Issuu on Google+

MUHTEŞEM BiR BAŞARI HiKAYESi 6-7'de

"Jij kan de windmolen niet andersom laten draaien. Bu sözü çok duydum eskiden. Ben 1973 yılında Kayseri'den 13 yaşımda Hollanda'ya geldim. 5 çocuklu bir ailenin en büyük çocuğuyum. Babam alüminyum fabrikasında çalışıyor ve 375 Gulden maaş alıyordu. Zwolle'ya geldik, ilk gelen ailelerden biriyiz ve burada kimsemiz yoktu. İlk zorları biz yaşadık. Biz köyde ne araba gördük, ne düğmeye basınca ışığın açıldığını veya düğmeyi çevirince odanın ısındığını. Bunların hepsi yeniydi bizim için".

LPG sistemini Türkiye'ye taşıyan işadamı: İsmail Yıldırım

KiM ISMARLADI BU ARAŞTIRMAYI?

Biri araştırdı, diğeri aksini çıkarttı

BİLİMSELLİĞİ SORGULANAN ARAŞTIRMA, KAMUOYUNDA BİR ŞEYLERE 'HAZIRLIK MI YAPILIYOR?' DÜŞÜNCESİNİ UYANDIRDI.

HABER Mİ? SANSASYON MU? Geçtiğimiz hafta Hollanda gazetelerinde “Türklerden daha yalnızı yok” manşetiyle sansasyonel biçimde verilen haber üzerine Hollanda toplumunda tartışmalar başladı. Genelde Hollandalılar Türklerin içe kapanık olmalarından dolayı bunun kendi sorumlulukları hatta belki kendi suçları olduğunu dillendirmeye başladılar. Öte yandan NOS’un Türkler arasında gerçekleştirdiği söyleşilerden çıkan sonuç ise araştırmayı tamamen yalanlar nitelikte.

HABER TESEKKURLER BiRiNCi NESiL EKİM / OKTOBER

2013

Yıl/Jaar:4

Sayı/Nr: 38

ISSN:1879-9981

CELAL ORUÇ ELEŞKİRT'E FAKÜLTE KURUYOR

www. haber•nl

H OLL ANDA

BU ÖYKÜNÜN SONU YOK

2014 yılında Türklerin Hollanda'ya gelişlerinin 50. Yılı'nı kutlayacağız. 1964’te imzalanan ilk resmi anlaşmayla Türk işçileri Hollanda’ya geldiler. Gelenlerin çoğu Anadolu’nun farklı şehirlerinden, kısa bir süre çalışıp birikimleriyle Türkiye’ye dönmek niyetindeydiler. Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı ve “birkaç yıllığına ekmek parası, geçim kaygısı” için Hollanda’ya gelen ilk kuşak insanımızın çoğu, ilerleyen yıllarda sonraki nesilleri de kapsayacak biçimde Hollanda’da yerleşik hayata geçtiler.

BiRUNi'NiN ÇiÇEK GENÇLERi

Yeni köşemizde her ay Hollanda'da tanınmış bir çifti gün boyu takip ederek neler yaptıklarını kayıt altında alacağız. Bu ilk sayımızdaki konuklarımız Hollanda'nın tanınmış DJ'lerinden DJ Sertan ve eşi Ayşe.

26-27'de

22-23'te

Benzer araştırma raporlarını internette bulabilirken RIVM, GGD ve CBS sitelerinde bu araştırma raporunu ve detayları neden bulamıyoruz? Hollandalıların yalnızlığı açıklandığında çözüm önerileri ile gelenler, Türklerin (sözde) yalnızlığı açıklandığında neden suçlamalarla geliyorlar?

Okurlarımızdan gelen yoğun istek üzerine Hollanda'ya özel bulmaca tekrar sizinle!

R, VEFA GÖSTE : İL B KIYMET R LE R TEŞEKKÜ İL S E BİRİNCİ N

1

Araştırma Hollanda toplumunun genel sağlığı ile ilgili bilgi edinmeyi amaçlamışken ve 60 konu üzerinde sorular varken, neden Türkler konusu gündemde tutuluyor?

BULMACASEVERLERE MÜJDE

İYİ GAZETESİ N E ' NI N

Foto: Collectie Nederlands Fotomuseum / Robert de Hartogh

CEVAP BEKLEYEN SORULAR

29'da

Kurban Bayramınızı tebrik eder, sağlıklı, başarılı, keyif ve umut dolu daha nice bayramlar dileriz.

HABER Gazetesi çalışanları 20'de

OKURLARIMIZA GÖZ LAZERiNDE

€ 400,iNDiRiM

Rotterdam'da

Ev almanın tam zamanı! 31'de

5 YIL

% 3,15 'ten başlayan faizler

Doğal Lezzet

30'da

HABER

EKİM / OKTOBER 2013

Elleri öpülesi büyüklerimiz

Arif YAKIŞIR 1964 yılının başlarında Hollanda ile Türkiye arasında yapılan sözleşme neticesinde Türkler Hollanda’ya değişik fabrikalara çalışmak için geldiler, getirildiler. O dönemlerde henüz kalkınmamış olan ülkemizde insanlarımızın büyük bir kısmı köylerde yaşıyor, çiftçilikle uğraşıyordu. Elde edilen ürünler sayesinde aile güçlükle geçimini sağlayabiliyordu. Önce Almanya, ardından Hollanda ve diğer Avrupa ülkeleriyle yapılan antlaşmalar neticesinde, insanlarımız Avrupa ülkelerine çalışmaya gidebilmek için İş ve İşçi bulma Kurumuna kayıtlarını yaptırıyorlar ve böylece farklı fabrikalara çalışmak için gidiyorlardı. Yurtdışına giden insanlarımızın büyük bir çoğunluğu köylerdendi. Bunun yanında az sayıda da olsa şehirlerden Avrupa’ya çalışmaya giden insanlarımız da vardı tabii ki. Buraya gelerek 2. Dünya savaşından sonra hızlı bir şekilde kalkınmaya çalışan

Hollanda'nın farklı sektörlerindeki işyerlerinde, fabrikalarda ağır şartlar altında ezilerek dürüstçe çalışmışlardır insanlarımız. Kendi insanlarının yapmadıkları, yaptırmadıkları kirli ve pis işleri yaptırmışlardır onlara. Hollanda'nın kalkınmasında, ekonomisinin yükselmesinde buradaki 1. Nesil büyüklerimizin emeği ve payı çok büyüktür, inkar edilemez. Belirli bir yaştan sonra Hollanda’ya gelen birinci nesil büyüklerimiz, kültürüne, dinine, örf ve adetlerine bağlı insanlarımızdı. Kısa bir süreliğine buraya gelen 1.ci nesil büyüklerimiz, bitmek bilmeyen hayal ve isteklerinin neticesinde büyük bir çoğunluğu eş ve çocuklarını getirerek, göçmenlikten kalıcı yaşama geçtiler. Önceleri ibadetlerini kaldıkları pansiyonlarda yapabiliyorlar, ama cuma namazlarını kılmalarına imkan yoktu. Sonraki yıllarda topluca bayram namazları kılınmaya başlandı. 1970’li yılların başlarından itibaren önceleri büyük şehirlerde daha sonra da küçük yerleşim yerlerinde eski binalar satın alınarak cami ve mescitler açılmaya başlandı. Burada vakit ve cumalar namazları, bunun yanında da hafta sorunları çocuklara Kuran’ı Kerim, dinahlak bilgi dersleri verilmeye başlandı. Buralarda sürekli

bir imam bulmak zor oluyordu. Bu görevi de Türkiye’de belli bir seviyede dini eğitimini almış olan kişiler gönüllü olarak yapıyorlardı. Çocuklarının burada kaybolmalarını istemeyen babalar, onları camilere göndererek dil ve dini bilgiler öğrenmelerini sağlıyorlardı. 1974 yılından itibaren Hollanda genelindeki ilkokullarda Türkçe Anadil kültür dersleri verilmeye başlandı. Bu da çocuklarımızın kendi dil ve kültürlerini unutmamaları, ülke insanlarıyla iyi bir iletişim kurmaları için iyi bir fırsattı. İnsanlarımız arasında o yıllarda bile Türkiye´ye kesin dönme planları vardı. Bundan dolayı da aile içerisinde çalışabilecek herkes çalışıyor, çalıştırılmaya gayret gösteriliyordu. Kısa zaman içerisinde çok para biriktirerek, Türkiye´ye kesin dönüş planları yaparak, orada da ticaretle uğraşmak için sermaye oluşturuluyordu. Çocuklar da genellikle meslek okullarına gönderiliyordu. Çünkü, Türkiye´ye kesin dönüş yapılırsa, aynı mesleği orada da devam ettirme imkanı vardı. 1.ci nesli büyüklerimizin bir kısmı ilkokul mezunu

olup, bir kısmının da okuyup yazmışlıkları bile yoktu. O zamanlar ülkemizde imkanlar kısıtlıydı. Ama bu insanlarımız, kendilerinin ulaşamadığı eğitim imkanlarından çocuklarının gerektiği şekliyle istifade etmeleri için var güçleriyle çalışarak onlara her türlü imkanı sundular. Bütün bunlara rağmen farklı bir ülkede yaşayan bu insanlarımız, aradan yıllar geçmiş olsa bile kendi dil, din, ahlak, kültür, örf ve adetlerinden hiçbir şey kaybetmemişler, hatta bütün bu unsurlara daha da bağlı bir şekilde yaşamlarını sürdürmüşlerdir. Çocuklarının da kendi benlik ve kimliklerini muhafaza etmeleri için, sınırlı imkanlar dahilinde gayret göstermişlerdir. Bundan dolayı da birinci nesil insanlarımızın bugüne kadar Hollanda genelinde 250´yi aşkın camiler açmışlar, minareler dikmişlerdir. Yeni nesillere hediye ettikleri, geride bıraktıkları en güzel eserlerden biridir bunlar. Çünkü, burada günlük

Turkse Specialiteiten

ibadetlerimizi yapıyor, Cuma namazlarımızı kılıyor, bayramlarda bir araya geliyor ve çocuklarımızın Kuran, din, ahlak derslerini almalarını sağlıyor. Bu vesileyle burada kalıcı olan çocuklarımızın benlik ve kimliklerini sürdürmeleri sağlanmış olacaktır. Bizler, Hollanda´da yaşayan, şu anda birçok alanlarda başarılı işadamlarımız, avukat, mühendis, ekonomist, idareci, milletvekili v.s… gibi gençlerimizin olması, bu elleri öpülesi büyüklerimizin azimli çalışmaları, gayretleri neticesinde bu duruma gelmiş olduk. 1. Nesil büyüklerimizin döneminde köylerinde, kasabalarında eğitim imkanları yokluğundan dolayı bunlar okuyamadılar, okutulmadılar. Şu anda Hollanda genelindeki bütün başarılarımızın, her alanda gurur duyduğumuz insanlarımızın, gençlerimizin arkasında 1. Nesil büyüklerimiz vardır. Onlar çocuklarını, torunlarını teşvik ederek, "bizler bu ülkede

çok çektik, işçi olarak ezildik, dilini yeteri kadar bilemedik, haklarımızı savunamadık, sizler okuyun belirli bir yerlere gelin, bizlerin düştüğü duruma düşmeyin" diyerek tavsiyelerde bulundular. Camiler, dernekler, vakıflar, yaşamlarından örnekler, bizlere verilen öğütler ve tavsiyeler 1. Nesil vatandaşlarımızın bizlere bıraktıkları en büyük eser ve miraslardır. Bundan dolayı onların kıymet ve değerlerini çok iyi bilelim, gerekli saygı ve hürmeti gösterelim. Bizleri, nesilleri birbirimize bağlayan önemli unsurlardan biri de dildir. Güzel Türkçemizi çocuklarımıza öğretelim, öğrenmelerini sağlayalım. Tabii ki bunun yanında burada yetişen çocuklarımıza Kuran, din, ahlak dersleri aldırtarak, İslami bilgilerle donatmalıyız. Ancak bu şekilde buradaki gençlerimiz, insanlarımız nesiller arası iletişimi kurabilir, birlik ve beraberliklerini sürdürebilirler.

3 GANGEN MENU 29,50 nu voor

 14,95

deze aktie is geldig dinsdag t/m donderdag

Restaurant Sarnic

Vijfwerelddelen 105, 3071 R’dam www.sarnic.nl 010 - 29 00 38 Geldig tot 31 oktober 2013

Bayram Tebrikleri www.tov-arnhem.nl

Kurban Bayramınızı en içten dileklerimizle kutlarız.

2

R, VEFA GÖSTE : İL KIYMET B R LE TEŞEKKÜR İL S BİRİNCİ NE

www.tur-ned.nl Bayramınız mübarek olsun

Arnhem İşadamları Derneği Kurban bayramınızı kutlar ve başarılar diler.

Kurban Bayramınızı kutlar, esenlikler dileriz Meent 15 3011 JA Rotterdam

Hooglandsekerksteeg 8a 2312 HR Leiden Tel: 071 - 512 20 70 Kurban Fax: 071 – 513 83 63 r info@aktiereizen.nl la t u k ı ız ın ram

Bay ileriz iyi tatiller d

www.deisbo.nl

De ISBO wenst u een gezegend Offerfeest toe.

www.finma.nl Tüm vatandaşlarımızın Kurban Bayramını kutlarız.

www.sancak.nl Koç Sucukları ve Sancak Sucukları adına, tüm İslam aleminin Kurban Bayramını kutlar, tüm vatandaşlarımıza esenlikler dileriz.

3

HABER

EKİM / OKTOBER 2013

Türkiye sabit hatlara

100 a r t s k E

€20 ko yükled ntör iǧinizd e

Dakika

Yüklenen miktar

EKSTRA Dakika(1)

Geçerlilik süresi

€20 €10

100 30

10 Gün 7 Gün

Her kredi yüklediğinizde

(2)

Sınırsız internet

Sınırsız Hollanda içi SMS Sınırsız Lyca’dan Lyca’ya aramalar &SMS

ÜCRETSİZ SİM kart ve daha çok bilgi için www.lycamobile.nl ziyaret ediniz veya 0207543030 arayınız BURALARDA BULUNUR: R

(1)100 EXTRA MINUTEN NAAR TURKSE VASTE NUMMERS: geldig voor 10 dagen bij een opwaardering met €20. Of 30 extra minuten bij een opwaardering met €10, geldig voor 7 dagen. De extra minuten zijn niet van toepassing binnen het Saver Plan. Een starttarief van 19 cent is van toepassing. Deze actie is geldig tot en met 31-10-2013. (2)ONBEPERKTE DATA ACTIE: De klant dient tenminste eenmaal op te waarderen gedurende de promotieperiode om te kunnen profiteren van de “Onbeperkt gratis data en sms’en binnen Nederland” actie. Onbeperkt Data gebruik is onderhevig aan een verandering in snelheid van 3G naar 2G voor gebruik van meer dan 3GB data per simkaart gedurende de promotieperiode. ONBEPERKT BELLEN EN SMS’EN VAN LYCAMOBILE NAAR LYCAMOBILE: geldig voor 30 dagen bij een opwaardering met €10 of €20. Een fair use policy van 3.000 minuten en sms’jes is van toepassing. Voor Standaard Plan klanten geldt na 30 dagen een tarief van 12ct/sms en 0 ct/min. voor de eerste 30 min./ gesprek met een starttarief van 24 ct/gesprek. Na 30 minuten geldt een tarief van 15 ct/ min. Voor Saver Plan klanten geldt na 30 dagen een tarief van 9ct/sms en 0 ct/min. voor de eerste 30 min./ gesprek met een starttarief van 9 ct/gesprek. Na 30 minuten geldt een tarief van 9 ct/ min. De gratis belminuten en sms’jes kunnen alleen gebruikt worden tijdens de actieperiode. Deze promotie is geldig van 22-09-2013 tot en met 30-11-2013. Alle tarieven zijn van toepassing nadat u ten minste eenmaal heeft opgewaardeerd in de promotieperiode. Lycamobile behoudt zich het recht voor om prijzen, aanbiedingen en diensten te allen tijde te wijzigen.

LM_NL_Haber_285x386.indd 1

02/10/2013 14:37

HABER

4

EKİM / OKTOBER 2013

GARAGE MERCEDES

Keurmeester Serdar Altay

Tegen inlevering voor alle auto's. / e ti en rt ve ad ze van de €39

APK

BENZINE: €69 : L DIESE

€ 29,€ 49,-

• APK Keuringsstation Kleine Beurt • Reperatie en onderhoud en APK vanaf €109 alle merken • Inkoop en verkoop Grote Beurt • Banden en APK vanaf €229 • Accu's

€ 89

€ 189

Hillegondastraat 11-13 3051 PA Rotterdam

Bayram Tebrikleri SIPOR İSLAM OKULLARI KURBAN BAYRAMINIZI TEBRİK EDER, TÜM İSLAM ALEMİNE HAYIRLAR GETİRMESİNİ TEMENNİ EDER. Yönetim Kurulu adına Yönetim Kurulu Başkanı Gerdan Bezoekadres: Zegenstraat 120 Rotterdam 010 - 495 15 80

http://www.sipor.nl/

SIPOR İslam Okulları SIPOR olarak hedefimiz hem kaliteli eğitim vermek, hem de güçlü bir kimlik oluşturmaktır. Evdeki ortamla okul ortamının uyumlu bir şekilde olması ve dolayısıyla çocuğun kendini güvende hissedip, hem entellektüel açıdan hem de kişilik açısından iyi bir şekilde gelişebileceği bir ortam oluşturmayı hedefliyoruz. Okullarımız müfettiş tarafından teftiş edilmiştir ve örnek bir okul olduğunu ifade edilmiştir. CITO seviye tesbit sınavlarında Hollanda ortalamasının üstündeyiz ve her yıl birkaç öğrencimiz 550 puan almaktadır.

Tel: 010 - 418 50 69 Mob: 0619 - 75 83 25

Gentle Incasso

1999 dan beri

1999' dan beri hizmetinizdeyiz

nal and international debt collection payment solutions National and international debt collection& & payment solutions Gentle Incasso, hem şirketten şirkete, hem de şirketten kişiye tahsilat yapan, para tahsil piyasasında uzman bir icra bürosudur. Alacaklı ve borçlu arasında iki tarafı tahmin eden bir sonuç almak için deneyimlidir. Biz, birçok icra bürolarından farklı olarak ‘no-cure-no-pay’ esasına göre çalışmıyoruz. Dosya masrafı olarak az bir meblağ ödeyerek, alacağınızın itinalı bir şekilde incelenmesi garantisini alırsınız. Alacağınızın, ‘sulh yoluyla alınamaz’ haberiyle sizi hayal kırıklığına uğratmayız. Mahkemeye giden bu uzun ve genellikle pahalı yolu, en medeni ölçüler içinde ve mantık çerçevesinde önlemek bizim isimizdir.

İşletmeci olarak paranızı tahsil etmek için ne kadar uzun beklediğinizi biliyoruz. Özellikle ekonomik sıkıntının yaşandığı bu dönemde, borçluların büyük bir kısmı, ödeme suresini uzatıyor ve daha da kötüsü iptal yoluna bile gidiyor. Bu da isletmeci olarak hiç istemediğiniz bir durumdur. Bu konuda sizden de, yapılan anlaşmaları yerine getirmeniz beklenmektedir.

www.gemrilbouw.nl İslam aleminin ve tüm vatandaşlarımızın Kurban Bayramını en içten dileklerimizle kutlarız

Tüm İslam aleminin Kurban Bayramını kutlar, hayırlara vesile olmasını dileriz. Ali Çiçek MERAM SUPERMARKET Meridiaan 30-32 3813 AW Amersfoort Tel: 0651691025

Hizmetlerimizden faydalanmak için ilginizi çektiğimizi umuyoruz. İlgi duyarsanız veya hizmetlerimiz hakkında daha fazla bilgi almak isterseniz, bizimle temasa geçiniz.

Gentle Incasso Tel: 075 - 771 46 36 Fax: 075 - 635 70 49

info@gentleincasso.nl www.gentleincasso.nl

Tüm İslam aleminin Ramazan bayramını kutlar, bütün vatandaşlarımıza esenlikler dileriz.

5

HABER

EKİM / OKTOBER 2013

VEFA GÖSTER, KIYMET BİL: TEŞEKKÜRLER BİR��NCİ NESİL O değerli insanların bizler gibi büyük imkanları yoktu; ama onlar ellerinden gelenin en iyisini yapıp gelecek nesilleri kendilerinden daha iyi bir konuma getirmeye çalıştılar...Bunda da başarılı oldular.. Bize düşen de bizden sonra gelenlere daha iyi bir gelecek hazırlayabilmektir.. İBRAHİM KARAMAN Değerli Okurlar, Bu sayımızın manşetini belki de haklarını hiç bir zaman ödeyemeyeceğimiz 1. nesil büyüklerimize ayırdık. “Vefa göster, kıymet bil, Teşekkürler birinci nesil” sloganıyla onları bir daha hayırla yadetmek istiyoruz. 2014 yılında Türklerin Hollanda'ya gelişlerinin 50. Yılı'nı kutlayacağız. 19 Ağustos 1964’te imzalanan ilk resmi anlaşmayla Türk işçileri Hollanda’ya geldiler. Gelenlerin çoğu Anadolu’nun farklı şehirlerinden, kısa bir süre para kazanıp o birikimleriyle Türkiye’ye dönmek niyetindeydiler. Ancak yıllardır söylenegeldiği gibi evdeki hesap çarşıya uymadı ve “birkaç yıllığına ekmek parası, geçim kaygısı” için Hollanda’ya gelen ilk kuşak insanımızın çoğu, ilerleyen yıllarda kendinden sonraki nesilleri de kapsayacak biçimde Hollanda’da yerleşik hayata geçtiler. Bendeniz işçi göçü başladıktan 24 yıl sonra 1988 yılında Hollanda’ya yerleştim. Annem ve babam Hollanda’da olduğu halde, orta ve lise öğrenimimi Türkiye’de tamamladım, liseden sonra kazandığım ODTÜ’de 1 yıl okudum. Sonrasında farklı aşamalarda, benden önce ve benden sonra gelen kardeşlerimin de ikamet ettiği Venlo’ya yerleşerek 1 sene Hollandaca dil kursları izledim. Nijmegen Radboud Üniversitesi’nde, adı 'informatica' olan, Bilgisayar Mühendisliği'nde master yaparak tahsilimi tamamladım. Bu açıdan bakıldığında zannediyorum ben ikinci nesil Türk insanına tekabül ediyorum. Birinci nesil insanlarımızla en

ibrahim.karaman@haber.nl

çok karsılaşmamız ve kaynaşmamız, Venlo-Nijmegen ekseninde oldu. Gerek cami ve dernek ortamlarında, gerekse sosyal tüm katmanlarda birinci nesil insanımızın güzel yönlerini tanıdım. 5'i oğlan 1'i kız, 6 kardeş olmamız münasebetiyle ve etrafında saygı gören ve sevilen bir aileden geldiğimiz için insanlarımızla düzeyli irtibatlarımız oldu. Annem deyim yerindeyse bizleri okutmak için saçını süpürge yaptı, biz Türkiye’deyken babamız harçlıklarımızı asla eksik etmedi ve okumamız için tüm imkanları sağladılar. Tahsilin değerini bilen bir aileden geldiğimiz için tüm kardeşler bu imkanları değerlendirdik, yüksekokul ya da üniversiteye yöneldik. Bütün bu imkanları bize, en zor şartlarda çalışmak zorunda kalan ve kendi hayatlarından çok büyük fedakarlıklar yapan büyüklerimiz ve birinci nesil sundu. Bu örneklerin binlerce farklı varyasyonunu bulmak mümkün. Birinci nesli yaşayan insanlar en unutulmaz anıların 'izin' dediğimiz Türkiye tatili yolunda olduğunu bilirler. Çoğu kırsal kesimden gelen ve tahsil görmemiş birinci kuşak insanımız elinden geldiğince çocuklarını okutmayı seçti. Camiler, cemiyetler ve 'koffiehuis' denen kahvehaneler bu ilk neslin buluşma merkezindeki ekseni oluşturdular. En sıcak ortamlar buralardaki sohbetlerde olurdu. İç sayfalarımızda bu ortamlardan birkaç örnek sunmaya çalıştık. Bugünlerde ortaya çıkan ‘sözde bir araştırmayı’ en çok onlar yalanlarcasına en sosyal aktivitelerin içinde o büyüklerimiz

Köse Advocaten

Rotterdam • Amsterdam

Law Offıce

Voor en met Turkse ondernemers

vardı. Camide, cemiyette sürekli bir birliktelik, akşamları komşu, arkadaş ve tanıdık ziyaretleri, haftalık çarşı pazar buluşmaları, bayramlarda muazzam bir birliktelik, aylarca süren izin öncesi ve sonrası muhabbetler vs. O yıllarda cemaatleşme bu kadar öne çıkmamıştı ve keskin fikir ayrılıkları bugünkü kadar göze batmazdı. Bir iş bulma ve sırf çalışma maksadıyla göç eden ve gelecek nesiller için sayısız fedaklarlıklarda bulunan bu güzel insanlarımızın arşivine göz atmak istedik. Bilhassa Hollanda televizyonları ve gazeteleri tarafından kayıt altına alınan binlerce resim karesi ve görüntüler bulduk internette. Türk örgütleri arşivleme konusunda sınıfı geçemediler maalesef. Hollanda kaynaklı arşivlerin çoğu halka ve araştırmalara açık. Nerelerden nerelere geldiğimizi görme bakımından bu arşivleri birkaç saat, belki de birkaç gün incelesek iyi olur. Bu sahada araştırma yapmak isteyenler için bile birkaç hafta, birkaç ay uğraşılacak kadar malzeme çok. Etrafımızda yaşayan tarih olarak varolan o kadar çok değer var ki, çok fazla vakit geçirmeden bunları nasıl ileriki nesillere aktarabiliriz diye şimdiden düşünmemiz gerekiyor. Belki o değerli insanların bizler gibi büyük imkanları yoktu; ama onlar ellerinden gelenin en iyisini yapıp gelecek nesilleri kendilerinden daha iyi bir konuma getirmeye çalıştılar...Bunda da başarılı oldular.. Bize düşen de bizden sonra gelenlere daha iyi bir gelecek hazırlayabilmektir..

İşadamlarımıza, STK'lı toplum insanlarımıza 5 tavsiye. KİMSENİN HABERİ OLMAYAN BAŞARI, BAŞARI SAYILMAZ. Bir başarının insanlar nezdinde başarı olarak algılanabilmesi için başkalarının bundan haberdar olması gerekir. Burada öne çıkan en önemli aktivitelerden birisi pazarlamadır. Pazarlama salt bir mal satışı ya da hizmet satışı demek değildir. Pazarlama tanıtmadır, anlatmadır, bilgilendirmedir. Ve nihayetinde pazarlama yapmış olduğun ürünü ya da hizmeti beğendirmedir. HERŞEYİN BİR ŞEYİNİ, BİRŞEYİN HERŞEYİNİ BİLECEKSİN. Rahmetli Sakıp Sabancı’ya ait olan bu söz iş dünyasında büyük yankı bulmuştur. Herşeye vakit ayırabilmek için vaktini planlamayı bilir işadamı ya da STK’lar için hizmet üreten toplum insanı. Vaktini iyi kullanan herşeye zaman bulur. Herşeye zaman bulamayan az yönlü ve tek yanlı kalır. Başarıya giden yol da erken biter. Zamanı planlamanın en iyi yolu not tutmak, günü planlamak ve sistematik bir çalışma ortamından geçer. “İşten başımı kaşımaya vaktim yok”, tatil yapmaya vaktim yok. Kitap okumayı bırak gazete bile okuyamıyorum” diyen insanlardan başarıyı yakalayan görülmemiştir. HER BAŞARI ÖYKÜSÜ BİR ÇEKİRDEK KADRONUN ESERİDİR. Başarıda takım ruhunun korunması ve çekirdek kadronun korunması gerekir. Çekirdek kadronun sağlam kalması için de yeni adamlar yetiştirmek gerekir. Hepimiz faniyiz ve bir gün bulunduğumuz pozisyonları ve görevleri bırakmak zorunda kalacağız. Ama yapılan faydalı ve iyi işlerin devam etmesi gerekir. Bunları da ancak yetiştirdiğiniz insanlar üstlenebilir. ADINI TEMİZ TUTMAYA ÖZEN GÖSTER, GÜVENİLİR OL. İsmini ve işini temiz tutmak belli değer yargılarını korumakla mümkün olur. İşbirliği yapacağın insanları, birlikte çalışacağın kişileri, ortak proje gerçekleştireceğin insanları seçerken dikkatli ol. Çıkar uğruna, ucuz menfaatler uğruna, belli kolaylıklardan veya imkanlardan yararlanmak hesabıyla, uygunsuz kişi ve gruplarla iliksi kurma. DÜNYADA EN BOL ŞEY PARA, ÖNEMLİ OLAN FİKİR VE PROJE ÜRETMEK. Parasızlık başarısızlığın özrü olamaz. Kendini ispatlamış, belli yere gelmiş marka sahibi mesela, işinsanların önündeki engel parasızlık ya da imkansızlık değil, akıl gücü ya da üretkenliktir. Projelendirmek ve yeni fikirler ve yeni alanlar üretmek gelecekteki işadamları profilindeki en önemli öğelerdir.

: 010 - 215 13 11 www.hukukburosu.nl

Senelik €  500'dan başlayan ücretlerle, Türk işletmelerinin hukuk danışmanlığını üstleniyoruz.

Hollanda'daki Türk işletmelerine hizmet sunmak için oluşturduğumuz Şirketler Hukuku Birimimiz (sector ondernemingsrecht), bütün hukuksal mevzuat konularında sorunlarınızı çözmeyi hedefliyor. Köse Avukatlık Bürosu'nun Şirketler Hukuku Birimi'nin departman yöneticisi avukat Nursel Köse ve bölümdeki hukukçularımız, 3 avukat ve 2 hukuk müşaviri ile hizmetinizdeyiz.

Av. Havva Yılmaz-Altındağ

Hukuk Müş. Erdal Kaya

Av. Nursel Köse

Av. Ejder Köse

Hukuk Müş. Elif Kıraç

Av. Ali Durmuş

Design by ExpoLife

Hollanda'nın en büyük Türk avukatlık bürosu Köse Advocaten olarak yeni hizmetlerle karşınızdayız. Türk işletmelerine yönelik avukatlık ve danışma hizmetlerini sunmak ve hedeflenen sonuçları almak için yeni bir formül oluşturduk.

Hukuk Müş. Mevlüt Gök

HABER

6

EKİM / OKTOBER 2013

Muhteşem bir başarı hikayesi Röportaj / Fotoğraf: İbrahim Karaman

LPG sistemini Türkiye'ye taşıyan işadamı: İsmail Yıldırım Amerika'dan gelen ve Avrupa turnesine çıkan Türk Kahvesi serüvenini organize eden Yusuf Kılıç isimli genç ve yakışıklı arkadaşımız bize, okumaya ve bilmeye değer bir iş hayatı hikayesi olan bir İsmail amcası olduğunu söyledi. 3000 metrekarelik bir iş merkezi olan İsmail Yıldırım Bey'in Ijsselstein'deki ofisine randevu yapıp gittik ve iki saatlik sohbetimiz boyunca, bize çok özet bir şekilde anlattığı hayat hikayesinin önemli bir kısmını dinledik. Büyük bir bölümünü gülümseyerek ve takdir ederek dinlediğimiz bu akıcı ve hatıralı sohbetten büyük keyif aldık. Sizin de keyifle okuyacağınızı umuyoruz. Önce yaklaşık yarım saat boyunca Türk ve Hollanda medyasına değindiğiniz ilk bölümde İsmail Bey bize önceden Telegraaf'ta 2 sayfa çıkan röportajını gösteriyor. Başlık aynen şu: Türk göçmen İsmail Yıldırım şimdi en üst düzey işletmeci: Benzin istasyonu çıraklığından gayri menkul patronluğuna. İsmail Bey medya dünyasında bir üst lige çıkmak için kendi deneyimlerinden çıkarak bize tavsiyelerde bulunuyor. Hollandalıların bir atasözü var diyerek başlıyor sözüne ve neredeyse soru sormaya fırsat kalmadan hayatını kronolojik bir sıralamayla anlatmaya başlıyor. "Jij kan de windmolen niet andersom laten draaien. Ben bu sözü çok duydum eskiden. Ben 1973 yılında Kayseri'den 13 yaşımda Hollanda'ya geldim. 5 çocuklu bir ailenin en büyük çocuğuyum. Babam alüminyum fabrikasında çalışıyor ve 375 Gulden maaş alıyordu. Zwolle'ya geldik, ilk gelen ailelerden biriyiz ve burada kimsemiz yoktu. İlk zorları biz yaşadık. Biz köyde ne araba gördük, ne düğmeye basınca ışığın açıldığını veya düğmeyi çevirince odanın ısındığını. Bunların hepsi yeniydi bizim için. Dışarıya çıkmaya korkuyoruz, etrafta sarı sarı insanlar var. Beni okula çağırdılar, LTS'e başladım, ama hiç dil bilmediğim için anlamıyorum. Onlar bana bakıyor ben onlara ve böyle olmadı dolayısıyla okula gitmeyi bıraktım. Evde kaldım ama farkettim ki,

İsmail Yıldırım

İsmail Yıldırım'ın Telegraaf'ta yayımlanan röportajından bir kesit

babam zorlanıyor bizim evi geçindirmeye. Köyden getirdiğimiz bulgur mercimek vs. bitti. Eve desteğim olsun çalışıp para kazanayım diye düşünüyorum ama ne yapacağımı bilemiyorum. Bizim caddede dolaşırken evimizin ilerisinde bir tren yolu vardı, tren geçerken arabalar ışıkta bekliyordu ve epey araba birikiyordu. Nerden aklıma geldi bilmiyorum. O gün elime bir kova aldım ve başladım arabaların camını silmeye. Camı silip arkamı dönüyorum, çünkü utanıyorum el açıp para istemeye. Adam camı açtı ve beni çağırdı bana 1 Gulden bahşiş verdi. Ben nasıl seviniyorum sorma! O parayla Edah'a gittim, 2 ekmek almak için ama bir tane alabildim. 55 cent'e bir ekmek aldığımı hiç unutamam. Bundan sonra her gün gidip arabaların camını silip para kazanmaya başladım. Günde 1 veya 2 Gulden kazanıyorum. Sonraları polis beni aldı karakola götürdü. Çok korktum ve böylece ilk karakolu orda gördüm. Bana bir patat verdiler, ilk patat'ımı orada yedim. Üzerine beyaz bir şey (mayonez) dökmüşler. Polis beni getirdi eve bıraktı, ertesi gün yine araba temizlemeye gittim yine polis beni götürdü ve bu böyle günlerce devam etti. Bir gün karakoldan çıktık, polis beni başka yere götürüyor farkettim ki. Evin yolunu artık öğrenmiştim çünkü gide gele, şehri çıktık ben korktum tabi. Eyvah hapse götürüyorlar beni diye başladım ağlamaya, polis gülerek ‘ağlama’ demeye çalışıyor ama anlamıyorum

ki. Bir benzin istasyonuna götürdü ve beni oraya bıraktı. ‘Orada çalışma, burada çalış’ dedi el kol hareketleriyle ve ben orda işe başladım. İstasyon sahibi Musevi kökenli, çok disiplinli ve otoriter bir adamdı, beni 1 dakika boş durdurmazdı. Her yeri temizlettirdi, ben daha çocuğum ilk defa bir işe başlamışım. Bana kendinden maaş vermezdi, sadece arabaların camını sildiğim zaman bahşiş alırdım. İlk zamanlar beni kendisi sabah evden alır, akşam tekrar evime bırakırdı. Sonra bana bir bisiklet aldı, kendim gidip gelmeye başladım toplam 22 km gidip geliyorum bisikletle. Yıllar nasıl geçti bilmiyorum. Adam beni çok güzel yetiştirdi. Henüz araba istasyona girmeden ben dışarıda nöbet tutuyorum. Müşteriye nasıl davranılır? Nasıl merhaba denir? Nasıl güleryüzlü davranılır? Arabaların camını özenle silerdim büyük bahşiş versinler diye. Artık muhteşem bahşişler almaya başlamıştım. Günde 30 Gulden kazandığım olurdu. Aradan iki yıl geçti 15 yaşındayım. Bir gün iş sahibi bana dedi ki ‘aldığın bahşişleri kutuya koyup, sonra üçe böleceğiz, karım kasada, ben benzin dolduruyorum, ama sen çocuk olduğun için hep sana bahşiş veriyorlar’ dedi. Zorum gitti ama hayır diyemedim. Bana maaş verse tamam, ama ben sadece bahşişten kazanıyorum. Bir gün müthiş kar yağıyor ve akşama kadar istasyondaki karları temizledim, hastayım ama yine de çalışıyorum. Bahşiş kutusunda akşam 5,75 Gulden birikmiş ve adam bana sadece 2 Gulden verdi. Bu çok zoruma gitti ve o gün ordan ayrılırken "Bir gün burayı senden satın alacağım" dedim, adam bana "Yel değirmenini geri çeviremezsin ki" dedi ilk defa orda duydum. Eve bisikletle gelene kadar ağlayarak dua ettim. ‘Allahım burayı bana nasip et’ diye, bilseydim duamı kabul edecek, Allah'tan daha büyük şeyler isterdim. Ertesi gün Zwolle'daki bütün istasyonları dolaştım en sonunda köhne bir yerde küçük bir istasyon vardı, oraya gittim adam istemedi. Ben de en son pompa arka tarafta olduğu için beni göremiyor, orda gizli gizli cam siliyorum beni görünce kovuyor ama

ben gitmiyorum devam ediyorum. Sonra benim profesyonelce cam sildiğimi görmüş uzaktan izlemiş. Beni yanına çağırdı, gittim bana dedi ki ‘şu camı sil bakalım’. Ona öyle fosforlu cam sildim ki adam hayran kaldı ve bir başka araba derken araba bekledik camını silmek için. Beni içeri çağırdı ve “Seni işe alacağım ve maaş vere-

lıyorum. İşte gençlik azmi bu, ama hak etmediğim bahşişi asla almam. Neyse 20 yaşına geldim. Bir gün patron yanında bir kendi patronuyla yanıma geldi. Bu işi hakkıyla yaptığımı gördüğünü bu yüzden bu mekanı bana devretmek istediğini söyledi. “İçindeki eşyalar benim hediyem olsun sadece akaryakıtı benden alacaksın, burayı satın al” dedi. Babamı aldım ya-

elbiseli işadamları, en genç benim ve tek Türk'üm. Kimse bana yakıştırmıyor böyle bir şeyi. Beni gemide çalışan garson zannedip içecek bir şeyler filan istiyorlar, ben de gidip getiriyorum. Proğram başladı. Ödül alanları podyuma davet ettiler, ilk defa bir mikrofona konuşuyorum. Konuşmacı “Başarını neye borçlusun?” diye sorunca çok heyecanlandım, o anda

ceğim” dedi. Ben “Maaş istemem” dedim bahşiş yeter dedim. Adam “Bahşiş alacaksan maaş da alman lazım!” dedi. Pasaport filan istedi, alıp geldim evden. Sonra hesapladı filan ve bana dedi ki “Seni işe alamam, sen henüz 15 yaşındasın!”. Ağlayarak ikna etmeye çalıştım, ama olmadı. “16 yaşına gelince gel, seni işe alırım” dedi. Eve geldim yalvar yakar babamı Türkiye'ye gitmem için ikna ettim. O zaman ayda bir kere uçak kalkıyor. Türkiye'ye gidip mahkeme kararıyla hâkime durumu anlattım ve yaşımı büyüttüm. Zaten biz Hollanda'ya gelecek zaman nüfus çıkartmıştık. Yani tam yaşım zaten belli de değil. Geri geldim ve adama gittim bana şaşkın halde bakıyor. “Neden geldin?” diye sordu. “Ben sana 16 olunca gel demiştim” dedi. Ben “16 oldum” dedim ve önüne kâğıtları attım. O da sözünde durdu ve beni işe aldı. Acayip bir eforla cam siliyorum ve aldığım maaşın iki katı da bahşiş alıyorum. Adım çıktı ‘Turko'ya! Taksi şoförleri geliyor cam sildirmeye. Sırf bana 1 Gulden bahşiş vermek için camını temizlenler oluştu. İşte o zaman "gunnen" vardı şimdiki Hollanda’da olmayan. Yıllar geçti aradan ve patron beni, kendine ait bir başka şubesi olan Sporthal istasyonuna verdi. Ben o istasyonu tek başıma işletmeye başladım. Aldığım maaş önemli değil ben daha bahşiş almak için çaba-

nıma, birçok banka dolaştım. 22 bin Gulden borç alacağız, kimse vermiyor! Sordukları tek şey "Business Plan". Ne olduğunu bilmiyoruz ki. Sonunda, bugün sayısı yok denebilecek kadar az olan ve mevzuatı dışına çıkmayı göze alabilen Rabobank'ta çalışan bir yönetici “Ben 3 şeye bakarım, insanın beynine kalbine ve omurgalı oluşuna. Kalem her şeyi yazar, ben sana inandım, baban kefil olsun 22 bin Gulden'i veririm” dedi. O bana bir ders oldu ve o günden sonra ben de insanların üç şeyine bakarım. 1 Mart 1980. Okulu bitiren kardeşlerim yanıma geldiler, bir aile sirketi kurduk. Onlar teker, ben direksiyon oldum. Allah yürü ya kulum dedi. Allah hakedene verir. Öyle koşturuyoruz ki karşılığını veriyor Rabbim. 1985 yılında 'Yılın En Çok Akaryakıt Satan Benzin İstasyonu' ödülüne layık görüldüm. Ödül alanlara Kanarya Adalarında tatil hediye ettiler; benim hiç duymadığım yerler. Den Haag'da kongre salonunda toplanıp oradan gemiyle gideceğiz. Benim yanımdaki bana kontrat veren Meneer Bedels'in gölgesine sindim. Sağolsun Meneer Bedels, her yılbaşında gider elimle yılbaşı paketini veririm. "Yapılan her iyilik ve her kötülük hiç bir zaman unutulmaz, ama yapılan kötülüklere kötülükle değil, iyilikle karşılık vermek için unutmamak lazım". Herkes takım

aklıma geldi ve söyledim; Bunlar 'LWI klanten' dedim kimse bir şey anlamadı. “Bu ne demek?” diye sorduğunda ise 'Lucht, Water en Informatie' dedim. Bu müşteri kitlesi, para vermek istemeyen, ama memnun kaldığı için bir daha geldiğinde para verecek olan müşteri dedim. Bunlar bedava müşteri, hizmet verirsin para alamazsın ama benzinlik için en önemli müşteriler dedim. Bu söz bütün Texaco'ların kitabında yazar hala. Zaman geçiyor biz başarıdan başarıya koşuyoruz. Sohbeti yarılamış bir vaziyette iken İsmail Bey’in ofisinde kendi el yazısı ile yazmış olduğu ve tamamen kendisine ait, hayatındaki deneyimlerden imbik imbik damıttığı bir söze yöneliyoruz. “Bak şu levhada yazar "Zengin bir kalbin yoksa servetin zavallı bir dilencidir". Biz oldu bitti yürekten çok zenginiz Elhamdülillah, içilmiş kahvenin yenmiş şekerin hesabını yapmayız. Karşılık beklemeyiz. Sene 1991. Biz bu arada 3. benzin istasyonunu açtık. İki tane tamirhane, bir Çin restoranımız oldu ve hizmet, dürüstlük ve azmimizi herkes biliyor. Bir gün bana bir telefon geldi BP'den, görüşmek istediklerini ve bir benzin istasyonunu bana satmak istediklerini söylediler. Bu istasyon elimde 2 Gulden ile büyük bir üzüntü ile terkedip gittiğim benzin istasyonunuydu. Gidip görüştüm

Gençliğe şöyle seslenmek istiyorum; inanç ve azmin elinden hiç bir şey kurtulmaz. Allah'tan herkes bir şeyler ister ama o hak edene verir. Azimli ve dürüst olsunlar. Önce kendilerine inansınlar hiçbir engel duramaz önlerinde. Sinema filmi çekildi "Ijsselstein 700 jaar oud" çekimleri. Burada oldu ve 4 kez bana rol verdiler. Neydik ne olduk? Eğitimim yok, ama yüreğim var; kendime inanırım ve azmim var, pes etmem her hayal gerçekleşecek diye bir şey yok ama hayalsiz bir dünya da olmaz. Ben ömrümde çok gördüm küçümseyici bakışları, çok duydum alçakça konuşmaları. Ama ne olursa olsun, istedikten ve azmettikten sonra her şey olur.

7

HABER

EKİM / OKTOBER 2013

o musevinin de patronu olan iş sahipleriyle ve ilk sorduğum şey “Ne kadar istiyorsunuz?”. Çünkü para var, artık bize borç vermeyen bankalar bizim ayağımıza geliyor beraber çalışmak için. O zaman çok yüksek bir fiyata belki de değerinin iki katına o istasyonu satın aldım. Ama aldığım şey benzin istasyonu değil ki adeta geçmişimi satın aldım. İçindeki benim eski patron, ama bilmiyor benim aldığımı henüz. Çünkü en son ana kadar alıcının gizli kalmasını istedim o BP istasyonunun franchising sahibinden. Eski günlerde nasıl elimde 2 Gulden'le eve geldiğimi anlattım ve duygulandım, adam da duygulandı ve söz verdi söylemeyeceğine dair. Gittik anahtar teslim alacağız, adam bana ters ters bakıyor, 31 yaşına gelmişim adam beni tanımadı. En sonunda anahtar teslim aldıktan sonra ceketini tuttum giydirdim “Beni hatırladın mı?” dedim. Baktı, hiç ses çıkartmadı. “Beni elimde 2 Gulden'le göndermiştin hatırlıyor musun?” dedim. “Evet hatırladım” dedi “Ama ben sana öyle yapmasaydım sen burayı alamazdın” dedi. O an ikimizin de gözlerinden yaşlar döküldü. Küçüklüğümden kendisini gaddar olarak hatırlardım, ama sonradan anladım ki en iyi öğretmenim oymuş. Daha sonra işleri nasıl büyüttünüz? Zwolle ile sınırlı kalmadınız zannederim. Temel eğitimi orda aldım sonrada hayat mektebini bitirdim. Sonraları istasyonu 6'ya çıkarttık, Zwolle küçük gelmeye başladı. İstanbul'a gittim, o zaman Tayyip Erdoğan yeni İstanbul Belediye Başkanı olmuş ve Rusya ile anlaşma yapıyor. Hava kirliliğinin %27'sinin arabalardan olduğunu ve buna çö-

"Hayalsiz bir dünya olamaz. Kayıp olan yıllar saçlarımızı beyazlatıp cildimizi kırıştırabilir, ancak kayıp olan hayaller, ruhumuzu buruşturur."

züm aradığını yazan bir gazeteyi aldım geldim ve acaba İstanbul'da LPG var mı diye merak ettim. Türkiye pazarını araştırttım. LPG var mı? Nerden alıyorlar? Nasıl yapıyorlar? O zamanın Avrupa Milli Görüş Teşkilatları Başkanı bana İstanbul'a gidip Tayyip Erdoğan'la görüşmemi tavsiye etti. Türkiye'ye gidip Tayyip Erdoğan'la görüşmek istedim ama ilk planda ona ulaşıp görüşemedim, danışmanları önemsemediler. Kapıdan girdim pencereden geri gönderdiler. Hollanda'ya bir hışımla ve bir sitemle döndüm. daha üst düzeyden görüşme sağladı. İkinci kez gittim ve bu kez görüştüm. Beni dinleyip “Projeyle ilgili bir çalışma yapacağım” dedi Tayyip Erdoğan ve dosyayı aldı. Plan proje iyi olursa kapital kendiliğinden geliyor. Üçüncüsü ise cesaret, ameller ve niyet. Ya tutarsa hesabı herkes traktörünü satıp istasyon açmak istiyor, sistem bana ait alıp çalıştırmak amaçlı. Çok para kazanıyoruz nerden gelip gittiği belli değil, alt yapı da biraz zayıf olduğu için bazı hatalar yaptım ve bundan dolayı 1998 yılında bütün haklarımı büyük bir

şirkete sembolik olarak tek 1 lira'ya devrettim. Koştuğum tek şart bütün bayiliklerimin kaliteli hizmet vermesinin devam ettirilmesiydi. Hollanda’ya tekrar döndüm ama 1 yıl sonra İstanbul'a geri gittim. Fakat bu kez başka İsmail olarak gittim. İstanbul İkitelli Başakşehir'e giden anayol üzerinde koskoca bir iş hanı ve muhteşem bir benzin istasyonu yaptırdım. Bu yere dostlarım güldü, “Burada kargalara mı satacaksın benzini?” diye ama şu an Türkiye'nin üçüncü büyük benzin istasyonu orası. İstasyonu açtık ağustos depremini yaşadım. Evde kalamadığımız için benzinlikte bir karavan içinde yatıp kalkıyorum ve duş almak için hamama gidiyorum. Bir gün hamamda düştüm ve 25 gün hastanede yattım, uzun süre tedavi gördüm, kırılabilecek ne varsa kırılmış. Acı günler yaşadım ama inancımı kaybetmedim. 5 yıl sonra ancak kendime gelebildim. Ama insanları tanımakta zorlanıyorum, hatırlamıyorum. Bu yüzden insanlar selam vermedim diye kızıyorlardı halbuki ben hatırlamıyorum adamı. İnsanların gözünde-

için?” sorusuydu. Çok ağırıma gitti. İronik olarak “çok litre sattım” dedim ve onu da ben çıkarttım. De Telegraaf gazetesine çıktıktan sonra bu adamın oğlu gazeteyi alıp geldi ve "babam adına ben sizden özür diliyorum" dedi. Gün oldu 3000 metrekarelik bu bina boş kaldı. Ben istasyoncuyum bu işlerden pek anlamam. Babamı rüyamda gördüm dedi ki bana; ”Oğlum o bina cünüp sen bir temizle” dedi. Ben de bir temizlik şirketini aradım ve baştan aşağı temizlettim. Duvarları camları yıkadığımı, fakat binanın damını

sana zorluk ne varsa yaptık, ama sen ne varsa hepsini kopartıp aldın. Seni tanıyan bir wethouder var Zwolle'dan geldi, senin hakkında pozitif şeyler söyledi ve seninle beraber çalışmak istiyoruz” dedi ve bir jest yaptı ve iki oda kiraladı. İşsizleri buraya çağırıp seçmeler yapıyorlar ve ilk seçmeden geçeni bana getiriyorlar. Ben de 3 şey varsa olur diyorum ve yer veriyorum. Böyle böyle 170 insana mekanlarımda iş istihdamı sağladım. Gençliğe şöyle seslenmek istiyorum; inanç ve azmin elinden hiç bir şey kurtulmaz. Allah'tan herkes bir

neden yıkattığımı temizlikçi firma hala anlamamıştır. İçini düzelttim, yatırım yaptım. Dedim ki kendi kendime ilk gelene vereceğim kiraya dedim. Bir bayan geldi 'Senin binanı gezdik, biz üç arkadaş bir hayalimiz var, bir güzellik bakım salonu açıp adını "Mooi onder een dak" koyacağız, ama hangi işverene gittiysek bize yardımcı olamadı ön ödeme istiyor, bizde de para yok, bize yardım eder misin?' dedi. Ben de dedim ya ilk gelene vereceğim kiraya diye. Bütün hayalini gerçekleştirmek isteyenlere, hiç parası olmayanlara, isteyip yapamayanlara böylece bir iş imkanı sağlayayım dedim. Bir gün baktım ki kiralık yerim dolmuş, farkında değilim. En sonunda hediye olarak toplanıp 50. yaş günümde 'Baba Yıldırım' olarak bana hepsinin imzası olan bir plaket verdiler. (Duvardaki panoyu gösteriyor. Red.) Bir gün belediye başkanı bizim binaya geldi ve “Biz

şeyler ister ama o hak edene verir. Azimli ve dürüst olsunlar. Önce kendilerine inansınlar hiçbir engel duramaz önlerinde. Sinema filmi çekildi "Ijsselstein 700 jaar oud" çekimleri. Burada oldu ve 4 kez bana rol verdiler. Neydik ne olduk? Eğitimim yok, ama yüreğim var; kendime inanırım ve azmim var, pes etmem her hayal gerçekleşecek diye bir şey yok ama hayalsiz bir dünya da olmaz. Ben ömrümde çok gördüm küçümseyici bakışları, çok duydum alçakça konuşmaları. Ama ne olursa olsun, istedikten ve azmettikten sonra her şey olur. Gençliğe şöyle seslenmek istiyorum: Hani yel değirmeni tersine dönmezdi?

Eşi Azize Hanım, business center'daki kurumuş bir ağacı atmak istediğinde kendisine mani olmuş. "Bu ağac bir gün yapraklanacak, yeşillenecek demiş. "Şimdi ise Yemyeşil oldu" diyor İsmail Yıldırım. "O ağacın adı Garip. Garip yeşillendikçe bina doldu taştı." ki itibarımı kaybetmemek için şehrimi değiştirdim. Zwolle'dan Apeldoorn'a taşındım. O zamanlar Rabobank'la aramız çok iyi idi. Bana Ijsselstein'de bir bina önerdiler ve burayı aldım. CiZ sigorta şirketi zaten içinde kiracı olarak oturuyormuş. Buna güvenerek devraldık. Sevincimiz çok kısa sürdü. Biz binayı devraldıktan 5 hafta sonra CiZ bir bahaneyle tek taraflı olarak kira sözleşmesini feshetti ve binayi terk ettiler. Aklımda hep bi soru işareti kaldı: Burayı bana öneren Rabobank Zwolle, acaba aldattı mı, yoksa basit bi şanssızlığa mı uğradım? Ama ne olursa olsun, hani o söz var ya...Je kan de windmolen niet andersom laten draaien.. İşte o değirmeni tersine çevirmem için bana vesile olan İjsselstein. Sonra alt kattaki Hollandalı kiracımızla tanışmaya gittim eşimle birlikte. Bana ilk sorduğu şey, “Ne kadar eroin sattın burayı alabilmek

En zirve zamanlarımızda 40 milyon civarında cirolar yaptık. İlk istasyon açtığımızda adım Türko'ydu, sonra 'De Turken' oldu, sonra 'Jongens van de Sporthal' oldu, sonradan 'Gastarbeiders', 'Allochtoon' en sonunda da 'The Yıldırıms' oldu. Ben Türkiye'de diyorum ki “İsmail Yıldırım, Zwolle” yazın zarfa gelir diyorum, beni herkes tanır. Sığındığımız Allah'ımız ve kocaman bir yüreğimiz var.

.com

€59

’dan

Hayallerinizi Corendon’la Yaşayin Haber Gazetesi

BAŞLAYAN FIYATLARLA VERGILER DAHILDIR

HABER

8

EKİM / OKTOBER 2013

AÇIL

k, abiye, li n , li e e G iy b a k, Gelinlik, , sünnetli , k k lı t li t a e m n a n d , sü lı damatlık llı ve fark a lı d k r in a b f e feti bindallı v i ortamların kıya t e f a ıy k ın lin ortamlar oyal'e ge n R li e in g iç e l' için Roya

Türkiye Bahçesi devredildi Türkiye Bahçesi Türk–Hollanda Dostluğunu Venlo’da yaşatacak

IYORUZ

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Kraliçe Beatrix tarafından EXPO 2012 Dünya Botanik Sergisi kapsamında açılışı yapılan Türkiye Bahçesi Venlo GreenPark Yönetimine devredildi Devir teslim törenine Rotterdam Başkonsolosu Togan Oral, Limburg Bölgesi'nden Türk kökenli Milletvekili Selçuk Öztürk, Venlo Belediye Başkanı Antoine Scholten, Horst aan de Maas Be-

lediye Başkanı Kees van Rooij, Peel en Maas Belediye Başkanı Wilma Delissen ve Venray Belediye Başkanı Hans Gilissen’in yanı sıra, Tören için Türkiye'den gelen Orta Anadolu İhracatçı Birlikleri (OAİB) Genel Sekreteri Özkan Aydın, Venlo Greenpark Genel Müdürü Jan Linssen, Türk ve Hollandalı iş adamları, Limburg Ticaret Odası yetkilileri ve Türk Sivil Toplum kuruluşu temsilcileri katıldı.

Türkiye Bahçesi'nde yapılan imza töreninin ardından, Sayın Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül ve Hollanda Kraliçesi Beatrix'in geçtiğimiz yıl Nisan ayında Türkiye Bahçesi'nin açılışını gerçekleştirdikleri sırada çekilmiş bir fotoğraflarının yer aldığı, Bahçe giriş kapısı duvarında asılı tabelanın açılışı Başkonsolos Togan Oral tarafından yapıldı.

ve röportajlarını ise İlhan Karaçay tarafından yapıldı. Ercan İşsever, Mehmet Ali U z u n c u l a r, Bülent Tokatlıoğlu, Orhan Ayb e r t ü r k , Mehmet Türkoğlu ve Murat Balcı da kameranmanlığını yaptığı belgesel, uzun ve yorucu bir çalışma sonunda, Türk ve Türkiye isminin tüm Avrupa’da ne şekilde yaşatılmakta olduğunu gözler önüne serdi.

İlhan Karaçay yaptığı açıklamda: "1960’lı yılların başından bu yana, Avrupa’nın dört bir yanına göç ederek yaşamakta olan Türkler, tarihin en büyük devleti olan Osmanlı İmparatorluğu’nun torunları olarak ne kadar övünseler azdır. Hep ‘istilacı’ olarak gösterilmeye çalışılan Osmanlılar, aslında kimi zaman Avrupa halklarının, kimi zaman da devletlerin yardımına koşmuştu. Bunu bugün Avrupa’nın çeşitli yerlerindeki kalıntılar ve yaşananlar anlatıyor." dedi.

İslam Üniversitesi Rotterdam tarafından yapılan basin açıklamasında Risale-ı Nur Külliyatını tercümesinin devam ettiği belirtildi. Yapılan açıklamada

"İUR Press Risale-ı Nur Külliyatını tercüme etmeye ve yayınlamaya devam ediyor. Beşinci eser olarak da 23. Söz, 12. Söz ve 33. Söz’ün İnsan penceresini bir ara-

ya getiren İnsan Risalesi (De Verhandeling Over de Mens) yayınlandı" denilerek tercümelerin devamının geleceği sinyeli verildi.

Norveç'in başkenti Oslo'daki Nobel Komitesi 2013 Nobel Barış Ödülünü, Genel Müdürlüğü'nü Türk diplomat Ahmet Üzümcü'nün yaptığı Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü'ne (OPCW) verdi.

Norveç'in başkenti Oslo'daki Nobel Komitesi, KSYÖ'nün "Kimyasal silahların ortadan kaldırılması için harcadığı kapsamlı çabalar" nedeniyle Nobel Barış Ödülü'ne layık görüldüğünü açıkladı. Komite tarafından yapılan açıklamada Birinci Dünya Savaşı sırasında binlerce insanın ölümüne yol açan kimyasal silahların kullanılmasının 1925'te imzalanan Cenevre Anlaşması ile yasaklandığını ancak anla��mada kimyasal silahların üretimi ve saklanmasıyla ilgili bir madde yer almadığı belirtildi. Suriye'de kimyasal silahların imhasıyla görevli BM'ye

TRT BELGESEL’den yeni bir yapıt: "Uzaktaki Dostlar"

Hayalindeki abiye ya da gelinliği bulamadın mı? Üzülme! Royal Modehuis'ın 400 metrekarelik geniş mağazasında hayallerinin kıyafetini bulabilirsin!

TRT Belgesel 1,5 yıl süren uzun bir çalışma sonucunda yeni bir belgesel çalışmasıyla izleyisiyle buluştu. Prodüktor İsmail Elden öncülüğünde yapılan belgeselde, yönetmenliği Sacit Şahin üstlendi. Proğramın danışmanlığını

İslam Üniversitesi Rotterdam'a bağlı IUR Press 'Sözler'i tercüme ediyor

Nobel Barış Ödülü KSYÖ'ye verildi

ROYAL MODE HUIS Groene Hilledijk 221A 3073 AG Rotterdam Tel: 010-848 95 00 www.royalmodehuis.nl

bağlı Kimyasal Silahları Önleme Örgütü'nün başkanlığını Türk Büyükelçi Ahmet Üzümcü yürütüyor. 1997 tarihli Kimyasal Silahlar Sözleşmesi'nin yürürlükte olmasını ve takibini Lahey merkezli Kimyasal Silahları Önleme Örgütü yürütmektedir. Nobel Barış Ödülü'nü kazanan kurum ya da kişilere 1.2 milyon dolar para ödülü de veriliyor. Son üç yılın kazananları ise şu şekilde: 2010: Liu Şiaobo (Çin) 2011: Ellen Johnson Sirleaf, Leymah Gbowee ve Tawakkul Karman 2012: Avrupa Birliği

9

EKİM / OKTOBER 2013

HABER

HABER

10

EKİM / OKTOBER 2013

Birinci nesil aklıma gelince… Birinci nesli düşününce aklıma gelen bir başka kavram da 'vefa'dır. Vefa herhalde insanı insan yapan duyguların başında gelir. Biz, bugün at oynattığımız Hollanda’yı birinci nesilden hazır aldık. Onların attıkları temeller ve yaptıkları binalar üzerine faaliyetlerimizi devam ettirdik. Hollanda’ya yaşanan göçün ikinci on yılında oluşturulmuş kurumlarımız ve sonraki yıllarda açılan camilerimiz hep bu insanların eseridir.

VEYİS GÜNGÖR Birinci nesli yani bizim Hollanda’da bulunmamıza sebep olan kuşağı ne zaman düşünsem hep heyecanlanırım. İçimi bir ürperti alır. Her nedense! Bu insanlar günümüzden elli yıl önce bir bilinmeze yolculuk yapmışlar adeta. Şimdi tahayyül edemeyeceğimiz zorluklar içerisinde var olma yok olma mücadelesi vermişler. Oldukları ve istedikleri gibi var olabilmenin şartlarını oluşturmak için bir çok alanda kurumlar ve organizasyonlara imza atmışlar. Bizim nesil, yirmibeş yıl önce Hollanda’ya geldiğinde bu insanların oluşturdukları yapılar içinde kendisini buldu. Hiç yabancılık çekmedik tabiri caizse yeni geldiğimiz ülkeye… Ve aradan geçen yıllar içinde bu insanların bazıları aramızdan teker teker ayrılarak bize veda ettiler. Hayatta olanların da yaşları bir hayli ilerlemiş durumda. Acaba bu kayboluşlar mı içimi ürpertiyor, bilmiyorum. Camide, sokakta, düğünde, dernekte bu insanların yerlerinde artık gençlerin olduğunu görünce, bize bahşedilen hayatın, bu dünyada varoluşumuzun sınırlı olduğunu hep hatırlamaktayım. İşte bize düşen, birinci neslin geride bıraktığı mirasa sahip çıkmak ve

onları hayırla yadetmektir. Birinci nesli düşününce aklıma gelen bir başka kavram da “vefa”dır. Vefa herhalde insanı insan yapan duyguların başında gelir. Biz, bugün at oynattığımız Hollanda’yı birinci nesilden hazır aldık. Onların attıkları temeller ve yaptıkları binalar üzerine faaliyetlerimizi devam ettirdik. Hollanda’ya yaşanan göçün ikinci on yılında oluşturulmuş kurumlarımız ve sonraki yıllarda açılan camilerimiz hep bu insanların eseridir. Vefa borcumuz: bu iyilikleri, hizmetleri ve yardımları unutmamak, yani bu ülkede varlığımızı sürdürmek için oluşturulan kurum ve kuruluşlarda emeği geçen güzel insanları, o yıllarda gönüllü hizmet verenleri hayırla anmaktır. Çünkü bu insanlar, yani toplumun öncüleri işlerinin, aile sorumluluklarının yanısıra insanlara hizmet etmeyi kendilerine ülkü edinmiş insanlardır. Sayıları ne yazık ki her dönemde azdır. Ve bu tip insanlar türlü zorluklarla karşı karşıyadırlar. Maddi zorlukların yanısıra, hep eleştirilirler. Önde oldukları için hep topun ağzındadırlar. Hata yapma şansları yoktur adeta. Nasıl günümüzde

veyis.gungor@haber.nl hizmet vermeye gayret eden bazı isimler, ortaya herhangi bir şey koymayan, sosyal konularda kafa yormayan insanlar tarafından zaman zaman acımasızca tenkit ediliyorsa, birinci neslin öncüleri de, o yıllarda aynı tenkitlere muhatap oldular, kimi zaman yalan yanlış dedikodularla karşılaştılar. Birinci nesilde, topluma hizmet hayatımızın bazı renkli simaları hemen aklıma geliveriyor. O yıllarda sol cenahta aktif olmadığımız için, onların kahramanlarını pek tanımıyorum. Ancak isimleri çok öne çıkmış örneğin rahmetli Nihat Karaman, Naci Demirbaş gibi, hayatta olan İsmail Polat, Talip Demirhan, Sabri Kenan Bağcı gibi isimler hemen aklıma gelenler arasında. Bunlar daha çok işçi hareketleri, sendikal faaliyetler, sokak gösterileri, nümayişler, eylemlerle öne çıkmış isimlerdir. Bizim de içinde yer aldığımız cenahta ise, İbrahim Görmez, Ali Sarı, Hasan Güney, Emin Ateş, İsmail İşler, Ömer Korkmaz, İsmail Eryiğit, rahmetli olan Erdinç Türkcan, Mustafa Dokudur, Oktay Mutlu, Kazım Gezer gibi isimler ilk aklıma gelenler arasında. İbrahim Görmez sivil toplum hayatında çok saldırılara muhatap oldu. Ama asla

pes etmedi. Hollanda Türk tarihine Amsterdam’da kiliseden camiye çevrilen (bugün Rozengracht’daki) Fatih Camii’nin mimarı olarak ismi geçecektir İbrahim Görmez’in. Görmez Hollanda İslam Televizyon ve Radyo yayında da bir dönem rol almıştı. İlerleyen yaşına rağmen Amsterdam Oost’taki bir camide son yıllara kadar hizmet etti. Ancak her dönemde olduğu gibi son dönemde de vefa gösterilmedi Görmez’e. Herhalde tarih yazanlar bu hakkı iade ederler. Yılların yıldıramadığı bir başka isim de; Leiden’deki Hasan Güney’dir. On yıllarını Hollanda Diyanet Vakfı’na vakfetmiş, ama geçen dönem bu kurumun bir takım yöneticileri tarafından vefasızlığın danıskasına muhatap olmuş Hasan Güney ilerleyen yaşına rağmen halka hizmetten kendini alıkoyamamıştır. Mehmet Emin Ateş, sivil toplum hayatı tarihçemizin hemen hemen her döneminde bulunmuş, zaman zaman geri çekilerek yıpranmasını önlemiş bir başka toplum kahramanıdır. Hollanda Türk İslam Kültür Dernekleri Federasyonu, Türkler için Danışma Kurulu gibi bir çok kuruluşta görev yapmış olan Emin

R, VEFA GÖSTE : İL B T KIYME R LE R TEŞEKKÜ İL S E BİRİNCİ N

Ateş hala Hollanda Türk toplumunun daha iyi yerlere gelmesi hususunda bugün nöbette olan sivil toplum temsilcileriyle iştişare yapmaya devam etmektedir. Elbette diğer isimler hakkında da çok değerli cümleler kurulabilir. Biz sadece bir giriş yapalım dedik… Evet. Ne isimlerini burada saymayla, ne de haklarında yazacağımız hatıra ve bilgilerle bu satırlara asla sığmayan ve isimlerini burada zikredemediğimiz bir çok toplum kahramanıyla ilgili, göçün kırkıncı yılında yapılan bir iki çalışma dışında, ne yazık ki bugüne kadar derli toplu sistematik bir çalışma yapılmamıştır. Öbür dünyaya intikal edenlerle artık söyleşi yapma şansımız yok. Yaşayan toplum önderleriyle bari göçün ellinci yılında bir şeyler yaparak, tarihe not düşelim. Hollanda Türk toplumunun nereden nereye geldiğine bakalım. Ve nereye gideceğimiz hakkında da bize bir fikir versin bu çalışmalar. O zaman, eli kalem tutanlar, kamera kullanma sanatına sahip olanlar, senaryo yazma kabiliyetine sahip olanlar, sinema ve belgesel yapmak isteyenler, haydi 2014 yani Hollanda Türk göçünün 50. yılı sizi bekliyor… Bu duygular içinde Kurban Bayramınızı tebrik eder, şahsınızda tüm insanlığa hayırlara vesile olmasını dilerim. (Bu yazı Viyana – Tiran arası yazılmıştır).

2014'ü şimdiden planlayın! Hesap kitap çok önemli. 2014'te temiz bir başlangıç yapın ve muhasebenizi uzmanına ve güvenilir ellere teslim edin. Şimdi muhasebecinizi değiştirmenin tam zamanı! Mali Müşavirlik Vergilendirme ve vergi mevzuatı Personel muhasebesi Online (uzaktan) muhasebe işlemleri Danışmanlık Girişimci olarak, sorularınıza en doğru cevapları alacağınız bir yere gelmek istiyorsunuz. Bunun bilincinde olan ADA GROEP, "tek duraklık işyeri" ADA NIJMEGEN prensibiyle, siz girişimcilere hizmet sunmaktadır. ADA ARNHEM ADA DEN-HAAG ADA AMSTERDAM Kerkenbos 1234 Broekstraat 32 Hoefkade 875 t.t. Vasumweg 18 Birlikte, en kısa sürede çözümler üretebiliriz. 6546 BE NIJMEGEN 6826 PZ ARNHEM 2525 HC DEN-HAAG 1033 SC AMSTERDAM T: +31 (0) 26-3895377 T: +31 (0) 24-8 100 100 ADA GROEP girişimcilerimize, sabit fiyat garantisi T: +31 (0) 70-4274357 T: +31 (0) 20-6946600 F: +31 (0) 26-4437152 F: +31 (0) 24 66 374 66 F: +31 (0) 70-3638097 F: +31 (0) 20-6941800 ile standart hizmet paketleri sunan, size en yakın ve en fonksiyonel danışmanlık noktanızdır. Daha fazla bilgi almak için www.adagroep.nl adresinden websitemizi ziyaret edebilirsiniz.

SİZE YENİ KAPILAR AÇIYORUZ

11

EKİM / OKTOBER 2013

NEREDEN NEREYE? Ömründe belki doğru dürüst büyük şehir görmemiş, kırsal kesimde kendi ekip biçtiğiyle kıt kanaat geçinmiş, belki de geçinememiş insanlar söz konusu olan. Belki içlerinde çok yetenekli olanlar vardı, ancak bu yetenekler, geliştirebilecekleri bir ortam olmadığı için körelmeye mahkum olmuşlardı. Eğitim ise başlı başına bir eksiklikti. Avrupa’ya gelmezden evvel maddi sıkıntılar, Avrupa’ya geldikten sonra da içinde yaşanılan ortam onların ne eğitime ne de kültüre meyletmesine izin vermiştir. Tek gayeleri çoluğuna çocuğuna ekonomik olarak daha iyi bir hayat sağlayabilmekti. Bunun için de ne yapıp edip çalışılmalıydı. Nitekim öyle de oldu. 4050 yıl önce gelen birinci nesil tabiri caizse gün ışığı görmeden yıllarca en ağır işlerde çalıştılar. Ne eğitime, ne dile ne de kültüre ayıracak zamanları vardı. İşte, hiç bir tecrübe ve alt yapısı olmadığı halde dilini, dinini, kültürünü bilmedikleri bir ülkeye gönderilen ve adeta kaderine terk edilen bu birinci nesil, bugün yirmi bine yakın girişimci, onbinlerce yüksek eğitimli genç, sayıları her gün artan serbest meslek erbabı, her düzeyde siyasetçi, sanatçı ve

aydının yetişmesini sağlamıştır. Allah birinci nesilden razı olsun ve ebediyete intikal edenlere rahmet, hayatta olanlara da sağlık ve uzun ömürler nasip etsin. Sonraki yıllarda gelenler hiç yabancılık çekmediler tabiri caizse yeni geldiğimiz ülkeye… Ve aradan geçen yıllar içinde bu insanların bazıları aramızdan teker teker ayrılarak bize veda ettiler. Hayatta olanların da yaşları bir hayli ilerlemiş durumda. Yurtdışına giden insanlarımızın büyük bir çoğunluğu köylerdendi. Bunun yanında az sayıda da olsa şehirlerden Avrupa’ya çalışmaya giden insanlarımız da vardı tabii ki. Buraya gelerek 2. Dünya savaşından sonra hızlı bir şekilde kalkınmaya çalışan Hollanda'nın farklı sektörlerindeki işyerlerinde, fabrikalarda ağır şartlar altında ezilerek dürüstçe çalışmışlardır insanlarımız. Kendi insanlarının yapmadıkları, yaptırmadıkları kirli ve pis işleri yaptırmışlardır onlara. Hollanda'nın kalkınmasında, ekonomisinin yükselmesinde buradaki Birinci Nesil büyüklerimizin emeği ve payı çok büyüktür, inkar edilemez. Camiler, dernekler, vakıflar, yaşamlarından örnekler, bizlere verilen öğütler ve tavsiyeler Bi-

rinci Nesil vatandaşlarımızın bizlere bıraktıkları en büyük eser ve miraslardır. Bundan dolayı onların kıymet ve değerlerini çok iyi bilelim, gerekli saygı ve hürmeti gösterelim. Bizleri, nesilleri birbirimize bağlayan önemli unsurlardan biri de dildir. Güzel Türkçemizi çocuklarımıza öğretelim, öğrenmelerini sağlayalım. Ancak bu şekilde buradaki gençlerimiz, insanlarımız nesiller arası iletişimi kurabilir, birlik ve beraberliklerini sürdürebilirler. Birinci nesil için bize en çok lazım olan da “vefa”dır. Vefa herhalde insanı insan yapan duyguların başında gelir. Biz, bugün at oynattığımız Hollanda’yı birinci nesilden hazır aldık. Onların attıkları temeller ve yaptıkları binalar üzerine faaliyetlerimizi devam ettirdik. Hollanda’ya yaşanan göçün ikinci on yılında oluşturulmuş kurumlarımız ve sonraki yıllarda açılan camilerimiz hep bu insanların eseridir. Vefa borcumuz: bu iyilikleri, hizmetleri ve yardımları unutmamak, yani bu ülkede varlığımızı sürdürmek için oluşturulan kurum ve kuruluşlarda emeği geçen güzel insanları, o yıllarda gönüllü hizmet verenleri hayırla anmaktır.

Kimler geldi geçti

Şu anki Amsterdam Fatih Camii, ilk zamanlarda henüz kiliseyken Cuma namazları ve Ramazan ayında teravihleri orada eda ediliyordu. 1977 ise kilise satın alınıp Fatih Camii yapıldı.

Amsterdam Ford fabrikasında çalışan ve Hollanda'nın tanınmış Türklerinden olan Mustafa Dokudur, montaj bandında, bozulan parçaların yapımı için uğraşıyor. Mustafa Bey fabrikada çalışan 500 civarı Türk işçiler ve fabrika yönetimi arasında zaman zaman arabulucuk yapmış.

Osman Baş, Nevşehir, 30 yaşında Hollanda'ya Osman Baş Rotterdam'dan Nevşehir'e yolculuk için hazır. O zamanlar 1 haftada varılan geldi, şimdi 72 yaşında. sıla yolu çok zorlu geçiyordu.

O zamanlar çocuk olan Osman Baş'ın oğlu Abdullah Baş'ın küçüklük fotoğrafı. Abdullah Baş şimdi Rotterdam Anadolu Camii yönetiminde Başkan Yardımcısı.

Salih Savaş, Sivas, 24 yaşında Hollanda'ya gelmiş, şimdi 64 yaşında.

Almelo'da Casa Cortina Pansiyonunda kalan vatandaşlarımız kendileri kurdukları mütevazi kütüphanenin önünde poz verirken. Soldan dördüncü olan Bayram Arslan öncülüğünde kuruldu bu kütüphane.

1975 yılındaki Milliyetçi Türk İşçileri Birliği toplantısında tanınmış simalardan İbrahim Görmez ve arkadaşları. Bayram Arslan (sağ) ve ailesi izine gitmek için arabayı hazırlamışlar. Komşuları Mehmet Ali Durmuş ve Orhan Caba arabı yüklerken yardım ediyorlar.

1966 yılında Artilerie İnrichtingen şirketinde çalışan Rafet Öcal'ı (soldan ikinci) kaldığı pansiyonda hollandalı iş arkadaşları ziyaret ediyor.

Gouda Groene Hart Hastanesinde temizlik yapan Nuriye Duman aynı zamanda ikinci bir işte çalışıyordu. Gündüzleri hindiba temizleyip geceleri hastaneye gidiyordu.

1973'te Almelo'daki ilk Türk futbol takımı. Daha ilk karşılaşmada kırmızı-beyaz özlemi formalara yansımış vaziyette.

HABER

SirkEci'den Tren gider Sirkeci'den tren gider, Varım yoğum törem gider, Tuna bizden utanır, biz Tuna'dan, Yüzüne kapatır ellerini. Aldırma be Tuna'm, Yiğit çıplak doğar anadan.

Sirkeci'den tren gider, Vagon gider, derdim gider, Gurbet elde bir başıma, Varım, yoğum alır gider.

Sirkeciden tren gider, Ona giden verem gider, Bir kampana çalar analar, ağlar. Oğul oğul, çocuklar öksüz, gelinler dul. Akşam olur, hüzün çöker, Omuzlarım bir bir düşer, Sirkeci'den tren gider, Gözyaşımı döker gider. Sirkeci'den tren gider, Erzurumlu Duran, Ankaralı Burhan gider, Burada ezan var, orda çan, Her sabah çınlar tepemizde, Uyan uyan!

Sirkeci'den tren gider, Bir yaldızlı Kur'an gider, Su serperler ya gidenlerin ardında, Dün askere Hint'e, Yemen'e, Bugün ekmeğe, yaban ellerine, Dönmezler ya andan. Sirkeci'den tren gider, Evim, barkım viran gider, Biz hep atla geçtik Tuna'dan, Böyle geçmedik avrat, uşak, Biz hiç böyle geçmedik, Tuna bizden utanır, biz Tuna'dan, Aldırma be Tuna'm, Yiğit çıplak doğar anadan, Sirkeci'den tren gider, Erzurumlu Duran, Ankaralı Burhan gider, Burada ezan var, orda çan, Her sabah çınlar tepemizde, Uyan uyan! Sirkeci'den tren gider, Bir yaldızlı Kur'an gider. (Ali Akbaş)

Rotterdam'da 1977 yılında Kurban Bayramı'nda kurbanlarını kesmek için bekleyenler. Fotos: Collectie Nederlands Fotomuseum

HABER

12

EKİM / OKTOBER 2013

Bir bakış bazen bir hayata bedeldir. Uzun bir yolculuğa çıkmak için yol arkadaşına güvenirsin...

010-423 04 24 0628-59 69 61 www.facebook.com/lifevisuals

13

HABER

EKİM / OKTOBER 2013

...Yaşamın hiç unutulmayacak anlarını yaşarsın. Paylaşmak için yeni bir başlangıçtır. Hayatın akışına sevdiklerinle birlikte dalar gidersin...

010-423 04 24 0628-59 69 61 www.facebook.com/lifevisuals

HABER

14

EKİM / OKTOBER 2013

...Birliktelik vazgeçilmez bir tutkudur. Geleceğe büyük umutlarla bakarsın, coşkuyla beklersin...

010-423 04 24 0628-59 69 61 www.facebook.com/lifevisuals

15

HABER

EKİM / OKTOBER 2013

...Yol arkadaşlığı inanılmaz güzel.Yıllar geçse de unutmazsın o günü. Sana özeldir...

010-423 04 24 0628-59 69 61 www.facebook.com/lifevisuals

HABER

16

EKİM / OKTOBER 2013

Yiğidi öldür ama hakkını yeme! Hiç bir tecrübe ve alt yapısı olmadığı halde dilini, dinini, kültürünü bilmedikleri bir ülkeye gönderilen ve adeta kaderine terk edilen bu birinci nesil, bugün yirmi bine yakın girişimci, onbinlerce yüksek eğitimli genç, sayıları her gün artan serbest meslek erbabı, her düzeyde siyasetçi, sanatçı ve aydının yetişmesini sağlamıştır. AHMET SUAT ARI Çoğu zaman bir konu hakkında yargıda bulunurken, o konuyla alakalı en önemli faktörleri bilerek veya bilmeyerek göz ardı edip, şu an geçerli olan normları esas alırız. Bu da ister istemez hem yanlış hem de haksız yargıların ortaya çıkmasına sebep olur. Halbuki her olguda zaman ve mekanın rolü çok büyüktür. Onları görmezden gelerek yapılan her değerlendirme eksik olacaktır. Bu durumu Avrupa’daki birinci nesil Türk göçmenlerle alakalı değerlendirmelerde çok sık görmekteyiz. Ömründe belki doğru dürüst büyük şehir görmemiş, kırsal kesimde kendi ekip biçtiğiyle kıt kanaat geçinmiş, belki de geçinememiş insanlar söz konusu olan. Belki içlerinde çok yetenekli olanlar vardı, ancak bu yetenekler, geliştirebilecekleri bir ortam olmadığı için körelmeye mahkum olmuşlardı. Eğitim ise başlı başına bir eksiklikti. İlkokulu bitirmiş olanlar şanslı olanlardı. Hatta bazıları hiç okula gitmemiş otodidaktlardı. Cevher vardı, ama onu ortaya çıkaracak şartlar maalesef yoktu.

İşte bu insanlar gerek yaşadıkları ülkelerdeki, gerekse Türk siyasi, sosyal ve akademik merciler tarafından günün normları esas alınarak değerlendirildiler ve değerlendirilmektedirler. Onlardan beklentiler, çoğu zaman aynı ekonomik ve eğitim düzeyinde olan yerli toplumun bireylerinden beklenenlerle aynı oldu. Halbuki onların ekonomik ve eğitim seviyesi yukarıda da belirttiğim gibi, içinde bulundukları şartlardan büyük ölçüde etkilenmiştir. Avrupa’ya gelmezden evvel maddi sıkıntılar, Avrupa’ya geldikten sonra da içinde yaşanılan ortam onların ne eğitime ne de kültüre meyletmesine izin vermiştir. Tek gayeleri çoluğuna çocuğuna ekonomik olarak daha iyi bir hayat sağlayabilmekti. Bunun için de ne yapıp edip çalışılmalıydı. Nitekim öyle de oldu. 40-50 yıl önce gelen birinci nesil tabiri caizse gün ışığı görmeden yıllarca en ağır işlerde çalıştılar. Ne eğitime, ne dile ne de kültüre ayıracak zamanları vardı. Bir taraftan ağır işlerin altında ezilen bu insanlar bir taraftan da

R, VEFA GÖSTE : KIYMET BİL R TEŞEKKÜRLE İL S E N İ C BİRİN

suat.ari@haber.nl bazı ihtiyaçlarının olduğunu fark ettiler. Beslenme ve barınma gibi maddi ihtiyaçların giderilmesinin yeterli olmadığını gördüler. Hayatın bir de manevi boyutu vardı ve zamanla bu boyutun eksikliği hissedilmeye başladı. Anadolu’dan Avrupa’ya gelen muhafazakar Türk insanı için manevi hayatın vazgeçilmezlerinden olan ibadet yerlerine olan ihtiyaç artık giderilmeliydi. İlk etapta özellikle cuma ve bayram namazlarını cemaatle kılabilmekti dertleri ve bunun için geçici ibadet yerleri ayarladılar. Daha sonra da atıl kalmış binaları satın alarak onları ibadethaneye çevirdiler. Bugün var olan bir çok camii o zamanlardan kalmadır. Hollandaca bir kaç kelimeyi bir araya getirebilen Türkler, özellikle bilen demiyorum, bu konuda öncü rolu oynadılar. Tabii ki onların bu girişimleri, şimdilerde olduğu gibi bir takım ırkçı ve islamofobik gruplar tarafından engellenmiyordu, hatta yardımcı olanlar bile vardı. 70’li yıllar böyle çok acil ihtiyaçlara bulunan çözümlerle geçip

giderken yeni bir durum ortaya çıktı. Bu durum, artık bir müddet para kazanıp geri dönme hülyasının geçerliliğini yitirdiğinin fark edilmesiydi. Artık eş, çoluk çocuk hasretine de bir son verilmeliydi. Aileler birer birer birleşmeye başladılar. Okullarda Türk çocukları görülmeye başladı. Yaşadıkları ülkeyle ilgili hiç bir bilgiye sahip olmayan bu insanların çocukları yerli toplumun içine salıverilmişlerdi. Tam da “saldım çayıra, Mevlam kayıra” deyiminde olduğu gibi, çocuklar bir nevi kaderlerine terk edildiler. Bu yeni durumdan şaşkına uğrayan ülke yetkilileri alel acele bir şeyler yapmaya çalıştılar, ama hiç kimsenin aklına bu çocukların buralarda kalabileceği gelmediği için köklü çözümler üretemediler. Türk yetkililer ise “aman çocuklarınıza Atatürkçülüğü öğretmeyi ihmal etmeyin!”demekten öte bir şey yapmadılar. İş yine birinci nesil'e düşmüştü! Artık sosyalleşmenin de vaktinin geldiği ve kendi dertlerine ancak kendilerinin çözüm ürete-

bileceğini fark etmeleriyle teşkilatlanmaya başladılar. Teşkilatlanma konusunda da bildikleri model olan Türk modelini uyguladılar. Bu da Türkiye’dekilere paralel, hatta aynı hiyerarşik yapının içinde, siyasi, dini ve kültürel teşkilatları doğurdu. Bugün mevcut olan bir çok teşkilatın temeli de bu birinci nesil tarafından atıldı. İşte, hiç bir tecrübe ve alt yapısı olmadığı halde dilini, dinini, kültürünü bilmedikleri bir ülkeye gönderilen ve adeta kaderine terk edilen bu birinci nesil, bugün yirmi bine yakın girişimci, onbinlerce yüksek eğitimli genç, sayıları her gün artan serbest meslek erbabı, her düzeyde siyasetçi, sanatçı ve aydının yetişmesini sağlamıştır. Yiğidi öldürelim ama hakkını yemeyelim. Hele hele hiç bir taşın altına eline koymayanlar hepten sussun! Allah birinci nesilden razı olsun ve ebediyete intikal edenlere rahmet, hayatta olanlara da sağlık ve uzun ömürler nasip etsin. Kurban Bayramınız mübarek olsun.

Ahmet Suat ARI is groepsleerkracht en onderbouwcoördinator op een VSO ZML-school te Enschede. Hij schrijft columns in diverse bladen en is o.a. secretaris van UETD-Nederland.

Avrupa'nın Yıldızları Utrecht'te seçildi Utrecht'te düzenlenen Avrupa'nın Yıldızları seçmelerinde Berkant Karlidag ile bir röportaj yaptık. Berkant Bey sekiz yıldır yapıyor bu seçmeleri. Hobi olarak başladığını ama sonrasında Konyaspor’un seçme istemesi ile profesyonel olarak ilk önce ‘Konyaspor seçmeleri’ adıyla başlattığını anlatıyor. " Bu organizasyon daha sonrasında Avrupa’nın Yıldızları oldu. Kendim de altyapı koordinatörlüğü ve hocalığı yapmış biri olarak bu organizasyonda yetenekli Türk çocuklarına daha fazla katkımız olsun istedik." diyor Berkan Bey Peki böyle bir ihtiyaç mı vardı? Vardı, çünkü bu işi kişiler vardı ama doğru olmayan şekilde yapıyorlardı. Biz başladık, iki, üç sene sonra baktık ki düzgün gidiyor, potansiyel de var, artık antrenörlükte yapmıyorum, tek işim bu. Scout ekibimle beraber Avrupa’da birçok yerde maçlara gidip yetenekli Türk çocuklarını takip ediyoruz. Biz kulüple aileyi, çocukla kulübü buluşturuyoruz. Bu buluşmalar böyle turnuvalarla mı oluyor? Önümüzdeki yıllarda da devam edecek misiniz?

Sekiz yılın sonunda biraz yoruldum, Avrupa’nın Yıldızları olarak böyle seçme değil de, beraber çalıştığım scoutların seçtiği, kendi futbol bilgisine güvendiğim kişilerin tavsiye ettiği çocukların yer aldığı bir organizasyon yapacağım. Yine Türkiye’den davet ettiğimiz hocalar gelecek ama çeşitle kez görülmüş, burada beğenilmiş olan çocuklar için gelinecek. Bu bazı Avrupa ülkelerinde olacak sadece Almanya’da değil. Serap Torremans ve Berkant Karlıdağ Bu organizasyonu yapmanıza en büyük etken ne oldu? Türk altyapı sistemindeki aksaklıklar? Genç yetenek- sürer. Ama çocuk ancak onbeş+onbeş dalerin A takıma seçilememeleri? Milli kika oynar. Bu seçmelerden bazen sadece takımın hedeften uzak kalan durumu? bir çocuk seçilir yada hiç kimse seçilmez. Öncelikle tabii ki ben Almanya’da ya- Buradaki çocuklar yeteneğin yanında sadığım için buradaki Türk çocuklarının Avrupa futbol kültürü ve disiplini ile yebir yere gelmesini istiyorum. Onların, tişmişler, bu yüzden bugün burada en az yeteneğine, futbol bilgisine inanıyorum. altı- sekiz çocuk seçilecektir. Almanya’da Tek sorum Türkiye’ye uyum. Bu çocuk- sezon başında seksen-doksan Türk kölar Türkiye’ye gittiklerinde kulüplerden kenli çocuk oynuyor, sezon sonunda on uyum konusunda destek görürlerse başa- tanesi Bundesliga’da sonraki sezon devam rılı olacaklar. Kulüplerinde sabırlı olması ediyor. Bunda tabii ki ülkelerin kendi milli takımında oynayacak olan oyuncuların çok önemli. Sizce neden Türkiye’den gelip önünün açılması için yapılıyor. Bu yüzden Türk takımlarında şanslarının denenmesi Avrupa’da genç yetenek aranıyor? Türkiye’de bir kulüp seçme yaptığında mantıklı. bin çocuk gelir ve bu seçmeler 2- 3 gün

Karsu Dönmez ödüle doymuyor Dünya yıldızı olma yolunda gün geçtikçe hızla ilerleyen caz sanatçısı Karsu Dönmez, Hollanda'nın ardından Almanya'da da ödüle doymuyor. Düsseldorf'ta yaklaşık bin seçkin davetlinin önünde gerçekleştirilen Plattino Ödül Töreni'ne müzik dalında Karsu Dönmez damga vuran isim oldu. Türk-Alman Akademisi ve Öğrenci Derneği TD- Platform tarafından, 2009 yılından beri, Türk Alman toplumlarının kaynaşması ve kültürel etkileşimin sağlan-

ması için katkıda bulunanlara verilen Plattino Ödülü bu yıl da, spor, müzik, siyaset ve medya olmak üzere dört dalda verildi. Spor dalında Borussia Dortmund'ta futbol oynayan Nuri Şahin, müzikte Hollanda'da yaşayan genç caz sanatçısı Karsu Dönmez, politikada ise Neonazi cinayetlerinin aydınlatılmasında önemli rol oynayan, NSU Parlamento Araştırma Komisyonu Başkanı SPD Federal Milletvekili Sebastian Edathy ödül aldı.

Webtasarım Webshops

internet teknoloji

Webhosting

internet teknoloji

internet teknoloji

Kurumsal kimlik (huisstijl)

internet teknoloji

Reklam/Flyer tasarım

ılır

internet teknoloji

Dynamic flash banner

niz

internet teknoloji

Website scan (bedava)

internet teknoloji

Profesional team Güvenebileceğiniz doğru adres

ed

itm

ag

ıy ask

üm

t en

m

arı

tas

ri işle

yap

B

AyyildizWeb Broekstraat 32-215 6828 PZ Arnhem

T : +31(0)26 711 32 32 E : Info@ayyildizweb.nl W : www.ayyildizweb.nl

17

HABER

EKİM / OKTOBER 2013

TiCARi SAYFALAR Doğal Lezzet

Artık Ticari Sayfalar'da 33,- EURO'dan başlayan fiyatlarla ilan verebilirsiniz. Gelininizi, damadınızı ya da eşinizi Hollanda'ya getirmek için IND'ye nasıl başvuru yapmanız gerekiyor?

Tel./fax: 010 - 737 06 76 SLINGE 584 1.KAT 3086 EX ROTTERDAM

info@buropas.com www.buropas.com

HOLLANDA’DA

K aza Uzmanı’nız Letselschade & Advies

İş ve trafik kazalarında uzman kadrosuyla Hollanda genelinde hizmet vermekteyiz. Yürüyen davalarınız ücretsiz incelenir ve uzman görüşü sunulur.

Daha fazla bilgi için:

Kampanya

ROOSENDAAL: AMSTERDAM: ROTTERDAM:

Nieuwe Markt 65A, 4701 AD Tussen Meer 1B, 1068 EX OSDORPPLEIN ‘s Gravenlandseweg 285, 3125 BK SCHIEDAM

Tel. 0165-39 13 34 Tel. 020-410 94 94 Tel. 010-242 41 24

Mob: 06-39110241 / 06-39110243

info@kazauzmani.nl

www.kazauzmani.nl Beauty & Kapsalon

Tel: 070- 393 02 46 Mob: 0654 - 69 76 04

La Bella Dames & Heren

mail: beautysalon_labella@live.nl

Ofis ve işyerlerinizin cam temizliĞİ Tel: 0655-38 45 54 www.schoonmaakbedrijfschiedam.nl info@schoonmaakbedrijfschiedam.nl

Hildebrandstraat 127 2524 VG Den Haag

Her türlü dış cephe temizliği hizmetlerimiz mevcuttur.

tasarım: www.websayfa.nl

Dameskapsalon • Elke maandsag, dinsdag en woensdag knippen voor maar €10

Pieter de Hoochweg 115 3024 BG Rotterdam www.hotelport.nl 010 - 477 9628

• Elke donderdag en vrijdag permanenten, knippen en föhnen voor maar €45

Tel: 0683 57 22 88 Benthuizenstraat 96b 3035 CR Rotterdam

www.sancak.nl Tel: 0650 211 183 www.rt-totaalafbouw.nl

Tel: +31 624 291 247

www.mob.nu

www.kontv.com.tr

Ingelandenweg 1 1069 WE Amsterdam

Keukens • Badkamers • Stucwerken • Dakkapellen Afbouwsystemen • Loodgieterswerken • Vloer- en tegelwerken • Tuin ontwerp en aanleg

info@hedefmedya.nl www.hedefmedya.nl

Muhabbetin yeni adresi

TEL: 033 - 260 10 10 MERAM SUPERMARKET Meridiaan 30-32 3813 AW Amersfoort Tel: 0651691025

Administratie en Accountancy

www.profa.nl

www.solarstream.nl info@solarstream.nl

KONYALI OTANTiK

www.konyaliotantik.nl

www.tolgaadvocatuur.nl HABER

18

EKİM / OKTOBER 2013

AVUKAT VE HUKUKÇULAR SAYFASI

Tolga Gümüş - Strafzaken - Jeugdzaken (OTS/UHP) - WSNP (schuldsanering)

Hollanda Türk Hukukçular Birliği'nden kamuoyuna açıklama Hollanda Türk Hukukçular Birliği tarafından yapılan basın bildirisinde aşağıdaki konuya dikkat çekildi. " Türk Hukukçular Birliği’ne aşağıda belirtilen önemli konuyla ilgili olarak sorular ve şikayetler gelmektedir. Türk toplumunu/kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla basın bildirisi yapılması uygun görülmüştür. ‘Centrum voor Jeugd en Gezin’ diye adlandırılan devlet kurumundan velilere, son sınıf ortaokul örgencilerine resmi yazı gönderilerek, çocukların ‘gezondheidvragenlijst’ doldurması gerektiğini belirtilmektedir. Kısacası, çocukların genel sağlığı ve gelişmesiyle ilgili çok özel sorular içermektedir. Resmi yazışma öyle kaleme alınmışki, mecburi katılması gerekiyormuş ve çocukların böyle bir şeyin ‘mecbur’ oldu-

• • • • • • • •

ğu ima edilmektedir. Endişeye giren vatandaşlarımızdan bu konuyla ilgili olarak sorular gelmekte. Özetle sorular: 1 – sözkonusu ‘gezondheidsvragenlijsti’ doldurma mecburiyetimiz var mı? 2 – doldurmadığımız takdirde, herhangi bir cezası/yaptırımı var mı? 3 – doldurduğumuz takdirde, elde edinilen bilgiler ileri tarihte basımıza dert acar mı? 4 – eğer, yapmadığımızda, sonra bizi ‘takibe’ alırlar mı? ‘yapmadığını göz önünde bulundurarak, zan altına mı gireriz? Bu konuyla ilgili olarak huzursuz olmaya gerek yok. Böyle bir soru listesine hiç kimse mecbur tutulamaz. İsteyen veliler çocuklarının katılmasını teyit ederler, istemeyen ise, herhangi bir gerekçe sunmaya gerekmeksizin, bunu reddede-

İflas ve kişisel iflas davaları Sosyal sigortalar hukuku Boşanma davaları lettertype Bauerbodini bt (bold) Velayet ve nafaka davaları Ticaret hukuku İş hukuku Kira hukuku Haciz ve icra davaları

www.asv-advocaat.nl E-mail:harmankaya@asv-advocaat.nl

www.kilicadvocatuur.nl 020-475 00 05

bilirler. Kesinlikle kendi istek ve gönüllülük ilkesine bağlı olarak, bu tür araştırmalar yapılır. Alınan bilgiler ise, her zaman size geri dönüş yapabilir: çocuğun sağlıksızlığı sözkonusu olursa, devlet kurumu yetkilerini kullanma hakki doğurur. Eğer, yinede herhangi bir vatandaşımıza ‘ben çocuğumun böyle birşeye katılmasını reddediyorum’ dediğinden dolayı, rahatsız edilirse, veya herhangi başka ‘tehditkar’ üslup kullanılırsa, bize derhal bunu bildirmesini rica ve arz ediyoruz. Biz HTHB olarak, gereken cevabi yasal zemin çerçevesinde sizin adınıza veririz. Bu meseleyi ‘toplumsal bir konu’ olarak değerlendirdiğimizden dolayı, herhangi bir ücret veya masraf sözkonusu olmayacak. Avukat Ejder Köse."

Stille Veerkade 25 2512 BE DEN HAAG Tel: 070 394 63 45 Fax: 070 393 10 04

Tel: 010 - 226 03 73 Aelbrechtskade 52b Rotterdam

www.tolgaadvocatuur.nl

Serpil Tümkaya www.advocatenpraktijktumkaya.nl 010 - 798 24 52

Hollanda’nın yurtdışındaki malvarlığınızı araştırma hakkı yok

B

ir süre önce H o l l a n d a’ n ı n bazı büyük belediyelerinde “Pilot Procesgestuurd Onderzoek Vermogen Buitenland” adı altında bir proje başlatıldı. Bu projenin amacı sosyal ödenek (bijstand) alan bazı etnik grupların yurtdışındaki varlıklarını araştırmak. Bu projeye göre yaşı 50’nin üzerinde olan ve yılda 28 günden fazla izin isteyen Türk ve Faslı vatandaşlar araştırma kapsamına alınıyor. Bu şartlara uyanlara yönelik araştırmayı IBF (UWV’nin bir bölümü olan Internationaal

Bureau Fraude) başlattı ve tapu kadastro ve vergi dairesi ile birlikte yürütüyor. Avukat Rasim Küçükünal bu araştırmanın Anayasanın 1. maddesine, Eşit muamele yasasına (Algemene Wet Gelijke Behandeling), Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine, eşitlik ilkesine, özel hayatı koruma kanununa ve diğer uluslararası anlaşmalara aykırı olduğunu ifade ediyor. Diğer yandan bu projede bahsedilen ‘genel riziko-profili’ mevcut araştırmaya temel oluşturacak hukuki bir zemine dayanmıyor. Genel idare hukuku kanunu vatandasın

Hukuk alanları: - Aile hukuku (nafaka, çocuk davaları, mal varlığı sorunları) - Boşanma davaları - Velayet ve yerleştirme davaları (çocuk esirgeme kurumu davaları)

- Ceza hukuku - Kamu hukuku - İş hukuku - Kira hukuku - Para tahsil davaları

Her ayın ilk cuma günü saat 18:00-20:00 arası, hukuksal sorunlarınıza ÜCRETSİZ danışma imkanı sunuyoruz. Bu günler için randevu almanız tercihimizdir.

Avukat Tuğba Harmankaya

araştırmanın hedefi, kapsamı ve sonuçları ile ilgili tam olarak bilgilendirilmesini gerekli kılıyor. Avukat Rasim Küçükünal yukarıdakine binaen büyük belediyelerce yapılan bu araştırmanın kanuna ve uluslararası anlaşmalara aykırı olduğunu belirtiyor. “Hak sahibi olmakla hak verilmek farklı şeylerdir” diyen avukat, sadece hakimin konuya açıklık getirebileceğini söylüyor. Danışmak için kendisine başvurabileceğinizi belirten avukatın mail adresi şöyle: info@kucukunal.nl

www.advocatenkantoor-soytekin.nl info@advocatenkantoor-soytekin.nl

Avukat Meral Soytekin Adres: Putselaan 133 (Kocatepe Camii yakını) 3072 CE ROTTERDAM Tel: 010-226 227 1 Fax: 010-226 227 2

"Hukuk iyi ve adil olanın sanatıdır" Ius est ars boni et aequi

mr. Rasim Küçükünal

www.kucukunal.nl

Prof. Kamerlingh Onneslaan 154 3112 VM Schiedam T: 010 - 238 08 30 F: 010 - 238 08 31 M: info@kucukunal.nl

mw. mr. Dilek Küçükünal-Abotay

19

HABER

EKİM / OKTOBER 2013

Bulgaristan ve tatil Bu tehlikeyi önlemek için Avrupa'da bulunan Türklerin de, bu güzelim beldelerde ev ve mülk almaları bu tehlikeli gelişmeyi önleyecektir. Bu sayede bir taşla iki kuşta vurmuş olacaksınız diyebilirim. SEDAT ÇAKIR Bu yaz tatili yürüyüş yaparak Bulgaristan'da geçirdim. Sultanlar Yolu projesi dahilinde ana ve baba memleketim olan Eğridere (Ardino) ve Kırcaali çevrelerinde Rodop dağlarında 21 gün yürüdüm. 1913 Balkan harbinden sonra tamamen kendi kaderine terk edilen bu bölgede Türklerin yaşadıkları yerleri, kendi köyümüzü ve bugünkü durumu değerlendirme imkanı oluştu. Rodop dağlarının Türklerin yaşadıkları bölgelerden benim gördüklerim arasında en güzel dağlar olduğunu söyleyebilirim. Sıla-i rahim olarak ta algılanabilecek olan bu yolculuğum beni kendi ailemin tarihine de geriye götürdü diyebilirim.1878’de Bulgaristan’ın bağımsızlığından sonra Osmanlı'dan kopan bu topraklar 1950 yıllarında kadar Osmanlı düşüncesi

sedat.cakir@haber.nl içinde kalmışlardır. Komünist rejim ve bu rejimin son dönemlerinde Todor Jivkov baskıları altında inleyen Bulgaristan Türkleri aynı zamanda Türkiye tarafından da hissen ve alenen terkedildiklerini maalesef yaşamışlardır. 1970-1989 yıllarında acımasız bir asimilasyon kampanyasına maruz kalan Pomak müslümanlar ve Türkler halen daha o günlerin acılarını ve sancılarını hissetmektedirler. Ekonomik olarak geri bırakılan bu insanlar zorunlu göçlerden sonra şimdi belki daha büyük bir tehlike olan yabancıların mülk edinme gayreti içine Türk ve diğer müslüman azınlıkların bulundukları köylerde ve bölgelerde yok fiyatına ev ve tarla satın almalarıdır. Türk ve müslüman köyleri yavaş yavaş ama

KURBAN BAYRAMI MESAJI

Prof. Dr. Mustafa Ünver

"Tüm müslümanların kurban bayramlarını gönülden tebrik ediyor; sağlık ve afiyetler diliyor, bayramımızın tüm dünyada barış ve huzura vesile olması duasında bulunuyorum." Hollanda Diyanet Vakfı Başkanı ve Lahey Din Hizmetleri Müşaviri Prof. Dr. Mustafa Ünver Kurban Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayınladı. Basın bildirisi şeklinde verdiği mesajda Kurban hakkında öz bilgiler de veren Ünver, Kurban sözlükte 'Allah Teala’ya yaklaşmak, yükselmek ve yakın olmak' gibi anlamlara gelir. Dini terim olarak ise müslümanın ibadet maksadıyla, belirli şartları taşıyan hayvanı usulüne uygun olarak kurban etmesi demektir. Kurban akıllı, buluğ çağına ermiş, dinen zengin sayılacak kadar mal varlığına sahip olan bir müslümanın yerine getirmesi gereken mali bir ibadettir. " dedi. Prof. Dr. Mustafa Ünver şu bilgilere de yer verdi: "Kurban kesmenin hükmü Kitap, Sünnet ve İcma ile sabit olan vacip bir ibadettir. Allah Teala Kuran-ı Kerim’in Kevser suresinin 2. ayetinde “Rabbin için namaz kıl ve kurban kes” buyurmaktadır. MÜSLÜMANLAR NEDEN KURBAN KESİYOR? Evrenin en anlamlı varlığı olan insanların hayatiyetlerini devam ettirebilmeleri için tüm dünyada hergün belki milyonlarca hayvan boğazlanmakta ve sofralarına gıda olarak sunulmaktadır. Yıl boyunca zenginlerin sofralarından eksik olmayan etlerin, senede bir defa da fakir ve ihtiyaç sahibi insanlarca tadılmasını sağlayan kurban ibadeti; özünde büyük bir paylaşmayı, empatiyi, kardeşliği, rızayı, duayı ve toplumun farklı gelir düzey grupları arasındaki muhabbeti ve dayanışmayı sağlamaktadır. Yılın hergünü imkanı olanların gıda ihtiyacı için boğazlanan hayvanlar, kurban bayramında sadece Allah’a yakınlaşmak ve rızasını kazanmak, Hak yolunda fedakarlık etmek kasdıyla öncelikle ihtiyaç sahiplerine ulaştırmak üzere kurban edilir. AVRUPA’DA KURBAN BAYRAMI İnsan ne kadar maddi imkana sahip olursa olsun yaratılışında var olan gereksinimleri karşılamadığı zaman asla mutlu olamaz, huzur bulamaz. Kur’an-ı Kerim bu durumu Ra’d suresi 28. Ayette “kalplerin itminan bulması” olarak tarif eder. İnanmak, ibadet etmek, Yüce Kudretin iradesine teslim olmak, şükretmek, sabretmek, kendisine emanet edilen imkanları başkalarıyla paylaşmak yaratılıştaki bu gereksinimlerden birkaçıdır. Özellikle paylaşma duygusunun azaldığı, yalnızlıkların arttığı, çoğunlukla kalplerin huzura eremediği Avrupa’da müslümanların kurban ibadeti ve bayramı tüm insanlık için ayrı bir anlam ve öneme sahiptir. Hollanda’da müslümanlar olarak bizler kurban etlerimizden muhtaçlara sunarken, aynı zamanda dini, milliyeti ve rengi ne olursa olsun komşularımıza da ikramda bulunmalı, bu vesileyle hal ve hatırlarını sormalı, onlara iyilik ve huzur dilemeliyiz."

ş Gidi üş dön

eskisinden daha hızlı olarak İngiliz, Alman ve Bulgarların eline geçmektedir. Zorunlu göçlerden dolayı terkedilen evler yıkılma tehlikesi ve satılma tehlikesi altındadır. Bu tehlikeyi önlemek için Avrupa'da bulunan Türklerin de bu güzelim beldelerde ev ve mülk almaları bu tehlikeli gelişmeyi önleyecektir. Bu sayede bir taşla iki kuşta vurmuş olacaksınız diyebilirim. Hem Avrupa’nın en güzel yerlerinden birinde ve büyük bir ihtimalle en güzel manzaralı yerinde ev almış olacaksınız. Ev fiyatları köylerde 5-15.000 Euro civarında. Bu sayede göçler önlenmiş olur ve köy camileri ve hayatı da kurtulmuş olur. Ekonomik olarak bu bölgedeki ev ve araziler gelecek 5-7 yıl içinde en az 10

katına katlayacağı için de iyi bir yatırım yapmış olacaksınız. Doğu Rodop dağları içinde turizmi geliştirmek için çeşitli Avrupa projeleri mevcut ve bunun yanında Hollanda merkezli Yeni Trakya Altını isimli proje, Postcode Loterij sponsorluğunda 6 yıldan beri ekoprojeler üretmektedir. Sultanlar Yolu yürüyüş parkuruda bu bölgeden geçmektedir. Gelecek dönemde tatil düşünceniz oluşursa Rodop bölgesinde yaz ve kış tatil yapabilirsiniz. Gidin görün ve tarihinizi yaşayın ve yaşatın. Yerel Türk ve Pomaklarla ticaret yapın ve Bulgaristan'daki imkanları değerlendirin. Bulgaristan Avrupa Birliği içinde olmasından dolayı Avrupa'da bulunan tüm teşviklerden faydalanabilecek olan

bir ülke.Ev almak isteyenlere özellikle Eğridere ve Kırcaali çevresindeki ev ve arazileri önerebilirim. İşyeri açmak isteyenler Doğu Rodoplarda Kırcaali şehir merkezini düşünebilir. Cami yaptırmak isteyen arkadaşlar olursa Madzharovo (Yatacık) veya Ivaylovgrad (Ortaköy) şehirlerini önerebilirim. Her iki şehirde komunist rejim döneminde Türklerden arındırılarak tamamen bir Bulgar şehir haline gelmiştir ve camileri de buldozerlerle yıkılmıştır. Tatil içinse her tarafı uygundur. Gidin Bulgaristan'da eski Osmanlı gelenek ve misafirperverliğini yaşayın. Not: Bulgaristan'dan gelen Türkleri lütfen Türk olarak tanımlayın çünkü unutmayın ki onlar orada Osmanlı'nın mirasıdırlar.

Sedat Çakır, göçebe aile yapısından kaynaklanan genetik yapıyla Sultanlar Yolu’nu hazırladı ve yürüdü, yine aynı genetik yapının değiştirici etkisiyle değişim danışmanlığı yapıyor.

HABER

20

EKİM / OKTOBER 2013

ADVERTORIAL

Hayat boyu garantili Göz Lazeri Visus Oogkliniek'te Rotterdam'da 5 yıldır hizmet veren ve Türkler arasında henüz çok iyi bilinmeyen modern bir göz kliniğini tedavi ve hizmetleriyle vatandaşlarımızın beğenisini kazanmaya devam ediyor. 5 milyon yatırımla kurulmuş bu gözde kliniğin sahibi bir Türk: Dr. Nusret Baş. Türkiye'de ilk göz lazerini gerçekleştiren Doktor Nusret Baş, 28 yıldır tek başına 60 binden fazla göz lazer ameliyatı gerçekleştirdi. Yani tüm Hollanda'daki göz doktorlarının toplamından daha fazla.

V

isus Oogkliniek nasıl bir kurum? Kısaca anlatabilir misiniz? Visus Oogkliniek 5 yıldır Rotterdam’da aktif. Burada açmadan önce uzun yıllardır Türkiye deneyimimiz var. Visus Oogkliniek Doktor Nusret Baş tarafından kuruldu. Doktor Nusret Baş,

Türkiye’nin en önde gelen göz cerrahlarından birisi. Kendisi Türkiye’de ilk göz lazer ameliyatını yapan doktordur. Şu anda 2012 yılı itibariyle Hollanda’nın en büyük göz lazer kliniğiyiz. Rotterdam’da n sonra yakında, Amsterdam’da da bir şube açacağız.

Kliniğimiz 5 milyon Euro’luk bir yatırımla kuruldu. Dünyanın en gelişmiş ve en pahalı göz lazer cihazları mevcut bizde. Visus Oogkliniek'te şimdiye kadar 10.000’den fazla ameliyat yaptık ve bunların çoğu lazer ameliyatı. Bu ameliyatların sonucunda her hangi bir komplikasyon her hangi Visus Oogkliniek uzman kadrosu hem Türkçe hem bir sıkıntımız söz Hollandaca her türlü konuda size yardımcı olabilir. konusu olmadı. Şu anda Hollanda çapında en yüksek notu (reviews) alan kliniğiz, 10 üzerinden 9.5 aldık ortalama. Ameliyatlarımıza müşterilerimize garanti veriyoruz. Hangi çeşit göz ameliyatları yapıyorsunuz? Biz buraya lazer operasyonları olarak başladık, yaptığımız ameliyatlar en son tek-

Sigortalar göz lazer tedavisini karşılıyor mu?

Türkiye’de olunan göz lazerini Hollanda’daki hiç bir sigorta karşılamıyor. Kliniğimizdeki tedavilerde ise bir kısmını karşılıyor. örnek olarak Zilveren Kruis üst paketlerde 1000 Euro’ya kadar göz lazerini karşılıyor. Websitemizden hangi sigorta şirketlerinin ne kadar geri ödeme yaptığını öğrenebilirsiniz.

GÖZ LAZERİ NORMALDE 1998,- EURO. HABER OKURLARINA %20 İNDİRİMLİ Visus Oogkliniek Yöneticileri HABER Gazetesi indirim kodu ile gelenlere 400 Euro'luk indirim uyguluyor. Basit bir örnek: Diyelim ki Amersfoortse veya Zilveren Kruis'te sigortalısınız. Göz lazer tedavisi olduğunuz takdirde, €1998,- yerine €1598,- ödüyorsunuz. Aynı kalitedeki tedaviye başka kliniklerde çok daha fazla ödüyorsunuz.

noloji ile yapılmakta, ‘İntralasik’, yani halk dilinde bıçaksız göz lazeri olarak bilinen yöntemi yapıyoruz. Kişiye göre nasıl bir uygulama? Hastalarımızın büyük çoğunluğu İntralasik dediğimiz, bıçaksız, ağrısız, kansız ve 4 saat sonra normal görme garantili ameliyatlarla tedavi ediliyor. Okuma gözlüğünden de kurtarıyoruz biz, ne okuma için ne de genel anlamda gözlük ihtiyacı kalmıyor. İntralasik'in yanı sıra Katarakt ameliyatları, göz içi lensleri, gibi farklı ameliyatlar da yapıyoruz. ‘Intake’ yani muayene görüşmesinde neler olur? Bu görüşme normalde 1 saat sürüyor ve doktor tarafından gerçekleştiriliyor. Göz tansiyonu ölçülüyor, gözün derecesi ölçülüyor, korneanın deforme olup olmadığı ölçülüyor. Bu ölçümlerden sonra doktor tarafından en son teknolojik cihazlar aracılığıyla bütün gözün en ön tara-

%100 memnuniyetimiz var. Türkiye’deki ameliyat larda 6 ay garanti bile alamazsınız, ama bizde ömür boyu garantili.

Dr. Nusret Baş

Göz lazerinde güvenilir yöntem Göz lazeri nedir ve güvenli midir? Göz lazeri, gözdeki görme bozukluğu olan insanların, derecesini sıfıra getirip tekrar iyi ve net görmesini sağlamak ve bu sırada gözlük ve lens kullanımını kaldırmaktır. Göz lazeri tamamen lazer ışığıyla yapılıyor ve hiç bir yan etkisi yok, bilinen hiç bir sorunu yok. Dünyada geçtiğimiz 28 yıllık göz lazeri ameliyatlarında zannediyorum 40 milyondan fazla insan ameliyat olmuştur ve hiç bir yan etkisi veya gözlerde gerileme vakası görülmemiştir. Şu an dünyada yapılan en son ve en geliştirilmiş teknik ise İntralasik’tir ve bunun en kaliteli ve en pahalı cihazı bizim klinikte.

fından en arka tarafına kadar komple kontrol ediliyor. Bu yüzden de yanılma payı çok az. Göz lazer ameliyatı ne kadar sürede tamamlanıyor? Ameliyatlar çok kısa sürüyor. Ameliya-

tın kendisi, birinci bölümde göz başına 27 saniye sürüyor, ikinci bolümde göz başına 1 dakika sürüyor. Toplam 3 dakikada hastamızla sohbet ederek bitiriyoruz zaten.

3 dakikada gözlükten kurtulun Hollanda'da lazerin avantajları

Ameliyat süresince, sırasında esnasında bir acı yanma veya batma gibi bir şey hissediliyor mu? Ameliyattan önce göze uyuşturucu damla damlatılıyor. Bu esnada zaten hastamızla sohbet ediyoruz ve hastamız hiç birşey hissetmiyor. Hiç bir şekilde ne iğne ne de bıçak gibi şeyler kullanılmıyor. Daha 5 dakikalık bir bekleme süresince gözler dinlendiriliyor. Daha sonra ikinci odaya alıyoruz hastamızı ve ikinci lazeri uyguluyoruz. Yine hastamız hiç birşey hissetmiyor, aynı gözlüksüz hali nasılsa öyle duruyor. Bazı insanlarda göz lazerinden sonra göz kuruması ortaya çıkabiliyor. Bu çok normal birşeydir, bu göz kuruması da maksimum 6

ay sürer. Buna karşı yine damlalarımız mevcut, bunları da ücretsiz veriyoruz ameliyattan sonra, bu şekilde olası göz kuruması durumunda bu damlalarla kurumayı önlüyoruz. Ameliyattan sonra normal hayata ne zaman dönebilir ameliyat olan kişi? Ameliyat olan kişi 1 saat klinikte bekliyor, bu arada gözünde hafif bir yanma hissedebilir, bu yanma en fazla dört saat sürer ve dört saatin sonunda iyi bir şekilde görmeye başlayıp istediği herşeyi yapıp hayatına tekrar döner. Yani bu ne demektir, sabah gelip, 4 saat sonra öğlen normal hayatına gözlüksüz devam et.

ır! Uygun yöntem ihtimali hiç yok, sıf a m ol r kö rla tla oluşmaz. Bu ameliya iyse hiç bir sıkıntı ild ed t iya el am seçilerek

Visus Oogkliniek Rotterdam’ın en prestijli bölgelerinden birisi olan Kralingen’de. 1000 m2 bir alan üzerinde. Ücretsiz park yerleri mevcut. Otoyola, metroya, otobüs durağına ve tramvaya yakın.

fondan arayıp le te 5 5 2 5 3 5 -2 010 muayene için iz ts re c ü ve vu e rand görüşebilirsiniz. 'la ım n a H in m Yase

Türkiye’de göz lazeri daha ucuz deniyor. Bunu tavsiye etmiyor musunuz? Tavsiye etmiyoruz, bunun birkaç nedeni var. Burada öncelikli olarak şunu belirtmek gerek. Göz lazerinde dediğimiz gibi çok farklı ameliyat türleri var. Her bir ameliyat türünün fiyatı farklı olabilir. Türkiye’de de fiyatların daha ucuz olduğu doğru, ama bizim klinikten göz lazer tedavisi olmanın avantajları daha çok. Bunlar neler? Birincisi Bizim kullandığımız cihaz, Türkiye’deki hiç bir hastanede yok. Bu makineyle en son teknolojiyle ağrısız ve çok hızlı bir şekilde ameliyat mümkün. İkincisi Türkiye’de çok başarılı doktorlar ve hastaneler var, çok da başarılı sonuçlar alınıyor, ancak ameliyattan sonra muhtemel

HABER okurlarına 400,- Euro indirim

kontrol durumlarında her defasında aynı hastaneye gitmek zorunda kalmanız daha külfetli olur. Basit de olsa bir komplikasyon durumunda, yaptırdığınız hastaneye gitmeniz gerekir. Gitmezseniz sorun daha büyüyebilir. Üçüncüsü, Türkiye’de ameliyat olmuş birine Hollanda’daki bazı hastaneler zorluk çıkarıyorlar. Hollanda’da yaşayan birisi olarak Rotterdam merkezli Visus Oogkliniek’te tedavi olmanız durumunda siz bu komplikasyonlardan kurtaracaktır. Ek olarak Türkiye’ye göre ekstra avantajlarımız var. Biz ameliyattan sonra %100 görme garantisi veriyoruz, öncelikle bu kullandığımız cihazdan dolayı. Bu garanti nasıl çalışıyor? Eğer ki ameliyattan sonra gözlük kullanma ihtiyacınız varsa, paranızı geri iade ediyoruz. Şu ana kadar hiç kimse para geri iadesi istemedi, çünkü %100 memnuniyetimiz var. Türkiye’de ameliyat olanlarda 6 ay garanti bile alamazsınız. Ömür boyu garantimiz var bizim. Eğer ileride göz numarası değişimi olduğu takdirde, ki bu çok küçük bir ihtimal, o zaman tekrar kliniğimize gelip ücretsiz ameliyat olabilirsiniz.

21

HABER

EKİM / OKTOBER 2013

A M U K HIZLI O İ İLE EĞİTİM

DAKİKADA 1000 KELİME OKUYABİLİRSİNİZ

Yavaş okuyunca araya hayaller de giriyor yani odaklanamıyoruz, odaklanamayınca okuduğumuz kitaptan lezzet alamayız. Beyin çok hızlı çalışıyor hatta uyku halinde de çalışıyor. Hızlı okuyunca beyin araya hiç bir şey koymadan hepsini daha iyi anlıyor. İnsanin yetenekleri paraşüt gibi açılabiliyor. Zihnin yakıtı kelimelerdir, zihin kelimelerle çalışır. İnsan zihninin potansiyeli kelimelerle ölçülür ne kadar kelime o kadar zihin performansı. Türkçemizdeki kelime sayısı 623.000 ile dünyadaki ikinci büyük dil. Birincisi Arapça 1,5 milyon kelime ve kavram barındırıyor. Bizim insanımızın ortalama kelime kullanım sayısı 300-500 arası. Türk dizileri dahil. O yüzden diziler bizim kelime haznemizi genişletmiyor. lü y

or

yüzünü anlayabiliyorsunuz. y Dünya hızlı okusö i n i ma rekortmenliğimiz ğ e lec var. Bu önce Amerika'daya bi y u dı dakikada 6000 kelimeydi, k o Hızlı ızlı biz ikiye katladık 11.725 kelimeyle okum esin h lek r a uzman e h dünya rekortmenliğini aldık, tescilleı Selahattin Yaylamaz eğitimi alan ceğini an- dik ve yayınladık. Ekim 2011 yılında latıyor. "İnsanlar yavaş 5. sınıf öğrencisi Tarık Yiğit 10 yaşınnlayarak hızlı okuma teknikleri ve okuyunca daha iyi anladığı öngörüsü da ilkokul öğrencisiydi. 125 kelimeyaile terapisi konuların- var, düz mantık böyle çünkü öyle alış- le başladı ve rekoru 11.725 kelimeyi da konferans vermek için tık 40 yaşına kadar bir şeye alışmışsa okudu" dedi. Hollanda'ya gelen Selahattin Yayla- yanlış oluğunu bilimsel anlamda anTarihte hızlı okuyanları araştırdımaz HABER ofisini ziyaret ederek bu latmaya çalışsan bile insan inanamı- ğını söyleyen Selahattin Yaylamaz, alandaki gelişmiş teknikler hakkında yor. Bu işin tekniğini aldıktan sonra Shakspeare'in dakikada 10.000 kehızlı okununca daha iyi anlaşılıyor. lime, Ibni Sina 10.000, Bediüzzaman ayrıntılı bilgiler verdi. Hızlı okunduğunda beynin algılama Yavaş okuyan insanlar okudukları- Said Nursi'nin 20.000 kelime ile düngücünün daha randımanlı ve etkili ola- nın ortalama yüzde 40'ını anlıyorlar. yanın en hızlı okuyan insanların katecağını, insan beyninin ancak bu sayede Oysa okuma tekniği kursunu aldıktan gorisinde olduğunu ifade etti. Kim en okunanların yüzde yüzünün anlayabi- sonra, hızlı okuduğun zaman yüzde çok kitap okuyorsa normal şartlarda

A

hep o lider oluyor diye sözlerine ekledi. "Hızlı okuma eğitimi alan bir insan ortalama dakikada 1000 kelime okuyabilir. Kurslarımız eğlenceli geçiyor çünkü öğrenmek eğlencelidir. İnsanlar öğrenirken eğleniyorsa öğreniyordur, yoksa öğrenemez. Yakında Hollanda'da büyük kitleler için, öğrenmeyi öğrenmek ve beyni etkin kullanma konferansı vereceğim. Duygusal ağırlıklı olan aile terapisi konuşmamızda insanlarımıza mutluluğun anahtarını, bilimsel ağırlıklı hızlı okuma ve anlama kursumuzda da başarının anahtarını sunuyoruz. Kursumuza katılan insanların hayatları hep dikey gitmiştir, herkesin okuma zekası formatında yapıyoruz" diyerek kurs ve konferanslarının içeriği hakkında da bilgiler verdi.

Selahattin Yaylamaz, "Yavaş okuyunca araya hayaller de giriyor yani odaklanamıyoruz, odaklanamayınca okuduğumuz kitaptan lezzet alamayız. Beyin çok hızlı çalışıyor hatta uyku halinde de çalışıyor. Hızlı okuyunca beyin araya hiç bir şey koymadan hepsini daha iyi anlıyor. İnsanin yetenekleri paraşüt gibi açılabiliyor. Zihnin yakıtı kelimelerdir, zihin kelimelerle çalışır. İnsan zihninin potansiyeli kelimelerle ölçülür ne kadar kelime o kadar zihin performansı. Türkçemizdeki kelime sayısı 623.000 ile dünyadaki ikinci büyük dil. Birincisi Arapça 1,5 milyon kelime ve kavram barındırıyor. Bizim insanımızın ortalama kelime kullanım sayısı 300-500 arası. Türk dizileri dahil. O yüzden diziler bizim kelime haznemizi genişletmiyor" şeklinde sözlerine ekledi.

Restaurant Sera kapılarını müşterilerine açtı

Yıllardır Amsterdam'ın tanınmış süpermarketlerinden birine sahip olan işadamı Fikret Beydoğan, artık müşterilerine yeni restoranıyla hizmet verecek. Her zaman güleryüzlülüğüyle bilinen Fikret Beydoğan, Sera Restoran'ın açılışında yaptığı konuşmada müşterilerinden gelen talep üzerine böyle yeni bir girişimde bulunduklarını ifade etti. Kasap ve Süpermarket

bölümünün işleyişinden mutlu olduklarını belirten Fikret Beydoğan "Türk gelenek ve göreneklerine göre dizayn ettiğimiz yeni restoranımızda ağırlıklı olarak Türk mutfağından yemekler sunacağız" dedi. Her yıl Kurban Bayramı'nda Hollandalı fakirlere yardım yapmasıyla da tanınan Fikret Beydoğan, bu yardımların toplumsal dayanışma adına her zaman sürmesi gerektiğini vurguladı. "Biz artık bu ülkede kalıcıyız ve burada maddi ve manevi olarak bu ülkeye katkımızı sağlamamız lazım, çünkü çocuklarımız burada okuyor ve buranın vatandaşı oldular, olmaya da devam edecekler" şeklinde konuştu. Sera Restoran'ın Türk mutfağı lezzetlerini tatmak isteyenler için adresi Bos en Lommerweg 251 Amsterdam.

Sera Supermarkt

Amsterdam'da yeni açılan restoranımızda geleneksel Türk damak tadlarını tadabilirsiniz.

Müşterilerimizi ve Tüm İslam Aleminin Kurban Bayramını en içten dileklerimizle kutlarız

Bos en Lommerweg 159/161 1055 DS Amsterdam Tel: 020-6860623

Tüm İslam Aleminin Kurban Bayramını kutlar, afiyetler dileriz.

Bos en Lommerweg 251 1055 DV Amsterdam

HABER

22

EKİM / OKTOBER 2013

Biruni'nin Çiçek Gençleri Leiden Üniversitesi çatısı altında yeni bir öğrenci derneği kuruldu. Biruni ismindeki bu yeni oluşum Leiden Üniversitesi'ndeki farklı bölümlerde okuyan öğrenciler tarafından hayata geçirildi. Biruni Öğrenci Derneği Yönetim Kurulu ile çok hoş bir sohbet gerçekleştirdik. Yönetim Kurulu'ndaki her bir bireyin hayallerini, özlemlerini, düşünce ve yapmak istediklerini sorduk. Sohbet sonunda ortaya çıkan sonuçta ise gördük ki, bu gençler ileriye dönük adımlarla ilereyip gelecek nesillere elle tutulur birşeyler bırakmak istiyorlar.

Ş

imdilik haftada bir 3 saat boyunca mutlaka görüşüyoruz. Bir de tabii bunun yanında aktivitelerde görüşüyoruz. Ama amacımız bunu daha da sıklaştırmak. Daha çok yeniyiz yönetim olarak, 3 haftalık bir mazimiz var ama isteğimiz daha sıklıkla görüşüp kendimizi geliştirmek ve öğrencilere de faydalı aktiviteler düzenlemek istiyoruz. Sadece kendi çıkarımız için burada değiliz, aynı zamanda diğer Türk öğrenciler için de çalışıyoruz, büyük bir organizasyon kurup daha çok kişiye faydamız dokunsun istiyoruz. Bir de gençlerin sosyal olmaları bakımından çok faydası var. Kaynaşmayı teşvik ediyoruz, bu şekilde yarın bir gün öğrenciler diplomalarını aldıklarında tanıdıkları başka dalda çalışan arkadaşları olsun. Bir tür iletişim ağı oluşturup öğrencilerin birbirleriyle sürekli iletişim ve paylaşım içerisinde olmalarını istiyoruz. Bizden sonrakiler için bir 10 yıl sonra hala Biruni'nin olmasını isteriz, böyle topluma ve Türk öğrencilerini fayda sağlamak istiyoruz.

Biz aynı zamanda hızlı bir başlangıç yaptık yeni yönetim olarak, Hollanda'da tanınmış şahsiyetlerle görüştük. Durmuş Doğan, Veyis Güngör gibi büyüklerimiz bizi davet ettiler ve gidip tanıştık. "Turkije altijd nr. 1" adı altında bir aktivite organize ettik. Borrelnootjez grubunu davet ettik, ilk aktivitemizde 15 dakikalık bir skeç yapacaklar. Armand Sağ ile görüştük o da çok pozitif baktı bu aktivitelere ve gelip araştırmaları çerçevesinde sunumunu yapacak. Bilinçli bir şekilde gelen katılımcıları bilgilendirmek istiyoruz. Tarihin tabii burada önemli bir yeri var, onu güzel bir şekilde anlatacağız. En sonunda da interaktif bir şekilde soru-cevap bölümüne geçip programın sunum bölümünü sonlandıracağız. Akşamı ise network bölümünde tanışma faslı olacak ve baklava eşliğinde katılımcılar 'tatlı yiyip tatlı konuşma' fırsatı elde edecekler. 17 Ekim'de Leiden Üniversitesi kampüsüne herkesi bekliyoruz." diye neşeyle anlatıyorlar.

Cansu Delikaya (24) Katwijk aan Zee (NL); Ağrı (TR) Okuduğu bölüm: Amsterdam Üniversitesi Medikal Bilimler. Görevi: Başkan

Bu derneğe geçen ay başladık, derneğimiz 2009 yılında Türk öğrenciler tarafından o günkü ihtiyaca binaen kuruldu. Bizim amcamız, dayımız doktor mühendis falan değil, biz burada iş bulurken zorlanıyoruz. Hollandalılar 'benim dayım doktor amcam' deyip hemen bir yerlerden iş buluyorlar. Bu derneği açanlar da "Böyle bir dernek olsun ki, ki bizim de tanıdığımız olsun" diye başlamışlar, alumni projeleri yapmak istiyoruz. Biz de HBO, üniversite bitirmiş Türkiye

kökenli büyüklerimizle etkinlikler düzenlemek istiyoruz. Okulu bitirdiğimizde iş bulmak için temasa geçebileceğimiz tanıdıklarımız ve bir networkumuz olsun. Öğrencilere faydalı olmak ve kendimizi tanıtmak istiyoruz, mesela ilk aktivitemizi anlatacak olursak, milliyetçilik ile alakalı bir aktivite organize ettik. Buradaki amacımız, anlatmak istediğimiz, bu bizde olan milliyetçilik neden var ve nerden kaynaklanıyor. Burada tarihi biraz anlatacağız, Almanlarda ve Fransız-

4 kardeşin en büyükleriyim, kalabalık bir aileden geliyoruz. Hollanda'ya ilk dedem gelmiş. Elazığ Karakoçan'da dedem ilkokulda kütüphane görevlisi olarak çalışmış, bundan dolayı okumak ve Türkçe dili bizim ailede önemli. Benim Biruni'ye katılma sebebim ise, Leiden'da üçüncü yılım, sosyal alanda ve diğer alanlarda fazla bir faaliyet gösteremedim ve katılamadım da. Bizim fakülte içerisindeki öğrencilerin daha izole bir yaşam biçimi olması bakımından, kendimi sosyal alanlarda pek geliştiremedim. Biruni'yi önceden biliyordum, arkadaşım Nej-

la zaten kurucularından. Nejla'yla orta okuldan tanışıyoruz. Biruni'nin aktivitelerine pek katılamamıştım ilkin, ama daha sonra Cansu "Sen neden katılmıyorsun Biruni'ye" diye sorduğunda ben de anında neden olmasın katılayım dedim. Den Haag Schilderwijk'te ilkokula gittim ben ve sınıfımızda hiç Hollandalı yoktu, herkes yabancı uyruktandı. Daha sonra Wassenaar'da bir ortaokula gittim, oradaki sınıfımda ise tek Türk bendim. Bulunan 7 'brugklas'ta toplamda 3 Türk vardı. Bu durumda öncelikle bir kültür şokuna uğramıştım ama daha sonra orda Hollandalılarla arka-

Hatice Bingöl(24) Den Haag (NL); Elazığ (TR) Okuduğu bölüm: Leiden Üniversitesi Hukuk Bölümü Görevi: Muhasip

larda yaygın bir milliyetçilik varken, Hollandalılarda hiç denecek kadar az, dolayısıyla burada göze batıyoruz. Milliyetçiliğin bize nereden geldiğini Hollandalılara anlatırsak, Hollandalıların bizi daha iyi anlayacağını düşünüyoruz. Türklerde en sevdiğim yön, bizler daha duygusalız, daha ciğerliyiz, basit bir örnek verecek olursam, sokakta yürürken arabasını park eden her hangi birini görsek anında muavinlik yaparız, ama bir Hollandalı sokakta ağladığını görse dönüp bakmaz, bizler bu konularda daha dikkatliyiz diyebilirim, yardımlaşmayı seviyoruz . Hollandalılarında tam tersi daha egoist olmalarını sevmiyorum.

daşlık kurmayı öğrendim, hayatıma daha bir denge geldi. Üniversitede iki kültürü de bilince bunlardan faydalanabiliyorum, ama alışma aşamasında zorluklar çekmedim değil, ilk başta birisi bana 'ben jij een Turkin' diye sorduğunda bu benim çok zoruma gitmişti, ama zaman geçtikçe kendimi kabul ettirdim ve faydalarını gördüm. Kimse Hollanda'da bir bardak suyu bedava vermiyor, kimse kimseye bedavadan bir şey vermiyor, aslında bizim de emeklerimiz çok, bir taraftanda görülmüyor, onlardan daha fazla çalışmamız gerekiyor, kendimizi ifade edebilmek için, daha iyi işler yapmamız gerekiyor, bu beni bir taraftanda motive ediyor. Hep bir adım geriden başlıyoruz ama daha hırslı olduğumuzu söyleyebilirim.

Biruni Öğrenci Derneği Yönetim Kurulu:

Zeynep Doğan (25) Den Haag (NL); Konya(TR) Okuduğu bölüm: Leiden Üniversitesi Tıp Fakültesi son sınıf Görevi: Halkla ilişkiler

B e n Biruni'nin ilk üyesiyim, çünkü kurucuları benim iyi arkadaşlarımdı. Baştan beri destekledim o yüzden. İlk üyesi ben olmama rağmen bu geçen 7 yıl zarfında öğrenimimden başka hiç bir şeyle ilgilenemedim, sadece hayatımda tıp vardı. Artık tıp bölümünde son sınıfa geldikten sonra kendimi daha da farklı yönlerde geliştirmek istedim, bu yüzden girdim yöne-

time. Her gün yeni şeyler öğrenip kendimi geliştiriyorum. Doktorların yüzdeyüzüne yakın doktorlukların yanında bir derneğe veya kuruma üyeler ve orada ek işler yapıyorlar. Ben geleciğimi Hollanda'da görüyorum, çünkü tıp apayrı bir dal, burada da ona göre ayrı bir kültür var. Ben tıpda Hollanda kültürüne uygun bir doktor olarak yetiştirildim. Mesela bir Türk vatandaşımız

Hollandalılar içerisinde yetişmiş birisiyim, çünkü Delft şehrinde benim zamanında HBO veya üniversite okuyan Türkler çok azdı. Benim istediğim de Türk arkadaşlarım olsun ve onlarda buradaki genel toplum gibi değil de, daha fazla düşünce seviyesi aşağı yukarı aynı olan, ufku geniş olan insanlarla tanışmak istedim, o açıdan katıldım Biruni'ye. Ben daha önce katılmak

istedim uzun zamandır üyeydim zaten, ama yurt dışında öğretim görme kapısı acılında Boğaziçi Üniversitesine gittim. O yüzden buradaki Biruni'yle olan ilişkimi bir sureliğine askıya almak durumunda kaldım. Burada şöyle ilginç bir şey oldu, Boğaziçi Üniversitesindeki öğrenci toplumu bizim yakından tanımadığımız bir toplum. Çok farklı insanlar vardı orda, farklı insanlarla

Biruni'ye üye olmadan, bir tür temsilcisiydim, gönüllü olarak Biruni'yi tanıtma çalışmaları yapıyordum. Daha sonra üye olup halka ilişkilerden sorumlu olarak başladım. Adımızı duyurmak ve daha fazla insanla tanışmak, büyümek ve deneyim kazanmak için girdim Biruni'ye. Biruni'ye reklam ve tanıtım

yapmak istiyoruz, daha büyük ve daha çok üyelerimiz olsun diye. İlerde okulu bitirdikten sonra iş bulmak için bu konuda bize yardımcı olacak veya tanıdık aracılığı olacak kimsemiz yok, ama Hollandalıların daha fazla tanıdığı var veya aileden yüksek okumuş birileri yardım ediyor. Birkaç ay öncesine kadar

Ebru Onur(21) Delft(NL); Bolu (TR) Okuduğu bölüm: Leiden Üniversitesi Psikoloji Yüksek Lisans Görevi: İç İlişkiler sorumlusu

Hilal şahin (22) Den Haag (NL); Giresun (TR) Okuduğu bölüm: Leiden Üniversitesi Psikoloji Bölümü Görevi: Halkla ilişkiler

doktora geldiğinde, onun sorduğu soru veya istediği şey bir ilaçtan ibaret olabilir ama bir Hollandalı geldiğinde sadece bilgi itiyor olabilir. Bu konuda Hollandalıların ve Türklerin doktorlardan beklentisi ve hulpvraag' dediğimiz beklenti soruları tamamen farklı. Ben ise geleciğimi bu konuda burada görüyorum buna göre de eğitimimi aldım. Buradaki Türklere de daha iyi yardım etmek istiyorum tabii ki, ama Türkleri analiz ederken daha çok zorlandığımı hissediyorum, çünkü ne istediklerini her zaman kestiremiyorsunuz.

tanışmak benim adıma güzel oldu. Orda bir dönem kaldım 6 aylık bir süre. Boğaziçi'de okumam Türkçeme katkı sağladı diyebilirim, ama benim öteden beri zaten Türkçe'ye bir ilgim vardı. Oraya gidince pekişti ve daha ilerledi. Hollandalıların disiplinlerine bayılıyorum, çok dakikler ve her şey saatinde oluyor ve hiç bir şey aksamıyor, aynı şekilde bürokratik sistem de o şekilde kurulmuş. Türklerin sevdiğim yönü de samimi olmaları ve beş dakikageç gelsen bile sorun olmaması ve mutlaka bir ikramda bulunmaları.

daha çok Hollandalılarla görüşüyordum ama yönetime girdikten sonra Türklerle iletişimim çoğaldı. Okulu bitirdikten sonra ileriye yönelik geleceğimi Türkiye'de görebiliyorum. Her zaman hayalimde olmuştur ama ne yalan şöyleyim orda da kendimi yabancı hissediyorum. Kendimi nasıl iyi ifade edebilirim, mantalitesi başka Türkiye'de, alışabilir miyim diye düşünüyorum bazen. Kendimi gelecekte burada görmüyorum, samimiyet daha çok çekiyor beni.

23

HABER

EKİM / OKTOBER 2013

Barış Çelik (23) Ede (NL); Elazığ (TR) Okuduğu bölüm: Delft Teknik Üniversitesi Kimya Mühendisliği Görevi: Sekreter

Üniversiteye başladığımda Hollandalı sınıf arkadaşımın kendisine uygun bir öğrenci derneği aradığını duydum. Bu fikir aklıma yattı ve ben de kendime uygun olabilecek bir öğrenci derneği aramaya başladım. Öncelikle Delft'te ve yakın olması için çaba gösterdim, çeşitli dernekler buldum, ve Biruni ilgimi çekti. Kendi çapımdaki araştırma sonucunda üye oldum, ama ilk olarak üyelikten sonra bir şey değişmedi benim açımdan. Leiden'da hiç tanıdığım yoktu, daha sonra da Facebook'taki sayfalarından yeni üye aradıklarını gördüm ve oradan yazdım ve şu anda çok da memnunum. Ede'den geldiğim için okuduğum şehirde ve etrafında hiç tanıdığım yoktu,

ama bu vesileyle yeni kişilerle tanıştım bu da benim için iyi oldu. Üyelikten sonra yönetime davet edildim ve yönetime girdim. Bu yönetimin oluşumunda daha önceki yönetim karar verdi, onlar adeta bayrağı bize devretti. Benim Biruni'ye girmemdeki bir başka sebep ise, zaten yeterince Hollandalı insan tanıyorum, ama tanıdığım Türk insanları kısıtlı, bu yüzden Türklerden birçevre oluşturmak benim için bir amaçtı. Birbirimizi daha iyi anlayabildiğimizi düşünüyorum, böyle bir ortama da ihtiyaç duyuyordum şahsen. Bir de okuduğum okulda enternasyonal öğrenciler de var ve ben arada kaynıyorum İspanyollara da benziyoruz ya aslında hoşuma

Fadime Sağlam (21) Amsterdam (NL); Kırşehir (TR) Okuduğu bölüm: Leiden Üniversitesi Psikoloji Bölümü Görevi: Halkla ilişkiler

Ben de Leiden'de çok aktif değildim, arkadaşlarım sayesinde Biruni'yi tanıdım. Yönetime girmekten çok mutluluk duyuyorum. Biruni bana çok katkıda

bulunuyor, Biruni sayesinde bütün Hollanda'yı gezme imkanımız oluyor ve yeni insanlarla tanışma, networkumuzu genişletme fırsatı veriyor.

Ben kişisel olarak Hollandalı veya Türk öğrencileri arasında ayrım yapmıyorum, ama ortam olursa Türk öğrencilerin yanında kendimi daha rahat hissedi-

yorum. Benden sonra gelecek Leiden üniversitesinde okuyacak Türk öğrencilere bir şeyler yapmak ve bırakmak istedim, ve Biruni aracılığıyla da onlara bir

Onur Yıldırım (20) Den Haag (NL); Iğdır (TR) Okuduğu bölüm: Leiden Üniversitesi Psikoloji Bölümü Görevi: Faaliyetler Koordinatörü

"Turkije altijd nr. 1 adı altında bir aktivite planladık. Bilinçli bir şekilde gelen katılımcıları bilgilendirmek istiyoruz. Tarihin tabii burada önemli bir yeri var, onu güzel bir şekilde anlatacağız. En sonunda da interaktif bir şekilde soru-cevap bölümüne geçip proğramın sunum bölümünü sonlandıracağız. Network bölümünde tanışma faslı olacak ve baklava eşliğinde katılımcılar 17 ekimde Leiden Üniversitesi kampusunda olacak. "

da gidiyor. Göze batmamak daha rahat. Belki de zaman zaman aşağılık kompleksi olmasa da benzer duygular hissettiğimiz olmuştur. Her zaman olmasa da gruptan farklı olduğun bazı konularda ortaya bu çıkar. Bizlerde olan bu hemşericilik konusu var. Bunun tabi pozitif yönleri olduğu gibi negatif de yönleri olabiliyor. Bu da bir insanın karakteri değil de nereli olduğu önemli hale geliyor. Bu beni biraz rahatsız ediyor aslında, tabii iyi karakterlidir birisi aynı zamanda hemşerisidir de ve bu bir yakınlık sebebi de olabilir ona eyvallah ama orda bir ayrımcılık da olabiliyor, çünkü sırf hemşerisi diye başka karakterine bakmaksızın ona önem veya öncülük verilebiliyor. Kendi toplumumuz arasında bir dışlanmışlık hissettiğimi söyleyebilirim bu konudan dolayı, o da hoşuma gitmiyor. Ailemizi Biruni'deki arkadaşlarımızla tanıştırmayı düşünüyoruz hatta biz ailelerimiz için bir yemek düzenlemeyi bile düşündük, anne ve babamızın da herkesle tanışması için. Toplantı uzadığı zaman evden merak ediyorlar en azından hangi ailedeyiz bilirler. Biz de daha rahat oluruz.

dernek hazırlamak kendi amacım, takım olarak da bunu hedefliyoruz. Benim bu şehirde akrabalarım yok, sadece kendi ailem var, ve Hollandalılar çok tabii kaldığımız yerde, bu sebepten dolayı daha çok onlarla interaksiyon halindeyiz. Okulda dersen Türk arkadaşlarım var, ama stajlarımdan dolayı az görüşebiliyoruz.

TOVER, yüksek okulu öğrencilerini dinledi

COLOFON

HABER Adres: Laan op Zuid 474 3071 AB Rotterdam Nederland Hoofdredacteur (Genel Yayın Yönetmeni) İbrahim Karaman ibrahim@haber.nl Redactie: (Yayın Kurulu) Mehmet Güzelyurt Zeynep Türkcan Özlem Hasip Art Direction & Fotografie: M. Fatih Karaman fatih@haber.nl

Leiden Meslek Yüksekokul'unda düzenlenen (HBO) bilgilendirme ve sunum gününde öğrencilerin sunumlarına kulak veren davetliler, öğrencilere önemli ipuçları verdiler. Uluslararası Ticaret Bölümü Öğretim Görevlisi Arnold van der Capellen'in daveti üzerine Leiden Yükseskokulu'na gelen Rotterdam Ticaret Ataşesi Tuğba Sander, TOVER Başkanı Durmuş Doğan, Çağdaş Ertem ve Tülay Bayram öğrencilerin 3 bölüm halinde Türkiye üzerine yaptıkları sunumu dinleyip ardından, ögrencilere Türkiye hakkında ticari konularda bilgi aktardılar.

Advertenties Office: 010-2 900 900 Nur Öztürk / nur@haber.nl 0641-22 68 79 Interviews & Correspondenten: Serap Torremans Özlem Hasip Esma Karkukli Merve Karaman Ayşe Özkaya Keziban Karaçor Repr. Leiden Serap Torremans Repr. Eindhoven Ali Yücel Repr. Limburg Muzaffer Bozaslan Repr. İstanbul Dr. Hüseyin Keleş Abonnementen: abone@haber.nl e-mail & website: info@haber.nl www.haber.nl

HABER

24

EKİM / OKTOBER 2013

BU ARAŞTIRMAYI KİM ISMARLADI? Biri araştırdı, diğeri aksini çıkarttı

Geçtiğimiz hafta Hollanda gazetelerinde “Türklerden daha yalnız’ı yok” manşetiyle sansasyonel biçimde verilen haber üzerine Hollanda toplumunda tartışmalar başladı. Hollandalılar Türklerin içe kapanık olmalarından dolayı bunun kendi sorumlulukları hatta belki kendi suçları olduğunu dillendirmeye başladılar.

Arka plan Araştırma belediyelerin görevlendirmesiyle başladı. Kamu sağlığı kanununa göre belediyeler vatandaşların sağlığı ile ilgili görev ve sorumluluklara sahip. Belediye bu konuyla ilgili araştırmaları GGD aracılığı ile yapıyor. GGD anketlerle halk sağlığı konusunda bilgiler topluyor. Belediye bu bilgilere binaen halk sağlığına yönelik yeni politikalar geliştirip halk sağlığını korumak için önlemler alıyor.

“Sağlık izlemesi” (Gezondheidsmonitor 2012)

Gündemdeki rapor Gezondheidsmonitor 2012 adını taşıyor. Bir ilk olarak üç kurum bu yıl birlikte çalışıyorlar: GGD (Gemeentelijke Gezondheidsdienst), CBS (Centraal Bureau voor de Statistiek) ve RIVM (Rijksinstituut voor Volksgezondheid en Milieu). Araştırmanın amacı halk sağlığının haritasını çıkarıp gelişmelere zamanında müdahale etmek ve sağlığı korumaya yönelik politikalar, önlemler geliştirmek. Araştırmaya 386.000 kişi katılıyor ve bunlardan 3000 tanesinin Türk olduğu söyleniyor. Hollandalılar arasında yalnızlık oranı %40 civarında iken Türkler arasında yalnızlık oranının %66 ile yabancılar arasında en üst seviyede olduğunun tespit edildiği ifade ediliyor.

Teknik çerçeve

Katılımcılar bilgisayar tarafından seçiliyor ve internetten so-

rulara cevap vermeleri isteniyor. Soruları cevaplamayanlara tekrar hatırlatma gönderiliyor ama bu defa sorular yazılı olarak adrese gönderiliyor. Anket 17 sayfadan oluşuyor ve 60 ana soru içeriyor. Bu sorular alt seçenekleri ile birlikte yüzleri aşıyor. Araştırmalarımız sonucu görüyoruz ki yalnızlık ile ilgili sorular sadece GGD anketinde yer alıyor. GGD anketi ile uyumlu hale getirilmeye çalışılan ve iki aşamadan oluşan CBS anketinde bu sorular yok. CBS anketinin ikinci aşamasına katılımın az olması nedeniyle ikinci anket araştırma dışı kalıyor. Ancak söylemekte fayda var, GGD anketi katılımcıların büyük bir kısmını temsil ediyor. Diğer yandan GGD anketinde etnisite ile ilgili herhangi bir soru yok. Yani anketi dolduranların Türk mü Hollandalı mı olduklarını anketten anlama ihtimali yok. Zaten Hollanda’da etnisitenin kaydedilmesi ile ilgili yasak hala geçerliliğini sürdürüyor. Ankette özel bilgileri koruma konusunda garanti veriliyor.

Tepkiler

Medya ve internetten tepkileri gözlemlediğimizde tepkilerin farklılığı gözümüze çarpıyor: Daha önce %40 olarak açıklanan Hollandalılar arasındaki yalnızlık oranına toplumdan çok fazla tepki gelmezken, yetkililer yalnızlık oranının yüksek olduğunu ve yalnızlık hissedenlerin en azından doktora başvurup yardım isteyebileceklerini söylüyor. Daha sonra açıklanan Türkler arasındaki yalnızlık oranına tepkiler ise daha ilginç. Hollandalıların aniden yalnızlık konusunda uzmanlaştığını görüyoruz ve suçlu arayışına başlanıyor. “Ebetteki suçlular yalnız Türkler, zira onlar içe kapalılar ve tabi ki Hollandalılarla iliksiye girmezlerse yalnız kalırlar.” Toplumdaki genel kanı bu yön-

de. Hollandalılar arasındaki yalnızlık söz konusu olunca fikir belirtmeyenlerin Türkler arasındaki (sözde) yalnızlığı aniden analiz edip sorunu anlamaları ve sorumluyu da bulmaları çok anlamlı. Hollandalılar yalnızlık çekerken yardım edilmesi gereken insanlarken Türkler yalnızlık çekerken suçlu ilan ediliveriyorlar.

Diğer ilginç bir tepki de bazı Türklerden geliyor. Örneğin Türklerin okul çıkısı çocuklarını almaya geldiklerinde grup oluşturdukları, Hollandalıların da başka bir grup şeklinde ilerde bekledikleri ve bu yüzden yalnızlığın Türklerin kendi suçu olduğu ifade ediliyor. Bu tepki 4 ilginç meseleyi gündeme getiriyor: İki grup oluşmuş ama Türkler grupta olmalarına rağmen yalnız olmuş oluyorlar. Grup içinde bireysel yalnızlık duygusu olabilir elbette ama oluşan iki gruptan birini yalnızlıkla damgalamak nasıl bir önyargıdır? İkinci olarak, Türklerin grup oluşturması sorunlu olarak görülürken, Hollandalıların grup oluşturması sorun edilmiyor. Diğer bir gruba yakınlaşma sorumluluğu sadece etnik azınlığa mi ait olmalı? Bu bakış açısının ortaya koyduğu bir başka gerçek ise ‘yalnızlık algı’sının içeriği ile ilgili. Yalnızlık gruplaşma ya da toplumda kendi grubunu oluşturma seklinde algılanmış. Oysa insanların ortak noktalarda buluşması çok doğal bir süreç. Bunu yalnızlık olarak açıklamak kavram kargaşasından olsa gerek. Yalnızlık algısı kişiler ve toplumlar için farklı olabiliyormuş demek ki. Bu tür tepkilerin içerden geliyor olması aslında toplumsal olarak ne kadar büyük psikolojik bir baskı altında oluşumuzun da göstergesi değil mi? Öte yandan bu araştırma üzerine NOS’un Türkler arasında gerçekleştirdiği söyleşilerden çıkan sonuç ise araştırmayı tamamen yalanlar nitelikte. Herkes bu sonuca şaşırdığını zira Türk toplumunun birbirine bağlı olduğunu vurguluyor, kendi çevresinde böyle bir olguya rastlamadığını ifade ediyor.

ŞİMDİ ŞU SorularA CEVAP ARANIYOR Araştırma Hollanda toplumunun genel sağlığı ile ilgili bilgi edinmeyi amaçlamışken ve 60 konu üzerinde sorular varken, neden Türkler konusu gündemde tutuluyor? Araştırmada etnik köken ile ilgili soru yok iken bu verilere nerden ulaşılmış ve bu sonuçlara nasıl ulaşılmış? 3000 Türk’ün katıldığı söylenen araştırma ne kadar tüm toplumu temsil ediyor? Yalnızlık algısının kişisel ve toplumsal olarak farklı olabileceği konusu dikkate alınmış mı? Gerçekten yalnızlık çeken bir toplum isek ve bu araştırma sorunlara yönelik çözümler, imkanlar ve politikalar üretmek için yapılmışsa, toplumumuzun sorunlarına yönelik ne gibi çalışmalar başlatıldı? Soruları cevaplayan katılımcılar özeleştiride bulunarak sorulara verdiği yanıtları tekrar değerlendirseler şimdi ne gibi cevaplar verirlerdi? Hollandalıların yalnızlığı açıklandığında çözüm önerileri ile gelenler, Türklerin (sözde) yalnızlığı açıklandığında neden suçlamalarla geliyorlar? Benzer araştırma raporlarını internette bulabilirken RIVM, GGD ve CBS sitelerinde bu araştırma raporunu ve detayları neden bulamıyoruz? Araştırmayı yapan yetkililerden bir kısmı yalnızlığın ekonomik, sağlık ve eğitim gibi faktörlere bağlı olduğunu söylüyor. Madem belediyeler çözüm üretmek için araştırma yaptırdı, o halde belediyeler hangi çözümleri ve politikaları geliştirdiler? Daha önceki birçok araştırmalarda Türklerin içe dönük olmasına rağmen nispeten yüksek eğitimli ve başarılı oldukları ortaya konmuşken bu sonuçlar ne demek istiyor? Burada PvdA’lı Asscherin paralel topluluklar hezeyanını, Türk politikacılara yönelik karalama kampanyalarını hatırlamamak mümkün değil. Yakında bu konuyla ilgili Türk toplumuna yönelik ne gibi çalışmalar beklemeliyiz politikacılardan ve medyadan? Faslıları suçlu toplum ilan edilmişti zaten, bur araştırmayla Türkler de hastalıklı toplum ilan edilmeye mi çalışılıyor? Bu ısmarlama bir araştırma mıdır? Kendimize sormamız gereken en önemli soru belki de; Türk toplumu, STK’ları ve araştırmacıları da bu konu üzerine daha detaylı, objektif ve temsil gücü yüksek araştırma yapmaya hazırlar mı? Sonuç her ne olursa olsun Türklere psikolojik baskı uygulama ve suçlama aracına dönmüş görünüyor bütün araştırmalar.. Siz siz olun, bir araştırmaya katılırken bir kez daha düşünün. Ayrıca ikamet ettiğiniz belediyenin yöneticilerine de, 'madem böyle bir sonuç var, Türklerin ekonomik, sağlık ve eğitim seviyelerini düzeltmek için ne gibi çalışmalar yapıldığını ve yeni politikalar üretilip üretilmediğini sorgulayın.

Mini-BLOG

willem.lageweg@haber.nl

Deze week kwam een belangrijk rapport uit waarin de stand van het klimaat werd toegelicht. De conclusie was duidelijk. De aarde warmt steeds verder op. Dat komt door de manier waarop wij als mensen consumeren en produceren. Als we op deze manier doorgaan dan krijgen we steeds vaker te maken met extreme weersituaties en met voedsel- en grondstoffenschaarste die ons leven veel duurder maken. Dit zijn wereldvraagstukken waar een gewone burger machteloos en moedeloos van wordt. Wat kunt u als lezer van deze krant wel doen? Dat zijn drie dingen. Ten eerste zelf gezond en energiezuinig leven en dat ook overdragen aan uw kinderen, familie enz. Ten tweede uw werkgever en de winkels waar u koopt aanspreken op hun rol en verantwoordelijkheid op dit terrein. En ten derde de overheid en de politiek vragen om maatregelen die ervoor zorgen dat de opwarming wordt tegen gegaan. Als we hier allemaal aan mee werken dan kunnen we met elkaar veel onheil voorkomen.

25

EKİM / OKTOBER 2013

HABER

HABER

26

EKİM / OKTOBER 2013

1 günümüz böyle geçtI Kahvaltıdan alışverişe, güzellik ve bakımdan, akşam yemeği ve nargile keyfine Bu sayımızdan itibaren her ay siz değerli okuyucularımız için yeni bir köşe başlıyoruz. "1 Günümüz Böyle Geçti" adi altındaki yeni köşemizde her ay Hollanda'daki cemiyet hayatının tanınmış bir simasını veya bir çifti gün boyu takip ederek neler yaptıklarını kayıt altına alacağız. Bu ilk sayımızdaki konuklarımız Hollanda'nın tanınmış DJ'lerinden DJ Sertan ve eşi Ayşe.

1

2

E

ğlence hayatının tanınan simalarıından DJ Sertan Bayazit ve eşi Ayşe Bayazit-Dağlı ile başladığımız yeni konseptimizin ilki yaklaşık 13 saat sürdü. Öğlen 12.00 civarında randevu gereği Simit Sarayı Beijerlandselaan şubesinde yavaş yavaş toplanmaya başladık. Saadet Koral ve Zeynep Yılman hanımların güler yüzüyle karşılanıp yerlerimize oturduk. Çaylar kahveler derken ekibimizden Nur gelene kadar bir şeyler yememeye karar vermiştik ki! Yine ekibimizden Fatih artık dayanamayacağını belirterek siparişleri verdi. Kahvaltı

Bijerlandselaan

esnasında daha yakından tanımaya çalıştığımız çiftlerin kısa bir hikayesine bakalım öncelikle... 14 yaşında Trompet takımıyla ritm ve müzik kulağını alıştıran DJ Sertan, 1993 yılında sahneye çıkmaya başladı. O gün bugündür sahnelerde insanları eğlendiren DJ Sertan eşi Ayşe ile bundan 6 ay önce evlendiler. Evlenme durumları ve kız isteme olayları da çok keyifli hikayelerle dolu. DJ Sertan Amsterdam'da bir Lübnan restoranında aşçıbaşı olarak Ayşe ise bir eczanede asistan olarak çalışıyor. Bir eğlence ortamında Ayşe'yi gören esas oğlan DJ

Sertan bir görüş'te aşk'ı yaşar. Ama bir yıl boyunca hayaliyle avunmaya mecburdur. Bir daha göremez. Yine farklı bir eğlence ortamında ilk görüşten tam 1 yıl sonra karşılaşırlar. Sertan onu gördüğünde tuhaf olur. Ve gözgöze gelirler. Sonra sadece tanışırlar... Aradan bir süre daha geçer. Sertan ailesini ikna eder ve Ayşe'yi istemeye giderler. Bu arada annelerin daha önceden beraber çalıştıkları ortaya çıkar. İsteme günü sohbet esnasında her iki ailenin de kedi beslediği anlaşılır. Allah'ın emri Peygamberin kavliyle Konya'lı gelin Kayserili oğlana istenilir. Kız

3

evi düşünmek için süre ister ve oğlan tarafı gittikten sonra Ayşe'nin babası: ''Kızım eğer bir insan'ın hayvan sevgisi varsa o insandan korkma! Benim Sertan'a içim ısındı. Ama yine de sen bilirsin'' der. Ayşe'de babasının ve annesinin isteğine olumlu bakar... Sözler kesilir ve nişanlıklar bakılmaya gidilir. O ara bir kuyumcuya gidilir. Ayşe bir yüzük beğenir ama daha sonra bakarız diye çıkarlar. O ara Sertan arabaya park parası atmak için uzaklaşır Ayşe'nin yanından... Aradan birkaç gün geçer. Ayşe ve kardeşi otururken Sertan 'kalk canım bir foto çekinelim' der. O ara kamera

kayıttadır. Sonra Sertan eğilir ve o beğendiği yüzüğü uzatıp; ''Benimle evlenir misin?'' der. Pastalar kesilir ve o gün unutulmayacak hatıralar adlı gönül albümüne girer. Gelelim günümüze. Kahvaltıda sohbet ve fotoğraf çekimlerinin ardından bize sohbetle eşlik eden Simit Sarayı Beijerlandselaan sahibeleri Saadet Hanım ve Zeynep Hanım'a teşekkür edip ayrıldık. Ha bu arada unutmadan Nur yoldaydı ya hani geliyor du... Evet geldi ve o da hızlıca bir kahvaltı yaptı.:) Hep beraber 50-60 metre yürüme mesafesinde olan Bosporus Juwelier'e (kuyum-

cu) girdik. İlk girişten itibaren bizi Kapalı Çarşı'da bir kuyumcuda gibi hissettiren Selim Demir Bey'in güler yüzü ile karşılandık. Farklı bir dekorasyon ve zengin içeriğe sahip tasarımlar arasında Ayşe yüzük ve takı setlerine baktı. Kendisine bir yüzük beğenen Ayşe'nin ardından Sertan'da büyük ölçekli saat merakını giderdi. İkram edilen yiyecek ve içeceklerin ardından yolumuzun yeni durağı 4 ay önce kapılarını açan 400 metrekarelik mağaza olan Royal Mode Huis idi. Gelinlik, damatlık, abiyeler ve erkek takımlarının ağırlıkta olduğu mağazadan gözlerimizi alamadık! (Bu bölümü

27

4

5

yazanın bayan olduğunu anlamışsınızdır umarız). Ayşe'nin hemen abiyelere bakmaya gitmesini fırsat bilen Sertan yine tanınan DJ'lerden Burak Yeter ile ayak üstü sohbet yaptı. Birbirlerini özleyen arkadaşlar Royal'de randevüleşmişler. O ara ekibimiz kayboldu. (Kızlardan bahsediyoruz yine) Ayşe birkaç abiye arasından birisini beğendi. O ara Sertan da ceket denedi ve bir tane ceket satın aldı. Yapılan alışverişlerin ardından günün ikinci yarısı için hazırlıkları yapmak üzere

Simit Sarayı Beijerlandselaan. Saadet Koral ve Zeynep Yılman: Farklı ünlü kişilerle her ay yapılacak bu konsept mutlaka ses getirecektir. Biz de sizler gibi her ay boyunca bu konsept içerisinde bulunmaktan mutluyuz.

HABER

EKİM / OKTOBER 2013

İndirim Kuponu

Simit Sarayı Bijerlandselaan için geçerlidir

10%

Bella Boudoir güzellik salonuna geçtik. Yavaş yavaş acıkma sinyallerimiz de gelmeye başlamıştı. Yine yer olarak yeni açılan ama ilk Türk makyöz uzmanı olan Zehra Altınsoy'un yeni ve şık salonunda cilt bakımı, makyaj ve saç bakımını yaptık. Ayşe Hanım'ın Sertan'da saç olmaması esprilere yol açti ama yine de yıkadık ve fönledik onunda saçlarını. Yüz bakımının ardından toplu çekilen fotoğrafların ardından midemizin verdiği yol haritasına, yani yeni mekanımız Lider Mangalbaşı'na doğru

6

yol aldık. Rotterdam'da ilk olan kendin pişir kendin ye konseptini yakınımıza kadar getiren Yusuf Altınsoy bizleri kapıda karşıladı. O akşam, gün boyunca ziyaret ettiğimiz mekan sahiplerinin de katılımıyla mükemmel bir yemek ziyafeti yaşadık. Yaklaşık 3 saat kadar sohbet eşliğinde yediğimiz yemeklerin ardından, semaverde çay keyfi ve közde pişen mısırları yer kalmasa da midemize indirdik. Akşam boyunca asıl işi aşçılık olan Sertan'ın etleri pişirdiğini de unutma-

dan ekleyelim. Bu arada ekibimizden Nilgün'ün 2 mısır tükettiğini de belirtmeden geçmeyelim. Yediğimize içtiğimize teşekkür ettikten sonra son durağımız olan ve yine yeni açılan XL Lounge'a nargile sefasına gittik. Mekana girer girmez DJ panelini gören Sertan direk Usb Flaş belleğini çıkartarak hemen canlı performans göstermeye başladı. Bizim için ayrılan yerimizde keyifli sohbetler ve gelen nargile keyfinden önce ikram edilen meyve ve tatlıların lezzeti de da-

mağımız da kaldı. Keyifli bir sohbetle bize eşlik eden XL Lounge'nin sahibi Süleyman Mutlu Bey'in yeni konseptlerle çok yakında adından çok bahsettirecek olan mekanın büyüklüğünü ve tasarımını görmenizi tavsiye ederiz. Gecenin sonunda yorgunluğa rağmen hala neşemizin ve keyfimizin yerinde olmasının en büyük sebebi olan çiftimizle geri dönüş yolculuğunda günü değerlendirmelerini istedik. Her ikisi de çok keyif aldıklarını ve farklı kişilerle tanışmanın mükem-

mel olduğunu belirttiler. Adını Bir Günümüz Böyle Geçti şeklinde düşündüğümüz yeni konseptimizle önümüzdeki aylarda da, Hollanda cemiyet hayatının renkli ve tanınan ünlü kişileri okurlarımızla buluşturmaya devam edeceğiz. Ama şunu belirtmeden geçmeyelim. Her gittiğimiz yerde bizden biri gibi davranan sürekli gülen ve ortama ayak uyduran Sertan ve Ayşe bizlerden 10 üzerinden 10 puan'la yılın çifti ödülünü şimdiden aldı diyebiliriz. Takipte kalın...

Bosporus Juwelier Selim Demir

Royal Mode Huis Nermin Tecim Koçak

Bella Boudoir Zehra Altınsoy

Lider Mangalbaşı Yusuf Altınsoy

XLounge Süleyman Mutlu

Gerçekten çok güzel bir program. Farklı kişileri görmek ve kalabalık bir ekiple yapılması mutlaka güzel şeyler ortaya koyacaktır. Bizler de merakla bekliyoruz.

Yeni açılan mağazamızda bu kadar bayanın gelip hemen vitrinlere odaklanması yaptığım işin doğruluğunun göstergesi. Konsept bu anlamda harika. Bu sebepten uzun süre beraber çalışacak olmamız sevindirici.

Yeni açtığımız mekanımızda sadece makyaj ve kuaför hizmetleri değil ek olarak cilt bakımı, masaj ve epilasyon hizmetleri veriyoruz. Düğün, nişan ve kına gecelerinde saç yapımlarını da yapıyoruz. Her zaman bekleriz.

Reklam çekimlerimin olduğu günle aynı güne denk gelmesi benim için de ayrı bir güzellik oldu. Bu derecede kaliteli bir ekiple aylarca çalışmak şimdiden heyecanlandırıyor beni. Umarım her geldiğinizde memnun kalırsınız.

Denhaag'tan Rotterdam'a yeni geldim ve yeni çevreler kuruyorum. Özellikle diğer şirket sahiplerinin de gelip tanışması çok hoş. Her ay farklı ünlülerin mekanıma gelecek olması da beni heyecanlandırıyor.

İndirim Kuponu Bosporus Juwelier için geçerlidir

10%

İndirim Kuponu Royal Mode Huis için geçerlidir

30%

İndirim Kuponu

Bella Boudoir'da Masaj ve Cilt Bakımı için geçerlidir

20%

İndirim Kuponu Lider Mangalbaşı için geçerlidir

20%

İndirim Kuponu XLounge için geçerlidir

15%

HABER

TAKSİM FM KÖŞESİ Tevfik Akkaya kimdir?

H

ollanda'nın yanı sıra artık Avrupa'nın farklı ülekelerinde de sıkça dinlenen bir radyo olan Taksim FM kadrosunu genişletiyor ve aynı zamanda da kalitesini koruyor. Geçtiğimiz aylarda yeni stüdyolarında taşınan Taksım FM'in dj'lerini bundan sonra her ay siz okurlarımıza tanıtacağız. Tevfik Akkaya veya kısaca Tefo, 27 Ekim 1985 yılında Hollanda’nın Roermond şehrinde dünyaya gelmiş ve ilk, orta ve lise eğitimini şu anda da yaşadığı Roermond şehrinde okumuş. Daha sonra ise yüksek eğitimini Sittard'da İletişim, Ekonomi ve Hukuk okuyarak yapmış. Şu anda enerji sektöründe bir şirkette 'Accountmanager' olarak çalışıyor. Kendini kısaca tanıta-

Taksim FM

Nam-ı diğer Tefo

28

EKİM / OKTOBER 2013

bilir misin sorusuna ise “Kalabalık bir ailenin en büyük oğlu olmanın sorumluluğunu taşımaktayım ve kendimi övmüş gibi olmayayım ama o sorumluluğu güzel taşıdığımı sanıyorum. Ha evet, hazır yeri gelmişken söyleyeyim, Kayserili olmanın nadide ve aziz mutluluğunu taşıyorum. Gençliğin verdiği hız ile bekarlığımdan hala vazgeçebilmiş değilim. Boş zamanlarımı spor yaparak geçiririm, her

pazar ev halkı henüz uyanamamışken, ben sporumu yapıp evime dönmüş oluyorum. Sağlam kafa, sağlam vücutta bulunur diyoruz biz buna. Canlı performans dinlemekten büyük zevk alırım, konser konser gezerim bu yüzden. Duman grubunun büyük hayranıyımdır, belirtmeden geçmeyelim.” yanıtlarını veriyor Tefo. Taksim FM’de radyo sunuculuğuna 5 Nisan 2012’de başladı Tefo. “#taksimtop20 adlı programı sunuyorum, büyük bir zevkle üstelik. Program içeriği olarak özellikle Taksim FM’de en çok istek alan parçalarını, Türkiye’nin en hit parçalarını, dinleyicilerimize Top 20 listesi’yle buluşturuyorum. Her Çarşamba 19:00 ile 21:30 arası beni Taksim FM’den dinleyebilirsiniz” diyor Tefo büyük bir gururla. Taksim

#

Top 20 - Ekim 2013

1

Soner Sarikabadayi - Kutsal Toprak

4

Mustafa Sandal - Tesir Altında

2 3 5 6 7 8 9

10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20

Gülsen - Kardan Adam

Kenan Doğulu ft. Ozan Doğulu - Kız Sana Hayran Tarkan - Firuze

Ajda Pekkan ft. Ozan Colakoglu - Ara Sıcak Berkay - İzmirli

Emir - Tutuşmayan Kalmasın

Emre Altug ft. Pit10 - Hangimiz tertemiz Murat Dalkılıç - Neyleyim Istanbul’u Hande Yener - Ya Ya Ya

Mabel Matiz - Ask Yok Olmaktır

Rafet El Roman ft. Ezo - Kalbine Sürgün Sinan Akçıl - Kapı

Burcu Güneş - Sen Kaybı Duman - Yürek

Gökhan Tepe - Adı Ask Olsun

Gökhan Özen - İki yeni yabancı (remix) Neslişah - Kale Türküsü

Nilüfer ft. Gece - Başıma Gelenler

FM’in binlerce dinleyicisi olduğunu belirtiyor Tefo ve bunu Taksim FM olarak, dürüst bir şekilde, ayrımcılık yapmadan, kimseyi dışlamayarak, müziği ön planda tutarak, başardıklarını belirtiyor. Tevfik Akkaya sözlerini şu şekilde tamamlıyor: “Taksim FM Avrupa’nın en genç ve dinamik radyosu olması dışın-

Fırıldaklık Etmeye Değer mi?

Metin Yazarel Bireyselliğimiz gelişti ama, kollektif ruhtan yoksun olarak, ne bilimin, ne de dinin dünyasında huzur bulmuş insanlar olamadık. Basit çıkarlar uğruna başkalarını feda eder olduk. Savaştık didişdik, çekiştik, ne adına ve niçin olduğunu bilemeden. Kimi zaman din adına, kimi zaman millet adına, kimi zaman da çıkarlarımız uğruna gözyaşı döktük, acılar çektirdik. Hürriyet, adalet gibi tüm güzellikleri sadece kendimiz için ister olduk. Enaniyetimizin peşinden koştukca koştuk. İstedik, hep istedik, bir türlü doymak bilmedi körolası gözümüzde, gönlümüzde.

Bizi burada durdurmazlar kardeşim, Rahmet-i Rahmana sevkiyat var… Aldanmakta fayda yok. Bulunduğumuz hayat gemisi ahiret limanına doğru alabildiğince hızla yol almakta. Geriye dönüp baktığımızda göz açıp kapayıncaya kadar geçen iki nefes arası mesafeyle sınırlı kısa bir ömür kalacak belleğimizde. Biz kimiz, nereden geldik, nereye bu gidişin sonu diye korkularımıza takılıp kaldık. Korkularımız bizi karanlığa sürükledi hepten. Karanlıkların koyusundan zifiri karanlıktan süzülüp gelen, aydınlığın farkına bile varamaz olduk. Kör müyüz ne? Görmüyor sadece bakıyor gibiyiz. Üzerinde yaşadığımız evreni, teneffüs ettiğimiz havayı, yiyip, içtiğimiz her şeyi bize bedeva ikram edenin uyarılarını vahyi-kelamı neden umursamaz olduk. Yaratan kudretin “Biz insanı en güzel bir şekilde yarattık.” ayeti ile ifade etiği kamil insan olma yolunda neden samimi olamadık? Neden, bir türlü kendimizi aşarak, insanlığımızla buluşamadık? Beceriyle yapabildiğimiz

tek şey, bütün unsurları kendi adımıza, kendi çıkarlarımıza uygun düşecek şekle sokmak oldu. Bireyselliğimiz gelişti ama, kollektif ruhtan yoksun olarak, ne bilimin, ne de dinin dünyasında huzur bulmuş insanlar olamadık. Basit çıkarlar uğruna başkalarını feda eder olduk. Savaştık didişdik, çekiştik, ne adına ve niçin olduğunu bilemeden. Kimi zaman din adına, kimi zaman millet adına, kimi zaman da çıkarlarımız uğruna gözyaşı döktük, acılar çektirdik. Hürriyet, adalet gibi tüm güzellikleri sadece kendimiz için ister olduk. Enaniyetimizin peşinden koştukca koştuk. İstedik, hep istedik, bir türlü doymak bilmedi körolası gözümüzde, gönlümüzde. Geriye dönüşü olmayan yolda, yok olma korkusuyla içimizi kemiren bir canavar gibi gelecek tutkusunun oyuncağı olduk. Kurtuluşumuz için derin bir uykunun en derin anında bizi çağıran bir şeyin dürtüsüyle uyanırız beklentisiyle uyudukça uyuduk. Ne bilimsel verilerin ne de vahy-i kelamın gösterdiği doğrultuda

kaderimizi tayin edip şekillendiremedik. Varoluş gayesine uygun düşen insanlık ideali davası adına samimi çaba içerisinde olamadık. Çevremiz kirlendi, etrafımız kan gölüne döndü umursamaz olduk. Top seslerine, atılan çığlıklara kulaklarımızı tıkar olduk. İslam ve ilahi inançlara göre insanlar, hem her anın son olduğu anlayışıyla, hem de Taoist bir ölümsüzlük inancıyla, sonsuza kadar yaşayacakmış gibi bir yaşantıya özendirilmiş olsalar bile akibetimiz belli… Bencillik ederek sımsıkı sarılmaya çalıştığımız yaşam tutkumuz dahi, sonumuza gitmekten alıkoyamayacak bizleri. Cümlemizin akibeti İstikbal-i Ahiret denizinde kabristan limanına doğru yol almakta… Belli olmayan tek şey kimin ne zaman hangi kabiristana demir atacağıdır. Bu manada peşinden koşturduğumuz ömür denen dünya hayatının süresi, iki nefes arası mesafeyle sınırlı..! O halde bir nefes sonrası mahşer olan dünya hayatı için fırıldaklık etmeye değer mi?

da, çok güzel bir ailedir. Taksim FM’in ailesi, biz program sunucuları ve dinleyicilerimizden oluşuyor. İnşallah Taksim FM var olduğu sürece, Allah bana kuvvet verdiği sürece, ben bu ailenin bir parçası olarak her hafta dinleyicilerimizle Taksimtop20 programında buluşacağım. Sağlıcakla kalın”.

Amsterdam Konsolosluğu açılıyor Dışişleri Bakan Yardımcısı Naci Koru, Hollanda, Amsterdam, Almanya ve İngiltere'de yeni ihtiyaçlar için başkonsolosluklar açacaklarını açıkladı. Yurt Dışı Türkler Akraba Toplulukları Başkanlığı'nın düzenlediği 'Genç Liderler Programı'na katılan Naci Koru, konuşmasında Avrupa'nın farklı ülkelerinde yeni başkonsolosluklar açacaklarını duyurdu. Ayrıca artan yabacı düşmanlığına da dikkat çeken Koru, "Yabancı düşmanlığı bizleri endişelendiren bir durum." dedi.

Geçmişte yabancı düşmanlığı sonucu öldürülen vatandaşları hatırlatarak yabancı düşmanlığı için çağrı merkezi oluşturduklarını vurgulayan Koru, yurt dışında yaşayan vatandaşların Türkçeyi öğrenmelerine bazı devletlerin ciddi sıkıntı çıkardığını da açıkladı. Bu sorunu aşmak için de bir çalışma başlattıklarını belirten Koru, "Çocukların Türkçe öğrenmeleri için internet üzerinden dil eğitimi verip, başarılı olanlar için ödül verecek bir çalışmamız var." dedi.

Hollanda’nın en büyük tur operatörlerinden birisi olan Oad Turizm Şirketi iflasını açıkladı. Oad Holding bünyesindeki farklı 20 şirkette yaklaşık 1400 kişi çalıştığı bildirildi. İflas anında halihazırda yaklaşık 7 bin yolcunun ortada kaldığı belirtiliyor. SGR Fonu (Seyahat Paraları Garanti Fonu), yolcuların mağdur edilmeyeceklerini,

yurt dışındaki Oad müşterilerinin Hollanda’ya geri dönmelerinin sağlanacağını ve henüz tatile gitmemiş, ancak ödeme yapmış olanların paralarının da iade edileceğini kaydetti. 1924 yılında otobüs şirketi olarak kurulan Oad, bir aile şirketi olarak kalmıştı. Oad’ın ekonomik krizden kaynaklanan ciro kaybı sonucu iflas ettiği belirtiliyor.

Hollanda'nın en büyüklerinden OAD iflas etti

29

HABER

EKİM / OKTOBER 2013

FIKRA KÖŞESİ TEMEL Adamın biri bir gün Karadeniz Bölgesi’nde gezmeye gider. Arabasıyla ilerlerken bakar bir uçurumun kenarında muhteşem bir manzara ve de bir grup yöreli davul zurna kemençe horon tepiyorlar. Çeker arabasını ve baslar seyretmeye, ama o da ne… Adamlar bir tur atıp geliyorlar uçurumun başına ve hayalin başındakini atıyorlar aşağıya… Sonra bi tur daha ve yine bi adam aşağıya… Turist dayanamaz yaklaşır yanlarına ve sorar: -Kardeşim ne diye atıyorsunuz adamları aşağıya? İçlerinden biri cevap verir: -Haçan biz burada Temel atma töreni yapayruk…….

Yıldız Adam yeni aldığı bilgisayarın Teknik Danışma Servisini aramış, “Parolamı yazarken rakamlara basıyorum, ekranda ‘Yıldız’ çıkıyor.. ” diye, “O program tamamen sizin emniyetiniz için” demiş telefondaki yetkili, “Arkanızda duran birisi varsa yazdığınız parolayı görmesin diye tasarlanmış bir program..” Adam “Hah.. Tamam da” demiş alaylı bir ses tonuyla, “Kardeşim arkamda biri yokken de o zımbırtı çıkıyor.. Bu ne iş şimdi?..” Karides Adam gittiği restoranda garsonu çağırıp “Evladım ‘karides kokteylde bir tane bile karides yoktu” diye şikâyet etmiş . “Herhalde” diye cevap vermiş garson sinirlenerek, “Bülbül yuvası tatlısında bülbül mü var amca?.. Vezir parmağı isteseniz tabakta parmak mı arayacaksınız?..Tövbe tövbe!..”

Genel Başkan Parti Genel Başkanı gittiği restoranda yemeğe başladıktan bir süre sonra garsonu çağırıp “Bu ne biçim köfte?” diye sormuş sinirle, “İkisini yedim, üçüncüsünü kesemedim bile!..” Garson “Kesememeniz normal efendim” demiş garson, “O mikrofon da!..” Demokrasi Gangsterler bankaya girmiş, “Bu demokratik şekilde yapılan bir soygundur ” demiş başlarındaki kar maskeli elebaşı paltosunun içinden otomatik bir silahı müşterilere doğrulturken “Bu bankayı soymamızın doğru olduğunu düşünenler lütfen ellerini havaya kaldırsınlar!..”

BULMACA USTALARI İŞ BAŞINA!

BULMACA

Hazırlayan: Abdurrahman Gündüz

Resimdeki İşadamımız

Global kürevi

Tatlı Çörek

Argoda Fırlama

İşaret sıfatı

Aşırı dövmek

Gözüm Uzaklara

Kabul etmeme

Yıllık

Sarmal Yemek Dürüst, temiz lekesiz kimse

Devinim Şaşma ünlemi Erkek balerin

Bir nota

Bir sure

Bir ilimiz

Avrupa'da ülke

Avrupa Birliği

Soru kelimesi

Nikelin simgesi

Türk lirası

Bir yerleşim birimi

Kalay simgesi

Almanya plakası

Vücudun orta kısmı

Heyecan hormonu Rahatlama ünlemi

Korkutma sesi

Bir bağlaç

Metal yapıştırıcı

Üretici güç

Duman Lekesi

Egzama, basur

Nikelin imi

Raylı kara taşıtı

Dağınık düzensiz

Bir renk

müsabaka

iyot imi

Üç ayaklı çember

Pekmez Kurutması

Amaç

Bir renk

Yummaktan emir Dişi sığır

Alfabenin 20. harfi

Bir bağlaç

Uyanık olan

Alt resimdeki İşadamımız

Rüküş olmayan

Yönetici Kükürt simgesi

Nikelin siögesi Neşeli kişi

Avusturya plakası

Alfabenin 16. harfi

Olmamış kavun Meyve kurusu

Birinci tekik kişi

Yapıt

Yöntem Tarık

Bir nota

Düzen İntizam

Sayısı belli Bir nota Aşırı bön, enayi

Safra kesesi

Yüzücü Başlığı

İskambil birlisi

Eski dilde dadı Türkmen çadırı Kara yumuşakçası Bir hayvan

Bir bağlaç Bir ajans Üflemeli çalgı

İtalya plaka kodu

Avanak Katıksız içki Hamurlu bir yemek

İTİRAF EDEN EDENE Kurbanlıkdolly, Kadın , 27 , İngiltere Kurban Bir alkış da günlerdir bilgisayarın başında Avrupa Birliği'nin master için vereceği burs yatsın diye bekleyip, bursu alır almaz Türkiye'ye kurban parası gönderen kocama gelsin lütfen. Kalk kız çay hazır Hayatımın en enteresan durumu, babamın son derece sert mizaçlı ve korkulan bir adam olmasına rağmen, annemin hala babama "kız" diye seslenmesidir.

Hakikiacı, Erkek , 32 , İngiltere Acil çıkış

Kibarca "Orası yangın çıkışı, parketmezseniz iyi olur" dediğimde, "Yangın çıkarsa iner arabayı çekeriz" deyip pis pis sırıtmasaydı gece arabayı arkasına çekip taksiyle işe gider miydim hiç?

Yinebanaesmergünler, Kadın , 31 , İstanbul Robin Hood Benden param yok diyerek para alıp alıp duran ve sonrasında erkek kardeşime veren Robin Hood ruhlu bir annem var! Maliwor, Erkek , 28 , İzmir Sigaranın dumanı Durakta çok fazla durup yolcu gelsin diye bekleyen minibüs şoförüne "Kaptan

olmazsa ben bir sigara içeyim?" diye atar yaptım bugün. Ama anlamadı. "Valla abi varsa bi sigara da bana ver." dedi. Durakta küfürler yiyerek şoförle sigara içtik ve hiç pişman değilim. Meğer adam yalnızlık çekiyormuş.

Biraz.hüzün.aldım, Kadın , 39 , Adana Genler Bir arkadaş ortamında konu çocuklara geldi. Oldukça zeki ve yaratıcı bir çocuğu olan kız arkadaşım "Çocuklar zekalarının %80'ini anneden alıyorlarmış" dediği anda kocası lafı yapıştırdı: "Benden aldığı %20 ile bu kadar zeki oldu bu çocuk.

Bir de hepsini alsaydı nasıl olurdu düşünemiyorum bile."

Daha yeşili yok Yeşil ışık yandığı halde ilerlemeyen arabaya çalınan kornaların arasından, "Bundan daha yeşili yok, hepsi bu. Yürü artık be kadın!" diye bağıran adamın isyanına hala gülümsüyorum.

Neysesakinim, Kadın , 45 , İstanbul Espri anlayışı "Kaskın nerede?" diye soran yurdum polisine, "Beremi taktım merak etmeyin hiç üşümüyorum memur bey" diye cevap verirsen," Bu da içinizi ısıtır, buyurun" diye

ceza makbuzunu alırsın.

Porsiyon Gelen yemeğinin porsiyonun çok olduğunu düşünen hanım kızımız garsonu çağırıp "Neden bu kadar büyük geldi, ben bir porsiyon söylemiştim?" diye soruyor, garson abimizin verdiği cevap müthiş: "Bizim usta'nın biraz elleri büyük, küçültmeye çalısıyoruz abla"...

Acımadıkiii, Erkek , 35 , Muğla Bir terslik var ama Çıkış saatinin gelmesine yakın kendi kendime "Çok canım sıkıldı" diye söylenirken "Bana bir çay koyun da içeyim o zaman, canınızın

sıkıntısı geçsin" diyen kişi benim sekreterimdir.

Şımarıkxx, Kadın , 44 , Ankara Pişti olacağız Arkadaşımın yeni aldığı pantolonu o kadar çok eleştirdim ki gidip değiştirdi. Ertesi gün aynı pantolonu ben aldım. Üzerimde görecek diye ödüm patlıyor ama kanımca bana daha çok yakıştı. Mynameispurple, Kadın , 34 , Manisa Trafik polisi Kavşağın ortasına kadar çıkan taksiye "Ticari al geri, biri çarpsa ne olacak?" diye bağıran polisimiz çok düşüncelidir sağolsun, çok!

HABER

30

EKİM / OKTOBER 2013

fınızı Fotoğra rin gönde lım ya yayınla

The Rebel lakaplı Gökhan Saki ve Adacams şirketi sahibi Şahin Arabacı'nın oğlu ve eski stajerimiz Sefa, Rotterdam Meram West'te kahvaltıda buluştular ve tasarım konusunda anlaştılar. Hem beyin gücü hem de kas gücü konuştu.

Ezel Altunsaray Gazi Üniversitesi

HOTİAD Başkanı, Petrol Yüksek Mühendisi Hikmet Gürcüoğlu'nun oğlu Refik Gürcüoğlu, Havva İpek ile evlenerek dünya evine girdiler. Düğünde sürpriz olarak sevilen sanatçı Sevcan Orhan sahne aldı. Genç çifte bir ömür boyu mutluluklar dileriz.

Sinem Sinangil Hacettepe Üniversitesi

Rotterdam Anadolu Camii yeni bir kampanya başlattı. Yapılan açıklamada "Evlerinizde kullanmadığınız küçük elektronik eşya ve aksesüarlarını camimizde bulunan kutulara atarak hem çevre bilinci olarak geri dönüşüm sağlayabilir hem de camimize maddi bir dönüşüm (katkı) sağlayabilirsiniz. Katılımlarınızı bekliyoruz" mesajı verildi.

Amsterdam Tartışmaları'nın bu ayki konusu Demokratikleşme Paketi ve konuğu da Atilla Yayla'ydı. Toplantıdan bir gün sonra kahvaltıda UETD gençlikle buluşan Atilla Yayla gençlerle hatıra fotoğrafı çektirdi.

2013 yaz döneminde T.C AB Bakanlığı Türk Ulusal Ajansı tarafından yürütülen proğram çerçevesinde, Uluslararası Staj Hareketliliğinden yararlanmaya hak kazanmış iki Türk öğrencisine ev sahipliği yaptı. Bu işbirliği kapsamında Gazi Üniversitesi Kamu Yönetimi 4. Sınıf öğrencisi Ezel Altunsaray ve Hacettepe Üniversitesi Siyaset Bilimi yüksek lisans öğrencisi Sinem Sinangil UETD Hollanda’da dönemsel çalışma fırsatı buldular.

Rotterdam sokaklarında karşılaşan Hollanda ve Türkiye'nin tanınmış DJ'lerinden DJ Sertan ve DJ Burak Yeter hasret giderdi. Dj Burak Yeter Amsterdam'a taşındığını ve artık sıkça görüşebileceklerini söyledi.

Cleaner Magazine Genel Yayın Yönetmeni Hakkı Korkmaz ve ekibindeki Songül ve Nur Hanımlar Türkiye'den fuara katılmak için geldikleri Hollanda'da ofizimize ziyarette bulundular.

Nilgün Şahin Türk Sinemasının Sultanı Türkan Şoray ile aynı kare de ölümsüzleşti.

Birleşmiş Milletler adına çeşitli kongreler katılıp konuşmalar yapan Hollanda temsilcisi Zehra Sarıarslan, Türkiye ziyaretinde TRT Türk'e röportaj verdi.

GİRİŞİMCİ BULUŞMALARI - 3

PROFESYONELLİK NASIL OLMALI? Konuşmacılar: SEYİT YEYDEN - OKTAY ÜNLÜ

Proğram: Workshop + Akşam yemeği Üyelere Ücretsiz.

Katılım anında üye olabilirsiniz.

Info: 0615-51 29 50 workshop@haber.nl

itinizi z i v t r a K eyi getirm yın a unutm

Tarih: 6 Kasım 2013, Çarşamba Saat: 18:00 - 20:00 Yer: Konyalı Otantik, Rotterdam Adres: Putsebocht 113 • 3073 HE Rotterdam

31

HABER

EKİM / OKTOBER 2013

NET IK L Y A ,0 3 3 € = 00 İPOTEK € 100.0 NET IK L Y A ,4 9 4 € = 00 İPOTEK € 150,0

5 YIL

% 3,15 'den başlayan faizler

10 YIL

% 3,95 'den başlayan faizler

HABER

EKİM / OKTOBER 2013

n ile e T E r ZAH ünle g l e n güz olsu n i z i s

ZAHET, Hollanda'da yaşayan ve yardıma ihtiyacı olan herkese hizmet veren bir kurumdur. Yabancılar için bakım hizmetini kolay erişebilir yapıyoruz. Kültürel farklılıkları kabul ediyor, bir zenginlik olarak görüyoruz. Hizmetlerini, hastaların kültürel farklılığını göz önüne alarak sunuyoruz. Hizmetlerimizde; hastaların dini inançlarına, ananevi gelenek ve alışkanlıklarına azami dikkat gösteriyoruz.Kendi dillerinde hitap ederek hastalara kendi evlerinde Daha fazla bilgi almak ve hizmetlerimizi hissetmelerini sağlıyoruz. yerinde görmek için, sizi Beek-Ubbergen'deki bakımevimize bekliyoruz.

İrtibat bilgileri: Stichting ZAHET T. 024-7630420 Verbindingsweg 13 F. 024-7630421 6573 BS Beek-Ubbergen E. info@zahet.nl

148 + 43 + 69 - 34 + 57 = ? 468 / 36 = ? 790 x 18 = ? 6936 - 1326 = ? etik ental aritm rir Soroban m lerini gelişti zlem beceri ö g e v e m Dinle sağlar Odaklanma ştirir cerisini geli e b k ti a m te Ma i rmak sistem Çift el 4 pa zandırır Özgüven ka

Ben bu işlemleri 3-5 saniyede yapabiliyorum. Ya sen?

SOROBAN MENTAL ARİTMETİK NEDİR? Sormen tarafından uygulanan Soroban Mental Aritmetik; Uzakdoğu'da yüzlerce yılın birikimi ile geliştirilmiş bir eğitim programıdır. Çocuklara zihinsel ve işlevsel yetenekler kazandırır, matematik becerilerini geliştirir. Çocukların aritmetik işlemlerini hesap makinesi, kağıt-kalem gibi hiçbir araçgereç kullanmadan, hızlı ve doğru bir şekilde zihinden çözebilmelerini sağlar.

GELECEĞİN DAHİLERİNİ YETİŞTİRİR

Biletiniz n e z i e R a 'Erk le y ' i s e c n güve a l n o f e l e bir t elinizde


HABER Gazetesi Ekim Sayisi (2013)