Issuu on Google+

1-11 May覺s 2009

Anadolu Üniversitesi Sinema Kültürünü Geliştirme Birimi Anadolu University Cinema Culture Development Unit Tel: + 90 (222) 335 05 80/ 2448 Faks: +90 (222) 320 45 20

http://eskfilmfest.anadolu.edu.tr Anadolu Üniversitesi Basımevi, Eskişehir

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

FESTIVAL ANA SPONSORU MAIN SPONSOR OF THE FESTIVAL

1-11 Mayıs 2009

1

1

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

2

2

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

Değerli Katkılarıyla... With Kind Assistance of the Ministry of Culture and Tourism

1-11 Mayıs 2009

3

3

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

4

4

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali Anadolu Üniversitesi 11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali’nin gerçekleşmesine katkıda bulunan kurumlara teşekkür eder.

1-11 Mayıs 2009

5

5

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

Basın Sponsorları

Festival Sinemaları Anadolu Üniversitesi Sinema Anadolu 0222 335 05 80 / 1301 Cinebonus Espark Eskisehir 0222 330 05 15

6

6

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

FESTİVAL EKİBİ Festival Onursal Başkanı/ Honorary President of the Festival Prof.Dr. Fevzi Sürmeli Festival Başkanı/ President Prof. Dr. Gülseren Güçhan Festival Başkan Yardımcıları / Assistant Presidents Yard. Doç. Dr. S. Serhat Serter Arş. Grv. E. Gizem Uğurlu Festival Yönetmeni / Festival director Yard. Doç. Dr. S. Serhat Serter Yürütme Kurulu / Executive Board Doç. Dr. E. Nezih Orhon Yard. Doç. Dr. Yaprak İşçibaşı Yard. Doç. Dr. Hakan Uğurlu Öğr. Grv. Erdem Gösterişli Öğr. Grv. Gökçe Büyükerşen Göksel Arş. Grv. Erdem Çetintaş Uzman Meltem Cemiloğlu Uzman Elif Pınar Kılıçatan Tek.Koor. Nilüfer Bingöl Zafer Köroğlu Kitap Metin Yazarı/Text Writer : Yard. Doç. Dr. Hakan Savaş Kitap Çeviri/Translator of the Book :Volga Yılmaz Gümüş Film Çeviri/Translators of the Film: Yard. Doç. Dr. Yasemin Özgün Çakar Yard. Doç. Dr. Hatice Yeşildal Şen Yard. Doç. Dr. İlknur İstifçi Okutman Neval Kozanlıoğlu Afiş Tasarım/ Poster Design: Öğr. Grv. Eren Göksel Animasyon Tasarım/ Animation Design: Öğr. Grv. Eren Göksel Animasyon Müzik /Animation Music: Arş. Grv. Esra Kınıklı Tonmaister/Tonmaister:Yrd.Doç.Dr. Emin Germen Açılış Töreni Müzik/ Opening Ceremony Music: Teoman Murat Demiroğlu Katalog Tasarım - Dizgi/ Catalogue Design - Typesetting: Tek. Koor. Nilüfer Bingöl Editör/Editing: Prof. Dr. Gülseren Güçhan Gümrük Film Takip/Customs Procedures For Films: Muhsin Çakallı Sekreterya/Secretary: Burçin Yürür, Serpil Bintez 1-11 Mayıs 2009

7

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

TEŞEKKÜRLER / THANKS Prof.Dr.Fevzi Sürmeli Prof.Dr.Naci Güçhan Prof.Dr.Nezih Varcan Prof.Dr.Zühtü Altan Anadolu Üniversitesi Sinema Kulübü Ahmet Boyacıoğlu Başak Emre Berk Tunçel Burcu Tazebay Bülent Genç Cemal Olcan Erdenay Gül Gaye Kurnaz Gunnar Almer Gülay Korol Gülay Potukoğlu Gülseren Haspullukçu Halil Polat Handan İpekçi Hüseyin Ülger İpek Çiçek Işıl Özgentürk Köknar Tezay Menderes Ünal Mete Babacan Muhtar Özkaptan Muzaffer Hiçdurmaz Necip Sarıcı Nejat Gökçe Oktay Bulgay Orhan Kesikoğlu Petra Dolleman Sadi Çilingir Sedat Güllük Selda Şenel Semih Hoşgör Sinan Türel Tevfik Başer Ümit Yılmaz Yavuz Yıldız

8

1-11 Mayıs 2009

10. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

2-12 Mayıs 2008

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

10

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

Onur Ödülleri

13

Sinemaya Emek Ödülleri

23

Sinema Kültürüne Katkı Ödülleri

27

Dünya Sinemasının Genç Yıldızları

39

Sinema Tarihinin Unutulmazları

53

Luis Bunuel Bertnard Tavernier Ingmar Bergman Dünya Festivallerinden

55 69 79 91

Özel Gösterim: Kerkenez

111

Freddy Olsson'un Seçtikleri

113

Anısına: Keriman Ulusoy

123

Türk Sineması 2008-2009

127

Gece Yarısı Sineması

161

Hayatımız Belgesel

167

Amerikan Belgeselleri Kuşağı

177

Canlandırma Sineması

193

Petra Dolleman'ın Seçtikleri

203 . 211

Honorary Awards

Commitment To Cinema Awards

Competition Of Contributions To Film Culture The Young Stars Of The World Cinema

The Unforgettables Of The History Of Cinema

From World Festivals Special Screening: Kes

Freddy Olsson's Selection

In Memoriam: Keriman Ulusoy Turkish Cinema 2008-2009

Midnight Cinema

Our Life Is Documentary

American Documentary Showcase Animation Films

Petra Dolleman's Selection

Kısa Filmler Short Films

.

.

.

.

.

. .

.

.

Sinema Dersleri

231 . Kırılgan Bir Hayat Marilyn Monroe 241 Master Classes

A Fragile Life Marilyn Monroe

Bergman İle Buluşmalarım 243 My Encounters With Bergman

Anılar/Konuklar 245 Memories-Guests

.

Film Dizini 266 Index

1-11 Mayıs 2009

11

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

11 yıl. “Sinema Günleri” olarak başlayan, 2007’de de festivale dönüştürülen “Anadolu Üniversitesi Uluslararası Eskişehir Film Festivali” 11 yıl önce yalnızca 8 filmin gösterimi ile başladı. Bugün gelinen noktada yüzlerce film gösteriminin yapıldığı, binlerce izleyici ile buluşan bir festival oldu. Yalnızca film izlemekle kalınmayan; sinema üzerine düşünen, yazan, okuyan, çalışan insanların; genciyle yaşlısıyla, ustasıyla çırağıyla, alaylısıyla mekteplisiyle bu sanata gönül ve emek veren herkesin bir araya geldiği bir festival… Yalnızca üniversitenin, kampusun sınırları içinde kalmayan, şehirle bütünleşen, Eskişehir’i kucaklayan bir festival… Bir yıl önce kurulan Anadolu Üniversitesi Sinema Kültürünü Geliştirme Birimi’nin (ASB) çatısı altında, kurumsal olarak daha da güçlenen bir festival. Ve ülkemizde, bir üniversitenin kendi olanaklarıyla, kendi öğretim elemanları ve öğrencilerinin gayretiyle ortaya çıkardığı tek film festivali. Bize her yıl, her bahar olduğu gibi bu yıl da sinema şenliğini yaşatan, festivalimizin gerçekleşmesini sağlayan herkese; sanatçılarımıza, destek veren kişi, kurum ve kuruluşlara teşekkür ediyor, festivali düzenleyen üniversitemizin değerli mensuplarını içtenlikle sevgilerimle kutluyorum.

Prof. Dr. Fevzi SÜRMELİ Anadolu Üniversitesi Rektörü

12

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

11 years. “Anadolu University International Eskişehir Film Festival” commenced as “Cinema Days” eleven years ago with the screening of eight films. In 2007 “Cinema Days” evolved into a festival. Today the festival screens hundreds of films and enjoys thousands of audience. It is a festival bringing together people who are not satisfied with watching films but also thinking, writing, reading and working on cinema; everyone young or old, novice or master, trained in the school or on the job whoever sets their heart on this art… The festival is not confined to the borders of the campus, but embraces Eskişehir and integrates with the city… The festival strenghtens institutionally under the auspices of Anadolu University Center for Film Culture Development, founded one year ago. Further, this is the only festival in our country organized through own facilities of a university and laborious efforts of faculty members and students. I would like to extend my thanks to everyone who makes us enjoy the spirit of festival every spring and contributes to the organization of the festival, to our guests, to the sponsoring institutions; and warmly congratulate distinguished members of the university staff organizing the festival.

Prof. Dr. Fevzi SÜRMELİ Rector

1-11 Mayıs 2009

13

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

Anadolu Üniversitesi, Eskişehir, bahar ve festival… On bir yıldır her mayıs ayında on gün boyunca kampüste ve Eskişehir’de sonu mutlu biten bir film çekiliyor… Sinemanın klasik başyapıtları,dünya festivallerini dolaşmış filmler, genç sinemacıların keşif ve merakla dolu filmleri seyreden herkesin, konukların, seyircilerin özellikle de yıllardır bu işi gönülden yapan festival ekibinin kocaman gülümseyerek kameraya baktığı renkli hareketli, keyifli bir film bu…. On bir yıl önce üniversitede başlayan mütevazı Sinema Günleri’nin kentin sinema salonlarına taşan, yüzlerce filmin gösterimini yapan bir festivale dönüşme serüveninin aktörleri olan festivalin yaratıcı ekibine, destekleyen kurumlara ve Anadolu Üniversitesi’nin tüm olanaklarını festival için seferber eden Rektörümüz Prof. Dr. Fevzi Sürmeli’ye teşekkürler. Anadolu Üniversitesi’nin güvenli çatısı altında gelişip, Eskişehir’in film festivali olmanın onurunu duyuyoruz ve on birinci kez nice güzel film ile karşınızdayız… Sinema Tarihinin Unutulmazları bölümü sinemanın üç büyük ustasına ayrıldı; Buñuel, Bergman ve Tavernier. Onların sarsıcı, başkaldırıcı, insan ruhunun derinliklerine cesaretle eğilen, tutkularımız, zaaflarımız ve maskelerimizle yüzleşen filmlerini izlerken ustalıklarına bir kez daha hayran olacağız. Festivallerde öne çıkmış, merakla beklediğimiz filmler Dünya Festivallerinden bölümünde. Dünya Sinemasının Genç Yıldızları, ilk filmlerini çeken yeni yönetmenlerle bizi tanıştıracak. Türk Sineması bölümünde eski ustaların filmleri ile birlikte yeni nesil bir Türk sinemasının gelişini haber veren genç yönetmenlerin filmlerini seyredeceğiz. Bu yıl festivalde ilk kez kendi mezunlarımızın filmlerine yer vermekten ayrı bir heyecan ve gurur duyuyoruz. Onlar sinema tutkularını gerçekleştirebildiler ve mezun olduktan yıllar sonra filmleri ile üniversitelerine döndüler. Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Mezunu Onur Ünlü “Güneşin Oğlu” filmi ile, Bahadır Karataş ve Mete Özok “Usta” filmi ile Ethem Özgüven belgesel filmleri ile festivalimizde olacaklar. Festivalin Sinema Derslerinde yapılacak olan “3 Gün 3Yönetmen 3 Senaryo” adlı senaryo geliştirme atölyesinde kendi filmini çekmek isteyen genç yeteneklerin senaryolarına ustaların eli değecek, “Kamera karşısında Oyunculuk” atölyesi geleceğin oyuncu adaylarına, seminerler, film izlemekle yetinmeyip sinema üzerine düşünmek tartışmak, bilgilerini derinleştirmek isteyen herkese açık olacak. “Toplu seyir” ile korkuyu paylaşmanın dayanılmaz hazzını veren “Geceyarısı Sineması” uykusuz kalmaya bu yıl da değecek... Canlandırma filmleri, belgeseller, kısalar, film arkasından yönetmen ve oyuncularla sıcak sohbetler, kurulan dostluklar… Hayatın sıradanlığına Eskişehir Film Festivali ile on günlük bir ara vermeye hazır mısınız? Öyleyse sinemayı seven herkes yerini alsın ve festival başlasın!.... İyi seyirler… Prof. Dr. Gülseren GÜÇHAN Festival Başkanı

14

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

Anadolu University, Eskişehir, spring and festival… For eleven years, every May, a happy-ending film has been shot on the campus and in Eskişehir during ten days… With classical masterpieces of cinema, films from world festivals and young directors’ films full of discovery and curiosity, this is a colorful vivid and enjoyable film, in which everyone involved, guests, viewers and particularly the festival team putting their heart and soul into this organization for years, smile radiantly for the camera… We would like to extend our thanks to the actors who turned the modest Cinema Days, which started in the university eleven years ago, into a festival where hundreds of films are screened in various movie theatres of the city… Special thanks are due to creative team of the festival, sponsoring institutions and our Rector Prof. Dr. Fevzi Sürmeli, who mobilizes all facilities of Anadolu University for the festival… Flourishing under the roof of Anadolu University, we are proud of being the film festival of Eskişehir. This year we welcome you for the eleventh time with many nice films… “The Unforgettables of Cinema History” is dedicated to three masters of cinema: Buñuel, Bergman and Tavernier. We will admire their talent once again while watching their shaking and revolting films, which go courageously into the depth of human soul and thus make us face our passions, weaknesses and masks. The outstanding films of the festivals that we look forward to seeing are in “From World Festivals”. “Young Stars of the World Cinema” introduces to us new directors who have just made debut. In “Turkish Cinema”, we will see the films of masters as well as those of new directors, the messengers of the birth of a new generation Turkish cinema. This year we have the enthusiasm and honor of screening for the first time the films of our graduates. They fulfilled their passion and, years after their graduation, returned to the university with their films. The graduates of the Faculty of Communication Sciences at Anadolu University will be at our festival: Onur Ünlü with “Güneşin Oğlu / Son of the Sun”, Bahadır Karataş and Mete Özok with “Usta” and Ethem Özgüven with his documentary film. The “Master Classes” offer a scriptwriting workshop “3 Days 3 Directors 3 Screenplays” during which the hands of masters will touch on the screenplays of new talents. “Acting for the Camera” workshop is targeted at prospective actors. The seminars will be open to anyone who is not satisfied with seeing films, but aspires to think, discuss and enhance their knowledge on cinema. “The Midnight Cinema”, offering the unbearable delight of sharing horror, will be worth sleepless nights… Animations, documentaries, shorts, and sincere talks and friendships with directors and actors following the screening… Are you ready to have a break with Eskişehir Film Festival in the monotony of life? Then, cinema lovers, take your place. Festival begins!... Enjoy the show… President of the Festival Prof.Dr. Gülseren GÜÇHAN

1-11 Mayıs 2009

15

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

1616

1-11 Mayıs 2009

ONUR ÖDÜLLERİ

HONORARY AWARDS

17 17

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

18

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

NEBAHAT ÇEHRE 1944 yılında, Samsun’da doğdu. 14 yaşında Adalar Güzeli, bir yıl sonra da, henüz 15 yaşındayken Türkiye Güzellik Kraliçesi seçildi. Sahneye ilk kez İstanbul Şehir Tiyatroları Çocuk Bölümü’nde çıktı. Nebahat Çehre, sinemanın kendisini keşfetmesini beklemedi çünkü daha çocuk denilecek yaşta güzelliği tescil edilmişti. Sinemayı hiç düşünmediği halde, dostlarının, çevresinin yönlendirmesiyle, üst üste gelen film tekliflerine “evet” demek zorunda kaldı. Yönetmenliğini Ümit Utku’nun yaptığı “Yaban Gülü” (1961) filmiyle sinemada ilk rolünü aldı ve yine bir ilki gerçekleştirerek bu filmi yarım bıraktı! Deneyimli sinemacıların göremediğini görmüş ve kendi kişiliği ile filmde canlandırdığı karakterin uyuşmadığını, uyuşamayacağını anlamıştı. Ancak henüz çok gençti ve 60’lı yılların Türk Sinemasının ona, onun çocuksu masumiyetine, çekingenliğine, genç, taze ve güzel yüzüne ihtiyacı vardı. Metin Erksan’ın yönettiği “Acı Hayat” (1962) filmi ile yalnızca masum güzel olmadığını, aynı zamanda çok yetenekli bir oyuncu olduğunu kanıtladı. 1964’de “Kamalı Zeybek” filminde Yılmaz Güney ile tanıştı ve 1967’de onunla evlendi. Evlilikleri kısa sürdü. Güney’in yönettiği “Seyyit Han” (1968) filmindeki Keje rolüyle unutulmaz bir portre çizdi. Kanun Kanundur’dan Acı Hayat’a, Lekeli Aşk’tan Affetmeyen Kadın’a, Kırık Hayatlar’dan Şoför’ün Kızı’na, Balatlı Arif ’ten Nisan Yağmur’una, Güneşteki Leke’ye, Kimlik, Yaşamak ve Gülüm’e kadar sayısı yüze yaklaşan filmde rol alan Nebahat Çehre’nin sinema oyunculuğundaki en belirgin özelliği kadını tek boyutlu, cansız, ipleri ya “iyi”nin ya “kötü”nün elinde bir kukla karakter olmaktan çıkartmaya çalışması ve bu yolda kendisinden sonra gelecek olanlara cesaret verecek ilk adımları atmış olmasıdır. NEBAHAT ÇEHRE Nebahat Çehre was born in Samsun in 1970. She was selected the Beauty Queen of Istanbul Islands at the age of 14 and Beauty Queen of Turkey at the age of 15. She appeared on the stage for the first time in Child Division of Istanbul City Theatres (İstanbul Şehir Tiyatroları). Çehre did not wait for cinema to discover her as her beauty was appreciated when she was too young. She accepted recurring proposals for making a film due to influence of her friends and other people around her although she was reluctant to enter into the world of cinema. She had her first role in “Yaban Gülü / The Wild Rose” (1961), directed by Ümit Utku but, did not complete this film. She realized what experienced filmmakers could not realize: Her personality did not fit the role she performed in the film. However, she was very young and the Turkish cinema of 60s was in need of her childish innocence, reticence and young, fresh and beautiful face. In Metin Erksan’s “Acı Hayat / Bitter Life” (1962), she proved that she is not only an innocent beauty but also a very talented actress. She met Yılmaz Güney in 1964 while they were making the film “Kamalı Zeybek” and married him in 1967. Their marriage did not last long. She took her place among the unforgettables with the role of “Keje” she performed in “Seyyit Han” (1968), directed by Güney. She featured in nearly one hundred films, including Kanun Kanundur, Acı Hayat, Lekeli Aşk, Affetmeyen Kadın, Kırık Hayatlar, Şoför’ün Kızı, Balatlı Arif, Nisan Yağmur, Güneşteki Leke, Kimlik, Yaşamak and Gülüm. Nebahat Çehre’s most characteristic feature in cinema is that she has attempted to destroy the woman image as a one-dimensional lifeless puppet character whose strings are pulled by either the “good” or the “bad”. She took first steps on this way to encourage the ones succeeding her. 1-11 Mayıs 2009

19

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

20

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

EKREM BORA Biz onu Ekrem Bora olarak tanıyoruz. Gerçekten de Türk Sinemasına yeni ve güçlü bir rüzgâr, bir bora olarak katıldığı için kendisine uygun gördüğü soyadına yakışan Ekrem Bora’nın gerçek adı, Ekrem Şerif Uçak’tır. 1934 yılında, Ankara’da doğan sanatçı, ortaokuldan mezun olduktan sonra Sultan Ahmet Devlet Basımevi Kursu’nu bitirerek mürettip (dizgici) - mücellit (ciltçi) diplomasını alır ve bir süre bu meslekte çalışır. Pek çok Yeşilçam yıldızı gibi o da bir derginin düzenlediği yarışmayla tanınır. 1953 yılında, gazeteci, yazar ve senarist Sezai Solelli’nin aracılığıyla Yıldız Dergisi’nin açtığı sinema artist yarışmasına katılarak birinci olur. Yarışmanın hemen ardından vatani görevini yapmaya gider 1955 yılında, Mehdi Özgürel’in yönettiği “Alın Yazısı” filmiyle sinema oyunculuğuna başlar ve kısa sürede halkın beğenisini kazanır. Metin Erksan’ın yönettiği Acı Hayat (1963) filmiyle sinemadaki ilk güçlü çıkışını yapan Ekrem Bora, 1965 yılında çekilen “Sürtük” filminde gösterdiği başarılı oyunculukla övgüyü hak eden, yetenekli bir sanatçı olduğunu kanıtlar ve Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’ne layık görülür. 1991 yılında, “Soğuktu ve Yağmur Çiseliyordu” adlı filmle aynı ödülü bir kez daha alan Ekrem Bora sayısı iki yüzü bulan filmde rol almış ve kendi deyimiyle “hep Ekrem Bora’lık filmlerde” oynamıştır. Avukat Ahmet’tir (Kader Ayırsa Bile), Gazino patronu Ekrem’dir (Sürtük), Başkomiser Şahin’dir (Baskın), Doktor Ferit’tir (Kadın Severse), iş adamı Ali Fuat’tır (Bedel), Sezercik’in babası Murat’tır (Öksüzler)… Yeşilçam Sinemasında karakterler ya hep iyi ya da hep kötüdür ama Ekrem Bora iyiyi de oynar, kötüyü de… Kimi zaman filmin başından sonuna kadar kötüyü oynasa bile son anda, son sahnede izleyiciye kendisini sevdirebilir. Ama hangi adla, hangi rolle karşımıza çıkarsa çıksın o hep Ekrem Bora’dır; onurludur, yağmur altında, gözleri yaşlı da olsa, ceketinin yakalarını kaldırır ve hep dik yürür, dudaklarında buruk bir tebessüm vardır. EKREM BORA The actor, whose original name is Ekrem Şerif Uçak, changed his surname into Bora (a word meaning ‘gale’), which fits very well his character blowing like a new strong wind in Turkish cinema. Bora, born in Istanbul in 1943, received a diploma of typesetting and bookbinding from Sultan Ahmet State Press after his secondary education and worked in this field awhile. Like many other stars of Yeşilçam, he became known in the competition of a magazine. He ranked first in the talent competition held by Yıldız magazine in 1953, in which he participated owing to journalist, author and scriptwriter Sezai Solelli. As he left for his military service right after the competition, he first appeared as an actor in 1955 in the film “Alın Yazısı” directed by Mehdi Özgürel, and gained appreciation in a short time. Making his first remarkable appearance in “Acı Hayat” (1963) directed by Metin Erksan, Ekrem Bora proved that he is a praiseworthy talented actor owing to his success in “Sürtük” (1965) and won the Best Actor Award at Golden Orange Film Festival. He received the same award once again in 1991 for his performance in “Soğuktu ve Yağmur Çiseliyordu”. Ekrem Bora featured in about two hundred films, and in his own words, took part in films which were “all exactly for Ekrem Bora”. He is Lawyer Ahmet (Kader Ayırsa Bile), Ekrem, a music hall owner (Sürtük), Chief Inspector Şahin (Baskın), Doctor Ferit(Kadın Severse), Ali Fuat, a businessman (Bedel) or Sezercik’s father Murat (Öksüzler). In Yeşilçam cinema, the characters are either good or bad but Ekren Bora takes the role of both good and bad characters. Even though he features as the bed man throughout the whole film, he manages to endear himself to audience in the last scene. But he is always Ekrem Bora, whatever his name is or whichever role he performs. This honorable man always holds his head high even walking under the rain, his eyes tearful, with a bittersweet smile on his face. 1-11 Mayıs 2009

21

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

2222

1-11 Mayıs 2009

SİNEMAYA EMEK ÖDÜLLERİ COMMITMENT TO CINEMA AWARDS

23 23

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

24 24

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali NECİP SARICI Dile kolay, tam 60 yıl… Her günü sinema tutkusuyla, emekle, özveriyle yoğrulan bir ömrün sinemaya adanmış 60 yılı… 1934’de, İstanbul’da doğmuş Necip Sarı. 1949’da, 15 yaşındayken, yani henüz çocuk denilecek bir yaştayken İzmir’de, Ekler Sinema Makineleri Tamir Atölyesi’nde çırak olarak çalışmaya başlamış, ek iş olarak da yazlık sinemalarda makinistlik yapmış. Ege’nin kasabalarına sinemayı götürmüş; Kuşadası’na, Germencik, Gördes, Eşme, Salihli’ye sinema makinelerini taşımış ve kurmuş. Fakat doğduğu şehre duyduğu özlemi bir türlü aklından çıkaramadığı için İstanbul’a geri dönmüş. Araya askerlik hizmeti girene kadar, Şan Sineması’nda ve And Film’de çalışmaya ve Göztepe’deki yazlık And Sineması’nda makinistlik yapmaya devam etmiş. Askerden döndükten sonra, iş ararken, Milliyet Gazetesi’nde “Lale Film Stüdyosu’na teknisyen olarak yetiştirilmek üzere imtihanla eleman alınacağı” ilanını gören Necip Sarıcı, sınava girmiş ve kazanmış. Lale Film Stüdyosu, kendi deyimiyle bir okul, üniversite olmuş Sarıcı için… 1959’da ses asistanlığı, daha sonra da ses mühendisliğinde ses yönetmeni (tonmayster) olarak görev yapmış. Ses, müzik, efekt kayıtlarıyla geçen uzun yılların ardından, ses yönetmenliğinin yanı sıra yapımcılığa da başlayan ve 1973’de Lale Film Stüdyosu’ndan ayrılarak kendi stüdyo ve ses laboratuarını kuran Necip Sarıcı, film piyasasının ısrarla aradığı ustalardan birisidir artık… Atıf Yılmaz’dan Ömer Kavur’a, Fevzi Tuna’dan Ertem Göreç’e, Metin Erksan’a kadar çok sayıda yönetmenle çalışmış “Kuyu”, “Yusuf ile Kenan”, “Kırık Bir Aşk Hikayesi”, “Ah Güzel İstanbul” gibi önemli filmlerin yapımcılığını üstlenmiştir. 1979 yılında, Lale Film Stüdyosu satışa çıkartılır. Yıllar önce sınavla teknisyen olarak işe başladığı ve kendisini yetiştiren okul olarak gördüğü bu stüdyonun üç ortağından biri olmayı başarır. Ses yönetmenliğinin ve yapımcılığın yanı sıra belgeselle de ilgilenen Necip Sarıcı, Anadolu Selçuklu Çini Sanatı, Türk Sinemasında İstanbul, Dua Taneleri (tesbih ile ilgili bir belgesel) adlı çalışmalara imza attı. 60 yılın birikimini, Türk sinemasına ilişkin elindeki çok zengin arşiv ve belgeyi genç araştırmacılara sunarak ve sergiler açarak değerlendiren Sarıcı, içindeki sinema sevgisinden aldığı güçle halen çalışmaya devam ediyor ve 45 yıllık film müziği kayıt arşivini kültür sanat dünyamıza kazandırmanın hazırlığını yapıyor. NECİP SARICI Easy to say: a total of 60 years… 60 years dedicated to cinema from a lifetime wrought each day with passion for cinema, labor and self-devotion… Necip Sarıcı was born in Istanbul in 1934. At the age of fifteen in 1949, he began to work as an apprentice in Ekler Cinema Projector Repair Shop in Izmir and also as a projectionist in open-air cinemas. He introduced cinema to Aegean towns, and carried and installed projectors to Kuşadası, Germencik, Gördes, Eşme and Salihli. However, because he never ceased to long for his hometown, he returned to Istanbul. Until his military service, he worked at Şan Cinema and And Film and served as a projectionist at And Cinema in Izmir in summers. Following his military service, Necip Sarıcı saw the job announcement on Milliyet daily, “looking for staff to be trained as a technician for Lale Film Studio”. He took and passed the exam. In his own words, Lale Film Studio was a school, a university… In 1959, he worked as a sound assistant and then as a tonmeister in sound engineering. After long years of sound, music and effect recording, Sarıcı began to work as a producer as well as a sound director and in 1973 left Lale Film Studio to set up his own studio and sound laboratory. He became one of the notable masters of film market. He collaborated with numerous directors from Atıf Yılmaz to Ömer Kavur, Fevzi Tuna to Ertem Göreç and Metin Erksan, and assumed the production of significant films such as “Kuyu / The Well”, “Yusuf ile Kenan / Yusuf and Kenan”, “Kırık Bir Aşk Hikayesi / A Broken-Hearted Love Story” and “Ah Güzel İstanbul / O Beautiful Istanbul”. In 1979, Lale Film Studio was put up for sale. He became one of the three partners of this studio where he started his career as a technician and received his training on cinema. Besides sound engineering and production, Necip Sarıcı have had an interest in documentary and produced documentary films such as “Selçuklu Çini Sanatı / The Art of Ceramics in Seljuks”, “Türk Sinemasında İstanbul / Istanbul in Turkish Cinema” and “Dua Taneleri / Beads of Prayer” (a documentary about rosary). Sarıcı exhibits and puts to the use of young researchers the collection of 60 years, his rich archive on Turkish cinema. He continues to work, encouraged by the love of cinema in his heart, and is currently preparing to transfer his 45-year archive of soundtrack records to our world of culture and art. 1-11 Mayıs 2009

25 25

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

26 26

1-11 Mayıs 2009

SİNEMA KÜLTÜRÜNE KATKI ÖDÜLLERİ YARIŞMASI COMPETITION OF CONTRIBUTIONS TO FILM CULTURE

27 27

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

JÜRİ ÜYELERİ / JURY MEMBERS

Prof. Dr. Merih ZILLIOĞLU İstanbul Notre Dame de Sion Fransız Kız Lisesi ve İstanbul Üniversitesi mezunudur. 1985 yılında Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesinde doktorasını tamamladı. 1992 de doçent oldu. 1998 de Profesör unvanı aldı, İletişim Kuramları, İletişim Sosyolojisi, Sosyal Psikoloji, İletişim Antropolojisi, İkna Edici İletişim derslerini veren Zıllıoğlu 1998 yılından itibaren Galatasaray Üniversitesinin de öğretim üyesi olarak çalışmaktadır. Yayınlanmış kitapları; İletişim Bilgisi, İletişim Nedir?, Sinematografik Bilim-Kurgu Yayınlarının Çocukların Dünya Görüşünün Oluşumu Üzerindeki Etkileri. Prof. Dr. Merih ZILLIOĞLU Merih Zıllıoğlu studied at Notre Dame de Sion School of Istanbul and Istanbul University. She received her PhD degree from the Faculty of Communication Sciences at Anadolu University in 1985. She gained the title of associate professor in 1992 and professor in 1998. Zıllıoğlu has been a faculty member at Galatasaray University since 1998 and giving such courses as Communication Theories, Communication Sociology, Social Psychology, Communication Anthropology and Persuasive Communication. Her published books are İletişim Bilgisi (Communication), İletişim Nedir? (What is Communication?), Sinematografik Bilim-Kurgu Yayınlarının Çocukların Dünya Görüşünün Oluşumu Üzerindeki Etkileri (The Effects of Cinematographic ScienceFiction Works on the Formation of Children’s Worldview)

28 28

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

JÜRİ ÜYELERİ / JURY MEMBERS

Yard. Doç.Dr. Hakan SAVAŞ 1968’de, Eskişehir’de doğdu. Anadolu Üniversitesi Sinema – Tv Bölümünden 1991 yılında mezun oldu. 1992-98 yılları arasında Anadolu Üniversitesi Eğitim Televizyonunda senaryo yazarı olarak çalıştı.1995’de, “ŞiirSinema İlişkisi” adlı yüksek lisans tezini, Prof.Dr. Cevat Çapan danışmanlığında tamamladı. 1998 yılında A.Ü. İletişim Bilimleri Fakültesinde araştırma görevlisi olarak çalışmaya başladı. 2001 yılında “Sinema ve Varoluşçuluk” adlı doktora tezini, Prof. Dr. Naci Güçhan danışmanlığında tamamladı ve tezini aynı adla kitap olarak yayınlandı. Şu anda, aynı fakültede öğretim üyesi olarak çalışmaktadır. Yürütmekte olduğu dersler; lisansta Çağdaş Edebiyat ve Sinema, Metin Yazımı, Felsefi Eleştiri ve Sanat ile lisanüstünde Sanat Felsefesi ve Film Eleştiri’dir. 2007 yılında Uluslararası Eskişehir Film Festivali’inde, Sinema Kültürüne Katkı ödülleri yarışmasında En İyi Sinema Makalesi Ödülü’nü almıştır. Asst. Prof. Hakan SAVAŞ He was born in Eskişehir in 1968. He graduated from the Department of Cinema and Television at Anadolu University in 1991. He worked as a scriptwriter in the educational television channel of Anadolu University between 1992 and 1998. He completed his master’s thesis entitled “The Relationship between Poetry and Cinema” under the supervision of Prof. Dr. Cevat Çapan in 1995. Savaş began to work as a research assistant in the Faculty of Communication Sciences at Anadolu University in 1998. He completed his PhD dissertation entitled “Cinema and Existentialism” under the supervision of Prof. Dr. Naci Güçhan in 2001 and published it as a book under the same title. He is currently an academic staff member in the same faculty. He offers Contemporary Literature and Cinema, Scriptwriting and Philosophical Criticism at the undergraduate level and Art Philosophy and Film Criticism at the graduate level. Savaş received the “Best Article on Cinema Award” in the competition of Contributions to Film Culture at Eskişehir International Film Festival in 2007.

Handan İPEKÇİ Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde Radyo-Televizyon eğitimi gördü. İlk yönetmenlik denemesini 1993 yılında "Kemençenin Türküsü" adlı belgeselde gerçekleştirdi. 1994 yılında ilk uzun metrajlı filmi olan "Babam Askerde" yi çekti. "Babam Askerde" Türkiye'de çeşitli ödüller almasının yanı sıra, 1995 yılında da Berlin Film Festivali'nin Panaroma bölümünde gösterildi. İkinci uzun metrajlı filmi olan "Büyük Adam Küçük Aşk" yurtiçi ve yurtdışında ödüller aldı, uluslararası film festivallerinde gösterildi. Handan İPEKÇİ She studied Radio – Television in the Faculty of Communication, Gazi University. Her first directing experience is with “Kemençenin Türküsü”, a documentary she filmed in 1993. In 1994, she filmed her first feature film “Babam Askerde”. The film won miscellaneous awards in Türkiye, and was screened in 1995 Berlin Film Festival Panorama Section. Her second feature film “Büyük Adam Küçük Aşk” won awards at home and abroad, and was screened in international festivals. Ödüller-Awards: 2001 Antalya Altın Portakal Film Festivali, "En İyi Film" Ödülü, "Büyük Adam Küçük Aşk". 2001 Antalya Altın Portakal Film Festivali, "En İyi Senaryo" Ödülü, "Büyük Adam Küçük Aşk". 2002 Kahire Uluslararası Film Festivali, "En İyi Senaryo" Ödülü, "Büyük Adam Küçük Aşk". 2002 Kahire Uluslararası Film Festivali, "Gümüş Piramit" Ödülü, "Büyük Adam Küçük Aşk". 2002 Kahire Uluslararası Film Festivali, "Altın Piramit" Ödülü adaylığı, "Büyük Adam Küçük Aşk". 2002 Köln Akdeniz Film Festivali, "En İyi Senaryo" Ödülü, "Büyük Adam Küçük Aşk". 2003 Uluslararası İstanbul Film Festivali, Halk Ödülü, "Büyük Adam Küçük Aşk". 2003 Uluslararası İstanbul Film Festivali, "En İyi Film" Ödülü adaylığı, "Büyük Adam Küçük Aşk".

1-11 Mayıs 2009

29 29

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

JÜRİ ÜYELERİ / JURY MEMBERS

Sevin OKYAY 1942'de İstanbul'da doğan Sevin Okyay, radyo programcısı, sinema, caz, polisiye eleştirmeni ve spor yazarı olarak tanınmaktadır. Arnavutköy Kız Koleji'ni bitiren Okyay, 1964'ten bu yana çeviri, 1975'ten bu yana gazetecilik ve 1984'ten bu yana da sinema eleştirmenliği yapmaktadır. Uzun bir süre TRT için "Ve Sinema" programını hazırlayan yazar, Açık Radyo ve NTV Radyo'da programlar hazırlayıp sundu. Okyay, İstanbul Şehir Tiyatroları'nda Mehmet Atak'ın tasarlayıp yönettiği "Hamlet 2001" oyununun dramaturgluğunu ve çevirmenliğini üstlendi. "Harry Potter" dizisi çevirileriyle tanınan Sevin Okyay, serinin üçüncü kitabı "Azkaban Tutsağı"ndan itibaren seriyi çevirmeyi sürdürdü. Sevin OKYAY Sevin Okyay, born in Istanbul in 1942, is a radio host, a film, jazz and literary critic and a sports columnist. She graduated from Arnavutköy American College for Girls. Okyay has been a translator since 1964, a journalist since 1975 and a film critic since 1984. She made the TV programme “Ve Sinema” broadcast on TRT for long years and programmes for Açık Radio and NTV Radio. Okyay is the dramaturge and translator of “Hamlet 2001”, a drama directed by Mehmet Atak and staged at Istanbul City Theatres (Istanbul Şehir Tiyatroları). Known as the translator of "Harry Potter", Sevin Okyay has translated the series beginning from "Harry Potter and the Prisoner of Azkaban", the third novel.

30 30

1-11 Mayıs 2009

Ali Ulvi UYANIK 1960; İstanbul doğumlu. 1983 yılında Marmara Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu’nu bitirdikten sonra, iki işinden biri hep sinema yazarlığı oldu; 1 Ocak 1983 tarihli sayıda bir okur mektubu olarak yayımlanan ilk yazısından başlayarak Milliyet Sanat Dergisi’ne yazmakta, Antrakt Haftalık Sinema Gazetesi’ne de “Tek Cümle “köşesini hazırlamaktadır. Geçmişte yayımlanan “Gelişim Sinema”, “Beyazperde” gibi dergilere de yazmıştır. TRT1 radyosu, TRT2, Kanaltürk, Habertürk gibi televizyonlarda sinema film yorumları yaptı. Halen günde ortalama iki film izlemek ile sinemadan sonraki en büyük tutkusu olan seyahatlerini aksatmamak arasındaki dengeyi tutturmaya çalışıyor. Ali Ulvi UYANIK Ali Ulvi Uyanık was born in Istanbul in 1960. Since he graduated from the School of Journalism at Marmara University in 1983, one of his two occupations has always been writing on cinema. He has great passion for Milliyet Sanat Dergisi since his first contribution to the magazine as a letter to the editor on January 1, 1983. Further, he has a column “Tek Cümle” at Antrakt, a weekly cinema magazine. He wrote for magazines such as Gelişim Sinema and Beyazperde and made movie critiques on Radio TRT 1, TRT 2, Kanaltürk and Habertürk. He is still trying to establish a balance between watching two films every day and traveling, his second passion after cinema.

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

EN İYİ SİNEMA KİTABI / BEST FILM BOOK Adaylar / Nominees

MELEZ İMGELER

Nejat ULUSAY Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın ve Yayın Yüksek Okulu mezunu.Yüksek lisansını Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Anabilimdalı’nda gerçekleştirdi. Doktorasını İngiltere’de, Warwick Üniversitesi Film ve Televizyon Çalışmaları Bölümü’nde yaptı. Halen Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon Sinema Bölümü, Sinema Anabilimdalı’nda öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır. Nejat ULUSAY graduated from the School of Journalism in the Faculty of Political Sciences at Ankara University. He received his MA in communication at Ankara University and PhD in Film and Television Studies at Warwick University. Ulusay currently works as a faculty member in the Programme in Cinema, Department of Radio, Television and Cinema, Faculty of Communication, Ankara University.

BİR FİLM YAPMAK

Leyla ÖZALP Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi Psikoloji Bölümünden mezun oldu. 1979 - 2001 yılları arasında 28 sinema filmi, 2 televizyon dizisi ve bir belgesel filmde yardımcı yönetmen, yönetmen asistanı, yapım koordinatörü, görevli yapımcı ve yapımcı olarak çalıştı. 1991 yılında kurulan, TÜRSAK - Türkiye Sinema ve Audovisüel Kültür Vakfı’nın kurucu üyelerindendir. 2003’te, çalıştığı filmlerin çekim öykülerini anlattığı “Seni Seviyorum Sinema” adlı anı kitabı yayınlandı. Aynı yıl, Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nde ilk kez kamera arkasındaki 6 kadın sinemacıya verilen “Bilge Olgaç Başarı Ödülü”nü aldı. Leyla ÖZALP was born in Ankara, Turkey. She studied psychology at Hacettepe University in Ankara. Between 1979 and 2004, she was an active member of the Turkish film and television industry, working in 28 feature films, a documentary and two TV series as assistant director, co-director, line producer and producer. In 2003, she wrote “I Love Cinema”, an autobiographical book about behind the scene stories of 30 important Turkish films. In 2003, she received the “Bilge Olgaç Achievement Award”, given by the Flying Broom Women’s Film Festival. She is a founding member of TÜRSAK, Turkish Cinema and Audiovisual Culture Foundation. 1-11 Mayıs 2009

31 31

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

SİNEMA VE PSİKANALİZ

Burak BAKIR; 1972 yılında Manisa’da doğdu. 1999 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema Tv Bölümü’nden, “Yeni Emperyalizm ve Çağdaş Hollywood Sineması” başlıklı tezini vererek mezun oldu. Aynı yıl Yüksek Lisansa başladı ve araştırma görevlisi olarak çalışmaya başladı. “Psikanaliz ve Sinema” başlıklı yüksek lisans tezini 2003 yılında verdi. Halen Dokuz Eylül Üniversitesi G.S.F. Sinema TV Bölümünde araştırma görevliliğini sürdürmekte ve “Günümüz Sinemasında Gerçekçiliğin Yeniden Değerlendirilmesi” adlı doktora tezini hazırlamaktadır. Çeşitli dergilerde makaleleri yayınlanmıştır. Burak BAKIR was born in Manisa in 1972. Completing his thesis entitled “New Imperialism and the Contemporary Hollywood Cinema”, he graduated from the Department of Cinema and Television in the Faculty of Fine Arts at Dokuz Eylül University in 1999. In the same year, he started his master’s studies and began to work as a research assistant. Bakır submitted his master’s thesis on “Psychoanalysis and Cinema” in 2003. He is currently a research assistant in the Department of Cinema and Television in the Faculty of Fine Arts at Dokuz Eylül University and writing his PhD dissertation on “Reevaluation of Reality in Today’s Cinema”. He has several papers published in various journals.

DRAM SANATI VE SİNEMA

Yörükhan ÜNAL ; 1975 yılında İstanbul’da doğdu. 1993 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema TV Bölümüne girdi. Cumhuriyet gazetesi İzmir Bürosunda muhabir olarak çalışmayı sürdürürken “Totaliter Rejimler ve SanatNazizm ve Stalinizm Özelinde Sanat İktidar Ahlak İlişkileri Üzerine Bir İnceleme Denemesi” başlıklı bitirme teziyle mezun oldu. 1999 yılından bu yana D.E.Ü. Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema-TV Bölümün’de Araştırma Görevlisi olarak çalışan ve Prometheus, Sinemasal, Evrensel Kültür, Varlık, Sınır’da gibi dergilere makaleler yazan Yörükhan Ünal, şu anda televizyonun tüketim toplumnun oluşumundaki rolünü inceleyen bir araştırma yapmaktadır. Yörükhan ÜNAL was born in Istanbul in 1975. He began to study in the Department of Cinema and Television, Faculty of Fine Arts, Dokuz Eylül University in 1993. He worked as a reporter in the Izmir office of Cumhuriyet daily. His graduation thesis is entitled “Totalitarian Regimes and the Art – An Investigation on Art, Power and Ethics Relations with Specific Reference to Nazism and Stalinism”. Yörükhan Ünal, working as a research assistant in the Department of Cinema and Television at Dokuz Eylül University and writing for such magazines as Prometheus, Sinemasal, Evrensel Kültür, Varlık and Sınır, has currently been conducting a research on the role of television in the creation of today’s consumption society.

32 32

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

KLASİK ANLATI SİNEMASI

Ayşen OLUK; 1977 yılında İzmir’de doğdu. 1997 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema-Tv bölümünden, “Toplumsal Kültürel Miras ve Türkiye Sineması” başlıklı teziyle 2001 yılında mezun oldu. 2004 yılında aynı bölümde Yüksek Lisans derecesi almaya hak kazandı. Halen Muğla Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Radyo Televizyon Yayıncılığı Programında öğretim görevlisi olarak çalışmaktadır. Ayşen OLUK was born in Izmir in 1971. Completing her thesis entitled “Sociocultural Heritage and Turkish Cinema”, she graduated from the Department of Cinema and Television in the Faculty of Fine Arts at Dokuz Eylül University in 1997. She received her MA degree from the same department in 2004. She has been working as an instructor in the Programme in Radio and Television Broadcasting at Muğla University Vocational School.

GECEKONDU SİNEMASI

Engin YILDIZ; 1973 yılında Artvin Hopa’da doğdu. 1997 yılında Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi; Radyo TV ve Sinema bölümünü bitirdi. Daha sonra aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsünden “1980’den Günümüze Türk Sineması’nda Gecekonduların Sunumu” adlı çalışmasıyla 2004 yılında mezun oldu. Engin Yıldız aynı zamanda TRT İstanbul Radyosuyla başladığı televizyonculuk hayatında Objektif Haber Programı, 9. kanal, Cine5 ve Expochannel’da görev aldı. 1999-2008 yılları arasında CNNTÜRK televizyonu haber merkezi, 32. Gün programlarında kurgucu ve 5n1k programında yönetmenlik olmak üzere birçok belgesel projesinde görev yaptı. Yıldız halen “Oradaydım” belgeselinin yönetmenliği yanı sıra TRT Çocuk Televizyonu için “Dedemin Oyuncağı” adlı programın yapım ve yönetmenliğini sürdürüyor. Engin YILDIZ was born in Hopa, Artvin in 1973. He graduated from the Department of Cinema and Television in the Faculty of Communication at Marmara University in 1997.Then he studied in the Graduate School of Social Sciences at the same university and graduated in 2004, completing his thesis entitled “The Presentation of Slums in Turkish Cinema from 1980s to Present”. Engin Yıldız entered into the field of broadcasting at TRT Istanbul Radio and worked in Objektif (a news programme), 9. Kanal, Cine5 and Expochannel. He took part in several documentary projects between 1999 and 2008, including CNNTURK news center, editing in 32. Gün (a news programme) and direction in 5N1K. Yıldız is currently directing the documentary programme “Oradaydım / I was There” and carrying out the production and direction of a programme for TRT Çocuk, “Dedemin Oyuncağı / My Grandfather’s Toy”. 1-11 Mayıs 2009

33 33

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

TÜRK SİNEMASINDA KARAKTERLER VE TİPLER Yard. Doç. Dr. Nebat YAĞIZ, 1971 yılında Kütahya-Simav-Gölköy’de doğdu. 1992 yılında Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nden mezun oldu. 1992-1993 yıllarında İzmir Hürriyet Gazetesi’nde eğitim ve sanat muhabirliği yaptı. 1998 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi GSF Sinema-Tv Bölümü’nden mezun oldu. Bu süre içerisinde Hollywood’a giderek film stüdyolarında ve UCLA’da incelemelerde bulundu, film çalışmalarını izledi. 1998 yılında Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nde Araştırma Görevlisi olarak çalışmaya başladı. 1999 yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sinema-Tv Bölümü’ne girdi. 2006’da Sanatta Yeterlik (Doktora) çalışmasını tamamladı. 2008 yılında ÇOMÜ GSF Sinema-Tv Bölümü’nde Yardımcı Doçent oldu. Asst. Prof. Nebat YAĞIZ was born in Simav, Kütahya in 1971. She graduated from the Department of Journalism in the Faculty of Communication at Ege University in 1992. She received training and worked as an arts reporter at daily Izmir Hürriyet daily. She received her MA from the Department of Cinema and Television at the Faculty of Fine Arts in Dokuz Eylül University in 1998. Meanwhile, she had been to Hollywood and UCLA to do research in film studios (1996). She began to work as a research assistant at Çanakkale Onsekiz Mart University in 1998. Yağız received her PhD from the Department of Cinema and Television in the Faculty of Fine Arts at Mimar Sinan University in 1999. She has been working as an assistant professor in the Department of Cinema and Television, Faculty of Fine Arts at Çanakkale Onsekiz Mart University since 2008.

SİNEMANIN OSMANLICA SERÜVENİ

Ali ÖZUYAR, 1971’ de Bergama’da doğdu. 1996 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’nin “Tarih” bölümünden mezun oldu. 1996’da SiyahBeyaz gazetesinde film eleştirmenliğiyle başlayan yazı hayatı Antrakt, Sinema, Pencere, Popüler Tarih, Toplumsal Tarih, Sinematürk ve Cinemascope dergilerinde Türk Sineması’nın ilk yıllarına ilişkin birçok makaleyle sürdü. 1999’da ilk kitabım olan Sinema’nın Osmanlıca Serüveni (Öteki Yayınları/Ankara) yayımlandı. Bu kitabı, Babıali de Sinema ( İzdüşüm Sinema Yayınları/İstanbul/2004), Devlet-i Aliye Sinema ( De Ki Yayınları/ Ankara/ 2007) ve Modern Tarihin İlk Sivil Esir Kampı, Knockaloe ve Meçhul Türkler (İş Bankası Kültür Yayınları/ İstanbul/2008) takip etti. 2008’in Eylül ayında, ilk kitabı olan Sinemanın Osmanlıca Serüveni’nin genişletilmiş ve yenilenmiş baskısı çıktı. Ali ÖZUYAR was born in Bergama in 1971. He graduated from the Department of History in the Faculty of Language, History and Geography at Ankara University in 1996. Özuyar stepped into the world of writing as a film critic in Siyah-Beyaz daily and wrote about the first years of Turkish cinema in magazines Antrakt, Sinema, Pencere, Popüler Tarih, Toplumsal Tarih, Sinematürk and Cinemascope. His first book “Sinemanın Osmanlıca Serüveni / The Ottoman Adventure of Cinema” (Öteki Yayınları/ Ankara) was published in 1999, which was followed by “Babıali’de Sinema / Cinema in Babiali’” (İzdüşüm Sinema Yayınları/Istanbul/2004), “Devlet-i Aliyye’de Sinema / Cinema in the Sublime State” (De Ki Yayınları/Ankara/2007) and “Knockaloe ve Meçhul Türkler: Modern Tarihin İlk Sivil Esir Kampı / Knockaloe and the Anonymous Turks: The First Civic Internment Camps of Modern History” (İş Bankas�� Kültür Yayınları/Istanbul/2008). A revised and enhanced edition of his first book “Sinemanın Osmanlıca Serüveni” was republished in September 2008.

34 34

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

EN İYİ SİNEMA MAKALESİ / BEST FILM ARTICLE Adaylar / Nominees SİNEMATOGRAFİ VE TASAVVUF YENİ BİR SİNEMA AKIMI Mehmet Emin YILDIRIM; 17 Eylül 1983 doğumlu. 2007 yılında Süleyman Demirel Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünden mezun olan Yıldırım, Plato Film Okulu’nda temel sinema eğitimi aldı. Ayla Algan Kamera Önü Oyunculuğu Atölyesi’ni yönetti. Plato Film Okulu Metin Gönen ve Kısa Film Atölyesi’nde Kamera, Ses, Işık dersi eğitmenliği yaptı. Yönetmen ve senaristliğini yaptığı Değişik, Dost Kazığı, Ben Sen O,Tesadüf, Çocuk Oyunu adlı kısa filmleri var. Kurbanlık adlı uzun metraj filmde Görüntü Yönetmeni asistanlığı yaptı. Ayla Algan, Alper Yakıcı (Dublaj) gibi isimlerin asistanlığı, www.sadibey.com, www.sinemadelisi.com, www.sineyaz.com www.neolursanolgel.org gibi adreslerde, Cinemascope ve Nane Limon gibi dergilerde yazarlık ve film eleştirmenliği görevini yürütmüş ve halen yürütmektedir. "Tasavvuftografi" adlı üzerine çalıştığı sinema kuramı var. Mehmet Emin YILDIRIM was born on September 17, 1983. He graduated from the Programme in Mechanical Engineering at Süleyman Demirel University in 2007, and received basic cinema education at Plato Film School. He directed Ayla Algan Acting for Camera Workshop and gave camera, sound and light courses at Plato Film School Metin Gönen and Short Film Workshop. He directed or wrote the short films “Değişik / Different”, “Dost Kazığı / Cheating a Friend", “Ben Sen O / Me You Him”, “Tesadüf / Coincidence” and “Çocuk Oyunu / Children’s Play”. He is the assistant director of photography of the feature film “Kurbanlık / The Sacrificed”. He has been the assistant of figures such as Ayla Algan and Alper Yakıcı (dubbing) and had articles or film critiques published at www.sadibey.com, www. sinemadelisi.com, www.sineyaz.com and www.neolursanolgel.org and in journals such as Cinemascope and Nane Limon. He is working on a new cinema theory: "Tasavvuftografi".

FİLM GERÇEKLİK VE BİLİNÇ Rıdvan ŞENTÜRK; 1966 Sinop doğumlu. Lisans ve yüksek lisans öğrenimini Almanya’da Friedrich-Alexander-Üniversitesi’nde yaptı. Aynı üniversitede ‘Sinemada Postmodern Yönelişler’ başlığıyla doktora çalışması yaptı. Değişik sanat, kültür, düşünce ve hakemli üniversite dergilerinde çeşitli film, televizyon ve cinsellik üzerine yazılmış makaleleri, Berlin’de sahnelenmiş ve Nisan 2009’da basılacak olan ‘Terörist’ adlı bir oyunu, fikir, tasarım ve metin yazarlığını üstlendiği TRT1’de yayınlanmakta olan ‘A lmanya’da Türk İzleri’ adlı belgeseli ve Kültür Bakanlığı’ndan yazım desteği alan ‘Şarlo Nerede’ adlı film senaryosu bulunan Şentürk, halen İstanbul Ticaret Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde sinema dili, sinema tarihi, film ve reklam senaryosu dersleri vermektedir. ‘Postmodern Kaos ve Sinema’ adlı yayınlamış bir kitabı olan Şentürk, film, kitap ve makale çalışmalarına devam etmektedir. Rıdvan ŞENTÜRK was born in Sinop in 1966. He received BA and MA degrees from Friedrich-Alexander University, Germany and did his PhD on “Postmodern Tendencies in Cinema” at the same university. He has numerous papers about films, television and sexuality published in various arts, culture and philosophy magazines and refereed journals. He wrote a play entitled “Terörist / Terrorist” staged in Berlin and to be published in April 2009; created, designed and wrote the documentary “Almanya’da Türk İzleri / Turkish Traces in Germany” broadcast on TRT 1; and wrote a screenplay “Şarlo Nerede / Where’s Charlie?”, which received financial support from the Ministry of Culture. Şentürk currently gives cinema language, cinema history and scriptwriting courses in the Faculty of Communication at Istanbul Commerce University. Şentürk, the author of a book entitled “Postmodern Kaos ve Sinema / Postmodern Chaos and the Cinema” continues to write books and papers and work on cinema. 1-11 Mayıs 2009

35 35

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

TÜRKİYE’DEKİ İLK FİLM ŞİRKETLERİ Ali ÖZUYAR; 1971’ de Bergama’da doğdu. 1996 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’nin “Tarih” bölümünden mezun oldu. 1996’da SiyahBeyaz gazetesinde film eleştirmenliğiyle başlayan yazı hayatı Antrakt, Sinema, Pencere, Popüler Tarih, Toplumsal Tarih, Sinematürk ve Cinemascope dergilerinde Türk Sineması’nın ilk yıllarına ilişkin birçok makaleyle sürdü. 1999’da ilk kitabım olan Sinema’nın Osmanlıca Serüveni (Öteki Yayınları/Ankara) yayımlandı. Bu kitabı, Babıali de Sinema ( İzdüşüm Sinema Yayınları/İstanbul/2004), Devlet-i Aliye Sinema ( De Ki Yayınları/ Ankara/ 2007) ve Modern Tarihin İlk Sivil Esir Kampı, Knockaloe ve Meçhul Türkler (İş Bankası Kültür Yayınları/ İstanbul/2008) takip etti. 2008’in Eylül ayında, ilk kitabı olan Sinemanın Osmanlıca Serüveni’nin genişletilmiş ve yenilenmiş baskısı çıktı. Ali ÖZUYAR ; He was born in Bergama in 1971. He graduated from the Department of History in the Faculty of Language, History and Geography at Ankara University in 1996. Özuyar stepped into the world of writing as a film critic in Siyah-Beyaz daily and wrote about the first years of Turkish cinema in magazines Antrakt, Sinema, Pencere, Popüler Tarih, Toplumsal Tarih, Sinematürk and Cinemascope. His first book “Sinemanın Osmanlıca Serüveni / The Ottoman Adventure of Cinema” (Öteki Yayınları/Ankara) was published in 1999, which was followed by “Babıali’de Sinema / Cinema in Babiali’” (İzdüşüm Sinema Yayınları/Istanbul/2004), “Devlet-i Aliyye’de Sinema / Cinema in the Sublime State” (De Ki Yayınları/ Ankara/2007) and “Knockaloe ve Meçhul Türkler: Modern Tarihin İlk Sivil Esir Kampı / Knockaloe and the Anonymous Turks: The First Civic Internment Camps of Modern History” (İş Bankası Kültür Yayınları/ Istanbul/2008). A revised and enhanced edition of his first book “Sinemanın Osmanlıca Serüveni” was republished in September 2008.

YABANCILAŞMIŞ KARAKTERLER VE POLİTİK ELEŞTİRİ: YAVUZ TURGUL SİNEMASINDAN MUHSİN BEY ÖRNEĞİ Barış KILINÇ ; 1981 yılında Eskişehir’de doğdu. 2004 yılında Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Sinema Televizyon bölümünden mezun oldu. 2005 yılında Selçuk Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi’nde araştırma görevlisi olarak çalışmaya başladı ve 2008 yılında aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsü Radyo-TV ve Sinema bölümünde yüksel lisansını tamamladı, ardından doktorasını yapmak üzere Anaolu Üniversitesi’ne geldi ve halen orada araştırma görevlisi olarak çalışmaktadır… Barış KILINÇ was born in Eskişehir in 1981. He graduated from the Department of Cinema and Television, Faculty of Communication Sciences, Anadolu University in 2004. the following year, he began to work as a research assistant at the Faculty of Communication, Selçuk University. Kılınç received master’s degree from the Department of Radio, Television and Cinema, Institute of Social Sciences, Selçuk University in 2008. He is currently working as a research assistant and doing PhD at Anadolu University.

HANEKE VE ÜÇLEMESİ Burak ACAR; 1980 yılında Ankara’da doğdu. Ankara Tevfik Fikret Lisesi’ni ve Bilkent Üniversitesi İşletme Bölümü’nü bitirdi. 2001 yılından bugüne kadar şiirleri Mahfil, heves, E, Varlık gibi dergilerde yayımlandı. Altyazı, sinemadefteri.com, Koara, Mahfil, Sanat Cephesi, Patika gibi dergi ve mecralarda sinema yazıları, edebiyat ve şiir alanında deneme ve eleştiri yazıları yayımlandı. 2008 yılında “Ateş Akvaryumu” isimli şiir kitabı Pan Yayınları tarafından basıldı. 2006 yılından beri üyesi olduğu İFSAK’ta çeşitli fotoğraf atölyelerine, SENDER’de senaryo yazımı üzerine bir seminer programına katıldı. Halkla İlişkiler alanın-

36 36

da çalışıyor. Burak ACAR was born in Ankara in 1980. He graduated from Lycée Tevfik Fikret in Ankara and studied management at Bilkent University. His poems have been published in journals such as Mahfil, Heves, E and Varlık since 2001. He wrote papers and critiques about cinema, literature and poetry in such journals and forums as Altyazı, sinemadefteri.com, Koara, Mahfil, Sanat Cephesi and Patika. His first poetry book “Ateş Akvaryumu / The Aquarium of Fire” was published by Pan in 2008. He took part in photography workshops at IFSAK (Istanbul Photography and Cinema Amateurs Association), of which he has been a member since 2006 and in a seminar on scriptwriting at SENDER (Scriptwriters’ Association of Turkey). He is working in the field of public relations. 1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

TÜRK SİNEMASININ EN İYİ AŞK FİLMİ “SELVİ BOYLUM AL YAZMALIM” FİLMİNDE YAKIN ÇEKİMİN GÜCÜ Hale KÜNÜÇEN;1962 doğumludur. 1983’de Lisans eğitimini Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Sinema-Televizyon Bölümü’nde tamamladı. 19841994 yılları arasında aynı üniversitenin Televizyon Prodüksiyon Merkezi’nde yapım görevlisi-yönetmen olarak çalıştı. 1988’de Anadolu Üniversitesi’nde yüksek lisansını; 1991’de Marmara Üni-versitesi’nde Sanatta Yeterlik Programını ve ardından Gazi Üniversitesi’nde “Türk Sinemasında Oyunculuk” adlı tez ile doktorasını tamamladı. 19942009 yılları arasında Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-Televizyon ve Sinema Bölümü öğretim üyesi olarak görev yaptı. Bu yıllar arasında; 1994’de yardımcı doçent, 2002’de doçent, 2008’de profesör oldu. Türk Sinema Tarihi, Sinemada Oyunculuk, etkili-görsel iletişim, televizyonda yapım-yönetim konularında çok sayıda ulusal-uluslar arası yayını bulunan Dr. Künüçen, 20 Ocak 2009 tarihinden itibaren Başkent Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır. Hale KÜNÜÇEN was born in 1962. She graduated from the Department of Cinema and Television in the Faculty of Communication Sciences at Anadolu University in 1983. Between 1984 and 1994, she worked as a producer and director at Television Production Center of the same university. She received her MA from Anadolu University in 1988. She received proficiency in arts degree from Marmara University in 1991, and completed her PhD at Gazi University with the dissertation entitled “Acting in Turkish Cinema”. Between 1994 and 2009, she was an academic staff member in the Faculty of Communication at Gazi University. She earned the title of assistant professor in 1994, associate professor in 2002 and professor in 2008. Dr. Künüçen, the author of numerous national and international publications about the history of Turkish cinema, acting in cinema, effective visual communication and productiondirection on television, has been an academic staff member of the Faculty of Communication at Başkent University since January 20, 2009.

İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI SONRASINDA TÜRKİYE’DEKİ ANGULOSAKSON VE FRANSIZ KÜLTÜREL ETKİNLİKLERDE SİNEMANIN YERİ ( 1944-1953) Tunç YILDIRIM; 1982 doğumlu. 2000–2004 yılları arasında, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi RTS Bölümü’nde lisans eğitimi aldı. 2004–2005 akademik yılında, Fransız Hükümeti ve Türk Eğitim Vakfı ortak burslu öğrencisi olarak, Paris I PanthéonSorbonne Üniversitesi Sanat ve Arkeoloji Enstitüsü Sinema Bölümü’nde yüksek lisans (DEA) yaptı. 2005–2006 akademik yılından beri aynı üniversite ve bölümde doktorasına devam etmektedir. 2005 yılında İstanbul Sinematek Derneği’nde üç aylık “Kamera ve Kısa Film Atölyesi”ne katıldı. 2005 ve 2006 yıllarında Türkiye Sinema ve Audiovisuel Kültür Vakfı’nın (TÜRSAK) İstanbul’da düzenlediği IV. Uluslararası Komedi Filmleri Festivali, VIII. Uluslararası Sinema Tarih Buluşması ve III. Uluslararası Çocuk Filmleri Festivalleri’nde Fransızca çevirmen olarak çalıştı. 2008 yılında, Fransızca aslından çevirdiği “Hint Sinemasında Büyük Şehir” adlı makale, Sinematografik Kentler (Agora ) adlı derleme kitapta yayımlandı. Tunç YILDIRIM was born, 1982. He studied in the Department of Radio, Television and Cinema, Faculty of Communication, Marmara University between 2000 and 2004. In the academic year 2004–2005, he did master (DEA - diplôme d'études approfondies) in cinema in the Institute of Art and Archeology at the University of Paris 1 Panthéon-Sorbonne upon receiving a joint scholarship from the French government and the Turkish Education Foundation (TEV). Yıldırım has been doing his PhD in the same programme since the academic year 2005-2006. He participated in a three-month “Camera and Short Film Workshop” of Sinematek Association in 2005. He did French translations at the 4th International Comedy Films Festival, the 8th International Meeting of Cinema and History and the 3rd International Children’s Film Festival held by TÜRSAK (Turkish Foundation of Cinema and Audiovisual Culture) in Istanbul in 2005 and 2006. In 2008, an article he translated from French into Turkish, “Hint Sinemasında Büyük Şehir / Metropolitan Cities in Indian Cinema”, was published in the collective volume “Sinematografik Kentler / Cinematographic Cities” (Agora). 1-11 Mayıs 2009

37 37

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

38

1-11 Mayıs 2009

DÜNYA SİNEMASININ GENÇ YILDIZLARI THE YOUNG STARS OF THE WORLD CINEMA

39

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

PİNGPONG KRALI / KING OF PING PONG Yönetmen - Director: Jens JONSSON Senaryo - Screenplay: Hans Gunnarsson, Jens Jonsson Görüntü Yönetmeni - Cinematography: Askild Vik Edvardsen Kurgu - Editing: Kristofer Nordin Müzik - Music: Martin Willert Oyuncular - Cast: Jerry Johansson, Hampus Johansson, Georgi Staykov, Ann-Sofie Nurmi Ödüller-Awards: 2008, Golden Athena, Best Picture; 2008, Cine Sparks Jury Award; 2008, Silver Hugo, Best New Director; 2008, Cinematography Award, World Cinema – Dramatic; 2008, Grand Jury Prize, World Cinema – Dramatic Yapımcı-Producer: Jan Blomgren Şirket-Company: Swedish Film Institute İletişim - Contact: Gunnar Almer E-mail: gunnar.almer@sfi.se

107', 35mm, Renkli-Color, İsveç-Sweden, 2008

Jens JONSSON 1974 yılında İsveç’in Umeå şehrinde doğdu. 1994–1998 yılları arasında Stockholm’de Konstfack’te (Sanat ve Tasarım Okulu) eğitim gördü. Ardından 1998-2002 yıllarında yine Stockholm’de Dramatiska Institutet’te (Film, Radyo, Televizyon ve Tiyatro Okulu) yönetmenlik eğitimine devam etti ve burada başka filmlerinin yanı sıra "Reparation" (2001) ve "K-G for Better or for Worse" (2002) adlı filmleri çekti. Bu iki film Cannes Cinéfondation’da gümüş madalya kazandı. Bu başarılar sayesinde, bir sonraki yıl prestijli bir Fransız bursu olan ”La Résidence du Festival de Cannes”a hak kazandı. Johnson kısa filmleriyle son yıllarda uluslararası alanda en fazla başarı gösterip tanınan İsveçli yönetmen olarak kabul edilmektedir. Filmleri en son 2006 Clermont-Ferrand Uluslararası Film Festivali’nde gösterilmiştir.

Jens JONSSON He was born in Umeå, Sweden in 1974. First, he studied at Konstfack (The University College of Arts, Crafts and Design in Stockholm) (1994- 1998). He went on studying film directing at Dramatiska Institutet (University College of Film, Radio, Television and Theatre in Stockholm) (1998- 2002), where he made "Reparation" (2001), and "K-G for Better or for Worse" (2002), among others, both of which won the silver medal at Cannes, Cinéfondation. This led to the prestigious French grant, ”La Résidence du Festival de Cannes”, the following year. Jens Jonsson’s short films have made him the most successful, internationally recognised Swedish director of the past few years. They were most recently screened at the retrospective of his films held at the Clermont-Ferrand International Film Festival of 2006.

40

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

Kuzey İsveç’teyiz. Rille ve Erik, anneleriyle birlikte yaşayan iki kardeştir. 16 yaşındaki Rille, kendisinden üç yaş küçük kardeşi Erik’den çok farklıdır. Erik düzgün fiziğiyle, sıcakkanlılığıyla, özgüveniyle çevresindeki insanlarla, arkadaşlarıyla kolay iletişim kurabilen, sevilen bir çocuktur. Rille ise tam tersine, şişman, içine kapanık, kötümserdir ve dışlanmaya, hor görülmeye, küçümseyen bakışlara alışmış gibidir. Fakat Rille’yi hiç kimsenin küçümseyemeyeceği bir yer vardır: Ping Pong masası. Rille o masanın kralıdır, kimse onunla baş edemez ve onunla oynayan kim olursa olsun saygı duymak zorundadır. Rille ve Erik, babalarının kendilerini ziyarete gelmesini beklerlerken, aralarındaki tüm karşıtlıklara, farklara rağmen birbirlerine rakip oldukları kadar kardeş de olduklarını bir kez daha hatırlayacaklardır. İsveç’li yönetmen Jens Jonsson’un ilk uzun metrajlı filmi olan The King of Ping Pong, çocukluktan çıkıp yetişkin olmaya giden sancılı yolu içten ve sıcak bir sinema diliyle perdeye taşıyor.

The north of Sweden… Rille and Erik are two brothers living with their mother. Rille, at the age of 16, is very different from his three-year-younger brother, Erik. Erik is a good-looking and popular boy who is able to communicate easily with his friends and other people owing to his friendly manners and self-confidence. Rille, in contrast, is overweight, introverted and pessimistic; and it seems he is used to being excluded, despised and underestimated. But, there is an area where no one can underestimate Rille: Ping pong table. Rille is the king of that table. There no one can overcome him, and whoever playing with him has to give in. While waiting for the visit of their father, Rille and Erik remember once again that they are not only rivals but also brothers despite all oppositions and differences between the two. The King of Ping Pong, first feature film of the Swedish director Jens Jonsson, uses an intimate language of cinema to reflect on the silver screen the painful path from childhood to adulthood.

41

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

AÇLIK / HUNGER Yönetmen - Director: Steve McQueen Senaryo - Screenplay: Steve McQueen, Enda Walsh Görüntü Yönetmeni - Cinematography: Sean Bobbitt Kurgu - Editing: Müzik - Music: Leo Abrahams Oyuncular - Cast: Michael Fassbender, Stuart Graham Yapımcı-Producer: Robin Gutch Ödüller-Awards: 2008, British Independent Film Award, Best Actor; 2008, Douglas Hickox Award; 2008, Golden Camera; 2008, Gold Hugo; 2008, Silver Hugo, Best Actor; 2008, Coup de Coeur; 2008, European Discovery of the Year; 2008, Youth Jury Award; 2008, New Generation Award; 2008, Acting Award; 2008, Best Actor; 2008, Best Directorial Debut, Best Director; 2008, Official Competition Award; 2008, Grand Prize, Best Eurasian Film, Best Film; 2008, Discovery Award; 2008, Gucci Prize; 2009, ALFS Award, British Actor of the Year; 2009, Carl Foreman Award for the Most Promising Newcomer Şirket-Company: Tiglon İletişim-Contact: Kemal Ural E-mail: kural@tiglon.com.tr

96', 35mm, Renkli-Color, İngiltere, 2008

Steve MCQUEEN

1969 yılında Londra’da doğdu. Londra’da Chelsea Sanat Okulu’nda (1989-1990), Goldsmith's College’da (1990-1993) ve New York Üniversitesi Tisch Sanat Okulu’nda (1993-1994) eğitim aldı. Londra Çağdaş Sanat Enstitüsü’ndeki (ICA) film enstalasyon çalışması ve sergisiyle 1999 yılında Turner Ödülü’nü aldı. “Açlık” (2008) adlı filmi ilk olarak Cannes Film Festivali’nde gösterildi.

Steve MCQUEEN He was born 1969, London, England. He studied at Chelsea School of Art, London, 1989-90; Goldsmith's College, London, 1990-93 & Tisch School of the Arts, New York University, New York, 1993-94. McQueen won the Turner Prize in 1999 for his film installation work and exhibition at the Institute of Comtemporary Arts [ICA], London, England. His 2008 film “Hunger” premiered at the 2008 Cannes Film Festival.

42

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

İngiltere, 1981… İrlanda Cumhuriyet Ordusu (IRA) militanları, İngiliz hükümetinin ve cezaevi yönetiminin gözünde hiç bir politik hakkı olmayan, adi birer suçludur. Oysa IRA, İngiltere ile savaşta olduğunu, bu nedenle ele geçirilen militanların da savaş esiri muamelesi görmesi gerektiğini savunur. Cezaevindeki o militanlardan biri olan Bobby Sands, daha sonra “battaniye protestosu” olarak adlandırılacak ilk eylemiyle direnişe başlar. Kendisine verilen tek tip üniformayı giymeyi reddeder. Çıplaktır ve soğuktan donmamak için battaniyeyle dolaşır. Başkaldırının bedeli insanlıkdışı işkencelere maruz kalmaktır ancak yapılan her işkence Sands’in direncini biraz daha arttır. Onun direnci arttıkça işkencenin şiddeti de artar. Son çare açlık grevidir. Sands, 66 gün sürecek açlık greviyle elinde kalan tek şeyi; bedenini savaşın bir parçası olarak öne surer. Bu savaş yalnızca politik haklar elde etme uğruna verilen bir savaş değildir, öncelikli olan insanın yalnızca insan olduğu için taşımaya hakkı olan onurunu savunmak, korumaktır.

United Kingdom, 1981… In the eyes of the British government and the prison administration, the Irish Republican Army (IRA) members are nothing but ordinary criminals without any political status. On the other hand, IRA claims that it is in a war with the UK and thus the captured IRA members should be treated as prisoners of war. Bobby Sands, one of the IRA prisoners, starts the first resistance in prison, which is to be named as “blanket protest”. He refuses to wear prison uniform. He is naked and wears a blanket to avoid freezing. The cost of disobedience is inhuman tortures, but each torture strengthens Sands’s resistance. As his resistance strengthens, the degree of torture increases. The ultimate choice is a hunger strike. During the 66-day hunger strike, Sands does not hesitate to use his last resource for protest, his body, in the struggle. This struggle aims not only to gain a political status but also to defend the honor that one holds just because of being a human.

43

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

KAR / SNOW

Yönetmen - Director: Aida Begic Senaryo - Screenplay: Aida Begic, Noémie De Lapparent Görüntü Yönetmeni - Cinematography: Erol Zubcevic Kurgu - Editing: Miralem S. Zubcevic Müzik - Music: Igor Camo Oyuncular - Cast: Jasna Beri, Zana Marjanovic, Sadzida Setic, Irena Mulamuhic Yapımcı-Producer: Benny Drechsel, Karsten Stöter, Elma Tataragic Ödüller-Awards: 2008 Cannes Film Festivali, Eleştirmenler Haftası Büyük Ödülü Şirket-Company: Zeyno Film İletişim-Contact: Aslı Atasoy E-mail: pr@zeynofilm.com

99', 35mm, Renkli-Color, Almanya-Germany, 2008

Aida BEGIC Aida Begic (1976) Saraybosna Sahne Sanatları Akademisi'nde yönetmenlik eğitimi aldı. Mezuniyet filmi "First Death Experience" 2001'de Cannes Film Festivalinde gösterildi ve birçok festivalde ödül aldı. Begic Saraybosna Sahne Sanatları Akademisi'nde yönetmenlik dersleri vermektedir. 2004'te Elma Tataragic ile birlikte bağımsız yapım şirketi Mamafilm'i kurdu. "Kar" ikilinin ilk uzun metrajlı filmidir

Aida BEGIC Aida Begic (1976) studied directing at the Sarajevo Academy of Performing Arts. Her graduation film "First Death Experience" was screened at Cannes Film Festival in 2001 and won numerous awards at festivals worldwide. Aaida Begic is currently teaching courses on directing at the Sarajevo Academy of Performing Arts. In 2004 she founded the independet production company Mamafilm, together with Elma Tataragic. "Snow" is their first feature film.

44

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

Bosna, 1997. Bosna’da yaşanan ve büyük yıkımlara, acılara neden olan savaşın üzerinden bir iki yıl geçmiştir. Slavno, savaştan büyük zarar görmüş köylerden birisidir. İkisi oldukça yaşlı altı kadın, bir büyükbaba, dört kız ve bir oğlan çocuğu harap olmuş bu köyde yaşarlar. Kiminin kocasını, kiminin oğlunu, kiminin de arkadaşını, eşini, dostunu savaşta yitirdiği bu bir avuç insan korku dolu bir bekleyiş içindedir: Yaklaşan kış ve mevsimin ilk karıyla birlikte köyün dış dünyayla tüm bağlantısı kesilebilir… Yine de hayata tutunmanın, korkuyu yenmenin, her şeye rağmen umudu yitirmemenin mutlaka bir yolu olmalıdır. 2008 yılında, Bosna-Hersek’te yalnızca tek bir film çekildi: Kar. Daha önce dört kısa film çekmiş olan kadın yönetmen Aida Begic’in ilk uzun metrajlı filmi olan “Kar”, 2008 Cannes Film Festivali Eleştirmenler Haftası’nda Büyük Ödül’e layık görüldü ve övgüyle karşılandı.

Bosnia, 1997. A couple of years passed over the devastating painful war in the country. Slavno is one of the villages which was severely damaged in the war. Six women, two of them are quite old, a grandfather, four girls and a boy are living in this devastated village. This handful of people, who lost their husbands, sons, friends or acquaintances, are awaiting fearfully the approaching winter: The first snow of the year can interrupt their connection with the outer world. But still, there must be a way of surviving, overcoming fears and maintaining hopes. In 2008, only one film was made in Bosnia-Herzegovina: Snow. “Snow”, the first feature film of director Aida Begic who has already made four shorts, won the Critics’ Week Grand Prize at Cannes Film Festival.

45

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

MOSKOVA, BELÇİKA / MOSCOW, BELGIUM Yönetmen - Director: Christophe van Rompaey Senaryo - Screenplay: Jean-Claude van Rijckeghem, Pat van Beirs Görüntü Yönetmeni - Cinematography: Ruben Impens Kurgu - Editing: Alain Dessauvage Müzik - Music: Tuur Florizoone Oyuncular - Cast: Barbara Sarafian, Jurgen Delnaet, Johan Heldenbergh, Anemone Valcke Yapımcı-Producer: Jean-Claude van Rijckeghem Ödüller-Awards: 2008, Sacd Award, Best Screenplay; 2008, Acıd Ccas Award, Best Film; 2008, Grand Rail D’or, Best Film Şirket-Company: Bavaria Film International İletişim-Contact: Gisela Wiltschek E-mail: gisela.wiltschek@bavaria-film.de

102', 35mm, Renkli-Color, Belçika-Belgium, 2008

Christophe Van ROMPAEY ‘Moskova; Belçika’ , Cristophe van Rompaey'in ilk uzun metrajlı filmidir. Yönetmen, eğitimini tamamladıktan sonra pek çok kısa film, reklam filmi ve uzun metrajlı filmin cast yönetmenliği ve yönetmen yardımcılığını yaptı. 2002 yılında ilişkiler üzerine kurulu bir dizi olan ‘Team Spirit’'in 12 bölümünü yönetti ve ardından koruyucu bir meleğin romantik, talihsiz maceralarını konu alan komedi dizisi ‘Hallelujah’ (2004) ı çekti ve yazımına katkıda bulundu. 2007 yılında 3 bölümlük suç dizisi ‘Vermist’i (Missing) çekti. Cristophe van Rompaey iki yeni uzun metrajlı film projesi hazırlamaktadır.

Christophe Van ROMPAEY "Moscow, Belgium" is Christophe van Rompaey's debut as a feature film director. After his studies, he became casting director and assistant director on many shorts, commercials and features. In 2002 he went on to direct twelve episodes of the popular relationship series "Team Spirit"(2002) and subsequently co-wrote and directed "Hallelujah" (2004) a comedy series on the romantic misadventures of a guardian angel. In 2007 he directed three episodes of the dark crime series "Vermist" ("Missing"). Christophe is currently preparing two new feature film projects.

46

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

Moskova, Belçika’nın Ghnet şehrinde, nüfusunun büyük bölümünü işçi sınıfının oluşturduğu bir bölgenin adıdır ve Matty burada, üç çocuğuyla birlikte yaşayan orta yaşlı bir kadındır. Üç beş aydır çocuklarıyla birlikte yalnız yaşamasının nedeni, eşinin kendisini aldatmasıdır. Matty mutsuzdur ama bir yandan işiyle evi arasında mekik dokuyarak oyalanmaya çalışır, bir yandan da kocasının eve dönmesini umut eder. Geçirdiği küçük bir trafik kazasının ardından tanıştığı kamyon şoförü Johnny’nin yaşamına girmesiyle kafası iyiden iyiye karışan Matty’nin aslında istediği tek bir şey vardır: Ailesini yeniden bir araya getirmek ve bir parça huzur duyabilmek… Fakat yaşamdan beklentileri ile yaşadıkları arasında da hiçbir uyum yoktur. Belki de, bir şairin dediği gibi, “yaşam, biz farklı planlar yaparken başımıza gelenlerden ibarettir.” Ünlü yönetmen Wim Wenders’ın “Paris, Texas”ına, “Moskova, Belçika” adıyla gönderme yapan film, anlamsız birlikteliklerin hikayesini sıcak ve samimi bir dille perdeye taşıyor.

Moscow, a suburb of Ghent in Belgium, is a region mostly populated by the working class. Matty, a middle-aged woman, lives here with her three children. She lives alone with the children for a couple of months because her husband has cheated her. Matty is unhappy but tries to keep herself busy shuttling between her house and work and expecting her husband to return home. Matty is confused when Johnny, a truck driver, enters into her life after a minor car accident. But, Matty has a single desire: to reunite her family and to find some peace… However, there is no concordance between expectations from life and realities of life. Maybe, as a poet says, “Life is what happens to you while you're busy making other plans.” Referring to the renowned director Wim Wenders’s “Paris, Texas”, the film uses a warm sincere language to tell the story of senseless relationships.

47

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

WENDY VE LUCIE / WENDY AND LUCIE Yönetmen - Director: Kelly Reichardt Senaryo - Screenplay: Kelly Reichardt, Jonathan Raymond Görüntü Yönetmeni - Cinematography: Sam Levy Kurgu - Editing: Kelly Reichardt Müzik - Music: Will Oldham Oyuncular - Cast: Mıchelle Wıllıams, Wıll Patton, John Robınson, Wıll Oldham, Walter Dalton Yapımcı-Producer: Larry Fessenden, Neil Kopp, Anish Savjani Ödüller-Awards: 2008, Russell Smith Award; 2008, OFCS Award, Best Actress; 2008, TFCA Award, Best Performance, Female, Best Picture Şirket-Company: Tiglon İletişim-Contact: Kemal Ural E-mail: kural@tiglon.com.tr

80', 35mm, Renkli-Color, ABD, 2008

Kelly REICHARDT

Amerikan doğa manzaraları ve yol hikâyeleri Reichardt’ın çalışmalarının temasını oluşturur. 2007 Rotterdam Film Festivali’nde Tiger Ödülü kazanan “Old Joy” adlı filmi günümüz liberal erkekliğini ele almaktadır. Reichardt, bir kara film örneği olan ilk uzun metrajlı filmi “River of Grass”ı kendi memleketi Dade County’de çekmiştir ve The Village Voice ve Film Comment bu filmi “1995’in en iyi filmlerinden biri” olarak nitelemiştir. 1999’da çektiği kısa filmi “Ode”, Herman Raucher’in “Ode to Billy Joe” başlıklı romanının süper 8 mm filmle yeniden yorumlanmış halidir. Filmin müziğini Will Oldham yapmıştır. Reichardt’ın diğer kısa filmleri “Then a Year” (2002) ve “Travis”tir (2004). Yönetmen şu an Band College’da konuk öğretim elemanıdır.

Kelly REICHARDT

American landscapes and narratives of the road are themes that run throughout Reichardt's work. Reichardt's film “Old Joy,” winner of a Tiger Award at the 2007 Rotterdam Festival, is a an exploration of contemporary liberal masculinity in the Great Northwest. Reichardt's first feature, “River of Grass,” a sun-drenched film noir shot in her hometown in Dade County, Florida, was cited as “one of the best films of 1995” by The Village Voice and Film Comment. Her 1999 short, “Ode,” is a super-8 reinterpretation of the Herman Raucher novel “Ode to Billy Joe” and features an original soundtrack by Will Oldham. Reichardt's other super-8 shorts include “Then a Year” (2002) and “Travis” (2004). Kelly Reichardt is currently a Visiting Assistant Professor at Bard College.

48

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

Wendy Caroll, daha iyi bir hayat ve daha kazançlı bir iş için evinden uzağa, Alaska’ya doğru köpeği Lucie’yle birlikte yola çıkan genç bir kızdır. Cebinde çok az parası olan Wendy Alaska’ya ulaşabilirse oradaki bir balık fabrikasında çalışacak, iyi kötü kendi ayakları üzerinde durarak, hayatını idame ettirecektir. Ancak yolda arabası bozulunca, bir de köpeği ortadan kaybolunca ne yapacağını şaşırır. Ne arabayı tamir ettirmeye yetecek parası vardır, ne geri dönecek gücü, ne de yola devam edecek umudu… Amerikan bağımsız sinemasının son yıllarda adını duyuran yönetmenlerinden Kelly Reichardt bu filminde izleyicisini Wendy’nin yaşamından birkaç güne tanıklık etmeye çağırıyor. Ancak öykünün sadeliği sizi şaşırtmasın… Wendy’nin yaşamından, yaşamındaki bir iki günden alınan bu kesit, ekonomik açıdan zorluk çeken milyonlarca insanın suskun dramını da içeriyor.

Wendy Carroll, a young woman, sets out to Alaska with her dog Lucie to have a better life and a more profitable job. If she can reach Alaska with little money in her pocket, she will work in a fish factory and stand on her own feet to survive. However, she doe not know what to do when her car breaks down on the way and her dog disappears. She has neither the money to have her car repaired nor the power to return and the hope to continue… Kelly Reichardt, one of the recent representatives of the American independent cinema, invites viewers to witness a few days in Wendy’s life. Do not be surprised by simplicity of the story… This section from Wendy’s life gives voice to the silent tragedy of millions of people in financial trouble.

49

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

DONMUŞ IRMAK / FROZEN RIVER Yönetmen - Director: Courtney Hunt Senaryo - Screenplay: Courtney Hunt Görüntü Yönetmeni - Cinematography: Reed Morano Kurgu - Editing: Kate Williams Müzik - Music: Peter Golub Oyuncular - Cast: Mark Boone Junior, Melissa Leo, Misty Upham, Charlie Mcdermott Yapımcı-Producer: Heather Rea Ödüller-Awards: 2008, American Indian Movie Award-Best Supporting Actress; 2008, FFCC Award- Best Actress; 2008, FIPRESCI Prize; 2008, Hamburg Film Festival- Critics Award, National Board of Review, USA- NBR Award-Best Directorial Debut; 2008, Sundance Film Festivali, Büyük Ödül Şirket-Company: Tiglon İletişim-Contact: Kemal Ural E-mail: kural@tiglon.com.tr

97', 35mm, Renkli-Color, ABD, 2008

Courtney HUNT Memphis, Tennessee doğumludur. Colombia Üniversitesi Sinema Bölümü'nden yüksek lisans derecesi aldı. Yazıp yönettiği Amerika İç Savaşı hakkındaki kısa filmi "Althea Fought", 1996 yılında PBS tarafından satın alınmış ve American Playhouse’da yayınlanmıştır. Film aralarında Tribeca First Look Series, Edinburg Uluslararası Film Festivali, Montreal Film Festivali ve Los Angeles Bağımsız Film Festivali’nin de bulunduğu festivallerde gösterilmiştir. Hunt’ın Northeastern Universitesi ‘nden hukuk diploması ve Sarah Lawrence College'dan lisans diploması vardır.

Courtney HUNT She was born in Memphis, Tennessee. Courtney Hunt holds an MFA from Columbia University’s Film Division. Her thesis film, "Althea Faught", a short about the American Civil War, which she wrote and directed, was purchased by PBS in 1996 and aired on American Playhouse. It screened in film festivals including the Tribeca First Look Series, Edinburgh International Film Festival, Montreal Festival des Film du Monde, and the Los Angeles Independent Film Festival. Hunt holds a law degree from Northeastern University and a B.A. from Sarah Lawrence College.

5050

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

Kanada ile Amerika arasındaki sınıra yakın bir yerde yaşayan iki kadın; Ray ve Lila, hayata tutunma, ayakta kalma mücadelesi verirler. Biri kocası tarafından terk edilmiş, ailesi, çocukları için çırpınan, diğeri çocuğu kendisinden zorla koparılıp alındığı için acı çeken iki kadın, iki anne, geçim derdiyle yasadışı göçmen taşıma işine bulaşırlar. Sınırı oluşturan ve kışları donan bir ırmağı eski bir kamyonetle geçerek zor durumdaki göçmenleri taşıyan iki kadın, karşı kıyıya yaptıkları her seyahati “bu son” diyerek yapsalar da, işler bir türlü umdukları gibi gitmez… “Donmuş Irmak” bir yandan kendi dramlarını yaşayan öte yandan göçmen işçilerin trajedilerine, acılarına tanık olan iki kadın arasında kurulan sağlam dostluğun öyküsünü yalın fakat etkileyici bir sinema diliyle anlatıyor.

Ray and Lila, two women living close to the border between Canada and the United States, are striving to survive and stand on their own foot. The two women, two mothers at the same time, one struggling to raise her children because she is left by her husband and the other suffering because her child is taken from her forcibly, are involved in illegal human trafficking to make their living. They carry immigrants by an old truck across the frozen lake just at the border and decide each time that this is their last work. But nothing goes as they expect. “Frozen River” uses a simple but impressive cinema language to tell the solid friendship of two women struggling for their own life on one hand and witnessing the tragedies and sufferings of immigrant workers on the other hand.

51 51

52

SİNEMA TARİHİNİN UNUTULMAZLARI THE UNFORGETTABLES OF THE HISTORY OF CINEMA

53

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

54

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

LUIS BUNUEL 1-11 Mayıs 2009

55

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali “Bunuel’e söylemediklerini bırakmadılar: Hain, anarşist, sapık, put kırıcı, pislik… Ama çılgın demeye dilleri varmadı. Gerçi filmlerinde betimlediği çılgınlık, ama bu çılgınlık onun eseri değil, on bin yıllık uygarlığın sonunda insanlığın vardığı nokta…” Ünlü yazar Henry Miller, Bunuel’i bu sözlerle anlatıyor. Bunuel, İspanya’da, 1900 yılında doğmuştu; başka bir deyişle yüzyılla birlikte dünyaya geldi. Öldüğünde 83 yaşındaydı ve çağının, 20. Yüzyılın trajik serüvenine tanık olmuştu. Ruhuna ve sinemasına vurulan mühür, içinde yaşadığı çağın mührüydü ve yalnızca 16 dakikalık sessiz bir film olan “Bir Endülüs Köpeği”yle (1929) o mühür, eşsiz, gerçeküstü bir çığlığa dönüştü. Anlaşılmak, yorumlanmak için değildi bu ilk film çünkü “perdede gördüklerinizi anlamaya çalışmayın, olduğu gibi kabul edin ve ruhunuzun derinliklerine bakın” diyordu Bunuel… “Bir Endülüs Köpeği”nden ruhun aynasına yansıyan ise şaşkınlıktan dili tutulan bir akıl ve altüst olmuş, karmakarışık duygulardı: Cinsellik, şiddet, romantizm, gece bulutlar ve dolunay, ustura ve usturanın yardığı bir göz… Yanyana gelmesi düşünülemeyecek, psikolojik, kültürel veya mantıksal hiçbir açıklamaya meydan vermeyecek görüntülerdi bunlar. Ama sarsıcı, kışkırtıcı ve güzel… Antonin Artaud’un dediği gibi “Bu film, anatomi masasında bir şemsiye ile bir dikiş makinesinin karşılaşması kadar güzel”di ya da Jean Vigo’nun deyişiyle, “insan ruhunun şiire dönüşmüş hali”ydi. “Neden rüya gören bir insanın rüyasını ben de göremiyorum? Neden onun rüyasına girip onu değiştiremiyorum? Ben sinema yaparak böyle bir engeli ortadan kaldırıyorum” diyen Bunuel, “Bir Endülüs Köpeği”yle gündüz düşlerinin peşine düşer. Ardından unutulmaz bir başyapıt gelir: “Altın Çağ”. Amacı, izleyicisine estetik haz vermek değildir, Bunuel’in istediği şey açıkça skandaldır, şok yaratmak ve toplumu sarsmaktır. Altın Çağ, onun bu amacını kusursuz bir şekilde yerine getirir, öylesine sarsıcıdır ki, kısa bir süre sonra yasaklanır. Bunuel’in, Ekmeksiz Toprak’tan Nazarin’e, Viridiana’dan Mahvedici Melek’e, Gündüz Güzeli’nden Özgürlük Hayaleti’ne, Burjuvazinin Gizemli Çekiciliği’nden son filmi olan Arzunun O Belirsiz Nesne’sine kadar her filminde amaçladığı tek bir şey vardır: İnsanın özgürlüğü. Sinema, onun elinde bu özgürlüğü kısıtlayan her şeye karşı yöneltilmiş olağanüstü güçlü bir silaha dönüşür. Karşı çıkışı, başkaldırısı insanı baskı altında tutan ve ezen tüm toplumsal, ahlaki ve entelektüel sorumluluklara yönelmiştir. Entelektüel alanda yıkıcılığının hedefi kaba akılcılık ve yararcı (pragmatist) mantıktır. Ahlaki alanda dinsel, ailevi ve adı sözüm ona medeni olan tüm görevlerdir. Toplumsal alanda kapitalist üretim-tüketim ilişkisi çevresinde dönen her türlü üçkâğıt ve küçük hesaplardır. Bunuel için özgür insana giden yol, öncelikle aklın özgürleşmesinden geçen yoldur. Bilinçaltına, düşlere, cinselliğe, kara mizaha, içgüdüye, tutkuya, duygulara bu nedenle önem verir. Gerçeküstücülük bu amaca ulaşmak için kullandığı bir araçtan başka bir şey değildir. Gerçeküstücülükle gerçeğin ötesinde, dışında olanı aramaz; gerçeğin o güne kadar el atılmamış, bilinmeyen ya da görmezden gelinen yönlerini keşfetmek, açığa çıkartmak ister. İspanya iç savaşının ve çok sevdiği şair arkadaşı Garcia Lorca’nın kurşuna dizilmesinin ardından, aklın özgürleşmesi, insanın özgürleşmesidir diye yola çıkan Bunuel, şimdi “insan özgürleşmeden akıl da özgürleşemez” diyerek devrimden yana olacak ve ekleyecektir: “O yıllardan bana kalan, düşünme ve zevklerimdeki gelişmenin, ötesinde, o katıksız moral değerlere duyduğum ihtiyaçtır.” Onun sinemasını eşsiz yapan şey belki de bu ihtiyaçtan başka bir şey değildir ya da Bunuel üstüne bir inceleme kitabı yazmış olan sinema tarihçisi Ado Kyrou’nun sözleriyle :"Tüm sinema tarihinde, Luis Bunuel'in eserinden daha özgür, daha kişisel bir yaratış yoktur. Kalıplara onunki denli uymayan, sinemasal geleneklere onunki denli karşı çıkmış, her türden tabuya onunki denli egemen olan bir sinema da yoktur. Alışılmamışta, akıldışıda, önceden bilinemezde son derece rahat olan, gülmecenin çeşitli alanlarıyla da içli - dışlı olan Bunuel 'in sinemasında, gerçeküstücü devrim, bir emri - vakidir , sanatının ayrılmaz bir olgusudur ."

5656

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

"They call Buñuel everything: traitor, anarchist, pervert, defamer, iconoclast. But lunatic they do not call him. It is true, it is lunacy he portrays, but it is not his lunacy. This is the lunacy of civilization, the record of man's achievement after ten thousand years of refinement." This is how well-known writer Henry Miller describes Buñuel. Buñuel was born in Spain in 1900; in other words, he came into the world with the new millennium. He was 83 when he died, and witnessed the tragic adventure of his age, the 20th century. The seal affixed to his soul and his art was the seal of the age in which he was living, and with only a sixteen-minute silent film, “The Andalusian Dog (Le Chien Andalou)”, this seal turned into a unique surrealist scream. This first film was not made to be understood and interpreted because Buñuel would advise not to try to understand what you see on the screen and to look deep into your soul. What reflected on the mirror of soul from “The Andalusian Dog” were a dumfounded mind and chaotic complex feelings: sex, violence, romance, night, clouds and full moon, razor and an eye sliced by the razor… These were the images which look impossible to juxtapose and which do not allow any psychological, cultural or logical explanation. However, they were shocking, provoking and charming… In Antonin Artaud’s words, “He is beautiful...like the chance encounter of a sewing-machine and an umbrella on a dissecting-table!” or “it is the transformation of human soul into poetry”, as Jean Vigo says. “Why can’t I see the dreams of others? Why can’t I get into their dreams and change them? I overcome this obstacle by making films,” says Buñuel and pursues daydreams in “The Andalusian Dog”. Then comes an unforgettable masterpiece: “The Golden Age (L'Â ge d'or)”. Buñuel does not aim to appeal to the aesthetic pleasure of viewers but to trigger scandals and shocks and to shake the society. “The Golden Age” perfectly serves for the fulfillment of this aim. The film is so shocking that it was prohibited following its release. In all his films from Land Without Bread to Nazarin, from Viridiana to The Exterminating Angel, from Beauty of the Day to The Phantom of Liberty and from The Discreet Charm of the Bourgeoisie to his last film That Obscure Object of Desire, Buñuel serves a single goal: human freedom. In his hands, cinema turns into an extraordinarily powerful gun pointed towards anything restricting freedom. His defiance and revolt are targeted at all social, moral and intellectual responsibilities that oppress human beings. The target of destructiveness is vulgar rationalism and pragmatist logic in the intellectual area; all religious, family and so-called civic duties in the moral area; all sorts of trickery and cunning within the capitalist production-consumption relationship in the social area. For Buñuel, freedom requires the liberation of mind. That is why he gives importance to subconscious, dreams, sexuality, black humor, instincts, passion and feelings. Surrealism is nothing but a means he uses to achieve this aim. Surrealism does not look for what goes beyond or what is outside the reality; but looks to discover and reveal untouched, unknown or overlooked aspects of reality. Following the Spanish civil war and the killing of his beloved friend, Garcia Lorca, by firing squad, Buñuel defended that the liberation of mind is the liberation of man. But then he took sides with the revolution believing that “the mind does not liberalize unless human liberalizes” and added the following: “What remained from those years is my need for pure moral values.” What makes his cinema unique is probably nothing but this need. In the words of Ado Kyrou, a film historian who wrote a book about Buñuel: “Throughout the whole history of cinema, there is no production which is freer and more personal than Luis Buñuel’s work. There is no cinema which is as iconoclast as his cinema, which breaks established cinema conventions and portrays all sorts of taboos to the extent he does. In Buñuel’s cinema, which is quite comfortable with the unusual, the irrational and the unpredictable, and equipped with all types of humor, the surrealist revolution is a fait accompli and the inseparable component of his art.”

1-11 Mayıs 2009

57 57

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

GÜNDÜZ GÜZELİ / BEAUTY OF THE DAY Yönetmen - Director: Luis Buñuel Senaryo - Screenplay: Luis Buñuel Kurgu - Editing: Louisette Hautecoeur, Walter Spohr Oyuncular - Cast: Catherine Deneuve, Michel Piccoli, Luis Buñuel, Pierre Clementi, Françoise Fabian, François Maistre, Marcel Charvey, Bernard Musson, Iska Khan, Michel Charrel, Claude Cerval, Maria Latour, Macha Méril, Jean Sorel Yapımcı-Producer: Raymond Hakim, Robert Hakim, Henri Baum Ödüller-Awards: Bodil Awards-Best European Film, French Syndicate of Cinema Critics-Best Film, Venice Film Festival-Golden Lion, Pasinetti Award Şirket-Company: Tamasa Distribution İletişim-Contact: Laurence Berbon E-mail: c-ducinema@wanadoo.fr

101', 35mm, Renkli-Color, Fransa/İtalya - France/Italy, 1967

58

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

Séverine, Paris’te yaşayan alımlı, güzel, çekici bir kadın… Yakışıklı, anlayışlı, bir doktorla evli. Refah içinde, şık, saygın bir hayatı olan Severine’nin görünürde yetimsizlik duyacağı, mutsuz olacağı hiçbir şey yok fakat eksikliği duyulan bir şeyler var. Kadın kocasına karşı soğuk, kayıtsız… Fakat bu soğukluğun arkasında en mahrem düşlere açık, iç dünyasında fırtınalar kopan, istekli bambaşka bir kadın duruyor. Gündüz düşleri onu bir yere kadar avutuyor ama bir yerden sonra doyumsuzluğu azalmak şöyle dursun, daha bir artıyor gibi. Bir gün rastlantı sonucu duyduğu bir adres, Séverine’nin gündüz düşlerini gerçeğe dönüştürecek fırsatı karşısına çıkaracaktır. Bu adres seçkin müşterileri olan bir genelevin adresidir ve Séverine, gündüzleri burada zevk için çalışan, akşam olduğunda ise evine dönen, eşine sadık ev kadını olarak ikiyüzlü bir yaşamın içindedir. Joseph Kessel’in aynı adlı romanından uyarlanan “Gündüz Güzeli”nin bir yüzü fahişe olmak isteyen soylu, seçkin kadın ise öbür yüzü de burjuva olmaya özenen bir fahişenin dramıdır. Filmin izleyicisi hangi yüze tanık olursa olsun, Bunuel için kadın tutkusuyla, düşleriyle, gücüyle, güçsüzlüğüyle burjuva ahlakının dışında çok özel bir varlıktır. Bunuel için kadın kocaman bir soru işareti ve ulaşılması imkânsız bir sırdır.

Séverine is a charming, beautiful, attractive woman living in Paris… She is married to a good-looking understanding physician. Séverine, leading a prosperous and elegant life, apparently has no reason to be unhappy and dissatisfied, but still there is something missing. She is frigid and indifferent to her husband… However, behind this frigidity is hidden a very different amorous woman full of stormy passions, who indulges in fantasies. Daydreams console her to some extent but her dissatisfaction is aggravating each day let alone moderating. One day an address Séverine coincidentally discovers allows her to turn her daydreams into reality. This is the address of a brothel serving for clients from the elite, and Séverine begins to lead a double life where she works in the brothel in the afternoons for her pleasure and returns home in the evening as a faithful wife. “Beauty of the Day”, adapted from Joseph Kessel’s novel of the same title, is the drama of a noble woman who wants to become a prostitute on one hand, and a prostitute who emulates a bourgeois life on the other hand. No matter which face the viewers witness, for Bunuel, the woman is a special creature independent of bourgeois morality with her passion, dreams, strength and weakness. For Bunuel, the woman is a big question mark and an enigma which is impossible to solve.

1-11 Mayıs 2009

59

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

ÖZGÜRLÜK HAYALETİ / THE PHANTOM OF LIBERTY Yönetmen - Director: Luis Buñuel Senaryo - Screenplay: Jean-Claude Carrière, Luis Buñuel Görüntü Yönetmeni - Cinematography: Edmond Richard Oyuncular - Cast: Jean Rochefort, Adolfo Celi, Michel Piccoli, Jean-claude Brialy, Adriana Asti, Julien Bertheau, Paul Frankeur Yapımcı-Producer: Serge Silberman Ödüller-Awards: Silver Ribbon- Best Director - Foreign Film (Regista del Miglior Film Straniero) Şirket-Company: Tamasa Distribution İletişim-Contact: Laurence Berbon E-mail: c-ducinema@wanadoo.fr

104', 35mm, Renkli-Color, Fransa/İtalya-France/Italy, 1974

60

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

Ülkelerini Napolyon ordusunun işgalinden kurtaran İspanyollar, 7. Fernando’yu yeniden kral olarak tahta çıkartırlar. Özgürlük Hayaleti, ünlü ressam Goya’nın bir tablosuyla ve 1800’lü yıllara ait gotik bir İspanyol öyküsüyle başlar. Fakat bu öykü yarım bırakılır, iki yüzyıl sonrasının Fransa’sına, başka bir öyküye geçilir: Fransa’da bir parktayız. Tekinsiz, yaşlı bir adam parkta oyun oynayan kız çocuğuna bir fotoğraf gösterir. Dadısıyla birlikte eve dönen çocuk, fotoğrafı anne ve babasına gösterdiğinde, dadının işine son verilir. Oysa bu fotoğrafta beklenildiği gibi müstehcen olan hiçbir şey yoktur. Bir başka öyküye atlanır: Eline tüfeği alıp insanları öldüren bir adam, bir katil yakalanır, yargılanır ve suçlu bulunur. Ama aynı adam, adaletin suçlu bulduğu bu adam, alkışlarla karşılanır. İzleyici bir önceki öykünün şokunu atlatamamışken yeni bir konuya geçilir ve görünüşte birbiriyle bağlantısız görünen bu absürd, ironik anlatılardan Bunuel, gerçeküstü, eşsiz bir kumaş dokur. Yönetmenin son dönem filmlerinden birisi olan “Özgürlük Hayaleti”, tüm kurumlarıyla birlikte yozlaşan burjuvaziyi ve burjuvazinin ikiyüzlü toplumsal, ahlaki değerlerini bir kez daha kıyasıya eleştiren, sorgulayan ve sarsan bir başyapıt.

The Spanish people save their country from the occupation of Napoleon’s army and enthroned Fernando VII once again. “The Phantom of Liberty” begins with a painting of the famous artist Goya and a gothic Spanish story dating back to 1800s. However, this story is cut and the film moves ahead two hundred years for another story: We are in a park in France. A strange old man shows a picture to a little girl playing in the park. When the child returns home with her nanny and shows the picture to her parents, the nanny is dismissed. But, contrary to our expectations, there are no obscene implications in the picture. Then the film goes on with another story: A murderer is caught, tried and sentenced. But this man condemned by the justice is applauded in the following scene. The film skips to another story while the audience could not get rid of the shock of the previous scene. Buñuel creates a unique surrealist patchwork from these absurd and ironic narrations which are ostensibly independent. “The Phantom of Liberty”, one of the late works of Buñuel, is a masterpiece which ruthlessly criticizes and challenges once again the degenerating bourgeoisie and its hypocritical social and moral values.

1-11 Mayıs 2009

61

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

BURJUVAZİNİN GİZEMLİ ÇEKİCİLİĞİ/ THE DISCREET CHARM OF THE BOURGEOISIE

Yönetmen - Director: Luis Buñuel Senaryo - Screenplay: Luis Buñuel, Jean-Claude Carrière Görüntü Yönetmeni - Cinematography: Edmond Richard, Luis Buñuel Oyuncular - Cast: Fernando Rey, Paul Frankeur, Delphine Seyrig, Bulle Ogie Ödüller-Awards: 1973 Oscar, “En İyi Yabancı Film” Şirket-Company: Tamasa Distribution İletişim-Contact: Laurence Berbon E-mail: c-ducinema@wanadoo.fr

102', 35mm, Renkli-Color, Fransa-France, 1972

62 62

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

Bunuel, 73 yaşındayken bir şeyi fark eder: Nedenini tam olarak bilmese de tekrarlanan olaylar ve konuşmalar çok ilgisini çekmektedir. “Öyle bir film yapmalıyım ki, akla uygun, her gün rastlanabilir türden bir olay ile tekrarlanan, üst üste gelen beklenmedik olaylar arasında sağlam bir denge kurulsun. ” diyerek yola çıkar ve aradığı öyküyü bulur. Toplumun seçkin sınıfından altı karakter buluşup yemek yiyecektir. Yemek, Bunuel’in aradığı tekrar özelliğini taşıdığı kadar burjuvanın yaşamında belli kuralları olan toplumsal bir ritüel olarak da karşımıza çıkar. Ancak, bu altı insan, burjuvazinin bu altı seçkin karakteri çeşitli nedenlerle bir türlü bir araya gelip yemek yemeyi başaramaz… Burjuvanın yaşamı en az yemeğin kendisi kadar belli kurallara bağlı, tekdüze, törensi bir yaşamdır ve bu yaşamın ilkeleri de aslında ilkesizlikten başka bir şey değildir. Bir türlü bir araya gelip yenilemeyen yemek, sadece yemek değildir… Yemek, burjuvazinin açgözlülüğünün, tüketim hırsının, cinsel açlığının, ikiyüzlülüğünün de simgesidir. Bunuel, burjuvazinin yaşamındaki ilkeleri, değerleri eleştirirken aynı zamanda bu ilkeleri, değerleri üreten kurumları da; yani aileyi, okulu, kiliseyi, polisi, bürokrasiyi, orduyu da eleştirir. Söz konusu bu eleştirinin adı ise, Bunuel’in gerçeküstücü dehasıyla birleşen kara mizahtır.

Bunuel realizes something when he is 73: He is impressed by recurring events and conversations. Yet, he does not know the reason for this impression. “I have to make such a film that establishes a balance between ordinary everyday events and recurring unexpected events,” he says, and finds the story he looks for. Six characters from the elite class are planning to meet for a dinner. The dinner represents the recurring characteristic that Bunuel looks for and further appears as a social ritual with certain norms in bourgeois life. However, these six people of the bourgeoisie somehow cannot manage to get together for dinner due to various reasons. The bourgeois life is as normative, monotonous and ritual as the dinner itself, and the principles of this life is in reality nothing but unprincipledness. Dinner represents an occurrence which goes beyond a mere gathering. Dinner is the symbol of greediness, desire for consumption, sexual dissatisfaction and hypocrisy of the bourgeoisie. Criticizing the principle and values in bourgeois life, Bunuel at the same time criticizes the institutions, i.e. school, church, police bureaucracy, army, which produce these principles and values. This criticism is the integration of black humor with Bunuel’s surrealist genius.

1-11 Mayıs 2009

63 63

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

SAMANYOLU / THE MILKY WAY

Yönetmen - Director: Luis Buñuel Senaryo - Screenplay: Luis Buñuel, Jean-Claude Carrière Oyuncular - Cast: Laurent Terzieff, Alain Cuny, Paul Frankeur, Edith Scob Ödüller-Awards: 1969,Interfilm Award, Luis Buñuel Şirket-Company: Tamasa Distribution İletişim-Contact: Laurence Berbon E-mail: c-ducinema@wanadoo.fr

98', 35mm, Renkli-Color, Fransa-France, 1969

6464

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

Fransa'dan hacı olmak üzere İspanya’ya doğru yola çıkan Jean ile Pierre, kimi zaman otostopla, kimi zaman da yürüyerek yaptıkları yolculukları sırasında birbirinden tuhaf, daha doğrusu absürd durumlarla ve ilginç insanlarla tanışırlar. Sözgelimi, karşılarına çıkan bir adam onlara bir an önce evlenip çocuk yapmalarını tembih eder, dahası doğacak çocuklarına vermeleri gereken isimleri de söyler: Birinin adı “Halkım Değilsiniz”, öbürünün adı da “Artık Merhamet Yok” olmalıdır. Karınlarını doyurmak için uğradıkları bir handa, Hz. İsa ve Hıristiyanlık üzerine tartışmalara tanık olurlar. Onlar din üzerine tartışadursun, Hz. İsa ve havarilerinin neler yaşadığı, başlarına neler geldiği ayrı bir öyküdür ve hacı adaylarının dinledikleri ile gerçekte yaşananlar birbirine hiç mi hiç benzememektedir. Buna rağmen insanlar kendi uydurdukları, yarattıkları dogmalar yüzünden birbirlerini öldürmeye devam ederler. İspanya’ya ulaşmayı başaran Jean ve Pierre’nin haç yolculuğunu tamamlamalarına, Santiago de Compostela'ya varmalarına çok az kalmıştır. Gerçeküstücülük, Bunuel ile birlikte insanın özgürlük arayışına dönüşür. Bunuel’e göre insanı baskı altında tutan, özgürlüğünü elinden alan toplumsal değerlerin, ikiyüzlü burjuva ahlakının sorumlusu büyük ölçüde dindir, Hıristiyanlıktır. Samanyolu, diğer Bunuel filmleri gibi, insanı baskı altında tutan her türlü bağnazlığa karşı bilinçaltının dilini kullanarak başkaldıran bir filmdir.

Jean and Pierre, who set out from France to make pilgrimage to Spain, are faced with strange or more correctly, absurd events and meet interesting people while they are walking or hitchhiking to their destination. For instance, they encounter a man who advises them to marry and have children as soon as possible. The man even tells them the names they should give to their children. Then they reach an inn to eat something, where they witness discussions about Jesus Christ and Christianity. However, there is no link between what pilgrims hear in this discussion and what the reality is. However, people continue to kill each other because of dogmas they create themselves. Arriving in Spain, Jean and Pierre are about to complete their pilgrimage travel to Santiago de Compostela. In Buñuel’s works, surrealism turns into a search for freedom. According to Buñuel, the religion, Christianity, is the major responsible for the pressure on human beings, the social values which hamper human freedom and the hypocritical bourgeois morality. Like other Bunuel films, “The Milky Way” revolts, using the language of the subconscious, against all sorts of bigotry that oppress human beings.

1-11 Mayıs 2009

65 65

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

ARZUNUN O BELİRSİZ NESNESİ THAT OBSCURE OBJECT OF DESIRE

Yönetmen - Director: Luis Bunuel Senaryo - Screenplay: Luis Bunuel , Jean-Claude Carrière Oyuncular - Cast: Fernando Rey , Carole Bouquet , Ángela Molina , Julien Bertheau , André Weber , Milena Vukotic Ödüller-Awards: CEC Award-Best Director (Mejor Director), LAFCA Award- Best Foreign Film, NBR Award-Best Director,-Best Foreign Language Film, NSFC Award- Best Director Şirket-Company: Tamasa Distribution İletişim-Contact: Laurence Berbon E-mail: c-ducinema@wanadoo.fr

102', 35mm, Renkli-Color, Frasa/İspanya-France/Spain, 1977

66

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

Altmış yaşlarında, varlıklı bir İspanyol soylusunun, Conchita adlı güzel kadına duyduğu tutku dolu ama karşılıksız aşkının hikayesi… Conchita kendisini deli gibi seven, arzulayan bu yaşlı adam gibi soylu bir sınıfa ait değildir ama aralarındaki ilişkide asil duran, oyunun kuralını koyan kendisidir. Cinsellik, aşk, tutku ya da heves; adı her ne olursa olsun arzulanan ya da bir adı olmadığı için belirsiz kalan ve belirsiz kaldıkça daha çok arzulanan tehlikeli bir ilişki bu… Tehlikeli, çünkü bastırılan duyguların şiddete, sapkınlığa dönüşmesi an meselesi. Conchita’nın elinde kukla olan, kimi zaman aşağılanan, kimi zaman küçük düşen yaşlı adamdır ve yalnızca bir tek günah vardır: Nesnesi ne olursa olsun insanın arzu duyan, isteyen bir varlık olması… Conchita’yı iki ayrı kadının, iki ayrı oyuncunun canlandırdığı filmde kadınlardan biri daha ince, daha zarif ve masum öbürü ise daha hırçın, daha dişi ve şehvetlidir. Pierre Louys’un “Kadın ve Kukla” adlı romanından sinemaya uyarlanan, oscar adayı olan ve çok sayıda ödüle layık görülen bu film, aynı zamanda Bunuel’in son filmidir.

The story of passionate but unrequited love of a wealthy sixty-year-old Spanish aristocrat to beautiful Conchita… Conchita is not from the upper class like this old man who loves and desires her crazily, but in their relationship she is the one who acts nobly and sets rules of the play. Sexuality, love, passion or lust, however you call it, this is a dangerous relationship because it is desired, because it is an unnamed obscure relationship and because it is desired more as it becomes obscure... It is dangerous because the oppressed emotions can turn into violence or perversion at any moment. The old man becomes Conchita’s puppet, a puppet sometimes despised sometimes underestimated. There is just one sin: human beings are desiring creatures whatever is the object of their desire… Conchita is performed by two actresses in this film. One of them is more delicate, more elegant and more innocent whereas the other one is more aggressive, more feminine and more salacious. The film, adaptation of Pierre Louy’s novel “Woman and Puppet”, is the last film of Bunuel. It was nominated for Oscar and granted numerous awards.

1-11 Mayıs 2009

67

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

6868

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

BERTRAND TAVERNIER 1-11 Mayıs 2009

6969

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

Fransız sinemasının usta yönetmenlerinden birisi olan Tavernier, aynı zamanda sinema tarihçisi, film eleştirmeni, yapımcı ve senaryo yazarıdır. 1941’de, Lyon’da doğan yönetmenin sinema tutkusu henüz 13-14 yaşlarındayken başladı. John Ford, Henry Hataway, William Wellman gibi Amerikalı yönetmenlerin filmlerini büyük bir hayranlıkla izleyen Tavernier, çocuk yaşında yönetmen olmaya karar vermişti. Sorbonne’daki hukuk öğrenimini, içindeki iflah olmaz sinema tutkusu nedeniyle yarım bıraktı. “L’etrave” adlı bir sinema dergisi çıkarttı ve bu dergi için hazırladığı söyleşilerden birinde, ünlü yönetmen JeanPierre Melville ile tanıştı. Bu tanışma kısa sürede dostluğa dönüştü ve Tavernier, Melville’nin asistanı olarak sinema dünyasına ilk adımını attı. Ancak sinemanın mutfağında, kamera arkasında geçen çıraklık, acemilik dönemini atlatması kolay olmadı. Sinema kültürünü, bilgisini, görgüsünü arttırması ve düşünce altyapısını güçlendirmesi gerekiyordu. Dönemin önemli sinema dergilerinden olan Positif ve Cahiers du Cinema’da film eleştirileri yazmaya başladı. Hollywood sinemasına duyduğu hayranlığı, edindiği bilgi ve eleştirel bakışla yeni bir bilinç düzeyine taşıdı. Film dilini ve bu dilin olanaklarını nasıl geliştirebileceğini araştırdı. Uzun süren ve yoğun emek, bilgi birikimi gerektiren bu hazırlık sürecinin sonunda, 32 yaşındayken, “L’horloger de Saint- Paul / Saatçi” (1973) adlı ilk uzun metrajlı kurmaca filmini yönetti. Emeği karşılıksız kalmamış ve filmi, Fransız sinemasının en büyük ödülü olan “Prix Louis Delluc” ödülüne layık görülmüştü. Büyük ilgi ve beğeniyle karşılanan bu ilk filmin arkasından gelen “Beatrice’in Tutkusu”, “Hakim ve Katil” “Şımarık Çocuklar”, “Şölen Başlasın”, “Aslolan Hayattır” gibi, sayısı 17’yi bulan kurmaca filmleriyle, yalnızca Fransa’da değil, uluslararası alanda da çok sayıda ödül alan, tanınan, saygı duyulan bir yönetmen oldu. Tavernier, kimi zaman Beatrice’in Tutkusu’nda olduğu gibi ortaçağ masallarına, “Şölen Başlasın”da olduğu gibi Fransız kraliyet dönemine, “Aslolan Hayattır”da olduğu gibi I. Dünya Savaşı sonrasına eğiliyor, filmografisini olabildiğince farklı, çeşitli konu ve içerikle zenginleştiriyordu. Cannes’da En İyi Yönetmen Ödülü’nü kendisine kazandıran “Kırda Bir Pazar”la (1984) yaşlanmakta olan bir ressamın hayatına tanıklık ediyor ve Renoir’e duyduğu saygıyı dile getiriyor; iki yıl sonra yaptığı “Geceyarısına Doğru” adlı filmiyle de caz sanatçılarının ve cazın büyüleyici dünyasına giriyordu. Resmin ve müziğin göz alıcı dünyasını sinema dilinde yeniden yaratan Tavernier, yaşadığımız somut dünyayı ve sorunları da ihmal etmiyor ve kurmacanın yanı sıra “Adı Konmamış Savaş” adlı belgeseli çekerek Cezayir Savaşı’nı ele alıyor ya da Berlin Film Festivali’nde Gümüş Ayı ödülünü alan “Yem” (1995) adlı filminde olduğu gibi Fransa’daki yeniyetme gençlerin sorunlarına eğiliyordu. Tavernier filmleri, konu ve içerik olarak çok çeşitli olsa da, onun tüm filmlerini içten içe bir bağla kuşatan ve bütünlüğü sağlayan bir şeyler de vardır. Görsel estetiğe verdiği önem ve yetkin bir biçem arayışı her filminde görülebilir. Filmlerindeki görsel estetiğin ve biçemin kaynağı hayranlık duyduğu Amerikan sinemasıdır ancak bu biçeme sağlam, keskin bir gerçeklik duygusu katmayı da başarmıştır. Bu gerçeklik duygusunun kaynağı ise sinema ile siyaseti, dünyagörüşünü birbirinden ayrı tutmamasıdır. Tavernier, siyasete önem veren ve ideolojilerin dünyayı değiştirebileceğine inanan bir kuşağın temsilcisidir. Toplumun ahlaki açıdan duyarsızlaşmasına, insan ve insana ilişkin değerlerin yozlaşmasına tahammül edemez; biçim olarak da, içerik olarak da sinemanın bu duyarsızlıklarla, bu yozlaşmayla mücadele etmekten asla vazgeçmemesi gerektiğini düşünür ve kendisini şu sözlerle ifade eder: “Sinema, duyguları ışıkla harmanlayan bir sanat biçimidir. Bir yerin üzerine ışık tutmaya başladığınız zaman, sonunda ıslah edilebilecek durumdaki şeyleri de ‘aydınlatır’sınız. Ne diyebilirim ki! Vazgeçmeyi reddeden karakterler beni çekiyor.

70 70

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali Bertrand Tavernier, one of the master directors of the French cinema, is also known as a cinema historian, film critic, producer and scriptwriter. Tavernier was born in Lyon in 1941. His passion for cinema started when he was thirteen. Admiring the films of such American directors as John Ford, Henry Hataway and William Wellman, Tavernier decided to become a director at childhood. He gave up his law education in Sorbonne because of his inevitable passion for cinema. He issued a cinema magazine entitled “L’etrave” and met famous director Jean-Pierre Melville during one of the interviews he made for the magazine. This meeting turned into a friendship after a while and Tavernier stepped into the world of cinema as Melville’s assistant. However, it was not easy for him to be an apprentice behind the camera. He had to enhance his knowledge and culture on cinema and strengthen his critical viewpoint. He began to write film critics for important cinema magazines of his age, Positif and Cahiers du Cinema. His admiration for the Hollywood cinema attained a new level of awareness with the knowledge and critical perspective he acquired. He conducted research on film language and how to develop this language. Following a long-lasting preparation process which required intensive labor and enhanced knowledge, Tavernier directed his first feature, “L’horloger de SaintPaul/The Clockmaker of St. Paul” (1973), at the age of 32. His intensive labor was not in vain; the film was deemed worthy of “Prix Louis Delluc”, the grand prize of the French cinema. Following this widely appreciated debut film, he directed seventeen more features, including “La passion Béatrice/The Passion of Beatrice”, “Le juge et l'assassin/The Judge and the Assassin”, “Des enfants gâtés/Spoiled Children”, “Que la fete commence/Let Joy Reign Supreme” and “La vie et rien d'autre/Life and Nothing But” which made him an acclaimed and award-winning director not only in France but in the whole world. Tavernier depicts medieval tales as in “The Passion of Beatrice” or the French royalty as in “Let Joy Reign Supreme” or post-World War I as in “Life and Nothing But” and enhances his filmography with diverse themes and contents. With “Un dimanche à la campagne /A Sunday in the Country”, which earned him the Best Director Award at Cannes, he witnesses the life of an ageing painter and expresses his respect for Renoir, and two years later, with “Round Midnight”, he enters into the charming world of jazz and jazz musicians. While recreating in the language of cinema the spectacular world of music and painting, Tavernier does not ignore the world in which we live and its problems. In addition to fictitious works, he produced “La guerre sans nom/The Undeclared War”, a documentary about the Algerian War and “L'appât/The Bait” (1995), a film about the problems of teenagers in France, which earned him the Silver Bear at Berlin Film Festival. Although Tavernier films have diverse themes and contents, there is something which establishes a link among all his films and creates a sort of completeness. The importance of visual aesthetics and the search for a competent style are the characteristics of all films. The source of visual aesthetics and style in the films is his admiration for the American cinema; however, the director himself manages to add a sound and sharp reality to this style. The source of this sense of reality is his distinction between cinema and politics or worldview. Tavernier represents the generation which attaches great importance to politics and believes that ideologies can change the world. He cannot tolerate moral desensitization and degeneration of human beings and human values. Believing that cinema, with its theme and content, should never give up fighting against such desensitization and degeneration, Tavernier expresses himself as follows: “Cinema is an art which blends emotion with light. When you shed light on something, you end up with “enlightening” everything improvable. I am impressed by characters that refuse to give up.”

1-11 Mayıs 2009

71 71

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

SİL BAŞTAN/ CLEAN SLATE Yönetmen - Director: Bertrand Tavernier Senaryo - Screenplay: Jean Aurenche, Bertrand Tavernier, Jim Thompson Görüntü Yönetmeni - Cinematography: Pierre- William Glenn Kurgu - Editing: Armand Psenny Müzik - Music: Philippe Sarde Oyuncular - Cast: Philippe Noiret, Isabelle Huppert, Jean-Pierre Marielle, Stephane Audran, Eddy Mitchell, Guy Marchand, Irene Skobline, Michel Beaune, Jean Champion, Victor Garrivier, Gerard Hernandez, Abdoulaye Diop, Daniel Langlet, François Perrot, Raymond Hermantier, Mamadou Dioume, Samba Mane, Irenee Martin Yapımcı-Producer: Henri Lassa, Adolphe Viezzi Ödüller-Awards: 1982, Critics Award, Best Film; 1986, Silver Ribbon, Best Actor - Foreign Film (Migliore Attore Straniero) Şirket-Company: Tamasa Distribution İletişim-Contact: Laurence Berbon E-mail: c-ducinema@wanadoo.fr

128', 35mm, Renkli-Color, Fransa-France, 1981

7272

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

1938… Afrika'da Fransız sömürgesi olan mazlum bir kasabadayız. Kasabanın korkak ve ayyaş beyaz polis şefi Lucien, sonunda köyün soytarısı haline gelir. Terbiyesiz ve şirret karısı sürekli ona hakaret eder, sonra da kocasının gözleri önünde kendi erkek kardeşiyle ensest bir ilişki kurar. Lucien, kazayla köyün ayaktakımından birini öldürür ve katil değil kahraman olduğunu düşünmeye başlar. Birden kendini Mesih gibi görmesini sağlayan bir havaya girerek, hem kasabaya, hem de kendisine bir iyilik yapmaya karar verir: Onu, o güne kadar ayaklar altına almış herkese karşı kişisel bir savaş açacak ve sistemli bir cinayet cümbüşüyle hepsini temizleyecektir. Bu cinayetlerden onun sorumlu olduğu kimsenin aklına gelmez.

Year 1938… We are in an impoverished African town, a French colony. Lucien, the coward bibulous police chief, has already become the laughingstock of the whole town. His badtempered nagging wife continuously humiliates him and has an incest relationship with her brother in front of his husband’s eyes. When Lucien accidentally kills a guy in the town, he begins to think he is not a murderer, but a hero. Regarding himself as a messiah, he decides to do favor not only to himself but also to the whole town. He embarks on a personal fight with everyone who has disgraced him so far and cleans them all through a systematic series of murders. No one suspects that Lucien commits these murders.

1-11 Mayıs 2009

73 73

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

KIRDA BİR PAZAR / A SUNDAY IN THE COUNTRY Yönetmen - Director: Bertrand Tavernier Senaryo - Screenplay: Pierre Bost, Bertrand Tavernier, Colo Tavernier Görüntü Yönetmeni - Cinematography: Bruno de Keyzer Kurgu - Editing: Armand Psenny Oyuncular - Cast: Louis Ducreux, Michel Aumont, Sabine Azema, Genevieve Mnich, Monique Chaumette, Thomas Duval, Quentin Ogier, Katia Wostrikoff, Claude Winter, JeanRoger Milo, Pascale Vignal, Jacques Poitrenaud, Valentine Suard, Erika Faivre, Marc Perrone Yapımcı-Producer: Alain Sarde, Bertrand Tavernier Ödüller-Awards: 1985, BSFC Award, Best Director, Best Foreign Language Film; 1984, Best Director; 1985, Cesar, Best Actress (Meilleure actrice), Best Cinematography (Meilleure photographie), Best Writing - Adaptation (Meilleur scénario, adaptation); 1985, KCFCC Award, Best Foreign Film; 1985, ALFS Award, Foreign Language Film of the Year; 1986, Mainichi Film Concours, Best Foreign Language Film; 1984, NBR Award, Best Foreign Language Film, Best Supporting Actress; 1984, NYFCC Award, Best Foreign Language Film Şirket-Company: Tamasa Distribution İletişim-Contact: Laurence Berbon E-mail: c-ducinema@wanadoo.fr

90', 35mm, Renkli-Color, Fransa-France, 1984

7474

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

1900'lerin başında bir yaz. Dul, yaşlı bir ressam olan Bay Ladmiral'in kırsal bölgede, Paris'ten trenle ulaşılan güzel bir evi vardır. Evde hizmetçisiyle yalnız yaşayan Bay Ladmiral, karısı ve iki çocuğuyla kentten kendisini ziyarete gelecek olan oğlunu beklemektedir. Birlikte yine sıradan bir pazar günü geçireceklerdir. Bir zamanlar bu evin küçük kızı olan Irène de çıkagelir ve tüm şen şakraklığıyla, tıpkı bir kelebek gibi aralarına katılır. Ancak görünürdeki coşkusunun, neşesinin ardında, Irène'nin de gizlediği bazı duygular, kırgınlıklar, mutsuzluklar vardır. Gün ilerler, çocuklar oynayacak yeni şeyler ararlar, büyükler öğle yemeğindeki şarabın etkisiyle gevşerler. Hayatın bir sanat olduğuna inanan Irène, kendisini çok seven ve sık sık ziyaretine gelmesini isteyen babasını arabasıyla bir gezintiye çıkarır. Gezi sırasında Bay Ladmiral, bazı kaygılarını ve geride bıraktığı yaşamının pişmanlıklarını kızıyla paylaşır.

A summer in the early 1900s… Monsieur Ladmiral, an aged widower, is living with his housekeeper in a beautiful house in the countryside, where you can reach from Paris by train. He is waiting for his son, who will come for a visit from the city with his wife and two children. Together, they will have an ordinary Sunday. Unexpectedly, Irène, who used to be the little child of the house, arrives and joins them vivaciously like a butterfly. However, behind her apparent enthusiasm and joy, she hides some resentment and unhappiness. As the day moves ahead, the children seek something new to play and the adults relax with wine. Believing that life is an art, Irène takes her father for a ride, during which Monsieur Ladmiral shares with her daughter his anxieties and regrets about the life he left behind.

1-11 Mayıs 2009

75 75

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

NAKLEN ÖLÜM / DEATH WATCH Yönetmen - Director: Bertrand Tavernier Senaryo - Screenplay: David Compton, David Rayfiel, Bertrand Tavernier, Geza von Radvanyi Görüntü Yönetmeni - Cinematography: Pierre-William Glen Kurgu - Editing: Michael Ellis, Armand Psenny Müzik - Music: Antoine Duhamel Oyuncular - Cast: Romy Schneider, Harvey Keitel, Harry Dean Stanton, Therese Liotard, Max von Sydow, Caroline Langrishe, William Russell, Vadim Glowna, Eva Maria Meineke, Bernhard Wicki, Freddie Boardley, Robbie Coltrane, Julian Hough, Peter Kelly, Boyd Nelson, Billy Riddoch, Derek Royle, Ida Schuster, John Shedden, Vari Sylvester, Jimmy Yuill, Paul Yong, Jake D’arcy, Maureen Jack, Carey Wilson Yapımcı-Producer: Elie Kfouri Ödüller-Awards: 1982, Sant Jordi, Best Performance in a Foreign Film (Mejor Interpretacin en Pelcula Extranjera) Şirket-Company: Tamasa Distribution İletişim-Contact: Laurence Berbon E-mail: c-ducinema@wanadoo.fr

128', 35mm, Renkli-Color, Almanya-Fransa-İngiltere/Germany-France-England, 1980

7676

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

Yakın geleceğin gelişmiş, kalkınmış ülkesi İskoçya’dayız. Bu ülkede ölüm, Vincent Ferriman'ın deyişiyle “yeni pornografi”'ye dönüşmüştür. Kamu iletişim ağı NTV'nin acımasız yapımcısı Ferriman, halkın ölüme, insanların ölümü görmeye karşı duyduğu sapkınlık derecesinde büyük ilgiden yararlanarak, kanser hastası olan bir “yıldız”ı, hastalığının teşhisinden hayatının son aşamalarına kadar izleyecek bir televizyon şovu yaratır. Şovun adı, 'Naklen Ölüm'dür. Ferriman’ın bu şov için bulduğu yıldız Katherina adlı bir yazardır ve yalnızca iki ay ömrü kalmıştır.

We are in Scotland, the developed country of near future. In this country, death turned into “new pornography”, in Vincent Ferriman’s words. Ferriman, the unscrupulous producer of public television NTV, creates a television show, where he films a terminally ill “star” from the diagnosis of her illness until the final stages of her life, exploiting people’s deviant interest in death and watching dying persons. The name of the show is “Death Watch”. The star of this show is Katherina, an author who has just two months to live.

1-11 Mayıs 2009

77 77

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

Değerli Katkılarıyla... With Kind Assistance of the Consulate General of Sweden - Istanbul

78

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

INGMAR BERGMAN 1-11 Mayıs 2009

79

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

“Sinema benim için günlük olayların, yaşamların anlatıldığı bir rutin olmadı. Sinema düşlerin anlatıldığı bir sanattır. İşte burada yönetmen için bir duvar çıkar ortaya; duvarın rutin tarafında kalanlar ve duvarın düşsel olan öbür tarafında kalanlar. Kurosawa, Fellini, Tarkovski ve bazen de Antonioni duvarın öbür tarafında kalan insanlardı benim için. Sanatçı olarak amacım tıpkı bu insanlar gibi duvarın öbür tarafında olmaktı, fakat ben bu duvarı sadece birkaç kez yumruklayabildim” derken, alçakgönüllülüğü elden bırakmamaya çalışıyordu. Bergman, gerçek dediğimiz ya da gerçek olduğunu sandığımız ile düşlerimiz arasındaki o duvarı birkaç kez yumruklamakla kalmamış, daha ilk filmi olan “Bunalım”dan başlayarak; “Susuzluk”tan “Sessizlik”e, Yaban Çilekleri”nden “Yedinci Mühür”e, “Aynadaki Gibi”den “Utanç”a, “Çığlıklar ve Fısıltılar”dan “Temas”a varıncaya kadar yaptığı 54 filmle o duvarı bir daha kimsenin yeniden inşa edemeyeceği şekilde yerlebir etmiş, yıkmıştı. Ona bu gücü veren, hemen her has sanatçıda olduğu gibi gerçeği öğrenmeye, bilmeye karşı duyduğu sınırsız açlık ve söz konusu bu gerçeği kendi dışında değil kendi içinde arama tutkusuydu. Her insanın anayurdunun çocukluk olduğunu ve ancak bir çocuğun dünyasında gerçek ile düşün iç içe girdiğini, arada hiçbir duvar olmadığını fark etti. İçindeki çocuğa eğildi, onu anlamaya, anlatmaya çalıştı ki, o çocuk Protestan bir papazın oğlu olarak, çok katı bir disiplinle eğitilmişti. Belki de bu nedenle “İnsanla Tanrı arasındaki ilişkiyi irdelemeyen hiçbir sanat eseri düşünemiyorum” dedi. Düşlerini borçlu olduğu içindeki çocuğun elini hiç bırakmadan her şeyle hesaplaştı: Tanrıyla, ölümle, yalnızlıkla, sessizlikle, iletişimsizlikle, dille, düşle, maskelerimizle, kişiliğimizle, kişiliksizliğimizle, tutkularımızla, zaaflarımızla, umutlarımızla, acılarımızla… Kısacası, adı “insan” olan o dipsiz uçurumla… Bergman, adı insan olan o uçuruma bakmayı göze aldığı için değil, en derine inmeye cesaret ettiği ve insan ruhuna dokunmayı başardığı için büyük bir yönetmen, büyük bir sanatçıydı.

8080

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

Bergman was trying to keep his modesty with his words, “Cinema was never a routine for me where one tells about daily events or common lives. Cinema is an art where one tells about his dreams. Here appears a wall for the director; and there are the ones remaining in the routine side of the wall, and the ones staying on the other side of the wall, on the fictional part. Kurosawa, Fellini, Tarkovski, and sometimes Antonioni, for me, were directors on this other side of the wall. My aim as an artist was to be on that side of the wall, just like these people, but I could only pound on this wall a couple of times.” He did not only pound this wall between what we thought as reality and our dreams, he also smashed and knocked this wall down in a way nobody can rebuild again, with his 54 films like; “Crisis”, “Thirst”, “Wild Strawberries”, “The Seventh Seal”, “Through a Glass Darkly”, “Shame”, “Cries and Whispers”, “The Touch”. What gave him this strength just like in every other special artist, was the endless hunger for the truth, and the passion for looking for this truth within himself rather than wandering outside. He realized every human being’s homeland is his childhood, and only in a child’s world there is no wall between reality and illusion. He concentrated on the child in himself, he tried to understand that child, and he tried to define this child, a child being raised very strictly by a father who was a Protestant pastor. Maybe because of this reasons he uttered the words: “I cannot think of any art work that does not explicate the relation between man and God.” He settled his account with everything, never letting go the child in him, never letting go his hand, the child that he owes his dreams: he settled his account with God, death, loneliness, silence, lack of communication, language, illusion, our masks, our personalities, our dehumanization, our passions, our hopes, our sufferings… In brief, with that bottomless cliff named “human”…Bergman was a great director, a great artist, not because he dared to look down in this cliff, but because he had the courage to go deep down, and managed to touch the human soul.

1-11 Mayıs 2009

81 81

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

BERGMAN VE KADINLAR BEKLEYEN KADINLAR / SECRETS OF WOMEN Yönetmen - Director: Ingmar Bergman Oyuncular - Cast: Anita Bjork, Maj.Britt Nilsson, Eva Dahlbeck, Gunnar ; BjOrnstrand, Birger Malmsten Şirket-Company: Ankara İsveç Büyükelçiliği İletişim-Contact: Gülay Korol E-mail: gulay.korol@foreign.ministry.se

105', 35mm, Black-White, İsveç-Sweden, 1952 Bilgiler

'nden alınmıştır.

Dört erkek kardeşle evli dört kadın, kocalarının bir iş gezisinden dönmesini beklerken, tatillerini Stockholm adasında geçirmektedirler. Kocalarının treni Stockholm'dan gelmeden önceki son akşam, kadınlardan üçü geçmiş yaşamlarından sahneleri anımsarlar.

Four women married to four brothers are spending a holiday in the Stockholm archipelago while they wait for their husbands to return from a business trip. On the last evening, before the men´s train is due to arrive from Stockholm, three of them recall episodes from their past life.

82

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

MONİKA'YLA BİR YAZ / SUMMER WITH MONIKA Yönetmen - Director: Ingmar Bergman Oyuncular - Cast: Harriet Andersson, Lars Ekborg, Dagmar Ebbesen, Åke Fridell Şirket-Company: Ankara İsveç Büyükelçiliği İletişim-Contact: Gülay Korol E-mail: gulay.korol@foreign.ministry.se

97', 35mm, Black-White, İsveç-Sweden, 1953

Harry, bir mağazada çıraktır. Rastlantı eseri Monika'ya tanışır; bakkal dükkânında çalışan Harry, erotik Monika'ya o an tutulur. Monika, babasıyla kavga eder ve Stockholm'un dışındaki adada Harry ile tatil yapmak üzere motorlu bir tekneyi "ödünç almaya" karar verir.

Harry is a young errand boy in a warehouse. When by chance he meets Monika, a wild erotic girl working in a neighbouring grocer's shop, he is immediately infatuated. Monika has a quarrel with her father and decides to "borrow" a motor boat for a holiday with Harry in the archipelago outside Stockholm.

1-11 Mayıs 2009

83

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

KADIN DÜŞLERİ / DREAMS Yönetmen - Director: Ingmar Bergman Oyuncular - Cast: Eva Dahlbeck, Harriet Andersson, Gunnar Björnstrand, Ulf Palme, Inga Landgré Şirket-Company: Ankara İsveç Büyükelçiliği İletişim-Contact: Gülay Korol E-mail: gulay.korol@foreign.ministry.se

86', 35mm, Black-White, İsveç-Sweden, 1955

Susanne'ın moda fotoğrafları çektiği stüdyosunda gözde modeli Doris, bir öğrenci olan Palle ile nişanlılığını bir süre önce bozmuştur. Susanne'la Doris, modellik fotoğrafları için Gothenburg'a gideceklerdir; Susanne bu fırsattan yararlanarak Henrik Lobelius'a telefon eder ve ona buluşmalarını önerir. Susanne'ın, daha önce Lobelius'la ilişkisi olmuştur ve onu unutamamaktadır.

Susanne owns a fashion photography studio. Her favourite model, Doris, has just broken off her engagement to Palle, a student. When Susanne has to go to Gothenburg to take a series of photographs with Doris as model, she uses the opportunity to telephone Henrik Lobelius, and asks him to meet her. Susanne has been Lobelius´ mistress and she cannot forget him.

84

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

YAŞAMIN EŞİĞİNDE / BRINK OF LIFE Yönetmen - Director: Ingmar Bergman Oyuncular - Cast: Eva Dahlbäck, Ingrid Thulin, Bibi andersson, Barbro Hiort af Ornäs, Erland Josephson Şirket-Company: Ankara İsveç Büyükelçiliği İletişim-Contact: Gülay Korol E-mail: gulay.korol@foreign.ministry.se

85', 35mm, Black-White, İsveç-Sweden, 1958

Cecilia Ellius çocuğunu düşürür ve Oda E'ye getirilir; Stina ve Hjördis adlarında hamile iki kadın da, bu odaya yerleştirilmiştir. Film bu üç kadının hikayesi üzerine kuruludur.

Cecilia Ellius suffers a miscarriage and is brought into Room E, in which two expectant mothers, Stina and Hjördis, are already installed. The film evolves around these women and their stories.

1-11 Mayıs 2009

85

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

BÜTÜN O KADINLARDAN SÖZ ETMEDEN / TO SAY NOTHING ABOUT THESE WOMEN Yönetmen - Director: Ingmar Bergman Oyuncular - Cast: Jarl Kulle, Bibi Andersson, Harriet Andersson, Eva Dahlbeck, Karin Kavli Şirket-Company: Ankara İsveç Büyükelçiliği İletişim-Contact: Gülay Korol E-mail: gulay.korol@foreign.ministry.se

80', 35mm, Black-White, İsveç-Sweden, 1964

Oldukça önemli bir müzik eleştirmeni olan Cornelius, seçkin bir çellist olan Felix'in yazlık evine gider, amacı Felix'in biyografisini yazmaktır. Bir grup kadın Cornelius'un çevresini sarar; belli ki, kadınlardan her biri, büyük müzisyenin metresidir.

Cornelius, a rather precious music critic, visits the summer residence of Felix, a distinguished cellist, in order to write his biography, and finds himself surrounded by a bevy of women, each of whom is obviously the mistress of the great musician.

8686

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

PERSONA / PERSONA Yönetmen - Director: Ingmar Bergman Oyuncular - Cast: Bibi Andersson, Liv Ullmann, Margaretha Krook Ödüller-Awards: 1967, National Society of Film Critics, Best Film, Best Director, Best Actress; The New York Times Guide to the Best 1,000 Movies Ever Made Şirket-Company: Ankara İsveç Büyükelçiliği İletişim-Contact: Gülay Korol E-mail: gulay.korol@foreign.ministry.se

93', 35mm, Black-White, İsveç-Sweden, 1966 Oyuncu olan Elizabeth, bir gösterinin ortasında birden konuşmamaya karar verir; iyileşme sürecinde ona hemşire Alma eşlik edecektir. Oyuncunun bu hareketinin iki yönü olduğunu öğreniriz: Saf ahlak ve sadizm; kadın oyuncu böylece neredeyse alt edilmesi olanaksız bir güç konumu elde edip, konuşma yükünü üstlenmiş olan hemşireyi istediği gibi yönlendirme olanağına kavuşur.

Actress Elizabeth chooses to become silent on stage and is put into the care of Alma, a nurse companion. The actress's act, we soon learn, has two aspects: ethical purity and sadism, a virtually impregnable position of strength from which to manipulate her nurse, who is charged with the burden of talking.

1-11 Mayıs 2009

87 87

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

ÇIĞLIKLAR VE FISILTILAR / CRIES AND WHISPERS Yönetmen - Director: Ingmar Bergman Oyuncular - Cast: Harriet Andersson, Kari Sylwan, Ingrid Thulin, Liv Ullman Ödüller-Awards: 1974, Oscar, Best Cinematography; 1974, Bodil, Best European Film (Bedste europæiske film); 1973, Technical Grand Prize; 1975, CEC Award, Best Foreign Film (Mejor Película Extranjera); 1974, David, Best Director - Foreign Film (Migliore Regista Straniero) 1974, Special David; 1973, Guldbagge, Best Actress (Bästa kvinnliga huvudroll), Best Film (Bästa film); 1974, Silver Ribbon, Best Director - Foreign Film (Regista del Miglior Film Straniero); 1975, Jussi, Best Foreign Director; 1974, KCFCC Award, Best Director, Best Foreign Film; 1973, NBR Award, Best Director, Best Foreign Language Film; 1973, NSFC Award, Best Cinematography, Best Screenplay; 1973, NYFCC Award, Best Actress, Best Director, Best Film, Best Screenplay Şirket-Company: Ankara İsveç Büyükelçiliği İletişim-Contact: Gülay Korol E-mail: gulay.korol@foreign.ministry.se

91', 35mm, Black-White, İsveç-Sweden, 1973 "Yeni filmim, anneme bir armağanımdır." Ingmar Bergman, kendisiyle yapılan söyleşilerde, bu filmde hükmedici bir kadın olan ve çok sevdiği annesinin dört yönünü sergilemek istediğini söylemiştir. Bergman, film aracılığıyla annesi hakkında bir şeyleri keşfetmeye çalışır.

"My new film is an homage to my mother". In interviews, Ingmar Bergman said that in this film he wanted to present four aspects of his own mother, who was an overbearing woman whom he loved very much. By means of the film, he has sought to find out something about her.

8888

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

GÜZ SONATI / AUTUMN SONATA Yönetmen - Director: Ingmar Bergman Oyuncular - Cast: Ingrid Bergman, Liv Ullman, Lena Nyman, Halvar Björk Ödüller-Awards: 1963, Yabancı Dilde En İyi Film Oscar Ödülü Şirket-Company: Ankara İsveç Büyükelçiliği İletişim-Contact: Gülay Korol E-mail: gulay.korol@foreign.ministry.se

93', 35mm, Black-White, İsveç-Sweden, 1978

Kendini kariyerine adamış bir kadın piyanist, kuzey Norveç'te bir rahibin eşi olan kızını ziyaret eder. Otuz altı saatlik bu ziyaret sırasında anne-kız konuşurlarken, geriye dönüşlerle yaşamlarından çeşitli sahnelere tanık oluruz.

A female pianist devoted to her career pays a 36-hour visit to her daughter, a priest´s wife in northern Norway. As they talk, we are shown flashbacks from their lives.

1-11 Mayıs 2009

89 89

DÜNYA FESTİVALLERİNDEN FROM WORLD FESTIVALS

91

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

GOMORRA Yönetmen - Director: Mattteo Garrone Senaryo - Screenplay: Roberto Saviano, Maurizio Braucci Görüntü Yönetmeni - Cinematography: Marco Onorato Kurgu - Editing: Marco Spoletini Oyuncular - Cast: Salvatore Abruzzese, Simone Sacchettino, Salvatore Ruocco, Vincenzo Fabricino, Toni Servillo, Gaetano Altamura, Italo Renda, Gianfelice Imparato, Maria Nazionale, Gigio Morra, Marco Macor, Ciro Petrone, Carmine Paternoster Yapımcı-Producer: Domenico Procacci Ödüller-Awards: 2008, Grand Prize of the Festival; 2008, Silver Hugo, Best Screenplay 2008, European Film Award, Best Actor, Best Cinematographer, Best Director, Best Film, Best Screenwriter; 2008, Arri-Zeiss-Award; 2008, Satellite Award, Best Motion Picture, Foreign Language Film Şirket-Company: Özen Film İletişim-Contact: Adnan Şapçı E-mail: adnansapci@ozenfilm.com.tr

137', 35mm, Renkli-Color, İtalya-Italy, 2008

Matteo GARRONE, 1968 yılında Roma’da doğdu. 1986 yılından itibaren kamera asistanlığı yapmaya başladı. 1996 yılında, “Silhouette” adlı kısa filmiyle Sacher Ödülü’nü kazandı. 1997 yılında, ilk uzun metrajlı filmi olan “Terra di Mezzo”yu yönetti. Bu film ile Torino Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü ve Cipputi Ödülü’nü kazandı.Matteo Garrone, 55. Cannes Film Festivali’nde gösterilen 2002 tarihli filmi “The Embalmer” ile hem seyirciden hem de eleştirmenlerden övgü topladı. Film, En İyi Senaryo ve Yardımcı Erkek Oyuncu dallarında David di Donatello ödülünü kazandı. En İyi Kurgu kategorisinde Nastro d’argento ve Ciak d’Oro ödüllerinin sahibi oldu. En İyi Yapımcı, Senaryo, Görüntü Yönetimi, Sanat Yönetimi ve Dağıtım dallarında da Fellini Ödülü’ne layık görüldü. 2005 yılında, 54. Berlin Film Festivali’ne katılan “First Love” adlı filmi, En İyi Film Müziği için verilen Gümüş Ayı ödülünü kazandı. Film, aynı dalda Nastro d’argento ve David di Donatello ödüllerinin de sahibi oldu. Matteo GARRONE was born in Rome in 1968. He begin to work as a camera assistant in 1986. He won the Sacher Award for his short film “Silhouette” in 1996. He directed his first featurelength film “Terra di Mezzo” in 1997. This film won the Jury Special Prize and the Cipputi Award at Torino Film Festival. Garrone’s “L'imbalsamatore / The Embalmer” (2002), screened at the 55th Cannes Film Festival, was praised by both viewers and film critics. The film won David di Donatello Awards for Best Screenplay and Best Actor in a Supporting Role. The film also received Nastro d’Argento and Ciak d’Oro Awards in the category of Best Editing. Further, it was nominated for Fellini Awards for the Best Producer, Best Screenplay, Best Cinematography, Best Art Direction and Distribution. In 2005, his film “Primo amore / First Love” participated in the 54th Berlinale and was awarded the Golden Bear for Best Music. The film was also granted Nastro d’Argento and David di Donatello Awards for the same category.

92

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

“İtalya’da organize suç örgütü Gomorra tarafından öldürülen insanların sayısı 4.000’i bulmaktadır. Gomorra sadece yasadışı uyuşturucu ve silah trafiği ya da haraç almakla para kazanmaz, her sektörde faaliyet göstermektedir. Bu filmde izlenen öyküler, gerçek hayattan alınmıştır. Tüm bunlar, Napoli’nin Scampia mahallesinde ya da Caserta’da yaşanmıştır.” Gomorra’nın afişinde yer alan bu cümleler filmin konusunu da özetliyor. Roberto Saviano’nun aynı adlı romanından perdeye uyarlanan ve senaryosunu da Saviano’nun yazdığı film, alışık olduğumuz türden bir mafya filmi değil. Gomorra, suç dolu, kanlı ve karanlık ilişkilerin dünyasını beş ayrı karakterle, beş ayrı öyküyü bir araya getirerek, neredeyse belgesel denebilecek bir üslupla anlatan bir film. Dolayısıyla bu filmde, ne izleyicilerin yücelteceği, özenecekleri bir dünya ne de özdeşleşecekleri kahramanlar var. Gomorra, filmlerde, romanlarda idealize edilerek bize sunulan mafya imgesini alaşağı eden, son derece gerçekçi ve sıra dışı bir film. “Gomorra, an organized crime group, murdered about 4000 people in Italy. Gomorra not only earns from illegal drug and arms trafficking or racketeering but also engages in activities in all sectors. The stories in this film are based on real life. All happened in Scampia, a suburb of Naples, or in Caserta.” These facts about the crime organization summarize the plot of the film. Adapted by Roberto Saviano’s novel of the same title, Gomorra is not an ordinary mafia film that we are used to see. Gomorra depicts the world of criminal, bloody and dark relations, combining five different characters with five different stories, in an almost documental style. Thus, the film presents neither a world that viewers can glorify and envy nor the characters with which they can identify themselves. Gomorra is a highly realist and extraordinary film that destroys the image of mafia idealized in cinema and literature.

93

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

SINIF / THE CLASS Yönetmen - Director: Laurent Contet Senaryo - Screenplay: François Bégaudeau Görüntü Yönetmeni - Cinematography: Pierre Milon Kurgu - Editing: Robin Campillo Müzik - Music: Elmer Bernstein Oyuncular - Cast: François Bégaudeau, Nassim Amrabt, Laura Baquela, Cherif Bounaïdja Rachedi, Juliette Demaille, Dalla Doucoure, Arthur Fogel, Damien Gomes Yapımcı-Producer: Carole Scotta, Caroline Benjo Ödüller-Awards: 61. Cannes Film Festivali, Altın Palmiye/Palme d'Or, 2008 Şirket-Company: Barbar Film İletişim-Contact: Müjgan Derviş E-mail: mujgandervish@barbarfilm.com

128', 35mm, Renkli-Color, Fransa-France, 2008

Laurent CANTET Fransız yönetmen Lauren Coutet 15 Haziran 1961'de Melle, de ux Sevres'de doğdu. 61. Cannes Film Festivali'nde "Entre les Murs" filmiyle büyük ödül olan Altın Palmiye'yi kazanmıştır.

Laurent CANTET Laurent Cantet, a French director, was born June 15, 1961 in Melle, Deux-Sèvres. His film “Entre Les Murs / The Class” won the Golden Palm (Palme d’Or) at the 61st Cannes Film Festival.

94

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

François, Paris’in kenar mahallelerinden birindeki ortaöğrenim kurumunda hem Fransızca derslerine giren hem de sınıf öğretmenliği yapan idealist bir insandır. Ancak bu okulda öğretmenlerin idealleri, özverileri ile eğitim sisteminin gerçekleri arasında derin bir uçurum vardır. Okuldaki çocukların pek çoğu göçmendir, farklı etnik kökenlerden gelen öğrenciler bir yandan uyum sorunu yaşarken bir yandan da ergenlik sorunlarıyla uğraşmaktadır. “Sınıf ”, idealist, kahraman bir öğretmenin öğrencilerini nasıl hayata hazırladığını anlatan bir başarı öyküsü değil. Tam tersine neredeyse belgesele yakın bir üslupla, son derece gerçekçi bir şekilde eğitim sistemini sorgulayan, aksaklıkları, çıkmazları gözler önüne seren ve Cannes’da (2008), tam 21 yıl aradan sonra Fransa’ya yeniden Altın Palmiye kazandıran bir film.

François is an idealist person, working as a teacher at a secondary school in the suburbs of Paris. In this school, there is a great gap between the ideals and self-devotion of teachers and the realities of education system. The students, most of them immigrants of various ethnical origin, are having adaptation problems on one hand and dealing with adolescence problems on the other hand. “The Class” is not a success story telling how an idealist heroic teacher prepares his students to real life. On the contrary, it is a film questioning the education system realistically and revealing deficiencies and deadlocks of the system in a documentary style. With this film, France won the Palme d’Or once again at Cannes Film Festival (2008) after 21 years.

95

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

RICKY

Yönetmen - Director: François Ozon Senaryo - Screenplay: François Ozon Görüntü Yönetmeni - Cinematography: Jeanne Lapoirie Kurgu - Editing: Muriel Breton Müzik - Music: Philippe Rombi Oyuncular - Cast: Alexandra Lamy, Sergi López, Mélusine Mayance Yapımcı-Producer: Katia Wyszkop Şirket-Company: Tiglon İletişim-Contact: Kemal Ural E-mail: kural@tiglon.com.tr

90', 35mm, Renkli-Color, Fransa-İtalya/France-Italy, 2009

François OZON Fransız yönetmen ve senaryo yazarı François Ozon 1967 yılında doğmuştur. Filmlerine genellikle keskin bir satirik zekâ ve insan cinselliği hakkında sözünü sakınmayan bir bakış açısı damgasını vurur. “8 Femmes/Sekiz Kadın” (2002) ve “Swimming Pool/Havuz” (2003) adlı filmleriyle uluslararası başarı elde etmiştir. François Ozon; Jean-Paul Civeyrac, Philippe Ramos ve Yves Caumon ile birlikte Fransız sinemasındaki yeni “Yeni Dalga”nın en önemli genç yönetmenlerinden biri olarak kabul edilmektedir.

François OZON François Ozon (born November 15, 1967) is a French film director and screenwriter and whose films are usually characterized by sharp satirical wit and a freewheeling view on human sexuality. He has recently achieved international acclaim for his films 8 femmes (2002) and Swimming Pool (2003). François Ozon is considered to be one of the most important young French film directors in the new “New Wave” in French cinema such as Jean-Paul Civeyrac, Philippe Ramos, and Yves Caumon, as well as the "New French Extremity."[1]

96

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

Fransız sinemasının harika çocuğu olarak nitelendirilen François Ozon son uzun metrajlı filmi olan “Angel”ı, 2007 yılında çekmişti. Bu filmin hemen ardından, “Ricky” ile bir kez daha sinemaseverlerle buluşan Ozon, sıradan bir ailenin yine sıradan, olağan yaşamını olağanüstü bir masal haline getirerek anlatmayı deniyor. Alelade bir kadın olan Katie ile yine alelade bir adam olan Paco tanışır ve sanki sihirli bir değnek değmişçesine bir mucize gerçekleşir: Âşık olurlar. Aşklarının meyvesi daha da olağanüstüdür: Bu dünyaya ait olmayan, yalnızca kendisine ait olan Ricky adında müthiş bir bebek. İngiliz yazar Rose Tremain'in Moth adlı kısa öyküsünden uyarlanan film, Ozon'un deyişiyle; gerilim, bilim-kurgu, komedi ve masal gibi farklı türleri biraraya getirmeyi deniyor.

François Ozon, one of the prominent figures of the French cinema, made his last feature film “Angel” in 2007. Just after this film, he meets movie lovers once again with “Ricky”, where he tells the ordinary life of an ordinary family in the form of an extraordinary tale. When Katie, an ordinary woman meets Paco, an ordinary man, something magical and miraculous happens: they fall in love. The fruit of their love is extraordinary: Ricky, a baby who does not belong to this world, but to himself only. Adapted from “Moth”, a short story of the British writer Rose Tremain, the film, in Ozon’s own words, is “a combination of thriller, horror, sciencefiction, comedy and fairytale”.

97

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

ŞAMPİYON / THE WRESTLER Yönetmen - Director: Darren Aronofsky Senaryo - Screenplay: Robert D. Siegel Görüntü Yönetmeni - Cinematography: Maryse Alberti Kurgu - Editing: Andrew Weisblum Müzik - Music: Clint Mansell Oyuncular - Cast: Mickey Rourke, Ajay Naidu, Evan Rachel Wood, Marisa Tomei, Judah Friedlander Yapımcı-Producer: Darren Aronofsky, Scott Franklin, Jennifer Roth Ödüller-Awards: 2009, BAFTA Film Award, Best Leading Actor; 2008, BSFC Award, Best Actor; 2009, Critics Choice Award, Best Song; 2009, COFCA Award, Best Actor, Best Supporting Actress; 2008, CFCA Award, Best Actor; 2008, FFCC Award, Best Actor, Best Supporting Actress; 2009, Golden Globe, Best Original Song - Motion Picture, Best Performance by an Actor in a Motion Picture – Drama; 2009, Independent Spirit Award, Best Cinematography, Best Feature, Best Male Lead; 2009, KCFCC Award, Best Actor, Best Director, Best Screenplay – Original; 2008, Sierra Award, Best Supporting Actress; 2009, ALFS Award, Actor of the Year; 2009, OFCS Award, Best Actor, Best Supporting Actress; 2008, PFCS Award, Best Original Song, Best Performance by an Actress in a Supporting Role; 2008, SDFCS Award, Best Actor, Best Supporting Actress; 2008, SFFCC Award, Best Actor, Best Supporting Actress; 2008, TFCA Award, Best Performance, Male2008, Golden Lion; 2008, WAFCA Award, Best Actor Şirket-Company: Tiglon İletişim-Contact: Kemal Ural E-mail: kural@tiglon.com.tr

109', 35mm, Renkli-Color, ABD, 2008

Darren ARONOFSKY Darren Aronofsky 12 Şubat 1969’da Brooklyn’de doğdu. Harvard Üniversitesi’nde antropoloji, sinema ve animasyon üzerine eğitim aldı. Mezuniyet tez filmi Supermarket Sweep (1987) 1991 Öğrenci Akademisi Ödülleri’nde finalist oldu. Çektiği filmler arasında 1998 Sundance Film Festivali’nin dram kategorisinde yönetmenlik ödülünü alan Pi (1998), !f ’te de gösterilen Requiem for a Dream (2000) ve Kaynak (2006) yer alıyor. Şampiyon (2008) Aronofsky’nin en son filmi.

Darren ARONOFSKY Darren Aronofsky was born in Brooklyn on February 12, 1969. He studied anthropology, cinema and animation at Harvard University. His senior thesis film, “Supermarket Sweep” (1987), was a finalist in the 1991 Student Academy Awards. Among his films are “Pi” (1998), winner of the Directing Award at 1998 Sundance Film Festival, “Requiem for a Dream” (2000), screened at !f, and “The Fountain” (2006).

98

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali Randy, Amerikan güreşinde, 80’li yılların efsanevi sporcularından birisidir. Ancak başarı ve şöhret dolu o günler artık geride kalmış, aradan geçen yirmi yılın sonrasında Randy, geçmişe özlemle bakan, yaşlı, yalnız ve yorgun bir adam olup çıkmıştır. Az kazanan, kazandığı parayı da har vurup harman savuran, alkole ve vücut geliştirme haplarına bağımlı yaşayan Randy, her şeye rağmen hayata tutunmaya çalışır. Onu ayakta tutan şey hayranlarının sevgisi ve ne olursa olsun dövüşmekten asla vazgeçmemesidir. Fakat yorgun bedeni bu ağır yükü artık taşıyamaz hale gelir ve geçirdiği bir kalp krizi sonrasında doktor dövüşmesini yasaklar. Randy için güreş, hayatının anlamıdır ve şimdi içine düştüğü boşluktan çıkmanın bir yolunu bulmak, yaşamındaki öncelikleri yeniden belirlemek zorundadır. Önce yeni bir iş bulur. Bir markette tezgâhtarlık yapmaya başlar. Striptiz kulübünden tanıdığı Cassidy’nin de desteğiyle yüzünü yıllardır görmediği kızıyla olan ilişkisini düzeltmeye çalışır. Amerikan güreşi ya da Amerikalıların profesyonel güreş olarak adlandırdıkları bu spor aslında spordan çok bir gösteridir ve “şov devam etmeli”dir. Randy, önceki şovlardan farklı olarak ilk kez kendi rolünü oynamaya soyunur. “Requiem for a Dream” ve “Pi” gibi büyük yankı uyandıran, neredeyse kült olan filmlere imza atan yönetmen Darren Aronofsky, “Şampiyon” ile bir kez daha izleyicisinde heyecan uyandırmayı başarıyor. Randy is one of the legendary sportsmen of the 80s in American wrestling. However, those successful and gorgeous days are in the past now, and Randy has become an old lonely and tired man who is yearning for the past twenty years later. Earning very little and wasting away all he earns, and an addict of alcohol and bodybuilding supplements, Randy despite everything tries to survive. What keeps him alive is the adoration of his fans and his never-ceasing passion for wrestling. But his tired body cannot carry this heavy load any more, and the doctor forbids him to fight after a heart attack. For Randy, wrestling is the meaning of life; and now he needs to find a way to get rid of apathy and re-determine priorities of his life. First, he finds a new job and begins to work as a grocery store employee. Further, with the support of a stripper Cassidy, he tries to restore his relationship with the daughter he has not seen for years. American wrestling or professional wrestling, as called by the Americans, is a show rather than a sport. So, show must go on. On contrary to his previous shows, this time Randy chooses to play his own role. Darren Aronofsky, the director of outstanding and even cult films such as “Requiem for a Dream” and “Pi”, succeeds in exciting his viewers once again.

99

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

DAİMA MUTLU / HAPPY - GO - LUCKY Yönetmen - Director: Mike Leigh Senaryo - Screenplay: Mike Leigh Görüntü Yönetmeni - Cinematography: Dıck Pope, Bsc Kurgu - Editing: Jım Clark Müzik - Music: Gary Yershon Oyuncular - Cast: Sally Hawkıns, Alexıs Zegerman, Andrea Rıseborough, Sınead Matthews, Kate O’flynn, Sarah Nıles, Eddie Marsan Yapımcı-Producer: Sımon Channıng Wıllıams, Mark Tıldesley Ödüller-Awards: 2008, Silver Berlin Bear, Best Actress; 2008, BSFC Award, Best Actress; 2008, British Independent Film Award, Best Supporting Actor, Best Supporting Actress; 2009, Peter Sellers Award for Comedy; 2009, Golden Globe, Best Performance by an Actress in a Motion Picture - Comedy or Musical; 2008, Hollywood Breakthrough Award; 2009, ALFS Award, British Supporting Actor of the Year; 2008, LAFCA Award, Best Actress, Best Screenplay; 2008, NYFCC Award, Best Actress, Best Director; 2008, Most Enjoyable Film (Theatre Owners); 2008, Golden Arena, International Competition: Best Director; 2008, SFFCC Award, Best Actress; 2008, Satellite Award, Best Actress in a Motion Picture, Comedy or Musical, Best Motion Picture, Comedy or Musical Şirket-Company: Fida Film İletişim-Contact: Emel Emniyetli E-mail: emel.emniyetli@fidafilm.com

118', 35mm, Renkli-Color, İngiltere-England, 2008

Mike LEIGH 20 Şubat 1943'de Lancashire'da doğdu. İlk filmi, 1971 yılında yönettiği "Bleak Moments" (Kasvetli Anlar) isimli filmdir. Bu ilk filmi Locardo ve Chicago Film festivallerinde ödül kazanmıştır. Başarılı bir ilk adımdan sonra yönettiği birçok film ile birçok ödül kazanmıştır. Kariyeri boyunca kazandığı birçok ödülün içinden en çok göz çarpanları, Cannes Film Festivali'nde, 1993'de Naked filmiyle kazandığı En İyi Yönetmen ve 1996'da Secrets & Lies filmiyle kazandığı Palme d'Or ödülleridir

Mike LEIGH Mike Leigh was born in Lancashire on 20 February 1943. He directed his first film, “Bleak Moments”, in 1971. This film was awarded at Locardo and Chicago Film Festivals. Following this successful first step, many of his films received awards. The most significant awards he won during his career are the Best Director for Naked in 1993 and the Palme d’Or for Secrets & Lies in 1996 at Cannes Film Festival.

100

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

Poppy, bekar, otuzlu yaşlarda, neşe dolu, sevimli bir ilkokul öğretmenidir ve tam da filmin adına uygun bir kişiliği vardır: Daima mutludur. Kardeşini, öğrencilerini, işini, arkadaşlarını kısacası hayatı sever ve her şeye iyimser bakmaktan yanadır çünkü ona göre, “dünyaya fazladan bir gülücük katmanın kimseye zararı dokunmaz.” Poppy’e direksiyon dersi veren Scott’un karamsarlığı, sıkıntısı, gerginliği zaten zorluklarla dolu hayata yeni bir zorluk katmaktan başka bir şeye yaramıyorsa, iyimser olmanın kime ne zararı olabilir ki? “Daima Mutlu” belli bir olay örgüsü olmayan, izleyicisine Poppy’nin yaşamından bir kesit sunmayı ve yaşama bir de Poppy’nin gözünden bakmamızı öneren, hınzır diyaloglarla örülü, eğlenceli bir film.

Poppy is a cheerful lovely unmarried primary school teacher at her thirties, and has a personality which exactly fits the film title: She is always happy. She loves her sister, students, job, friends, and in short, the life and tends to adopt an optimistic view of life because for her, “There’s no harm in trying, though, is there, to bring a smile to the world?”. The pessimism, discomfort and anxiety of Scott, Poppy’s driving instructor, serve nothing but add a new difficulty to life. So, what’s wrong with being optimistic? “Happy Go Lucky” is an entertaining film patterned with humorous dialogues, which does not follow a certain plot, but presents a section from Poppy’s life and suggests looking at life from her perspective.

101

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

KIYAMET: YENİDEN / APOCALYPSE NOW: REDUX Yönetmen - Director: Francis Ford Coppola Senaryo - Screenplay: Francis Ford Coppola, John Milius, Joseph Conrad Görüntü Yönetmeni - Cinematography: Vittorio Storaro Kurgu - Editing: Walter Murch, Lisa Fruchtman, Gerald B. Greenberg, Richard Marks Müzik - Music: Mickey Hart Oyuncular - Cast: Marlon Brando, Martin Sheen, Robert Duvall, Frederic Forrest, Sam Bottoms Yapımcı-Producer: John Ashley, Gray Frederickson, Eddie Romero, Mona Skager, Tom Sternberg, Fred Roos, Francis Ford Coppola Ödüller-Awards: 1980, Oscar, Best Cinematography, Best Sound; 1980, Marquee, Best Supporting Actor; 1980, BAFTA Film Award, Best Direction, Best Supporting Actor; 1979, FIPRESCI Prize, Competition; 1979, Golden Palm; 1980, David, Best Director - Foreign Film (Migliore Regista Straniero); 1980, Golden Globe, Best Director - Motion Picture, Best Motion Picture Actor in a Supporting Role, Best Original Score - Motion Picture; 1980, Golden Screen; 1981, ALFS Award, Film of the Year; 1980, NSFC Award, Best Supporting Actor Şirket-Company: Tiglon İletişim-Contact: Kemal Ural E-mail: kural@tiglon.com.tr

153', 35mm, Renkli-Color, ABD, 1979

Francis Ford COPPOLA 7 Nisan 1939'da Michigan’da dünyaya geldi. Erken yaşta geçirdiği çocuk felci hastalığı nedeniyle, dışarı çıkmak yerine çocukluğunu, evde kendi hazırladığı kuklalarla gösteriler hazırlayarak geçirdi. 10 yaşındayken, babasının 8mm’lik kamerasıyla filmler çekmeye başladı. University of California ‘da sinema okumadan önce, Hofstra University’de tiyatro eğitimi aldı. Sayısız kısa film çekti. California Üniversitesi Film Departmanındayken, sonradan en ünlü yapıtlarından “Apocalypse Now” adlı filminde müziklerini kullanacağı, Jim Morrison ile tanıştı. 1960lı yılların başında, Roger Corman ile düşük bütçeli filmler çekerek ve senaryolar yazarak, profesyonel sinema kariyerine başladı. Dikkate değer ilk sinema filmi, Corman için yaptığı “Dementia 13” idi. Yaptığı filmler arasında kendisine en çok ünü getiren, “The Godfather” serisi oldu. Francis Ford COPPOLA He was born April 7, 1939 in Michigan. Due to polio, he spent most of his childhood at home doing theatre shows with his homemade puppets. He began to make films, using his fathers’ 8 mm camera when he was 10. Before receiving a degree in cinema at the University of California, he studied theatre at Hofstra University. Coppola made numerous films. Studying in the Film Department at the University of California, he met Jim Morrison, whose music was later used in “Apocalypse Now”, one of his well-known films. In the early 1960s, he started his professional film career making low-budget films with Roger Corman and writing screenplays. His first notable film is “Dementia 13”, which he made for Corman. He earned most of his reputation for “The Godfather” films.

102 102

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali Yüzbaşı Willard (Martin Sheen), Vietnam’da Amerikan ordusuna başkaldıran ve vahşi yöntemlerle yerli bir kabileyi yöneten Albay Walter Kurtz’ü (Marlon Brando) bulup öldürmekle görevlendirilir. Kurtz, Amerikan ordusundan bağımsız olarak, yerlilerden ve ona katılmış diğer Amerikalı askerlerden oluşan tarikat benzeri topluluğu ile, Kamboçya'nın iç bölgelerinde Kuzey Vietnam'lılara karşı savaşmaktadır. Kurtz’ün izinde, insan yüreğinin karanlığıyla savaşın gerçekliği, dehşeti arasında kalan Yüzbaşı Willard delirmenin, cinnetin eşiğindedir. Ünlü yönetmen Francis Ford Coppola’nın, Joseph Conrad’ın “Karanlığın Yüreği” adlı romanından sinemaya uyarladığı film, 1979 yılında gösterime girdiğinde tüm dünyada büyük yankı uyandırmıştı. Konusu Vietnam savaşı olan bu film, Vietnam’dan da, savaştan da fazlasını anlatıyordu. Önceki savaş filmlerinden farklı olarak, kahramanı olmayan, sonu mutlu bitmeyen bu film Coppola’nın yüreğindeki sinema tutkusuyla kotarılmış bir başyapıttı ve savaşın anlamsızlığını anlatıyordu. Coppola, yıllar sonra aynı filmi yeniden kurgulamak istedi ve “Kıyamet”, filme eklenen yeni sahnelerle yaklaşık üç buçuk saatlik bir sinema şöleni haline geldi. Captain Willard (Martin Sheen) is charged with the mission to find and terminate Colonel Walter Kurtz (Marlon Brando), who revolts against the US army in Vietnam and commands a local tribe through cruel methods. Kurtz is fighting, independent from the US army, against the Northern Vietnamese in the inner regions of Cambodia with his sect-like legion composed of natives and some members of the American army. Captain Willard, caught in the middle of the darkness of heart and the reality of war while tracing Kurtz, is on the verge of insanity. The film, which the renowned director Francis Ford Coppola adapted from Joseph Conrad’s “Heart of Darkness”, had worldwide success when it was released in 1979. The main theme of the film is the Vietnam War, but what it tells goes beyond Vietnam and the war. Unlike previous war films, “Apocalypse Now” does not focus on a specific hero and does not present a happy ending. The film is a masterpiece which is the product of Coppola’s passion for cinema, and shows the meaningless of war. Years later, Coppola re-edited the film and “Apocalypse Now” has become a three-and-a-half-hour visual feast with newly added scenes.

103 103

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

DÜŞÜŞ / THE FALL Yönetmen - Director: Tarsem Singh Senaryo - Screenplay: Dan Gilroy, Nico Soultanakis & Tarsem Görüntü Yönetmeni - Cinematography: Colin Watkinson Kurgu - Editing: Robert Duffy Müzik - Music: Krishna Levy Oyuncular - Cast: Catinca Untaru, Justine Waddell, Lee Pace, Kim Uylenbroek Yapımcı-Producer: Tarsem Singh Ödüller-Awards: 2008, Austin Film Award, Best Cinematography; 2007, Crystal Bear Special Mention, Generation 14plus - Best Feature Film; 2007, Best Film Şirket-Company: Fida Film İletişim-Contact: Emel Emniyetli E-mail: emel.emniyetli@fidafilm.com

118', 35mm, Renkli-Color, ABD/Hindistan/İngiltere-USA/India/England, 2008

Tarsem SİNGH Hindistan’ın Pencap kentinde doğmuştur.Tarsem Hindistan’da Himalayalar’da yatılı bir okulda eğitim aldı. Yirmi dört yaşında Amerika’ya geldi. İlk büyük başarısı REM’in MTV En İyi Video Ödülünü kazanan "Losing My Religion" videosuydu.Daha sonra Tardem Smirnoff, Coca Cola, Nike , Levis ve Pepsi için reklam filmleri yaptı. 2000 yılında ilk uzun metrajlı filmi ‘The Cell/Hücre'yi çekti. Aldığı birçok ödül arasında iki Cannes Grand Prix de la Press (Basın Büyük Ödülü) ve BAFTA (İngiliz Sinema, Televizyon ve Sanat Akademisi) tarafından verilen Ömür Boyu Başarı Ödülü vardır. Ayrıca çalışması New York Modern Sanat Muzesi'nde sürekli olarak sergilenmektedir. Tarsem SİNGH He was born in Punjab, India. Tarsem received his schooling in a boarding school in the Himalayas in India. He came to the United States when he was twenty-four years old. His first major breakthrough work was REM’s Losing My Religion video that won MTV’s Best Video award. Since then Tarsem has done commercials for Smirnoff, Coke, Nike, Levis and Pepsi. In 2000, he directed his first feature film, THE CELL. Among the numerous awards that Tarsem has received are two Grand Prix de la Press awards at Cannes and the Lifetime Achievement Award from the British Academy of Film, Television and the Arts (BAFTA). His work is also on permanent display at the Museum of Modern Art in New York.

104 104

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

Küçük, dünya tatlısı bir kız olan Alexandria ağaçtan düşerek kolunu kırdığı için hastanededir. Dublörlük yapan ve daha ilk işinde attan düşerek sakatlanan, dahası sevgilisi tarafından terk edildiği için dayanılmaz bir aşk acısı çeken Roy ile Alexandria aynı hastanede karşılaşırlar. Roy, küçük kıza masallar anlatmaya başlar. Amacı, bu masalların karşılığında Alexandria’nın kendisine morfin bulmasını sağlamak ve intihar etmektir. Roy’un uydurduğu hikayeler kendi dünyasındaki hayal kırıklıklarını, pişmanlıkları, acıları dillendirse de, Alexandria’nın duyduğu merak ve umutla birlikte anlatılan masalları birlikte yaşamaya, aynı düşleri paylaşmaya başlarlar. Masalların sonu filmin de sonunu hazırlar. Çekimleri, içlerinde Türkiye’nin de bulunduğu 26 ülkede yapılan “Düşüş”, mükemmel kurgusu, eşsiz müzikleri fakat her şeyden önce kusursuz görüntüleriyle başdöndürücü bir film, tam anlamıyla görsel bir şölen.

A little lovely girl Alexandria is at the hospital because, falling down a tree, she broke her arm. Roy, a stuntman who fell from the horse in his first job and suffers from unbearable love pain because he was left by his girlfriend, meets Alexandria at the same hospital. Roy begins to tell tales to the little girl. His motive is to persuade Alexandria to find morphine from the hospital so that he can commit suicide. Although the tales that Roy made up reflect disappointments, regrets and pains in his world, with the keen curiosity and hopes of Alexandria, the two begin to live these tales and share the same dreams. The end of tales leads to the end of the film. “The Fall”, shot in 26 countries including Turkey, is a dazzling film and a real visual feast with its perfect editing, unique music and, above all, excellent views.

105 105

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

KONTES / THE COUNTESS Yönetmen - Director: Julie Delphy Senaryo - Screenplay: Julie Delphy Görüntü Yönetmeni - Cinematography: Martin Ruhe Müzik - Music: Julie Delphy Oyuncular - Cast: Julie Delpy, William Hurt, Daniel Brühl, Anamaria Marinca, Andy Gatjen Yapımcı-Producer: Julie Delpy, Matthew E. Chausse, Andro Steinborn Ödüller-Awards: Şirket-Company: Tiglon İletişim-Contact: Kemal Ural E-mail: kural@tiglon.com.tr

94', 35mm, Renkli-Color, Fransa/Almanya-France/Germany, 2007

Julie DELPHY 1969 yılında gösteri dünyasından bir çiftin çocuğu olarak Paris'te doğdu. 16 yaşında oynadığı Jan Luc Godard'ın "Dedektif "i ilk filmiydi. Daha sonra içlerinde "The Three Musketeers" (1993), "Killing Zoe" (1994), ve "Trzy Kolory:Bialy"nin (1994) de olduğu pek çok Amerikan ve Avrupa yapımında oynadı. New York Universitesi Sinema okulundan mezun oldu ve Sundance Film Festivalinde gösterilen, kısa film Blah Blah Blah (1995) ı yazdı ve yönetti. Halen Los Angeles'da yaşamaktadır.

Julie DELPHY She was born in Paris, France, in 1969 to show business parents. She was first featured in Jean-Luc Godard's Détective (1985) at the age of sixteen. She has starred in many American and European productions since then, including Disney's The Three Musketeers (1993), Killing Zoe (1994), and Trzy kolory: Bialy (1994). She graduated from NYU's film school, and wrote and directed the short film Blah Blah Blah (1995), which screened at the Sundance Film Festival. She is currently a resident of Los Angeles.

106 106

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

“Kanlı Kontes” olarak da bilinen ve 1560-1614 yılları arasında yaşamış olan Macar kontesi Elizabeth Bathory’nin bir efsane haline gelen hayatına tanık olacağız. İnsanı dehşet içinde bırakan bu efsaneye göre Kontes, kocasının ölümünden sonra ortaya çıkan ölüm korkusundan kurtulmak için uşaklarına, kölelerine karşı sadistçe davranmaya başlamış ve korkusu arttıkça şiddetin dozunu arttırarak, işkenceye, cinayete varan bir vahşet yaratmıştır. Kanlı Kontes, genç kalabilmek için yüzlerce bakire kızı öldüren ve kanlarıyla banyo yapan, çok konuşan hizmetçisinin ağzını diken, kış gecesinin ayazında kurbanlarının üzerine soğuk su dökerek donup ölmelerini seyreden bir kadındır. Elizabeth Bathory’nin hikayesini perdeye taşırken daha çok psikolojik dram üzerinde durmayı ve o dönemin iktidar savaşlarına odaklanmayı tercih eden ve filmin hem yönetmeni hem de oyuncusu olan Julie Delpy, “Kontes”i şu sözlerle özetliyor: “Filmde cinayet, kibir ve zulüm var. 16. Yüzyıl böyle bir dönem. Çok karanlık bir film.”

We witness in this film the legendary life story of the Hungarian Countess Elizabeth Bathory, also known as the “Blood Countess”, who lived between 1560 and 1614. Legend says that, following the death of her husband, the Countess began to behave sadistically to her servants and slaves to rid herself of the fear of death and aggravated the dose of violence as her fear grew, leading to severe tortures and murders. The Blood Countess is a woman who murdered hundreds of virgins and bathed in their blood to preserve her beauty, sewed the mouth of her servant who talked too much or froze her victims to death pouring cold water on them at icy winter nights. Julie Delpy, both the director and the leading actress of the film, emphasizing the psychological dram and focusing on power struggles of the era when filming the life story of Elizabeth Bathory, defines “The Countess” as follows: “It's about murder, cruelty and vanity. It's 16th century. It's a very dark movie."

107 107

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

SOMERS TOWN

Yönetmen - Director: Shane Meadows Senaryo - Screenplay: Paul Fraser Görüntü Yönetmeni - Cinematography: Natasha Braier Kurgu - Editing: Richard Graham Müzik - Music: Gavin Clark Oyuncular - Cast: Piotr Jagiello, Thomas Turgoose, Ireneusz Czop Yapım Yönetmeni- Production Director: Barnaby Spurrier Ödüller-Awards: 2008Edinburg Film Festival, Best British Film, Michael Powell Award; Şirket-Company: The Works International İletişim-Contact: Gareth Tennant E-mail: Gareth.Tennant@theworksmediagroup.com

75', 35mm, Siyah Beyaz/Black and White, İngiltere-England, 2008

Shane MEADOWS 26 Aralık 1972’de İngiltere’de doğdu. Sinema dünyasına yönetmen ve senarist olarak girdi. Filmleri dünya çapında çeşitli festivallerde gösterildi ve ödüller aldı. "Dead Man's Shoes", "Once Upon a Time in the Midlands", "24 7: Twenty Four Seven", "Northern Soul", "This Is England" yönetmenin önceki filmlerinden bazılarıdır.

Shane MEADOWS He was born in England on the 26th of December, 1972. He entered the cinema world as a director and scriptwriter. His films were screened in many festivals worldwide and won many awards. Some of his earlier films are: "Dead Man’s Shoes", "Once Upon a Time in the Midlands", "24 7: Twenty Four Seven", "Northern Soul", "This Is England"

108 108

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

Tomo ve Marek yeniyetme iki gençtir. Polonyalı göçmen bir ailenin çocuğu olan Marek babasıyla birlikte Somers Town’da yaşar. Notthingham’dan kaçarak trenle Londra’ya gelen Tomo, daha şehre adım atar atmaz tanımadığı üç çocuk tarafından dövülür ve eşyaları çalınır. Gidecek hiçbir yeri olmayan Tomo ile Marek bir kafede tanışırlar. Her ikisi de yalnızdır ve çabuk dost olurlar. Marek, babasına haber vermeden yeni arkadaşını gizlice eve alır ve kendi odasında saklanarak yaşamasına izin verir. İki genç arasındaki arkadaşlık aynı kıza aşık olmalarıyla farklı bir boyut kazanır. Kafede garsonluk yapan Fransız kızın Paris’e gitmesi ikisini de altüst eder. Daha önce “This is England” adlı filmiyle ünlenen yönetmen Shane Meadows, siyah beyaz olarak çektiği “Somers Town” ile son derece basit bir öyküyü anlamlı ayrıntılarla ve mizahla güçlendirerek farklı ve özgün bir filme imza atıyor.

Tomo and Marek are two teenagers. Marek, the son of a Polish immigrant family, lives in Somers Town with his father. Tomo, a runaway from Nottingham, is beaten and robbed of all his belongings by three teenagers just after he arrives in London. Tomo who has nowhere to go meets Marek at a café. Both are alone and make friends. Unbeknownst to his father, Marek lets Tomo live in his room. The friendship between two boys leads to a different way when the two get in love with the same girl. Their lives turn upside down when the French girl, working as a waitress at a café, leaves for Paris. The director Shane Meadows, owing his reputation to “This is England”, enriches a very simple story with meaningful details and humor in the black-and-white “Somers Town”.

109 109

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

ÖZEL GÖSTERİM / SPECIAL SCREENING KERKENEZ / KES Yönetmen - Director: Ken Loach Senaryo- Screenplay: Barry Hines, Tony Garnett Kurgu - Editor : Roy Watss Görüntü Yönetmeni - Cinematographer: Chris Menges Müzik-Music : John Cameron Oyuncular-Cast: David Bradley, Lynne Perrie, Freddie Fletcher, Colin Welland, Brian Glover, Bob Bowes, Kathleen Scherer Yapımcı- Producer: Tony GARNETT Ödüller-Awards: 1970, Karlovy Vary International Film Festival - Crystal Globe; 1971, Writers' Guild of Great Britain Award - Best British Screenplay; 1971: British Academy Film Awards, Best Actor in a Supporting Role, Most Promising Newcomer to Leading Film Roles

110', 35mm, Renkli-Color, UK, 1969

Ken LOACH Ken Loach kuşkusuz İngiltere’nin yaşayan en büyük yönetmenidir ve filmleri 1960’ların başından beri İngiltere’nin siyasi ve toplumsal yapısını bir uçtan diğer uca yansıtmakta, belgelemekte ve ayrıntılarıyla incelemektedir. Atölye çalışması Loach’un “Kes / Kerkenez” ve İspanya İç Savaşı’yla ilgili etkileyici anlatımı “Land and Freedom / Ülke ve Özgürlük” gibi filmlerin getirdiği erken başarılarla başlayıp "The Wind That Shakes the Barley / Özgürlük Rüzgarı" gibi son dönem yapıtlarıyla devam eden kariyerini ele alacaktır. Her zaman olabilirlikle ilgili radikal bir bakış açısı benimseyen Loach cesur ve çoğunlukla sert bir siyasi gerçekçiliğin önde gelen savunucularından biridir ve bu da onu daima ticari ana akım ve sanat sinemasının dışında bırakmaktadır. Yönetmen, siyasi ve ekonomik elit sınıfın dışladığa kesimlere verdiği destek sayesinde dünya çapında bir çok arkadaş edinmiş olsa da çoğunlukla tartışma ve ihtilaf da yaratmıştır. Ken LOACH Ken Loach is without doubt Britain's greatest living film director and his films have traversed, documented and dissected the political and social landscape of the UK, and beyond, ever since the early 1960s. The workshop will look at his career from the early success with "Kes" (1969), "Land and Freedom" (1995) his moving depiction of the Spanish Civil War, to his most recent films such as "The Wind That Shakes the Barley" (2006). Always committed to a radical vision of what might be possible Loach is one of the foremost exponents of a gritty, often harsh politically committed realism which has consistently placed him outside the commercial mainstream and art cinema. His consistent support for those marginalised by the political and economic elite has made him many friends around the world but has often evoked controversy and dispute.

110 110

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali Film, kömür madencisi olmanın ötesinde pek umut taşımayan ve okulda olduğu gibi evde de kardeşi Jud’un fiziksel ve sözel zorbalığa katlanan Bill Casper’a odaklanır. Kendince yaramazdır; süt arabasından süt çalar, diğer öğrencilerin başına dert açar, genellikle kavga eder ve terbiyesizlik yapar. Billy öz saygısı olmayan, duygusal olarak ihmal edilmiş bir karakter olarak karşımıza çıkar. Annesi onu ‘ümitsiz vaka’ olarak niteler. Billy, para dilenir, sigara içer ve okulda hayallere dalar, pek olumlu bir özelliği yoktur. En büyük korkusu sonunda bir maden kuyusunda kömür madencisi olmaktır, fakat kaderinden kaçmak için görünen hiçbir çıkış yolu yoktur. Bir çiftlikteki yuvasından aldığı bir kerkenezi eğiterek bu zavallı varoluşundan kurtuluş yolunu bulana kadar böyledir. Şahinlere olan ilgisi nedeniyle ikinci el kitap satan bir kitapçıdan “ödünç” kitap alır çünkü halk kütüphanesi için ödünç alma kartı edinemez. Eğitim süresince, Billy ve kerkenezi “Kes” arasındaki ilişki geliştikçe Billy’nin bakış açısı da gelişir ve ufku genişler. Hayatında ilk defa takdir edilir Billy, kuşuyla ilişkisi hakkındaki doğaçlama konuşmasının ardından İngilizce öğretmeni tarafından. Fakat Billy, kardeşinin at bahsine yatırması için verdiği parayı, atın kazanmasına ihtimal vermediği için bahse yatırmaz ve kendine saklar. Yarışı o at kazanınca ve Jud ikramiyeyi alamayınca, Billy ağır bir bedel öder: Jud kerkenezi öldürür. Filmin sonuna doğru, bu nokta Billy’nin maden işçiliği kaderinden kaçamayacağını temsil eder; Billy için umutların tükendiği andır. The film focuses on Billy Casper, who has little hope in life beyond becoming a coal miner and is bullied both at home, by his physically and verbally abusive brother, Jud, as well as at school. He is mischievous himself; he steals milk from milk floats, gets other students into trouble and generally fights and misbehaves. Billy comes over as an emotionally neglected boy with little self-respect. His mother refers to him in the film as a "hopeless case". Outside cadging money, smoking cigarettes and day-dreaming at school Billy has no positive interests. His greatest fear is ending up working down the pit as a coal miner but he has no apparent escape route from what would ultimately be his fate. That is until he finds an outlet from his pitiful existence through training a kestrel that he takes from a nest on a farm. His interest in learning falconry prompts Billy to "borrow" a book on the subject from a secondhand book shop as he cannot get a borrower's card for the Public Library. As the relationship between Billy and "Kes", the kestrel, during the training improves so does Billy's outlook and horizons. For the first time in the film Billy receives praise, from his English teacher after delivering an impromptu talk on his relationship with the bird However, Billy intentionally fails to place a bet on a horse for his brother, instead keeping the money for himself (to buy chips) as Billy assumes it is unlikely to win. When the horse does win and Jud receives no winnings he "pays" Billy back by killing his kestrel. At this point, near the end of the film, this is the bleakest moment for Billy, as it represents his failure to escape his fate as a miner.

111 111

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

112 112

1-11 Mayıs 2009

FREDDY OLSSON'NUN SEÇTİKLERİ

FREDDY OLSSON'S SELECTION

113 113

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

114 114

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

FREDDY OLSSON 1952'de Güney İsveç’te doğdu. Kültürel kariyerine pop menajerliğiyle ve henüz 13 yaşındayken sahip olduğu müzik kulübüyle başladı. Lund Universitesi'nde eğitim aldı. Oslo’da tramvay vatmanı olarak çalıştı. 70’lerin ortalasında kitap yayımcısı oldu.1983'de şans eseri kamera karşısına geçerek film işine girdi. Bu, çocuklar için özel dedektif Kant hakkında bir televizyon dizisiydi. Dizide çok fazla viski ve psikoanaliz vardı ve bu yüzden televizyon kanalı yayınlama konusunda sorunlar yaşadı. Gittikçe yapımcılık işine girdi ve aynı zamanda Göteburg Uluslararası Film Festivali’nde çalışmaya başladı. Uzun süre festival başkanlığı yapmıştır. Şimdi ise festival organizasyonunda yer almaktadır. Orta Avrupa sinemasına olan ilgisi nedeniyle nerede ise 20 yıl bölgedeki film festivallerini dolaştı. Şu anda Polonyalı yönetmen Lech Majewski ile birlikte oyuncuları arasında Charlotte Rampling, Rutger Hauer ve Michael York’un olduğu ‘The Mill and the Cross’ filmi üzerinde çalışmaktadır. Türkiye ile güçlü bağları olan Freddy’nin kızının büyükbabası İstanbullu'dur ve kızı büyükbabası hakkında bir film üzerinde çalışmaktadır.

FREDDY OLSSON He was born in Southern Sweden in 1952. He started his cultural career as a pop manager and music club owner at the age of 13. He studied at the University in Lund. Olsson worked as a tram driver in Oslo and from the middle of the 70's as a book publisher. He entered the film business by chance, and got in front of the camera in 1983. It was a TV-series for children about the private investigator Kant. There is a lot of whiskey and psychoanalysis in the film so the TV station had problems with the programming. He went more and more into producing, and at the same time started to work with the Göteborg International Film Festival. After serving for a long time as the festival chairman, today he takes responsibilty in programming. A long interest in Central European films has taken him to many festivals in the region for nearly 20 years. And at the moment He's working with the Polish director Lech Majewski on the film "The Mill and the Cross". Among the actors are Charlotte Rampling, Rutger Hauer and Michel York. Olsson has a strong link to Turkey. His daughter's grandfather is from Istanbul, and she is working on a film about him.

1-11 Mayıs 2009

115 115

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

YALNIZ BİR ADAM/A MAN ALONE Yönetmen - Director: Enrique Rivero Senaryo - Screenplay: Enrique Rivero Görüntü Yönetmeni - Cinematography: Arnau Valls Colomer Kurgu - Editing: Javier Ruiz Caldera, Enrique Rivero Müzik - Music: Raul Locatelli Oyuncular - Cast: Nolberto Coria , Nancy Orozco, Tesalia Huerta Yapımcı-Producer: Paola Herrera, Enrique Rivero Ödüller-Awards: 2008,Golden Leopard, FIPRESCI Award Locarna International Film Festival; 2008,Best Latin American Film, Audiance Awards, Fico Festival Mexico. Şirket-Company: Fortissimo Films İletişim-Contact: Frederique de Rooij E-mail: frederique@fortissimo.nl

86', 35mm, Renkli-Color, Meksika-Mexico, 2008

Enrique RIVERO Meksikalı yönetmen Enrique Rivero 1976 yılında Madrid’de doğdu. Görüntü yönetmenliğinden sanat yönetmenliğine film yapımının farklı alanlarında çalıştı ve Pedro Aguilera’nın ‘La Influencia’ filminde yardımcı yönetmen olarak yer aldı. İki kısa film yönetti: Nidra (2004) ve Schhht (2005). 2008 Uluslararası Locarno Film Festivali'nde Altın Leopar (Golden Leopard) ve FIPRESCI Ödülü, Meksika Ficco Festivali'nde En İyi Latin Amerikan Filmi ve İzleyici Ödülleri'ni alan "Parque Via", Rivero’nun yönettiği ilk uzun metrajlı filmdir.

Enrique RIVERO Mexican director Enrique Rivero was born in Madrid in 1976. He has worked in different areas of film production, from photography to art, and was assistant director of Pedro Aguilera’s "La Influencia" (Director's Fortnight Cannes 2007). As director, he has made two shorts: "Nidra" (2004) and "Schhht" (2005). "Parque Vía" is Rivero ‘s feature directorial debut, which garnered the Golden Leopard and FIPRESCI Award at Locarno International Film Festival 2008, and the Best Latin American Film and Audience Awards at the Ficco Festival in Mexico.

116 116

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

Beto, Meksiko’da, sahipleri tarafından satılığa çıkartılmak istenen, büyük ve modern bir evin bekçisidir. Agorafobisi olduğu için açık alanlarda bulunmaktan korkar ve zorunlu olmadıkça evden çıkmaz. Onu, evin dört duvarı içinde günlük işlerini yürütüp, evden ayrılmanın getireceği sorunlarla uğraşırken izleriz. Arkadaşı Lupe, zaman zaman Beto’yu evde ziyaret eder. Beto’nun düzenli iletişim içinde olduğu tek kişi evin yaşlı sahibesidir. Zaten evi ve evin bahçesini de onun için pırıl pırıl tutmaktadır. Ancak er ya da geç ev satılacaktır ve Beto yıllardır içinde yaşadığı ortamın güven duygusundan uzak bir yaşam sürmek zorunda kalacaktır.

Beto is the keeper of a large modern house in Mexico City which the owners will be selling soon. Because Beto is agoraphobic, he has fear of open areas and only goes out when he has no choice. We watch him undertake his daily tasks within the house's four walls and face the challenges of leaving home. His friend Lupe sometimes visits him at home. The only other person with who he appears to have regular contact is the house's elderly owner, for whom he keeps the house and its gardens spick and span. But sooner or later the house will be sold and then Beto will need to consider a life away from the security of the only environment he has been living in for years.

117 117

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

LA SALAMANDER Yönetmen - Director: Alain Tanner Senaryo - Screenplay: Alain Tanner and John Berger Görüntü Yönetmeni - Cinematography: Renato Berta Kurgu - Editing: Brigitte Sousselier,Marc Blavet Müzik - Music: Patrick Moraz and the Main Horse Airline Group Oyuncular - Cast: JBulle Ogier,Jean-Luc Bideau, Jacques Denis Yapımcı-Producer: Alain Tanner in association with Gabriel Auer for SvoCiné (Geneva) Şirket-Company: Swiss Films İletişim-Contact: Hanna Bruhin E-mail: hbruhin@swissfilms.ch

128', 35mm, Siyah/Beyaz-Black-White, İsviçre-Sweden, 1971

Alain TANNER 1929’da Cenevre’de doğan Alain Turner sosyoekonomi okudu. 23 yaşında deniz ticareti filosunda çalışmaya başladı. Açık denizlerdeki bu yoğun deneyimin ardından İsviçre’ye döndü. Daha sonra Londra’ya gitmek üzere ayrıldı ve 1955 – 1958 yılları arasında Londra’da yaşadı. Sinema tutkusu burada Cinémathèque’e gidip gelerek ve Lindsay Anderson ve Karel Reisz gibi eleştirmen ve İngiliz “Serbest Sinema”sının temsilcileriyle dostluk kurarak başladı. Özellikle Bertolt Brecht’ten esin alarak sinemanın eleştirel ve siyasi boyutuna ilgi duymaya başladı. 1957 yılında arkadaşı Claude Goretta’yla Londra’da ilk filmini yaptı. Bu, Piccadilly bölgesindeki gece hayatını anlatan “Nice Time” adında 16 mm bir kısa filmdi. 1960 yılında Alain Tanner İsviçre’ye döndü ve dönemin “cinéma vérité” üslubunu yansıtan belgesel filmler çekti. İsviçre televizyonuyla kuracağı uzun bir işbirliği sürecinin başlangıcı oldu bu. 1965 – 1968 yılları arasında çok çeşitli konularda filmler yaptı. Bunlar arasında, İsviçre’de kırsal bir bölgede yaşayan bir doktorun günlük yaşamını anlatan “Docteur B., médecin de campagne” (1968)” ve Hindistan’da mimar LeCorbusier’nin çalışmalarını konu edinen “Une ville à Chandigarh” (1966) da vardır. Tanner 1968’de bağımsız bir yönetmen olarak çalışmaya başlayınca İsveç televizyonu için çalışmayı da bıraktı. Aynı yıl İsveçli dört sinemacıyla birlikte “Groupe 5”i kurdu: Claude Goretta, Michel Soutter, Jean-Louis Roy ve Jean-Jacques Lagrange. 1969’dan beri yirmi uzun metrajlı film çekmiştir ve son filmi “Paul s’en va”dır (2004).

118 118

Alain TANNER Born in Geneva in 1929,Alain Tanner studied socio-economics.At the age of 23 he enlisted in the merchant navy and was mustered by the West Africa Line in the port of Genoa.After this very formative experience on the high seas,he returned briefly to Switzerland,then set off for London,where he lived from 1955 to 1958.It was here that he fell in love with the cinema,frequenting the Cinémathèque and making friends with critics and members of the British “Free Cinema”movement,such as Lindsay Anderson and Karel Reisz.With them he shared an interest in the critical and political dimension of the cinema,inspired largely by Bertolt Brecht.In 1957,he made his first film in London with his friend Claude Goretta. This 16-mm short,entitled Nice Time,featured the night life of the Piccadilly district.In 1960, Alain Tanner returned permanently to Switzerland,where he was commissioned to make a number of documentaries in the cinéma vérité style of the time.This was the beginning of a long period of collaboration with Swiss television.From 1965 to 1968,Tanner made films on a wide range of subjects,including Docteur B,médecin de campagne(1968),on the daily life of a doctor in the Swiss countryside,and Une ville à Chandigarh(1966),on the work of the architect LeCorbusier in India.Tanner’s work for Swiss television came to an end in 1968,when he embarked on his career as an independent director.In that year,he founded Groupe 5 in conjunction with four other Swiss filmmakers:Claude Goretta,Michel Soutter,Jean- Louis Roy and Jean-Jacques Lagrange.Since 1969,Alain Tanner has made 20 full-length films,the most recent being Paul s’en va(2004). 1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

Alba, Inti’yi almaya gelmiştir. Inti altı yaşındadır, Alba ise otuz. Değişken karakterli ve konuşmayı çok seven saf Alba, Inti ile birlikte otostop çekerek Patagonya’daki bir vadiye gitmek üzere yola düşer. Burası, dünyanın dört bir yanından gelen dinden uzaklaşmış insanlar için bir sığınak olan El Bolson’dur, Dr. Schulz’un evinde, böcek koleksiyonları ve birçok hayvan arasında yapılan durmak bilmeyen partide, gece de gündüz de birdir. Dağların eteğinde, köylü çocuklar bir okula zarar vererek ve yeni gelenlerin evlerine saldırarak eğlenmektedir. Bu iki imkânsız dünya arasında, Alba ve Inti, anne ve oğul olarak kendilerine normal bir yaşam kurmaya çalışırlar. Alba hayallerine sarılır, Inti ise hayatta kalmak için gerekli malzemelerle dolu çantasına…

Alba has come to pick up Inti. He is six, she is 30. Temperamental, talkative and naive, Alba hitchhikes with Inti to a valley in Patagonia: El Bolson, a haven for renegades from all over the world. At the home of Dr. Schulz, day and night are one in a non-stop party, among the insect collections and multitude of animals. At the foot of the mountains, peasant children have fun destroying a school and attacking the houses of new residents. Between these two impossible worlds, Alba and Inti try to build a normal life as mother and son, Alba clinging to her daydreams, Inti to his survival kit.

119 119

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

BU SENİN HAYATIN/THIS IS YOUR LIFE Yönetmen - Director: Jan Troell Senaryo - Screenplay: Bengt Forslund, Eyvind Johnson, Jan Troell Görüntü Yönetmeni - Cinematography: Jan Troell Kurgu - Editing: Jan Troell Müzik - Music: Erik Nordgren Oyuncular - Cast: Eddie Axberg, Gudrun Brost, Ulla Akselson, Bo Wahlström, Max von Sydow Yapımcı-Producer: Bengt Forslund Ödüller-Awards: 1967, Berlin International Film Festival, C.I.C.A.E. Award, C.I.D.A.L.C. Award, Interfilm Award Şirket-Company: Swedish Institute İletişim-Contact: Asta Rantanen E-mail: asta.rantanen@si.se

169', 35mm, Siyah Beyaz-Black and White, İsveç-Sweden,1966

Jan TROELL İsveç’in güneyinde, Malmö yakınlarında Limhamn’da doğdu. Bo Wideberg ile kısa film “The Boy and the Dragonand”ı çekti ve 1962’de Widerberg’in ilk uzun metrajlı filmi “The Pram”in görüntü yönetmenliğini yaptı. 1964’te “Stay in the Marshland” filmiyle Oberhausen Kısa Film Festivali’nde büyük ödülü kazandı. Troell, Eyvind Johnson’un otobiyografisi “The Story of Olof ”dan uyarlayarak çektiği “Here is Your Life” (1966) filmiyle çıkış yaptı. Bu başarılı çıkışı “Eeny, Meeny, Miny, Moe” (1967) ve en büyük projeleri “The Emigrants” ve “The New Land” (1971-1972) izledi. “Land of Dreams” (1988), “Il Capitano” (1991) ve “Hamsun” (1996) filmleriyle Troell İsveç’te hala film dünyasının ve tartışmaların odağında yer almaktadır. Son uzun metrajlı filmi “As White As in Snow” 2001’de gösterme girdi. Jan TROELL He was born at Limhamn, near Malmö, in the south of Sweden. Together with Bo Widerberg he made the short film “The Boy and The Dragonand” and became the photographer in Widerberg's first feature, “The Pram”, in 1962. In 1964, with “Stay in the Marshland”, he won the first prize at the Oberhausen Short Film Festival. Troell's breakthrough came with “Here is Your Life” (1966) based on Eyvind Johnson's autobiography “The Story of Olof ”. The successful debut was followed by “Eeny, Meeny, Miny, Moe” (1967) and the giant projects “The Emigrants” and “The New Land” (1971-1972). With the films “Land of Dreams” (1988), “Il Capitano” (1991) and “Hamsun” (1996) Troell is still in the centre of the film life and debate in Sweden. His latest feature film “As White As In Snow” premiered in 2001.

120 120

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

Yıl 1914. İsveç’in kuzeyinde az gelişmiş bir bölge. Henüz 14 yaşındaki Olof, kendi yaşamını kazanmak üzere koruyucu ailesinin evini terk eder. Afiş asıcı, şeker satıcısı ve gezgin bir sinemacının makinisti olmadan önce ağaç kesicilik, duvar ustalığı ve hızarcılık gibi işler yapar. Olof, işçi hareketiyle tanışır. İşçilerle dayanışma kurma çabaları, en azından sosyalizme ilgili temel bilgiyi edinmesine ve kırsal alanda veya kentlerde çalışıp hak ettiğini kazanamayanlar için daha iyi bir dünya hayalleri kurmasına olanak sağlar.

The impoverished landscape of northern Sweden in 1914: young Olof, only 14, leaves his foster parents' home to make his own living. He works as a logger, a brickyard helper, and a sawmill hand before becoming a bill poster, a candy salesman, and, to his delight, a projectionist for an itinerant movie exhibitor. Olof comes into contact with the labour movement. His attempts at solidarity with the workers provide him with at least some book knowledge of elementary socialist principles and the vision of a better world for the underpaid and uncompensated who work on the land or in the towns.

121 121

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

122 122

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

ANISINA: IN MEMORIAM: KERİMAN ULUSOY CARON (1941-2009)

1-11 Mayıs 2009

123 123

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

Türk sineması ve kültürünün yurtdışındaki en önemli tanıtıcılarından Keriman Ulusoy Caron 7 Mart 2009 Paris’te yaşamını yitirdi. 1941 İzmir doğumlu Keriman Ulusoy tiyatro ve sinema oyunculuğunun yanı sıra televizyon programcılığı, sunuculuğu, belgesel yönetmenliği, yapımcılık ve neredeyse gönüllü Türk filmleri dağıtımcılığı yapmıştı. 1968-69’larda Türk tiyatrosunda çığır açan Mehmet Ulusoy ile Devrim İçin Hareket Tiyatrosu ve İşçinin Tiyatrosu deneyimlerinde yer aldı. 1971’de birlikte Fransa’ya gelip Théatre de Liberté’yi kurdular. Keriman, aralarında Nâzım Hikmet’in “Sevdalı Bulut”, Bertold Brecht’in “Bencil Hesapların Buzlu Sularında” ve “Kafkas Tebeşir Dairesi”nin de olduğu çok sayıda oyunda sahneye çıktı. Sonraki yıllarda dört filmde, Ali Özgentürk’ün “Hazal” (1979), Yaşar Seriner’in “Kuduz/ Çocuklar Çiçektir” (1983), Sinan Çetin’in “14 Numara” (1985) ve Erden Kıral’ın “Dilan” (1986) adlı filmlerinde oynadı. Hatta “14 Numara”daki hayat kadını “Zargana” rolündeki başarısı ona 1985 Antalya Film Festivali’nde “En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu” ödülünü kazandırdı. Yılmaz Güney ile Şerif Gören’in “Yol” filminin ilk seslendirmesi de içinde olmak üzere birçok seslendirme çalışmasına katıldı. Keriman Ulusoy 1970’lerin ikinci yarısında yaklaşık 9 yıl süreyle Fransız kamu televizyon kanalı FR3 için pazar sabahları Fransa’daki Türklere yönelik izlenceler yapıp sundu. Başlıcaları “Selçuk Demirel”, “SIPA Ajansı” ve “Türk Sinemasının Kısa Tarihi” olan belgesel filmler çekti. 1990’larda kurduğu dağıtım ve yapımcılık şirketiyle Türk sineması ve kültürünün Avrupa ve dünyada tanınmasında önemli rol oynadı. Festival festival, kanal kanal, hatta sinema sinema dolaşıp Türk filmlerinin ve yönetmenlerinin tanıtımını yaptı.. 2003 yılında Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali’de Bilge Olgaç Başarı Ödülü’nü Türk Sineması’nın dünyaya tanıtımında gösterdiği katkılar nedeniyle aldı.

124

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

Keriman Ulusoy Caron, one of the most important promoters of Turkish cinema and culture in the world, lost her life in Paris on March 7, 2009. Ulusoy, born 1941 in Izmir, worked as a television programmer, host, documentary director, voluntary producer and distributor of Turkish films in addition to her career as an actress both in cinema and theatre Together with Mehmet Ulusoy, who blazed a trail in Turkish theatre in 1968 and 1969, she took part in such attempts as Theatre of Action for Revolution and Theatre of Workers. In 1971, they went to France together and founded Théatre de Liberté. She performed in various plays, including Nazım Hikmet’s “Sevdalı Bulut / The Cloud in Love” and Bertolt Brecht’s “The Caucasian in Chalk Circle” and “Dans les eaux glacées du calcul égoïste”. In following years, she featured in four films: “Hazal” by Ali Özgentürk (1979), “Kuduz/Çocuklar Çiçektir / Rabies/Children are Flowers” by Yaşar Seriner (1983), “14 Numara / Number 14” by Sinan Çetin (1985) and “Dilan” by Erden Kıral (1896). She received the “Best Supporting Actress Award” at Antalya Fim Festival in 1985 for her role as “Zargana”, a prostitute, in “14 Numara”. She took part in the dubbing processes of various films, including the first dubbing of Yılmaz Güney and Şerif Gören’s “Yol / The Way”. In the second half of the 1970s, Keriman Ulusoy produced and presented TV programs targeted at the Turkish people living in France on Sunday mornings at French public television channel FR3 for about 9 months. She made documentary films including primarily “Selçuk Demirel”, “SIPA Ajansı / SIPA Press” and “Türk Sinemasının Kısa Tarihi / A Short History of Turkish Cinema”. The distribution and production company she founded in 1990s played an important role in promoting Turkish cinema and culture in Europe and in the world. She promoted Turkish films and directors, going from one festival to another, one channel to another and even one theatre to another. In 2003, she was granted Bilge Olgaç Achievement Award at Flying Broom Women’s Film Festival for her contribution to the promotion of Turkish cinema in the world.

1-11 Mayıs 2009

125

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

126

1-11 Mayıs 2009

TÜRK SİNEMASI 2008-2009 TURKISH CINEMA 2008-2009

127

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

KIZ KARDEŞİM - MOMMO / THE BOGEYMAN Yönetmen - Director: Atalay Taşdiken Senaryo - Screenplay: Atalay Taşdiken Görüntü Yönetmeni - Cinematography: Kurgu - Editing: Serhat Solmaz Müzik - Music: Erkan Oğur Oyuncular - Cast: Mete Dönmezer, Mehmet Usta, Mustafa Uzunyılmaz Yapımcı-Producer: Atyapım Ödüller-Awards: 61. Cannes Film Festivali, En İyi Yönetmen Şirket-Company: Tiglon İletişim-Contact: Kemal Ural E-mail: kural@tiglon.com.tr

90', 35mm, Renkli-Color, Türkiye-Turkey, 2008

Atalay TAŞDİKEN 1964,Konya –Beyşehir doğumlu.İlk ve orta öğrenimini Beyşehir’de yaptı. Konya Selçuk Üniversitesi, Eğitim Fakültesi Fizik bölümünden 1985 yılında mezun oldu. Uzun yıllar reklam sektöründe çalıştı.Sırasıyla: karanlık oda teknisyenliği, medya sorumluluğu, metin yazarlığı ve kreatif yönetmenlik yaptı. Üç yüzün üzerinde reklam filminin yönetmenliğini üstlendi. Otuza yakın kampanyada kreatif yönetmen olarak yer aldı. 1993 yılında Türk-Rus-Özbek ortak yapımı “5 Numaralı Kamp” filminin senarist ve yönetmenliğini yaptı. “Güneş bile zor ayrılır bu şehirden”isimli belgeseli, 1.Köyceğiz Ulusal Film Festivalinde Jüri Özel Ödülü aldı. Atalay TAŞDİKEN Atalay Taşdiken was born in Beyşehir, Konya in 1964.He had his primary and secondary education in Beyşehir. In 1985, he graduated from the Department of Physics in the Faculty of Education at Konya Selçuk University. He worked in the advertising sector for long years. Chronologically, he worked as a dark room technician, media supervisor, copywriter and creative director. Taşdiken directed over three hundred commercials, and was the creative director of over thirty campaigns. In 1993, Taşdiken wrote and directed “5 Numaralı Kamp/Camp no 5”, a Turkish, Russian and Uzbek co-production. His documentary film “Güneş bile zor ayrılır bu şehirden / Even the sun will hardly leave this city” was awarded Special Prize of the Jury at the 1st Köyceğiz National Film Festival.

128

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

Gerçek bir yaşam öyküsünden yola çıkarak beyaperdeye aktarılan film, biri sekiz diğeri onbir yaşındaki öksüz iki kardeşin öyküsünü anlatıyor. Annelerinin ölümünden sonra yalnız kalan kardeşler dedelerinin yanına sığınıyor ve birbirlerine tutunarak ayakta kalmaya çalışıyorlar. Yönetmen Atalay Taşdiken’in “sevgi ve korumaya dayanan gerçek kardeşliğin manifestosu” olarak nitelendirdiği Mommo, Konya’nın Höyük ilçesi ve Çavuş köyünde çekildi. Oyuncular, o bölgenin köylüleri… Mommo, yerel ağızda çocukları korkutmak için uydurulan ve öcü, umacı anlamına gelen bir sözcük. 2008 yılında, Berlin Film Festivaline Türkiye’den başvuran 43 film arasından seçilen ve Generation / Genç Kuşak Yarışması’nın K Plus Bölümü’ne seçilen tek Türk filmi olan Mommo, hepimizin, her insanın anayurdu olan çocukluğa dair duyarlı, dokunaklı bir öykü…

The film, based on a true story, depicts a section from the life of two motherless siblings, one at the age of eight and the other eleven. Following the death of their mother, two children begin to live with their grandfather and try to survive, taking strength from each other. “Mommo”, defined by its director Atalay Taşdiken as “the manifesto of real brotherhood/ sisterhood based on love and protection”, was shot in Höyük district and Çavuş village, Konya. The players are villagers in the region. Mommo is a local word meaning bogeyman, used to frighten children. “Mommo” was selected among 43 films to represent Turkey at Berlin Film Festival in 2008, and was the only Turkish film selected for Generation K Plus competition. The film is a touching story about childhood, the homeland of everyone, all of us…

129

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

GİTMEK / MY MARLON AND BRANDO Yönetmen - Director: Hüseyin KARABEY Senaryo - Screenplay: Hüseyin KARABEY, Ayça DAMGACI Görüntü Yönetmeni - Cinematography: A.Emre TANYILDIZ Kurgu - Editing: Mary STEPHEN Müzik - Music: Kemal Sahir GÜREL,Hüseyin YILDIZ,Erdal GÜNEY Oyuncular - Cast: Ayça Damgacı, Hamali Khan, Emrah Özdemir, Mahir Günşıray, Volga Tekinoğlu, Ani İpekkaya, Cengiz Bozkurt, Nesrin Cavadzade Yapımcı-Producer: Hüseyin KARABEY,Lucinda ENGLEHART,Sophie LORANT Ödüller-Awards: 15. Adana Altın Koza Film Şenliği , En İyi Kadın Oyuncu, Ayça Damgacı , 20. Ankara Film Festivali Jüri Özel Ödülü, Hüseyin Karabey; 14. Saraybosna Film Festivali En İyi Kadın Oyuncu,Ayça Damgacı ;0. Tetouan Film Festivali , En İyi Kadın Oyuncu , Ayça Damgacı ;. Tribeca Film Festivali , En İyi Yönetmen, Hüseyin Karabey; 5. Uluslararası Erivan Film Festivali , Ekümenik Jüri Ödülü, Hüseyin Karabey; FIPRESCI Ödülü, Hüseyin Karabey; 13. Uluslararası Kerala Film Festivali , NETPAC Jürisi Ödülü, Hüseyin Karabey, 25.Uluslararası Kudüs Film Festivali , FIPRESCI Ödülü, Hüseyin Karabey , Şirket-Company: Chantier Film İletişim-Contact: Arzu Yener E-mail: yener@chantierfilms.com

92', 35mm, Renkli-Color, Türkiye-Turkey, 2008

Hüseyin KARABEY 1970 yılında İstanbul’da doğdu. Bursa Uludağ Üniversitesi İktisat Bölümü’nü son senesinde sinema okumak için bıraktı. 2000 yılında Marmara Üniversitesi Sinema-TV Bölümü’nü bitirdi; aynı okulda yüksek lisans eğitimini sürdürmektedir. Üç konulu kısa metrajlı, beş de belgesel film yönetmiştir. Belgesellerinin konusu genelde ülkemizde yaşanan insan hakları ihlâlleridir ve bunlar yerel televizyonlarda gösterilmiştir.

Hüseyin KARABEY He was born in Istanbul in 1970. He left his studies in economics at Bursa Uludağ University to study cinema. He graduated from Cinema and Television Department at Marmara University in 2000, and is doing master’s in the same department. He produced three short films and five documentaries. His documentaries mostly focus on human rights violations in our country, and were broadcast on local television channels.

130

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali “Bir kuş misali uçarak gitmek istediğim adamsın. İran’sın Suriye’sin. Haburda nöbet tutan askercik. Mezepotamyadaki en vahşi kıpkırmızı gelincik. Üzerine yattığım uçsuz bucaksız boz bir vadisin. Marlon ve Brandomsun.” İstanbul’da yaşayan tiyatro oyuncusu Ayça ile Kuzey Irak’lı tiyatrocu Hama Ali, Türkiye’de çekilen bir film setinde tanışırlar ve aşık olurlar. Çekimler bittiğinde Ali memeleketine, Irak’a, Ayça ise İstanbul’daki tekdüze hayatına geri döner. Irak savaşın eşiğindedir, nihayet savaş başladığında iki sevgilinin birbirlerine ulaşması imkansız hale gelir. Ali’den haber alamayan Ayça, İstanbul’da kalmaya, beklemeye daha fazla tahammül edemez ve her şeyi göze alarak Irak’a gitmeye karar verir. Ölümü göze alan bir aşk için aşılamayacak sınır, yıkılmayacak duvar yoktur. İki farklı kültür, iki ayrı dil ve sınır arasında Kürt bir erkekle Türk bir kadın arasındaki aşkı konu alan filmin senaryosu gerçek bir yaşam hikayesinden yola çıkılarak yazılmış. Kurgusu, ünlü Fransız yönetmen Eric Rohmer’in 20 yıldır tüm filmlerinin kurgusunu yapan Mary Stephen tarafından gerçekleştirilen “Gitmek”, kurmaca ile gerçeğin mükemmel bir şekilde harmanlandığı bir film. “you are the man that I want to fly to just like a bird, you are Iran, you are Syria, you are the soldier in the border Habur, you are the wild red flower in Mesopotamia, you are the wide brown valley that I lie on, you are Marlon and Brando” Ayça, an actress living in Istanbul and Hama Ali, an actor from the Northern Iraq meet on a film set and get in love with each other. When the film shooting is over, Ali goes back to his homeland, Iraq and Ayça returns to her monotonous life in Istanbul. Iraq is on the verge of a war. When the war breaks out in Iraq, it is impossible for two lovers to get in touch with each other. Ayça, hearing nothing from Ali, cannot stay and wait in Istanbul any more and decides to go to Iraq at all costs. For a lover who ventures her life, there is no frontier that cannot be passed and no wall that cannot be broken down. Depicting the love of a Kurdish man and a Turkish woman between two different cultures, two different languages and across borders, the screenplay of the film is based on a true story. Mary Stephen edited the film, who has been editing all films of the renowned French director Eric Rohmer for 20 years. “My Marlon and Brando” is a film blending fiction with reality excellently.

131

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

GÖLGE / SHADOW Yönetmen - Director: Mehmet Güreli Senaryo - Screenplay: Nilgün Öneş (Peyami Safa/Roman) Görüntü Yönetmeni - Cinematography: Ahmet Sesigürgil Kurgu - Editing: Ulaş Cihan Şimşek Müzik - Music: Mehmet Güreli Oyuncular - Cast: Görkem Yeltan, Serkan Ercan, Kaan Çakır, Mehmet Ali Alabora Yapımcı-Producer: Burak Yamanlıca Ödüller-Awards: En İyi Sanat Yönetmeni, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Şirket-Company: Özen Film İletişim-Contact: Adnan Şapçı E-mail: adnansapci@ozenfilm.com.tr

115', 35mm, Renkli-Color, Türkiye-Turkey, 2008

Mehmet GÜRELİ 1949, İstanbul doğumlu yazar, müzisyen, ressam ve yönetmen. Orta okulu Avusturya Lisesi'nde, liseyi Hürriyet Koleji'nde okuduktan sonra 2 yıl İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Felsefe Bölümü'ne devam etti. 1976 yılında Hürriyet Gazetesi'nde çalışmaya başladı. Alope'nin Odası adlı kısa öyküler kitabı 1993 yılında yayınlandı. Gönül Yarası ve İkinci Bahar adlı yapımlarda rol aldı. Ayrıca 1986 yılında yaptığı 18 dakikalık 'Vapurlar' filmi ve 'Necdet Mahfi Ayral' ile 'İstanbul'a Yolculuk - Dünya Yazarlarının Gözüyle' adlı 2 belgeseli bulunmaktadır.

Mehmet GÜRELİ Mehmet Güreli, born in Istanbul in 1949, is a writer, musician, artist and director. Following his secondary education at Austrian College and upper secondary education at Hurriyet College, he studied philosophy at Istanbul University for two years. In 1976, he began to work for the Turkish daily, Hurriyet. “Alope’nin Odası / Alope’s Room”, his collection of short stories, was published in 1993. He took part in the productions “Gönül Yarası / Lovelorn” and “İkinci Bahar / The Second Spring”. Further, he produced the 18-minute film “Vapurlar / Ferries” and two documentaries “Necdet Mahfi Ayral” and “İstanbul'a Yolculuk - Dünya Yazarlarının Gözüyle / A Voyage to Istanbul – From the Eyes of World Authors”.

132

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali Halim, annesinin rahatsızlığı nedeniyle İstanbul’a gelmiştir ve bu şehirde yaşayan eski bir dostunu; Nevzat’ı görmek ister. Her ne kadar tatsız bir hastalık vesile olsa da, iki eski arkadaş yeniden bir araya geldikleri için çok mutludurlar. Halim, Ankara’da, karısı ve çocuğuyla birlikte sakin, huzurlu bir hayat yaşayan, ince ruhlu bir şairdir. Nevzat ise sevdiği kadınla; Selma ile evlenme hazırlığı içindedir ve bir an önce arkadaşını Selma ile tanıştırmak, onun hakkındaki fikrini duymak ister. Halim de merak içindedir, Nevzat’ı bu kadar değiştiren, heyecanlandıran, etkileyen kadını tanımak ister. Selma yakın çevresindeki insanların birer birer intihar ederek öldüğü, gizemli bir kadındır. Selma’nın cazibesi Halim’i de etkiler. Nevzat evlenmeyi planladığı kadının arkadaşı tarafından beğenilmesinden gurur duyar ama zamanla içine kıskançlık düşer ve Selma’dan uzaklaşmaya başlar. Halim ile Selma ise gittikçe daha çok yakınlaşacak ve bu yakınlaşma aşka dönüşecektir. Nevzat ve Halim arasındaki köklü geçmişe dayanan dostluk, Selma’nın gölgesinde, ikisinin de fark etmeyeceği bir şekilde bilinçsizce, usul usul bir düşmanlığa dönüşmekte, cinnet ve intiharın eşiğine taşınmaktadır. Yönetmen Mehmet Güreli’nin ilk uzun metrajlı filmi olan ve Peyami Safa’nın “Selma ve Gölgesi” adlı romanından sinemaya uyarladığı film, başarılı kurgusu ve sürükleyici anlatımıyla dikkat çekiyor. Halim has come to Istanbul because of his mother’s illness and wants to see his old friend Nevzat living in this city. The two friends are pleased to see each other again although they owe this meeting to an illness. Halim is a gentle poet leading a tranquil peaceful life in Ankara with his wife and child. Nevzat is about to get married to Selma and looking forward to introduce his fiancé to Halim. Halim curiously wants to meet the woman who has changed and impressed his friend to this extent. Selma is a mysterious woman; people from her immediate family committed suicide. Halim is also impressed by Selma’s charm. Nevzat is proud that Halim appreciates his future wife, but after a while he is embedded in jealousy and begins to keep himself away from Selma. On the other hand, Halim and Selma get closer and their relationship turns into a love affair. The friendship between Nevzat and Halim slowly changes into hostility under the shadow of Selma and brings the characters to the verge of suicide and murder. Mehmet Güreli’s first feature-length film, adapted from the Turkish novelist Peyami Safa’s “Selma ve Gölgesi / Selma and Her Shadow”, draws attention with its successful editing and fastmoving narrative structure.

133

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

HAYAT VAR / MY ONLY SUNSHINE Yönetmen - Director: Reha ERDEM Senaryo - Screenplay: Reha ERDEM Görüntü Yönetmeni - Cinematography: Florent HERRY Kurgu - Editing: Reha ERDEM Müzik - Music: Orhan GENCEBAY Oyuncular - Cast: Elit İŞCAN, Erdal BEŞİKÇİOĞLU, Levend YILMAZ Yapımcı-Producer: Ömer ATAY Ödüller-Awards: 2008, Antalya Film Festivali- Ulusal Yarışma, SİYAD (Sinema Yazarları Derneği) Özel Ödülü; 2009, 59. Berlin Uluslararası Film Festivali, Tagesspiegel Gazetesi Okurları Jürisi Özel Ödülü Şirket-Company: Atlantik Film İletişim-Contact: Gamze Peker E-mail: gamzepaker@atlantikfilm.com

121', 35mm, Renkli-Color, Türkiye, 2008

Reha ERDEM 1960 İstanbul doğumlu Reha Erdem, Galatasaray Lisesi'ni bitirdikten sonra Boğaziçi Üniversitesi'nde 3 yıl tarih okudu. Sinema okumak üzere Fransa'ya giderek Paris VIII Üniversitesi'nde Sinema ve Plastik Sanatlar Bölmü'nü bitirdi. Fransa'da üç kısa film çekti. 1990'dan bu yana reklam filmi yönetmenliği yapıyor. 8. ve 10. Kristal Elma Türkiye Reklam Ödülleri yarışmalarında "En İyi Yönetmen" Ödüllerini aldı. 1998'de ilk filmi "A ay" Nantes Film Festivali'nde/ 3 Continets 2,lik ödülünü aldı, pek çok uluslararası festivalde gösterildi. "Korkuyorum Anne"(2004), "Beş Vakit"(2007) filmlerini yaptı. “Korkuyorum Anne” filmiyle 23. Uluslararası İstanbul Film Festivali, FIPRESCI ödülünü kazandı. "Beş Vakit" filmiyle aldığı ödüller şöyledir; 25. Istanbul Uluslararası Film Festivali, Ulusal Yarışma - En İyi Film, Fipresci Ödüllü , 13. Adana Altýn Koza Film Festivali, Ulusal Yarışma - En İyi Film, Umut Veren Genç Erkek Oyuncu, Umut Veren Genç Kadın Oyuncu, Enİyi Yardımcı Erkek Oyuncu, Uluslararası Akdeniz Film Festivali Montpellier , Yarışma Bölümü, Jüri Özel Ödülü, Nova Ödülü, Gençlik Ödülü, Mannheim-Heidelberg Uluslararası Film Festivali Yarışma Bölümü Jüri Özel Ödülü Görüntü Yönetmeni/Florent Herry , Sinema Yazarları Derneği (Siyad) 39. Türk Sineması Ödülleri, En İyi Film, En İyi Yönetmen: Reha Erdem, En İyi Görüntü Yönetmeni: Florent Herry. Reha ERDEM Reha Erdem was born in Istanbul in 1960. After graduating from Lycée de Galatasaray, he studied history at Boğaziçi University for three years. He went to France to study cinema, and graduated from the Department of Cinema and Plastic Arts at the University of Paris VIII. He made three short films in France. Working as a director of commercials since 1990, Erdem earned the Best Director Awards at the 8th and 10th Crystal Apple Turkish Advertising Contest. His debut film “A Ay/Oh Moon” received the Second Prize at Nantes Three Continents Film Festival in 1989 and was screened at numerous festivals. Then he produced “Korkuyorum Anne/Mommy, I’m Scared” (2004) and “Beş Vakit/Times and Winds”. “Mommy, I’m Scared” earned the FIPRESCI Award at the 23rd International Istanbul Film Festival. The awards received by “Times and Winds” are as follows: 25th International Istanbul Film Festival, National Competition – Best Film Award, FIPRESCI Award, 13th Adana Golden Boll Film Festival, National Competition – Best Film Award, Most Promising Actor, Most Promising Actress, Best Supporting Actor, Montpellier International Mediterranean Film Festival, Special Jury Prize, Nova Award, Youth Award, Mannheim-Heidelberg International Film Festival, Special Award of the Jury, Special Mention for Photography (Florent Herry), SIYAD 39th Turkish Cinema Awards, Best Film Award, Best Director Award: Reha Erdem, Best Cinematographer Award: Florent Herry.

134

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

Hayat, 13-14 yaşlarında bir kız çocuğu. Yaşadığı ev, İstanbul Boğazı’na açılan bir dere ağzının kıyısında, derme çatma, köhne bir barınak. Hayat, bu evde yatalak dedesi ve balıkçılık yapan babasıyla birlikte yaşıyor. Hayat’ın dışındaki dünya küçük bir balıkçı teknesiyle ekmek parasının kazanıldığı, hayata tutunmanın zor olduğu, kuralları katı bir dünya… Dışındaki dünya, ergenlik çağındaki bu kızın isteklerine, beklentilerine, özlemlerine karşı kayıtsız. Hayat’ın içindeki dünya ise çalkantılarla dolu; masum özentilerle, yalnızlıkla, çelişkilerle, arayışla, inatla, hırçınlıkla, korkuyla, umutla dolu… Bu iki ayrı dünya arasındaki mücadelenin, çatışmanın adı mı büyümek? "İnsanlar ikiye ayrılıyor evden gidebilen ve gidemeyenler” diyor filmin yönetmeni ve ekliyor: “Ben daha çok ruhen evden gidebilmenin önemini anlatmaya çalışıyorum. İnsan olabilmek, özgür olabilmek bence ruhen bu evden gitmeyle ilgili". Reha Erdem daha önce “Beş Vakit” adlı filmiyle duyurduğu arayışını “Hayat Var” ile sürdürüyor: Varoluşun, insanın daha insanca varoluşunun, özgürlüğünün arayışı… Hayat (The literal translation is “Life”) is a girl at the age of 13-14. Her home is a shabby shelter at the mouth of a creek flowing to the Bosphorus. In this home, she lives with her bedridden grandfather and her father, a fisherman. In the world outside, one earns a living by a small fishing boat and it is hard to cling to life. It is a world of rigid rules… The world outside is indifferent to the wishes, expectations and yearnings of this adolescent girl. On the other hand, the world inside is filled with unrest and with innocent pretensions, loneliness, conflicts, search, obstinacy, acrimony, fear and hope… The struggle, the conflict between these two worlds, is it growing up? “There are two types of people; those who can leave home and those who cannot,” says the director and adds: “I mainly try to tell the importance of leaving home spiritually. Being a human, being free is for me concerned with leaving home spiritually.” Reha Erdem continues his search, which he has already announced with “Beş Vakit/Time and Winds”: the search for existence, for a more humanly existence, for freedom…

135

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

NOKTA / THE DOT Yönetmen - Director: Derviş Zaim Senaryo - Screenplay: Derviş Zaim Görüntü Yönetmeni - Cinematography: Ercan Yılmaz Kurgu - Editing: Ulaş Şimşek Müzik - Music: Mazlum Çimen Oyuncular - Cast: Mehmet Ali Nuroğlu, Serhat Kılıç, Settar Tanrıöğen, Şener Kökkaya, Mustafa Uzunyılmaz, Nadi Güler, Numan Acar, Beyazıt Gülercan, Begüm Birgören, Hikmet Karagöz Yapımcı-Producer: Baran Seyhan,Derviş Zaim Ödüller-Awards: 27. Uluslararası İstanbul Film Festivali En İyi Yönetmen Ödülü; 45. Altın Portakal Film Festivali En İYi Yönetmen Ödülü; 45. Altın Portakal Film Festivali En İyi Görüntü Yönetmeni Ödülü Şirket-Company: Tiglon İletişim-Contact: Kemal Ural E-mail: kural@tiglon.com.tr

85', 35mm, Renkli-Color, Türkiye-Turkey, 2008

Devriş ZAİM 1964 - Kıbrıs doğumludur. Boğaziçi Üniversitesinde İşletme okumuş, İngiltere Warwick Üniversitesi'nde kültürel çalışmalar dalında master yapmıştır. TV yönetmenliği ve yazarlığı deneyimine sahip olan Derviş Zaim'in yayınlanmış bir romanı (Ares Harikalar Diyarında ( 1995) ) bulunmaktadır. İlk filmi "Tabutta Rövaşata (1996) " ile yurtiçi ve yurtdışında birçok ödül kazanmıştır. Ödülleri; 33. Antalya Film Şenliği, 1996, Tabutta Rövaşata, En İyi Senaryo, 37. Antalya Film Şenliği, 2000, Filler ve Çimen, En İyi Yönetmen, 16. İstanbul Film Festivali, 1997, Tabutta Rövaşata, Jüri Özel Ödülü, 23. Siyad Türk Sineması Ödülleri, 2001, Filler ve Çimen, En İyi Yönemen, 23. Siyad Türk Sineması Ödülleri, 2001, Filler ve Çimen, En İyi Senaryo, 12. Orhan Arıburnu Ödülleri, 2001, Filler ve Çimen, En İyi Film, 12. Orhan Arıburnu Ödülleri, 2001, Filler ve Çimen, En İyi Yönetmen, 14. Orhan Arıburnu Ödülleri, 2003, Çamur, Mehmet Emin Toprak Ödülü, Venedik Film Şenliği, 2003, Çamur, Unesco Ödülü . Devriş ZAİM He was born in Northern Cyprus in 1964. He studied economics at Boğaziçi University and received master’s degree in Cultural Studies from Warwick University, UK. Zaim, also a television director and writer, has a published book “Ares Harikalar Diyarında / Ares in Wonderland”, 1995). His first film "Tabutta Rövaşata/Somersault in a Coffin" received many national and international awards. His awards are as follows: 33rd Antalya Film Festival (1996), Somersault in a Coffin, Best Screenplay Award; 37th Antalya Film Festival (2000), “Filler ve Çimen/Elephants and Grass", Best Director Award; 16th Istanbul Film Festival (1997), Somersault in a Coffin, Special Prize of the Jury; 23rd Siyad Turkish Cinema Awards (2001), Elephants and Grass, Best Screenplay Award; 12th Orhan Arıburnu Awards (2001), Elephants and Grass, Best Film Award; 12th Orhan Arıburnu Awards (2001), Elephants and Grass, Best Director Award; 14th Orhan Arıburnu Awards (2003), “Çamur/Mud", Mehmet Emin Toprak Award; Venice Film Festival (2003), Mud, UNESCO Award.

136

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

Genç bir hattat olan Ahmet, içine sinmemesine, gönülsüz olmasına rağmen biraz parasızlıktan biraz da arkadaşının etkisiyle bir suça ortak olur. Suçu, tarihi değer taşıyan el yazması bir Kuran’ın çalınarak satılmasıdır. Karıştığı bu olay nedeniyle, çalınan Kuran’ın sahibi olan kişinin torunu dahil üç kişinin ölümünden dolaylı da olsa sorumlu olduğunu düşünen Ahmet, vicdan azabından kurtulmak için her şeyi yapmaya hazırdır. “Filler ve Çimen”de ebru, “Cenneti Beklerken”de minyatür sanatı ile sinema arasında bağ kurmaya çalışan Derviş Zaim, “Nokta”da yine geleneksel sanatlarımızdan biri olan hat sanatı ile sinema arasında hem biçim hem de içerik olarak bağ kurmaya, film diline ve estetiğine yeni boyutlar katmaya çalışıyor. Yazının, elin hiç kaldırılmadan tek bir seferde yazıldığı bir hat tekniğinden esinlenerek, kesintisiz tek bir plandan oluşan bu film, Türk sinemasının özgünlük arayışında atılmış zor ve cesur bir adım.

Ahmet, a young calligrapher, got involved in a crime reluctantly partly due to lack of money and partly due to the influence of his friend. The crime was to steal and sell a handwritten copy of Koran of historical value. Ahmet is now ready to do anything to get rid of his guilty conscience because he felt responsible for the death of three people, including the grandchild of the owner of the stolen Koran. Devriş Zaim, establishing a link between cinema and marbling in “Filler ve Çimen / Elephants and Grass” and cinema and miniature art in “Cenneti Beklerken / Waiting for Heaven”, now attempts to create a link in terms of both form and content between calligraphy – one of our traditional arts - and cinema and to bring new dimensions to film language and aesthetics in “The Dot”. Inspired by the technique of calligraphy where the writing is cursive, the film follows a single uninterrupted plan. “The Dot” is a courageous step within the search for originality in Turkish cinema.

137

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

PANDORA'NIN KUTUSU / PANDORA'S BOX Yönetmen - Director: Yeşim Ustaoğlu Senaryo - Screenplay: Yeşim Ustaoğlu, Sema Kaygusuz Görüntü Yönetmeni - Cinematography: Jacques Besse Kurgu - Editing: Franck Nakache Müzik - Music: Jean-Pierre Mas Oyuncular - Cast: Tsilla Chelton, Derya Alabora, Övül Avkıran, Onur Ünsal, Osman Sonant, Tayfun Bademsoy, Nazmi Kırık Yapımcı-Producer: Y.Ustaoğlu,M.Çakıral,S.Çakarer,B.Hasmemıan Ödüller-Awards: 2008, Antalya Film Festivali, En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu; 2008, San Sebastian Film Festivali, En İyi Film Ödülü "Altın İstiridye; 2008, En İyi Kadın Oyuncu Ödülü Şirket-Company: Tiglon İletişim-Contact: Kemal Ural E-mail: kural@tiglon.com.tr

112', 35mm, Renkli-Color, Türkiye-Turkey, 2008

Yeşim USTAOĞLU 1960’da dünyaya geldi. Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde mimarlık eğitimi aldı. Sinemaya kısa filmle başladı. İlk uzun filmi olan ‘İz’i 1994’te çekti. 4. Köln Türk Filmleri Festivali'nde ve 14. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde “En İyi Film” ödüllerini alan ‘İz’ heyecanla karşılandı. 1999’da yönettiği ‘Güneşe Yolculuk’ İstanbul ve Ankara film festivallerinde “En İyi Film” başta olmak üzere pek çok ödülü toplarken, Berlin Film Festivali’nden de “Mavi Melek ve Barış Ödülleri”ni kazandı. 2003’te çektiği ‘Bulutları Beklerken’le Sundance Film Festivali’nden “En İyi Senaryo Ödülü”nü alan Ustaoğlu, bu sene ‘Pandora'nın Kutusu’yla San Sebastian Uluslararası Film Festivali’nde en iyi film ödülünün sahibi oldu. Yeşim USTAOĞLU Yeşim Ustaoğlu was born in 1960. She studied architecture at Karadeniz Technical University. She entered the world of cinema with short films. She directed her first feature “İz / The Track” in 1994. Granted the Best Film Awards at the 4th Cologne Turkish Film Festivals and the 14th International Istanbul Film Festival, the film drew great interest. “Güneşe Yolculuk / Journey to the Sun”, she directed in 1999, received many awards including the Best Film at Istanbul and Ankara Film Festivals and the Blue Angel and Peace Prize at the Berlin Film Festival. “Bulutları Beklerken / Waiting for the Clouds” was awarded the NHK International Filmmakers Award in 2003, and “Pandora’nın Kutusu / Pandora’s Box” won the Best Film Award at the San Sebastián International Film Festival in 2008.

138

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

İstanbul’da, her biri kendi hayat gailesi içinde uğraşıp çabalayan fakat birbirlerinden haberi olmayan üç kardeşi bir araya getiren şey kötü bir haberdir: Karadeniz’in bir dağ köyünde yalnız yaşayan anneleri Nusret Hanım kaybolmuştur. Nesrin, Güzin ve Mehmet’in annelerini bulmak için bir araya gelerek yola çıkmaları, kardeş olduklarını yeniden hatırlamaları gerekir. Çıkılan bu yolculuk yalnızca kaybolan annenin değil, yiten, unutulan pek çok şeyin aranışıdır. Unutulan aile olmanın, kardeş olmanın sıcaklığıdır, yiten vefa duygusudur, kimliktir, kişiliktir ve nihayetinde kimse mutlu değildir. Annelerini bulup İstanbul’a getiren kardeşler bir süre sonra yaşlı kadının Alzheimer hastası olduğunu öğrenirler. Yönetmen Yeşim Ustaoğlu’nun dördüncü uzun metrajlı filmi olan Pandora’nın Kutusu, her geçen gün zayıflayan aile bağlarıyla birlikte artan yalnızlığımızı ve kent yaşamının telaşında birer “tüketici” olmadan önce arkadaş, sevgili, anne, kardeş olduğumuzu anlatan yalın ve gerçekçi bir film. The bad news brings together three siblings living in Istanbul without seeing one another, each struggling against pains of their own life: Their mother, living alone in a mountain village at Black Sea Region, is lost. Nesrin, Güzin and Mehmet have to come together to find their mother and remember again that they are siblings. This journey is a search not only for the lost mother but also for many other lost and forgotten things. It is the forgotten warmth of family and siblings, and the lost feeling of fidelity, identity and personality. The siblings, finding their mother and bringing her to Istanbul, realize that the old woman is suffering from Alzheimer’s disease. Pandora’s Box, the fourth feature of Yeşim Ustaoğlu, is a simple and realistic film which depicts our loneliness aggravating with weakening family relationships and reminds that we are friends, lovers, mothers and siblings rather than “consumers” in the hustle and bustle of city life.

139

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

PAZAR - BİR TİCARET MASALI/ THE MARKET - A TALE OF TRADE Yönetmen - Director: Ben Hopkins Senaryo - Screenplay: Ben Hopkins Görüntü Yönetmeni - Cinematography: Konstantin Kröning Kurgu - Editing: Alan Levy Müzik - Music: Cihan Sezer Oyuncular - Cast: Tayanç Ayaydın, Genco Erkal, Şenay Aydın Yapımcı-Producer: Roshanak Behesht Nedjad Ödüller-Awards: 45. Antalya Film Şenliği, En İyi Erkek Oyuncu,Tayanç Ayaydın; En İyi Film, Ben Hopkins; En İyi Senaryo, Ben Hopkins; En İyi Kostüm, Zeynep Sarıkaya; 61. Locarno Film Festivali, En İyi Erkek Oyuncu, Tayanç Ayaydın Şirket-Company: Tiglon İletişim-Contact: Kemal Ural E-mail: kural@tiglon.com.tr

93', 35mm, Renkli-Color, Türkiye-Turkey, 2008

Ben HOPKINS Oxford Universitesi ve Royal College of Art'ta eğitim alan Hopkins yönetmenlik kariyerine öğrenci tiyatrosunda başladı ve burada bir dizi ödüllü ve kapalı gişe oynayan yapıma imza attı. Hopkins'in yedi kısa filmi vardır. Bunların en dikkat çekeni Royal College of Art'taki mezuniyet filmi "National Achivement Day/Ulusal Başarı Günü"dür ve bu film 14 uluslararası ödül kazanmıştır. İlk uzun metrajlı filmi olan "Simon Magus"un prömiyeri 1999 Berlin Film Festivali'nde yapıldı.Bunu kült bir komedi olan "The Nine Lives of Tomas Katz /Tomas Katz’ın Dokuz Yaşamı" izledi.

Ben HOPKINS Educated at Oxford University and the Royal College of Art, Hopkins started his directorial career in student theatre, where he was responsible for a series of prize-winning, sell-out productions. Transferring his talents to film, he made seven shorts, most notable of which was his royal college graduation film NATIONAL ACHIEVEMENT DAY, the winner of 14 international awards. His first feature film, SIMON MAGUS, premiered in the main competition of the 1999 Berlin Film Festival and was followed by the cult comedy The Nine Lives of Tomas Katz.

140 140

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

1994 yılında, Doğu Anadolu’nun sınır köylerinden birinde yaşayan Mihram, ticari zekâya sahip, uyanık, biraz da naif bir tacirdir. Çok para kazanmak, büyük işler çevirmek için pek çok fikri vardır ama sermayesi yok denecek kadar azdır. Hep hayalini kurduğu o büyük işlerden birisi de cep telefonu satan bir dükkân açmaktır. Mihram’ın arayıp da bulamadığı fırsat hiç beklenmedik bir şekilde karşısına çakar: Dispansere ilaç taşıyan kamyonun soyulmuştur ve çocuklar için mutlaka acil olarak ilaç temin edilmesi gerekmektedir. Mihram’dan karaborsa ilaç bulması istenir ki onun para için bulamayacağı şey yoktur. Sınır ötesine, Azerbeycan’a kaçakçılık yapacak, kızına ve hamile karısına ve daha güzel bir gelecek sağlayacak sermayeye kavuşacaktır. Ancak Mihram’ın hesaba katmadığı bir şey vardır ki, o da piyasanın insanı insanlıktan çıkaran vahşi ve acımasız kurallarıdır. 45. Altın Portakal Film Festivali’nde aldığı ödüllerle dikkat çeken “Pazar: Bir Ticaret Masalı”, senaryosuyla, oyunculuğuyla olduğu kadar masalsı anlatımıyla da ilgi çeken bir film.

Year 1994… Mihram, living in one of the border villages in the Eastern Anatolia, is a subtle but also a little naïve merchant. He has many ideas to earn great amounts of money and to do big business, but he has almost no capital. One of the big businesses he has always dreamed is opening a mobile phone shop. At an unexpected moment, he encounters the chance he has been looking for: The truck carrying drugs for the dispensary was robbed, and it was urgently required to provide drugs for children. Mihram is asked to supply black-market drugs. To earn money, he can do anything. He will do cross-border smuggling from Azerbaijan and acquire the capital he needs to better the life of his daughter and expectant wife. However, there is something that Mihram does not take into consideration, the dehumanizing cruel and pitiless rules of the market. “The Market: A Tale of Trade”, bestowed several awards at the 45th Golden Orange Film Festival, draws interest with its screenplay and acting performances as well as its fantastic narration.

141 141

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

ÜÇ MAYMUN / THREE MONKEYS Yönetmen - Director: Nuri Bilge Ceylan Senaryo - Screenplay: Ebru Ceylan, Ercan Kesal, Nuri Bilge Ceylan Görüntü Yönetmeni - Cinematography: Gökhan Tiryaki Kurgu - Editing: Ayhan Ergürsel, Bora Gökşingöl, Nuri Bilge Ceylan Oyuncular - Cast: Yavuz Bingöl, Hatice Aslan, Ahmet Rıfat Şungar, Ercan Kesal Yapımcı-Producer: Zeynep Özbatur Ödüller-Awards: 61. Uluslararası Cannes Film Festivali, ‘En İyi Yönetmen’ Ödülü; 2009, 2. Yeşilçam Ödülleri, En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Senaryo, En İyi Kadın Oyuncu, En İyi Görüntü Yönetmeni, Genç Yetenek Özel Ödülü; 2009, 41.Siyad Ödülleri, En İyi Kurgu, En İyi Kadın Oyuncu Performansı, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Performansı, En İyi Yönetmen; 2008, Osian's Cinefan Film Festivali, En İyi Yönetmen; 2008, Haifa Film Festivali, En İyi Film Golden Anchos); 2008, Asia Pasific Screen Awards, En İyi Yönetmen, En İyi Film; "Manaki Brothers" Film Camera Festivali, Mosfilm Awards, Special Mention Şirket-Company: UIP İletişim-Contact: Atilla Hopanoğlu E-mail: Atilla_Hopanoglu@uip.com

109', 35mm, Renkli-Color, Türkiye-Turkey, 2008

Nuri Bilge CEYLAN 1959, İstanbul doğumlu. Boğaziçi Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği bölümünden mezun olduktan sonra Mimar Sinan Üniversitesi’nde iki yıl sinema eğitimi gördü. Sinemaya "Koza" adlı kısa filmiyle adımını atan Ceylan bu filmiyle, Cannes Film Festivali'nin ilgili bölümüne katılma başarısını gösterdi. Ceylan 1997'de ilk uzun metrajlı filmi olan ve başta Berlin Film Festivali olmak üzere pek çok dünya festivalinde gösterilen üç bölümlü, otobiyografik ve pastoral "Kasaba" filmini, 1999 yılında ilk iki filmdeki otobiyografik izleği sürdüren ve büyük başarı kazanan "Mayıs Sıkıntısı"nı çekti. Film, Berlin Film Festivali'nin yarışmalı bölümünde gösterilmişti. 56. Cannes Film Festivali’nde yarışan ve favori filmler arasında gösterilen Nuri Bilge Ceylan’ın 2002 yapımlı dram filmi "Uzak", Altın Palmiye’den sonra festivalin ikinci önemli ödülü olan ‘Büyük Jüri Ödülü’nü (‘Grand Prix’) aldı. Ceylan, 61. Uluslararası Cannes Film Festivali’nde, “Üç Maymun” adlı filmi ile ‘En İyi Yönetmen’ ödülünü aldı. Nuri Bilge CEYLAN Nuri Bilge Ceylan was born in Istanbul in 1959. After graduating from the Department of Electrical and Electronic Engineering at Boğaziçi University, he studied cinema at Mimar Sinan University for two years. The director entered the world of cinema with a short film “Koza” (Cocoon), and participated in Cannes Film Festival with this film. In 1997, Ceylan made his first feature “Kasaba / The Town”, an autobiographic pastoral film composed of three parts, which was screened in many world festivals including the Berlin Film Festival. In 1999, he produced the award-winning “Mayıs Sıkıntısı / Clouds of May”, continuing the autobiographic tendency in the first two films. The film was screened in the competition section of the Berlin Film Festival. Ceylan’s “Uzak / Distant” competed and was one of the favorite films at the 56th Cannes Film Festival, and received Grand Prize of the Jury, the second most important award of the Festival.Ceylan received the Best Director Award at the 61st International Cannes Film Festival with “Üç Maymun / Three Monkeys”.

142 142

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali Yaklaşan genel seçimlerde bir muhalefet partisinden aday olmayı planlayan işadamı Servet, gece, ıssız bir yolda ölüme neden olan bir trafik kazası yapar. Kazanın sorumluluğunu üstlenmeyi göze alamaz ve şoförü Eyüp’e para vererek suçu üzerine alması için ikna eder. Eyüp, bir yıl içerde kalmayı gözealarak hapse girer. Hapisteyken ailesine bakılacak, çıktığında ise eline toplu bir para verilecektir. Seçimlerde kaybeden Servet, hapisteki Eyüp'ün karısı Hacer'le ilişki kurar. Hacer'in durumu farkeden oğlu İsmail annesini suçlar. Bir yıl sonra hapisten çıkan Eyüp de olanları fark eder. İsmail ailenin "namusunu temizlemek" amacıyla Servet'i öldürünce, Eyüp oğlunun hapse girmesini önlemek için, daha önce patronunun kendisine yaptığı teklifi kimsesiz, gariban bir gence yapacaktır. Yönetmen Nuri Bilge Ceylan’ın “küçük zaafların büyük yalanlara dönüşerek parçaladığı bir ailenin, gerçeği örtbas ederek her şeye karşın birarada kalma çabasını anlatıyor” sözleriyle özetlediği film, Cannes Film Festivali’nden aldığı En İyi Yönetmen Ödülü'nün yanısıra katıldığı ulusal ve uluslararası festivallerde aldığı çok sayıda ödülle Türk Sinemasının yüzakını temsil ediyor. Servet is a businessperson to be nominated from an opposition party in the coming general elections. He kills a pedestrian while driving on a country road at night. He does not assume the responsibility of the accident and bribes his driver, Eyüp, to take the blame. Eyüp is sent to jail. Servet will take care of his family when he is in jail and give him a chunk of money upon his release. Servet ends up with failure in elections and has a fling with Eyüp’s wife, Hacer. Ismail discovers his mother’s affair and blames her. One year later, returning from jail, Eyüp also finds out the affair. When Ismail kills Servet “to restore their honor”, Eyüp, as his boss did, offers money to a homeless young man to take the blame for the murder, to avoid imprisonment of his son. According to the director, Nuri Bilge Ceylan, “a family dislocated when small failings blow up into extravagant lies battles against the odds to stay together by covering up the truth”. The film is a source of proud for Turkish cinema owing to not only the Best Director Award at Cannes Film Festival but also many other awards granted at various national and international film festivals.

143 143

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

VİCDAN / CONSCIENCE Yönetmen - Director: Erden Kıral Senaryo - Screenplay: Raşit Çelikezer Görüntü Yönetmeni - Cinematography: Zekeriya Kurtuluş Kurgu - Editing: Mustafa Presava Müzik - Music: Zülfü Livaneli Oyuncular - Cast: Nurgül Yeşilçay, Murat Han, Tülin Özen, Nazan Kesal, Nihan Okutucu Yapımcı-Producer: Turan Tökel Ödüller-Awards: 45. Antalya Altın Portakal Film Festivali, En İyi Kadın Oyuncu, En İyi Kurgu, En İyi Görüntü Yönetmeni Ve Kodak Ödülü, En İyi Saç Ve Makyaj, En İyi Laboratuar Şirket-Company: Medyavizyon İletişim-Contact: Cengiz Koyuncu E-mail: cengiz.koyuncu@medyavizyon.com.tr

90', 35mm, Renkli-Color, Türkiye-Turkey, 2008

Erden KIRAL 1942 yılında Gölcük'te doğdu. Güzel Sanatlar Akademisi'nde seramik eğitimi gördü. Film eleştirmenliği, yayıncılık yaptı. Reklam filmleri, kısa ve uzun metraj filmler yönetti. "Bereketli Topraklar Üzerinde"yi 1980, "Hakkari'de Dört Mevsim"i 1983, "Mavi Sürgün"ü 1993 yılında çekti. Bu filmleriyle yurtiçinde ve yurtdışında ödüller kazandı. 1983 yılında Berlin'de yaşamaya başladı. Sinema ile ilgili çalışmalarını halen Berlin ve Türkiye'de sürdüren sanatçı, Berlin Güzel Sanatlar Akademisi ve Almanya Film ve TV Rejisörleri Birliği üyesidir.

Erden KIRAL Erden Kıral was born in Gölcük in 1942. He studied ceramics at the Academy of Fine Arts. He worked as a film critic and publisher, and made commercials, shorts and features. He directed "Bereketli Topraklar Üzerinde / On the Fertile Land” in 1980, "Hakkari'de Bir Mevsim / A Season in Hakkari” in 1983 and "Mavi Sürgün / The Blue Exile” in 1993. These films were awarded national and international prizes. Kıral began to live in Berlin in 1983. Continuing to work in the field of cinema in both Berlin and Turkey, the director is a member of Berlin Academy of Fine Arts and German Association of Film and Television Directors.

144 144

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali Çocukluklarından beri birbirlerini tanıyan üç kişi: Songül, Aydanur ve Mahmut. Mahmut ve Aydanur bir kiremit fabrikasında işçi olarak çalıştıkları günlerden buyana birbirlerini seviyorlar ama Mahmut onunla değil Songül ile evlenmeyi tercih ediyor. Aradan yıllar geçiyor ve Aydanur ile Mahmut tekrar karşılaşıyorlar. Bu karşılaşma ertelenmiş, saklanmış duyguları suyüzüne çıkarıyor ve yeniden birlikte olmaya başlıyorlar. Çocukluk arkadaşı Aydanur’un Mahmut’u sevdiğini bile bile onunla evlenen Songül’ün bu ilişkiye şahit olmasıyla beraber yaşananlar ise hiç alışık olmadığımız, beklemediğimiz türden bir trajedi. Kimi zaman sızlayan, kimi zaman suçlayan vicdan, insanın içindeki adalet duygusu… Ancak aşk söz konusu olduğunda o adalet duygusunun sesine kulak vermek sanıldığı kadar kolay olmuyor. Yönetmen Erden Kıral, Vicdan için, “bu filmde nezaket aramayın çünkü alt tabakadakilerin, işçi sınıfının yabancılaşması çok daha katı ve ben de bunu anlatmak istedim” diyor ve ekliyor “Vicdan, çoğu kez kötülükleri ortadan kaldırmaya yetmiyor.” 45. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde "En İyi Kurgu", “En İyi Görüntü Yönetmeni" ve "En İyi Kadın Oyuncu" ödüllerine layık görülen Vicdan, tecrübeli ve usta yönetmen Erden Kıral’dan beklenilen nitelikte güçlü bir film. Three people knowing each other since their childhood: Songül, Aydanur and Mahmut. Mahmut and Aydanur have been in love with each other since they worked together in a tile factory, but Mahmut preferred to marry Songül. After long years, Aydanur and Mahmut meet again. This encounter discloses delayed and hidden feelings, and the two resume their relationship. When Songül, who married Mahmut although she had known that her childhood friend was in love with him, discovers this relationship, the events lead to an uncommon, unexpected tragedy. The feeling of justice inside human beings, sometimes suffering sometimes blaming: the conscience… However, when it comes to love, it is not easy to listen to the voice of that feeling of justice. “Do not look for courtesy in this film because the alienation of lower classes, working classes is much more rigid. This is what I want to tell,” Erden Kıral, the director, says. “Conscience is mostly not enough to avoid the evil,” he adds. "Vicdan/Conscience", the winner of Best Editing Award, Best Cinematography Award and Best Actress Award at the 45th Antalya Golden Orange Film Festival, achieves the quality expected from the experienced and master director Erden Kıral.

145 145

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

SONBAHAR / AUTUMN Yönetmen - Director: Özcan Alper Senaryo - Screenplay: Özcan Alper Görüntü Yönetmeni - Cinematography: Feza Çaldıran Kurgu - Editing: Adnan Elial Müzik - Music: Yuri Ryadchenko, Ayşenur Kolivar, Sumru Ağıryürüyen, Onok Bozkurt Oyuncular - Cast: Onur Saylak, Raife Yenigül, Megi Kobaladze, Serkan Keskin, Nino Lejava, Sibel Öz, Cihan Çamkerten, Serhan Pirpir, Yaşar Güven Yapımcı-Producer: F. Serkan Acar Ödüller-Awards: 15. Altın Koza Film Festivali, En İyi Film, En İyi Yardımcı Kadın Jüri Özel Ödülü; 61. Lacarno Film Festivali, The Art&Essay Cıcae; 41. Siyad Ödülleri, En İyi Film, En İyi Senaryo, En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Görüntü Yönetmeni; 4. Uluslararası Avrasya Film Festivali, Netpac Jürisi Ödülü; 9. Uluslararası Film Festivali, Gümüş Prometus Ödülü; 1. Turkcell Ödülleri, En İyi Film; 14. Gezici Film Festivali, Gümüş Kaz Ödülü, Siyad Ödülü; 14. Med Film Festivali, Özel Mansiyon Ödülü; 2. Yeşilçam Ödülleri, En İyi Erkek Oyuncu Fransa Angers Film Festivali, En İyi Müzik Ödülü Şirket-Company: Tiglon İletişim-Contact: Kemal Ural E-mail: kural@tiglon.com.tr

95', 35mm, Renkli-Color, Türkiye-Turkey, 2007

Özcan ALPER 1975 Artvin Hopa doğumlu Alper Trabzon Lisesi mezunu. 1992 yılında istanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Fizik Bölümüne başladı. 1996 yılında ise istanbul Üniversitesi Bilim Tarihi bölümüne giren Özcan Alper 2003 yılında mezun oldu. 1996 yılından itibaren Mezopotamya Kültür Merkezi, Nazım Kültür Merkezi gibi yerlerde sinema atölyesi çalışmalarına katıldı. 2000 yılından itibaren aralarında Yeşim Ustaoğlunun filmlerinin de olduğu çeşitli sinema filmlerinde asistanlık yaptı. Yönetmenin diğer çalışmaları, Momi, Tokai Cityde Melankoli ve Rapsodi, Bir Bilimadamıyla Zaman Enleminde Belgeselleridir. İlk uzun metrajlı filmi 'sonbahar'la Adana Altın Koza Film Festivali En İyi Film Ödülü dahil bir çok ödül aldı. Özcan ALPER Özcan Alper, born in Hopa, Artvin in 1975, graduated from Trabzon High School. He began to study physics at Istanbul University in 1992. Then he studied history of science at the same university and graduated in 2003. Alper has taken part in film workshops of such institutions as Mezopotamya Culture Center and Nazım Hikmet Culture Center since 1996. He worked as an assistant in various films, including those of Yeşim Ustaoğlu. He is the director of a short film, “Momi”, and two documentary films, “Tokai City’de Rapsodi ve Melankoli / Rhapsody and Melancholy in Tokai City” and “Bir Bilimadamıyla Zaman Enleminde Yolculuk / A Voyage to Time with a Scientist”. “Sonbahar / Autumn”, his first feature film was granted many awards including the Best Film at Altınkoza (Golden Boll) Film Festival in Adana.

146 146

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali Yusuf, hayatının ilkbaharındayken, henüz 22 yaşında bir üniversite öğrencisiyken katıldığı eylemlerden dolayı cezaevine girer ve on yıl sonra sağlık sorunları nedeniyle tahliye edilir. Tükenmiş ciğerleriyle dışarı çıktığında kendisini kapıda bekleyen, yüzünü karakışa dönmüş bir sonbahardır. Doğu Karadeniz’e, köyüne gider. Ekonomik nedenlerle boşalan köyde yalnızca yaşlılar kalmıştır ve Yusuf ’u karşılayan tek kişi de hasta annesidir. O cezaevindeyken babası ölmüş, ablası gelin olup gitmiştir. Yusuf, çocukluk arkadaşı Mikail ile gittiği bir meyhanede fahişelik yapan genç ve güzel Gürcü kızı Eka ile karşılaşır. Farklı dünyalardan gelen bu iki insanın birlikteliği için ne zaman ne de koşullar uygundur. Yine de Yusuf için aşk son bir kez hayata tutunma ve yalnızlığından sıyrılma çabasına dönüşür. Eka içinse Yusuf, Rus romanlarından çıkmış bir karaktere benzer. Sonbahar, 90 sonrası dönemin acısını, yalnızlığını, korkusunu, umudunu ve ironisini olağanüstü güzel görüntülerle perdeye taşıyan; müziğiyle, senaryosuyla, oyunculuğuyla son derece doğal ve yalın bir film. Yusuf is imprisoned due to the actions he took part in when he was in the spring of his life, a university student at 22, and is released ten years later because of health problems. When he got out of jail, his lungs damaged, the autumn is waiting for him, its face turned towards the dead of winter. He returns to his village in the Eastern Black Sea. Most people left the village due to economic reasons, and now there are only old people. The sole person welcoming Yusuf here is his ill mother. When he was in prison, his father died and his elder sister married and left the village. Yusuf meets Eka, a young beautiful Georgian woman earning her life from prostitution, in the tavern where he went with his childhood friend Mikail. Neither the timing nor the circumstances are appropriate for these two people from different worlds to be together. But still, for Yusuf, love becomes a final attempt to grasp life and get rid of his loneliness. On the other hand, for Eka, Yusuf is a character popping out of Russian novels. Autumn is a highly simple and natural film with its music, its screenplay and performance of actors, reflecting on the screen through extraordinarily beautiful scenes the pain, loneliness, fear, hope and irony of post-1990s.

147 147

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

SICAK / THE GLOW Yönetmen - Director: Abdullah Oğuz Senaryo - Screenplay: İbrahim Altun, Abdullah Oğuz Görüntü Yönetmeni - Cinematography: Ken Kelsch Kurgu - Editing: Levent Çelebi Müzik - Music: Cem Adrian Oyuncular - Cast: Cem Özer, Ebru Akel, Hazım Körmükçü, Gürgen Öz, Şafak Karaali, Burak Tandoğan, Aslı Zen, Agop Çavuşyan Yapımcı-Producer: Abdullah Oğuz Ödüller-Awards: Şirket-Company: Medyavizyon İletişim-Contact: Cengiz Koyuncu E-mail: cengiz.koyuncu@medyavizyon.com.tr

120', 35mm, Renkli-Color, Türkiye-Turkey, 2008

Abdullah OĞUZ Yapımcı, yönetmen, senaryo yazarı Abdullah Oğuz 1958 yılında İstanbul’ da doğdu. Marmara Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’ ni bitirdi. 1983 yılında New York’ ta ANS International’ ı kurdu. 1987’ de reklam filmleri de çekmeye başlayan Abdullah Oğuz 1992 yılında kendi kreatif ekibini yaratıp ANS International Türkiye’ yi kurdu. Ayrıca film distribütörlüğü yapmaya başladı. Dünyanın en büyük format ve distribution firmalarından Frementle International ile yapılan çözüm ortaklığı sayesinde 2 senede 17 tane yarışma programı Türkiye’ ye uyarlandı. Son olarak Abdullah Oğuz; Zülfü Livaneli’ nin dünyanın bir çok ülkesinde 18 dilde çevrilmiş “Mutluluk” isimli kitabından uyarlanan, Türkiye’ nin hem geleneksel hem de modern yüzünü bir araya getiren bir yolculuk ekseninde ilerleyen, “Mutluluk” filminin yönetmenliğini ve yapımcılığını yaptı. Abdullah OĞUZ Abdullah Oğuz, a producer, director and scriptwriter, was born in Istanbul in 1958. He studied in the Faculty of Economics and Administrative Sciences at Marmara University. In 1983, he founded ANS International in New York. Oğuz began to make commercials in 1987, and founded ANS International Turkey in 1992 with his own creative team and started film distribution as well. Owing to the solution partnership with Frementle International, one of the largest format and distribution companies in the world, 17 game shows were adapted to Turkey in two years. Most recently, Abdullah Oğuz undertook the direction and production of “Mutluluk / Bliss” adapted from Zülfü Livaneli novel, translated into 18 languages in the world, progressing on the basis of a journey which brings together both traditional and modern faces of Turkey.

148 148

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali Batık gemilerin enkazını çıkartıp satan bir denizcilik firmasında çalışan Yusuf, iki aylık hamile olan karısı Meryem’i de yanına alarak Bozcaada’ya gider. Adanın açıklarında batık gemi ve enkaz arayışı için çıkılan bu kısa yolculuk, bulunan bir mektupla karabasana dönüşür. Mektubu bırakan hiç tanımadıkları bir kadındır ve bu sırada Adem adında bir asker cinnetin eşiğindedir. Karısının başka bir adamla kaçtığını öğrenen Adem’e yardım edebilecek tek kişi, eski bir dalgıç olan Niko’dur. Bu dört insanın kaderi kıyamete benzeyen bir gecede kesişecek, karanlığa yağan korkunç yağmurla birlikte içlerinden biri ölümün kıyısında çırpınırken, kalan üçü yüreklerini saran cehennem sıcağında nefes alıp vermeye, hayatta kalmaya çalışacaktır. “Mutluluk”un yönetmeni Abdullah Oğuz, “Sıcak” ile yeni bir Meryem hikâyesini perdeye taşırken kimi zaman adadaki mekânları yenibaştan yaratmış, kimi zaman da oyuncularının sınırlarını zorlamayı göze alabilmiş. Öyle ki, seksen tondan fazla deniz suyu kullanılarak oluşturulan ve çekimleri yedi gece süren kaza sahneleri için filmin oyuncuları her gün en az altı saat yapay yağmur altında durmak zorunda kalmışlar. Bunca emeğin, çabanın ise beklediği tek bir karşılık var: İzleyicisinin içindeki, gönlündeki “sıcak”lığı kazanmak… Yusuf, employed in a marine company bringing out and selling wrecked ships, goes to Bozcaada (Tenedos) with his two months pregnant wife, Meryem. This short trip taken to look for a wrecked ship turns into a nightmare when the couple finds a letter. The letter was left by a woman who they do not know at all. In the meanwhile, Adem, a soldier who has already discovered that his wife ran away with another man, is on the verge of insanity. The only person to help Adem is Niko, an ex-diver. The fates of these four people cross at an apocalyptic night. While one of them struggles against death under the terrifying rain falling into the darkness, the other three strive to breathe and survive, their hearts surrounded by an infernal glow. Abdullah Oğuz, the director of “Bliss”, reflecting on the silver screen another Meryem character, recreates the settings on the island and dares to force the actors to go beyond their limits. The actors had to perform under artificial rain at least six hours a day for shooting the accident scenes of the film, which lasted for seven days and for which over eighty tones of water were used. The only reward of all these efforts would be gaining the “glow” in the heart of audience…

149 149

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

GÖKTEN ÜÇ ELMA DÜŞTÜ/ THREE APPLES FELL FROM THE SKY Yönetmen - Director: Raşit Çelikezer Senaryo - Screenplay: Raşit Çelikezer Görüntü Yönetmeni - Cinematography: Mustafa Nuri Eser Kurgu - Editing: Serdar Çakular Müzik - Music: Tamer Çıray Oyuncular - Cast: Ayten Uncuoğlu, Köksal Engür, İsmail Hacıoğlu, Serhat Nalbantoğlu, Kürşat Alnıaçık, Bennu Yıldırımlar, Fatma Karanfil, Goncagül Sunar, Toprak Sağlam Yapımcı-Producer: Raşit Çelikezer Ödüller-Awards: Şirket-Company: Tiglon İletişim-Contact: Kemal Ural E-mail: kural@tiglon.com.tr

119', 35mm, Renkli-Color, Türkiye-Turkey, 2008

Raşit ÇELİKEZER 1969 yılında İzmir'de doğdu. Dokuz Eylül Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema ve Televizyon Bölümü'nden mezun oldu. Yönetmen, senarist ve oyun yazarıdır.

Raşit ÇELİKEZER He was born in İzmir in 1969. He graduated from the Department of Cinema and Television, Faculty of Fine Arts, Dokuz Eylül University. He works as a director, scriptwriter and play writer.

150 150

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

Hırsız, arsız bir yeniyetme olan Ali, ailesinden kaçarak İstanbul’a, daha önce hiç tanımadığı, görmediği dedesinin yanına gider. Dedesi Recep Bey, huysuz, aksi bir asker emeklisidir ve disiplini eksik etmediği yaşamının son demlerinde yapayalnızdır; karısını üç yıl önce kaybetmiştir, Yıldız adında bir kızı vardır ama onunla da yirmi yıldan beri konuşmaz, görüşmez. Recep Bey, onay vermediği bir izdivaç gerçekleştiren kızını asla affetmemiştir, bu nedenle torunu Ali’yi de kabullenmek istemez. Recep Bey’in üst kat komşusu Nilgün’le de arası iyi değildir. Yalnız yaşayan, üniversite mezunu olan fakat hayat kadınlığı yapan Nilgün’ü apartmandan atmak ister. Nilgün ise yapmaması gereken bir şeyi yapmış; bir müşterisine âşık olmuştur. Ali, Recep Bey ve Nilgün, üçü de yalnızdır, üçünün de yanlışları, kusurları vardır ama bir intihar girişimi ve bir cinayet sonrasında bağışlamayı, birlikte yaşamayı, dayanışmayı öğrenmek zorunda kalacaklardır.

Ali, a young bold-faced crook, escapes from home and goes to Istanbul to his grandfather, who he has never met. His grandfather, Recep, is a bad-tempered retired soldier, all alone in the last years of his life through which he has never left discipline. His wife died three years ago and he has not seen her daughter, Yıldız, for twenty years. He has never forgiven her daughter who married without his content, so he does not want to accept his grandson, Ali. Recep cannot get along well with his neighbor, Nilgün, too. Nilgün lives alone and works as a prostitute although she holds a university degree. Recep strives to dismiss Nilgün from the apartment house. In the meantime, Nilgün is suffering because she has fallen in love with one of her clients. Ali, Recep and Nilgün… They are all alone, living with their faults and mistakes. But following a suicide attempt and a murder, they will learn to forgive and live together in solidarity.

151 151

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

GÜNEŞİN OĞLU / SON OF THE SUN Yönetmen - Director: Onur Ünlü Senaryo - Screenplay: Onur Ünlü Görüntü Yönetmeni - Cinematography: Aras Demiray Kurgu - Editing: Gonca Gül Aköz Müzik - Music: Doruk Somunkıran Oyuncular - Cast: Haluk Bilginer, Hümeyra Akbay, Özgü Namal, Ferit Kaya, Bülent Emin Yarar, Köksal Engür, Görkem Yeltan, Tansu Biçer, Ahmet Kural, Levent Öktem, Serkan Keskin, Gamze Demirbilek, Burçin Yıldırım, Özkan Meşe, Sinan Urundaş Yapımcı-Producer: Funda Alp, A.Taner Elhan, Orkun Ünlü Şirket-Company: Tiglon İletişim-Contact: Kemal Ural E-mail: kural@tiglon.com.tr

98', 35mm, Renkli-Color, Türkiye,2008

Onur ÜNLÜ 1973 yılında izmit’te doğdu, Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi İletişim Sanatları bölümünden mezun olduktan sonra Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi İletişim Bilimleri anabilim dalında yüksek lisansını tamamlamıştır. 1997 yılından beri senarist, reklam yazarı, yapımcı ve yönetmen olarak çalışan ve 2006 yılında ilk uzun metrajlı filmi olan "Polis"in senaryosunu yazdı ve yönetti.

Onur ÜNLÜ He was born in Izmit in 1973. After graduating from the Department of Communication Arts in the Faculty of Communication Sciences at Anadolu University, he received master’s degree in communication sciences at Marmara University. He has been working as a scriptwriter, copywriter, producer and director since 1997. Ünlü is the scriptwriter and director of the feature film “Polis / Police”.

152 152

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

Fikri Şemsigil, mucizelere inanır, hatta inanmanın da ötesinde bir gün gerçek bir mucizenin karşısına çıkacağına adı gibi emindir. Ömrünü mucize beklemekle geçiren Fikri Bey, sonunda muradına erer ve Güneşin Oğlu olduğunu öğrenerek mucizeyi yaşar. Güneş tutulması sırasında güneşin oğlu olarak bilinen kişilerin ruhu serbest kalır ve yakınlarındaki kişilerin bedenleri içine girebilirler. Fikri Bey’in ruhu, çevresindeki insanların bedenine girip çıkmaktadır ama bu durum sanıldığı kadar hoş olmadığı gibi, giderek hayatını alt üst etmeye başlamıştır. Yıllarca beklediği mucizeden kurtulmak için gerçeğin peşine düşen Fikri Bey, karşı apartmanda oturan komşu kızın mucizeden hiç de aşağı kalmayan güzelliğiyle karşılaşacaktır. Daha önce Polis (2006) ve Çocuk (2007) filmlerinin yönetmenliğini yapan Onur Ünlü’nün “fantastik mavra” olarak tanımladığı üçüncü uzun metrajlı filmi “Güneşin Oğlu”, izleyicisine eğlenceli vakit geçirmeyi vaat ediyor.

Fikri Şemsigil believes in miracles and is even definitely sure that he will encounter a real miracle one day. Fikri Bey, who has spent his life waiting for a miracle, attains his desire in the end. He discovers that he is the Son of the Sun. During the solar eclipse, the souls of sons of the sun are released and can enter into the bodies of other people around. Fikri Bey’s soul gets into and out of others’ bodies. However, let alone being pleasant, this situation begins to trouble his life. Fikri Bey, beginning to chase after the reality to get rid of the miracle he waited for years, is now dazzled by his neighbor girl, whose beauty is nothing but a miracle. Onur Ünlü, the director of “Polis / Police” (2006) and “Çocuk / Child” (2007), defines his third feature film as “a fantastic palaver”. The film promises amusement to its viewers.

153 153

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

DİLBER'İN SEKİZ GÜNÜ / DİLBER'S EIGHT DAYS Yönetmen - Director: Cemal Şan Senaryo - Screenplay: Cemal Şan Görüntü Yönetmeni - Cinematography: Cengiz Uzun Kurgu - Editing: Şenol Şentürk Müzik - Music: Nail Yurtsever Oyuncular - Cast: Nesrin Cavadzade, Fırat Tanış, Osman Akça, Necmettin Çobanoğlu, Macit Sonkan, Ahmet Saraçoğlu, Mustafa Üstündağ, Hatice Altan Gençler, Arzutan Bayraktutan, Aslıhan Erguvan, Gül Hüsniye Taş Yapımcı-Producer: Tekin Doğan Şirket-Company: Medyavizyon İletişim-Contact: Cengiz Koyuncu E-mail: cengiz.koyuncu@medyavizyon.com.tr

106', 35mm, Renkli-Color, Türkiye-Turkey, 2008

Cemal ŞAN 1966 Tunceli doğumlu. Bir süre işletme daha sonra iktisat okudu. Çeşitli edebiyat-mizahsinema dergilerinde şiirleri, öyküleri, sinema yazıları ve karikatürleri yayınlandı. Çeşitli karma karikatür sergilerine katıldı. Sinema işletmeciliği ve yapımcılık yaptı. Yeni Sinemacılar’ın kurucularındandır. Çeşitli sinema filmlerinde teknik yapımcılık, senaristlik, yardımcı yönetmenlik, senaryo danışmanlığı, süpervizörlük ve oyunculuk yaptı. Dönersen Islık Çal, Ali, Işıklar Sönmesin; bilinen senaryolarıdır. Çeşitli televizyon filmleri ve diziler çekti. İlk uzun metrajlı sinema filmi olan Ali ile çeşitli ödüller aldı. Yapımcısı ile sorunlar yüzünden film vizyona giremedi. Yazdığı, çektiği, çalıştığı sinema filmleri yurtiçi ve yurtdışında çeşitli ödüller aldı. Dilber’in Sekiz Günü; Zeynep’in Sekiz Günü ve Ali’nin Sekiz Günü filmleriyle birlikte Aşk Üçlemesini (ruh & kalp & akıl ) tamamlamış oldu. Cemal ŞAN He was born in Tunceli in 1966. He studied economics and then business administration. His poems, short stories, writings on cinema and cartoons were published in various literature, humor and cinema magazines. He participated in various collective cartoon exhibitions. One of the founders of Yeni Sinemacılar (New Filmmakers), Şan worked as a technical producer, scriptwriter, assistant director, screenplay consultant, supervisor and performer in many films. “Dönersen Islık Çal / Whistle If You Come Back”, "Ali" and “Işıklar Sönmesin/Let There Be Lights” are some of his wellknown screenplays. He produced various television films and series. Şan’s first feature film, “Ali”, earned various awards. However, the film was not released due to some problems with the producer. The films he wrote and/or directed were awarded abroad and in Turkey. His Love Trilogy (soul & heart & mind) is composed of “Dilber’s Eight Days”, “ Zeynep’s Eight Days” and “ Ali’s Eight Days”.

154 154

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

Doğu’nun yoksul köylerinden birinde anne, babası ve kardeşleriyle birlikte yaşayan Dilber’in tek hayali çocukluk arkadaşı Ali ile evlenmektir. Ali de Dilber’i çok sever. Fakat Ali’nin babası oğlunu bir başka kızla evlendirmek için arkadaşına söz vermiştir. Verilen bu söz, töre gereği her ne olursa olsun tutulmalıdır. Ali babasına karşı çıkamaz ama Dilber bu durumu sineye çekmeye, olup biteni kabullenmeye razı olmaz. Herkese, her şeye meydan okuyacak kadar gözü kara olan Dilber’in isyanı aldığı bir kararla kendi içinde sessiz bir çığlığa, küskünlüğe dönüşür: Karşısına çıkacak ilk talibiyle evlenecektir. “Zeynep’in Sekiz Günü” ile başlayan ve “Ali’nin Sekiz Günü” ile devam eden, birbirinden bağımsız gelişen aşk üçlemesinin son filmi olan “Dilber’in Sekiz Günü”, hikâyesini gerçek yaşamdan alan ve yalın anlatımıyla dikkat çeken bir film.

Dilber, living with her parents and siblings in one of the poverty-stricken villages of the Eastern Turkey, has single dream: to marry her childhood friend Ali. Ali is also in love with Dilber. However, Ali’s father promised one of his friends to marry his son to another woman. According to customs, this promise should be kept at all costs. Ali cannot oppose to his father’s decision, but Dilber does not consent to stand for this. Dilber, fearless enough to challenge everything and everyone, makes a decision which turns her revolt into a silent scream and resentment: She will marry the first man whoever proposes. “Dilber’s Eight Days”, the final of a trilogy of three independent films beginning with “Zeynep’s Eight Days” and continuing with “Ali’s Eight Days”, draws attention with its story based upon real life and its simple style.

155 155

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

ALİ'İN SEKİZ GÜNÜ / ALİ'S EIGHT DAYS Yönetmen - Director: Cemal Şan Senaryo - Screenplay: Cemal Şan Görüntü Yönetmeni - Cinematography: Cengiz Uzun Kurgu - Editing: Şenol Şentürk Müzik - Music: Nail Yurtsever Oyuncular - Cast: Uğur Polat, Ufuk Bayraktar, Serdar Orçin, Begüm Birgören Yapımcı-Producer: Cemal Şan Şirket-Company: Medyavizyon İletişim-Contact: Cengiz Koyuncu E-mail: cengiz.koyuncu@medyavizyon.com.tr

107', 35mm, Renkli-Color, Türkiye-Turkey, 2008

Cemal ŞAN 1966 Tunceli doğumlu. Bir süre işletme daha sonra iktisat okudu. Çeşitli edebiyat-mizahsinema dergilerinde şiirleri, öyküleri, sinema yazıları ve karikatürleri yayınlandı. Çeşitli karma karikatür sergilerine katıldı. Sinema işletmeciliği ve yapımcılık yaptı. Yeni Sinemacılar’ın kurucularındandır. Çeşitli sinema filmlerinde teknik yapımcılık, senaristlik, yardımcı yönetmenlik, senaryo danışmanlığı, süpervizörlük ve oyunculuk yaptı. Dönersen Islık Çal, Ali, Işıklar Sönmesin; bilinen senaryolarıdır. Çeşitli televizyon filmleri ve diziler çekti. İlk uzun metrajlı sinema filmi olan Ali ile çeşitli ödüller aldı. Yapımcısı ile sorunlar yüzünden film vizyona giremedi. Yazdığı, çektiği, çalıştığı sinema filmleri yurtiçi ve yurtdışında çeşitli ödüller aldı. Dilber’in Sekiz Günü; Zeynep’in Sekiz Günü ve Ali’nin Sekiz Günü filmleriyle birlikte Aşk Üçlemesini (ruh & kalp & akıl ) tamamlamış oldu. Cemal ŞAN He was born in Tunceli in 1966. He studied economics and then business administration. His poems, short stories, writings on cinema and cartoons were published in various literature, humor and cinema magazines. He participated in various collective cartoon exhibitions. One of the founders of Yeni Sinemacılar (New Filmmakers), Şan worked as a technical producer, scriptwriter, assistant director, screenplay consultant, supervisor and performer in many films. “Dönersen Islık Çal / Whistle If You Come Back”, "Ali" and “Işıklar Sönmesin/Let There Be Lights” are some of his wellknown screenplays. He produced various television films and series. Şan’s first feature film, “Ali”, earned various awards. However, the film was not released due to some problems with the producer. The films he wrote and/or directed were awarded abroad and in Turkey. His Love Trilogy (soul & heart & mind) is composed of “Dilber’s Eight Days”, “ Zeynep’s Eight Days” and “ Ali’s Eight Days”.

156 156

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

Kimi kimsesi olmayan, yalnız yaşayan Ali’nin hayatı evi ve sahip olduğu bakkal dükkânı arasında tekdüze bir şekilde geçer. Küçük sorunlar, sıradan hayat gailesi içinde sürüklenip giden Ali’nin dünyası mahalleye yeni taşınan Zeynep’i tanımasıyla bir anda değişir. Alışveriş için bakkala geldiğinde Zeynep’le aralarında küçük sohbetler geçen Ali, platonik bir aşk yaşamaya başlar. Zeynep’i takip etmeye, gizli gizli de olsa daha yakından tanımaya çalışır ve bu sırada kızın hayatında bir başka erkek olduğunu öğrenir. Zeynep’in mahalleye taşınma nedeninin bu adamdan uzaklaşmak olduğunu öğrenen Ali, iyiden iyiye umutlanır ama umudu çok geçmeden yerini hayal kırıklığına ve acıya bırakacaktır. Kalp, akıl ve ruh sözcüklerinin karşılığını üç ayrı filmde arayan yönetmen Cemal Şan, “Ali’nin 8 Günü” ile aşk üçlemesinin ikinci halkasını tamamlıyor.

Ali, a lonely person, leads a monotonous life between his home and the grocery store he owns. He is embedded into little problems and daily concerns of life. But, his world changes suddenly when he meets Zeynep, a girl who has moved to the neighborhood. Ali begins to feel a platonic love for Zeynep during their small talks when she comes to the grocery for shopping. He begins to follow her secretly and tries to know more about this new neighbor. Meanwhile, he finds out that that there is a man in her life and that Zeynep moved to this neighborhood to be away from him. Ali’s hopes grow, but his hope will be replaced by disappointment and pain soon. Cemal Şan, seeking the correspondent of the words “heart, mind and soul” in three different films, completes the second chain of his love trilogy with “Ali’s Eight Days”.

157 157

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

USTA Yönetmen - Director: Bahadır Karataş Senaryo - Screenplay: Bahadır Karataş, Ayfer Tunç Görüntü Yönetmeni - Cinematography: Kurgu - Editing: Müzik - Music: Oyuncular - Cast: Yetkin Dikinciler, Şevket Çoruh, Fadik Sevin Atasoy, Hasibe Eren, Sertan Özcan, Tansel Ural, Tomris İncer, Müşfik Kenter Yapımcı-Producer: Cenk Varcan, Metin Ozok Ödüller-Awards: Şirket-Company: İletişim-Contact:

107', 35mm, Renkli-Color, Türkiye-Turkey, 2008

Bahadır KARATAŞ 1991 yılında Anadolu Üniversitesi Sinema-Tv okulundan birincilik derecesiyle mezun oldu. Film sektöründe yaklaşık bir yıl yönetmen yardımcısı olarak deneyim kazandıktan sonra özel bir burs kazanarak Los Angeles’a gitti. Oscar’ları dağıtan Akademi’nin 1929 yılında kurduğu ve ABD’nin en seçkin sinema okulu USC Sinema Sanatları Okulu’na başvuran 14.000 kişi arasından seçilen 100 kişi arasına girerek üç yıllık bir master programına kabul edildi.Hem Hollywood’un hem de bağımsız American sinemasının en seçkin isimleri tarafından verilen üç yıllık bir üst-düzey yönetmenlik eğitiminden sonra 1996 yılında MFA derecesiyle mezun oldu. USC’den mezun olduktan sonra Türkiye’nin ve dünyanın değişik festivallerinde sergilenen bir çok kısa metrajlı film ve belgesel yapan Bahadır Karataş,iki yıl yaşadığı Hollanda’da uzun metrajlı bir sinema filmi senaryosu yazdıktan sonra İstanbul’a döndü ve bugüne kadar yaklaşık 150 reklam filmi yönetti.Birçok uluslararası ve yerli markanın ödül kazanan imaj filmine yönetmen olarak imza attı. Bahadır Karataş Bahadır Karataş was born on July 6, 1965. He graduated, ranking first, from the Department of Cinema and Television at Anadolu University. He gained experience in the film sector while working as an assistant director for one year. Then he went to Los Angeles receiving a special scholarship. He was admitted to a three-year master’s program at USC School of Cinematic Arts, one of the most prestigious cinema schools of the US founded by the Academy of Motion Picture Arts and Sciences in 1929, being among the first 100 students selected out of 14000 applicants. He received MFA degree in 1996, following a three-year high-level education given by the most prominent figures of both Hollywood and the independent American cinema. After his graduation from USC, Karataş produced numerous short and documentary films screened at various festivals in Turkey and in the world. Living for two years in the Netherlands, where he wrote a feature-length screenplay, he returned to Istanbul. He has directed about 150 commercials so far. He is also the director of many award-winning image films of national and international brands.

158 158

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

Eskişehirli bir oto tamircisi olan Doğan Usta’nın gece gündüz hayalini kurduğu, gerçekleştirmek için ne gerekiyorsa yapmayı göze aldığı bir ideali vardır: Uçak yapmak ve uçmak. Evinin ambarında imal ettiği pır pır uçağı bitirdiği gün uçurmayı dener ama tehlikeli bir kaza geçirerek ölümden döner. Hasar gören uçağını tamir etmek için tekrar kolları sıvayıp çalışmaya başladığında bir şeyi fark eder: Gerçekleştirmek için can attığı ideali zamanla bir tutkuya dönüşmüş ve Doğan Usta’nın gözü bu tutkudan başka bir şey görmez olup çıkmıştır. Bencil, mutsuz ve yalnızdır. Genç karısı evi terk etmek üzeredir. Doğan Usta bir seçim yapmak zorunda kalır ve hayatından uçmaya, uçağa dair ne varsa çıkarıp atmaya karar verir. O da herkes gibi işiyle, ailesiyle mutlu, huzurlu, sıradan bir hayatla yetinmek zorundadır. Fakat hayallerinden vazgeçen, uçmak için duyduğu tutkuyu unutmaya çalışan Usta’dan geriye kalan da tükenmiş, yaşama sevincini yitirmiş, çöküntü içinde bir insandır. Doğan Usta bir enkaza dönüşen hayatını yeniden ayağa kaldırmak, diriltmek için ne yapıp edip uçağını tamir etmeli ve içindeki korkuyu yenerek bir kez daha uçmayı denemelidir…

Doğan, a repairman living in Eskişehir, has an ideal which he has been dreaming day and night and goes through fire and water to achieve this dream: constructing an aircraft and flying. He attempted to fly with the glider aircraft he constructed in the warehouse of his home, but had a severe accident and hardly escaped death. When he restarts to repair his damaged aircraft, Doğan discovers that his dream turned into a passion and that he does not care anything other than this passion. He finds himself selfish, unhappy and alone. His young wife is about to leave home. When he is forced to make a choice, Doğan decides to throw out of his life everything about flying. Like everyone else, he has to be satisfied with a happy and peaceful but ordinary life with his family. However, what is left behind Doğan, who tries hard to give up and forget his dreams, is an exhausted depressed personality without any passion for life. Doğan has to repair his plane and re-attempt to fly at all costs to restore his wrecked life.

159 159

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

Cinebonus Espark Eskisehir 0222 330 05 15 Cinebonus Neo Eskisehir 0222 310 12 22

160 160

1-11 Mayıs 2009

10. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

GECE YARISI SİNEMASI MIDNIGHT CINEMA

161 161

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

GİR KANIMA / LET THE RIGHT ONE IN Yönetmen - Director: Tomas Alfredson Senaryo - Screenplay: John Ajvide Lindqvist, John Ajvide Lindqvist Görüntü Yönetmeni - Cinematography: Hoyte Van Hoytema Kurgu - Editing: Dino Jons'ter, Tomas Alfredson Müzik - Music: Johan Söderqvist Oyuncular - Cast: Per Ragnar, Kare Hedebrant, Lina Leandersson, Henrik Dahl, Karin Bergquist, Peter Carlberg, Ika Nord Yapımcı-Producer: Carl Molinder, John Nordling Ödüller-Awards: Nordic Film Prize for Tomas Alfredson at the 31st Göteborg International Film Festival; Kodak Nordic Vision Award for Hoyte van Hoytema's camera work at the 31st Göteborg International Film Festival; Founders Award for Best Narrative Feature at the 2008 Tribeca Film Festival; Méliès d'Argent at the 8th Neuchâtel International Fantastic Film Festival; 2008 Méliès d'Or for Best European Fantastic Feature Film, awarded by the European Fantastic Film Festivals Federation; Rotten Tomatoes Critical Consensus Award 2008; Best Film at the 2008; Best Director for Tomas Alfredson at the 2008 Fantasia Festival; Best Photography for Hoyte van Hoytema at the 2008 Fantasia Festival; Best Horror Feature at Fantastic Fest 2008; Audience Award for Narrative Feature at the Woodstock Film Festival 2008; Prugio Citizen's Choice at the 12th Puchon International Fantastic Film Festival; Best Director for Tomas Alfredson at the 12th Puchon International Fantastic Film Festival; Metro Critics Award at the 2008 NatFilm Festival; Audience Award for Best Feature Film at the 2008 Toronto After Dark Film Festival; Boston Film Critics Association's Best Foreign Language Film Şirket-Company: Bavaria Film International İletişim-Contact: Gisela Wiltschek E-mail: gisela.wiltschek@bavaria-film.de

114', 35mm, Renkli-Color, İsveç-Sweden, 2008

Tomas ALFREDSON İsveç’in yükselen sinemacılarından biri olan Alfredson kariyerine 1990’da televizyon için yaptığı bir aile dizisi ile başladı. 1965 yılında Stochholm’de dünyaya gelen Alfredson, dünya festivallerinde büyük ilgi gören Let The Rıght One In ile yurtdışında büyük başarı elde etti. Alfredson ülkesinde çok iyi tanınır ve filmleri sinema seyircileri tarafından yakından takip edilir. 2004 de çektiği Four Shades of Brown adlı filmi İsveç’te çok popüler olmuştur. Alfredson televizyon kariyeri olan ve ana akım sinemaya yakın duran ancak özgün bir anlatım geliştirebilen bir yönetmendir. Tomas ALFREDSON One of the rising filmmakers in Swedish cinema, Tomas Alfredson started his career with family series he made for television in 1990s. He was born in Stockholm in 1965. His film “Let the Right One In” has drawn great attention in world festivals and earned the director a great worldwide success. Alfredson is a well-known director in his country, whose films are closely followed by cinemagoers. “Four Shades of Brown” (2004) attained great popularity in Sweden. Alfredson has career in television and is close to mainstream cinema but also develops an original style

162 162

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali Yıl, 1982… Stockholm yakınlarında, karlarla kaplı küçük bir İsveç kasabasındayız. Oscar henüz 12 yaşında bir çocuk ama daha bu yaşta yalnızlığın, dışlanmışlığın acısını yüreğinde hissedebiliyor. Apartmanlarına yeni taşınan Eli ile Oscar arasında başlayan yakınlaşma aşka dönüşürken, garip, gizemli, tedirginlik veren bir şeyler oluyor: Mahallede işlenen cinayetler, Eli’nin bembeyaz yüzü, soğuktan etkilenmeyişi ve kana, kan içmeye duyduğu şiddetli gereksinim… Oscar, Eli’nin bir vampir olduğunu anlamasına anlıyor ama içine düştüğü çıkmazdan kurtulmak için ne yapması gerektiğine bir türlü karar veremiyor. 2004 yılında yayınlanan ve çok sevilen, beğenilen romandan aynı adla sinemaya uyarlanan film alışageldiğimiz türden bir vampir ya da korku filmi değil… Tam tersine kimi zaman romantik, sıcak, kimi zaman masalsı bir dünyadan dokunuşlarla örülmüş bambaşka bir dünya sunuyor izleyicisine. Katıldığı film festivallerinden çok sayıda ödülle dönen "Gir Kanıma", Sight&Sound yazarları tarafından 2008 yılının en iyi 10 filminden biri seçildi.

Year 1982… We are in a small snowy Swedish town in the vicinity of Stockholm. Oscar is a boy at the age of only twelve, but even at this age he suffers from the pain of loneliness and exclusion. While the relationship between Oscar and the new neighbor Eli turns into love, there happens a series of weird, mystical and suspicious events: Murders committed in the neighborhood, the pale white face of Eli, her irresponsiveness to cold and her unavoidable need for blood and blood drinking… Oscar discovers that Eli is a vampire, but he cannot decide what to do to get rid of the deadlock. This film, adapted to the cinema from an acclaimed novel of the same title published in 2004, is not an ordinary vampire or horror film. On the contrary, it presents to viewers a very different universe created by touches from a romantic, warm and fantastic world granted numerous awards at film festivals and selected one of the best ten films of 2008 by Sight&Sound writers, “Let the Right One in” is one of the films you should absolutely see.

163 163

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

ÖLÜM ÇIĞLIĞI / REC Yönetmen - Director: Jaume Balagueró, Paco Plaza Senaryo - Screenplay: Jaume Balagueró, Luis Berdejo Görüntü Yönetmeni - Cinematography: Pablo Rosso Müzik - Music: Oriol Tarragó Oyuncular - Cast: Carlos Lasarte, Pablo Rosso, Manuela Velasco, Javier Botet, Manuel Bronchud, Ferran Terraza, Jorge Serrano, María Teresa Ortega, Vicente Gil, Claudia Font, Martha Carbonell, Maria Lanau, Chen Min Kao, Akemi Goto, Ana Velásquez, Daniel Trinh Yapımcı-Producer: Julio Fernandez Ödüller-Awards: 2008, Silver Scream Award; 2008, Audience Jury Award; 2008, International Fantasy Film Award, Best Film; 2008, Goya, Best Editing (Mejor Montaje), Best New Actress (Mejor Actriz Revelación); 2008, Audience Award; 2008, Audience Award; 2008, Special Jury Prize; 2008, Youth Jury Grand Prize; 2007, Audience Award; 2007, Best Actress; 2007, Best Director; 2007, Grand Prize of European Fantasy Film in Silver - Special Mention; 2007, José Luis Guarner Critic's Award; 2008, Special Award Şirket-Company: Tiglon İletişim-Contact: Kemal Ural E-mail: kural@tiglon.com.tr

75', 35mm, Renkli-Color, İspanya-Spain, 2007

Jaume BALAGUERÓ İlk filmi olan "The Nameless" ile seyircilerin gözünde ve eleştirmenlerin hafızasında yer etmeyi başardı. Lleida’da 1968’de doğan, Jaume Balagueró daha sonra ailesiyle Barcelona’ya taşındı. 1991’de İletişim Bilimleri’nden mezun olan yönetmen daha sonra fotoğraf ve sinematografi üzerine çalşmalarını sürdürdü. Mezuniyetinden üç yıl sonra sinematografik çalşmalarına başlayan yönetmen 1994’de ilk kısa filmi "Alicia"yı bundan bir yıl sonra ise "Days Without Light"ı yaptı. Her iki filmi de bir çok festivalde ödüllerle onurlandırıldı. İlk uzun metrajlı filmi olan "The Nameless" 1999 yılında vizyona girdi. İkinci filmi "Darkness" 2002 yılının Ekim ayında vizyona girdi ve İspanya’da en çok izlenen filmler arasında yerini aldı.

Jaume BALAGUERÓ His first film “The Nameless” drew the attention of both viewers and film critics. Jaume Balagueró, born 1968 in Lleida, then moved to Barcelona with his family. Graduated in 1991 from Communication Sciences, the director worked on photography and cinematography. Three years after his graduation he started his career in cinematography and made his first short film “Alicia” in 1994, which is followed by “Days Without Light” the next year. Both films won awards at various festivals. His first feature-length film “The Nameless” was released in 1999 and the second feature “Darkness” in October 2002. “Darkness” has become one of the most seen films in Spain.

164 164

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

Haber kameramanı Pablo ve genç televizyon muhabiri Angela itfaiyeyi ve itfaiyecilerin hayatını, işlerini konu alan bir program hazırlamak üzere şehrin en büyük itfaiye merkezine gelirler. Muhabir söyleşiler yapar, sorular sorar ve programı elinden geldiğince ilgi çekici kılmaya çalışır. Her şey sıradan ve olağan gelişirken gelen bir yangın ihbarıyla birlikte program sıkıcı olmaktan kurtulur. Angela ve kameramanı Pablo, itfaiyecilerin peşine takılarak yangın çıkan binaya ulaşırlar. Yangının, yaşlı bir kadının neden olduğu kaza sonucunda çıktığı sanılır. Pablo’nun kamerası kayıttadır ve muhabirle birlikte binanın içine girmeyi başarırlar. Ancak bir süre sonra bina karantina altına alınacak ve kimsenin dışarı çıkmasına izin verilmeyecektir. İlgi çekici televizyon programı inanılmaz bir vahşete, kâbusa dönüşmek üzeredir. Rec, başarılı senaryosunun, kurgusunun yanı sıra, izleyiciyi içine çeken gerçekçi atmosferiyle de sıra dışı bir korku, gerilim filmi. Özellikle filmde gerilimin doruğa çıktığı son on beş dakikada hiçbir izleyicinin koltuğunda rahat oturması mümkün değil.

Angela, a young television reporter, and Paul, a cameraman, visit the biggest local fire station to make a TV programme about the lives and activities of firefighters. The reporter makes interviews and asks questions, doing her best to produce an interesting TV programme. The programme was following an ordinary course when the firehouse receives a fire call. Angela and her cameraman Pablo arrive the building with firemen. It is supposed that the fire started due to an accident caused by an old woman. Pablo’s camera is recording, and the two manage to get into the building. However, after a short while, they remain trapped in the building; no one is allowed to go out. An interesting TV programme is about to turn into an unbelievable nightmare. Rec is an extraordinary horror film owing to not only its successful screenplay and editing but also the realistic atmosphere that impresses the audience. Particularly in the last five minutes of the film, the tension at its peak, no viewer can sit comfortably on his chair.

165 165

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

166 166

1-11 Mayıs 2009

HAYATIMIZ BELGESEL OUR LIFE IS DOCUMENTARY

167 167

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

TELDEKİ ADAM / MAN ON WIRE Yönetmen - Director: James Marsh Senaryo - Screenplay: Alex Tse, David Hayter Görüntü Yönetmeni - Cinematography: Igor Martinovic Kurgu - Editing: Jinx Godfrey Müzik - Music: J. Ralph Oyuncular - Cast: Annie Allix, Jean-louis Blondeau, Ardis Campbell, David Demato, Philippe Petit Yapımcı-Producer: Simon Chinn Ödüller-Awards: 2009, Oscar, Best Documentary, Features; 2009, Eddie, Best Edited Documentary; 2009, BAFTA Film Award, Outstanding British Film; 2008, BSFC Award, Best Documentary; 2008, British Independent Film Award, Best British Documentary; 2009, Critics Choice Award, Best Documentary Feature; 2009, COFCA Award, Best Documentary; 2008, CFCA Award, Best Documentary; 2008, FFCC Award, Best Documentary; 2009, Independent Spirit Award, Best Documentary; 2009, KCFCC Award, Best Docmentary; 2008, Best Documentary, Over 30 Minutes; 2008, Sierra Award, Best Documentary; 2008, LAFCA Award, Best Documentary/Non-Fiction Film; 2008, NBR Award, Best Documentary; 2008, NYFCC Award, Best Non-Fiction Film; 2009, OFCS Award, Best Documentary; 2009, Motion Picture Producer of the Year Award, Documentary Theatrical Motion Pictures; 2008, PFCS Award, Best Documentary; 2008, Satellite Award, Best Motion Picture, Documentary; 2008, SEFCA Award, Best Documentary; 2008, Audience Award, World Cinema – Documentary; 2008, Grand Jury Prize, World Cinema – Documentary; 2008, TFCA Award, Best Documentary Şirket-Company: Tiglon İletişim-Contact: Kemal Ural E-mail: kural@tiglon.com.tr

94', 35mm, Renkli-Color, İngiltere / ABD-England/ABD, 2008

James MARSH 1963’te İngilitere’de doğan James Marsh, Oxford Üniversitesi’nden mezun oldu. Troubleman (1994) ve The Burger and the King (1996) gibi birçok belgesel çekti. Velvet Underground üyesi John Cale üzerine çektiği belgeseli, 1998’de Marsh’a En İyi Müzik Belgeseli dalında BAFTA ödülünü kazandırdı. İkinci BAFTA ödülünü 1999’da bitirdiği Wisconsin Death Trip ile aldı. Teldeki Adam Marsh’ın üçüncü uzun metrajlı filmi. James MARSH James Marsh, born in the UK in 1963, graduated from Oxford University. He made numerous documentary films, including “Troubleman” (1994) and “The Burger and the King” (1996). His documentary about John Cale, a member of the Velvet Underground, won the BAFTA Award for Best Music Documentary in 1998. Marsh earned his second BAFTA Award with “Wisconsin Death Trip”, a film he completed in 1999. “Man on Wire” is Marsh’s third feature film.

168 168

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali 7 Ağustos 1974 günün sabahında, saat 7 sularında, Dünya Ticaret Merkezine, yani New York şehrinin İkiz Kulelerine bakanlar gözlerine inanamadı. Elinde tutuğu sırıkla, yerden dört yüz metre yükseklikte, iki gökdelen arasına gerilmiş ipin üzerinde yolda yürür gibi rahat yürüyen, dans eden, yorulduğunda ipin üzerine sırtüstü yatıp dinlenen, tekrar ayağa kalkıp yürümeye devam eden birisi vardır. Henüz 25 yaşındaki Fransız ip cambazı Philippe Petit yıllardır hayalini kurduğu şeyi gerçekleştirmiştir. Tel üzerinde yaklaşık bir saat süren gösterisinin ardından akıl ve ruh sağlığının yerinde olup olmadığı kontrol edilecek ve kısa bir süre sonra salıverilmek üzere hapse atılacaktır. Philippe Petit, her açıdan “normal” olamayacak kadar sağlıklıdır. Kimsenin hayal bile edemeyeceğini hayal etmiş, kız arkadaşı Annie ve ona inanan diğer arkadaşlarının, işbirlikçilerin de yardımıyla inanılmaz engelleri aşmıştır: İkiz kulelerin güvenliğinden geçmek; üzerinde yürüyeceği teli ve ipi germek için gerekli eşyaları binaya sokmak; teli iki çatıya ulaştırmak; kulelerin sallanma oranı ve rüzgarın gücünü hesaplayarak teli germek… “Teldeki Adam” hayal edebildiği ve hayalini kurduğu şeye ulaşmak için azmettiği, çalıştığı, yılmadığı, kararlı ve cesur olduğu sürece insan için hiçbir şeyin imkansız olmadığını anlatan, izlerken heyecan duyacağınız, sıradışı bir belgesel. In the morning of August 7, 1974, at around 7 a.m., those who looked at Twin Towers of the World Trade Center in New York could not believe their eyes. Four hundred meters above the ground, a man was walking, as if he had been walking on a straight road, dancing, lying when he got tired, standing up and continuing to walk on a wire strung between two towers, with a pole in his hand. Philippe Petit, a twenty-five-year-old French wirewalker, fulfilled his dream. Following his nearly one-hour performance on wire, he was taken for psychological evaluation and sent to jail before he was finally released. Philippe Petit was too healthy to be “normal” in all aspects. He dreamt what others could not even imagine, and with the help of his girlfriend Annie as well as other friends and collaborators who believed him, overcame unbelievable obstacles: bypassing the security of Twin Towers; taking the wire and other equipment into Towers; bringing the wire to the roof; and stringing the wire between the two towers, taking into consideration swaying of buildings and the wind. “Man on Wire” is an exciting and extraordinary documentary showing that nothing is impossible when one strives ambitiously, does not give up and proceeds courageously and decisively to fulfill what they dream.

2-12 Mayıs 2008

169 169

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

OMUZ OMUZA/ SHOULDER TO SHOULDER

Yönetmen - Director: Nedim Gürses Kamera - Camera: Orhan Yaşar Terlemez, Zeki Akın Kurgu - Editing: M. Erdem Gösterişli Müzik - Music: Alican Genç İletişim-Contact: Erdem Gösterişli E-mail: megosterisli@anadolu.edu.tr

48', 35mm, Renkli-Color, Türkiye-Turkey,2008

Nedim GÜRSES 1960 Yılında Eskişehir’de doğdu. 1982 yılında E.İ.T.İ. Akademisi İletişim Bilimlerinden mezun oldu. Aynı yıl Anadolu Üniversitesi T.V. yapım merkezinde çalışmaya başladı. 1986 yılında yüksek lisans, 1994 yılında da sanatta yeterlilik yaptı. Ulusal ve uluslar arası bildirileri ve makaleleri bulunmaktadır. Ayrıca birçok belgeselde de görüntü yönetmeni ve yönetmen olarak çalışmıştır. Halen Anadolu Üniversitesi’nde Öğretim Üyesi olarak görev almaktadır.

Nedim GÜRSES Nedim Gürses was born in Eskişehir in 1960. He graduated from Eskişehir Academy of Administrative and Commercial Sciences in 1982 and began to work at Anadolu University TV production center the same year. He received master’s degree in 1986 and proficiency in arts (PhD) degree in 1994. The author of national and international papers and articles, Gürses worked as the director of cinematography and director of numerous documentary films. He is currently a faculty member at Anadolu University.

170 170

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

Bu film imkânsızı başarmak için omuz omuza vermiş bir grup insanın hikâyesidir. Eskişehirspor’un kuruluş öyküsünü ve Anadolu efsanesi olduğu yılları içeren ve bunları bizzat yaşamış, tarihe tanıklık etmiş insanların kendilerinden izleyeceğimiz bir belgesel. Yöneticisinden, malzemecisine röportajlar gerçekleştirilerek o yılları yaşatmaya çalışmaktadır. Sekiz yıllık bir çalışmanın sonucunda, yaşayan ve şu anda yaşamayan birçok insanın bilgileri, belgeleri ve arşivleri harmanlanarak hazırlanmıştır.

This film is the story of a group of people who stand shoulder to shoulder to achieve the impossible. “Omuz Omuza” is a documentary depicting, from the eyes of people who personally witnessed the history, the story of the foundation of Eskişehirspor (the football club of Eskişehir) and the years during which the club had a legendary success. The film intends to reanimate those years through interviews with people from managers to suppliers. The film is the product of eightyear efforts to collect and blend the information, documents and archives concerning many people alive or not alive today.

2-12 Mayıs 2008

171 171

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

DEVRİMCİ GENÇLİK KÖPRÜSÜ/ REVOLUTIONIST YOUTH BRIDGE Yönetmen - Director: Bahriye Kabadayı Senaryo - Screenplay: Bahriye Kabadayı Görüntü Yönetmeni - Cinematography: Koray Kesik Kurgu - Editing: Burak Dal Müzik - Music: Sinan Sakızlı Yapım Yönetmeni- Production Director: Nalan Sakızlı Ödüller-Awards: Şirket-Company:VTR Film İletişim-Contact: Bahriye Kabadayı E-mail: bahriye@vtr.com.tr

84', Betacam, Renkli-Color, Türkiye-Turkey, 2007

Bahriye KABADAYI 1977, İstanbul doğumlu. Marmara Üniversitesi Radyo televizyon Sinema bölümü mezunu. 1997 yılında VTR Araştırma Yapım Yönetim ekibine katıldı. O tarihten bu yana VTR bünyesinde gerçekleştirilen filmlerde Enis Rıza'ya yönetmen yardımcılığı yaptı. Mustafa Varlık ile birlikte yönettikleri "Son Eller" adlı belgesel film ile 1998'de Aydın Doğan Vakfı ödülü kazandı. Belgesel Sinemacılar Birliği yönetim kurulu üyesi. 1997'den itibaren BSB tarafından düzenlenen etkinlik ve organizasyonlarda aktif olarak görev aldı. VTR bünyesinde pek çok sivil toplum kuruluşu için kamu yararı filmleri yapımında yönetmenlik ve yardımcı yönetmenlik yapıyor. İlk uzun metrajlı belgesel filmi olan "Büyük Bir Zap Şairi", 2006 yılında Fas'ın Marakeş şehrinde gerçekleştirilen ve bir Euromed programı olan Meda Films Development'a kabul edilen tek belgesel film projesidir.

Bahriye KABADAYI She was born in Istanbul in 1977. She graduated from Radio Television Cinema Department at Marmara University. In 1997, she became a member of VTR Film Directing Research Production and has since been the assistant of Enis Rıza in the films made by VTR. In 1998, she was awarded Aydın Doğan Award for the documentary film “Son Eller / Final Hands”, she co-directed with Mustafa Varlık. She is a member of the governing body of the Association of Documentary Filmmakers in Turkey and has been playing an active role in the events and organizations of the Association since 1997. Kabadayı has been the director or assistant director of numerous films made by VTR for public interest for nongovernmental organizations and initiatives. Her first feature-length documentary film “Büyük Bir Zap Şairi / A Great Zab River Poet” was the only documentary admitted to Meda Films Development, a Euromed programme held in Marrakech, Morocco in 2006.

172 172

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

1969 yılında bir grup üniversite öğrencisi “Boğaz’a değil Zap’a köprü” sloganıyla sembolik bir eylem başlatırlar. Hakkari’de geçit vermez Zap nehri canlar almaya devam ederken, İstanbul Boğazı’na yapılacak olan ilk köprünün de temelleri atılmaktadır. Ülkenin doğusu ile batısına eşit yatırım yapılmasını isteyen gençler hep birlikte Zap nehri üstüne bir asma köprü inşa etmeye başlarlar ve kısa sürede inşasını tamamladıkları bu köprüye “Devrimci Gençlik Köprüsü” adını verirler. Bu köprünün yapılışını, gerekçeleriyle, tanıklarıyla anlatan belgesel, şimdi bir efsane haline gelmiş ya da “romantik bir başkaldırı” masalı olarak anlatılan 68 kuşağının, ruhunun aslında ne kadar sağlam bir bilinçle yoğrulduğunu ve “gerçek” olduğunu anlatıyor.

A group of university students starts a protest, using the slogan “A bridge over Zab River not over Bosphorus” in 1969. As the impassable Zab River continues to take lives, the foundations of the first bridge over the Bosphorus are laid. These young people, aspiring equal investments in the eastern and western regions of the country, begin to construct a suspension bridge over the Zab River. Completing the bridge in a short time, they call it the “Revolutionist Youth Bridge”. The documentary, depicting the construction of this bridge on the basis of witness accounts, shows the “reality” and the unshaken awareness of the spirit and movement of 1968, which turned into a legend or told as a tale of “romantic revolution” today.

2-12 Mayıs 2008

173 173

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

UNMISTAKEN CHILD Yönetmen - Director: Nati Baratz Senaryo - Screenplay: Nati Baratz, Ilil Alexander, Ron Goldman Görüntü Yönetmeni - Cinematography: Yaron Orbach Kurgu - Editing: Ron Goldman Müzik - Music: Cyril Morin Yapımcı- Producer: Arik Berstein, Nati Baratz, Ilil Alexander Ödüller-Awards: Best Doc, Haifa Şirket-Company: Fortissimo Films İletişim-Contact: Frederique de Rooij E-Mail: frederique@fortissimo.nl

102', 35mm, Renkli-Color, İsrail-Israel, 2008

Nati Baratz İsrail, Kudüs'te doğdu. Tel Aviv Üniversitesinde sinema okudu. "Unmistaken Child"dan önce Tel-Aviv-Kırgızistan ve Nachas adlı kısa belgeselleri yönetti.

Nati Baratz was born in Jerusalem and studied filmmaking at Tel Aviv University. Prior to "Unmistaken Child", he has directed the short documentaries Tel Aviv-Kyrgyzstan (2001) and Noches (2004).

174 174

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali Belgesel denilince aklımıza kanıtlanabilir, belgelenebilir olan şeylerin gelmesi son derce doğal. Bu nedenle belgesel bir filmin konusu reenkarnasyon (ruh göçü) olunca ilk anda şaşırmamız, yadırgamamız da son derece doğal. “Unmistaken child”, Budist bir rahibin uzun yıllar müritliğini yaptığı ölmüş ustasının ruhunu arayışını anlatıyor. 26 yıl bir mağarada inzivada yaşayan Lama Konchog en çok saygı duyulan Tibet bilgelerinden biridir. 2001 yılında, 84 yaşındayken ölür. Tenzin Zopa, 7 yaşındayken bilgenin hizmetine girmiş ve bilgenin ölümüne kadar, 21 yıl boyunca onun yanında bulunmuştur. Şimdi Tenzin’e düşen görev, dünyanın herhangi bir yerinde, küçük bir çocuğun bedeninde yaşayan hocasının ruhunu arayıp, bulmaktır. Beş duyu ile algıladığımızın dışında da bir gerçek olabileceğini duyuran bu film, yalnızca reenkarnasyon üzerine yapılmış bir belgesel değil, insanın sabırla, azimle, inanarak belli bir amaç uğruna çıktığı zorlu yolculuğun evrensel öyküsüdür ve yönetmen Nati Baratz bu öyküyü olağanüstü görüntülerle, insancıl bir bakış açısıyla anlatmayı başarmıştır. It is quite usual that documentary films are associated with provable facts. Thus, we are naturally stunned to hear that the theme of a documentary is reincarnation. “Unmistaken Child” tells the story of a Buddhist monk who sets out to search for the soul of his late master. Lama Konchog became one of the most revered Tibetan masters after 26 years of isolation in a cave. He died at the age of 84 in 2001. Tenzin Zopa entered the service of Konchog when he was 7 years old and had been continuously with him for 21 years when he died. Now, it is time for Tenzin to search for and find the soul of his master embodied in a little boy, who may be living anywhere in the world. The film, showing that there can be a world beyond the one we perceive through five senses, is not only a documentary about reincarnation but also the universal story of a challenging journey that one takes ambitiously to pursue a goal. Nati Baratz succeeds in telling this story through extraordinary images and from a humanistic perspective.

2-12 Mayıs 2008

175 175

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

Değerli Katkılarıyla... With Kind Assistance of the U.S. Embassy Ankara

176 176

1-11 Mayıs 2009

AMERİKAN BELGESELLERİ KUŞAĞI AMERICAN DOCUMENTARY SHOWCASE

177

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

AKIŞ: SU AŞKINA / FLOW: FOR LOVE OF WATER Yönetmen - Director: Irena Salina Senaryo - Screenplay: Irena Salina Görüntü Yönetmeni - Cinematography: Pablo de Selva Kurgu - Editing: Caitlin Dixon, Madeleine Gavin, Andrew Mondshein, A.C.E. Müzik - Music: Christophe Julien Yapımcı- Producer: Steven Starr Ödüller-Awards: 2008 Sundance Film Festival, Offical Selection; 2008 Mumbai International Film Festival, International Jury Prize; 2008 Vail International Film Festival, Best Documentary, United Nations Association Film Festival, Best Documentary Co-Producers: Gill Holland, Yvette Tomlinson Executive Producers: Stephen Nemeth, Caroleen Feeney, Lee Jaffe, Augusta Brown Holland, Brent Meikle, Cornalia Meikle, Hadley Meikle Sirket- Company: Pscill Scope Laboratories Iletisim-Contact: Jessica Edwards E-mail: jedwards@murphypr.com, www.flowthefilm.com

84', DVD, Renkli-Color, ABD, 2008

Irena SALINA Fransa’da doğan Irena Salina, kendi filmlerini yazıp yönetmeden önce, çok sayıda ABD filminin yapımında görev almıştır. LifeTime Television, Salina’nın ilk kısa filmi “See You on Monday”in Hamptons Film Festivali’ne katılması için destek sağlamıştır. İlk filmi, “Ghost Bird: The Life and Art of Judith Deim” (2000), birçok festivalde gösterilmiş, 15. Fort Lauderdale Film Festivali’nde En İyi Belgesel Ödülü’nü almıştır. Aynı film, Meksika’nın prestijli festivali olan Ajijic Film Festivali’nde Başkan Özel Ödülü’ne layık görülmüş ve Sundance kanalı izleyicilerinin en sevdiği film olarak seçilmiştir.

Irena SALINA Born in France, Irena Salina started her career at 15 as a radio journalist in Paris, then worked in production in various capacities on numerous US films before writing and directing her first short, “See You on Monday”, sponsored by LifeTime Television for the Hamptons Film Festival. Her first film, “Ghost Bird: The Life and Art of Judith Deim” (2000), is an award-winning documentary that delves into the remarkable life of St. Louis-born artist Judith Deim. Ghost Bird was featured at many festivals, won Best Documentary at the 15th Fort Lauderdale Film Festival, the Presidents' Award at Mexico's prestigious Ajijic Film Festival, and is an Evergreen Audience Favorite on the Sundance Channel.

178 178

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

Irena Salina’nın ödüllü belsegeli, uzmanların 21. yüzyılın en önemli siyasi ve çevre meselesi olarak belirlediği “Dünya Su Krizi”ni sorguluyor. Film, dünyanın azalan su kaynaklarının artarak özelleştirilmesinin karşısında, gözükara bir şekilde siyasete, kirliliğe, insan haklarına ve oluşan dünya su karteline odaklanarak, bir durumu ortaya koyuyor. "Akış" izleyenlere, su krizine pratik çözümler üreten ve başarılı küresel ve ekonomik revizyon projeleri olarak yeni teknolojiler geliştiren insanlar ve kurumlar hakkında bir bakış açısı sunuyor.

Irena Salina's award-winning documentary is an investigation into what experts label the most important political and environmental issue of the 21st century: The world water crisis. The film builds a case against the growing privatization of the world's dwindling fresh water supply with an unflinching focus on politics, pollution, human rights and the emergence of a domineering world water cartel. ”Flow” gives viewers a look at the people and institutions providing practical solutions to the water crisis and those developing new technologies, which are fast becoming blueprints for a successful global and economic turnaround.

2-12 Mayıs 2008

179 179

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

HALKIN BAŞKANI: İNSAN, EFSANE VE MEDYA / THE PEOPLE'S PRESIDENT: MAN, MYTH AND THE MEDIA

Yönetmen - Director: Chuck Workman Görüntü Yönetmeni - Cinematography: Bruce Liffiton, John Sharaf Kurgu - Editing: Jeremy Workman, Chuck Workman Yapımcı- Producer: Chuck Workman Sirket-Company: White House Association E-mail: media@whha.org

57', DVD, Renkli-Color, ABD, 2008

Chuck WORKMAN 30 yılı aşkın süredir film yapımı ve tiyatro ile ilgilenen, ödül sahibi bir yönetmen, yazar ve yapımcıdır. Workman’ın teyatral kısa metrajlı filmi, “Precious Images”, En İyi Canlı Aksiyon Kısa Film dalında Akademi Ödülü aldı ve gösterimi yapılmış en yaygın kısa film olarak tarihe geçti. Workman’in yapımcılığını ve yönetmenliğini üstlendiği beğenilen filmleri arasında “Superstar”, “About Andy Warhol”, “The Source” ve “About the Beat Generation” sayılabilir. JFK ile ilgili yeni filmi, “In Search of Kennedy” 2009 yılında gösterime girecek. Workman, ayrıca Uluslararası Belgesel Derneği’nin eski başkanıdır.

Chuck WORKMAN He has been involved in filmmaking and theater for more than 30 years as an award-winning director, writer and producer. Workman's theatrical short, “Precious Images”, won an Academy Award for Best Live Action Short and has become the most widely shown short in film history. Workman produced and directed the acclaimed documentaries Superstar, About Andy Warhol, The Source, About the Beat Generation. A new film on JFK, “In Search of Kennedy”, will come out in 2009. He is a former president of the International Documentary Association.

180 180

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

Amerika’nın başkanlık algısı çoğu zaman imaj ile yönlendirilmektedir. “Halkın Başkanı: İnsan, Efsane ve Medya”, Hollywood filmlerinin ve televziyonun, Amerika’nın başkanlık ile ilgili görüşlerini şekillendirmede ve yansıtmadaki rolünu ele almaktadır. Yönetmen, liderde değerli bulunan özellikleri ve kahraman başkan idealinin yaratacağı tehlikeyi anlatmaktadır.

America's perception of the presidency is often driven by image. “The People's President: Man, Myth, and the Media” looks at the role of Hollywood film and network/cable television in both shaping and reflecting America's views of the presidency. Director explains the traits we treasure in our leader and the danger of idealizing the heroic president at the expense of understanding the daily grind of governance.

1-11 Mayıs 2009

181 181

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

SPUTNİK ÇILGINLIĞI / SPUTNIK MANIA Yönetmen - Director: David Hoffman Senaryo - Screenplay: David Hoffman, Paul Dickson Görüntü Yönetmeni - Cinematography: David Hoffman Kurgu - Editing: John Vincent Barrett Yapımcı- Producer: Jay Walker, David Hoffman, Eric Reid Oduller-Awards: Winner International Documentary Association, IDA ABCNews VideoSource Award, 2007. Sirket-Company:History Films and Balcony Releasing Iletisim-Contact: John Murphy Email: jmurphy@murphypr.com, www.sputnikmania.com

87', DVD, Renkli-Color, ABD, 2007

David HOFFMAN Amerika’nın usta belgesel yapımcılarından biridir. Hoffman’ın reality-style filmlerinden birçoğu, yakın dönemde Amerika’da gerçekleşmiş olayları ortaya koymakta ve insanların deneyimlerini aktarmaktadır. 40 yıllık kariyerinde, dört uzun metrajlı belgesel yapmıştır: “King, Murrayö “It's All Good”, “Sing Sing Thanksgiving with BB King” ve “Earl Scruggs: His Family & Friends”. Bunlar arasından “King, Murray” 1970 yılında Cannes Film Festivali’nde Eleştirmenler Ödülü’nü almıştır. Hoffman, aynı zamanda, çoğu PBS ve Turner Broadcasting için, 100’ü aşkın primetime televizyon belgeseli hazırlamıştır.

David HOFFMAN He is one of America's veteran documentary filmmakers. Many of Hoffman's reality-style films present a view of recent American events and how the American people experienced them. During his 40-year career, he has made four feature-length documentaries—King, Murray; It's All Good; Sing Sing Thanksgiving with BB King; and Earl Scruggs: His Family & Friends. King, Murray earned the Critics Award at the 1970 Cannes Film Festival. Hoffman has also made more than 100 primetime documentary television specials and series, mostly for PBS and Turner Broadcasting.

182 182

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

Elli yıl önce, Soğuk Savaşın en hararetli döneminde, Sovyetler Birliği Sputnik’i fırlattı. Yeryüzünün yörüngesine fırlatılan bu ilk uydu, Amerika’da saygıyla karışık bir korku yarattı. Bilimin bir mucizesi olarak dehşet yaratan Sputnik, çok geçmeden Amerika tarafından bir kitle imha silahı olarak algılandı. “Sputnik Çılgınlığı”, dünyanın iki süper gücünü nükler savaşın eşiğine getiren olaylar zincirini, aralarında yaptıkları gizli anlaşma ile III. Dünya Savaşını engelleyen iki eski generalin hikayesine de değinerek anlatıyor. Sputnik Çılgınlığı, geçmişin esrarengiz ulvi şarkısını, bugünün melodisiyle söylüyor. 21. yüzyılın karşı karşıya bulunduğu sorunlarla son derece ilişkili bir hikaye anlatıyor.

Fifty years ago, at the height of the Cold War, the Soviet Union launched Sputnik, the first satellite to orbit the earth, bringing America to its knees in awe—then fear. Initially thrilling as a marvel of science, Sputnik was soon viewed by America a weapon of mass destruction. Sputnik Mania explores the fast-moving series of events that brought the world's superpowers to the brink of nuclear war, and includes the story of two ex-generals whose private agreement prevented World War III. Sputnik Mania sings an uncannily prophetic song of the past to the tune of the present. It tells a story of great relevance to issues facing the 21st century.

2-12 Mayıs 2008

183 183

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

184 184

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

BERGMAN ADASI / BERGMAN ISLAND Yönetmen - Director: Marie Nyreröd Şirket-Company: Ankara İsveç Büyükelçiliği İletişim-Contact: Gülay Korol E-mail: gulay.korol@foreign.ministry.se

84', DVD, Black-White, İsveç-Sweden, 2006

Stockholm Üniversitesi'nden gazetecilik alanında yüksek lisans derecesi alan Marie Nyreröd, 1987'de güzel sanatlar bölümünde muhabir ve yapımcı olarak çalışmaya başladı ve her tür sanat (film, tiyatro, edebiyat) üzerine yüzlerce röportaj yaptı; artık daha çok belgeseller üzerine çalışıyor. Marie ile Ingmar Bergman ilk kez 1983'de tanıştılar.

With an MA in journalism from the University of Stockholm, Marie Nyreröd in 1987 she started to work as a reporter and producer for the arts department. She has made hundreds of reports on film, theatre and literature.Today she is committed to meking documentaries. Marie met Ingmar Bergman for the first time in 1983

1-11 Mayıs 2009

185 185

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

Ethem ÖZGÜVEN 1962 yılında doğdu. New York Woodstock Yüksek Sanat Okulunda, Hacettepe Üniversitesi Ekonomi Fakültesinde ve Anadolu Üniversitesi Sinema ve Televizyon Bölümünde eğitim gördü, 1992 yılından beri eşiyle kurduğu FIMA´yi (Uluslararası Fima Video Atölyeleri ve Kültürlerarası Medya Çalışmalarını Destekleme Derneği - Association for Support of Intercultural Work in the Media) yönetmektedir. Akademi İstanbul, Beykent Üniversitesi, Marmara Üniversitesi, Viyana Gazetecilik Enstitüsü, Yıldız Üniversitesi, Bilgi Üniversitesinde ders verdi. Vega Film, Antalya Altın Portakal Vakfı, Şizofreni Dostları Derneği, Vehbi Koç Vakfı, Kas Hastalıkları Derneği, Mayın Karşıtı Platform, Barışa Rock, Şizofreni Dostları Derneği gibi kurum ve derneklerle projeler gerçekleştirdi. Kısa, deneysel, belgesel filmleri var. “Uluslararası Fima Video Atölyeleri” , “Ulusal Çevre Senaryo Ödülleri”, “Antalya Uluslararası Kısa Film Video Festivali” kurucusu. Ethem ÖZGÜVEN He was born in 1962. He gave lectures at Academy Istanbul, Beykent University, Marmara University, Yıldız University. Since 1999 he has been teaching at Istanbul Bilgi University. He directed short films, videoart and documentaries since 1986. Since 1990 he teaches at “international video workshops” which was founded by him, Walter Pucher and Petra Holzer. International Video workshops hosted until 2002 more than 150 participants from 20 different countries. He gives workshops and seminars about video-art and documentary in Turkey and abroad. With his wife, Özgüven founded the Association for Support of Intercultural Work in the Media. He directed in 1995 and 1996 "Golden Orange International Short Film and Documentary Festival" and “The Environmental Scenario and Production Awards” in 1997, 1998 and 1999.

Petra HOLZER Studied Media/Communication Studies and Theater/Film/ Media at the University of Vienna. Lives and works as documentary maker and researcher in Istanbul. Currently she works on projects at Karşı Sanat Çalışmaları. Petra HOLZER Viyana Üniversitesi’nde Medya/İletişim ve Tiyatro/Sinema/Medya eğitimi aldı. Belgesel yapımcısı ve araştırmacı olarak İstanbul’da yaşamakta ve çalışmaktadır. Karşı Sanat Çalışmaları’nın projelerinde görev almaktadır.

186 186

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

HAKİKAT / ALETHEA Yönetmen- Director: Petra Holzer Özgüven, Ethem Özgüven Görüntü Yönetmeni-Cinematography: Gökhan Eryaman Kurgu-Editing: Ulaş Şimşek, Mark Marnikovic, Ömer Öztürk, Baran Akkoyunlu, Ethem Özgüven Müzik- Music: Alper Maral Yapımcı- Producer: Petra Holzer Özgüven, Ethem Özgüven

41’, DVD, Renkli-Color, Belgesel-Documentary, Türkiye-Turkey, 2007 “Çokuluslu şirketler 1989 yılından başlayarak Türkiye’de siyanürlü ayrıştırma yöntemiyle altın çıkarmak amacıyla lisanslar almaya başlamışlardır.Bu lisansların sayısı 600 civarındadır. tüm dünyada bu yöntemle altın çıkarılan maden sayısının 1000 civarında olduğu düşünülürse bu sayının türkiye ve onun ekosistemiyle bağlantılı önemi daha iyi anlaşılacaktır. bergama ve çevresindeki 17 köyün halkı 1989 yılından başlayarak bu maden işletmesine karşı bir direniş başlatmış ve bu direnişi 17 yıldır sürdürmektedir. Bu çalışmanın tamamlandığı 2006 temmuz ayında şirket hukuksuz olarak danıştay ve AİH mahkemesi kararlarına rağmen çalışmaya devam ediyordu.” “Since 1989, multinational companies have been receiving license to mine gold in Turkey with the cyanide leaching process. The number of licenses now amounts to about 600. Given that the total number of mines that use this process is 1000 in the whole world, the importance of this number for Turkey and its ecosystem is more obvious. The people of Bergama and 17 villages in the vicinity have been resisting to this mining since 1989. When this documentary was completed in July 2006, the company was still operating illegally, acting contrary to the judgments of Council of State and European Court of Human Rights.”

1-11 Mayıs 2009

187 187

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

4857 Yönetmen- Director: Petra Holzer Özgüven, Selçuk Erzurumlu, Ethem Özgüven Görüntü Yönetmeni-Cinematography: Alaattin Timur Kurgu-Editing: Selçuk Erzurumlu, Ömer Öztürk, Petra Holzer Yapımcı- Producer: Petra Holzer Özgüven, Ethem Özgüven

30', DVD, Renkli-Color, Belgesel-Documentary, Türkiye-Turkey, 2008 Tuzla Mezarlığı, Tersaneler Bölgesi'ni kuşbakışı görür. Mezarlığın olduğu tepeden aşağı doğru inmeye başlayın. İşte solda geniş askeriye arazisi. Yemyeşil ve insandan arındırılmış. Sonra bıçakla kesilmişçesine betonarme apartmanlar başlar. Tuzla Havzası'nda çalışan işçilerin evleri, sabah yediden itibaren "dışarıda", tersanelerde, deri sanayide, yan sanayide çalışanlar tarafından boşaltılır. Aile evlerinin arasına, ailelerin özlemi ve yataklarla doldurulmuş bekâr odaları karışır. Tepe aşağı devam edin, geminin ufacık parçalarını üreten atölyeler, E5 İçmeler Köprüsü'nün dinmeyen gürültüsü, dört yol ağzındaki hiç boşalmayan amele pazarı, banliyö treninin sesi. İçmeler İstasyonu'nu geçin, işte neredeyse Türkiye'nin bütün tersaneleriyle bezeli Aydınlı Koyu. Kırksekiz ayrı kapıdan her gün geçen işçiler, yüz insan boyu vinçler, saçlar, onları birleştiren hız ve terdir. Tersanelerin zaman birimi yere düşen izmarit, endişesi ölüm ve geçim, umudu ve derdi, hepimizin umudu ve derdidir. Tuzla Mezarlığı, Tersaneler Bölgesi'ni kuşbakışı görür. Tuzla Cemetery overlooks Tuzla Shipyards. Now start walking down the cemetery slope. On your left is the military zone, green and devoid of humans. Then all of a sudden you see nothing but concrete blocks of flats. The workers leave their homes around seven in the morning to work “outside”, in the shipyards, in leather and supply industries. Among the family flats you can also find bachelor apartments filled with beds and longing for families. Keep walking down the slope: factories manufacturing small ship parts, the unceasing roar from the İçmeler Köprüsü on the E5 freeway, the never empty labor pick-up strip at the crossroads, the sound of the local express train. Walk pass the İçmeler stop, and here is Aydınlı Bay packed with almost all of Turkey’s shipyards. The workers who go through forty eight different doors everyday, hundred men high cranes, steel sheets, the speed and sweat which merge them into one. The time unit in the shipyards is the fleeting instant a cigarette bud is dropped on the floor, the split second between making a living and death between hope and pain, their and ours. Tuzla Cemetery overlooks Tuzla Shipyards.

188 188

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

BİZİM DENİZ / MARENOSTRUM Yönetmen- Director: Ethem Özgüven Kurgu-Editing: Ethem Özgüven Müzik- Music: Kalan Müzik (Alcalica)

30', DVD, Renkli-Color, Belgesel-Documentary, Türkiye-Turkey, 2008 Özde hiç bir şey sanıldığı, göründüğü kadar romantik değildir. özellikle küçük balıkçı için. bir sabah kalkar ufka doğru bakarsın. gözlerin kızarmıştır. ellerin çatlaktır. üşümektesindir. senin, babanın, babanın babasının eski foçalıların ya da Likyalıların binlerce yıldır korudukları bir balık merası büyük bir tekne tarafından perişan edilmiş, misal beş ton balık tutulmuştur oradan bir gecede ve bitmiştir orası, ebediyen. Balık bitmiştir. deniz bitmiştir. saygı bitmiştir. sevgi bitmiştir. komşuluk bitmiştir; rum komşuların çoğu uzaklara gitmiştir... yalan ve riya, açgözlülük ve şiddet gelmiştir. Bugün akdeniz’de ve her yerde yaşadığımız budur... Anadeniz akdeniz’i öğrenmeyi sürdüreceğiz. In fact, nothing is as romantic as it seems or we think. especially for a small fisherman. once upon a time, you get up in the morning and look through the horizon. your eyes are red. your hands are chappy. you are cold. a fish yard protected by you, your father, his father, old people of Foça or Lycians since thousands of years has been wretched by a grand boat, say five tons of fish were caught overnight. and the yard has finished forever. The fish has finished. the sea has finished. the respect has finished. the love has finished. the neighbourhood has finished; most of the greek neighbours have moved far away... Lie and hypocrisy, greed and violence have started. That is what we are living through in today’s mediterranean and in today’s world... We are going to learn about the mediterranean sea, mother of seas.

1-11 Mayıs 2009

189 189

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali Taha FEYİZLİ 1967’de İstanbul’da doğdu.. Lisans eğitimini 1988 de Hacettepe Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü’nde tamamladı. 2004 – 2005 Gazi Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü,Tarih Bölümü’nde Yüksek Lisans eğitimini tamamladı. Halen TRT Ankara Televizyonunda, prodüktör/yönetmen olarak çalışıyor. 2007- 2008’de “Öteki” adlı altı bölümlük uluslar arası belgesel projenin yönetmenliğini yaptı. Ağustos 2007’de “Abu Kuş Gribi” adlı tek bölümlük Asya ülkelerinin birlikte hazırladığı belgeseli hazırladı. 1999 – 2000’ de “ Uzak Bakışlı Kadınlar ”adlı dört bölümlük Dramatik Belgesel Filmin yönetmenliğini yaptı.1999’ da “Eskici” adlı on üç bölümlük Dramatik Belgesel Filmin yönetmenliğini yaptı. Melih Cevdet ANDAY’dan aynı isimle uyarlanan “Aylaklar” adlı sinema filminin yapımcılığını yaptı. “ Dünya Mutfaklarından ”adlı otuz bölümlük programın yönetmenliğini yaptı. “Bilinmeyen Sinemalar” adlı elli iki bölümlük ve daha onlarca programın yönetmenliğini yaptı. Taha FEYİZLİ Taha Feyizli was born in Istanbul in 1967. He received BA in history from the Faculty of Letters, Hacettepe University, in 1988. He did his master in history at Gazi University in 2004 and 2005. He currently works as a producer and director in Ankara Television of TRT (Turkish Radio and Television Corporation). He directed an international documentary project of six episodes, “Öteki / The Other”, in 2007 and 2008. He made a single-episode documentary, “Abu Kuş Gribi / Avian Influenza”, a co-production of Asian countries in August 2007. He directed a dramatic documentary film of four episodes, “Uzak Bakışlı Kadınlar / Women Looking Ahead”, in 1999 and 2000 and another of thirteen episodes, “Eskici / The Junk Collector”, in 1999. Feyizli assumed the production of the motion picture “Aylaklar / The Vagabonds”, adapted from Melih Cevdet Anday’s novel of the same title. He is the director of a thirtyepisode television programme, “Dünya Mutfaklarından / From World Cuisines”. In addition to “Bilinmeyen Sinemalar / Unknown Cinemas” of fifty-two episodes, he is the director of tens of other programmes.

ÖTEKİ/ÖNÜM ARKAM SOBE! / OLLY, OLLY OXEN FREE! Yönetmen- Director: Taha Feyizli Senaryo- Screenplay: Mine Artu Görüntü Yönetmeni-Cinematography: Sabri Savcı-Mevlüt Dönmez Kurgu-Editing: Ahmet Osan Yapımcı- Producer: Taha Feyizli-TRT

31', DVD, Renkli-Color, Türkiye-Turkey, 2008 Küçük bir çocuk neşeli oyunlarından başka ne düşünmeli? Bir bisiklete sahip olmaktan başka ne hayali olmalı en erken yaşında? Sevgiden ve korunmaktan başka ne gibi bir özlemi olmalı? Sıcak bir yuva, bir ana bir baba. Bunlardan daha önemli ne olabilir bir çocuğun hayatında? Oysa.. What should a little child think other than funny games? What should they dream other than a bike in their early age? What should they yearn for other than love and protection? A lovely home and parents… What else can be more important than these in a child’s life? But..

190 190

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

TUTUNAMAYANLAR / LOSERS Yönetmen- Director: Taha Feyizli Senaryo- Screenplay: Mine Artu Görüntü Yönetmeni-Cinematography: Sabri Savcı-Mevlüt Dönmez Kurgu-Editing: Ahmet Osan Yapımcı- Producer: Taha Feyizli-TRT

30’ 24’’, DVD, Renkli-Color, Türkiye-Turkey, 2008

Yoksulluk dünyanın her yerinde! Yoksul, yoksun, engelli ve hak engelli. Yoksunluğun içinde doktor yüzü görememek var, süt içmeden büyümek, okula gidememek, aç yatmak, sığınacak bir çatı bulamamak, belki ekmeğini , geleceğini çöpten çıkarmak. Hep yaralanmak, hırpalanmak.. Poverty is everywhere in the world! Poor, deprived, deprived of rights, handicapped… Deprivation means not seeing a doctor when you are suffering, growing up and going to school without drinking milk, sleeping on an empty stomach, finding nowhere to shelter and making a living or your future from garbage. Being continuously hurt and lacerated.

KADININ ADI VAR / WOMEN DO HAVE NAME Yönetmen- Director: Taha Feyizli Senaryo- Screenplay: Mine Artu Görüntü Yönetmeni-Cinematography: Sabri Savcı-Mevlüt Dönmez Kurgu-Editing: Ahmet Osan Yapımcı- Producer: Taha Feyizli-TRT

27’ 24’’, DVD, Renkli-Color, Türkiye-Turkey, 2008 Ey kadın! Her şey tamam olur muydu sen olmasaydın? Çalışamıyor, okuyamıyor, okutulmuyor, kendi başına hareket edemiyor. Kendi özgürlüğüne, bedenine, geleceğine bile sahip değil. Yalnız bırakılmış, her türlü ayrımcılıkla mücadelede kaybetmeyi çoktan göze almış. Onlar, hem bugün hem yarınlar ama en çok yara alan da yine onlar, kadınlar… Hey women! Would everything be complete if it weren’t for you? Women, they are not allowed to work, study or act on their own will. They do not even possess their own freedom, body and future. Left alone, they have already accepted a defeat in any fight against discrimination. They are both today and tomorrow, but they are the most hurt ones. They are women…

1-11 Mayıs 2009

191 191

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

192 192

1-11 Mayıs 2009

CANLANDIRMA SİNEMASI ANIMATION FILMS

193

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

BEŞİRLE VALS / WALTZ WITH BASHIR Yönetmen - Director: Ari Folman Senaryo - Screenplay: Ari Folman Kurgu - Editing: Nili Feller Müzik - Music: Max Richter Seslendirenler - Voices: Ronny Dayag, Ari Folman, Dror Harazi, Ron-ben-yishai , Yehezkel Lazarov, Mickey Leon, Ori Sivan Yapımcı-Producer: Ari Folman Ödüller-Awards: Best Foreign Film, Golden Globes Awards, Best Anımated Feature, Los Angeles Film Crıtıcs Assocıatıon, Wınner 6 Ophır, Israeli Academy Awards; Best Movıe, Best Director, Best Screenplay, Best Artıstıc Desıngn, Best Editing, Best Sound Desıgn, Best Pıtcure, Natıonal Socıety Of Film Crıtıcs, Best Foreıgn Language Film, Natıonal Socity Of Film Crıtıcs Şirket-Company: Tiglon İletişim-Contact: Kemal Ural E-mail: kural@tiglon.com.tr

87', 35mm, Renkli-Color, İsrail-Almanya-Fransa, 2008

Ari FOLMAN Körfez Savaşı sırasında anksiyete atakları yaşarken bombalardan korunmaya çalışan yakın arkadaşları belgelediği ilk filmi Comfortably Numb ( 1991) ile İsrail Akademisi “En İyi Belgesel” Ödülü’nü kazanan Ari Folman, 1991-1996 yılları arasında televizyon için, çoğunlukla işgal altındaki topraklarda çekilen belgeseller üretildi. Folman, 1996’da Çek yazar Pavel Kohout’un romanından uyarladığı Saint Clara ile “En İyi Film” dahil olmak üzere yedi İsrail Akademisi Ödülü kazandı. Ari Folman’ın The Matarial that Love is Made Of ’ta dendiği animasyon tekniği Beşir’le Vals’de kullandığı özgün formatın keşfinin yolunu açtı. Ari FOLMAN Documanting the director’s close circle of friends taking cover on the verge of anxiety attacks during the first Gulf War, Ari Folmans debut film Comfortably Numb (1991) won the Israeli Academy Award for Best Documentary. Between 1991-1996 Ari Folman directed documantary specials for TV, mainly in the occupied territories. In 1996 he wrote and directed Saint Clara, a feature film based on a novel by Czech author Pavel Kohout and won seven Israeli Academy awards, including Best Director and Best Film. His initial attempt at animation in his series The Material that Love is Made Of – propelled Ari to develop the unique format of Waltz With Bashir.

194

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

1982 yılında, İsrail ile Lübnan arasındaki savaşın ve Sabra-Şatila katliamı olarak tarihe geçen katliamın tanıklarından birisi de yönetmen Ari Folman’dır. Savaşın yaşandığı dönemde İsrail ordusunda görev yapan yirmili yaşlarda bir genç olan Folman, aradan yıllar geçtikten sonra bir askerlik arkadaşıyla karşılaşır. Arkadaşı sürekli olarak gördüğü bir kâbustan yakınır. Bu kâbusun nedeni, 1982’deki Lübnan savaşıdır. Ari hafızasını ne kadar zorlarsa zorlasın savaşa ilişkin hemen hemen hiçbir şey hatırlamadığını fark edince önce şaşırır, sonra tedirginlik duyar ve bu durumun nedenini anlamaya çalışır. Savaşın tarafı, tanığı ya da karşıtı tanıdığı kim varsa arayacak, birlikte askerlik yaptığı arkadaşlarını bulacak ve unuttuğu ne varsa hepsini hatırlamaya çalışacaktır. 2008, En İyi Yabancı Altın Küre sinema ödülüne layık görülen ve yönetmen Ari Folman’ın kendi yaşam deneyimlerinden yola çıkarak hazırladığı bu savaş karşıtı uzun metrajlı animasyonbelgesel, tüm dünyada ilgi ile karşılandı.

Director Ari Folman is one of the witnesses of the 1982 war between Israel and Lebanon and the slaughter known as the Sabra and Shatila Massacre. Folman, who was an Israeli soldier at his twenties during the war, meets one of his friends from the army years later. His friend tells him about a recurring nightmare. The reason for this nightmare is the war with Lebanon in 1982. Ari is surprised that he cannot remember anything about the war no matter how hard he tries. Anxious, he tries to find the reason for this loss of memory. He will talk to any parties, witnesses and opponents of war, find his soldier friends from the army and strive to remember whatever he forgot. This anti-war animated documentary, based on personal experiences of the director Ari Folman, received the Golden Globe Award for Best Foreign Language Film in 2008 and was appreciated in the whole world.

195

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

KÜÇÜK DENİZ KIZI PONYO / PONYO ON THE CLIFF BY THE SEA Yönetmen - Director: Hayao Miyazaki, Kathleen Kennedy Senaryo - Screenplay: Hayao Miyazaki Müzik - Music: Joe Hisaishi Oyuncular - Cast: Yuria Nara, Hiroki Doi, Jôji Tokoro, Tomoko Yamaguchi, Yuki Amami, Kazushige Nagashima Yapımcı-Producer: Toshio Suzuki Şirket-Company: Tiglon İletişim-Contact: Kemal Ural E-mail: kural@tiglon.com.tr

100', 35mm, Renkli-Color, Japonya- Japan, 2008

Hayao MIYAZAKI Japonya’nın en önemli animasyon film yönetmenlerinden Hayao Miyazaki, 1941 yılında Tokyo’da dünyaya geldi. Gakushiun Üniversitesi’nde uluslararası ilişkiler ve ekonomi eğitimi aldı. 1963 yılında Toei Douga stüdyosunda animator olarak çalışmaya başladı. 1979 yılında ilk filmi, “The Castle of Cagliostro”yu yönetti. 1985 yılında Isa Takatha ile beraber Studio Ghibli adını verdikleri kendi animasyon stüdyosunu kurdu. Filmlerinin çoğunda doğaya ve insanın doğaya verdiği zarara değinen yönetmen, aynı zamanda oldukça ünlü bir Manga çizeridir. Yönetmenin diğer filmleri: Warriors of the Wind (1984), Castle in the Sky ( 1986), My Neighbor Totoro ( 1988) , Kiki’s Delivery Service(1989) ,Crimson Pig (1992), On Your Mask ( 1995), Kujira Tori (2001) Miyazaki , Isao Takahata ile beraber yaptığı Heidi dizisiyle de tanınır.

Hayao MIYAZAKI He is one of the best known directors of animated films in the world. Miyazaki was born in Tokyo in 1941 and studied international relations and economics at Gakushiun University. He started to work as an animator at the Toei Douga studio in 1963 and directed his first film, "The Castle of Cagliostro", in 1979. In 1985, he set up an animation studio with Isa Takatha. The theame of his films is often the nature and environmental damage from human activities. He is famous as one of the creators of Manga.

196

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

Ponyo, bir süs balığıdır ama balık olarak değil, insan olarak varolmak ister. Beş yaşındaki Sosuke, bir sabah deniz kenarında oynarken saçları reçel kavanozuna takılmış Ponyo ile tanışır ve onu kurtarıp, bir kovanın içine koyar. Zaman geçtikçe Ponyo ve Sosuke birbirlerini tanımaya ve tanıdıkça da birbirlerine hayran olmaya başlarlar. Ama aralarındaki bu bağ istemeden de olsa dünyanın ekolojik dengesini bozabilir. Ponyo, okyonusa dönmek zorundadır. Yönetmen Hayao Miyazaki, bu filminde el çizimi kareleri ve pastel renkleriyle çok daha iyimser ve neşeli…

Ponyo is a goldfish that longs to become human. One day playing on the seashore, fiveyear-old Sosuke meets Ponyo whose hair was stuck in a jar. Sosuke rescues and puts her in a bucket. Over time, as Ponyo and Sosuke begin to become more familiar with one another, they adore each other. However, the relationship between the two can unintentionally destroy the ecological balance in the world. Ponyo has to return to the ocean. The director Hayao Miyazaki is more optimistic and cheerful in this film with his hand drawings and pastel colors…

197

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

AHMAKLAR VE MELEKLER / IDIOTS AND ANGELS Yönetmen - Director: Bill Plympton Senaryo - Screenplay: Bill Plympton Animasyon - Animator: Bill Plympton Kurgu - Editing: Kevin Palmer Müzik - Music: Hank Bones, Nicole Renaud, Corey Jackson, Rachelle Garniez, Didier Carmier, 3 Leg Torso, Tom Waits, Pink Martini Yapımcı-Producer: Bill Plympton, Biljana Labovic Ödüller-Awards: 2009, Lisbon, Portugal - Viewer’s Choice Monstra Lisboa Animated Film Festival; 2009, Porto, Portugal - Grand Prize at FantasPorto; 2009, Porto, Portugal - Best Screenplay at FantasPorto; 2008, Ojai, California - Best Animated Film at Ojai Film Festival; 2008, Espinho, Portugal - Best Feature Film at Cinanima 2008; 2008, Buenos Aires, Argentina Third Mention at Expotoons; 2008, Buenos Aires, Argentina - Best Director at the Buenos Aires Red Blood Film Festival; 2008, Moscow, Russia - Best Sound Award at the International Festival for Contemporary Cinema 2morrow;2008, Madrid, Spain - Ex Aequo Award for the best fulllength film in International Competition at Animadrid; 2008, Rutgers, NJ - Best Feature Film at the New Jersey Film Festival; 2008, Annecy, France - Special Distinction Award at the Annecy Animation Festival 2008; Şirket-Company: Branscome International İletişim-Contact: Bill Plympton E-mail: Plymptoons@aol.com

78', 35mm, Renkli-Color, İspanya-Spain, 2008

Bill PLYMPTON Portland, Oregon'da doğan Bill Plympton, Portland State Universitesi Grafik Tasarım Bölümü'nden mezun olduktan sonnra New York a yerleşti. Kariyerine New York Times, National Lampoon, Playboy ve Screw gibi yayınlarda çizgi eserler yaratarak başladı. 1987'de kısa filmi “Your Face” ile Oscar'a aday gösterildi. MTV ve Spike and Mike's Animasyon Festivali'nde gösterilen pek çok kısa filmden sonra, uzun metrajlı filmlere yöneldi. 1991'den bu yana dokuz uzun metrajlı film yaptı. Bunlardan bazıları, ”The Tune”, “Mondo Plympton”, “I Married a Strange Person”, “Mutant Aliens”, "Hair High”dır. 2005 yılında "Guard Dog” adlı kısa filmi ile Oscar'a bir kez daha aday gösterilmiştir. Bill PLYMPTON He was born in Portland, Oregon. Bill Plympton moved to New York City, upon graduation from Portland State University in Graphic Design. He began his career creating cartoons for publications such as New York Times, National Lampoon, Playboy and Screw. In 1987 he was nominated for an Oscar for his short "Your Face". After producing many shorts which appeared on MTV and Spike and Mike's Festival of Animation, he turned his talent to features. Since 1991, he has made nine feature films, same of them, "The Tune", "Mondo Plympton", "I Married A Strange Person", "Mutant Aliens", "Hair High". In 2005, Bills received another Oscar nomination, this time for a short film "Guard Dog".

198

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

Angel, bencil ve mutsuz bir adamdır. Zamanının çoğunu barda geçiren, çevresindeki herkese karşı kaba, kırıcı davranan, insanları aşağılamaktan zevk alan Angel, bir sabah uyandığında sırtında bir çift kanat olduğunu fark eder. Bu melek kanatları ile içindeki ahlaksız, kötü, ahmak ve bencil ruhu arasındaki uyumsuzluk trajikomiktir. Angel, kendi kişiliğine, doğasına ters düşen iyilik kanatlarından kurtulmak için elinden geleni yapar ama başaramaz ve kaderine boyun eğmeyi öğrenir. “Ahmaklar ve Melekler”, yönetmen Bill Plympton’un kendine özgü yaratıcı üslubunu yansıtan, katıldığı festivallerden çok sayıda ödülle dönen ve büyük bir ilgiyle, beğeniyle izlenen bir film.

Angel is a selfish unhappy man who hangs out in bars, behaves injuriously to others and enjoys despising people. One day, waking up in the morning, he realizes that there is a pair of wings on his back. There is a tragicomic incompatibility between these angel wings and Angel’s immoral, wicked and selfish personality. Angel tries his hardest to rid himself of these angel wings, which are contrary to his nature, but he fails and desperately bows to fate. “Idiots and Angels”, representing the original style of the director Bill Plympton, received numerous awards at festivals and draws great attention.

199

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

9.99 DOLAR / $9.99 Yönetmen - Director: Tatia Rosenthal Senaryo - Screenplay: Tatia Rosenthal, Etgar Keret Görüntü Yönetmeni - Cinematography: Susan Stitt, James Lewis, Richard Bradshaw Müzik - Music: Christopher Bowen Seslendirenler-Voices: Geoffrey Rush, Joel Engerton, Anthony LaPaglia, Ben Mendelsohn, Barry Otto Yapımcı- Producer: Mechele Axford, Richard Clendinnen, Amir Harel, Emile Sherman Ödüller-Awards: 2009, Mexico City International Contemporary Film Festival, Audience Award, Festival Award, Best Female Director Şirket-Company: Fortissimo Films İletişim-Contact: Frederique de Rooij E-Mail: frederique@fortissimo.nl

78', 35mm, Renkli-Color, Animasyon-Animation, İsrail/Avusturalya-Israel/Australia, 2008

Tatia ROSENTHAL Tel Aviv’de doğan Rosenthal, New York Tisch Sanat Okulu Sinema ve Televizyon Bölümü’nden 1998’de mezun oldu ve New York’a yerleşti. Kısa stop-motion animasyonları “A Buck’s Worth” (2005) ve “Crazy Glue” (1998) dünya çapında gösterildi ve birçok ödül aldı. “A Buck’s Worth” Sundance Film Festivali’nde gösterildi. Rosenthal, Richard Vague 100,000$ Yapım Desteği Ödülü, Maryland Yapımcılar Kulübü Ödülü (2002) ve 2001 yılında Sundance Senaristler ve Yönetmenler Laboratuarları bursunu aldı.

Tatia ROSENTHAL Born in Tel Aviv, Rosenthal is based in New York where she graduated from the NYU Tisch School of Arts with a BFA Hons in Film & Television in 1998. Her short, stop motion animations "A Buck’s Worth "(2005) and "Crazy Glue"(1998) have screened around the world and won numerous awards. "A Buck’s Worth" premiered at Sundance Film Festival. Rosenthal has been a recipient of the Richard Vague $100,000 Production Fund Award, the Maryland Producers’ Club Award (2002) and a Fellow of both the Sundance Writers’ and Directors’ Labs in 2001

200 200

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

28 yaşında olmasın rağmen işsiz güçsüz evde oturan Dave Peck, bir anda tüm hayatını değiştirecek dahiyane bir fikir keşfeder. Herkesin merak ettiği bir soru vardır: Ben neden varım? Varoluşumun ve hayatın anlamı nedir? Hayat, gerçekten yaşanmaya değer bir anlama sahip midir yoksa anlamsızlıktan mı ibarettir? Dave Peck, işte ezelden beri varolan bu yanıtsız soruların yanıtını bulmuş ve 9,99 dolara sattığı bir kitapta toplamıştır. Kimbilir, belki de hayatın anlamı, değeri 10 dolar bile etmeyen bu kitapta saklıdır ve mutlaka okunmalıdır. Peki ,ya hayata yüklediğimiz onca anlam ve değerin bu kadar ucuz olmasına katlanabilecek miyiz?

Dave Peck, a 28-year-old unemployed who still lives at home, discovers a brilliant idea that will change his life. There are some questions whose answers everyone wonders: Why do I exist? What is the meaning of life and my existence? Does life really have a meaning which is worth living or is it just something meaningless? Dave Peck finds the answers of these eternal questions and collects them in a book sold for $9.99. Who knows? Perhaps the meaning of life is hidden in this book, which does not make even $10. We have to read the book, but how can we tolerate the fact that all meaning and value we attribute to life is so cheap?

201 201

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

202 202

1-11 Mayıs 2009

PETRA DOLLEMAN'IN SEÇTİKLERİ PETRA DOLLEMAN'S SELECTION

203 203

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

204

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

PETRA DOLLEMAN 1986 yılından bu yana grafik sanatları, animasyon film ve bilgisayar alanında bağımsız görsel sanatçı/film yapıcı olarak çalışmaktadır. ‘Toonder’ studyosunda animasyon alanında pratik tecrube edinmiş fakat pek çok şeyi sadece yaparak öğrenmiş. Kariyerinin başlarında kazandığı bir kaç burs sayesinde farklı deneyimler (çizim/animasyon/video/bilgisayar) edinme fırsatı bulmuştur. 1983 yılından bu yana pek çok yerde çalışmalarını sergilimekte ve animasyon filmleri uluslararası festivallerde ve televizyonda gösterilmektedir. 2000 yılından beri farklı müzisyen ve besteci ile birlikte performans sanatçısı ve VJ olarak çalışmaktadır. Doğaçlama onun için anahtar kelimedir. Farklı alanlardan sanatçılarla birlikte çalışmaktan hoşlanmaktadır. Ödülleri: 1998 Altın Kamera Birincilik Ödülü Uluslararası Sinema ve Video Festivali Chicago U.S; 1998 ‘A History of the Netherlands’ (Hollanda Tarihi) Ulusal AV ödülleri adayı; 1988 ‘Museum’ (Müze) Birincilik Ödülü Zagrep beş dakikadan kısa filmler kategorisi; 1988 Cinanima’88 (Espinho), Onur ‘ Değer Eser; 1988 Lange Nacht van de Korte Film (Amsterdam)’88 iki Aldo Camini; 1987 Hollanda Filmdagen’87 Gouden Kalf adaylığı; 1985 Urıot, Görsel Sanatlar Eyalet Akademisi, A’dam; 1983 St. Holland Animasyon, hikaye dalında birincilik ödülü PETRA DOLLEMAN Since 1986 I have been working as an independent visual artist/filmmaker in the field of graphic arts, animation film, video and computer.At the ‘Toonder’ Studio’s I acquired practical experience with animation, but learned most things by just doing them. Thanks to a few grants in the beginning of my carreer I had the opportunity to do a lot of different experiments. (drawing/animation/video/ computer) I have been exhibiting my work since 1983 in many places and my animation films have been shown at international festivals and television. Since 2000, I work also as a performing artist / VJ together with different musicians / composers. Improvisation is the keyword. In general I like to work with artists from other disciplines. Her awards: 1998 First price "Gold Camera Award" US Int. Film and Video Festival, Chicago; 1998 'A History of the Netherlands' nominated for National AV Awards; 1988 ‘Museum' Fırst Prıze in Zagreb ‘88 in the category shorter than five minutes. ; 1988 Cinanima ‘88 (Espinho), Mentıon Honorable. ; 1988 Lange nacht van de korte film (Amsterdam) ‘88, two Aldo Camını’s.; 1987 Nederlandse Filmdagen '87 Nominated Gouden Kalf.; 1985 Urıot, State Acadamy for Visual Arts, A’dam; 1983 First price for storyboard, St Holland Animation

1-11 Mayıs 2009

205

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

ANNA VE BELLA / ANNA AND BELLA Yönetmen- Director: Børge Ring Animasyon- Animation: Børge Ring Yapımcı- Producer: Cilia van Dijk Ödüller-Awards: Oscar Academy Award 1985- Grand Prix, Hiroshima 1985- Grand Prix, Los Angeles 1985- Firts Prize, Odense 1985- Prix du public, Toronto 1984- First Prize, Espinho 1984- Mention de Qualité, Paris 1985

7’30’’, 35 mm, Renkli-Colour, Holland-Hollanda, 1984 İki yaşlı kız kardeş fotoğraf albumu ve epey bir miktar şarabında yardımı ile eski günleri hatırlayıp heyecanlı bir gece geçirirler. Two elderly sisters spend an exciting evening recalling old times, helped by a photograph album and large quantities of red wine. Børge Ring, 1921’de Danimarka’da doğdu. Caz müzisyeni olarak kariyer yapmak için üniversite eğitimini bıraktı. 28 yaşında ilk göz ağrısı animasyona döndü ve Kopenhag’da küçük bir stüdyo açtı. Cannes Prix de Jury’nin (Jüri Ödülü), 1978 Oscar adaylığı, 1985 Akademi Ödülü ve 2000 Annecy UNICEF Ödülü de dahil olmak üzere otuzdan fazla uluslararası ödül kazandı. Børge Ring He was born in Denmark in 1921. He gave up his university education for an enjoyable career as a jazz musician. At the age of 28 he returned to his first love animation, and opened a small studio in Copenhagen, Denmark. He won more than 30 international awards including the Prix de Jury in Cannes and an Oscar nomination in 1978, and Academy award in 1985 and the UNICEF prize at Annecy in 2000.

SIENTJE Yönetmen- Director: Christa Moesker Senaryo- Screenplay: Christa Moesker Animasoyn- Animation: Christa Moesker Yapımcı- Producer: Netherlands Institute for Animation Film, Ton Crone Ödüller-Awards: Best Short Film Netherlands Film Festival, 1997- Prize for the Best First Film and a Special Mention of the FIPRESCI (International Film Critic's) Jury International du Film d'Animation Annecy, 1998- Best Film 13th World Festival of Animated Films Zagreb, 1998.

4’30’’, 35 mm, Renkli-Colour, Holland- Hollanda, 1997 Küçük bir kız ailesi ile tartıştıktan sonra çok mutsuz olur. Öfkenizden kurtulmak için ne yaparsınız? Anne ile barış sağlamak için yaramaz örnekler. İsyankar ve akıllıca bir başlangıç. A little girl gets very upset after a quarrel with her parents. What to do to get rid of your anger? Naughty examples how to work off steam to finally restore the peace with mum again. A rebellious and witty debut.

206

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

ARLES’TE YATAK ODASI / THE BEDROOM AT ARLES Yönetmen- Director: Maarten Koopman Senaryo- Screenplay: Maarten Koopman Ödüller-Awards: Special Juryprize for best short film Cannes 1990- Silver Spike, Film Festival Valladolid.

1’21’’, 35 mm, Renkli-Colour, Hollanda- Holland, 1990 Yeni Famous Paintings (Ünlü Tablolar) yaklaşımı sanatta zaman ve mekân kavramları içinde genişleyip resim, sinema ve öykü anlatımı estetiklerini bir araya getirir. Resimler farklı bir anlatı yapısı taşır ve izleyicinin aşina olmayabileceği çok farklı bir hayattan alınır. Boş bir odada bir sandalye ve bir sehpa ortaya çıkar. Resimler ve çizimler birer birer sehpanın üzerini, duvarları kaplar. Paltolar ve palto askısı görünür. Sonra yerden bir yatak gelir. Yatak şiltesi belirir, yatak örtüsü ve yastıklar da. Odanın diğer özellikleri ortaya çıkar. En sonunda, Arles’te bir yatak odası karşımıza çıkar, aynen Vincent Van Gogh’un çizdiği gibi. A novel approach, Famous Paintings expands upon the concept of time and space in art and combines the aesthetics of painting, cinema, and storytelling. The paintings are given a narrative structure and taken on a very different life than the one the viewer may have known. In an empty room, a chair and an easel appear. One by one, paintings and drawings are composed on the easel, slip off, and slide up the walls. Coats and a coat rack appear. Then a bed comes up from the floor. A mattress materializes, a bedspread and pillows, too. Other features of the room appear. By the end, it's a bedroom at Arles, as painted by Vincent Van Gogh.

JOHANNES VERMEER’İN İNCİLİ KIZI / GIRL WITH THE PEARL BY JOHANNES VERMEER Yönetmen- Director: Maarten Koopman Senaryo- Screenplay: Maarten Koopman

1’46’’,35 mm, Renkli-Colour, Holanda-Holland, 1996 Yeni Famous Paintings (Ünlü Tablolar) yaklaşımı sanatta zaman ve mekân kavramları içinde genişleyip resim, sinema ve öykü anlatımı estetiklerini bir araya getirir. Resimler farklı bir anlatı yapısı taşır ve izleyicinin aşina olmayabileceği çok farklı bir hayattan alınır. A novel approach, Famous Paintings expands upon the concept of time and space in art and combines the aesthetics of painting, cinema, and storytelling. The paintings are given a narrative structure and taken on a very different life than the one the viewer may have known. Maarten Koopman 17 Ekim 1951’de Amsterdam’da doğan Maarten Koopman ressam, çizer ve bestecidir (“The Taste of Water”, “Pervola” ve “Oh Boy’” da dahil olmak üzere Orlow Seunke filmlerinin, birçok belgeselin ve kendi kısa filmlerinin müziğini yapmıştır). Televizyon dizisi “Pim”in ortak yazar ve yönetmeni, “The Taste of Water” ve “Pervola”nın ortak yazarıdır. Tilburg, Breda ve Hilversum Sanat Okullarında animasyon dersleri vermektedir. Ödül almış pek çok animasyon filmi vardır. Maarten Koopman, born October 17, 1951 in Amsterdam, is a painter, illustrator and composer (he wrote the music for the films of Orlow Seunke, including ‘The Taste of Water”, “Pervola” and “Oh Boy!”, many documentary’s and his own animationfilms).He co-wrote and co-directed “Pim” (TV-series), co-wrote “The Taste of Water” and “Pervola”. He teaches animation at Schools of Art in Tilburg, Breda and Hilversum. He has a lot of animation films that won awards. 1-11 Mayıs 2009

207

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

BABA VE KIZI / FATHER AND DAUGHTER Y��netmen- Director: Michael Dudok de Wit Senaryo- Screenplay: Michael Dudok de Wit Animasoyn- Animation: Michael Dudok de Wit and Arjan Wilschut Yapımcı- Producer: Willem Thijssen and Claire Jennings Ödüller-Awards: Grand Prix and Press Prize (Prize Alves Costa) Cinanima 2000, PortugalPublic Prize and First Prize Ottawa International Animation Festival 2000, Canada- Grand Prix Holland Animation Film Festival 2000- Best Animation Film; Clermont-Ferrand Short Film Festival 2001, France- BAFTA AWARD 2001; England- Oscar nomination 2001 USA- Youth Jury Award for Most Inspirational Film ; Reel to Real, Vancouver, Canada 2001- Cartoon d’Or nomination 2001 Brussel -Special Jury Prize - Best short film FIFEM 2001 (Montreal International Children Film Festival)- People's Choice Award - Best short film FIFEM 2001 (Montreal International Children Film Festival)

8’30’’, 35 mm, Renkli-Colour, Holland- Hollanda, 2000 Bir baba genç kızına veda eder ve ayrılır. Kız onun dönüşünü günler, mevsimler, yıllar...boyu bekler. A father says goodbye to his young daughter and leaves.She awaits his return for days, seasons, years … Michael Dudok de Wit (1953) Holanda’da doğmuş ve eğitim almıştır. 1978 ‘de West Surrey Sanat Koleji’nden (İngiltere) , ilk filmi ‘ The Interview’ (Görüşme) ile mezun oldu.Barselona’da bir yıl çalıştıktan sonra, ödüllü pek çok televizyon ve sinema reklam filmi yönetti ve animasyon yaptı. 1992’de kısa filmi ‘Tom Sweep’in ardından 1994'te Folimage stüdyosu ile Fransa’da ‘The Monk and the Fish’i (Rahip ve Balık) yaptı.Bu film Oscar’a aday gösterildi ve aralarında Cartoon d’Or ‘un da bulunduğu pek çok ödül kazandı. Michael ayrıca kitaplar için çizimler yapmaktadır. İngiltere ve dışında sanat okullarında animasyon dersleri vermektedir. Michael Dudok de Wit was born (1953) and educated in Holland. In 1978 he graduated from the West Surrey College of Art, England, with his first film “The Interview”. After working for a year in Barcelona he settled in London where he has directed and animated many award-winning commercials for television and cinema. In 1992 he created his short film “Tom Sweep” followed by “The Monk and the Fish” (1994) which was made in France with the studio Folimage. This film was nominated for an Oscar and it has won numerous prizes, including the Cartoon d’Or. He also illustrates books and teaches animation at art colleges in England and abroad.

YUMURTAYI ÖLDÜRMEK / THE KILLING OF AN EGG Yönetmen- Director: Paul Driessen Senaryo- Screenplay: Paul Driessen Animasoyn- Animation: Paul Driessen Yapımcı- Producer: Nico Crama Ödüller-Awards: Mention de qualité, Centre National de la Cinématographie, Paris, France 1978- Premio di qualità, Rome, Italy 1981.

2’50’’, 35 mm, Renkli-Colour, Holland- Hollanda, 1977 Sabah kahvaltısında yumurta yemeye hazırlanan biri, o nazik yumurta kabuğunun içinde yaşam olduğunu keşfeder. Onunla uğraşmaya başlar, yavaşça vurur, fakat daha sonra kontrolünü kaybeder ve yumurtayı ve içindeki her şeyi kırar. Sonra kapısı çalmaya başlar. Önce nazikçe yavaş, daha sonra kuvvetli bir şekilde… Somebody preparing to eat an egg for breakfast, detects life within the delicate eggshell. He starts teasing it, tapping it gently, but then he gets excited, loses control of himself and crushing the egg and everything in it. Then there’s a knock at his door, gentle at first, then louder…

208

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali Paul Driessen, Mart 1940’da Nijmegen’de doğmuştur. Utrecht Sanat Akademisi’nde grafik ve çizim eğitimi aldıktan sonra Hilversum Cinecentrum’da bir animasyon filmle çıkış yaptı. Driessen “Happy Prince”in tasarımını yaptı, çocuk kitapları yazdı ve birçok çocuk kitabının da çizerliğini yaptı. 1967’den beri zamanını Kanada (Kanada Sinema Kurulu’nda çalışmaktadır), Hollanda (Kültür Bakanlığı için filmler yapmaktadır) ve Almanya’da (Kassel Sanat Akademisi’nde ders vermektedir) arasında geçirmektedir. Paul Driessen was born in March 1940 in Nijmegen. After studying Graphics and illustration at the Art Academy of Utrecht, he made his debut with an animation film at Cinecentrum in Hilversum. Paul Driessen also worked as a designer for the 'Happy Prince' and has written and illustrated a variety of children's books. Since 1967 Paul Driessen spends his time between Canada (working for the Canadian Film Board), the Netherlands (making films for the Ministry of Culture) and Germany (teaching at the Art Academy of Kassel).

PAS A DEUX Yönetmen- Director: Gerrit van Dijk & Monique Renault Senaryo- Screenplay: Gerrit van Dijk & Monique Renault Animasoyn- Animation: Gerrit van Dijk & Monique Renault Yapımcı- Producer: Cilia van Dijk Filmprodukties, Cilia van Dijk, Gerrit van Dijk, Monique Renault Ödüller-Awards: Golden Bear on the Internationales Film Festspiele Berlin 1989

5’30’’, 35 mm, Renkli-Colour, Holland- Hollanda, 1988 “Pas a Deux” zamanın müziğiyle, değişimin ritmiyle heyecan verici bir dans. Müzik Java, Tango, Rock’n Roll ve Breakdance ile gelişirken sinema, televizyon, politika, din ve sanat dünyasının ünlüleri İsa ve Liza Mineli, Superman ve Jeanne d'A rc önümüzden geçip gider. Pas a Deux is an exciting dance to the music of time, the rhythm of changes. While the music evolves from Java, Tango, Rock and Roll and Breakdance, the celebrities of movies, television, politics, religion and art, pass by; Jesus Christ and Liza Minelli, Superman and Joan of Arc. Gerrit van Dijk 1938’de Uden köyünde koyu Katolik bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. On beş yaşındayken Tilburg’da akademide eğitim gördü. Van Dijk sürekli yeni form ve teknik arayışındadır. Kullanmadığı iki boyutlu birkaç teknik vardır: hücre, kesme, rotoskopi, pikselasyon veya animasyonla birleştirilmiş canlı görüntü. “A Good Turn in Daily”de her bir sahnenin içeriğini anlatmak için o sahneye özgü bir teknik kullanmıştır. Van Dijk’in zengin bir filmografisi vardır. Filmleri pek çok festivalde gösterilmiş ve birçok ödül kazanmıştır. 1989 ve 1998 yıllarında Monique Renault ile yaptığı “Pas a Deux” ve “I move, so I am” ile Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı Ödülü’nü kazandı. Gerrit van Dijk “The Last Words of Dutch Schultz” adlı belgesel animasyonda rotoskop tekniğini bir kez daha kullandı. Gerrit van Dijk was born in 1938 in a pious Catholic family in the village Uden. He studied as a fifteen-year-old boy at the academy in Tilburg. Van Dijk continually searches for new forms and techniques. There are few two-dimensional techniques that he had not used: cell, cut-out, rotoscopy, pixilation or live action combined with animation. In "A Good Turn Daily" Van Dijk choses a form of technique for each scene individually, with an eye to expressing the content of that scene.Gerrit van Dijk has an extensive filmography. His films have been shown at many international festivals and won many prizes. For his films "Pas a Deux", which he made with Monique Renault, and ´I move, so I am` he recieved a Golden Bear at the Film Festspiele, Berlin 1989 and 1998. The refined technique of rotoscope is used again by Gerrit van Dijk to make the animated documentary "The Last Words of Dutch Schultz". 1-11 Mayıs 2009

209

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

MÜZE / MUSEUM Yönetmen- Director: Petra Dolleman Senaryo- Screenplay: Petra Dolleman Animasoyn- Animation: Petra Dolleman Yapımcı- Producer: Sichting Holland Animation, Nico Crama

3’50’’, 35 mm, Renkli-Colour, Holland- Hollanda, 1986 Müzede gezen bir adam kendi yansıması gibi görünen sanat eserlerine yönelir. Adam, duydukları ve gördüklerinden birer birer bir şeyler toplar ve müzeden tek parça olarak çıkmaz. A man visits a museum and makes his way along the various works of art, which seem to be reflections of himself. However, step by step he picks up something from what he hears and sees and he does not leave the museum all in one piece. Petra Dolleman 1986 yılından bu yana grafik sanatları, animasyon film ve bilgisayar alanında bağımsız görsel sanatçı/sinemacı olarak çalışmaktadır. Toonder Stüdyosu’nda animasyon alanında deneyim edinmiş fakat pek çok şeyi sadece uygulayarak öğrenmiştir. Kariyerinin başlarında kazandığı birkaç burs sayesinde farklı deneyimler (çizim/animasyon/video/bilgisayar alanlarında) edinme fırsatı oldu. Petra Dolleman has been working since 1986 as an independent visual artist/filmmaker in the field of graphic arts, animation film, video and computer. At the Toonder Studio, she acquired practical experience with animation, but learned most things by just doing them. Thanks to a few grants in the beginning of her career, she had the opportunity to do a lot of different experiments. (drawing/animation/video/computer)

210

1-11 Mayıs 2009

KISA FİLMLER

SHORT FILMS

211

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

TEMAS / THE TOUCH Yönetmen-Director: Özay Fecht Yapımcı-Producer: Özay Fecht Senaryo-Script: Özay Fecht Oyuncular-Cast: Özay Fecht, Barış Kılıç, İpek İnli, Aykut Cömert Kamera: Eyüp Boz

11', Mini DV, Renkli-Color, Kurmaca-Fiction,Türkiye-Turkey, 2008 Bardaki yalnız kadın genç bir adamın kendisine sarılmasını ister, ama ertesi gün tesadüfen adamla yeniden karşılaştığında, hiçbir şey hatırlamaz. A lonely woman in a bar wants to be hugged by a young man, but when she meets him again the next day by chance, she doesn't remember anything. Özay Fecht; 1953 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Özay Fecht, 1971’den bu yana, çoğunlukla Berlin’de yaşadı. Ayrıca Paris ve New York’ta da bulundu. 70’li yılların başında, Berlin’de 3 yıllık bir pandomim eğitimi aldı. Almanca, İngilizce, Fransızca ve İspanyolca bilen ve konuşan Özay, 28 yıldan beri 50’ye yakın sinema ve televizyon filminde rol aldı. 2006 yılında Schauspiel Leipzig Tiyatrosu’nda sergilenen Wildfremde adlı oyunda misafir sanatçı olarak oynadı. Özay Fecht, born in Istanbul in 1953, has been mostly living in Berlin since 1971. She also lived in Paris and New York. In the early 1970s, she received three-year pantomime training. Fecht, speaking German, English, French and Spanish, has taken part in about 50 films and television productions in 28 years. In 2006, she had been a guest actress in Wildfremde staged at Schauspiel Leipzig Theatre.

HOŞGELDİN BEBEK / WELCOME BABY Yönetmen-Director: Serhat Koca Görüntü Yönetmeni- Director of Photography: Caner Erzincan Senaryo- Screenplay: Serhat Koca Müzik- Music:Zülfü Livaneli Kurgu- Editing:Serhat Koca Oyuncular- Cast: Ünal Ateş, Serdar Yavuz Yapımcı-Producer: Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi Ödüller-Awards: Kristal Klaket Film Festivali. 2007 44. Antalya Altın Portakal Film Festivali, Ulusal Kısa Film Yarışması, En iyi Kısa Film, 2007 Plato Film Okulu Kısa Devre Film Festivali, Gösterim Filmi. 2007 2. İnönü Üniversitesi Kısa Film Festivali, Kurmaca Dalı, En iyi Kurmaca Ödülü. 2008 5. Pam Çevre Kısa Film Festivali, Yarışma Filmi. 2007 19. Ankara Uluslararası Film Festivali, Ulusal Kısa Film Yarışması. 2008

6'30", Mini Dv,Kurmaca-Fiction,Türkiye-Turkey, 2007 Çaresizliğin ortasında yeni bir umut doğabilir mi? Can a new hope be born in the middle of helplessness?

212

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali Serhat Koca, 1983 yılında Tunceli'de doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini İstanbul'da tamamladı. Kısa film çalışmalarına 2001 yılında Damla isimli kısa filmle başladı. Birçok kısa film çalışmasında çeşitli görevlerde bulundu. Halen Selçuk Üniversitesi Kısa-ca Film atölyesinde kısa film ve belgesel alanındaki çalışmalarına devam etmektedir. Serhat Koca was born in Tunceli in 1981. He made his first short film, “Damla” in 2001. He took part in the production of several short films. He continues to work on short films and documentaries in Kısa-ca Film Workshop at Selçuk University.

HANGİ SAVAŞ / WHICH WAR Yönetmen-Director: Fatih Sezgin, Güven Çelik Ödüller-Awards: Metro kısa film festivali ikincilik ödülü. 2007

4'53"MiniDV, Renkli Color, Kurmaca-Fiction, Türkiye-Turkey, 2008 Savaşın hakim olduğu bir coğrafyada küçük bir çocuğun alt açı bir kaç dakikalık seyri... A story on a land dominated by war, from the perspective of a little child… Fatih Sezgin; 1986 yılında gümüşhanenin kelkit ilçesinde doğdu. 2004 yılında Selçuk Üniversitesi Gazetecilik bölümünü kazandı. Birçok kısafilm afiş tasarımı üzerine de deneyimleri bulunmaktadır. Ayrıca yerel bir kanalda (üntv) yayın şefi sıfatıyla çalışmaktadır. Gazetecilik bölümü 3 sınıf ta öğrenimine devam etmekdedir. Güven Çelik; 1984 yılında Muş'un bulanık ilçesinde doğdu. 2005 yılında Selçuk Üniversitesi Radyo Sinema Ve Televizyon bölümünü kazandı. Yönetmenin görsel alanda birçok çalışması bulunmaktadır. Konyada yerel yayın yapan (üntv) yönetmen sıfatıyla çalışmaktadır. Halen selçuk üniversitesi radyo sinema ve televizyon bölümü 2. sınıf da öğrenimine devam etmektedir. Fatih Sezgin was born in Gümüşhane in 1986. Currently he is studying journalism in the Faculty of Communication at Selçuk University. He shot several short films and has experience in poster design. He is working a broadcast chief at a local television in Konya. Güven Çelik was born in Muş in 1984. He is currently studying radio, television and cinema in the Faculty of Communication at Selçuk University. He made several short films. He is working a director at a local television in Konya.

BUZLAR KIRILINCA / WHEN THE ICE IS BROKEN Yönetmen-Director: Caner Erzincan, Mevlüt Çiftçi Görüntü Yönetmeni- Director of Photography: Caner Erzincan, Mevlüt Çiftçi Müzik- Music: Barış Güney Kurgu- Editing: Serhat Koca Oyuncular- Cast: Yapımcı-Producer: Selçuk Üniversitesi Ödüller-Awards: Ankara 19. Uluslar arası Film Festivali, En İyi Belgesel Film

14', DV, Belgesel-Documentary, Renkli-Colour,Türkiye-Turkey, 2007 1-11 Mayıs 2009

213

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali Hayat buzlar altında mıdır , yoksa üstünde mi? Is life under the ice or a bove it?

Caner Erzincan, 1984 yılında Erzurum'da doğdu. Kısa film çalışmalarına 2005 yılında 'Kar Tatili' isimli imgesel kısa filmle başladı. Birçok kısa film çalışmasında çeşitli görevlerde bulundu. Halen Kısa-ca Film Atölyesinde kısa film çalışmalarına devam etmektedir. Mevlüt Çiftçi, 1985 yılında Muş'ta doğdu. İlk ve ortaöğretimin Muş'ta tamamladı. Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesinde radyo sinema ve Televizyon bölümü 4. sınıf öğrencisi Yönetmen belgesel ve kısa film çalışmalarına devam etmektedir. Caner Erzincan was born in Erzurum in 1984. He started to study in the Radio, Television and Cinema Department at Selçuk University. His first short film is “Kar Tatili” (2005). He worked in the production of several short films. He has been working on short films in Kısa-ca Film Workshop. Mevlüt Çiftçi was born in Muş in 1985. He received primary and secondary education in Muş. He is currently studying radio, television and cinema in the Faculty of Communication at Selçuk University. He is working as a director at Selçuk University. The director has still been working on some commercials, films and documentary projects.

İŞKENCEYE TOLERANS / TOLERATING TORTURE Yönetmen- Director: Armağan Pekkaya / Umut kol Senaryo- Screenplay: Armağan Pekkaya Kurgu- Editing: Ergahi Gülbitti Yapımcı- Producer: Armağan Pekkaya Yapım- Production: Türkiye İnsan Hakları Vakfı

20', Renkli-Colour, Belgesel-Documentary, Türkiye-Turkey, 2008 Devletlerin, güvenliği özgürlüğe tercih etmeleri nedeniyle, insan hakları savunuculuğu bireylere, halklara ve stk’lara kalmıştır. Because governments prefer security to freedom, individuals, societies and non-governmental organizations assume the mission to advocate human rights. Armağan Pekkaya Armağan Pekkaya 1980 yılında Ankara’da doğdu. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo – Televizyon ve Sinema Bölümü’nde lisans öğrenimi gördü. Filmleri ulusal ve uluslararası festivallerde gösterildi ve çeşitli ödüller aldı. Armağa Pekkaya bağımsız olarak kısa film ve belgesel çalışmalarını sürdürmektedir. Armağan Pekkaya was born in Ankara in 1980. He graduated from the Radio, Television and Cinema Department, Faculty of Communication, Ankara University. He worked on several independent projects. His films were screened and awarded in many national and international festivals. Pekkaya is still working on short films and documentaries.

214 214

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

SİNOPE’NİN YOLCULUĞU / SINOPE’S JOURNEY Yönetmen- Director: Ali Canlar Senaryo- Screenplay: Ali Canlar, Çilem Değirmencioğlu, Şerife Akbulut, Esra Yolluğ,Hüseyin Açar Görüntü Yönetmeni-Cinematography: Ali Canlar Kurgu-Editing: Koray Sünbül Yapımcı- Producer: Ali Canlar, Çilem Değirmencioğlu, Şerife Akbulut, Hüseyin Açar, Esra Yolluğ Ödüller-Awards: Akbank 5. Kısa Film Festivali, En İyi Belgesel Film Ödülü, 2008-11. Uluslararası 1001 Belgesel Film Festivali, Gösterim, 2008- Erciyes Üniversitesi Öğrenci Belgesel Film Festivali, Finalist, 2008

14’50’’, Renkli-Colour, Belgesel-Documentary,Türkiye-Turkey, 2008 Suyun şiiri… The poem of water…

Ali Canlar 1979’da Hollanda’da doğdu. 2004’te Selçuk Üniversitesi Turizm Rehberliği Bölümü’nden mezun oldu. Aynı yıl Erciyes Üniversitesi Radyo-Televizyon ve Sinema Bölümü’ne girdi. Üniversite televizyonu Kampus TV’de kameramanlık yaptı. TV belgesel serisi “Keşfetmeyi Denemek” programını hazırladı. Zorunlu stajını İZ TV’de yaptı. Ali Canlar was born in the Netherlands in 1979. He graduated from the Department of Tourist Guiding at Selçuk University in 2004. The same year he started to study radio, television and cinema at Erciyes University. He worked at the university television, Kampus TV, as a cameraman. He prepared a documentary film series, “Keşfetmeyi Beklemek”, for television. He had internship at IZ TV.

ZOR / HARD Yönetmen- Director: Engin Kılıçatan Yapımcı-Producer: Engin Kılıçatan Senaryo-Script: Engin Kılıçatan Görüntü Yönetimi&Kurgu - Editing: Engin “Teddy” Hayıroğlu Müzik-Music: Engin Bayrak Oyuncular-Cast: Hasan Tolga Pulat, Selin Yaltaal, Mehmet Gavas

7'16'', Dv, Siyah/Beyaz-Black/White, Kurmaca-Fiction, Türkiye-Turkey,

Terörün, her toplum ve sınıf için aynı sonuçları doğuracağı üzerine bir film. A film depicting that terrorism leads to same effects on each community and class.

1-11 Mayıs 2009

215 215

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali Engin Kılıçatan Kısa ve uzun metraj film yönetmeni. Eğitimini Dokuz Eylül Üniversitesi Sinema-TV bölümünde aldı. İzmir 16:9 sinema dergisi ve film ekibinin kurucusudur. İzmir'de Erden Film Yapım adına çekilen "Üzüm Kokan Öncü Toprak Buca", "Uyuyan Dev", "Sokağın Teri" gibi birçok belgeselde görüntü yönetmenliği yapmıştır. Kısa filmleri ulusal ve uluslararası film festivallerinde gösterime sunulmuştur.Ales Eğitim merkezinin Sinema Atölyesinde Eğitmen olarak dersler vermiştir. Engin Kılıçatan is a director of short and feature-length films. He studied in the Cinema and Television Department at Dokuz Eylül University. He is the founder of film magazine and film team “16:9” in Izmir. Kılıçatan is the cinematographer of numerous documentaries such as "Üzüm Kokan Öncü Toprak Buca / The Pioneer Land Smelling Grape: Buca", "Uyuyan Dev / The Sleeping Giant" and "Sokağın Teri / Sweat of the Street" produced by Erden Film Production in Izmir. His short films were screened at various national and international film festivals. Further, he gave trainings at cinema workshops of Ales Training Center.

KASAPOĞLU / THE BUTCHERSON Yönetmen-Director: Mustafa Ercan Zırh Senaryo-Screenplay:Mustafa Ercan Zırh Oyuncular-Cast: Güray Dinçol, Serra Eraslan, Celal Ayısıt, Sarp Yalçın, Duygu Türkmen Yapımcı-Producer: Mustafa Ercan Zırh Müzik-Music:Sound Snap Anlatıcı-Narrator: Maurizio Braggiotti Üretim Sorumlusu-Production Manager: Gizem Elçi İletişim-Contact: ezirh@student.bilgi.edu.tr

4' 20'', HDV, Kurmaca-Fiction, Türkiye-Turkey, 2008 İzole evreninde, kasap babası ve akli dengesi yerinde olmayan annesiyle beraber yaşıyan 14 yaşındaki bir çocuğun hikayesi. This is the story of a fourteen-year-old child who lives in an isolated universe with his butcher father and insane mother.

Mustafa Ercan Zırh (Samatya, 1982) İstanbul'da yaşıyor. İstanbul Bilgi Üniversitesi Görsel İletişim Tasarımı Bölümünde lisans eğitimine devam ediyor. Önemli filmleri arasında; "Kasapoğlu" (2008, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Geleceğin Sineması Ödülleri), "Lipton Ice Tea: Harikalar Diyarı" (2007, Kodak Öğrenci Reklam Filmleri Yarışması, Pepsi Özel Ödülü), "Mavikuş" (2006, İstanbul Animasyon Festivali 03, Jüri Özel Ödülü) Mustafa Ercan Zırh (Samatya, 1982) He lives in Istanbul and studies in the Department of Visual Communication Design at Istanbul Bilgi University. Among his films are "Kasapoğlu / The Butcherson" (2008, Republic of Turkey Ministry of Culture and Tourism, Cinema of the Future Awards), "Lipton Ice Tea: Harikalar Diyarı / Lipton Ice Tea: The Wonderland" (2007, Kodak Student Commercials Contest, Pepsi Special Prize), "Mavikuş / Bluebird" (2006, Istanbul Animation Festival 03, Special Prize of the Jury)

216

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

ID Yönetmen – Director: Simge Gökbayrak Senaryo – Script: Simge Gökbayrak – Tunca Subaşı Prodüksiyon – Produced: Simge Gökbayrak Müzik – Original Music: Utku Yıldırım, Intro Bjork ‘Cavalda’ Görüntü Yönetmeni – Director of Photography: Cüneyt Denizer Editör – Film Editing: Ayhan Çetiner Sanat Yönetmeni – Art Director: Tunca Subaşı Oyuncular - Cast: Guido Casaretto, Adıhan Şentürk, Selin Sezgin, M. Hakkı Tonğ, Özgür Ceylaner, Yasemin Erez, Nigar Oya Demirsöz İletişim-Contact: simgegokbayrak@gmail.com

4’50’’, DB, Renkli-Color, Deneysel, Türkiye-Turkey, 2008 Frued zihni iki bölümde inceler: Bilinç ve bilinçdışı olarak. Zihnin yapısal incelenmesinde id (altbenlik), ego (benlik) ve süperego (üstbenlik) kavramlarını geliştirmiştir. İd, ruhsal aygıtımızın en eski ve ilkel parçası olarak kabul edilmektedir. İçgüdülerimiz ve doğuştan var olan her şeyimiz altbenlikle ilgilidir. "İd” filmi insanlığın yüzyıllar sonra uzak ve bilinmeyen bir zaman diliminde robotlarla birleşmiş bir yaşam sürdüğünü bize göstermektedir. Bu robotsu ve insansı hayatın güdülerini sorgulamaya çalışır. Üstbenliklerin ve egonun unutulduğu bu dünyada insansı ve robotsu bu organizmaların alt kimlikleri ve basit yaşam özellikleri sembolleştirilerek anlatılmıştır. İçgüdülerimiz doğumumuzdan itibaren yanımızda taşıdığımız vazgeçilemez varoluşumuzdur. Zamanla egolarımızın oluşmasıyla birlikte sosyal hayatımız ve kimliklerimiz de oluşturmuştur. Algıladığımız sosyal hayatın büyük bir değişim sonrasında alt benliğimize vereceği yansımanın görselleştirilmesi bu filmi oluşturan temel düşünce olmuştur. Freud analyses mind in two parts: consciousness and unconsciousness. In his structural analysis of the mind, he developed concepts of id, ego and superego. It is accepted that id is the oldest and most primitive part of our spiritual device. It includes our instincts and everything natural born. The movie "Id" shows us mankind's incorporated life with robots centuries later in a distant and unknown future. It tries to question the motives of this robotic and humanoid life. In a world where ego is forgotten, the alter identity and simple life features of these humanoid and robotic organisms are told by symbolizing. Our instincts are our indispensable existence that has been carried along with us since our birth. Over time, with the development of our egos, our social life and identities emerge. The visualization of the perceived social life's reflection after a substantial change to our alter ego is the main idea behind this movie. Simge Gökbayrak 22.11.1982 yılında İzmir’de doğdu. İlköğretim ve lise yıllarını İzmir’de geçirdi. Eskişehir Anadolu Üniversitesi Sinema Tv Bölümünden 2005 yılında mezun oldu. Okul yıllarında pek çok kısa film çekti, fotoğrafla yakından ilgilendi. Ardından İstanbul’a yerleşti ve pek çok reklam, müzik video projelerinde yönetmen asistanlığı yaptı. Şu an, Kadir Has Üniversites Film ve Drama bölümünde yüksek lisans eğitimine ve yönetmen asistanlığına devam etmektedir. Simge Gökbayrak Simge Gökbayrak was born in Izmir on November 22, 1982. She received her primary and secondary education in Izmir. She graduated from the Department of Cinema and Television at Anadolu University in 2005. During her undergraduate study, she made short films and was interested in photography. Then she moved to Istanbul and worked as an assistant of director for TV commercials and music videos. She is currently doing her master’s in the Department of Film and Drama at Kadir Has University and continues to work as an assistant director. 1-11 Mayıs 2009

217

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

SAPAK Yönetmen- Director: Fırat Mançuhan Senaryo- Screenplay: Fırat Mançuhan Görüntü Yönetmeni-Cinematography: Meryem Yavuz Kurgu-Editing: Fırat Mançuhan Müzik- Music: RAKI Yapımcı- Producer: Emel Sesveren, Cahide Birgül Oyuncular- Cast: Bülent Emin Yarar, Kaya Akkaya, Pınar Sesveren, Mert Trenova Ödüller-Awards: Akbank 5. Kısa Film Festivali, En İyi Kurmaca Film Ödülü, 2008

15’, HDV, Renkli-Colour, Kurmaca-Fiction, Türkiye-Turkey, 2008

Şiddetin nedenselliği. The causality of violence.

Fırat Mançuhan 1981 Ankara doğumlu. Halen Marmara Üniversitesi G.S.F Sinema-Tv bölümünde okumakta. Fırat Mançuhan born 1981, Ankara. Still studying at the Cinema-Tv Department of the Marmara University Faculty of Arts.

KURBAN BAYRAMI / THE FEAST OF SACRIFICE Yönetmen- Director: Can Evrenol Senaryo- Screenplay:Can Evrenol Oyuncular- Cast: Cahit Kaşıkçılar, Tutku Doğan, Erinç Taşdemir, Sevinç Kaya Yapımcı- Producer: Can Evrenol Müzik- Music: Aktolga Göztaş Sanat Yönetmeni / Art Director: Tuğçe Goncer Görüntü Yönetmeni-Cinematography: Serhat Gündüzalp İletişim-Contact: canevrenol@hotmail.com

6', DV, Türkiye-Turkey, 2008 Derdini anlatmak için kurbanlık koyun metaforunun kullanıldığı filmde, Amerikan dış politikasıyla, ‘Büyük Orta Doğu’ projesi içindeki stratejik yeriyle, dini sömürenler ve politikaya alet edenlerle, ülkemizdeki kültür erozyonuna ve karanlık geleceğimize işaret ediliyor. The metaphor of sacrificial lamb is used in the film to draw attention to cultural erosion in our country and our dark future with specific reference to foreign policy of the United States, our strategic importance in the Great Middle East Project and the exploitation of religion. Can Evrenol (1982, Istanbul) İstanbul ve Londra’da yaşıyor. Kent University, Sinema ve Sanat Tarihi mezunu. Önemli filmleri; Vidalar (2006), Sandık (2007) Can Evrenol (1982, Istanbul) He is living in Istanbul and London. He studied cinema and history of art at Kent University. His important films are “Vidalar / The Screws” (2006) and “Sandık / The Chest” (2007).

218

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

BÜYÜKANNEM / MY GRANDMOTHER Yönetmen- Director: Can Evrenol Senaryo- Screenplay:Can Evrenol Oyuncular- Cast: Isabella Crowther, Chrissie Grech, Dimitri Raft Yapımcı- Producer: Can Evrenol Müzik- Music: Semih Tareen (Özgün) Kostüm & Sanat Yönetmeni / Costume & Art Director: Sara Şensoy, Görüntü Yönetmeni-Cinematography: DOP David Irons İletişim-Contact: canevrenol@hotmail.com

6' 30'', DV, Renkli-Color, Kurmaca-Fiction, Türkiye-Turkey, 2008 Büyükannesinin mezarını ziyaret eden Isabella, yüreğindeki sıkıntılardan kurtulamıyor. Isabella, visiting the grave of her grandmother, cannot relieve her discomfort. Can Evrenol (1982, Istanbul) İstanbul ve Londra’da yaşıyor. Kent University, Sinema ve Sanat Tarihi mezunu. Önemli filmleri; Vidalar (2006), Sandık (2007) Can Evrenol (1982, Istanbul) He is living in Istanbul and London. He studied cinema and history of art at Kent University.His important films are “Vidalar / The Screws” (2006) and “Sandık / The Chest” (2007).

BENİM AĞACIM / MY TREE Yönetmen- Director: Sara Siadat Nejad Senaryo- Screenplay: Sara Siadat Nejad Görüntü Yönetmeni-Cinematography: Sara Siadat Nejad Kurgu-Editing: Amir Darafsheh Oyuncular-Cast: Sara Siadat Nejad, Salman Habibi Yapımcı- Producer: Sara Siadat Nejad İletişim-Contact: saraaction2003@yahoo.com

6', DV, Renkli-Colour, İran-Iranian, 2008 Genç bir ressam deniz kıyısındaki incecik ve kuru bir ağacı çizmeye çalışmaktadır, kıyıda kalan son ağaçtır bu. Önce ağacı sulamaya karar verir. Onca suyun içinde nasıl susuz kaldı bu ağaç? Ona biraz su verir. Sonra ağacın kurumuş dallarına hayalinde yaprak çizmeye karar verir. O sırada bir oduncu gelir ve kuru ağacı keser. Ressam hayaline devam eder ve ağaç gerçeğe dönüşür. Ağacı ölümsüzleştirmiştir. A young artist painter is trying to draw a thin and dried tree, which is the last tree on seashore. At first she decided to water it. How this tree is thirsty beside the plenty of water? She gives this last tree a pail of water. She then decides to draw leafs on dried branches in her fantasy. Meanwhile, a woodcutter arrives and cuts away the dried tree. She continues her dream, and her tree turns to a real one. It seems she made her tree everlasting. Sara Siadat Nejad, İran’da doğmuştur.Tahran Soureh Üniversitesi’nde sinema öğrencisidir Sara Siadat Nejad was born in Iran. She ıs a student of cinema in Soureh University, Tehran. 1-11 Mayıs 2009

219

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

2009 SİNGAPUR KISA FİLM SEÇKİSİ İKİ KİŞİLİK BİRLİKTELİK / TWOGETHER Yönetmen- Director: Victric Thng

1’30’’, VideoArt, Renkli-Colour, Singapur-Singapore, 2004 İki kişilik birlikteliğin portresi. A portrait of twogetherness.

Victric Thng; ; Temasec Polytechnic mezunudur. Yönetmenin kısa filmleri birçok festivalde ilgiyle karşılandı. “Lamentation” SAE Dijital Kısa Film Yarışması’nda ikincilik ödülünü aldı ve Hong Kong Bağımsız Film ve Video Ödülleri Asya Yeni Yetenek Kategorisi’ne (Asian New Force Category) finalist olarak seçildi. “Locust” ise Pusan Asya Kısa Film Festivali’nde Renault Samsung Ödülü’nü aldı (2004). Victric Thng; A graduate of Temasek Polytechnic, Victric’s short films have been well received at several festivals. Lamentation won 2nd prize at the SAE Digital Short Film Competition and was selected as a finalist for the Asian New Force Category in the Hong Kong Independent Film & Video Awards, while Locust received the Renault Samsung Award at the Pusan Asian Short Film Festival 2004.

SESSİZ KIZLAR / SILENT GIRLS Yönetmen- Director: Ric Aw Yong Liang Senaryo- Screenplay: Ric Aw Yong Liang Görüntü Yönetmeni-Cinematography: Pok Yue Weng Kurgu-Editing: Junfeng Boo Oyuncular-Cast: Felicia Sun, Magdalene Tan, Luke Kwek, Rei Poh Yapımcı- Producer: Low Pei Choon Ödüller-Awards: Singapore International Film Festival Best Performance.

20', Digital Betacam, Renkli-Colour, Singapur-Singapore, 2008 Sessiz Kız gençliğimize, aşk, seks ve medyaya bir tepkidir Silent girls is a reaction to our youth, love, sex and the media.

Ric Aw; Sydney’de film ve kuram eğitimi aldı. 2000 yılından bu yana televizyon reklamı, televizyon filmi ve belgesellerin yapım ve yönetiminde çalışmaktadır. “Silent Girl / Sessiz Film” yönetmenin ikinci kısa filmidir. Film, 2008 Singapur Uluslararası Film Festivali’nde En İyi Oyuncu ödülünü almıştır. Ric Aw studied film and theory in Sydney, Australia. He is producing and directing TV commercial, telefeature, and documentary at the creative room since 2000. Silent girls is his second short film. It won Best Performance in Singapore International Film Festival 2008.

220 220

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

EVİM CENNETİM / MY HOME MY HEAVEN Yönetmen- Director: Muhd Eysham Ali Senaryo- Screenplay: Muhd Eysham Ali Görüntü Yönetmeni-Cinematography: Earl Nicholas Foo Kurgu-Editing: Muhamad Faizal Ibrahim Oyuncular-Cast: Mohamad Sadiq Bin Mohamad Razali Yapımcı- Producer: June Tan

14’, Digital Betacam, Renkli-Colour, Kurmaca-Fiction, Singapur-Singapore, 2006 Islahevinden henüz çıkan Ahmad, ailesinin yanına döner. Topluma yeniden uyum sağlamaya çalışırken “yuva”nın zihninde canlandırdığı ile aynı olmadığını fark eder. Sorgulamaya başlar? – Yuva nedir? Ve nerededir? Ahmad, a juvenile delinquent, who has just been released from the Boys Home returns to his family. He attempts to fit back into the society and discovers “home” is not exactly what he has in mind. He searches for “home” – What is home? And where is it? Muhammad Eysham , Ngee Ann Polytechnic’te açılan Film, Ses ve Video programından mezun olmuştur. Eğitimi süresince Malezya toplumuyla ilgili gerçekler ve özellikle din ile kültür arasındaki ilişki hakkında birçok kısa film yapmıştır. Filmlerinde ideolojik bakış açılarını işleyerek ahlaki değerlere yönelik sorular ortaya atmaya çalışır. Yönetmenlik ve senaryo yazarlığı yapmaktadır. Şu an 23 yaşındadır ve itfaiyeci olarak askerlik hizmetini yapmaktadır. Muhammad Eysham is an alumnus of Film, Sound & Video student, a course offered by Ngee Ann Polytechnic. While in school, he has made several short films in which he has explored the tangibility of the Malay society, particularly between religion and culture. Expressing idealistic views, he weaves these ideologies into his films, trying to raise questions on morality. His fields of interest are directing and scriptwriting. He is currently 23 years old and doing his National Service as a firefighter in SCDF.

EVE DÖNÜŞ / KELUAR BARIS Yönetmen- Director: Junfeng Boo Senaryo- Screenplay: Junfeng Boo Görüntü Yönetmeni-Cinematography: Sharon Loh Kurgu-Editing: Junfeng Boo Müzik- Music: Darren Ng Oyuncular-Cast: Bukhari Mumtaz , Vincent Wah , Cecilia Tay , Chen Mei Ying , Daryl Pan Yapımcı- Producer: Junfeng Boo, Joanne Bartholomeusz, Jeremy Sing Ödüller-Awards: 21st Singapore International Film Festival Best Film, Best Director.

16’, Digital Betacam, Renkli-Colour, Kurmaca-Fiction, Singapur-Singapore, 2008 Genç bir delikanlı askere yazılmadan iki gün önce Avrupa’daki eğitimini bırakıp Singapur’a döner. A young lad returns to Singapore from his studies in Europe, two days before he is enlisted in the army. 1-11 Mayıs 2009

221 221

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali Boo Junfeng son yılların en üretken Singapurlu kısa film yapımcılarından biridir. Yönetmenin ilk kısa filmi “Un Retrato de Familia / Bir Aile Portresi” 18. Uluslararası Singapur Film Festivali’nde En İyi Film dalında Beyaz Perde Ödülü (Silver Screen for Best Film) ve Özel Başarı Ödülü kazandı. 2008 yılında 21. Uluslararası Singapur Film Festivali’nde “Keluar Baris” adlı filmiyle En İyi Film ve En İyi Yönetmen dallarında Beyaz Perde Ödülleri aldı. Boo Junfeng is one of the most prolific Singaporean short film makers in recent years. His first short film Un Retrato de Familia (A Family Portrait) won the Silver Screen Awards for Best Film and Special Achievement at the 18th Singapore International Film Festival. He went on to win the Silver Screen Awards again in 2008 with Keluar Baris (Homecoming) for Best Film and Best Director at the 21st Singapore International Film Festival.

SİS / HAZE Yönetmen- Director: Anthony Chen Senaryo- Screenplay: Anthony Chen Görüntü Yönetmeni-Cinematography: Looi Wan Ping Kurgu-Editing: Joanne Cheong Müzik- Music: Darren Ng Oyuncular-Cast: Quek Ee Seng, Tan Mei Jun Yapımcı- Producer: Felicia Tan

14’25’’, 35 mm, Renkli-Colour, Kurmaca-Fiction, Singapur-Singapore, 2008

Sıcak, nemli bir günde Singapur komşusu Endonezya’da yanmakta olan ormanların sebeb olduğu bir pusa bürünür. İki genç okulu asıp o günü aylak aylak dolaşarak geçirmeye karar verirler.Dışarıda yaşanacak küçük,masum bir aşk kaçamağı dışarıda yayılmakta olan toz ve dumanın ortasında kalır. On a hot, humid day, Singapore is shrouded by the haze caused by burning forests in neighbouring Indonesia. Two teenagers decide to skip school and idle the day away. An innocent love affair plays out indoors amidst the dust and smoke that spreads outside. Anthony Chen; film yönetmenliği dışında, radyo sunucusu ve serbest film eleştirmeni olarak da çalıştı ve hem tiyatro hem de televizyon oyunculuğu yaptı. Singapur Ngee Ann Polytechnic’ten (Sinema ve Medya Çalışmaları Okulu) mezun olmak için hazırladığı film, “G-23” dünyada 25’in üzerinde festivalde gösterildi ve Kore, Fransa, Belçika, Malezya ve Singapur’da ödüller aldı. Anthony Chen; ; apart from directing films, Anthony Chen has served as a radio presenter, a freelance movie reviewer and has worked as an actor both on stage and on screen. His graduation film from Singapore’s Ngee Ann Polytechnic (School of Film & Media Studies), “G-23”, has gone on to screen at over 25 film festivals around the globe and won awards in Korea, France, Belgium, Malaysia and Singapore.

222 222

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

2009 SUNDANCE FESTİVALİ KISA FİLM SEÇKİSİ SHORT TERM 12 Yönetmen- Director: Destin Daniel Cretton Senaryo-Screenplay: Destin Daniel Cretton Görüntü Yönetmeni- Cinematographer: Brett Pawlak Kurgu-Editing: Destin Daniel Cretton Oyuncular- Cast: Brad Wıllıam Henke, Tanıa Verafıeld, Lakeıth Stanfıeld, Phoenıx Henke, Adam Shapıro, Katelın Chesna Henke, James Hansen Yapım- Production: Michelle Steffes, Anthony Pang, Destin Daniel Cretton

22', Renkli-Color, Kurmaca-Fiction, U.S.A., 2008

Çocuklar ve onları döven yetişkinler ile ilgili bir film A film about kids and the grown-ups who beat them

Destin Daniel Cretton Son bir kaç yıldır, Destin Daniel Cretton, Lowell Frank ile birlikte Flagpop Productions adı altında güzel filmler yapmaktadır (Deacon’s Monday, Drakmar, Bartholomew’s Song). Bu bahar ilk bireysel projesi için yola çıktı. “Short Term 12” ilk olarak San Diego Film Festivali’nde gösterilecek Destin Daniel Cretton Over the past few years, Destin Daniel Cretton has been making beautiful films with Lowell Frank under the name Flagpop Productions (Deacon's Mondays, Drakmar, Bartholomew's Song). This spring, he set out to direct his first solo project. “Short Term 12” debuts as part of the San Diego Film Festival.

PAL - SECAM Yönetmen - Director: Dmitry Povolotsky Senaryo - Screenwriter: Dmitry Povolotsky Oyuncular - Cast: Alya Arabchikova , Vladislav Kuznetsov , Anastasia Lapina , Grigoriy Perel

15', Renkli-Color, Kurmaca-Fiction Rusya Federasyonu-Russian Federation, 2008

Perestroika öncesinde, hormonlardan zarar gören küçük Boris, annesinin video kamerasıyla komşuları rahatsız etmektedir. At the dawn of Perestroika little Boris, ravaged by hormones, seduces the neighborhood with his mother's VCR.

1-11 Mayıs 2009

223 223

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali Dmitry Povolotsky Brooklyn’de yaşayan bir yazar, yönetmen ve koreograftır. Metropolitan Opera ve Bale’sinde performans sergilemek üzere sekiz sezon boyunca New York’ta kaldı. Dmitry, Met’te Leo Tolstoy’un başyapıtı “Savaş ve Barış”ın prodüksiyonunda yönetmen yardımcılığı yapmıştır. 2003’te ilk kısa filmini çektikten sonra Columbia Üniversitesi Sanat Okulu Sinema Bölümü’nde yüksek lisans yapmak üzere dans dünyasından ayrıldı. Son filmi “Pal/Secam” pek çok prestijli sinema ödülü kazanmıştır ve hala pek çok festivalde gösterilmek üzere seçilmektedir. Dmitry Povolotsky is a writer, director, and choreographer living in Brooklyn. He remained in New York City to perform with the Metropolitan Opera Ballet for eight seasons. The highlight of Dmitry’s stint at MET came as an assistant director on the production of Leo Tolstoy’s masterpiece, “War and Piece”. After making his first short film in 2003, Dmitry left the dance world to pursue an MFA at Columbia University School of the Arts’ Film Division. “Pal/Secam”, his most recent film, has won several prestigious film awards and continues to be selected to numerous festivals.

MANYETİK FİLM / MAGNETIC MOVIE Yönetmen - Director: Ruth Jarman, Joe Gerhardt Yapımcı - Producers: An Animate Projects commission for Channel 4 in association with Art Councial England. Ses - Sound:Stephan P. McGreevy

4'47", Video ,Renkli-Color,Belgesel-Fiction,UK, 2007 Görünmeyen manyetik alanların gizli hayatları, insanların gördüğü çevrede kaotik, sürekli değişen geometriler olarak ortaya çıkar. Tüm olay NASA Uzay Araştırmaları Laboratuarları'nda geçer, uzay bilimciler heyecanlı bir şekilde görüntüleme tekniklerini açıklamaktadır. The remarkable secret lives of invisible magnetic fields are revealed as chaotic ever-changing geometries in man’s visible environment. All action takes place around the NASA Space Sciences Laboratories, to recordings of space scientists excitedly describing their visualisation techniques. Ruth Jarman, Joe Gerhardt YSemiconductor, akış içindeki fiziksel dünyamızı ortaya koyan filmler yapmaktadır: hareket halindeki şehirler, yer değiştiren manzaralar, kaotik sistemler. 1999’dan beri İngiliz sanatçılar Ruth Jarman ve Joseph Gerhardt deneysel film ve canlı animasyon yapmak için dijital animasyon süreçlerini araştırmaktadır. Bu çalışmaların merkezinde, görüntüyü yaratarak, kontrol ederek ve çözerek görüntü ile eşanlamlı hale gelen sesin rolü vardır. Özenle hazırlanmış dijital eser, bilgisayar sistemlerinin içindeki rastlantısallık ve hataları düzenleyecek şekilde analog süreçlerle birleştirilmiştir. Ruth Jarman, Joe Gerhardt Semiconductor make films, which reveal our physical world in flux; cities in motion, shifting landscapes and systems in chaos. Since 1999 UK artists Ruth Jarman and Joseph Gerhardt have been exploring many processes of digital animation to produce experimental films and live animation. Central to these works is the role of sound, which becomes synonymous with the image, as it creates, controls and deciphers it; exploring resonance, through the natural order of things. Finely crafted digital work is combined with analogue processes that tailor the randomness and errors within computer systems as co-conspirator.

224 224

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

JAMES Yönetmen-Director: Connor Clements Senaryo-Screenplay: Connor Clements Görüntü Yönetmeni - Director of Photography: Declan Keeney Ses - Sound: Will Mc Connell Kamera Asistanı - Camera Assistant: Martin Bolton Kurgu - Editor: Kevin McDonald Müzik - Music: Kasia Middleton

18’, Renkli-Color, Kurmaca-Fiction, Nothern Ireland, 2008 Dışlanmış bir öğrenci olan James okulda bir mücadele içindedir. İletişim kurabileceğini hissettiği tek kişi öğretmeni Mr. Sutherland’dir. Sonunda James hislerini dile getirdiğinde, Mr. Sutherland’in yanıtı hiç de beklediği gibi değildir. Young James struggles as the outsider kid at his school. His teacher, Mr. Sutherland, is the only person he feels he can connect with. When James finally puts a voice to his feelings, Mr. Sutherland's response isn't what James had hoped for. Connor Clements Belfast Queens Üniversitesi sinema ve görsel çalışmalar bölümündeki yüksek lisans eğitimi ve New York Sinema Akademisi’ndeki çalışmaları sayesinde film uygulamalarını geliştirmesine yardımcı olarak zengin bir sinema kültürü edindi. İlk filmi “James”i çekmek için film kuramının yanı sıra, gerekli teknik, yaratıcı ve eleştirel becerileri edinmek için çok geniş yapım olanaklarını kullanabilme imkânı buldu. “James”in yazarı, yönetmeni ve yapımcısı olarak, Nisan 2008 de 8. Jameson Belfast Film Festivali’nde En İyi Kuzey İrlanda Kısa Film Ödülü’nü almaktan gurur duymaktadır. Clements şu anda diğer sinemacılarla çeşitli projelerde işbirliği yapmakta ve gelecekte de yaratıcı ve çaba gerektirici işlere imza atmayı ümit etmektedir. Connor Clements As a graduate of the Queens University Belfast with a Masters degree in film and visual studies, as well as attending the New York Film Academy, he has engaged critically with the rich traditions of film which helped develop his own practices as a filmmaker. Along with film theory he had the opportunity to use a wide range of production facilities to acquire the necessary technical, creative and critical skills to make his debut film “James”. As writer, director and producer of “James” he is proud to accept the award for Best Northern Irish Short at the 8th Jameson Belfast Film Festival in April 2008. He is currently collaborating with other filmmakers on various projects, and hopes to create innovative and challenging work in the future.

ORMANDA YAŞIYORUM / I LIVE IN THE WOODS Yönetmen-Director: Max Winston Senaryo- Screenplay: Max Winston Beste-Composer: Chris Votek Ses-Sound Designer: Dominic Bisignano Animasyon-Animator: Max Winston

4', Renkli-Color, Animasyon-Animation, U.S.A., 2008 Bir ormancının mutluluk, katliam ve Amerika’nın tanrısı ile karşılaşmasının sürüklediği çılgın yolculuğu. A woodsman’s frantic journey, driven by happiness, slaughter, and a confrontation with America’s God.

1-11 Mayıs 2009

225 225

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali Max Winston Kaliforniyalı'dır ve Calarts Experimental Animation (Deneysel Animasyon) programından yeni mezun oldu. Yurt dışında Prag ve Amerika’da konulu filmler üzerinde çalıştı. 2007 yılında hem Sesame Street bursu hem de Prenses Grace Film Ödülü’nü aldı. Son filmi “I Live in the Woods” Prenses Grace Vakfı tarafından desteklendi. Winston, şu sıralar Sesame Street için kısa bir film yönetmekte ve aynı zamanda Los Angeles’da stop-motion animasyon alanında Robot Chicken da dahil olmak üzere farklı projelerde çalışmaktadır. Max Winstonis a California native and recent graduate from the Experimental Animation program at Calarts. He has worked abroad on feature films in Prague, and in America. In 2007 he received both the Sesame Street Fellowship grant, and the Princess Grace Award for film. His current film, "I live in the Woods" was funded by the Princess Grace Foundation, and he is currently directing a short for Sesame Street, while working in the stop-motion animation industry in LA, on various shows including Robot Chicken.

HAMBURGER YÜZÜNDEN / FROM BURGER IT CAME Yönetmen-Director: Dominic Bisignano Senaryo-Screenplay: Dominic Bisignano Oyuncular - Cast: Dominic Bisignano, Trudy Forbes, Penny Bisignano

7', Renkli-Color, Animasyon-Animation, U.S.A., 2008, 1980’ler, orta Amerika’da genç bir çocuğun soğuk savaş korkusu. A recounting of early 1980s, cold-war fears of a young boy in middle America.

Dominic Bisignano Des Moines, Iowa’da doğup büyüdü. Iowa Üniversitesi’nde sanat tarihi eğitimi aldıktan sonra beş yıl bilgisayar teknisyeni olarak çalıştı. 2004 yılında Kaliforniya Sanat Enstitüsü’nde deneysel animasyon dalında yüksek lisans yapmak amacıyla Kaliforniya’ya taşında. Halen reklamlarda ve televizyonda animatör ve ses tasarımcısı/besteci olarak çalışmaktadır. Dominic Bisignano was born and raised in Des Moines, Iowa. After receiving his bachelor's degree in Art History from the University of Iowa, he worked for five years as a computer technician. In 2004 he moved to California to earn a master's degree in Experimental Animation at California Institute of the Arts. He currently works both as an animator and as a sound designer/composer for commercials and TV.

BENİM KİLİSEMDEN BİR FİLM – 6 ÇİFTLİK / A FILM FROM MY PARISH - 6 FARMS Yönetmen - Director : Tony Donoghue. Yapımcı - Producer : Janet Grainger Production Company : Mayfly Films Address : Ballinderry , Nenagh , County Tipperary, Ireland. Contact : tonydonoghue@gmail.com

7' 10",DVD,Renkli-Color, Belgesel-Documentary, Ireland, 2008

226

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali Çiftlik hayatı, nöbetleşe ekim ve hayvan yetiştiriciliğinden çok daha fazlasıdır. Burada küçük bir topluluktan altı İrlandalı çiftçi çiftlik hayatı ve tarih hakkında konuşmaktadır. There is a lot more to farm life than the world of crop rotation and animal husbandry. Here six Irish farmers from a small community talk about farm life and history. Tony Donoghue yedi yıl Londra Doğa Tarihi Müzesi ve Ekolojik Park’ta biyolog olarak çalıştıktan sonra animasyon film yapımına başladı. Kırsal gelenekleri ve ritüelleri keşfetmek için animasyon tekniklerini kullanmaktadır. Daha önceki çalışmaları arasında İngiliz Sanat Kurulu/Kanal 4 için yaptığı “Body Projections” ve İrlanda Sanat Kurulu için yaptığı sanatta ritüelleri araştıran bir kısa film serisi bulunmaktadır. 2008’de The Ark –Dublin’de bir çocuk kültür merkezi- için “Masks/ Maskeler” sergisini tasarlamıştır. Halen Tipperary Bölge Meclisi için 18. ve 19. yüzyıl mezarlarını fotoğraflamaktadır. Tony Donoghue moved into animated filmmaking after 7 years as a biologist at The Ecological Parks Trust and The Natural History Museum in London. He now uses animation techniques to explore rural traditions and ritual. Previous work includes “Body Projections” for the English Arts Council / Channel 4 and a series of short films exploring ritual in art for The Irish Arts Council. In 2008 he designed the exhibition “Masks” for The Ark - a children’s cultural centre in Dublin. He is currently photographing 18 c and 19 c graves for Tipperary County Council.

KAMERA KARŞISINDA OYUNCULUK /ACTING FOR THE CAMERA Yönetmen-Director: Justin Nowell Senaryo-Screenplay: Thomas Nowell Kurgu-Editor: Justin Nowell Görüntü Yönetmeni- Cinematographer: Grant Greenberg Yapımcı-Producer: Todd Barnes, Grant Greenberg Oyuncular-Cast: Joseph Urla, Mallory June, Eugene Barnes Contact: mail@actingforthecameramovie.com

U.S.A, 2008, 15 mins, color Bir oyunculuk sınıf. İlk ders: “Harry Sally ile Tanışınca”daki orgazm sahnesi. An acting class. First up: the orgasm scene from “When Harry Met Sally”

Justin Nowell 2006’da New York Üniversitesi Film Okulu’ndan yüksek lisans derecesi ve 1998’de Harvard Üniversitesi’nden lisans derecesi aldı. Burada the Harvard Lampoon’da editörlük yaptı. Önceki kısa filmi “Sick Sex” ilk olarak 2008 Sundance Film Festivali’nde gösterildi. Justin Nowell is a 2006 graduate of the New York University Film School, MFA program and received his BA from Harvard University in 1998, where he was an editor of The Harvard Lampoon. His previous short film, “Sick Sex”, premiered at the 2008 Sundance Film Festival. 1-11 Mayıs 2009

227

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

ASYA İÇİN / FOR ASIA Yönetmen- Director: Fran Borgia Senaryo- Screenplay: Fran Borgia-Ana Rodriguez Görüntü Yönetmeni-Cinematography: Oriol Inglada Kurgu-Editing: Luis-Ivan Pita & Fran Borgia Müzik- Music: Jerry Teo Oyuncular-Cast: Adolfo Diego, Misia Yapımcı- Producer: Gerard Marco, Joey Lam

7’05’’, 35 mm, Siyah/Beyaz- Black/White, 2007 William Faulkner: “Geçmiş asla ölmez; geçmiş geçip gitmez bile”. William Faulkner: ‘ The past is never dead; it isn’t even past’.

‘THE BOHEMIAN RHAPSODY ‘PROJESİ / THE BOHEMIAN RHAPSODY PROJECT Yönetmen- Director: Ho Tzu Nyen, Fran Borgia Senaryo- Screenplay: Ho Tzu Nyen Görüntü Yönetmeni-Cinematography: Chris Yeo Kurgu-Editing: Jennifer Lew Müzik- Music: Jerry Teo Oyuncular-Cast: Allan Wong, Esmelita P. Mascenon Yapımcı- Producer: Lim Ting Li

6’52’', DV, Renkli-Color, Singapore, 2006 Senaryosu Quenn’in şarkısı ‘Bohemian Rhapsody’nin sözlerine dayanan film Singapur Yüksek Mahkeme Salonunda çekilmiştir. Ve duruşmada ‘anne’nin ağlayan görüntüsü karşısında kalbi kırık bir erkek çocuğu. With a script based entirely on the lyrics of the song Bohemian Rhapsody by Queen, and set entirely in the Singapore Supreme Courtroom. A boy is on trial, and his heart is broken at the sight of his crying ‘mama’.

ASYA / ASIA Yönetmen- Director: Fran Borgia Senaryo- Screenplay: Fran Borgia Görüntü Yönetmeni-Cinematography: Maja Djokic Kurgu-Editing: Fran Borgia Müzik- Music: Audrey Chia, Eric Ng Oyuncular-Cast: Hiroyuki C. Machida, Fionna Ng Yapımcı- Producer: Joey Lam, Jayne Cheong

5’23’’, 35mm, Renkli-Color, Singapore, 2004 Bir insan rüyasında cennete gider ve orada olduğunu kanıtlamak için ona bir çiçek verilirse ve uykudan uyandığı zaman çiçeği ellerinde bulursa, sonra ne olur?

228 228

If a man crosses to paradise in a dream and is given a flower to prove he was there and when he wakes up he finds the flower in his hands, then what? 1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

CHANGİ RESİMLERİ / THE CHANGI MURALS Yönetmen- Director: Boo Junfeng, Fran Borgia Senaryo- Screenplay: Boo Junfeng Görüntü Yönetmeni-Cinematography: Sharon Loh Müzik- Music: Tan Wei Yong Oyuncular-Cast: Stephen Black, Karl Chaundry Yapımcı- Producer: Joey Lam, Boo Junfeng

18', Super 16mm, Renkli-Color, Singapore, 2006

Japonya’nın Singapur’u işgali sırasında sayısız savaş suçlusunun hayatını değiştiren beş kutsal duvar resmine duygusal bir bakış. Bu resimler halen askeri hava üssünde bir kenarda saklanmış ve unutulmuş olarak durmaktadır. A lyrical look at a set of five biblical murals that changed the lives of countless prisoners-of-war during the Japanese Occupation of Singapore. The murals still exits in a military airbase today, tucked away and forgotten.

KRAL LEAR – AŞKTAN KAÇIŞ / KING LEAR – THE AVOIDANCE OF LOVE Yönetmen- Director: Ho Tzu Nyen, Fran Borgia Senaryo- Screenplay: Ho Tzu Nyen Görüntü Yönetmeni-Cinematography: Amandi Wong Kurgu-Editing: Ho Tzu Nyen, Fran Borgia Oyuncular-Cast: Tony Yeow, Paul Rae, Elizabeth Tan, Noorlinah Mohamed, Tan Kheng Hua, Neo Swee Lin, Janice Koh, Amy Cheng, Karen Lim, Leah Low Yapımcı- Producer: Fran Borgia

48’30’’, HD, Renkli-Color, 2008

Körlük, anlayış, tiyatralite ve aşk fikirlerinin enfes ağında örülmüş bir performans/oyun/film. A performance/play/film that weaves together an exquisite network of ideas about blindness, insight, theatricality and love.

YANSIMA / REFLECTIONS Yönetmen- Director: Ho Tzu Nyen 1-11 Mayıs 2009 Senaryo- Screenplay: Görüntü Yönetmeni-Cinematography: Amandi Wong Kurgu-Editing: Fran Borgia, Ho Tzu Nyen Müzik-Music: Bucketrider Oyuncular-Cast: Amy Cheng, Shaun Lim, Ashley Ong Yapımcı- Producer: Fran Borgia

13’28’’, HD, Renkli-Color, 2007

Koizumo Yakumo adını kullanarak Japonya’ya yerleşen 19. yüzyıl Yunan yazar Lafcadio Hearn’ın bir hikayesine dayanan film insanın nasıl sürekli bir şekilde kendi yansıması ötesini göremeyen bir yaratık olduğu üzerine bir kıssa/ moral bir hikaye. Based on a story by the 19th Century Greek writer Lafcadio Hearn, who settled in Japan as Koizumi Yakumo, this film is a parable about how man is a creature that perpetually cannot see beyond his own reflection. 1-11 Mayıs 2009

229 229

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

BELKİ MİCHİGAN’DA / THE PIECES AT POSSIBLY IN MICHIGAN Yönetmen- Director: Cecelia Condit

12’, DVD, Renkli-Color, 1983 Maskeli bir adam alışveriş merkezinde iki kızı takip eder. Sonunda kurbanlar saldırgana dönüşür. A masked man pursues two girls through a shopping mall. In the end, the victims become the aggressors.

KISKANÇ BİR KEMİK DEĞİL/NOT A JEALOUS BONE Yönetmen- Director: Cecelia Condit

12’, DVD, Renkli-Color, , 1987 Yaşlı bir kadın, sonsuz gençlik vaat eden sihirli bir kemiği paylaşmak ümidiyle genç annesini aramaya başlar. An old woman goes looking for heryoung mother hoping to share a magic bone that promises eternal youth.

AH RAPUNZEL / OH, RAPUNZEL Yönetmen- Director: Cecelia Condit

24’, DVD, Renkli-Color, , 1996/2008 Rapunzel kuleden kaçarken Condit’in annesi de yeni ve daha iyi bir hayat sürmek için bağımsız bir yaşam merkezine gitmek üzere 50 yıllık evinden ayrılır. As Rapunzel flees the tower, Condit's mother leaves her home of 50 years for an independent living facility, and anew and better life.

ANNİE LLOYD / ANNIE LLOYD Yönetmen- Director: Cecelia Condit

17’, DVD, Renkli-Color, , 2008 Annie Lloyd hayatının son yıllarında Condit’in annesine verilen özel bir sevgililer günü hediyesidir ve aynı zamanda yaşlılığın cesaret ve yaratıcılığının tasviridir. She is an unflinching valentine to Condit's motherduring her last years and a portrayal of the creativity and courage of old age.

230

1-11 Mayıs 2009

SİNEMA DERSLERİ MASTER CLASSES

231

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

SENARYO GELİŞTİRME ATÖLYESİ

3

GÜN YÖNETMEN SENARYO

Tarih:4 Mayıs Pazartesi Yer: İBF, 117 No'lu Derslik Saat: 10:30-13:00 / 14:30-17:00 Tevfik BAŞER 1951 de Çankırı´da doğdu 1979-1980 de Eskişehir TV enstitüsünde fotograf ve grafik sanatcısı olarak çalıştı ve kameramanlık yaptı 1987 yılında Hamburg güzel sanatlar akademisinin görsel-iletişim bölümünden mezun oldu . Köln film akademisinde oyuncu ile çalışma ve yönetmenlik dersleri verdi. 1991- 2000 Filmakademisi BadenWürttembergte doçent olarak çalıştı. 2003 yılından itibaren Kadir Has üniversitesinde Öğretim görevlisi olarak çalışan Başer’in pek çok kısa metrajlı ve belgesel filminin yanısıra yönetmenliğini yaptığı’’40 metrekare Almanya"1985, "Yanlış cennete veda"1988, "Elveda yabancı"1989, adlı uzun metrajlı filmleri,Alman Televizyonu için yazdığı senaryoları vardır. Ödüller: 40 metrekare Almanya Unesco ödülü Cannes'86. Gümüs Leopard Locarno'86. Altin sincap ödülü Festikon'86 Amsterdam. Eniyi ilk film ödülü Roterdam'87. Altın film şeridi-en iyi oyuncu ödülü Özay Fecht Altın film şeridi-en iyi film müziği ödülü Yanlis Cennete Veda Grand Prix Filmfestival Strasbourg'89. Seyirci ödülü Salso Filmfestival'89. Civis ödülü '90. Altın film şeridi-en iyi oyuncu ödülü Zuhal Olcay, Elveda, Yabancı. En iyi yönetmen ödülü- Garda Filmfestival, Verona 1991 Dilekler Zamani Adolf grimme Ödülü 2005. Tevfik BAŞER Tevfik Başer was born in Çankırı in 1951. He worked as a photographer, graphic artist and camera operator at television institute in Eskişehir in 1979 and 1980. He graduated from the Visual Communication Department at Hochschule für Bildende Künste Hamburg in 1987. He gave courses about how to work with actors and film directing at Cologne Film Academy. He taught at BadenWürttemberg Film Academy between 1991 and 2000. Başer, working as an instructor at Kadir Has University since 2003, is the director of numerous shorts and documentaries in addition to the following feature-length films: “40 Quadratmeter Deutschland / Forty Square Meters of Germany” (1985), “Abschied vom falschen Paradies / Farewell to False Paradise” (1988) and “Lebewohl, Fremde / Farewell Stranger” (1989). He also wrote screenplays for the German television. Awards: 40 Quadratmeter Deutschland, UNESCO Award at Cannes Film Festival, 1986, Silver Leopard Award at Locarno Film Festival, 1986, Festikon Amsterdam 1986, The Best Debut Film, Rotterdam Film Festival, 1987, Best Actress Award at Bundesfilmpreis, Özay Fecht, Best Film Music Award at Bundesfilmpreis, Abschied vom falschen Paradies, Audience Award, Salso Film Festival, 1989, Civis Award, Cologne, 1990, Best Actress Award at Bundesfilmpreis, Zuhal Olcay, Lebewohl, Fremde, Best Director Award at Garda Film Festival, Verona, 1991, Zeit der Wünsche , Adolf Grimme Award, 2005

232

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

SENARYO GELİŞTİRME ATÖLYESİ

3

GÜN YÖNETMEN SENARYO

Tarih:5 Mayıs Salı Yer:İBF, 117 No'lu Derslik Saat: 10:30-13:00 / 14:30-17:00 Handan İPEKÇİ Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde RadyoTelevizyon eğitimi gördü. İlk yönetmenlik denemesini 1993 yılında "Kemençenin Türküsü" adlı belgeselde gerçekleştirdi. 1994 yılında ilk uzun metrajlı filmi olan "Babam Askerde" yi çekti. "Babam Askerde" Türkiye'de çeşitli ödüller almasının yanı sıra, 1995 yılında da Berlin Film Festivali'nin Panaroma bölümünde gösterildi. İkinci uzun metrajlı filmi olan "Büyük Adam Küçük Aşk" yurtiçi ve yurtdışında ödüller aldı, uluslararası film festivallerinde gösterildi. Ödüller: 2001 Antalya Altın Portakal Film Festivali, "En İyi Film" Ödülü, "Büyük Adam Küçük Aşk". 2001 Antalya Altın Portakal Film Festivali, "En İyi Senaryo" Ödülü, "Büyük Adam Küçük Aşk". 2002 Kahire Uluslararası Film Festivali, "En İyi Senaryo" Ödülü, "Büyük Adam Küçük Aşk". 2002 Kahire Uluslararası Film Festivali, "Gümüş Piramit" Ödülü, "Büyük Adam Küçük Aşk". 2002 Kahire Uluslararası Film Festivali, "Altın Piramit" Ödülü adaylığı, "Büyük Adam Küçük Aşk". 2002 Köln Akdeniz Film Festivali, "En İyi Senaryo" Ödülü, "Büyük Adam Küçük Aşk". 2003 Uluslararası İstanbul Film Festivali, Halk Ödülü, "Büyük Adam Küçük Aşk". 2003 Uluslararası İstanbul Film Festivali, "En İyi Film" Ödülü adaylığı, "Büyük Adam Küçük Aşk".. Handan İPEKÇİ She studied Radio – Television in the Faculty of Communication, Gazi University. Her first directing experience is with “Kemençenin Türküsü”, a documentary she filmed in 1993. In 1994, she filmed her first feature film “Babam Askerde”. The film won miscellaneous awards in Türkiye, and was screened in 1995 Berlin Film Festival Panorama Section. Her second feature film “Büyük Adam Küçük Aşk” won awards at home and abroad, and was screened in international festivals. Awards:2001 Antalya Altın Portakal Film Festivali, "En İyi Film" Ödülü, "Büyük Adam Küçük Aşk". 2001 Antalya Altın Portakal Film Festivali, "En İyi Senaryo" Ödülü, "Büyük Adam Küçük Aşk". 2002 Kahire Uluslararası Film Festivali, "En İyi Senaryo" Ödülü, "Büyük Adam Küçük Aşk". 2002 Kahire Uluslararası Film Festivali, "Gümüş Piramit" Ödülü, "Büyük Adam Küçük Aşk". 2002 Kahire Uluslararası Film Festivali, "Altın Piramit" Ödülü adaylığı, "Büyük Adam Küçük Aşk". 2002 Köln Akdeniz Film Festivali, "En İyi Senaryo" Ödülü, "Büyük Adam Küçük Aşk". 2003 Uluslararası İstanbul Film Festivali, Halk Ödülü, "Büyük Adam Küçük Aşk". 2003 Uluslararası İstanbul Film Festivali, "En İyi Film" Ödülü adaylığı, "Büyük Adam Küçük Aşk". 1-11 Mayıs 2009

233

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

SENARYO GELİŞTİRME ATÖLYESİ

3

GÜN YÖNETMEN SENARYO

Tarih:7 Mayıs Perşembe Yer:IBF, 117 No'lu Derslik Saat: 10:30-13:00 / 14:30-17:00 Işıl ÖZGENTÜRK 1948 yılında Gaziantep'de doğdu. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinde okudu. Üniversite yıllarında çeşitli tiyatrolarda hem yazar, hem oyuncu olarak görev aldı. Daha sonra çocuk edebiyatı alanında çeşitli ürünler verdi. Ardından yetişkinler için yazmaya başladı. Uzun yıllar Cumhuriyet Gazetesinde röportajlar yaptı. Film senaryoları ve oyunlar yazdı. "Seni Seviyorum Rosa" filminin senaryosunu yazdı ve yönetti. Seni Seviyorum Rosa filmiyle, ulusal festivallerdepek çok ödül kazandı. Senaryoları: At, Su da Yanar, Yılanı Öldürseler (Yaşar Kemal’in Yılanı Öldürseler adlı romanından), Balalayka.... Yuvadan Bir Kuş Uçtu 2003. Işıl ÖZGENTÜRK Işıl Özgentürk was born in Gaziantep in 1948. She graduated from the Faculty of Economics at Istanbul University. She worked in several theatres as a writer and actress during her studies. She first produced works in children’s literature and then started to write for adults as well. She made interviews for Cumhuriyet daily for long years. She wrote scripts and plays. She received numerous awards national festivals for “Seni Seviyorum Rosa / I Love You Rosa”, a film she wrote and directed. Her screenplays: At, Su da Yanar, Yılanı Öldürseler (adapted from Yaşar Kemal’s novel of the same title), Balalayka … Yuvadan Bir Kuş Uçtu 2003.

234 234

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

ATÖLYE ÇALIŞMASI

ÖZAY FECHT İLE KAMERA KARŞISINDA OYUNCULUK ATÖLYESİ Tarih:6 Mayıs Çarşamba Yer:Stüdyo 6 (İletişim Bilimleri Fakültesi) Saat: 10:00-13:00 / 16:00-18:00 Özay FECHT 1953 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Özay Fecht, 1971’den bu yana, çoğunlukla Berlin’de yaşadı. Ayrıca Paris ve New York’ta da bulundu. 70’li yılların başında, Berlin’de 3 yıllık bir pandomim eğitimi aldı. Almanca, İngilizce, Fransızca ve İspanyolca bilen ve konuşan Özay, 28 yıldan beri 50’ye yakın sinema ve televizyon filminde rol aldı. 2006 yılında Schauspiel Leipzig Tiyatrosu’nda sergilenen Wildfremde adlı oyunda misafir sanatçı olarak oynadı. New York’ta yaşadığı iki yıl boyunca Actors Studio’dan ve Tom Cruise, Nicole Kidman, Jennifer Lopez gibi starlara koçluk yapan Susan Batson’dan “kamera karşısında oyunculuk” eğitimi aldı. Tevfik Başer’in yönetmenliğini yaptığı 40 m2 Almanya filmindeki başrolü ile Almanya’nın Oscar’ı olan Bundesfilmpreis En İyi Kadın Oyuncu ödülünü aldı. Erden Kıral’ın yönettiği Mavi Sürgün filmindeki rolü ile de Türkiye’de Sinema Yazarları Derneği tarafından verilen En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödülünü aldı. 2007’de İstanbul’a yerleşen Özay Fecht, bir yandan “kamera karşısında oyunculuk” dersleri verirken, bir yandan da oyuncu koçluğu yapmaya devam ediyor. Kendisinden eğitim alanların arasında Tuba Büyüküstün, Belgüzar Korel, Fahriye Evcen, Kivanc Kasabali, Uğur Aslan, Burhan Öcal, Gökhan Tepe ve Tolgahan Sayışman da var. Özay Fecht, bu arada kısa film çalışmalarını sürdürüyor. Senaryosunu yazdığı, yönetmenliğini yaptığı ve başrolünü oynadığı The Button’u çektikten sonra son olarak “The Touch” adlı kısa filmini de tamamladı. Özay FECHT Born in Istanbul in 1953, has been mostly living in Berlin since 1971. She also lived in Paris and New York. In the early 1970s, she received three-year pantomime training. Fecht, speaking German, English, French and Spanish, has taken part in about 50 films and television productions in 28 years. In 2006, she had been a guest actress in Wildfremde staged at Schauspiel Leipzig Theatre. During the two years she lived in New York, Fecht received “acting for the camera” training at Actors Studio and from Susan Baston, the coach of such stars as Tom Cruise, Nicole Kidman and Jennifer Lopez. She earned the Best Actress Award at Bundesfilmpreis, the Oscar Awards of Germany, for her leading role in “Forty Square Meters of Germany” directed by Tevfik Başer. She received the Award for Best Supporting Actress granted by Turkish Film Critics Association for her role in “Mavi Sürgün / The Blue Exile” directed by Erden Kıral. Beginning to live in Istanbul in 2007, Özay Fecht is giving “acting for the camera” trainings and also working as an acting coach. Among her trainees are Tuba Büyüküstün, Belgüzar Korel, Fahriye Evcen, Kıvanç Kasabalı, Uğur Aslan, Burhan Öcal, Gökhan Tepe and Tolgahan Sayışman. Further, Özay Fecht continues to work on short films. Following “The Button”, which she wrote and directed and in which she acted as well, she has recently completed “The Touch”. 1-11 Mayıs 2009

235 235

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

SEMİNER “SİZ HANGİ TARAFTASINIZ? KEN LOACH’UN YAŞAMI VE YAPITLARI” WHICH SIDE ARE YOU ON? THE LIFE AND WORK OF KEN LOACH Tarih: 7 Mayıs Perşembe Yer: İBF, 206 No'lu Derslik Saat: 10:00-13:00 / 14:30-17:00 John CUNNINGHAM İngiltere’de Sheffield Hallam Üniversitesi’nde sinema çalışmaları alanında öğretim elemanı olarak çalışmaktadır ve bu yılın sonuna doğru Intellect (İngiltere) tarafından yayınlanacak yeni bir derginin “Studies in Eastern European Cinema / Doğu Avrupa Sineması Çalışmaları”nın editorüdür. 1990’lı yılların büyük bir kısmında Macaristan’da öğretmenlik yapmıştır ve “Hungarian Cinema; From Coffee House to Multiplex” (Wallflower Press, 2003) ile Orta Avrupa sineması üzerine diğer bir takım çalışmaların yazarıdır. 2008 yılında Romanya’nın Cluj-Napoca kentinde Sapientia Üniversitesi’de İngiliz yönetmen Ken Loach’un çalışmaları hakkında bir sunum yapmıştır. Ayrıca İngiliz Madenci Grevininin (1984-5) 25. yıldönümünde Ken Loach ile soru- cevap bölümü de içeren kısa bir film sezonu organize etmiştir. Şu günlerde tanınmış Macar yönetmen Istvan Szabo filmleriyle ilgili kitabını tamamlamaktadır. John CUNNINGHAM John Cunningham is a Senior Lecturer in Film Studies at Sheffield Hallam University, UK and the editor of Studies in Eastern European Cinema, a new journal to be published by Intellect (UK) towards the end of this year. He taught in Hungary for most the 1990s and is the author of “Hungarian Cinema; From Coffee House to Multiplex” (Wallflower Press, 2003) and other works on Central European cinema. In 2008 he gave a presentation on the work of British director Ken Loach at Sapientia University in Cluj-Napoca, Romania. He has also organised a short season of films for the 25th Anniversary of the British Miners' Strike (1984-5) which included a question and answer session with Ken Loach. He is currently finishing a book on the films of István Szabó, the well-known Hungarian director.

Film Gösterimi: KES Film Screening:

236 236

7 Mayıs Perşembe Saat: 10:00 İ.B.F. 206 No'lu Derslik

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

SEMİNER

ASYA’DA FİLM YAPMAK / FILMING ASIA Tarih: 6 Mayıs Çarşamba Yer: İBF, 117 No'lu Derslik Saat: 14:00-17:00 Fran BORGIA İspanya’nın güneyinde doğdu. Londra, Barselona ve Singapur’da sinema eğitimi aldı. “Asia” (2004) ve “Para Asia” (2007) adlı yapıtların yazar ve yönetmenliğini yaptı. Bu filmler Fransa, Portekiz, İspanya, İngiltere, Kanada, Japonya ve Singapur’da uluslararası film festivallerinde gösterilmiştir. Fran BORGIA He was born in southern Spain. He studied cinema in London, Barcelona and Singapore. His films have been shown internationally in film festivals in France, Portugal, Spain, UK, Canada, Japan and Singapore.

SEMİNER KİŞİSEL ANLATI / KİŞİSEL BELGESEL PERSONAL NARRATIVE/PERSONAL DOCUMENTARY Tarih: 8 Mayıs Cuma Yer: İBF, 117 No'lu Derslik Saat: 14:00-17:00 Cecelia CONDIT Pennsylvania Güzel Sanatlar Akademisi’nde heykel eğitimi aldı, Philadelphia Sanat Okulu’nda heykelcilik üzerine lisans derecesi ve Philadelphia Tyler Sanat Okulu’nda fotoğrafçılık alanında yüksek lisans derecesi aldı. Guggenhein Vakfı, Amerikan Film Enstitüsü, Ulusal Sanat Vakfı (the National Endowment for the Arts) ve Mary L. Nohl Vakfı bursları da dahil olmak üzere birçok burs ve ödül aldı. Videoları aralarında Paris Bienali, New York Modern Sanatlar Müzesi, Pittsburg Carnegie Sanat Müzesi, Boston Çağdaş Sanatlar Müzesi ve Milwaukee Sanat Müzesi’nin de olduğu pek çok uluslararası kuruluş ve festivallerde gösterildi. Condit, halen Wisconsin Universitesi–Milwaukee’de sinema ve video alanında öğretim üyesi ve Sinema Bölümü lisansüstü eğitim programları direktörü olarak çalışmaktadır. Cecelia CONDIT Cecelia Condit studied sculpture at the Pennsylvania Academy of Fine Arts, received a B.F.A. in sculpture at the Philadelphia College of Art, and a M.F.A. in photography from Tyler School of Art, Philadelphia, PA. She has received numerous awards including grants from the Guggenhein Foundation, the American Film Institute, the National Endowment for the Arts and the Mary L. Nohl Foundation. Her videos have been widely shown internationally at institutions and festivals including the Paris Biennale; The Museum of Modern Art, NY; the Carnegie Museum of Art, Pittsburgh; The Institute of Contemporary Art, Boston; The Milwaukee Art Museum, WI. She is currently a professor of film and video and director of graduate studies in the Department of Film at the University of Wisconsin-Milwaukee.

1-11 Mayıs 2009

237 237

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

SEMİNER

BİR BELGESEL FİLM YAPMAK Tarih: 5 Mayıs Salı Yer: İBF, 206 No'lu Derslik Saat: 10:00-13:00 Ethem ÖZGÜVEN 1962 yılında doğdu. New York Woodstock Yüksek Sanat Okulunda, Hacettepe Üniversitesi Ekonomi Fakültesinde ve Anadolu Üniversitesi Sinema ve Televizyon Bölümünde eğitim gördü, 1992 yılından beri eşiyle kurduğu FIMA´yi (Uluslararası Fima Video Atölyeleri ve Kültürlerarası Medya Çalışmalarını Destekleme Derneği - Association for Support of Intercultural Work in the Media) yönetmektedir. Akademi İstanbul, Beykent Üniversitesi, Marmara Üniversitesi, Viyana Gazetecilik Enstitüsü, Yıldız Üniversitesi, Bilgi Üniversitesinde ders verdi. Vega Film, Antalya Altın Portakal Vakfı, Şizofreni Dostları Derneği, Vehbi Koç Vakfı, Kas Hastalıkları Derneği, Mayın Karşıtı Platform, Barışa Rock, Şizofreni Dostları Derneği gibi kurum ve derneklerle projeler gerçekleştirdi. Kısa, deneysel, belgesel filmleri var. “Uluslararası Fima Video Atölyeleri” , “Ulusal Çevre Senaryo Ödülleri”, “Antalya Uluslararası Kısa Film Video Festivali” kurucusu. Ethem ÖZGÜVEN He was born in 1962. He gave lectures at Academy Istanbul, Beykent University, Marmara University, Yıldız University. Since 1999 he has been teaching at Istanbul Bilgi University. He directed short films, videoart and documentaries since 1986. Since 1990 he teaches at “international video workshops” which was founded by him, Walter Pucher and Petra Holzer. International Video workshops hosted until 2002 more than 150 participants from 20 different countries. He gives workshops and seminars about video-art and documentary in Turkey and abroad. With his wife, Özgüven founded the Association for Support of Intercultural Work in the Media. He directed in 1995 and 1996 "Golden Orange International Short Film and Documentary Festival" and “The Environmental Scenario and Production Awards” in 1997, 1998 and 1999.

Petra HOLZER Studied Media/Communication Studies and Theater/ Film/Media at the University of Vienna. Lives and works as documentary maker and researcher in Istanbul. Currently she works on projects at Karşı Sanat Çalışmaları. Petra HOLZER Viyana Üniversitesi’nde Medya/İletişim ve Tiyatro/ Sinema/Medya eğitimi aldı. Belgesel yapımcısı ve araştırmacı olarak İstanbul’da yaşamakta ve çalışmaktadır. Karşı Sanat Çalışmaları’nın projelerinde görev almaktadır.

Film Gösterimi: 4857

238 238

1-11 Mayıs 2009

SERGİ EXHIBITION

239

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali BERTRAND STERN 3 Ekim 1929’da dünyaya gelen Bertrand Stern, Amerikalı bir moda ve portre fotoğrafçısıdır. En önemli eseri kuşkusuz 2500 fotoğraftan oluşan Marilyn Monroe koleksiyonudur: The Last Sitting. Bu koleksiyonu Monroe’nun ölümünden altı hafta önce üç gün boyunca çekim yaparak Vogue için oluşturmuştur. Stern 1992 yılında bu yapıtı yayınlamıştır: The Complete Last Sitting. Bu kitapta ikinci çekim gününden sonra Monroe’dan çok etkilendiğini, ancak daha sonra Monroe’nun ciddi bir sıkıntısı olduğunu fark ettiğini anlatmaktadır. Stern ayrıca 1958 Newport Caz Festivali’ni anlatan “Jazz on a Summer’s Day” adlı bir belgesel film yönetmiştir. 1999 yılında ABD Kongre Kütüphanesi (Library of Congress) bu filmin “kültürel önem” taşıdığını kabul etmiştir ve film Ulusal Film Arşivi’nde (National Film Registry) saklanmak üzere seçilen filmler arasına girmiştir. Küratör Reinhard Schultz (Galerie Bilderwelt, Berlin) BERTRAND STERN Bertrand Stern (born 3 October 1929) is an American fashion and celebrity portrait photographer. His best known work is arguably The Last Sitting, a collection of 2,500 photographs taken of Marilyn Monroe over a three day period, six weeks before her death, taken for Vogue. Stern published Marilyn Monroe: The Complete Last Sitting in 1992. In it, he recounted being enchanted by her until a near-intimate encounter after the second day of shooting; he then realized that she was deeply troubled. He also directed Jazz on a Summer's Day, a 1959 documentary film set at the 1958 Newport Jazz Festival. In 1999 the film was deemed "culturally significant" by the United States Library of Congress and selected for preservation in the National Film Registry. Curator Reinhard Schultz (Galerie Bilderwelt, Berlin)

3- 7 Mayıs 2009 Açılış: 3 Mayıs 2009 Saat: 16:00 Espark 240 240

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

KIRILGAN BİR HAYAT MARILYN MONROE A FRAGILE LIFE Fotoğraflar/Photos By Bert Stern & Others Küratör/Curator :Reinhard Schultz 1-11Mayıs 2009

241 241

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali BERGMAN İLE BULUŞMALARIM Işık Ingmar Bergman’ın üzerinde. Ingmar Bergman ile 1957 sonbaharında Malmö Şehir Tiyatrosu’nda tanıştım. Fotoğrafçı/muhabir olarak İsveç fotoğraf dergisi Se için Bergman’ın birkaç fotoğrafını çekecektim. Toplantıya 30 dakika erken gelip karanlık ve boş oditoryumda beklemeye başladım. Bergman sahnede kendi kendine vakit geçirmekteydi. Leica marka fotoğraf makinemle bir kaç fotoğraf çektim. Bergman aniden öfkelenip tepkisini ifade edecek birkaç şey söyledi. Efsanevi siniri ortaya çıkmıştı. Kafeteryaya sığındım. Az sonra, özür dileyerek yanıma geldi ve işimi tamamlamama izin verdi. Çektiğim porte bir klasik haline geldi ve Gripsholm Kalesi’ndeki İsveç Ulusal Fotoğraf Galerisi koleksiyonuna dahil edildi. Daha sonra, Ingmar Bergman ile “Bakire Bahar”ın çekimleri sırasında karsılaştım. O sırada, Veckojournalen dergisi adına çalışıyordum ve Bergman sonradan bana bir teşekkür notu gönderdi. Malmö’de günlük bir gazete olan Sydsvenska Dagbladet’de fotoğraf editörü olarak bir kaç yıl çalıştıktan sonra İsveç Televizyonu için serbest çalışmaya başladım. Şubat 1985’te “Kırık Kalpler’in yapımıyla ilgili bir belgesel hazırlamak ister misin?” diye sorduklarında cevabim “Evet, lütfen” oldu. Ingmar Bergman, Ulla Isaksson’un “De två saliga” romanından bir alıntı yaparak kendi senaryosunu oluşturmuştur. Bu yapım İsveç televizyonunda ve Uppsala Katedrali’nde gösterildi. Ingmar Bergman ve aktörler Harriet Andersson ve Per Myrberg ile ilgili belgeselim çok büyük ilgi gördü. Benim varlığım bu eserde fark edilmemeli. Bir anın dahi kaçırılması kaybedilmiş bir fotoğraf anlamına gelebilirdi. Saniyenin zilyonda birine ayarlanmış bir poz hafızalara kazınacak bir fotoğraf anlamına gelebilirdi. Bu eşsiz resimlerin, unutulmaya yüz tutmuş arşivlerin derinliklerinden çıkarılması 23 sürdü. Ove Wallin MY ENCOUNTERS WITH INGMAR BERGMAN Spotlight on Ingmar Bergman. The first time I met Ingmar Bergman was in autumn 1957 at the Malmö City Theatre. My assignment as a reporter/photographer was to shoot some portraits of Bergman for the photo magazine, Se. I arrived for our meeting 30 minutes early and took a seat in the dark and empty auditorium. Bergman was pottering about by himself on stage. I snapped a couple of flash shots with my Leica. Bergman exploded and hurled a few well-aimed expletives in my direction. His legendary temper had spoken. I retreated to the cafeteria. A little later, Bergman joined me, apologised, and let me finish my job. The resulting portrait became a classic and was later acquired by the Swedish National Portrait Gallery at Gripsholm Castle. I then met Ingmar Bergman while he was shooting The Virgin Spring. This time I was on an assignment for the magazine Veckojournalen, and afterwards Bergman sent me a thank you note. After working for a few years as photo editor on Sydsvenska Dagbladet, a daily paper in Malmö, I started to freelance for Swedish Television. In February 1985, they asked me; “Would you like to do a documentary on the making of The Blessed Ones?”. I answered “Yes please”. Ingmar Bergman had extracted an excerpt from Ulla Isaksson’s novel De två saliga and written his own script. This drama production was filmed at Swedish Television and in Uppsala Cathedral. My documentary on Ingmar Bergman and actors Harriet Andersson and Per Myrberg took huge concentration. My presence should go completely unnoticed. A moment’s lapse could mean a picture lost. An exposure timed to the zillionth of a second could mean a picture memorable. It has taken 23 years for this unique series of photos to emerge from the oblivious depths of the archives. Ove Wallin

242 242

4- 11 Mayıs 2009 İletişim Bilimleri Fakültesi Açılış: 4 Mayıs 2009 Saat: 17:00 1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

BERGMAN İLE BULUŞMAM MY ENCOUNTERS WITH BERGMAN Fotoğraflar/Photos By Ove Wallin

1-11Mayıs 2009

243 243

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

AÇILIŞ PARTİSİ / OPENING PARTY

KONSER SARPER SEMİZ GROUP HAYAL ESKİŞEHİR

2 Mayıs Cumartesi Saat: 23:00 Giriş: 20 TL 244

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

ANILAR... KONUKLAR... 10. ULUSLARARASI ESKİŞEHİR FİLM FESTİVALİ 2008

1-11 Mayıs 2009

245

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

ANILAR... KONUKLAR... 10. ULUSLARARASI ESKİŞEHİR FİLM FESTİVALİ 2008

246

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

ANILAR... KONUKLAR... 10. ULUSLARARASI ESKİŞEHİR FİLM FESTİVALİ 2008

1-11 Mayıs 2009

247

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

ANILAR... KONUKLAR... 10. ULUSLARARASI ESKİŞEHİR FİLM FESTİVALİ 2008

248 248

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

ANILAR... KONUKLAR... 10. ULUSLARARASI ESKİŞEHİR FİLM FESTİVALİ 2008

1-11 Mayıs 2009

249 249

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

ANILAR... KONUKLAR... 10. ULUSLARARASI ESKİŞEHİR FİLM FESTİVALİ 2008

250 250

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

ANILAR... KONUKLAR... 10. ULUSLARARASI ESKİŞEHİR FİLM FESTİVALİ 2008

1-11 Mayıs 2009

251 251

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

ANILAR... KONUKLAR... 10. ULUSLARARASI ESKİŞEHİR FİLM FESTİVALİ 2008

252 252

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

ANILAR... KONUKLAR... 10. ULUSLARARASI ESKİŞEHİR FİLM FESTİVALİ 2008

1-11 Mayıs 2009

253 253

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

ANILAR... KONUKLAR... 10. ULUSLARARASI ESKİŞEHİR FİLM FESTİVALİ 2008

254

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

ANILAR... KONUKLAR... 10. ULUSLARARASI ESKİŞEHİR FİLM FESTİVALİ 2008

1-11 Mayıs 2009

255

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

ANILAR... KONUKLAR... 10. ULUSLARARASI ESKİŞEHİR FİLM FESTİVALİ 2008

256 256

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

ANILAR... KONUKLAR... 10. ULUSLARARASI ESKİŞEHİR FİLM FESTİVALİ 2008

1-11 Mayıs 2009

257 257

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

ANILAR... KONUKLAR... 10. ULUSLARARASI ESKİŞEHİR FİLM FESTİVALİ 2008

258 258

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

ANILAR... KONUKLAR... 10. ULUSLARARASI ESKİŞEHİR FİLM FESTİVALİ 2008

1-11 Mayıs 2009

259

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

ANILAR... KONUKLAR... 10. ULUSLARARASI ESKİŞEHİR FİLM FESTİVALİ 2008

260

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

ANILAR... KONUKLAR... 10. ULUSLARARASI ESKİŞEHİR FİLM FESTİVALİ 2008

1-11 Mayıs 2009

261

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

ANILAR... KONUKLAR... 10. ULUSLARARASI ESKİŞEHİR FİLM FESTİVALİ 2008

262 262

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

ANILAR... KONUKLAR... 10. ULUSLARARASI ESKİŞEHİR FİLM FESTİVALİ 2008

1-11 Mayıs 2008

263 263

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

ULUSLARARASI ESKİŞEHİR FİLM FESTİVALİ FESTİVAL EKİBİ

264 264

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

ULUSLARARASI ESKİŞEHİR FİLM FESTİVALİ FESTİVAL EKİBİ

1-11 Mayıs 2008

265 265

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

FİLM DİZİNİ 4857 188 9.99 Dolar 200 A Açlık 42 Ah, Rapunzel 230 Ahmaklar ve Melekler 198 Akış: Su Aşkına 178 Ali'nin 8 Günü 156 Anna ve Bella 206 Annie Lloyd 230 Arles’te Yatak Odası 207 Arzunun O Belirsiz Nesnesi 66 Asya 228 Asya İçin 228 B Baba ve Kızı 208 Bekleyen Kadınlar 82 Belki Michigan’da 230 Benim Ağacım 219 Benim Kilisemden Bir Film-6 Çiftlik 226 Bergman Adası 185 Beşir’le Vals 194 Bizim Deniz 189 Bu Senin Hayatın 120 Buzlar Kırılınca 213 Burjuvazinin Gizemli Çekiciliği 62 Bütün O Kadınlardan Söz Etmeden 86 Büyükannem 219 C-Ç Changi Resimleri 229 Çığlıklar ve Fısıltılar 88 D Daima Mutlu 100 Devrimci Gençlik Köprüsü 172 Dilber'in 8 Günü 154 Donmuş Irmak 50 Düşüş 104 E Eve Dönüş 221 Evim Cennetim 221

266 266

G Gir Kanıma 162 Gitmek 130 1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

Gomorra 92 Gökten Üç Elma Düştü 150 Gölge 132 Gündüz Güzeli 58 Güneşin Oğlu 152 Güz Sonatı 89 H Hakikat 187 Halkın Başkanı : İnsan ,Efsane ve Medya 180 Hamburger Yüzünden 226 Hangi Savaş 213 Hayat Var 134 Hoşgeldin Bebek 212 I-İ Id 217 İki Kişilik Birliktelik 220 İşkenceye Tolerans 214 J James 225 Johannes Vermeer’in İncili Kızı 207 K Kadın Düşleri 84 Kadının Adı Var 191 Kamera Karşısında Oyunculuk 227 Kar 44 Kasapoğlu 216 Kerkenez 110 Kırda Bir Pazar 74 Kıskanç Bir Kemik Değil 230 Kıyamet: Yeniden 102 Kız Kardeşim-Mommo 128 Kontes 106 Kral Lear – Aşktan Kaçış 229 Kurban Bayramı 218 Küçük Deniz Kızı Ponyo 196 L La Salamander 118 M Manyetik Film 224 Monika’yla Bir Yaz 83 Moskova, Belçika 46 Müze 210 N Naklen Ölüm 76 Nokta 136 1-11 Mayıs 2009

267 267

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

O-Ö Omuz Omuza 170 Ormanda Yaşıyorum 225 Ölüm Çığlığı 164 Önüm Arkam Sobe 190 Özgürlük Hayaleti 60 P Pal-Secam 223 Pandoranın Kutusu 138 Pas A Deux 209 Pazar: Bir Ticaret Masalı 140 Persona 87 Ping Pong Kralı 40 R Ricky 96 S-Ş Sapak 218 Sessiz Kızlar 220 Short Term 12 223 Sıcak 148 Sientje 206 Sil Baştan 72 Sınıf 94 Sinope’nin Yolculuğu 215 Sis 222 Somers Town 108 Sonbahar 146 Sputnik Çılgınlığı 182 Şampiyon 98 T Teldeki Adam 168 Temas 212 The Bohemian Rhapsody Projesi 228 Tutanamayanlar 191 U-Ü Unmistaken Child 174 Usta 158 Üç Maymun 142 V-W Vicdan 144 Wendy ve Lucie 48 Y Yalnız Adam 116 Yansıma 229 Yaşamın Eşiğinde 85 Yumurtayı Öldürmek 208 Z Zor 215

268

1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

INDEX $9.99 200 4857 188 A A Film From My Parish – 6 Farms 226 A Man Alone 116 A Summer With Monika 83 A Sunday in the Country 74 Acting for the Camera 227 Alethea 187 Ali’s Eight Days 156 Anna And Bella 206 Annie Lloyd 230 Apocalypse Now: Redux 102 Asia 228 Autumn 146 Autumn Sonata 89 B Beauty of the Day 58 Bergman Island 185 Brink Of Life 85 C Clean Slate 72 Conscience 144 Cries And Whispers 88 D Death Watch 76 Dilber’s Eight Days 154 Dreams 84 F Father And Daughter 208 Flow: For Love Of Water 178 For Asia 228 From Burger It Came 226 Frozen River 50 G Girl With the Pearl By Johannes Vermeer 207 Gomorra 92 H Happy-Go-Lucky 100 Hard 215

1-11 Mayıs 2009

269 269

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

Haze 222 Hunger 42 I-J I Live in the Woods 225 Id 217 Idiots And Angels 198 James 225 K Keluar Baris 221 Kes 110 King Lear- The Avoidance Of Love 229 L La Salamander 118 Let the Right One In 162 Losers 191 M Magnetic Movie 224 Man On Wire 168 Marenostrum 189 Moscow, Belgium 46 Museum 210 My Grandmother 219 My Home My Heaven 221 My Marlon And Brando 130 My Only Sunshine 134 My Tree 219 N Not A Jealous Bone 230 O Oh, Rapunzel 230 Olly, Olly Oxen Free! 190 P Pal-Secam 223 Pandora’s Box 138 Pas A Deux 209 Persona 87 Ping Pong Kingen 40 Ponyo On The Cliff 196 R Rec 164 Reflections 229 Revolutionist Youth Bridge 172 Ricky 96 S Sapak 218

270 270

270 1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

Secrets Of Women 82 Shadow 132 Short Term 12 223 Shoulder To Shoulder 170 Sientje 206 Silent Girl 220 Sinope’s Journey 215 Snow 44 Somers Town 108 Son For The Sun 152 Sputnik Mania 182 T That Obscure Object of Desire 66 The Bedroom at Arles 207 The Bogeyman 128 The Bohemian Rhapsody Project 228 The Butcherson 216 The Changi Murals 229 The Class 94 The Countess 106 The Dot 136 The Fall 104 The Feast of Sacrifice 218 The Glow 148 The Killing of an Egg 208 The Market- A Tale of Trade 140 The Milky Way 64 The Secret Charm of the Bourgeoisie 62 The People’s President: Man, Myth And Media 180 The Phantom Of Liberty 60 The Pieces At Possibly In Michigan 230 The Touch 212 The Wrestler 98 Thıs Is Your Life 120 Three Monkeys 142 Three Apples Fell From the Sky 150 To Say Nothing About These Women 86 Tolerating Torture 214 Twogether 220 U Unmistaken Child 174 Usta 158 V-W Waltz With Bashir 194 Welcome Baby 212 Wendy & Lucie 48 When The Ice Is Broken 213 Which War 213 Women Do Have Name 191 1-11 Mayıs 2009

271 271

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

NOTLAR

272 272

272 1-11 Mayıs 2009

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

NOTLAR

1-11 Mayıs 2009

273 273

11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

NOTLAR

274

1-11 Mayıs 2009


11. Uluslararası Eskişehir Film Festivali