TRT, TRT İstanbul Radyosu Müdürü Zafer Üreten ile yollarını ayırarak, yerine İstanbul Radyosunda görev yapan Sebahattin Kahraman’ın atandığını bildirdi. • Radyo Turkuvaz, “Gönül Dostu Füsun” programıyla tanınan radyocu Füsun Alkan ile anlaştı. • FD Radyo’nun genel müdürlüğüne gazeteci ve programcı Tayyar Işıksaçan getirildi. İnternet Medyasında Görev Değişiklikleri • hurriyetoto.com ve hurriyetemlak.com’un editörlüğünü yapan Evren Kotoğlu görevinden ayrıldı. Veriler MTM Medya Takip Merkezi’nden alınmıştır.

marketing europe & anatolia / 13

Köşe Argün Albayrak / argun@uckisiler.com

(transformatör)

KAOS:

Memleketin bol değişkenli, çok bilinmeyenli gündemler denklemine reklamlar da ayak uydurdu... Bir yanda – farklılığını söyleyemeyen ve insanı hasta eden şımarıklık düzeyindeki odeabank, bir yanda ‘aslında çok ihtiyacımız olan’ söylem ve yaklaşımları ile Ziraat ile Vakıfbank (superler) , diğer yanda para canbazları, tavuklar, supermenler, maldivler, Murat Coz’lar, puanlar, para puanlar... bu ızdırabı kim keser? Mustafa Keser... Okesemezse, icra memurları kesin keser:) Diğer yandan...ooh yandan. Delirmek için 1 milyon neden var, açlığınızı bastırarak doya doya konuşturan Şahin sucukları, Türkiye’nin en iyi michael’ı, İtalyan kaslı çikolatalar... Ben de artık ‘sosyal alzheimer’ durumuna erdiğim için gerisini hatırlamıyorum bile... Asıl kahredeni söyleyeyim. Bu ‘saçmalıklar kumpanyası’ iş yapıyor ve ama kimsenin elinde bir gıdım ‘kumanya’ kalmıyor... Memleket tam bir ‘mevlam çayıra’ özgürlüklerine doğru yuvarlanarak gidiyor. Ahlak, doğruluk ve insana değer politikaların salt söylemlerde kaldığı artık her yönüyle gözümüzün önünde... Ama davranamıyoruz. Korkuyoruz ve aynı şeyleri tekrar etmekten sıkılmıyoruz. Çünkü hepimiz ‘sosyal birer alzmeimer vakasıyız’.... Neye inanacağımız, nereye gideceğimiz,

ne düşüneceğimiz konusunda bir bilgimiz yok... Çünkü onu düşünmeye vakit yok. Son bir ay içinde ‘Türkiye’de gündem olan şeyleri sıralayalım desek inanın hepsini sayamayız. Deneyelim: Paris’te 3 terörist öldürüldü. PKK açılımı tekrar yapıldı. Tak, susuldu. APO’ya ‘imralı’ diyerek üst düzeyde algı yönetimi uygulandı. Bakanlar, bakamayanlarla değişti. Periyodik ünlü uyuşturucu baskınlarına bir yenisi eklendi. Patriot – aman tut!, Şınayder, the rogba, GS kavgaları, geri vites Emre Beleşoğlu, son haddine varan Kadın cinayetleri.... belki siz tamamlarsınız. Burası ağlama duvarım değil ama böylesine bir kaos’da profesyonellerin bilek gücü test edilir... Çünkü bu kaostan sıyrılıp ‘özgün ve bir GO stratejisini andıran’ medya planlaması yapmak deneyim değil, ‘İLİM İRFAN’ ister... Yaratıcılık kavramı ile Yaratıcı stratejilerin artık ne derece içiçe olduğunu gösterir... İş tanımlarının değişmesi gerekliliğini gösterir. Sosyal medya & dijitalin artık çok önemli bir mecra olduğunu da... Etkinlik yönetiminin ‘tek atış tek vuruş değil’, çok önemli ve yıl içinde süreklilik gösteren bir niteliğe sahip olduğunu gösterir... Gösterir oğlu gösterir... Bu altyapı inşaşı olmadan ilerlemek te; üretmek değil, tükenmektir... Svg,

marketing europe & anatolia / 15

Anadolu’da r

Röportaj

reklamcı olmak... Dolphin Ajans Nazmi Özkoyuncu Dolphin Ajans son olarak Amerika merkezli bağımsız ölçüm şirketi Nielsen Media Research tarafından açıklanan ‘Türkiye’nin En Büyük 100 Medya Ajansı’ listesinde 39’uncu sıraya yükselerek başarısını tescilledi. Röportaj Elvin Ekşioğlu - Türkiye’deki reklam ajansı anlayışını nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye’deki reklam ajansları işe önce Avrupalı reklam ajanslarını taklitle başladılar. Sonrasında birlikte ortak projelere imza attılar. Son yıllarda ise özellikle İstanbul merkezli ajanslar müthiş işler çıkarıyorlar. - Reklam ajansınızı diğer ajanslardan ayıran özellikler nelerdir? Takdir edersiniz ki sektörün kalbinin attığı İstanbul’da, ‘Bir ajansla çalışma kültürü’ çok daha yaygın. Anadolu’da bu eğilim yok denecek kadar az. Bu açıdan bakılınca biz firmaları markalaştırmadan önce ajans olarak kendimizi eğittik. İşimizi öğrendik. Bu öğrenme süreci hala devam ediyor. Sonra firmalarımıza yol haritası oluşturan ilk ajans olduk. Gaziantep gibi bir yerde firmalarımızı reklama verilen paranın boşa gitmediğine ikna ettik. Yeni itibar yönetiminde markalaşmanın önemini kavramalarını sağladık. Sıfırdan bir ajans kültürü oluşturduk. Ayrıca filmlerimizin sözlerinden cıngılına kadar her türlü teknik ve yaratım sürecini kendimiz belirliyoruz. Bütün bunlar bizi farklı kılan özellikler… - Sizce Türk reklamcılığının birinci sıradaki sorunu nedir? Bence Türkiye’deki reklam sektörünün

en önemli sorunu empati eksikliğidir. Pek çok ajans maalesef kendini müşterinin yerine koyamıyor. Reklam ajansı ve reklam veren çoğu kez aynı frekansı yakalayamıyor. Bu da birçok projenin çöpe gitmesine sebep oluyor. - Yaratıcılık ve hedef kitleye ulaşım arasındaki denge nasıl kurulmalıdır? Bu denge gerçekten çok önemli. Mesela Anadolu’da, izlerken anlam vermeye çalışmak insanları reklamdan uzaklaştırıyor. Reklam verenlerin ve ajansların Doğu’ya seslenirken eğitim ve kültür farkını mutlaka göz önünde bulundurmaları gerekiyor. - Bir reklamcı yaratım öncesinde nelerden beslenir? Yaratım süreci öncesi reklam verenden aldığımız brief bizim için elbette çok önemlidir. Ancak bu yetmez. Satan bir reklam yapabilmek için çok derin bir araştırma sürecine ihtiyaç vardır. Bu araştırma süreci hem reklam verene hem ürüne hem de tüketiciye kulak vermek zorundadır. Rekabet pazarında artık bu çok önemli bir konu. - Eleman sağladığınız kaynaklar nelerdir? Elemanlarımızı ajans kültürü içerisinde kendimiz yetiştiriyoruz. Bu yaklaşık 2 yıllık bir süreye tekabül ediyor. Bazen bu süreyi tamamlamadan ‘Ben oldum marketing europe & anatolia / 17

Röportaj

artık’ diyerek işten ayrılıp sahaya atılanlar oluyor. Ben bu durumu bir nevi mesleki intihar olarak görüyorum. - Üniversiteler sektörün yetişmiş eleman ihtiyacını karşılayabiliyor mu? Üniversitelerde alınan eğitim tabii ki sektörün ihtiyacını karşılamak için yeterli değil. Bizim işimizde işin teorik kısmı kadar pratik kısmı da çok önemli. Sahada çalışmak başka bir şey. Zaten üniversitelerden gelen arkadaşlarımızın çoğunda başaramamak kaygısı oluyor ve yaklaşık 6 aylarını sahayı tanımakla geçiriyorlar. - Yabancı networke giren reklam ajansları yerli müşterilere doğru hizmet verebiliyorlar mı? Bu sorunuza şöyle bir cevap vermek is18 / marketing europe & anatolia

Zor dostum, zor:) Firmaları bir şeklide ikna edip işi koparıyorlar belki ama yabancı bir ajansın yerel müşteriye reel çözümler sunması gerçekten çok zor. Ülkemizde tüketim kültürü çok farklı çünkü.

tiyorum: Zor dostum, zor:) Firmaları bir şeklide ikna edip işi koparıyorlar belki ama yabancı bir ajansın yerel müşteriye reel çözümler sunması gerçekten çok zor. Ülkemizde tüketim kültürü çok farklı çünkü. - Yerli firmalar reklam bütçelerini hazırlamada ne kadar bilinçli? Maalesef böyle bir bilinç yok. Özellikle Anadolu’da bu bilincin daha da az olduğunu söylemek mümkün. Bütçelerinin ne kadarını reklama harcamaları gerektiğini söylesek de nafile… - Müşterilerin ajanstan beklentileri konusunda karşılaştığınız en ilginç talepler neler? KOBİ olan birçok müşterimizin şu ortak tavrı bize her zaman ilginç gelmiştir:

Röportaj “Usta bizi sağ eline al. Bak paramız yok ama gazanırsaksaaveririz ağam…Sen bizim gardaşımızsın. Ağnaştık mı?” - Sizin eklemek istediğiniz bir şey var mı? Dünyanın 192 ülkesine gerçekleştirdiği ihracatla 2012 yılında 6 milyar dolarlık bir rakama ulaşan ve Türkiye’nin en fazla ihracat yapan 6’ncı ili olan Gaziantep’in başarısında, artan markalaşma bilincinin etkisi çok büyük. Biz Dolphin Ajans olarak bu bilinci yerleştirmek için 18 yıldır büyük çaba harcıyoruz. Bu çabalarımızın meyvesini de alıyoruz. Dolphin Ajans son olarak Amerika merkezli bağımsız ölçüm şirketi Nielsen Media Research tarafından açıklanan ‘Türkiye’nin En Büyük 100 Medya Ajansı’ listesinde 39’uncu sıraya yükselerek başarısını tescilledi. Ajans, dünyanın 70 farklı ülkesinde reklam ölçümleri yaparak, yılda iki defa o ülkelerin en büyük medya ve reklam ajanslarını açıklayan medya izleme şirketinin ilk 6 aylık Türkiye raporunda 47’inci sırada yer almıştı. 2012 yılının ikinci 6 aylık diliminde ise 8 sıra birden

Anadolu’da reklamcı olmanın hala zor bir yolculuk olduğu gerçeğini değiştirmez. Ben “Anadolu’da reklamcı olmak mı? ThinkAgain” derim şahsen:)

yükselerek listeye 39’uncu sıradan giren Dolphin Ajans listeye Anadolu’dan girebilen tek ajans olma unvanını da korudu. Bu yönüyle Anadolu reklamcılığı için bir umuttur Dolphin Ajans. Tabi bütün bunlar Anadolu’da reklamcı olmanın hala zor bir yolculuk olduğu gerçeğini değiştirmez. Ben “Anadolu’da reklamcı olmak mı? ThinkAgain” derim şahsen:)

marketing europe & anatolia / 19

Köşe Nurgül Eryıldır Günay / nurguleryildir@gmail.com

( kelebeğin fırtınası)

Bu ne yaman çelişki anne... Merhaba Marketing Europe and Anatolia ilk sayıdan itibaren keyifle takip ettiğim bir dergi. Her ay daha da dolu bir içerikle ilgilisine ulaşıyor. Bu sayıdan itibaren ben de bu köşede sizlerle birlikte olacağım.

olup bittiği İş Bankası reklam filminde Cem Yılmaz bize aslında neyi anlatmak istiyor; paramızı çarçur etmeyelim, tasarruf yapalım. Ama filmin içeriğine bakıyoruz, Cem Yılmaz acaip eğleniyor, her akşam bir kulüpte, son model arabalar, danslar, renkli bir hayat. Sonunda parası bitiyor, ama sefil olmuyor. Genç bir sinemacı olarak başladığı İzlediğim reklamlarla ilgili düşüncelerimi paylaşıp, hayatına yapım şirleti sahibi olarak devam ediyor. Onca alkışladığım ya da saçma bulduğum bölümleri açık açık zaman gezme, tozma, eğlenme de cabası. Yani reklamı yazmak istiyorum. Bir kelebeğin inceliğinde kimseyi izliyorum ve şunu söylüyorum: Ne diye tasarruf yapıcam kırmadan, incitmeden ama gerekirse kanatlarıyla fırtınalar ki, hayatın tadını çıkar, sonuna kadar harca gitsin. En estirerek... kötü ihtimalle çalıştığım şirketin patronu olup, bankalara reklam filmi çekerim. Şaka gibi valla :) Bu ay banka reklamları özellikle Odeobank ve İş Bankası reklamlarıyla ilgili izlenimlerimi paylaşmak istiyorum. Ve Odeobank Öncelikle şunu öğrenmek istiyorum, bankalar neden Odeobank, Odeobank her kanalda, her an karşımıza banka olmaktan utanıyor. Bütün banka reklamlarına çıkan bir reklam. Hülya Avşar bile artık dayanamıyor ve bakın hepsi "bankacılıktan öte", "bir bankadan fazlası" nedir Allah Aşkına bu Odebank bana bir anlatın diyor ve vb. Bankamız bizim, pardon biz bankamızın canı, ciğeri, bizler de öğreniyoruz. Anlıyoruz ki aslında diğerlerinden herşeyi oluyoruz. Bize hizmet vermek için birbirleriyle bir farkı yokmuş. "Herkese" özel hizmet söylemi yarışıyorlar, kapılarda karşılanıyor, sevgi yumağı içinde yıllardır duyduğumuz ve gerçek hayatta asla karşılığını güleryüz görmekten bıkıyoruz adeta. Allah aşkına bırakın bulamadığımız bir vaat. Hepimiz biliyoruz ne kadar para artık yıllardır bu saçmalıkları. Bankadan sadece doğru, varsa, o kadar hizmet alırsın. "5 bin lira parası olanla 5 düzgün ve hızlı bir şekilde işlemlerimizi yapmasını, milyon parası olan aynı hizmeti alır" buna kim inanır? yatırdığımız paraya yüksek, aldığımız krediye düşük En acaip olanı da eskiden beri 1. belli ikinci kim diyen faiz uygulamasını ve bol bonuslu kredi kartı vermesini Hülya Avşar "sıradan" bir insanla aynı hizmeti alacağını talep ediyoruz. Reklamlarda gördüğümüz sevgi yumağı, öğreniyor ve sırf bu nedenle Odeobank'ı seçiyor. Bu ne güleryüz, anlayış hiç bir bankada yok. Herhengi bir yaman çelişki anne diye kimse sormuyor. işlem için kapıdan içeri girdiğinizde 5 karış suratla karşılanıyorsunuz. Size özel müşteri temsilciniz sürekli Son olarak enpara.com'dan bahsetmek istiyorum. başka müşteri telefonlarına cevap vermek zorunda Bütün bankaların yıllardır yaptığı internet bankacılığı kaldığından sizinle yeterince ilgilenemiyor. Bütün işlemler hizmetini bambaşka, yeni bir hizmet gibi sundukları için arap saçına dönüyor. Ben bugüne kadar hiç bir bankada yaratıcı ekibi tebrik ediyorum. Bu fikrin oluşturulmasında dans eden insanlar, mutlu dedeler, neşeli minikler emeği geçen herkesi alkışlıyorum. falan görmedim. Gelelim son dönem yayınlanan banka reklamlarına: Not: Bu köşenin ismi için sevgili dostum Güngör Arıcan'a Dönem kostümleri gayet başarılı herşeyin çok hızlı sonsuz teşekkürler...

marketing europe & anatolia / 21

Reklam Dünyası

Canlı yayınlanan maçta Cipso sürprizi... Türkiye televizyonlarında ilk kez, canlı yayınlanan bir maça ürün entegrasyonu gerçekleştiren Cipso, reklam kuşağı dışında da milyonlarca izleyicinin karşısına çıkmayı başardı. 12 Ocak’ta ATV’de yayınlanan Antalyaspor–Trabzonspor maçında tribünde oturan 15 seyircinin 20 saniye boyunca Cipso yerken çekilen görüntüleri ekrana yansıdı. Hemen ardından marka ile ilişkilendirmek adına bant kullanımı yapıldı. Böylece milyonlarca televizyon izleyicisi Cipso markasıyla reklam kuşağı dışında karşılaşmış oldu. Cipso, Futbol temalı reklam filminden sonra futbolun her anında yer alacağının sinyallerini bu ürün entegrasyonuyla da vermiş oldu. “Erkek muhabbeti nereye gider bilinmez, ama ne ile iyi gideceğini biliyoruz” sloganını kullanan Cipso tarafından ilk defa gerçekleştirilen canlı maçlarda ürün entegrasyonu medya satın alması Mindshare tarafından yapıldı. Canlı yayınlanan maçtaki ürün entegrasyonu sosyal medyada da yankı buldu. Maç esnasında Cipso yiyen gençlerin görüntüsü yüzlerce tweet’e konu oldu.

Koçtaş’dan viral reklam..

Mahruki, Duster’la... Dacia, yeni dönem reklam filmlerine Duster’la devam ediyor. Dacia’nın 4x4 modeli Duster’ı kendi hedef kitlesine anlatan filmde, Yalan Dünya’nın sevilen karakteri Nurhayat bu sefer off-road koşullarına uygun Duster’la dağlara çıkıyor. Türkiye’nin en ünlü dağcısı Nasuh Mahruki ve arkadaşlarıyla karşılaşan Nurhayat’ın zirveye yolculuğu seyirciyi yine çok güldürüyor.

Koçtaş, marka imajını güçlendirmeye yönelik kayda değer viral kampanyalar üretmeyi sürdürüyor. Koçtaş’ın ‘Yılbaşı Evde Güzel, Koçtaş Mutlu Yıllar Diler’ başlıklı videosu sanal ortamda oldukça ses getirdi. 24 Aralık tarihinde yayına giren video 6 günde 200 bin kullanıcı tarafından izlendi. Koçtaş, ‘Yılbaşı Evde Güzel, Koçtaş Mutlu Yıllar Diler’ başlıklı videosunda insanlara yılbaşını evde kutlamak gerektiğini, dışarı çıkanların başına neler geldiğini esprili bir dille anlatıldı. Koçtaş videoyu hazırlarken internet dünyasında esprili videolarıyla bilinen ve sevilen bir grup olan Batesmetalpro grubu ile çalıştı. 22 / marketing europe & anatolia

Reklam Dünyası

“Kobe’ye Güven”... Nike Basketball’ın hazırladığı yeni filmi “Kobe’ye Güven”in temelinde bu gerçek yatıyor. Filmde bir yandan dünyanın gelmiş geçmiş en çalışkan ve basketbola gönül vermiş oyuncularından Bryant’ın benzersiz motivasyonu, becerisi ve kararlılığını seyrederken diğer yandan Bryant’ın insanın ağzını açıkta bırakan görüntülerini izliyoruz. Bryant , “Her güne en iyisi olmak için başlıyorum. Sahada kazanmak ve korkusuz olmak için ne gerekiyorsa yapmaya kararlıyım. Takım arkadaşlarımın ve beni destekleyenlerin istinasız her zaman güvenebildiği bir oyuncu olmak istiyorum” diyor. Filmdeki görüntüler Bryant’ın sahadaki becerilerini ön plana çıkartmakla kalmıyor, seyirciyi antrenmanlarından maç öncesi hazırlıklarına ve giydiği ayakkabılara kadar oyuncunun basketbol dünyasına davet ediyor. Bryant’ın antrenmanlarda nasıl çalıştığını, maç öncesi yediği enerji yiyeceklerini ve bugüne kadar üretilen en hafif ve en yüksek performanslı ayakkabısı KOBE 8 SYSTEM’i çeşitli fotoğraf karelerinde görüyoruz. http://nikeinc.com/news/nike-basketball-count-on-kobecampaign-to-debut-jan-17

2012 yılının ‘En Beğenilen Reklam Filmi’... Anadolu Efes Spor Kulübü oyuncularının, taraftarları için Duman grubunun ‘Senden Daha Güzel’ şarkısını seslendirdiği ve geçtiğimiz yıl çekilen reklam filmi, Yıldız Teknik Üniversitesi İşletme Kulübü tarafından 2012 yılının ‘En Beğenilen Reklam Filmi’ seçildi. Film yayına girdiği andan itibaren büyük beğeni topladı ve sosyal medyada izlenme rekorları kırdı. Çekimleri İki gün süren filmde ayrıca Efes Kızları ve taraftarlar da rol aldı. Çekimlerin bir günü stüdyoda, bir günü ise Sinan Erdem Spor Salonu’nda gerçekleşti. Anadolu Efes sahadaki güçlü takım ruhunu, sahnede de gösterdi.

marketing europe & anatolia / 23

Reklam Dünyası

“Hiçbir Kupa Güvenli Değil”... Nike Golf, Rory McIlroy’un sporcuları arasına katıldığını açıkladı ve global spor ikonu Tiger Woods ile McIlroy’un yer aldığı yeni reklam kampanyasını tanıttı. Wieden + Kennedy tarafından hazırlanan 60 saniyelik “Hiçbir Kupa Güvenli Değil” reklam spotu dünyanın en iyi iki golf oyuncusunun sportif rekabeti, olağanüstü yetenekleri ve şakacı tavırlarını gözler önüne seriyor. Reklamı çekerken çok keyif aldığını belirten Woods, “Reklama bayıldım. Bizim esprili tarafımızı gösteriyor” dedi. “Bir Nike sporcusu olarak ilk defa bir Nike reklamında yer aldığım için çok heyecanlıyım. Reklamın hikayesi süper” diye konuşan McIlroy bu reklamın Nike’la kariyeri için mükemmel bir başlangıç olduğunu ifade etti. Reklamda, antrenman sahasında bir biri ardına pratik yapan McIlroy ile Woods’u görüyoruz. İkisi de çeşitli yerlere topları isabet ettiriyor. Spor dünyasında hiç kimsenin Nike Golf’un bu iki sporcusu gibi izleyicileri heyecanlandıramadığı ve performans gösteremediği hatırlatılıyor. Reklam, dünyanın en iyi iki golfçüsünün şakacı tarafını yansıtırken, aralarındaki rekabeti de ekrana taşıyor. Reklamı izlemek için: http://youtu.be/2NCDYjHtEcU

Darya, SEIKO’nun Güzel ve Başarılı Yüzü... Seiko, Sportura, Premier gibi yeni bayan koleksiyonlarını, atletizm dünyasının genç yeteneği Darya Klishina’nın Dubai’de objektiflere poz verdiği reklam kampanyası ile tanıtıyor. Uzun Atlamacı Darya Klishina, atletizmdeki başarısının yanı sıra modellik kariyeri ile de moda dünyasının ilgisini çekiyor. Seiko ve Darya Klishina Seiko tarafından yeni bayan koleksiyonları için marka yüzü olması için kendisine teklif iletildiğinde Darya, sevinçle şunları söyledi: “Seiko, yıllardır benim sporumu destekliyordu ve şimdi Seiko ekibinin bir parçası olduğum için çok heyecanlıyım. 2007 yılında IAAF Dünya Gençlik Şampiyonası’nda mesafe ölçümlerimde SEIKO yanımdaydı ve şimdi yeni Seiko modellerini takıyor olacağım için çok mutluyum.” Klishina 9-11 Mart 2012 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleşen Dünya Salon Atletizm Şampiyonası’nda yarışmıştı. Geçtiğimiz Eylül ayında ise Aydın Saat’in davetlisi olarak İstanbul’a gelerek GQ Türkiye dergisinin Kasım sayısı için özel fotoğraf çekimlerine katılmıştı. http://www.youtube.com/watch?v=6k9fePr1QrU marketing europe & anatolia / 25

Köşe Abdullah Ekşioğlu / eksioglu70@gmail.com

( retorik)

Mozaik... İleri demokrasilerde yaşamak zormuş. Bunu artık iyiden iyiye öğrendik. Başımıza öyle bir ileri demokrasi musallat oldu ki geriyken daha mı iyiydi acaba demekten kendimi alamıyorum. Düşünmeyeyim en iyisi mi açayım televizyonu birşeyler seyredeyim kanallar arasında dolaşır, çakma dizilerden keyif alamıyorum ama hani bir film, eğlence programı, tartışma ya da belgesel vardır seyreder kafamı dağıtırım diyorum ama ne mümkün. Bir kanalda haber izliyorum. 400 kez yangın tehlikesi atlatan elbiseleri kendiliğinden alev alan bir aileden bahsediyor. Konu enteresan allah allah neymiş deyip kulak kabartıyorum. Haber saatinde konuyu uzmanına sorduk diye bir anons geliyor. Hah diyorum uzman şimdi anlatacak. Diyecek ki herhalde ben kimyacı değilim ama "fosfor, tiner ya da vernik buharı benzeri düşük sıcaklıkta tutuşan bir kimyasal yaşadıkları yerde belki bahçesinde çocuklarının oynadığı bir fabrikada çocukların kıyafetine bulaşıyor. Bunlar da daha sonra oda sıcaklığında bile tutuşarak yangına neden olabiliyor". Derken uzman ekranda görünüyor. Bir din adamı muhabir konuyu soruyor o da "cinler Kur'an da da geçen bir gerçektir" deyiveriyor. Al sana uzman al bu da görüşü. Hasbinallah deyip kanalı değiştiriyorum. Birbirini dinlemeden bağıran tartışma programları, kendi kanalında devamlı ekrana çıkıp ağlayan bir meczup, haremde kenar mahalle kadınlarının kavgalarını geçip bir film buluyorum. Şunu seyredeyim diyorum ne mümkün sigara, kan, marka, kadın, hatta içki kadehleri mozaiklenmiş konuşmalardaki "müstehcen" kelimeler özenle silinmiş hayal meyal filmi mozaiklerin arasından seçmeye çalışırken iki saatlik film ancak reklam aralarıyla iki saat ya sürüyor ya sürmüyor. Yarısı mozaiklenmiş, yarısı kesilmiş, sesleri silinmiş bu şey sinemada hiç böyle değildi ne oldu ki. Bunun tek bir açıklaması var ileri demokrasilerde sansür olmayacağına göre filmi yapanlar o kan, yara

makyajlarını doğru yapamamışlar, filmi külliyyen yanlış çekip kurgulamışlar bizim bilirkişilerden oluşan RTÜK'ümüzün tavsiyeleri doğrultusunda kanalın belki ilk işinde çalışan taze beyinli elemanı duruma el koymak zorunda kalmış. Bazen şu RTÜK üyelerinin sarsılmaz ahlaki yapılarına gıpta etmiyor da değilim. Öyle ya benim ahlakımı bozabilecek her görüntü mütemadiyen RTÜK üyelerinin karşısına geliyor. Onlar defalarca bu görüntüleri seyredip bilirkişi raporlarıyla kanallara onca para cezasını veriyorlar ama kendi ahlakları bu süreçten zarar görmüyor. Acaba görüyor mu? Neyse bu beni ilgilendirmez. Aslında 20 yılı aşkın süre önce radyo ve televizyonlara frekans tahsisi yapsın diye kurulan RTÜK'ün halen bu görevini yerine getirmediğini, ancak bu süre içerisinde tüm televizyonları izlenmez bir muhafazakar kutusuna çevirdiklerini söylemek isterdim ama bu denli sarsılmaz ahlak sahibi bir grup böyle bir uygulama yapıyorsa mutlaka benim bilmediğim bir nedeni vardır diye düşünüyorum. Yoksa bir sanat eserinin bütünlüğüyle oynamanın başka nasıl bir açıklaması olabilir. Örneğin bu nadide kurum bizi korumak için geçtiğimiz günlerde Kanal D'de yayınlanan bir yarışma programında bir kadın kocasına "beni başkasıyla düşün" dediği için kanala 502.979,- TL para cezası verdi. Gerçi ben tam anlayamadım RTÜK bu kararı verirken kadının sözlerini mi yoksa adamın düşünecek olmasını mı suç unsuru olarak gördü ama önemi yok artık içimiz rahat. Ahlakımız kurtuldu. Biz tepkisiz kaldıkça da ahlakımızı kurtarmaya devam edecekler. İleri demokraside yaşamak zormuş. Neyse ki RTÜK var da bizi mozaiklerle koruyor. Bundan 1000 yıl sonra mozaik müzesinde biz de böyle yer alırız artık. marketing europe & anatolia / 27

Kampanyalar

Pardon ne bank? Odeabank...

Y&R Reklamevi tarafından hazırlanan Odeabank filmleri geçtiğimiz haftalarda yayına girdi. Yapımcılığını Kala Filmin üstlendiği kampanyanın film çekimleri 2 gün, fotoğraf çekimleri 1 gün sürdü. Yaklaşık 150 kişinin görev aldığı çekimlerin yönetmenliğini Hakan Yonat yaptı. Bankanın teaser filmlerinde, hakkında Odeabank reklamlarında oynadığı söylentilerinin dolaştığı kampanyanın yüzü Hülya Avşar’ı izledik. Ana filmde ise hakkında çıkan söylentilerden sıkılıp Odeabank’a gelen Hülya Avşar bankayı bizzat yerinde inceledi. Filmin hikayesinde Odeabank’ın her müşterisinin kıymetli olduğu, her müşterisine özel ve ayrıcalıklı hizmet sunulduğu mesajı verildi. Odeabank’ın ‘’herkesin değil, sizin bankanız’’ sloganıyla da Türkiye’ye yeni bir bankacılık anlayışının geldiğinin altı çizildi. Reklam Filmi Künyesi Reklamveren: Odeabank Reklam Ajansı: Young&Rubicam Reklamevi Kreatif Direktör: Ergin Köylüceli Yaratıcı Ekip: Özlem Küçükyılmaz, Özhan Karacam, Ozan Çelebi, Murat Lafçı, Fatih Şimşek Müşteri İlişkileri: Burcu Kurtuluş, Burçin Yavuzarslan, Fun-

da Yunusoğlu Ajans Prodüktörü: Berna Öztürk Prodüksiyon Şirketi: Kala Film Prodüktör: Hazer Baycan, Seda Özdemir Yönetmen: Hakan Yonat

marketing europe & anatolia / 29

Kampanyalar

Megabitli dümene geçiyor!... TBWA\ISTANBUL’un TTNET için hazırladığı %50 indirimli internet kampanyası reklamı yayında. Türkiye’de internetsiz kimse kalmasın diye yola çıkan Megabitli, bu sefer balıkçı teknesinde karşımıza çıkıyor. Megabitli, yarı fiyatına internet kampanyası haberini kendi bestelediği türküyle veriyor. Çekimlerin en az film kadar eğlenceli olduğu reklam filminin yönetmeni Ali Taner Baltacı, yapım şirketi ise Film Colony. Reklam Filmi Künyesi: Reklamveren: TTNET Reklamveren Yetkilisi: Ahmet Yaman, Bilge Gönenç, Pınar Tohum Reklamveren Medya Planlama Ekibi: Şafak Cömertoğlu, Meltem Gülören, Gözde Topçuoğlu Reklam Ajansı: TBWA\ISTANBUL CCO: İlkay Gürpınar Yaratıcı Ekip: Volkan Karakaşoğlu, Zeynep Karakaşoğlu, Emine Aydın, Orkun Önal, Erçin Sadıkoğlu, Levent Yalgın Marka Ekibi: Esra Özkan, İpek Türkili, Başak Sarıoğlu Stratejik Planlama Ekibi: Toygun Yılmazer, Tuğyan Çelik, Nisan Danışman

Prodüksiyon Ekibi: Zeynep Gencebay, Alev Cihan Prodüksiyon Şirketi: Film Colony Yönetmen: Ali Taner Baltacı Post Prodüksiyon: Sinefekt Müzik: Jingle House Medya Ajansı: People Communications Kullanılan Mecralar: TVC, basın, radyo, OOH, internet

Erkek muhabbeti nereye gider... Yeni Cipso reklam filmi, erkeklerin kendi aralarındaki muhabbet sırasında verdikleri sözlerin ne tür sonuçlar doğurabileceğini esprili bir dille anlatıyor.Reklam filmleri, hikâye ve çekim tekniğinin yanı sıra karakterlerin doğallığıyla da öne çıkıyor. “Erkek muhabbeti nereye gider bilinmez, ama ne ile iyi gideceğini biliyoruz” sloganıyla tamamlanan filmler, Cipso’nun erkek muhabbetinin en iyi eşlikçisi olduğunu ilginç iki hikâyeyle vurguluyor. Reklam Filmi Künyesi: Reklamveren: Kraft Gıda / Bahar Uçanlar, Toloy Tanrıdağlı, Aslı Akman, Ece Gürbüz Reklam Ajansı: DRAFTFCB İstanbul Yaratıcı Yönetmen: Elif Önay Yaratıcı Ekip: Yavuzhan Gel, Nilüfer Duru Müşteri İlişkileri: Ceren Çubukçu Akpulat, Ayça Çınar, Itır Süzer Mecra: TV, outdoor, internet, radyo Prodüksiyon Şirketi: Böcek Yapım Yönetmen: Eralp Vardar Medya Şirketi: Mindshare

30 / marketing europe & anatolia

Kampanyalar

Falım’dan yeni reklam filmi... Falım, reklam filmleriyle izleyenlerin yüzünü güldürmeye devam ediyor. Mizahi öğeleriyle dikkat çeken yeni reklam filmi, tüm Türkiye’nin merakla takip ettiği yetenek yarışmalarını konu alıyor. Dünyada sadece Türkiye’de olan “şekersiz sakız” kategorisinin pazar lideri Falım, yeni reklam filmiyle yine güldürüyor. Tüketicilerin her gün yanında olan ve streslerinin azalmasına destek olan Falım’ın reklam filmi, eğlenceli ve mizahi öğeleriyle dikkat çekiyor. Reklam Filmi Künyesi Reklamın başlığı: Falım Michael Reklamveren: Mondeléz International Reklamveren yetkilisi: Bahar Uçanlar, Cenk Tüter, Esra Erkman Reklamajansı: Alametifarika Yaratıcı yönetmen: Emrah Karpuzcu, Kenan Ünsal Yaratıcı grup: Taner Ardalı, Can Çelikbilek, Ozan Özbey, Oğuzhan Atlıman Müşteri ilişkileri grubu: Burcu AtışTopçu Stratejik planlama: Başar Sarıkaya, Serra Akyel Ajans prodüktörü: Sertuğ Alptekin, Çağrı Ark

Yapım şirketi: Anima / Mehmet Kurtuluş Medya ajansı: Mindshare Medya planlamacı: Pınar Akdemir Kullanılan mecralar: Tv, Radyo, OOH, Digital

Çay Tiryakileri Cemiyeti... Kampanya filmi Beylerbeyi’nden Şile’ye, Fenerbahçe ve Moda’dan Emirgan’a kadar tam 10 ayrı mekanda çekildi ve 4 gün sürdü. Türkiye’de ilk kez bir çekim için kullanılan Romantika Çay Bahçesi’nin doğal havası bütün çekimlere yansıyarak filmlerin doğal ve samimi duruşuna olumlu katkı sağladı. Reklam Filmi Künyesi Marka: Obaçay Reklamveren: Milford-Yıldız Reklamveren Yetkilisi: Erhan Batuk, Emre Sarıca, Çisil Gökşar Reklam Ajansı: PlanAD Works Yaratıcı Grup: PlanAD Works Yaratıcı Ekibi Müşteri İlişkileri: PlanAD Works Müşteri İlişkileri Ekibi Stratejik Planlama: PlanAD Works Yönetmen: Levent Onan Yapımcı: Gökalp Gökulu Prodüksiyon Şirketi: 4Films Post Production: İmaj Medya Ajansı: MediaVest Müzik: Jinglehouse marketing europe & anatolia / 31

Kampanyalar

Profilo’dan HijyenEkstra...

Profilo Dayanıklı Ev Aletleri’nin, yeni HijyenEkstra özellikli Yönetmen: Eralp Vardar çamaşır makinelerinin tanıtımı için hazırlanan reklam filmi Jingle: Jingle Jackson - Emre Irmak büyük ilgi görüyor. Filmde, evlilik arifesindeki genç bir kızla annesinin duygu dolu diyaloğuna yer veriliyor. Profilo’nun HijyenEkstra özellikli yenilikçi çamaşır makineleri alerjik etki yaratabilecek polen, hayvan tüyü, deterjan kalıntıları gibi etkenleri neredeyse tamamen yok ediyor ve annelerin içini rahatlatan derinlemesine temizlik sağlıyor. HijyenEkstra reklam filmi, duygusal tonuyla mesajını en etkili bir şekilde tüketiciye aktarıyor. Reklam Filmi Künyesi: Reklam veren: Profilo Dayanıklı Ev Aletleri, Bahriye Bayraklı Tavukçuoğlu, Elif Birim Kayaman Ajans: Rafineri Yaratıcı Yönetmen: Ufuk Uslu, Orkun Demirelli, Ayşe Bali Metin Yazarı: Setenay Özcan Yıldırım Sanat Yönetmeni: Öznur Söylem Marka Takımı: Gökhan Öziş, Rida Kıraşı, Melis Şenol Stratejik Planlama: Canan Pehlivanoğlu, Can Çalışkan Ajans Prodüktörü: Selen Tezol Yapım Şirketi: Böcek Yapım

“Ooooo lezzete pak!”... Pakmaya, Pişirme Yardımcıları Ürün Grubu’nun tanıtıldığı “Mutfağın Yıldızı” reklam kampanyasına başladı. Türkiye’nin maya konusunda lider firması Pakmaya, mayada elde ettiği başarıyı ve sağladığı güveni Pişirme Yardımcılarında da devam ettirmeyi hedefleyerek “Mutfağın Yıldızı” kampanyası çerçevesinde keyifli bir reklam filmi hazırladı. Reklam filminde, Pakmaya’nın yeni pişirme yardımcılarını kullanarak yıldızlaşan “Mutfağın Yıldızı” bir anne ve çocuklarının hikâyesi anlatılıyor.“Ooooo lezzete pak!” sloganıyla taçlanan reklam filminin 20 günlük ön hazırlık sürecinde, oyuncu seçmeleri ve filmde kullanılan mutfağın, show programı stüdyosuna dönüştürülmesi çalışmaları gerçekleştirildi. Reklam Filmi Künyesi: Reklam veren: Pakmaya Reklamveren yetkilisi: Ertuğrul Sağlam, Elif serpil Tokgöz, Kemal Aktaş, Dicle Arkun Ajans: UltraRPM Yönetmen: Kıvanç Baruönü Produksiyon şirketi: Kala Film Medya Ajansı: MEC Digital Ajansı: Runway

32 / marketing europe & anatolia

Kampanyalar

First Sensations City... Reklam filminde gece eğlenmeye çıkan bir arkadaş grubunun planlarını takip ederek bir gece turuna çıkıyoruz. Gece kulübünün VIP alanında Mehmet Günsür’ü gören ve ona ulaşmak isteyen esas kızımızın alana geçmesini sağlayan anahtar ise yine First Sensations City oluyor. Reklam Filmi Künyesi Reklamın başlığı: Şehrin Yeni Sakızı, First Sensations City Reklamveren: Kraft – First Reklamveren yetkilisi: Bahar Uçanlar, Cenk Tüter, Evren Dağ, Esra Erkman, Zümrüt Bakkal Reklam ajansı: Güzel Sanatlar Saatchi&Saatchi Yaratıcı yönetmen: Kaan Ertuz, Oya KarabalRapayazdiç Yaratıcı grup: Mustafa Oral, NergizHerdem, Şebnem Ersin Müşteri ilişkileri grubu: Feride Tüzün, Aygül Yazgan, Sezin Özçelik Güneş Stratejik planlama: Yelda Aktuna, Tuğay İlyasoğlu Ajans prodüktörü: Olgun Arun Yapım şirketi: PTT Yönetmen: Bertan Başaran Medya ajansı: Mindshare Kullanılan mecralar: Televizyon, Internet

Bol hapşırıklı kampanya... minde, duvara asılı, öğrenci vesikalıklarından oluşan bir sınıf yerleşim planı görüyoruz. Filmde sabit duran fotoğraftaki ilk çocuk hareketlenerek hapşırıyor ve diğer çocukların hapşırmasını tetikliyor. Ancak tüm çocuklar hapşırırken sınıf resminin ortasındaki çocuk İçim kefir içerek bağışıklık sistemini güçlendiriyor ve hapşırmıyor. Bol çocuklu, bol eğlenceli ve bol hapşırıklı film, oyuncularının sevimliliği ve esprili anlatımıyla izleyenlere keyif veriyor. Reklam Filmi Künyesi Reklamveren: Ülker İçim Reklam Ajansı: TBWA\ISTANBUL Yaratıcı Ekip: Emre Kaplan, Kerim Gürsel, Burak Kunduracıoğlu Marka Ekibi: Ela Bilgisel, Seda Şeker, Ece Güçük Stratejik Planlama Ekibi: Toygun Yılmazer, Deniz Özkılıç Prodüksiyon Ekibi: Pelin Güneş, Gizem İnan Prodüksiyon Şirketi: Anima TBWA\ISTANBUL’un hazırladığı Ülker İçim Kefir kampanya- Yönetmen: Ayşe Ünal sı, mevsim geçişlerinde çocuğunun sağlığı için endişelenen- Müzik: Emre Irmak / Jingle Jackson Medya Ajansı: Mediavest lere şifa niyetine geliyor. Yönetmenliğini Anima’dan Ayşe Ünal’ın yaptığı reklam fil- Kullanılan Mecralar: TV, POP

marketing europe & anatolia / 33

Kampanyalar

“Kalite Yarım Yaşanır mı?”... “Kalite Yarım Yaşanır mı?” sloganıyla tüketicisi ile buluşan Papia’nın reklam kampanyası da, markanın üst düzey kalite anlayışını teknolojiyle buluşturma anlayışına uyum sağlayan görüntüler içeriyor.

Kala Film ve Trix FX Helsinki tarafından ortak olarak çalışılan reklam filminde, Papia’nın kendine güvenen, kaliteli, güçlü marka imajı ön planda yer alıyor. Lüks olarak bilinen tek taş yüzük, antika bir vazo ve şık bir çantanın yarım olarak görüldüğü reklam filminde, tiyatro oyuncusu ve ünlü seslendirme sanatçısı Gülen Karaman’ın gizemli sesiyle “Sizce kalite yarım yaşanır mı?” sorusu tüketiciye soruluyor. Reklam Filmi Künyesi: Reklamveren: Hayat Kimya Reklamveren Temsilcisi: Aysel Aydın, Gül Yeşilay Reklam Ajansı: Vietnam Yaratıcı Yönetmen: Gürkan Günaydın Metin Yazarı: Erdem Güngör Sanat Yönetmeni: Umut Kısa Müşteri İlişkileri: Efe Aksoy Ajans Prodüktörü: Begüm Baran Yönetmen: Hüseyin Bilir Yapım Şirketi: Kala Film Post Prodüksiyon: Trix FX Helsinki Dublaj Sanatçısı: Gülen Karaman, Hazım Körmükçü

Jennifer Lopez Metropol İstanbul’da... Ataşehir Finans Merkezi’nde yükselen Metropol İstanbul’un sakinleri arasına katılan Jennifer Lopez’in yer aldığı Metropol İstanbul reklamları 2 Ocak itibariyle ekranlarda dönmeye başladı. Türkiye’ye ilk kez konser için gelen ve İstanbul’dan çok etkilen dünyaca ünlü Latin sanatçı; reklamda, İstanbul’a ve Metropol İstanbul projesine neden yatırım yapmak istediğini anlatıyor.Geçtiğimiz Kasım ayında Ataşehir’deki Metropol İstanbul Satış Ofisi’ni ziyaret eden Lopez, düzenlenen törenle dairesinin anahtarını alarak bölge sakinleri arasına katılmıştı. Satış ofisi ziyareti sırasında A Haber ve CNN Türk ortak canlı yayınına konuk olan sanatçı, Ataşehir’de yükselen İstanbul’un yeni moda ve finans merkezi olacak Metropol İstanbul projesini görür görmez çok etkilendiğini ve mutlaka bu projeden bir ev sahibi olmak istediğini anlatmıştı. Metropol İstanbul’un yeni reklamı; Jennifer Lopez’in canlı yayında söylediği ifadeler aynen alınarak oluşturuldu. Jennifer Lopez; reklam filminde özellikle sevdiği, üzerinde olumlu etki bırakan yerlere yatırım yaptığını söylerken, Metropol Kule’nin İstanbul’un en yüksek binası ve en güzel proje olduğunu belirtiyor. Metropol İstanbul’un Jenifer Lopez’li reklam filmi Wbr Reklam ajansı tarafından hazırlandı.

34 / marketing europe & anatolia

Kampanyalar

Alptekin, “Altın Salısı”na koşuyor!... Garanti Bankası’nın, “Altın Salısı” hizmetini anlatan yeni Mecra: TV, Outdoor, Basın reklam kampanyasında, olimpiyat şampiyonu Aslı Çakır Alp- Medya Ajansı: Cereyan Medya tekin rol alıyor. Alametifarika tarafından tasarlanan reklam kampanyasıyla, her yaş ve sosyoekonomik gruptan, geniş bir kitleye ulaşılması hedefleniyor. Kampanya, reklam filminin yanı sıra gazete, dergi, internet ve açık hava reklamlarıyla da destekleniyor. Reklam Filmi Künyesi Reklamveren: Garanti Bankası Reklamveren Yetkilisi: Burcu Tokcan, Sinem Görgöz İnnice, Saba Şimşeker, Armağan Tulunay Dölek Reklam Ajansı: Alametifarika Yaratıcı Yönetmen: Emrah Karpuzcu, Kenan Ünsal Reklam Yazarı: Güldeniz Şeşen Sanat Yönetmeni: Barış Alkan Ajans Prodüktörleri: Berna Bulat, Sertuğ Alptekin Müşteri Direktörü: Burcu Atış Topçu Yapım Şirketi: Film Colony Prodüktör: Tolga Erener Yönetmen: Ali Taner Baltacı Jingle: Jingle House

Bosphorus Encounters... B o s p h o u r s Encounters’in sağlık turizmine ilişkin ikinci tanıtım filmi Eksantrik Prodüksiyon’un çalışmasıyla İstanbul’un birçok yerinden çekilen görüntülerle gerçekleştirildi. Kentin güzelliklerini çeşitli açılardan gözler önüne seren filmin birincisi geçtiğimiz yıl yine Eksantrik Prodüksiyon tarafından yapılmış ve oldukça beğeni almıştı. Film uluslararası sağlık fuarlarında ve internet mecrasında kullanılacak. Reklamveren: Bosphours Encounters Reklamveren Yetkilisi: Mert Akkök

Yapım Şirketi: Eksantrik Prodüksiyon Prodüktör: Elvin Ekşioğlu Yönetmen: Abdullah Ekşioğlu Post- Prodüksiyon: Eksantrik-Express Mecra: İnternet marketing europe & anatolia / 35

Ĺžehirle

Gezi

erin Anası; Prag... Prag, geniş bir kitle tarafından dünyanın en güzel şehirlerinden biri olarak gösteriliyor. Oraya gidene kadar benim için öyleydi. Hatta Prag’ da evlenmek gibi de bir hayalim var -:) Prag, “Altın Şehir”, “Doksanların Sol Bankası”, “Masal Şehri”, “Şehirlerin Anası” ve “Avrupa’nın Kalbi” gibi isimlerle de anılıyor.

Fotoğraflar ve yazı Seval Duban Nihayet sıra uzun zamandır merak ettiğim bir şehire geldi, Prag. Uçak biletlerimizi alıp otel rezervasyonumuzu yaptırdıktan sonra sırt çantalarımızı alıp 3 saate yakın bir uçuştan sonra Prag’ a vardık. Prag havaalanı eski şehir merkezine 15 km uzaklıkta. Taksilerin çok pahalı ve gereksiz olduğu bilgisini aldıktan sonra havaalanının önünden kalkan otobüse binip eski şehir merkezine gittik. Planımız çantaları otele bırakıp, bir harita edinip şehri gezmek. İnternetten indirdiğim dandik harita vasıtasıyla oteli bulduk. Otelin adı Church Pension Praha - Husuv Dum. Kiliseden bozma bir otel. Resepsiyona gittik ve öğrendik ki rezervasyonumuz yapılmamış. Rezervasyon işini booking.com üzerinden yapmıştık ama otel ile booking.com

haritayı da işaretledikten sonra gezme işine başladık. Çek Cumhuriyeti’nin başkenti ve en büyük şehri olan Prag (Praha), geçmişte Çekoslovakya’nın da başkentiymiş. Orta Bohemya’da Vltava Nehri’nin üzerinde yer alan Prag’ ın 1.2 milyon nüfusu var. İş dünyası istatistiklerine göre bu sayıya ek olarak 300.000 kişi de resmi kaydı olmaksızın Prag’ta yaşıyormuş. Prag, geniş bir kitle tarafından dünyanın en güzel şehirlerinden biri olarak gösteriliyor. Oraya gidene kadar benim için öyleydi. Hatta Prag’ da evlenmek gibi de bir hayalim var -:). Prag, “Altın Şehir”, “Doksanların Sol Bankası”, “Masal Şehri”, “Şehirlerin Anası” ve “Avrupa’nın Kalbi” gibi isimlerle de anılıyor. Prag’ın bir özelliği de II. Dünya

arasında iletişim kopukluğu olmuş ve bizim oda güme gitti. Yapacak bir şey yok deyip şehir merkezine yakın yerlerde otel aramaya başladık. Bir de baktık tam ana cadde üzerinde gayet şık Hotel Prague Inn var. Odalara baktık hoşumuza gitti, hemen eşyaları koyup yeni bir harita edinip kendimizi sokağa attık. Gezilecek yerleri harita üzerinde işaretlemek hem de biraz soluklanmak için bir kafeye oturduk. Fırsattan istifade hemen Çek biralarını deneme başladım.Velkopopovický Kozel. İçimi kolay ve güzel aromalı bir bira.Biramı içip

Savaşı’nda pek zarar görmemiş olması. Bu sayede birçok tarihi ev ve mekanı barındırıyor ve hepsi de gerçekten muhteşem mimarilere sahip. Gezimize ilk olarak Prag Ulusal Müzesi’ nin olduğu caddeden başladık. Bu cadde oteller, seyahat acentaları ve çok güzel şirin kafeler var. Yolun sonunda da Ulusal müze var. Prague National Museum, 1818 yılında Kašpar Maria Šternberg tarafından kurulmuş, Çek Ulusal Müzesi’dir. Müze, ulusal sanat , tarih , müzik , kütüphanecilik alanlarında yaklaşık 14 milyon marketing europe & anatolia / 37

Gezi

esere ev sahipliği yapıyor. Prague National Museum 2 temel binadan oluşuyor. Bunlar, 2009 yılında Ulusal Müzeye dahil edilen Yeni Bina ve 2015 yılına kadar sürecek restorasyon çalışmaları yapılan Ana Bina. Prague National Museum‘daki yenileme çalışmalarından dolayı, müze 07 Temmuz 2011 tarihinden itibaren ziyaretçilere kapatılmış. Bina restorasyonu 43 ay olarak planlanıp 2015 yılında müze ziyaretçilere tekrar açılacakmış. Müzenin etrafında dolanıp bakındıktan sonra eski Belediye binasını ve saat kulesini bulmak için dolanmaya başladık. O sırada şehirde çokca bulunan opera binalarından birinin önünden geçtik. Buradaki binalar gerçekten çok güzel ve çok bakımlı. Biz de sadece bir tane süslü opera binası var, o da Süreyya Operası. Yürüşümüze devam ederken ana tren istasyonunun da önünden geçtik. Orayı öğrendiğimiz iyi oldu çünkü Prag’ dan Budapeşte’ ye tren ile geçeceğiz. Güzel güzel sokaklardan geçtikten sonra nihayet eski belediye binasına geldik. Belediye Binası, meydanın güneybatısında yer alan ve bölgenin önemi arttık38 / marketing europe & anatolia

İskelet : Gelen ölümü sembolize ediyor. Mandolin çalan Osmanlı : Keyif ve eğlenceyi sembolize ediyor.

ça değişik mimari tarzlarda inşa edilmiş parçalar eklenerek büyüyen bir yapı. Binanın en eski bölümü ise, 14. yüzyılın ikinci yarısında inşa edilmiş olan astronomik saat kulesi. Stare Mesto’da turistlerin en çok ilgisini çeken yapı da bu astronomik saat. Astronomik Saat 1410 yılında ilk olarak yapılmış ve daha sonra saat üzerinde 1490,1552 ve 1865 yıllarında düzenlemeler ve eklentiler yapılıp şimdi ki halini almış. Saati bu kadar popüler bir diğer özelliği de saat başı yapılan gösteri. Saat üzerinde toplam 4 adet figür bulunuyor. Bunlar soldan sağa; Elinde ayna tutan figür: Kibir ve kendini beğenmeyi sembolize ediyor. Elinde altın kesesi tutan Yahudi : Açgözlülük ve faizciliği sembolize ediyor. İskelet : Gelen ölümü sembolize ediyor. Mandolin çalan Osmanlı : Keyif ve eğlenceyi sembolize ediyor. Bize de yer vermiş olmaları sevindirici tabii. Animasyonda her saat başı iskelet elindeki zili çalıyor, başını sallıyor ve bunu duyabiliyorsanız ölüm size yakın, geliyor şeklinde yorumlanırken diğer

Gezi

figürler kafalarını sağa sola çevirip ölümü kabullenmiyorlar. Astonomik Saat’in animasyonu dışında diğer saatlerden farkı saat yalnızca anlık zamanı vermez bunun dışında Ay ve Güneş’in gökyüzündeki konumu, Ay fazı, Güneş’in Zodyak burcu ve ekliptik üzerindeki konumu, sidereal zamanın yanında Ay düğümleri (tutulmaları belirtmesi açısından) veya dönen yıldız haritası gibi verileri de göstermesi ile ünlü. Saat kulsenin üzerinde bir de balkon var. Dilerseniz oraya çıkıp şehri seyredebiliyorsunuz. Biz de bu fırsatı değerlendirip tıkış pıkış asansör için sıra bekleyip daracık merdivenlerden nihayet hedefe ulaştık. Manzara inanılmaz güzel. Tüm Prag görünüyor. Aslında buradan bakmak yeter, tekrar dolanmaya gerek yok. Saat kulesinin hemen yan tarafında da Meryem Anamız Kilisesi tüm ihtişamıyla boy gösteriyor. Kilisenin yapımına 14. yy’ da başlanmış ve 16. yy’ da bitmiş olan kilise, Prag’daki en önemli Gotik kiliselerden biri. 80 m’ lik iki kulesiyle meydandaki

Sex müzesinin girişinde kırmızı bir koltuk var. Bu koltuk “love tester”, oturuyorsunuz ve sizin ne kadar ateşli olduğunuzu ölçüyor.

Ortaçağ yapılarının üzerinde yükselen yapı, Stare Mesto’nun sembollerinden biri. Prag’ın geçirdiği dinsel çeşitlilikten nasibini alan kilise, karşı reformdan sonra Katolik Kilisesi’ne verilmiş ve bugüne kadar da bu özelliğini korumuş. Kilise günümüzde sadece ayinlerde açık. Ayinlerin saatleri kilisenin kapısında asılı. Her ne kadar dış cephesi kararmaya yüz tutmuş olsa da, gece ışıklandırıldığında Prag manzarasının en muazzam yapılarından biri hâline geliyor. Saat kulesini tavaf ettikten sonra bir arkadaşımın ısrarlı ricasını yerine getirmek için astronomik saatin karşı sokağındaki sex müzesine uğradık. Sex müzesinin girişinde kırmızı bir koltuk var. Bu koltuk “love tester”, oturuyorsunuz ve sizin ne kadar ateşli olduğunuzu ölçüyor. Frozen, cold, tepid, warm, wild, burning ve en üstte de sex bomb yazan bir scala mevcut. Siz oturduğunuzda artık durumuz neyse o ibare yanıp sönüyor-:)Tabii ben sonucu buraya yazmayacağım. Oradan da nasibimizi aldıktan sonra diğer müzeleri görmek için sokaklara döküldük. Prag’ da iki üç materyali bir araya top-

marketing europe & anatolia / 39

Gezi

layıp müze diye size iteliyorlar. Burada müze kelimesinin farklı bir anlamı var sanırım. Sırada İşkence müzesi var. Sonradan farkettim ki Prag’ da adım başı işkence müzesi var. İşkenceye çok meraklı bir toplum sanırım. Yanlız işkence müzesi beni hayal kırıklığına uğrattı. Çok klasik yöntemler uygulamışlar. İnsan daha fantastik daha şaşırtıcı şeyler bekliyor açıkçası. Beni hiç kesmedi bu işkence yöntemleri. Benim hayal gücüm daha renkli. Sokaklarda yürürken ilginç dükkanlar dikkanizi çekebiliyor. Ayak masajı yapan bir dükkan mesela. Duvarları kocaman camlardan yapılmış, vitrin geniş gözüksün diye. İster uzanıp ayak masajı yaptırıyorsunuz isterseniz de dev akvaryumlara ayaklarınızı sokup balıkları bekliyorsunuz. Ama bu balıklar ne yapıyor bilmiyorum. Aynı cadde üzerinde bir de mumya müzesi var. Fakat bir günde bu kadar müze yeter diyerekten orayı teğet geçtim. Veeee sırada Charles (Karl) Köprüsü var, merakla beklediğim. Charles köprüsüne doğru giderken bir 40 / marketing europe & anatolia

Stare Mesto’daki kule ise Gotik tarz mimarinin güzel örneklerinden biri ve bu kuleden de manzarayı izlemek mümkün.

avluda havada asılı duran 4 tane kocaman silahı görünce dayanamayıp daldım içeri ve öğrendim ki bir tiyatro oyununun reklamıymış. Ben de poligon var sanıp heveslenmiştim. Sanırım silahlara zaafım var. 14. yy’ de Karl Köprüsü’nün bugün bulunduğu yerde Vltava Nehri’nin iki kıyısını birleştirmek için Judith Köprüsü yapılmış, fakat bu köprü bir sel baskınında yıkılmış. Bunun üzerine IV. Karl daha dayanıklı bir köprü yapmaya karar vermiş ve yapılan bu köprü günümüze dek varlığını sürdürmüş hatta şehrin simgelerinden biri hâlini almış. 516 m uzunluğunda ve yaklaşık 10 m genişliğindeki Karl Köprüsü, üç tane kule ile korunuyor. Bu kulelerden ikisi Mala Strana’da diğeri ise Stare Mesto’da. Mala Strana’daki kulelerden biri Judith Köprüsü’nden kalmış, diğeri ise Mala Strana’ya giriş niteliğinde ve Avrupa’da inşa edilmiş en güzel Gotik tarzdaki kapı olma özelliğine sahip. Muhteşem Prag manzarasını bu kulelerden izlemek mümkün. Stare Mesto’daki kule ise Gotik tarz mimarinin güzel örneklerinden biri ve bu kuleden de manzarayı izlemek mümkün.

Gezi

Köprü yapıldığında sade ve amaca hizmet edilecek şekilde tasarlanmış. Günümüzde Karl Köprüsü’nü diğer köprülerden farklı kılan çoğu Barok tarzdaki 30 heykel ise 1700’lerde İtalya’da doğan köprü süsleme akımının Avrupa’ya yayılması üzerine yapılmış. Her ne kadar bugün köprüde bulunan heykeller orjinal heykeller olmasa da gerçeklerinin bire bir kopyaları. Bazı heykeller sanırım dilek dilemek için de kullnılıyor. Hatta bir tanesine asma kilit takıp dilek diliyorlardı. Çok tanıdık bir kültür. Bu heykeller arasında en çok ilgi çekenlerden biri, Aziz John Nepomuk’un heykelidir. Efsaneye göre dönemin kralı, azizden kraliçenin sırlarını söylemesini istemiş, aziz söylememek için direnince azizi öldürüp Karl Köprüsü’nden atmış. Zamanla bu azizin heykeline dokunmanın dilekleri gerçekleştirdiği inancı yayılmış. Günümüzde köprüyü geçen turistler de bu heykele dokunup dilek tutarlar. O yüzden turistlerin dokunduğu yerler pırıl pırıl haykelin diğer tarafları ise siyah. Akşamları da İsa heykelinin altında şarap içmek bir ritüelmiş ama ne yazık ki biz bu ritüeli gerçekleştiremedik.

Bazı heykeller sanırım dilek dilemek için de kullnılıyor. Hatta bir tanesine asma kilit takıp dilek diliyorlardı. Çok tanıdık bir kültür.

Köprüyü geçtikten sonra hazır gelmişken Hradcany bölgesini gezelim dedik. Köprünün hemen çıkışında Franz Kafka Müzesi var fakat biz onu da pas geçtik. Ve en uzak yerden başladık gezmeye. Strahov Manastırı. 12.yy dan kalma eski Germen yolu üstünde olan manastır Prag’ı tependen görüyor. Kuruluş amacı bilimsel araştırmalar ve felsefe olan Strahov tarih boyunca saldırıya uğrayan Prag’a rağmen sadece 30 yıl savaşlarında zarar görmüş. Daima saygı görmüş. Teoloji ve Felsefe Kitaplıkları kesinlikle görülmeye değer. Tavan resimleri 18.yy’ de yapılmış ve inanılmaz güzeller. kütüphane rafları eski ahşap ve deri kaplama. Son derece estetik hatta büyüleyici. Manastırı da gezdikten sonra Hradcany ve kale bölgesine geldik. Prag’ın belgelenmiş en eski yerleşim yeri olan Prag Kalesi’nin yapımına 9. YY’ da başlanmış ve sürekli olarak üzerine yapılan eklemelerle kale geliştirilmiş. Bir kaleden daha fazlasını içinde barındıran yapı, 14. yy’ a kadar bir saraya, kiliselere ve manastırlara ev sahipliği yapmış ve 1541’de bir

marketing europe & anatolia / 41

Gezi

yangında büyük hasar görmesi üzerine büyük bir yenilenmeden geçmiş. Rönesans tarzı mimariyle yenilenen kale, 14. yy’ da Avusturya - Macaristan İmparatorluğu’nun kalbinin attığı yer hâline gelmiş. 17. yüzyıl’a kadar sürekli olarak yenilenen kale her dönemin mimari akımınlarından izler taşıyor. 17. yüzyıl’da İmparatorluğun başkenti değiştirmesi üzerine kale önemini yitirmiş. 1920’lerde Çekoslovakya’nın bağımsızlığını kazanmasıyla kale ve içerisindeki yapılar genel bir onarım geçirmiş ve Çek Cumhurbaşkanlığı makamına verilmiş. Günümüzde de hâlâ kalenin bir bölümü Çek Cumhurbaşkanı’nın ofisi olarak kullanılmakta ve diplomatik bir önem taşıyor. Kale inşa edildikten sonra kralın hizmetinde çalışan insanların yaşaması için kalenin yanına yeni bir yerleşim yeri kurulması gerekmiş ve bugün Hradcany Bölgesi olarak bilinen yerleşim, Prag Kalesi’nin ana giriş kapısının hemen karşısındaki açıklık alana kurulmuş. Meydanın batısında 17. yüzyıl Barok mimarisine ait Toskan Sarayı ve sarayın yanındaki erken Rönesans mimari 42 / marketing europe & anatolia

Katedralin duvarları boyunca sıralanan şapellerin en önemlisi Aziz Vaclav Şapeli. Prensin lahiti için Gotik tarzda bir oda tasarlanmış. tarzındaki Martinic Sarayı yer alıyor. Farklı mimari tarzları görebileceğiniz Schwarzenberg Sarayı meydanda dikkati çeken bir diğer yapı. Saray 2007’de oldukça kapsamlı bir restorasyon geçirmiş. Meydanda görebileceğiniz en süslemeli yapı, başpiskoposluk Sarayı’dır. Saray yılda sadece bir gün, Paskalya’dan önceki Perşembe günü, ziyarete açık. Sarayın hemen yanında Avrupa Sanatları Ulusal Galerisi (Narodni Galerie) yer alıyor. Hradcany Meydanı’ndan Kale’nin içine girmeden önce bu büyüleyici şehri yukarıdan görmek isteyenler için teraslar yapılmış. Buradan şehri seyredip fotoğraf çekebiliyorsunuz. Yaklaşık 46 hektarlık bir alanda 3 avluya sahip olan kalenin içinde çok fazla tarihi

bina var ve hepsi de çok ihtişamlı. Kaleye girip ilk iki avlusuyu geçtiğinizde karşınıza Roman Katolik kilisesi olan Prag Başpsikoposluğu’nun bulunduğu Prag’ın en büyük ve en önemli kilisesi çıkıyor. Aziz Vitus Katedrali, sivri kuleleriyle Gotik mimarinin muhteşem örneklerinden biri. Kalenin içinde bulunan en dikkat çekici yapı olan bu katedralde sayısız ulusal hazineyi ve Bohemya krallarının mezarlarını görmek mümkün. IV.Karl tarafından 1344’ te yapımına başlanılan katedralin tamamlanması yaklaşık 600 yıl sürmüş. Katedralin duvarları boyunca sıralanan şapellerin en önemlisi Aziz Vaclav Şapeli. Prensin lahiti için Gotik tarzda bir oda tasarlanmış. Duvarlarda kral Vaclav’ın hayatının resmedildiği freskler, değerli taşlar ve altın yapraklar dikkat çekmekiyor. Şapelin bir odası da Kraliyet Mücevherlerine ayrılmış. Çek kraliyet tacının da içinde bulunduğu mücevherler sadece önemli resmi günlerde ortaya çıkarılıyor. Uzunluğu 120 m, genişliği 60 m olan Aziz Vitus Katedrali’nde halen ayinler düzenleniyor. Katedralde, Çek tarihinin önemli kral ve prenslerinin lahitlerinin (4.Karl, 2.Rudolf vs) de bulunması yapıyı, Çek tarihi açısından önemli kılıyor. Kale çevresini de dolandıktan sonra eski şehir merkezine gitmek için tekrar yürümeye başladık. Bu arada şunu söyleyeyim. Tüm buraları yürüyerek gezdik. Sadece havaalanından şehre kadar otobüs kullandık. O kadar yolu, müzeyi, kaleyi dolaşınca acıktık tabii ve sex müzesini dolaşırken gözüme kestirdiğim arjantin restauranına gitmeye karar verdik. Prag’ da daha çok av hayvanı yememizi önermişti herkes ama bana Arjantin restaurant cazip geldi. Neticede et, ettir-:) Restaurantta oturup yemek yerken yorulduğumu farkettim. Aheste aheste yemek yemek beni çok rahatlattı ve dinlendirdi. Bu sefer de Krusovice Beer

Gezi

İlk kez burada gördüğüm garip bir tatlı var. Hamuru bir şişe sarıp sonra közde pişiriyorlar. denedim. Koyu renk, hoş aromalı ve güzel bir bira. Yemeklerimizi yiyip, dinlendikten sonra tekrar dışarı çıktık ve astronomik saat kulseinin bulunduğu Stare Mesto Meydanı’na gittik. Akşam burası panayır yeri gibi oluyor. Sıcak şarap, şekelemeler, hediye eşya satan minik dükkanlar dolu meydan. Bir de ilk kez burada gördüğüm garip bir tatlı var. Hamuru bir şişe sarıp sonra k��zde pişiriyorlar. Kokusu o kadar bayık ki, tatlı delisi olan beni bile tatlıdan soğuttu. Adını bile öğrenmek istemedim bu yoğun şeker kokulu tatlının. Vakit daha erken olmasına rağmen Prag’ da gezilecek tüm yerleri gezmiş-

ve pub’ lardan yana şansımız yok bari Casino’ lara bakalım dedik. Gözümüze kestirdiğimiz bir casino’ ya attık kendimizi. Girişte pasaport istiyorlar ve kayıt işlemi yapıyorlar sonra size bir giriş kartı verip ağırlıyorlar. Gittiğimiz mekan oldukça şık ve büyüktü. Farklı farklı salonlarda farklı oyunlar oynanıyordu. Ama burası da bizi açmadı. Bir kaç oyun izleyip oradan da çıktık. Sokakta dolanırken nefis bir kahve kokusu aklımızı çeldi ve Costa cafe’ ye girip kahve içmeye karar verdik. Şimdiye kadar içtiğim en güzel cafe latte’ ydi. Aromasına bayıldım. Bu nefis kahve ile geceyi sonlandırıp otele döndük. O kadar yorulmuşum ki hemen uyumuşum. Fakat erken kalkmaya alışık olduğum için sabahın köründe uyandım. Duşumu alıp kahvaltıya indim. Kaldığımız otelin adı Prague Inn ama ben bağdaştıramamıştım ismi ve oteli. Fakat kahvaltı salonuna inince neden bu ismi aldığını anladım. Yerin altında üç dört kat daha yer var ve buraları restaurant olarak değerlendirmişler. Mahzende kahvaltı ediyorsunuz. Son derece şık bir mekan. Nefis bir kahvaltıdan sonra otelden ayrılmaya karar verdik. Plana göre bir gün daha Prag’ da kalacaktık fakat gezilmesi gereken tüm yerleri gezmiştik. O yüzden oradan ayrılıp Budapeşte’ ye

gitmeye karar verdik. Tren saatlerine baktık ve 1 saat sonra Budapeşte’ ye giden bir tren bulduk. Bu bir saat içinde de bir iki hediyelik eşya ve içki alalım dedik. Prag’ da Absinth çok meşhur ama içimi çok sert o yüzden almaya değmez diye düşündüm. Burada hayran olduğum tek bir içki var o da Becherovka. Tonikle muhteşem oluyor. Becherovka + Tonik = BETON-:) Ondan alayım dedim fakat daha çok dolaşacağımız için o kadar ağır çanta taşımak istemedim. Nasıl olsa havaalanında vardır deyip vazgeçtim. Bu durumda yapacak bir şey olmayınca gara gidip biletlerimizi aldık. Treni beklerken baktık ki daha zamanımız var, o yüzden Bratislava’ da inip orayı gezmeyi sonra da Budapeşte’ ye karar verdik. Trenlerde numara yok, sadece 1st class ve ekonomi sınıfı var. Bir yarım saat ekonomi sınıfında oturduktan sonra restaurant’ın olduğu vagonu keşfettik. Sonra da oraya gitmeye karar verdik. Biz vagon ararken az kalsın treni kaçırıyorduk. Zor attık kendimizi vagona. Trenin restaurantı çok şık bir mekan. Ben hemen bir Budweiser söyledim. Memlektinde içmek ayrı bir keyif. Sonra da yağmurlu manzara eşliğinde biramı yudumlayarak Slovakya’ ya doğru yol aldık.

tik. Hava da karardığı için otele dönüp fotoğraf makinamı bıraktım. Sonra gece gezilmesi gereken yerlere bakıp tekrar sokağa çıktım. Bir arkadaşım tavsiye ettiği Kaprova 5 sokaktaki “La Bodeguita del Medio” isimli Pub’ a gittik ama görüntü bizi sarmayınca girmekten vazgeçtik. Dolanırken bir kaç tane canlı müzik yapan mekan bulduk. Sırayla bunlara girip bir iki parça dinledik. Fakat buralarda sigara serbest olduğu için içerisi çok yoğun sigara kokuyordu. Kokudan rahatsız olduğumuz için fazla durmadan çıktık hepsinden. Baktık bar marketing europe & anatolia / 43

Sinema Ali Erdem Ekşioğlu

Adaylar ve Favorilerim... Zaman göz açıp kapayıncaya kadar geçiyor. Biz daha 2012’yi atlatamadan 2013 Akademi Ödülleri adayları açıklandı. Hatırlarsanız geçen yıl bazı dallarda aday olacak filmleri tahmin etmiş ve 13 tanesini bilmiştim. Bu yıl ise zaten adaylar açılandığı için kazanacaklar daha doğrusu bana gore kazanması gerekenleri tahmin edeceğim. 85. Oscar Ödülleri Adayları: En İyi Film: Argo, Django Unchained , Life of Pi, Lincoln, Zero Dark, Thirty, Sefiller (Les Misérables), Umut Işığım (Silver Linings Playbook), Aşk (Amour), Düşler Diyarı (Beasts of the Southern Wild) Favorim: Lincoln En İyi Yönetmen: Amour - Michael Haneke, Beasts of the Southern Wild - Benh Zeitlin, Life of Pi - Ang Lee, Lincoln Steven Spielberg , Silver Linings Playbook - David O. Russell Favorim: Lincoln - Steven Spielberg En İyi Kadın Oyuncu: Jessica Chastain - Zero Dark Thirty, Quvenzhané Wallis - Beasts of the Southern Wild, Naomi Watts - The Impossible, Jennifer Lawrence - Silver Linings Playbook, Emmanuelle Riva - Amour Favorim: Naomi Watts - The Impossible En İyi Erkek Oyuncu: Bradley Cooper - Silver Linings Playbook, Joaquin Phoenix - The Master, Daniel Day - Lewis Lincoln, Denzel Washington - Flight, Hugh Jackman - Les Misérables Favorim: Hugh Jackman - Les Misérables

( reklam arası sinema) En İyi Belgesel Film: 5 Broken Cameras, The Gatekeepers, How to Survive a Plague, The Invisible War Searching for Sugar Man Favorim: The Invisible War En İyi Kurgu: Argo - William Goldenberg, Life of Pi - Tim Squyres, Lincoln - Michael Kahn, Silver Linings Playbook Jay Cassidy and Crispin Struthers, Zero Dark Thirty - Dylan Tichenor and William Goldenberg Favorim: Lincoln - Michael Kahn En İyi Görsel Efekt: The Hobbit: An Unexpected Journey Life of Pi, The Avengers, Prometheus, Snow White and the Huntsman Favorim: The Avengers En İyi Orijinal Şarkı: "Before My Time" / Chasing Ice - Söz ve Müzik: J. Ralph, "Everybody Needs A Best Friend" / Ted Müzik: Walter Murphy; Söz: Seth MacFarlane, "Pi's Lullaby" / Life of Pi - Müzik: Mychael Danna; Söz: Bombay Jayashri "Skyfall" / Skyfall - Söz ve Müzik: Adele Adkins, Paul Epworth "Suddenly" / Les Misérables - Müzik: Claude-Michel Schönberg; Söz: Herbert Kretzmer and Alain Boublil Favorim: "Skyfall" / Skyfall - Söz ve Müzik: Adele Adkins, Paul Epworth En İyi Film Müziği: Anna Karenina - Dario Marianelli, Argo Alexandre Desplat, Life of Pi - Mychael Danna, Lincoln - John Williams, Skyfall -Thomas Newman Favorim: Skyfall -Thomas Newman

En İyi Makyaj: The Hobbit: An Unexpected Journey, Hitchcock En İyi Yabancı Film: Amour - Avusturya, Kon-Tiki - Norveç, No Les Misérables Favorim: The Hobbit: An Unexpected - Şili, A Royal Affair - Danimarka, War Witch – Kanada Favorim: Journey Amour - Avusturya En İyi Sanat Yönetmeni: Anna Karenina - Sarah Greenwood, En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Amy Adams -The Master, Katie Spencer, The Hobbit: An Unexpected Journey - Dan Sally Field - Lincoln, Anne Hathaway - Les Misérables, Helen Hennah, Ra Vincent and Simon Bright, Les Misérables - Eve Hunt -The Sessions, Jacki Weaver - Silver Linings Playbook Stewart, Anna Lynch-Robinson, Life of Pi - David Gropman, Favorim: Anne Hathaway - Les Misérables Anna Pinnock , Lincoln - Rick Carter, Jim Erickson Favorim: Life of Pi - David Gropman, Anna Pinnock En iyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Alan Arkin - Argo, Robert De Niro - Silver Linings Playbook, Philip Seymour Hoffman En İyi Kostüm: Mirror Mirror, Anna Karenina, Lincoln, Snow - The Master, Tommy Lee Jones - Lincoln, Christoph Waltz White and the Huntsman, Les Misérables Favorim: Snow Django Unchained Favorim: Robert De Niro - Silver Linings White and the Huntsman Playbook En İyi Ses Kurgusu: Life of Pi, Zero Dark Thirty, Argo, Django En İyi Sinematografi: Anna Karenina - Seamus, McGarvey, Unchained, Skyfall Favorim: Skyfall Django Unchained - Robert Richardson, Life of Pi - Claudio Miranda, Lincoln - Janusz Kaminski, Skyfall - Roger Deakins En İyi Özgün Senaryo: Amour - Michael Haneke, Django Favorim: Life of Pi - Claudio Miranda Unchained - Quentin Tarantino, Flight - John Gatins, Moonrise Kingdom - Wes Anderson & Roman Coppola, Zero Dark Thirty En İyi Animasyon: Brave, Frankweenie, ParaNorman, The Mark Boal Favorim: Amour - Michael Haneke Pirates! Band of Misfits, Wreck-It Ralph Favorim: Brave En İyi Uyarlama Senaryo: Argo - Chris Terrio, Beasts of the En İyi Kısa Animasyon Filmi: Adam and Dog, Fresh Southern Wild - Lucy Alibar & Benh Zeitlin, Life of Pi - David Guacamole, Head over Heels, Maggie Simpson in "The Longest Magee, Lincoln - Tony Kushner, Silver Linings Playbook - David Daycare", Paperman Favorim: Paperman O. Russell Favorim: Lincoln - Tony Kushner

44 / marketing europe & anatolia

Kültür - Sanat

“Anadolu’dan İnsan Görüntüleri” ... Aygaz, “Aygaz Kitaplığı” adlı serinin 12. kitabını bir sergi ile tarih ve sanat meraklılarıyla buluşturuyor. “Klasik Çağ Öncesi: Anadolu’da İnsan Görüntüleri” adlı sergi, Aygaz Genel Müdürlük binasında, 15 Şubat 2013 tarihine kadar 09:00-17:00 saatleri arasında görülebilir. Aygaz’ın desteğiyle Prof. Dr. Önder Bilgi tarafından hazırlanan kitabın içeriğinden derlenen sergi Anadolu’nun tarihine farklı bir açıdan ışık tutuluyor. Prof. Dr. Önder Bilgi tarafından kaleme alınan “Klasik Çağ Öncesi Anadolu’da İnsan Görüntüleri” adlı kitap ve serginin koordinatörlüğünü Bahattin Öztuncay, yayın organizasyonunu Nezih Başgelen üstlenirken, tasarımını ve kitapla aynı adı taşıyan serginin küratörlüğünü Yeşim Demir yaptı. Sergide yer alan görseller Hadiye Cangökçe tarafından fotoğraflandı. Klasik Çağ Öncesi Anadolu’da İnsan Görüntüleri kitabında Anadolu topraklarının heykeltıraşlık ve resim sanatı zenginliğini sergileyen farklı uygarlıklara ait insan görüntüleri bir araya getirildi.

Dünyayı masallar kurtaracak...

Çadırdan Saraya Osmanlı Türk Mutfağı...

Masallar yok oldu, doğanın kendisi de yok oluyor. Bu ikisinin birbiri ardına meydana gelmesi bir tesadüf mü? Doğa Derneği Yönetim Kurulu üyesi Özcan Yüksek, yeni kitabı Kayıp Deniz’de “Dünyayı masallar kurtaracak” diyor. Özcan Yüksek’in kitabı Kayıp Deniz, masallar artık olmadığı için gezegenimizin de korunmasız olduğunu anlatıyor. Kitaba göre masallar insanlara binlerce yıl, neyin doğru neyin yanlış olduğunu, doğayla uyumlu yaşamı, öyküler halinde anlatırdı. Masalların yaşamlarımızdan zaman içinde çıkmasıyla, birbirimizle ve doğayla olan bağlarımız da zayıfladı. Özcan Yüksek, Kayıp Deniz’in gelirinin yarısını Seferihisar’da kurulan Doğa Okulu’na bağışladı.

İş Bankası Kültür Yayınları lezzet tutkunlarını yine muhteşem tarifler ve renkli görsellerden oluşan eşsiz tatların yer aldığı yeni bir yemek kitabıyla buluşturuyor. Ünlü gurme Engin Akın’ın kaleme aldığı Çadırdan Saraya Osmanlı-Türk Mutfağı adlı kitapta, köklerinden günümüze Türk Mutfağının zenginliği tüm yönleriyle aktarılıyor. Kitapta ilk Türk kavimlerinden Uygur Türklerine, Orta Asya’dan Anadolu’ya Türk yemek kültürü ve birbirinden lezzetli tarifler yer alıyor. Bir lezzet ansiklopedisi formatında hazırlanan kitapta günümüz sofra adetleri de yer buluyor. Diğer yemek kitaplarından farklı olarak tarihsel bilgileriyle de dikkat çeken kitapta Türk sofra kültürünün ayrılmaz parçası Türk kahvesi ve çay keyfi de incelikleriyle genişçe yer buluyor.

46 / marketing europe & anatolia

Kültür - Sanat

Mamut Art Project...

40 sanatçının yaklaşık 10’ar metrekare sunum alanında 5 gün boyunca eserlerini sergileyeceği MAMUT ART PROJECT’e katılım için sanatçı başvuruları 1 Nisan 2013 Pazartesi gününe kadar kabul edilecek. Projeye yapılan başvurular; Ali Akay, Nil Yalter, Mustafa Taviloğlu, Marcus Graf ve Sedat Öztürk’ten oluşan jüri tarafından değerlendirilecek. Sergide yer almaya uygun bulunan sanatçılar, 5 Nisan 2013 günü açıklanacak. Proje ve katılım için aranan koşullar hakkında bilgi veren MAMUT ART PROJECT Kurucu Ortağı Seren Kohen;

“Bilindiği gibi; insanoğlunun mağaralarda keşfedilmiş ilk çizimlerinde en çok görülen şekillerden biri mamutlar. Projeye adını veren “mamut” kelimesi, sanatçıların büyük kitlelere göstereceği ilk eserleri simgeliyor. Bu çıkış noktasından hareketle; kabul edilecek sanatçıların, tercihen yeni mezun olmuş, herhangi bir galeriye bağlanmamış (ya da çok yeni bağlanmış), sanat dünyasına yeni açılan sanatçılar olmasına dikkat edeceğiz. MAMUT ART PROJECT’in, hem sanatçıların hem de sanata yatırım yapanların ilgi göstereceği, yeni yeteneklerin keşfedileceği sürdürülebilir bir proje olacağına yürekten inanıyoruz.” dedi. Dünyadaki farklı ülkelerde düzenlenen etkinliklerin ülkemiz sanat camiasına bir uyarlaması olan MAMUT ART PROJECT, Türkiye’de bu alanda düzenlenen ilk sergi olma özelliği taşıyor. 16-19 Mayıs tarihleri arasında Hasköy Yün İplik Fabrikası’nda düzenlenecek sergide eserleri ile yer almak isteyenler için başvurular, 1 Nisan 2013 tarihine kadar devam edecek. Detaylı bilgi için www.mamutartproject.com

“Yaratıcı Asamblajlar” ... Siemens Sanat’ta 6 Şubat 2013 tarihinde başlayacak olan “Yaratıcı Asamblajlar: Estetik Ekonomiyle Buluşursa ya da Ortak Noktalarının İncelenmesi” sergisi, imgenin temsili ve yeniden üretiminin arasında kalan kalıntılardan oluşan, sosyal üretimin değişen ve dönüşen yapısının dil bilgisi ve pratik anlamları arasında bulunanları ve buna ek olarak, metin ve dokunun göstergesel ve anlamsal oluşumlarının sınır hattında yerleşik olanlarını ele alıyor. Dimitrina Sevova’nın küratörlüğü, Mürteza Fidan ve T. Melih Görgün’ün eş-küratörlüğünde, Benjamin Egger, Petra Koehle & Nicolas Vermot Petit-Outhenin, Ferhat Özgür, Elodie Pong, Roee Rosen, Riikka Tauriainen, Borjana Ventzislavova’nın yapıtlarının yer aldığı sergi, insanları, kendileme ve katılım üzerinden birleştirmelerin yaratımını ‘çoklaştırmaya,‘ duyarlılığın ve bilişsel olanın haritasını çıkarmaya, sisli ve taşmış zamana uyum sağlamaya davet ediyor. “Yaratıcı Asamblajlar” sergisi, 6 Şubat - 5 Mart 2013 tarihleri arasında, haftanın her günü 10.00 - 19.00 saatleri arasında Siemens Sanat’ta izlenebilir. marketing europe & anatolia / 47


marketing europe & anatolia Sayı:016